Ana Sayfa Blog Sayfa 252

Rusya İdlib’e saldırdı: En az 7 ölü

Rusya’nın İdlib’e düzenlediği hava saldırısında 4’ü sivil en az 7 kişinin öldüğü belirtildi

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Rus hava kuvvetlerinin İdlib’de hava saldırısı düzenlediğini ve en az 7 kişinin öldüğünü bildirdi.

SOHR Müdürü Rami Abdul Rahman AFP’ye yaptığı açıklamada Cisr El Şuğur’da düzenlenen hava saldırısında “4 sivil” ve 3 çete mensubunun öldüğünü belirtti.

Pazar günü gerçekleşen saldırıda 25 sivilin de yaralandığı ifade edildi.

Şam hükümetinin temel destekçisi olan Rusya, 2015’te Suriye savaşına doğrudan dahil oldu.

İdlib bölgesi geniş bir şekilde El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir El Şam’ın kontrolünde bulunuyor. Bölgede başka paramiliter gruplar da var. Bu grupların tümü Türkiye destekli.

DIŞ HABERLER

 

#Rusya #İdlibe #saldırdı #ölü

Şenyaşar ailesi: Adalet sağlanmadiği için acımız azalmıyor

Adalet Nöbeti’nin 825’inci gününde devam ederken, aile sanal medya hesaplarından, ‘Hastanede katliam yapanları toplum vicdanda mahkum etse de, yargı 3 maymunu oynamaya devam ediyor’ paylaşımı yaptı

Riha’nın (Urfa) (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 825’inci güne girdi.

Yargı maymunu oynamaya devam ediyor

Emine Şenyaşar, hafta sonu adliyenin kapalı olması nedeniyle bugünkü nöbeti Pirsûs’taki evlerinde sürdürüyor. Aile, sanal medya hesaplarından ise şu mesajı paylaştı: “Hani bir söz var, ‘acılar paylaştıkça azalır’… Hayır adalet sağlanmadığı için acımız azalmıyor. Hastanede katliam yapanları toplum vicdanda mahkum etse de, yargı 3 maymunu oynamaya devam ediyor.”

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Adalet #sağlanmadiği #için #acımız #azalmıyor

DBP’de olağanüstü kongre

Ankara’da 5’inci Olağanüstü Kongresi’ni yapan DBP’de Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır yeniden eşbaşkan seçilirken, kongrede PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekildi

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), 5’inci Olağanüstü Kongresi’ni gerçekleştirdi. Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde gerçekleştirilen kongreye DBP delegasyonun yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) yöneticileri, Barış Anneleri Meclisi, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda kişi kongreye katıldı.

Kongre, divan üyelerinin seçilmesiyle başlarken, Divan Başkanı Bedriye Yorgun, mücadelenin seçim süreçlerinden ibaret olmadığına dikkat çekerek, seçimlerdeki eksikliklere dair özeleştirinin önemine vurgu yaptı.

İmralı’da görülmemiş bir sistem var

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecride değinen Yorgun, uluslararası kurumların mutlak tecridi meşrulaştırdığını ve bu yönde hareket ettiğini dile getirdi. Yorgun, “İmralı’da dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir sistem var. Sayın Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması konusundaki mücadeleyi büyütmemiz gerektiğini belirtmek gerekiyor” dedi.

Tecrit tüm Ortadoğu halklarına yansıyor

DBP Eş Genel Başkan vekili Zekiye İlbasan ise, önümüzdeki süreçte 3’üncü yol siyasetinin inşa edilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Eş Genel Başkan vekili Faruk Tatlı ise, Öcalan üzerindeki tecridin tüm Ortadoğu halklarına yansıdığını ve Öcalan’ın fiziksel özgürlüğünün sağlanması gerektiğini vurguladı.

Bu topraklara barışı getireceğiz

Söz alan HDP Ankara İl Eşbaşkanı Pakize Sinemillioğlu, hiçbir dönemde umutsuz olmayacaklarını vurgulayarak, “Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki nereden tutsak elimizde kalan bir yerdeyiz. Haksızlıklar, adaletsizlikler bitmiyor. Buna karşın bütün umudumuzla ve yüreğimizle mücadelemize ve yolumuza devam ediyoruz. Bütün sonuçlara rağmen zoru başaracağız ve bu topraklara barışı getireceğiz” ifadelerini kullandı.

Yeniden eşbaşkan seçildiler

Katılımcıların konuşmasının ardından bazı delegelerin önerisiyle Karar Komisyonu kuruldu. Faaliyet raporunun okunmasının ardından öneriler alındı. Delegelerden bazıları, Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi’nden (Yeşil Sol Parti) dün istifa eden Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır’ın yeniden eş genel başkanı seçilmesini önerdi. Önerge, oy birliğiyle kabul edildi. Böylece Aydeniz ve Keskin yeniden eş genel başkan seçildi.

