Ana Sayfa Blog Sayfa 249

Şênê Yaylası’nda ‘askeri üs’ için orman kıyımı sürüyor

Şênê Yaylası’nda askeri üs bölgesi için başlatılan orman kıyımı sürerken, odunlar korucular tarafından kamyonlarla farklı bölgelere taşınıyor

Kurdistan’da operasyon adı altında ağaç kıyımı sürüyor. Amed ile Mûş sınırları arasında kalan Şênê Yaylası (Şenyayla) bölgesinde askeri üs bölgesi için korucular tarafından ağaçlık alanın yok edildiği öğrenildi.

Koçerlerin uğrak yeri

Şênê Yaylası, Andok, Serê Spi, Warê Şêra ve Dorşin dağlarının eteklerinde bulunan geniş bir bölge 1980’lı yıllardan sonra “güvenlik” gerekçesiyle burada yaşayan insanlar baskı altına alındı ve birçoğu göçe zorlandı. 2013-2015 yılları arasında “Çözüm süreci” döneminde bazı yurttaşlar köylerine geri döndü. Ayrıca bölge koçerlerin uğrak yeri oldu. Bitki çeşitliliği ve soğuk sularıyla bilinen bölge, 2015 yılında yeniden çatışmaların başlamasıyla “özel güvenlik bölgesi” adı altında yasaklanmaya başlandı. Bölge, daha önce Amed’e bağlıyken, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Mûş’a bağlandı.

2 askeri üs kurulumuna başlandı

Yasakların yanı sıra geçtiğimiz yıl bölgede 2 askeri üssün yapımına başlandı. Askeri üs bölgelerinin yapılacağı bölgelerde aralıksız bir şekilde ağaçlar kesilmeye başlandı. Korucular tarafından yapılan kesilen ağaçlar, Şirnex’te olduğu gibi kamyonlara yüklenerek farklı bölgelere taşınıyor. Çekilen görüntü ve fotoğraflara göre, şimdiye kadar büyük bir ormanlık alanın yok edildiği görülüyor.

Yurttaşlar tepkili

Güvenlik gerekçesiyle isminin haber yazılmasını istemeyen bölge sakinlerinden bir yurttaş, “Ağaç kesimine karşı bu senenin Mart ayında Mûş merkezdeki alay komutanlığına gittik. Alay Komutanı, ‘2 üs bölgesi yapacağız. Sadece 40-60 metre aşağılarda ağaç kesimi yapacağız. Ya siz kesersiniz ya da biz keseriz’ dedi” diye aktardı.

Kesilen ağaçlar çevre illere taşınıyor

Bölgedeki kıyımın geçtiğimiz yılın Ekim ayından bu yana devam ettiğini belirten yurttaş, “Ağaç kesimi şuan durmuş durumda. Ama Şubat ayından bu yana kesilen ağaçlar, kesim yapılan yerden taşınıyor. Ağaçlar, Kızılağaç beldesinden gelen korucu Ü.K. tarafından kesiliyor. Yine bunun nakliye işini ise Y.Ç. adlı kişi yapıyor. Kesilen ağaçlar kamyonlarla çevre illere taşınıyor. Agirî, Mûş, Amed, Riha ve özellikle Êlih’e taşınıyor” şeklinde konuştu.

Kaynak: MA

#Şênê #Yaylasında #askeri #üs #için #orman #kıyımı #sürüyor

Buca’da orman yangını

Buca ilçesi Karaağaç Koşuyolu mevkiinde orman yangını çıktı

Yaz aylarının başlamasıyla birlikte orman yangınları da artmaya başladı. İzmir ‘in Buca ilçesinde Karaağaç Koşuyolu mevkiinde saat 11.30 sıralarında orman yangını çıktı. Haber verilmesi üzerine bölgeye sevk edilen itfaiye ekipleri, yangına müdahele etmeye çalışıyor.

Bölgeye Orman Genel Müdürlüğü’ne ait 5 helikopter, 2 uçak, 19 arazöz, 5 su ikmal, 3 ilk müdahale ekibi ve 4 dozer sevk edildi.

