Ana Sayfa Blog Sayfa 251

Şengal’de Ulusal Bileşen ve Güç Koordinasyonu kuruldu

Şengal’de sorunların çözümü ve yeniden inşa süreci için Êzidî, Hristiyan, Sünni, Şii ve Türkmen bileşenlerin oluşturduğu Ulusal Bileşen ve Güç Koordinasyonu kuruldu

Şengal’deki sorunların çözülmesi, halkın topraklarına geri dönüşünün koordinasyonu, yeniden inşa süreci ve belediye seçimleri ile idari kurumlar için Ulusal Bileşen ve Güç Koordinasyonu kuruldu. Koordinasyonun kuruluş açıklaması, tarafların temsilcileri tarafından Şengal’de yapıldı.

YNK Şengal Merkez Sorumlusu Dawud Cindi, “Şengal’deki Êzidî, Hristiyan, Sünni, Şii ve Türkmen bileşenler ve siyasi güçler olarak daha önce Şengal’deki tüm tarafların yer aldığı bir heyet oluşturduk. Ayrıca siyasi tarafların bir kısmı Şengal’deki tüm sorunların çözümü için Irak hükümeti ile bazı görüşmeler yaptı. Daha sonra yaptığımız bazı görüşmeler sonucunda ortak bir görüş geliştirme ve bu temelde Şengal’deki tüm güçlerin ve siyasi tarafları bir araya gelebileceği ulusal bir cephe oluşturma kararı aldık” diye konuştu.

Êzidi Demokrasi ve Özgürlük Partisi (PADÊ) Eşbaşkanı Hüseyin Haci, Ulusal Bileşen ve Güç Koordinasyonu’nun ilan edildiği açıklamayı okudu. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Şengal’de yaşanan olayların çözümü, bölgede istikrarla birlikte barışçıl eş yaşamın sağlanması, Êzidi ve diğer bileşenlerden göçmenlerin Şengal’e dönüşünün sağlanması, Irak hükümeti ve uluslararası kuruluşların Şengal’in inşasının hızlandırılması için verdiği desteğin arttırılması, güvenlik ile siyasi ve toplumsal istikrarın sağlanması amacıyla Şengal’deki siyasi ve toplumsal güçler Ulusal Bileşen ve Güç Koordinasyonu’nu kurdu.”

Hedefler

Haci, koordinasyonun hedef ve amaçlarını ise şöyle sıraladı:

“* Şengalli göçmenler için bir çözüm bulunması ve göçmenlerin dönüşü önündeki engellerin kaldırılması için Irak hükümeti ve uluslararası toplumla işbirliğinin sağlanması.

* Göçmenlerin dönüşünün desteklenmesiyle birlikte Şengal’deki istikrar gelişecek ve bölgede yaşam yeniden hareketlenecek. Bu amaçla kamplarda kalan göçmenlerin dönüşü için çalışmalar yürütülmelidir.

* Şengal’de yeni bir hükümetin inşası sürecine katılım, bununla birlikte Şengal halkının rızasıyla Şengal halkı için birlikte çalışabilecek belediye başkanı, kaymakam ve ilçe yöneticilerinin seçilmesi.

* Eski Irak hükümeti ile Kürdistan Bölgesi hükümeti arasında imzalanan ve bölgedeki halkların iradesine aykırı olan 9 Ekim Anlaşması’nın yeniden düzenlenmesi amacıyla çalışmalar yürütülmesi.

* Koordinasyon, bölgede yaşayan tüm din, mezhep ve halkların yardımıyla Şengal’deki istikrarın ve birlikte yaşamın gelişimine destek verecek ve bu DAİŞ çetelerinin Şengal’e yönelik saldırılarından doğan sorunların çözümüne olanak sağlayacaktır.”

Temsilciler

Koordinasyon komitesinde yer alan parti ve siyasi örgütlerin temsilcileri şöyle: Hıristiyan Temsilcisi İsa Şemhun, Sünni Temsilcisi Adil Silêman, Türkmen Temsilci Abdulrezzak Reza, Şii Temsilcisi Seyid Mehmud, PADÊ’den Hüseyin Heci, Teqeddum’dan Seid Bedduş ve YNK’den Dawid Cindi.