ANKARA

#DBPde #olağanüstü #kongre

Rusya’da yaşananlar mizansen mi gerçek mi?

Rusya’da paramiliter Wagner Grubu, Moskova’ya doğru ayaklandıktan sonra grubun şefi bir anda çekilme kararı aldı. İnsan haklarına savunucularına göre gelişmelerden yararlananlar ‘perde arkasındakiler.’

Wagner grubunun şefi Yevgeni Prigojin, cumayı cumartesiye bağlayan gece, Kremlin’e karşı ayaklandı. Prigojin, kendisine bağlı askerlerin güney Rusya’yı işgal etmek ve askeri komutanlığı devirmek için Ukrayna topraklarından ayrıldığını iddia etti.

Paramilterler, askerlerden ve halktan da aldığı belli bir destekle Rostov şehrinin komutasını aldıktan sonra Moskova’nın 500 km güneyindeki Voronezh şehrine yöneldi. Voronez’de bir akaryakıt deposu ateşe verildi. Wagner üyelerinden oluşan büyük bir konvoy daha sonra Moskova’ya yöneldi ve başkentin 400 km’den daha az güneyindeki Lipetsk’te görüldü.

Prigojin, cumartesi akşamı adamlarının kan gölünden kaçınmak için kamplarına döneceklerini duyurdu.

Prigojin Telegram’da yaptığı açıklamada, “Olası bir Rus kanı dökülmesinde tarafımıza düşen sorumluluğun bilincinde olarak konvoylarımızla geri dönüyor ve belirlenen plana göre kamplarımıza dönüyoruz” dedi.

Kremlin Sarayı da hemen Wagner grubunun üyelerinin yargılanmayacağını duyurdu.

Moskova, Yevgeni Prigojin hakkındaki suçlamaların düşürüleceğini ve Belarus’a gideceğini bildirdi.

Mizansen mi gerçek mi?

Yaşanan bu hareketli saatler, kimine göre bir mizansen, kimine göre ise Moskova açısından ağır bir aşağılanmayı ifade ediyor. Rusya’nın zayıflığının işareti olarak görenler olduğu gibi, daha da ileri giderek Rusya’nın yok olma tehlikesi altında olduğunu iddia eden muhalifler de var.

İnsan hakları savunucusu ve Rus iş insanı Vladimir Valerieviç Osetkin’e göre ‘Putin inandırıcılığını, askeri ve güvenlik servisleri nezdinde saygı ve korkusunu kaybetti.’ Osetkin’e göre, yıl sonuna kadar Rusya’da bir çeşit iktidar transferi yaşanabilir.

Osetkin, 23 ve 24 Haziran olaylarının kesinlikle mizansen olmadığını düşünüyor. “Darbe girişimi gerçekti” diyen Osetkin, bazı güç simsarlarının kasıtlı olarak Prigojin’in yaptığı kadar ileri gitmesine izin verdiğini ve sonuçları kendi lehlerine kullandığını kaydediyor. Ona göre gelişmelerden yararlananlar “perde arkasındakiler”.

Prigojin, Rus Savunma Bakanı Sergey Şoyhu’nun 10 Haziran’da Wagner’i kapatma emrine yanıt olarak harekete geçti. Osetkin’e göre Prigojin, izin verildiği ölçüde yeterince ileri gittiğinde Federal Güvenlik Servisleri (FSB) Prigojin’i durdurmak için harekete geçti. Prigojin, bunun ne anlama geldiğini biliyordu. Putin’in de önemli bir uzlaşı kartı elinde bulunduran Prigojin’in gitmesine izin verdiği belirtiliyor.

Artık Rusya’nın iki başkanı var

Sovyetler eski milletvekili ve Sovyetler hava kuvvetleri eski albayı Viktor Alksnis, Telegram üzerinde “Rusya Federasyonu’nun nihai ve geri dönüşü olmayan yok oluşuna bir adım daha yaklaştığını acı bir şekilde kabul etmek zorundayım” yorumunda bulundu.

Alksnis’e göre bundan böyle iki başkan var: Prigojin ve Putin. Alksnis, gerçek başkanın “Prigojin” olduğunu iddia ederken, “Bu utancı ve yıkımı göreceğimi asla hayal edemezdim” diyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’in danışmanlarından Mikhailo Podolyak da “Prigojin, Putin’i/devleti küçük düşürdü ve artık şiddet üzerinde tekel olmadığını gösterdi” yorumunda bulundu.

‘Paralı askerler vatana değil paraya bağlıdır’

Fransız stratejik ve jeopolitik araştırmalar enstitüsü IRIS kurucu müdürü Pascal Boniface, France 5 televizyon kanalında “Wagner, Afrika’da yarım düzine ülkede bulunuyor. Bu milis, Rusya ve Putin için Mali veya Orta Afrika’da oynuyordu. Bütün bunlar sorgulanıyor. Paralı askerler bir anavatana değil, paraya, avantajlara bağlıdır” dedi.