Ekiplerin alevlere havadan ve karadan yangını söndürmeye çalıştığı belirtildi.

İZMİR

#Bucada #orman #yangını

Dağ ve Er’in başlattığı açlık grevi 40’ıncı güne girdi

Hewlêr Cezaevi’nde tutulan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’in hak ihlallerine karşı başlattığı açlık grevi 40’ıncı güne girdi

Federe Kurdistan Bölgesi’nde 17 Temmuz 2019’da Türkiye’nin Hewlêr Başkonsolosluğu’nda grevli diplomat Osman Köse ile Irak vatandaşı Neriman Osman ve Beşdar Ramazan’a yönelik saldırı gerekçe gösterilerek tutuklanan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er, tutuklu bulundukları Hewlêr Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı günlerdir açlık grevinde.

Dağ ve Er’in, keyfi arama, fiziki şiddet ve hakaret, tek tip elbise dayatmasına karşı 18 Mayıs’ta başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi 40’ıncı güne girdi.

Daha önce de girmişlerdi

Dağ ve Er, tutuldukları cezaevinde işkence ve hak ihlallerine karşı 28 Eylül 2022’de açlık grevi eylemi başlatmış, taleplerinin kabul edilmesi üzerine 14’üncü gününde eylemi sonlandırmıştı. Dağ ve Er, ihlallerine karşı 13 Şubat 2022’de de ölüm orucu eylemi başlatmış, taleplerin kabul edilmesi üzerine 9’uncu gününde eyleme son vermişti.

Dağ ve Er, ihlallerin sürmesi üzerine 18 Mayıs’ta tekrar süresiz dönüşümsüz açlık grevi başlatmıştı.

DIŞ HABERLER

#Dağ #Erin #başlattığı #açlık #grevi #40ıncı #güne #girdi

İnfaz yakma işkenceye döndü: Tüm demokratik kurum ve örgütlere sorumluluk düşüyor

Tahliyesi iki kez ertelendikten sonra serbest bırakılan Ferit Orak, infaz yakmanın işkenceye döndüğünü söyledi

Tutukluların yaşadıkları hak ihlalleri, “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik”in 31 Mart 2020’den itibaren yürürlüğe girmesi sonrası daha da arttı. Yönetmenlikten bir yıl sonra cezaevlerinde oluşturulan İdare ve Gözlem Kurulu (İGK), infazlarını tamamlayan tutukluların tahliyesini engelliyor. Uygulama için pilot cezaevi seçilen Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 35 yaşındaki Ferit Orak’ın da tahliyesi iki kez ertelendi.

Cezaevlerinde 14 yıl tutulan Orak, 16 Aralık 2022 tarihinde tahliye olması gerekirken, şartlı tahliye hakkı iki kez 3’er ay ertelendi. Orak, 7 yıl tutulduğu Bolu Cezaevi’nde 16 Haziran’da tahliye edildi. Orak, cezaevinde yaşanan ihlalleri ve tutukluların durumuna dair konuştu.

İnfaz yakma işkenceye dönüşmüş durumda

Bolu’da son 3 yılda 20’den fazla kişinin tahliyesinin engellendiğini aktaran Orak, bu süre içerisinde sadece 2 tutuklunun tahliye edildiğini kaydetti. Orak, “İnfazlar keyfi olarak 3 veya 6 ay erteleniyor. Neden serbest bırakılmıyor? Bildirilmiyor. Tahliye günü geldiğinde kapıdan bir kağıt atıp gidiyorlar. Eskiden gerekçeleri vardı, şimdi gerekçe sunmaya bile gerek duymuyorlar. Bolu Cezaevi’nde infaz yakma işkenceye dönüşmüş durumda çünkü keyfi bir şekilde yakıyorlar. Örneğin; Deniz Güzel adlı tutuklu bir buçuk yıldır fazladan cezaevinde yatıyor. Buda yetmiyor ‘kamerayı tahrip etme’, ‘gardiyanlar karşı çıkma’, ‘sayım zamanında ayağa kalkmama’ ve ‘çöpü atmama’ gerekçeleriyle cezalar veriliyor” diye belirtti.