HABER MERKEZİ

#Şengalde #Ulusal #Bileşen #Güç #Koordinasyonu #kuruldu

Koyuncu için anma: Kazım unuttuğumuz devrimci ruhumuzu ortaya çıkardı

Karadenizli sanatçı Kazım Koyuncu, ölümünün 18’inci yılında Hopa’da bulunan mezarı başında anıldı. Anmada konuşan Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şervatoğlu, ‘Kazım unutmuş olduğumuz, 12 Eylül faşizminde yenildiğimiz devrimci ruhumuzu ortaya çıkardı’ dedi

Yakalandığı kanser hastalığı sonucu 18 yıl önce hayatını kaybeden Karadenizli müzisyen Kazım Koyuncu, Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Sugören Köyü’nde bulunan mezarı başında anıldı. Koyuncu’nun ailesi, sevenleri, belediye başkanları, siyasi parti ve sivil toplum örgütleri ile Artvin ve çevre kentlerden çok sayıda kişi anmaya katıldı.

‘Kazım insanları çok severdi’

Anma etkinliği, Fındıklı ve Borçka belediyelerinin kadın korolarının Koyuncu’nun şarkılarını seslendirmesiyle başladı. Ardından Koyuncu ailesi adına konuşan aile dostu Şeref Yiğinoğlu, “Kazım bizim için ayrı bir değerdi. İnsanları çok severdi ve herkese aynı gözle bakardı. Kazım Koyuncu insandı, insanları da çok severdi” dedi.

Hiçbir iktidar, koltuk, bizleri değiştirmemeli

Hopa Halkevi yöneticisi Kamil Ustabaş da, Koyuncu’nun ömrünün yetmesi durumunda kendileriyle sokaklarda mücadele edeceğinden emin olduklarını söyledi. Ustabaş, “Demokrasi karşısında kurulan barikatları yıkmak zorundayız. Yoksa bize yol gösteren devrimcilere ihanet ederiz. Bizler bu topraklarda bize bırakılan mirası devraldık. Bunu örgütlemek boynumuzun borcudur. Hiçbir iktidar, koltuk, bizleri değiştirmemeli. Bizleri ranta, talana ve ahlaksızlığa teslim etmemeli. O zaman Kazım Koyuncu burada rahat uyuyamaz” diye konuştu.

Sıradan bir insan değildi

Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şervatoğlu ise, “Karadeniz’de müzik deyince Kazım’dan önce ve sonra diye ayırıyorum. Ondan önce çok değerli sanatçımız oldu. Ama Kazım unutmuş olduğumuz, 12 Eylül faşizminde yenildiğimiz devrimci ruhumuzu ortaya çıkardı. Gitarıyla, sözüyle, duruşuyla devrimciliği hatırlattı. Onun için Kazım sıradan bir insan ya da müzisyen değildi.”

ARTVİN

#Koyuncu #için #anma #Kazım #unuttuğumuz #devrimci #ruhumuzu #ortaya #çıkardı

Bismil’de yaşanan katliamda tutuklu sayısı 13’e çıktı

Bismil’de 9 kişinin hayatını kaybettiği olaya dair soruşturmada, tutuklu sayısı 13’e çıktı

Amed’in Bismil ilçesine bağlı Şidada Mahallesi’nde 15 Haziran’da arazi anlaşmazlığı nedeniyle Taş ve Alyamaç aileleri arasında çıkan kavgada 9 kişi hayatını kaybetti.

Tutuklu sayısı 13’e çıktı

Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 10 kişinin jandarmadaki işlemleri tamamlandı. Adliyeye çıkarılan kişilerden 7’si yedisi nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı, 3 kişi ise serbest bırakıldı. Böylece soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 13’e çıktı.

AMED

#Bismilde #yaşanan #katliamda #tutuklu #sayısı #13e #çıktı

İran’da Bahai bir kadına 8 yıl hapis cezası verildi

İran’da Bahai insan hakları aktivisti Sarah Thabet Rasekh 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı

İnsan Hakları Aktivistleri Grubu, bugün yaptıkları açıklama ile İsfahan eyaletindeki Temyiz Mahkemesi’nin Bahai Sarah Thabet Rasekh’e 8 yıl hapis cezası verdiğini duyurdu.

Buna göre, Sarah Thabet Rasekh, elektronik kelepçe takılarak cezasının bir yılını dışarıda geçirecek.

Daha önce de tutuklanmıştı

Rasekh, 23 Kasım 2021’de evine yapılan baskın ile gözaltına alınarak tutuklanmış ve aynı yıl kefaletle geçici olarak serbest bırakılmıştı. Daha sonra Mart 2022’de Devrim Mahkemesi’nin ilk şubesi tarafından 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İsfahan’da “sistem aleyhine propaganda” suçundan başka bir davada iki yıl hapis cezasına çarptırıldı.

İnançları tanınmıyor

Yaklaşık 300 bin üyeden oluşan Bahai topluluğu, İran’daki en büyük dini azınlığı oluşturuyor. Fakat diğer dini inançlar gibi tanınmadıkları gibi üyeleri tutuklama, işkence ile karşı karşıya bırakılıyor.

DIŞ HABERLER

#İranda #Bahai #bir #kadına #yıl #hapis #cezası #verildi

‘Nagihan ve yol arkadaşlarının yaktığı meşale bu kütüphanede can bulacak’

Kürt Kadınları Kütüphane, Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin ikinci günde devam eden açılış etkinliğinde konuşan KJAR adına katılan Fatma Rojhilat, ‘Bütün dünya, başta Kürt kadınları olmak üzere dünya kadınlarının tarihini, toplumsallığını görecek, okuyacak’ dedi

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Silêmanî (Süleymaniye) kentinde açılışı gerçekleştirilen Kürt Kadınları Kütüphane, Arşiv ve Araştırma Merkezi’ne dair etkinlikler ikinci gününde sürüyor.

Merkez binasında toplanan kadınlar, “jin jiyan azadî” sloganlarıyla binaya giriş yaparken, Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Kadın Meclisi, Şengal, Mexmûr ile Kuzey ve Doğu Suriye’den çok sayıda kadın ile yine Katalonya Jineoloji Komitesi, Almanya’dan ataerkil toplum üzerine çalışmaları bulunan doktor Barbara Pade Theissen, Almanya Jineolojî Komitesi ve dünyanın birçok yerinden kadınlar etkinliğe katıldı.

Kuzey ve Doğu Suriye’den kadınların selamını getirdim

Programa Kuzey ve Doğu Suriye’den katılan Kadın Yazarlar Derneği’nden Botan Hoşî, Kurdistan’ın dört bir yanından kadınların tek bir amaç için toplandığını belirtti. Kuzey ve Doğu Suriye’de mücadele eden kadınların selamlarını getirdiğini söyleyen Hoşi, “Kadınlar orada özgürlük mücadelesi veriyor. Kısıtlı imkanlardan ötürü buraya gelmek isteyen birçok kadın gelemedi. Rojavalı yazar kadınların sizlere selamları var” diye konuştu.

Kadınların mücadelesini sürdüreceğiz

KJAR (Koordînasyona Komelgeha Jinên Azad a Rojhilatê Kurdistanê) adına açılışa katılan Fatma Rojhilat ise, Silêmanî’de 4 Ekim 2022’de katledilen Jineolojî Akademisi üyesi Nagihan Akarsel’in Kürt Kadın Kütüphanesi için yürüttüğü çalışmaları hatırlatarak, “Kadınların mücadelesini temsil eden bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Özgürlük isteyen tüm kadınların mücadelesi önünde eğiliyorum” dedi.