Müebbet hapis cezası verilen Adnan Karataş’ın  tahliyesinin “pişmanlık” dayatmasını kabul etmediği için bir yıldır engellendiğine dikkati çeken Orak, “İki yıldır infaz kanunu çıkarmışlar, bu yolla da zindandaki hak ve kanunları ayaklar altına alıp işkenceyi daha da arttırdılar” ifadelerini kullandı.

Hasta tutukluları öldürmek istiyorlar

Cezaevindeki ağır hasta tutuklular Muzaffer Alkış, Levent Cin ve Cemal Tarhan’ın durumuna değinen Orak, “Alkış ve Tarhan’ı, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na götürdüler. Her biri 70-80 yaşında kendi başlarına yemek yiyip, yürüyebilecek durumda değiller. Bütün bu sorun sıkıntılarına rağmen ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verildi. Cemal Tarhan’ı en son arkadaşların yardımıyla koridorda yürürken görebildim. Yargı ve cezaevi yönetimi onu cezaevinde öldürmek istiyor. Bütün hasta tutsaklar 30 yılı aşkın süredir cezaevindeki arkadaşlar. Onları tabutla dışarı çıkarmak istediklerini açık bir şekilde dile getiriyorlar” dedi.

Ölüm döşeğinde tahliye ediyorlar

Hasta tutukluların tabut içerisinde cezaevinden çıkarıldığını belirten Orak, Sadece Bolu Cezaevi’nde bir yıl içerisinde 3 tutuklunun yaşamını yitirdiğini vurguladı. Orak,: “Kanser hastalığına yakalanmış Mehmet Emin Çelebi adında bir tutuklu vardı. Ne yaptıysak sesimizi dışarı ulaştıramadık. Devlet ilgilenmedi, kulak asmadı ve ölüm derecesine geldikten sonra Ankara’ya gönderildi. Gönderildikten 2-3 gün sonra hayatını kaybetti. Yani ölüm döşeğinde serbest bıraktılar. Hala ağır hasta tutsaklar var. Hayati Kaytan ve Civan Boltan bunlardan bir kaçı. Boltan’ın bir kolu ve gözü yok, özel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Durumunu aktardığımızda ‘Civan Boltan’ı tanıyoruz, nasıl bu hale geldiğini biliyoruz ve tedavi etmiyoruz’ cevabını veriyorlardı. Yine Hayati Kaytan’ın başında ur var, birçok kez ameliyat oldu, hayati tehlikesi var” dedi.

Bulaşıcı hastalıklar arttı

Son zamanlarda cezaevinde bulaşıcı hastalıkların şüpheli bir şekilde artığına da dikkat çeken Orak, “Bir defa boğaz bir kez de bağırsak enfeksiyonu geçirdim. Bir hafta süresince ilaçlara ulaşamadım. Su, çoğu zaman bulanık bir vaziyette geliyor. Yemeklerde hayvan pisliği, böcek ve kurt çıkıyor. Telefonda politik değerlendirme yapılması yasak, aileler de cezalandırılıyor. Muhalif medyayı istediğin zaman ‘İslam’a karşısınız Yahudisiniz’ diyorlar. A Haber, ATV, TRT, CNN Türk dışında kanal yok. Kitapları topluyorlar. Getirdikleri kota nedeniyle 3 kitaptan fazla kitap tutamıyorsun. Kürtçe mektup ve kitaplarda sorun çıkarıyorlar, aylarca hata yıllarca verilmiyor” dedi.

Koğuş aramalarında özellikle kişilerin yazılı çalışmalarına el konulduğunu dile getiren Orak, “Kitap evlerinin bize gönderdiği hibe kitapları kabul etmiyor, ‘parayla alın’ diyorlar. İmralı Cezaevi’nde başlattıkları tecrit sistemini bütün cezaevlerine yaymaya çalışıyorlar” diye belirtti.

Duyarlılık çağrısı

Tutuklarla dayanışmanın artması gerektiğinin altını çizen Orak, insan hakları örgütleri ve derneklerinin cezaevlerinde yaşanan sorunlara çözüm bulma konusunda yetersiz kaldığını söyledi. Cezaevlerinden cenazelerin çıkmasını artık tutukluların kabul etmeyeceğini, bu konuda tüm demokratik kurum ve örgütlere sorumluluk düştüğünü vurgulayan Orak, “Demokratik kurum ve kuruluşlar zindanlara sahip çıkmalı” dedi.

Kaynak: MA

 

 

 

#İnfaz #yakma #işkenceye #döndü #Tüm #demokratik #kurum #örgütlere #sorumluluk #düşüyor

Toplu mezardan çıkarılan 39 Êzidî’nin cenazesi ailelerine verildi

DAİŞ saldırısında katledilen 39 Êzidî’nin cenazeleri ailelerine verildi

DAİŞ’in 2014 yılında Şengal’e dönük saldırılarında katledilen ve akıbetleri bilinmeyen Êzidî yurttaşlara dair çalışmalar devam ediyor. Ninova Adli Tıp Müdürlüğü, yaptığı bir açıklamayla, Adli Tıp Dairesi Genel Müdürlüğü liderliğindeki Toplu Mezar Açma Heyeti’nin bir toplu mezardan 39 Êzidî yurttaşa ait cenazenin çıkarıldığını bildirdi.

Cenazeler teslim edildi

Açıklamada, Şengal ve Ninova’daki yetkililerle beraber yürütülen bir çalışma sonucu DNA testlerinin yapılmasının ardından 39 cenazenin tamamının ailelerine teslim edildiği belirtildi.

DIŞ HABERLER

#Toplu #mezardan #çıkarılan #Êzidînin #cenazesi #ailelerine #verildi

Köylüler madene geçit vermiyor

Tokat’ta Alevilerin kutsal mekanlarının da içinde olduğu Günçalı Köyü ve çevresine maden yapılmak isteniyor. Köylüler madene karşı nöbet tutacaklarını ve mücadele edeceklerini söyledi

Tokat‘ın Günçalı Köyü ve çevresinde yapılmak istenen maden arama faaliyetine karşı bölge halkı nöbet direnişi başlattı. Maden arama faaliyetlerinin doğalarını ve sularını zehirleyeceği, göç etmek zorunda kalacakları dile getiren köylüler, yarın Tokat’ın valilik binası önünde büyük bir miting düzenleyecek.

BirGün‘den Sibel Bahçetepe‘nin aktardığına göre, ‘‘Doğa katliamına ve talana dur’’ diyen köylüler, iki farklı maden şirketinin köylerinde altın ve diğer değerli madenleri aramak için ruhsat aldığını tespit ettiklerini, buna karşı hukuki mücadeleyi de başlattıklarını söyledi.

Şirketler sahaya giremiyor

Günçalı Köyü Çevre Komisyonu Yöneticisi Bahadır Sarıyaprak, geçen haftalarda avukatlarla köye gittiklerini anımsatarak ‘‘Orada endemik bitki türlerinden tutun arkeolojik kalıntılar, inanç merkezimiz, kültürel değerlerimiz için resmi kurumlara başvuru yaptık, koruma talebinde bulunduk. 17 Haziran’da ruhsat sahalarına giriş yeri olan Günçalı Köyü’ndeki Çal Baba Köyü’nde nöbet başladı’’ dedi.

Çevre köyler de zarar görecek

Günçalı Köyü Dernek Başkanı Ali Başak ise 14 Mayıs seçim günü maden araması yapılacağı bilgisini aldıklarını söyleyerek, “Şirketlerin aldığı izin belgesi dördüncü grup. Dördüncü grubun içinde her türlü maden var. Siyanürden tutun da altın, kömür, bakır, mermer ocağı, krom her türlü şey var. Bulabilecekleri her şeyi çıkarmak istiyorlar. Maden çıktığında bırakın bizim köyü, çevre köyler de zarar görecek” dedi.