Tarihsel bir araştırma yapılması önemli

Almanya’dan katılan Sina V. Gemeinsam Kampfen de, merkezin yürüteceği çalışmaların önemli olduğunu vurgulayarak, “Burada tarihsel araştırma yapılması bizim açımızdan çok anlamlı. Buradayız, çünkü bu sürecin bir parçası olmak istiyoruz. Katkı sunmak ve geliştirmek istiyoruz. Bunun için heyecanlıyız. Bütün kadınlar bu sürecin parçası olacaklar” şeklinde konuştu.

Tüm dünya Kürt kadınlarının tarihi okuyacak

Federe Kurdistanlı Sirweey Beyan, Kürt kadınlarının tarihi mücadelesinin bu kütüphanede yazılacağını, araştırılacağını belirterek, “Bütün dünya, başta Kürt kadınları olmak üzere dünya kadınlarının tarihini, toplumsallığını görecek, okuyacak” dedi.

‘Jin jiyan azadî’ felsefesini büyüteceğiz

Son olarak söz alan Yeşil Sol Parti Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş ise, “Rojhilat’ta Jîna, Başûr’da Nagihan, Rojava’da Hevrîn Xelef, Yusra, Fransa’da Sakine, Leyla ve Fidan… Kürt kazanımlarının olduğu her yerde bize bir mesaj verilmek isteniyor. Kadın özgürlükçü kadın paradigmamızı boğmak istiyorlar. Kürt mücadelesini boğmak istiyorlar. Biz de buradan, bu kütüphaneden şu mesajı veriyoruz: Nagihan ve yol arkadaşlarının yaktığı meşale bu kütüphanede can bulacak, kütüphaneden yayılan sesler dünyada ‘jin jiyan azadî’ felsefesini büyütecek, faşizme karşı boyun eğmeyeceğiz” diye konuştu.

Konuşmaların ardından kadınlar, getirdikleri kitap ve eserleri, Kürt Kadınları Kütüphane, Arşiv ve Araştırma Merkezi’ne yerleştirdi. Program, “jin jiyan azadî” ve “Nagihan yoldaş ölümsüzdür” sloganlarıyla sona erdi.

Haber: Arjin Dilek Öncel / MA

#Nagihan #yol #arkadaşlarının #yaktığı #meşale #kütüphanede #bulacak

Hubyar Sultan Vakfı Kurucu Başkanı Cemal Çoşkun Hakka Yürüdü

Hubyar Sultan Vakfı kurucu başkanı, CHP Onur Üyesi, İstanbul İl örgütü eski Başkan Yardımcısı, CEM TV eski Genel Müdürü ve Hubya Sultan Ocağı dedesi Cemal Çoşkun hakka yürüdü.

CHP Milletvekili Eren Erdem soyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşım ile Cemal Çoşkun’un kalp krizi sonrası aramızdan ayrdılığını duyurdu.Erdem “Çok değerli bir dostu, parti emekçimizi ve bir ağabeyi kaybettik. Cemal Coşkun ağabeye Allah’tan rahmet, sevenlerine sabır ve baş sağlığı dilerim.” dedi.

Arşivden:

&t

&t

HUBYAR SULTAN CEMİ 29 Haziran 2006 | İstanbul | SUTV – YouTube

Usulsüzlüklerle gündeme gelen Erdoğan’ın ‘manevi kızı’na yeni görev

Cizîr Belediyesi’nin tarihi taşınmazını özel ofisi olarak kullanan ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘manevi kızı’ olarak tanınan Hatice Atan, bakan müşavirliğine atandı

Şirnex’te kayyum yönetimindeki belediyelerin imkanlarını yandaşlara peşkeş çeken AKP’li Hatice Atan, İçişleri Bakanlığı’nda bakan müşaviri olarak atandı.

14 Mayıs 2023’te gerçekleştirilen seçimlerde AKP’den kentte aday gösterilen Atan, sanal medya hesabından, “Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın tensip ve takdiriyle İçişleri Bakanlığı Bakan müşaviri görevine atandım. Şahsıma bu görevi layık gören Cumhurbaşkanımıza ve İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya’ya teşekkür ediyorum. Türkiye yüzyılının inşasında canla başla çalışmaya devam edeceğiz” paylaşımı yaptı.