Alevilerin kutsal alanları risk altında

Halk müziği sanatçısı ve aynı zamanda Tokat Günçalı Köyü’nden olan Kutsal Evcimen ise maden arama faaliyetinin yapılmak istenmesine tepki gösterdi. Evcimen, “Doğamızı, kültürümüzü ve Alevilerin ziyareti olan Çal Baba’nın da olduğu bu kutsal mekânların yok edilmesine izin vermeyeceğiz” dedi

Halk müziği sanatçısı Erdal Erzincan ise “Tokat’ın Güncalı Köyü’nde maden arama bahanesiyle büyük bir doğa katliamı yapılmak isteniyor. Özellikle Alevilerin kutsal mekânlarını içine alan bu bölgede toplumun hassasiyeti dikkate alınmıyor. Umarım en kısa zamanda bu yanlıştan dönülür” dedi. EKOLOJİ SERVİSİ

Ne olmuştu?

Tokat Merkez’de HLC Kıymetli Madenler ve Yatırım A.Ş., 14 Mayıs seçim sabahı ekipman ve sondaj makineleriyle Günçalı Köyü’ne giderek kazı işlemi başlatmak istemişti. Birçok maden çeşidi için arama yapılacağını öğrenen yöre halkıyla köy dernekleri bir araya gelerek toplantılar düzenlemişti. Halk ise ikinci bir maden şirketi olan Zenit Madencilik’in de arama yapacağı bilgisine ulaşarak direnişini büyütmüştü.

EKOLOJİ SERVİSİ 

#Köylüler #madene #geçit #vermiyor

Adalet Bakanı’na uyarı: Adalet sağlanmazsa nöbeti Ankara’ya taşırız

Adalet Nöbet’leri 826’ıncıg ünde olan Şenyaşar ailesi Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a seslenerek, ‘Bir süre tanıyacağız ve hukuki taleplerimiz karşılanmasa Ankara’ya geleceğiz, Bakanlığın önüne bu pankartımızı asıp, nöbetimizi sürdüreceğiz’ dedi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 826’ncı güne girdi.

Adalet gelene kadar bu mücadele sürecek

Adliye önünde bulunan beton bariyerlere “Şenyaşar ailesi için adalet” yazılı pankartı asan aile, adliye binasının müştemilatında açıklama yaptı.
Burada konuşan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Riha (Urfa) Milletvekilli Ferit Şenyaşar, 5 yıldır adalet mücadelesi verdiklerini hatırlatarak, “3 yıldır eşini ve çocuklarını kaybeden annem arkada üzerinde adalet yazan binanın önünde adalet nöbeti tutuyor. Annenin haklı olduğunu devletin bütün üst düzey yöneticileri biliyor. Ama adaletsizlik devam ediyor. Yeni Adalet Bakanı konferanslara çıkarak açıklamalar yapıyor. Türkiye’nin ikinci yüz yılından bahsediyor. ‘Türkiye’nin ikinci yüz yılı adalet yüzyılı olacak’ diyor. Adaletten bahsediyor ‘Geç gelen adalet doğruda olsa adalet değildir’ diyor. Yeni Adalet Bakanı bu açıklamaları yaparken acaba Urfa’da iki yıldan fazladır nöbet tutan anneyi görmüyor mu? Anne sonuna kadar haklı, nöbeti sürdürecek. Yeni Bakan bu adaletsizliği görmezden gelirse, bizde bir süre tanıyacağız ve hukuki taleplerimiz karşılanmadığı zaman annem ile birlikte Ankara’ya geleceğiz ve Bakanlığın önüne bu pankartımızı asıp, nöbetimizi bu şekilde sürdüreceğiz. Adalet gelene kadar bu mücadele sürecek” diye belirtti.

Artık oğlum eve gelsin istiyorum

Ardından konuşan Emine Şenyaşar ise, “3 yıldır nöbetteyim. Kar yağdı ben yine buradaydım, yazın en kavurucu sıcaklarında buralardaydım. Adaleti sadece kendim için değil, herkes için istiyorum. Oğlum bırakılmaz ise Ankara’ya geleceğim ve orada nöbet tutacağım. Nasıl burada kalıp nöbet tuttuysam, Ankara’da da tutarım. Ankara’ya gelirsem ölene kadar oturduğum yerden kalkmam. Artık oğlum eve gelsin istiyorum” dedi.

Çocukları için ağıt yaktı

Açıklamanın ardından aile, adliyenin giriş kapısı önünde nöbetlerine devam etti. Arefe günü katledilen çocukları için ağıt yakan anne Emine Şenyaşar, “Bayram gelsin istemiyorum. Bana bu acıyı yaşatanlar da bayram kutlamasın, çektiğim acıyı çeksinler. Bu nasıl devlet? Bu nasıl hükümet? Allah yanlarına bırakmasın. Lanet olsun bu adalete” tepkisinde bulundu.

RIHA

#Adalet #Bakanına #uyarı #Adalet #sağlanmazsa #nöbeti #Ankaraya #taşırız

Tecride tepki gösteren Merdan Yanardağ’a soruşturma

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan mutlak tecride tepki gösteren TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ hakkında savcılık, TELE 1’e ise RTÜK soruşturma başlattı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan mutlak tecride tepki gösteren açıklamaları gerekçe göstererek TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ hakkında soruşturma başlattı. RTÜK ise; Yanardağ’ın Öcalan ile ilgili sözlerinden dolayı TELE 1 hakkında soruşturma başlattığını duyurdu

Gazeteci Merdan Yanardağ, TELE1’de yaptığı bir konuşmada, “Abdullah Öcalan’a uygulanan tecritin hukukta hiçbir yeri yoktur. Ailesi ve avukatı ile bile görüşemiyor. Böyle bir düzen olur mu? Abdullah Öcalan; çok kitap okuyan, siyaseti doğru okuyan, doğru çözümleyen son derece zeki bir kişidir” demişti.

HABER MERKEZİ

#Tecride #tepki #gösteren #Merdan #Yanardağa #soruşturma

İşkence ile gözaltına alınanlar serbest bırakıldı

İstanbul’da dün yapılan ’21’inci Onur Yürüyüşü’nde işkence ile gözaltına alınan 100 kişi serbest bırakıldı

İstanbul Taksim ve çevre semtlerde dün LGBTİ+ örgütleri’nin düzenlediği “21’inci Onur Yürüyüşü” sırasında darp edilerek gözaltına alınan yaklaşık 100 kişinin emniyet ifadeleri tamamlandı.

Aralarında 2 çocuğun da olduğu kişiler, ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

İSTANBUL

#İşkence #ile #gözaltına #alınanlar #serbest #bırakıldı

Sağlık Bakanlığı kızamık vaka artışlarını kabul etti

Sağlık Bakanlığı, Türkiye’deki kızamık vakası artışlarını kabul ederek önlemlerin artırılmasını istedi

Sağlık Bakanlığı, kızamık vakalarının artışını kabul ederek 81 il valiliklerine yazı gönderdi. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nden valiliklere gönderilen yazıda, dünyada ve Türkiye’de kızamık virüsünün dolaşımının devam ettiği, hastalığın da solunum yolu ile bulaştığı anımsatılarak, önlemlerin artırılarak sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.

Bakanlığın açıklamasında şu ifadelere yer verildi; “Dünya genelinde son yıllarda yaşanılan aşı kapsayıcılığındaki düşüşler, zayıflamış kızamık sürveyansı ve Covid-19 nedeniyle aşılama faaliyetlerinde meydana gelen kesintiler ve gecikmelerin yanı sıra 2022-2023 yıllarında devam eden vakalar, kızamığın dünyanın her bölgesinde tehdit olabileceği anlamına geldiği, dünya sağlık örgütü tarafından bildirilmiştir. Ülkemizde de son dönemlerde kızamık vaka bildirimleri yapılmaktadır. Bu nedenle kızamığa karşı alınabilecek önlemlerin bir kez daha hatırlatılmasına ihtiyaç duyulmuştur.”

HABER MERKEZİ

#Sağlık #Bakanlığı #kızamık #vaka #artışlarını #kabul #etti