Usulsüzlüklerle gündemde

Atan, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “manevi kızı” olarak biliniyor ve bugüne kadar ismi birçok usulsüzlükle gündeme geldi. Atan, yıllarca AKP’de Kadın Kolları Başkanlığı yaptı. Daha sonra Atan’ın İl Özel İdaresi’nde çalışan olarak gösterildiği ortaya çıktı. 11 yıl boyunca sigorta primleri Şırnak İl Özel İdaresi tarafından yatırılan Atan’ın, düzenli olarak her ay maaş aldığı kuruma hiç uğramadığı belgelendi.

Atan, DBP ve HDP’li belediyelere kayyım atandıktan sonra kız kardeşi başta olmak üzere birçok akrabasını belediyelere yerleştirdi. Ayrıca tarihi yapıları özel ofisi gibi kullandı. İşçi alımlarında da rüşvet aldığı ve “AKP’ye üye olma” şartı koyduğu ileri sürüldü.

Atan’ın, Cizîr (Cizre) ilçesi Nusaybin Caddesi üzerinde bulunan Birca Belek Kültür Sanat ve Kalkındırma Derneği, eski Bişeng Sağlık Merkezi, AKP Cizîr İlçe Başkanlığı, AKP Şirnex İl Başkanlığı ve Cizîr Kalesi içerisinde bulunan tarihi eski belediye binasında ofisleri bulunuyor.

2019’daki yerel seçimler sonrası Cizîr Belediyesi’nde göreve gelen HDP’li yönetim, mülkiyeti belediyeye ait olan Kale Mahallesi’ndeki tarihi yapının boşaltılmasını istemişti. Ancak Atan mülkü boşaltmamış ve sonrasında yeniden belediye kayyım atanmıştı. Söz konusu mülk halen Atan tarafından özel ofis olarak kullanılıyor.

Atan, en son Cizîr ilçesinde bulunan tarihi Medresa Sor’un Hayrat Vakfı’na tahsis edilmesiyle gündeme gelmişti.

ŞIRNEX

#Usulsüzlüklerle #gündeme #gelen #Erdoğanın #manevi #kızına #yeni #görev

İkizdere HES’e kurban gitmeyecek

Zamanında iktidara yakınlığıyla bilinen Cengiz Holding’in gözlerini diktiği İkizdere’ye şimdi de Reis Holding gözlerini dikti. Halkın mücadelesi ve tepkisiyle mahkeme HES projesini iptal etti

Reis Holding’in Rize İkizdere’deki Dereköy bölgesinde yapmak istediği Hidroelektrik Santral Projesi’nin (HES) normal şartlarda geçtiğimiz gün yapılması gereken Halkın Katılımı Toplantısı (HKT), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından iptal edildi. Toplantısı yapılamayan projenin bakanlık tarafından durdurulduğu öğrenildi.

İtiraz geldi

Reis Holding’e bağlı Reis RS Enerji Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ‘Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ içerisinde kalan vadide 49 yıllığına HES projesi gerçekleştirmek için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) başvurusu yapmıştı. Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun aldığı kararla birlikte 2010’da doğal SİT alanı ilan edilen bölgede projenin yapılmak istenmesine ise yaşam savunucusu ve kurumlardan itiraz geldi.

Proje iptal edildi

Başvurunun ardından bakanlık önceki gün Halkın Katılımı Toplantısı (HKT) yapılmasına karar verdi. Ancak toplantı bir hafta öncesinde yine bakanlık tarafından iptal edildi. Cumhuriyet’e açıklamada bulunan İkizdere Dernekler Federasyonu 2. Başkanı İsmet Ekşioğlu, projenin ÇED başvurusunun da iptal edildiğini söyledi. Ekşioğlu, “Konuya ilişkin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nü aradığımda, HKT yapılamadığından projenin durdurulduğu bilgisini verdiler. ÇED başvurusu olmayan bir proje yapılamaz. Proje bakanlık tarafından iptal edildi” dedi.

Cengiz’in de göz bebeğiydi

İkizdere’deki yöre halkı aynı zamanda, 5’li çete olarak adlandırılan iş insanlarından Mehmet Cengiz’in şirketi Cengiz Holding’in taş ocağı projesine karşı mücadele ediyor. Öte yandan, daha önce de yine 5’li çete olarak anılan Nihat Özdemir’in şirketi Limak Holding aynı bölgeye HES projesi gerçekleştirmek istemiş, ancak proje 2009’da açılan davalarla iptal ettirilmişti.

EKOLOJİ SERVİSİ

#İkizdere #HESe #kurban #gitmeyecek

İHD, TİHV, TTB’den ortak açıklama: İşkenceyi önlemek devletin sorumluluğu

İHD, TİHV, TTB ’26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma’ günü dolayısıyla ortak yaptıkları açıklamada, 2022 yılında TİHV’e rekor başvuru yapıldığını belirterek, devleti sorumluluğu olan işkenceyi önlemeye çağırdılar

İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu “26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma” dolayısıyla ortak açıklama yayınladı.

Türkiye’nin taraf olduğu vurgulandı

Açıklamada, Birleşmiş Milletlerin (BM) “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme”nin 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girdiği vurgulanarak, Türkiye’nin buna taraf olduğu hatırlatıldı.

Türkiye’nin de dahil olduğu imzacı birçok ülkenin halen işkenceyi insanlık dışı bir cezalandırma ve yıldırma aracı olarak kullandığı belirtilen açıklamada, 2022 yılında TİHV’e 32 yıllık tarihinde görülen en yüksek sayıda işkence gören ve yakını tarafından başvuruda bulunulduğu belirtildi.

Saldırılar hatırlatıldı

LGBTİ+’lar ve Cumartesi Annelerine yönelik saldırı, işkenceli gözaltların anımsatıldığı açıklamada, 2016 yılında ilan edilen OHAL sonrası cemaatle bağlantılı olan isimlerin “kaybolmasına dikkat çekerek, “Kaçırılan Yusuf Bilge Tunç isimli kişiden 6 Ağustos 2019 tarihinden bu yana haber alınamamaktadır” denildi.

İşkenceyi önlemek devletin sorumluluğu

İşkenceyi önleme yükümlülüğünün öncelikle devletlere ait olduğu kaydedilen açıklamada, “Bu nedenle de devletler, her şeyden önce işkenceyi bir sindirme aracı olarak kullanmaktan vazgeçmeli, işkence suçlarını etkin bir biçimde soruşturmalı ve cezasızlıkla mücadele etmelidirler” vurgusu yapıldı.

Talepler sıralandı

Açıklamada, devlete seslenildi ve derhal yerine getirilmesi istenen şu asgari talepler sıralandı: “*İşkencenin ülkemizde bu boyutta olmasının en temel nedeni, işkence yasağının mutlak niteliği ile bağdaşmayan çok ciddi bir cezasızlık kültürünün varlığıdır. Her şeyden önce, sıradan bir kural haline getirilmeye çalışılan cezasızlık politikalarına son verilmelidir.

*Her düzeyde yetkililer işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli, uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda işkence uygulamaları kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır.

*Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır.

*Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır.

*Mevcut Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı, BM İşkenceye Karşı Sözleşmeye ek Protokol (OPCAT) ve BM Paris Prensiplerine uygun, tümüyle bağımsız yeni bir ulusal önleme mekanizması oluşturulmalıdır.

*Kolluk Gözetim Komisyonu tarafsız ve bağımsız hale getirilmelidir.

*İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM belgesi olan ‘İstanbul Protokolü’ ilkelerine göre yapılmalıdır.

*İşkenceye ilişkin iddialar hızlı, etkin, tarafsız bir şekilde soruşturulmalı, bağımsız heyetlerce araştırılmalı, adli yargılama süreçlerinin her aşamasında uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun davranılmalıdır.

*Hapishaneler insan hakları ve hukuk örgütlerinin bağımsız denetimine açılmalıdır.

*CPT raporlarının tümü açıklanmalı ve tüm tavsiyelere uyulmalıdır.”

Kurumlar son olarak işkenceye cezasızlığa karşı mücadelelerinin süreceğini vurguladı.

HABER MERKEZİ

#İHD #TİHV #TTBden #ortak #açıklama #İşkenceyi #önlemek #devletin #sorumluluğu

Katalonyalı kadınlar: Kürt kadınları ilgi ile izliyor, parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz

Kürt Kadınları Kütüphane, Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin açılış programı devam ediyor. Açılışa katılan Katalonyalı kadınlar, Kürt kadınlarının direnişçi yanlarının yanında sanatsal yönlerini de gördüklerini ifade ederek, kurtuluşun kadınların özgürlük mücadelesinde olduğunu vurguladı

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Silêmanî (Süleymaniye) kentinde 4 Ekim 2022’de katledilen Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi ve Jineoloji Dergisi editörü akademisyen Nagihan Akarsel’in projesi olan Kürt Kadınları Kütüphane, Arşiv ve Araştırma Merkezi dün açılırken, açılış programı bugün de devam ediyor.

Birçok kentten katılımcı

Kurdistan ve Avrupa’nın dört bir yanından Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistleri ve Jineoloji Komitesi üyeleri ile birlikte çok sayıda kadın örgütü temsilcisi açılış için kente geldi.

Kadın mücadelesine kaktı sunacak

Açılış etkinliğinin ilk gününde kadınlar, kadın tarihinin önemine vurgu yaparak, kütüphanenin kadın mücadelesine önemli katkılarının olacağını söyledi.

Kadın özgürlük hareketi bizi kurtaracak

Yıllardır çalışmalarda yer alan isimlerden Jineoloji Katalonya Komitesi’nden Fammy Arambilet, kadın özgürlük mücadelesiyle ilgili çeşitli çalışmalara imza atmış bir isim. Arambilet, “Kadın özgürlük hareketi bizi ataerkillikten ve kapitalizmden kurtarabilecek en büyük hareket ve büyük paradigma, tüm kadınları kurtaracağına inanıyorum” dedi.

Kürt kadın direnişinin sanatsal yönünü gördüm

Dünyanın birçok yerinden gelen kadınların bir arada olduğu için mutlu olduğunu ifade eden Arambilet, “Burada Kürt kadınlarının direnişçi yanlarının yanında sanatsal yönlerini de gördüm. Ben de bir kadın olarak bu projede yer alıp kadınların tarihini en doğru şekilde yansıtmaya çalışacağım” ifadelerinde bulundu.

Bu süreç tüm kadınları ilgilendiriyor

Kütüphane merkezinin açılışı için gelen Jineolojî Katalonya Komitesi’nden Lola Gutierrez ise, tarihi bir güne tanıklık ettiklerini ifade ederek, “Bu süreç tüm kadınları ilgilendiren bir süreç. Kürt kadınlarının bu çalışması başta ailelerimiz olmak üzere kendi bölgelerimizde yaşayan kadınların fırsatlar elde etmesi için çok önemli bir yerde duruyor” şeklinde konuştu.

Bir parçası olmak güzel

Kurtuluşun kadınların özgürlük mücadelesinde olduğunu vurgulayan Gutierrez, “Biliyorum ki kadın hareketi bu dünya için bir ışıktır ve sahip çıkılması gerekiyor. Kürt kadınların çalışmalarını ilgi ile izliyor, bir parçası olduğumuz için mutluluk duyuyoruz. Bizi kadın mücadelesi bu krizden kurtaracak” diye belirtti.

Haber: Arjin Dilek Öncel / MA

#Katalonyalı #kadınlar #Kürt #kadınları #ilgi #ile #izliyor #parçası #olmaktan #mutluluk #duyuyoruz