Franceinfo’ya konuşan Fransa merkezli insan hakları savunucusu sivil toplum örgütü Rusya-Özgürlükler sözcüsü Olga Prokopieva, “Çıkarılacak tek sonuç, Putin rejiminin zayıf olduğudur” tespitinde bulundu. Putin ve Prigojin’in ikisinin de “savaş suçlusu” olduğunu söyleyen sözcü, “Bu klanlar savaşı sorun çıkaracak” diye ekledi.

Kaynak: ANF

#Rusyada #yaşananlar #mizansen #gerçek

Trabzon’daki ırkçı saldırı: Canımıza kastettiler, tek bir gözaltı bile yok

Trabzon’da ırkçı saldırıya maruz işçilerin yakını R.G., olaya dair henüz tek bir kişinin gözaltına alınmadığına işaret ederek, ‘Olay bizimle ilgili değil, Kürtlere yönelik bir saldırıdır’ dedi

Agirî Panos (Patnos) ilçesinden Trabzon’un Maçka ilçesine inşaat işçisi olarak giden V.A., İ.G., U.G., C.G., D.O. ve ismi öğrenilemeyen bir işçi, 18 Haziran’da bir grup tarafından ırkçı saldırıya maruz kalmıştı. İşçiler tedavi sonrası memleketlerine dönerken, valilikten olayın ırkçı saldırı olmadığı ve “kavga” olduğu iddiası geldi.

Saldırıya maruz kalan işçilerden U.G., araçla seyir halindeyken önlerinin kesildiğini belirterek, “Kürtçe bir şarkı dinliyorduk. Camı açtım ve konuşmaya çalıştık. ‘Burada müzik dinlemeyeceksiniz’ dediler. Nedenini sorduk, ‘Ben öyle istiyorum’ dedi. Sonra araçtan indik, etrafımızı sarmaya başladılar. Böyle bir yasak olmadığını belirtmemize izin vermeden bizi darp etmeye başladılar. Kavgadan sonra araçla uzaklaşmak istedik fakat ‘yolu kesin’ diye bağırdılar. 2 araç yolu kesti, zar zor geri geriye giderek inşaata gittik” sözleriyle o gün yaşananları anlattı.

Gözaltına alınan yok

Yeniden çalışmaya gidecekleri için isminin açık yazılmasını istemeyen U.G.’nin ağabeyi R.G. ise, yakınlarının karakola gittiğini, ırkçı grubun buraya gelerek “Suriyelilerin, PKK’lıların burada işi yoktur” sloganları attığını ve sonrasında dağıldığını ifade etti.

Olayın üzerinden günler geçmesine rağmen saldırganların gözaltına alınmadığını aktaran R.G., “Hem karakol hem de hastanede kamera kayıtları olmasına rağmen hala gözaltına alınan kimse yok. Bu olayın adli bir saldırı olmadığını gösteriyor. Kaç gün orada kaldık fakat hiçbir yetkili bizimle görüşmeye gelmedi. Biri gelip, ‘Biz kardeşiz bu olay yanlıştı’ deseydi, biz de olayın ırkçı olmadığını bilirdik” diye konuştu.

Saldırı Kürtlere yönelik bir saldırı

Saldırganların işçilerden İ.G. ve ve C.G.’yi araçla ezmeye çalıştığını söyleyen R.G., şunları söyledi: “Burada cana kasıt var. İ.G.’nin kafasında sayısız dikiş var, araba çarpıyor. Havaya yükseliyor, sonrasında çalıların arasında yuvarlanıyor. Olayla ilgili hala gözaltı yok. Olay bizimle ilgili değil, Kürtlere yönelik bir saldırıdır. Bizim bu insanlarla alıp veremediğimiz bir şey yok. Bu tarz olayların üzerine gidilmesi gerekiyor. Biz orada kendimizi bir şekilde savunduk fakat herkes bu imkanlara sahip değil. Bu saldırıların önüne geçilmesi gerekiyor, yetkililer bu olaylara el atmalı. Karakola bile, ‘Siz teröristleri bize vermiyorsunuz’ diye saldırmaya çalışıyorlar. Bu sıradan bir saldırı değil.”

Haber: Berivan Kutlu / MA

#Trabzondaki #ırkçı #saldırı #Canımıza #kastettiler #tek #bir #gözaltı #bile #yok

Efrîn’de bir kişi kaçırıldı

Efrîn’de paramiliter gruplar bir kişi kaçırırken, yine paramiliter gurplar tarafından Şêrawa ilçesinin Kibêşînê köyünde ise ekin tarlalarını ateşe verdi

Türkiye ve bağlı paramiliter gruplar kontrolünde bulunan Kuzey ve Doğu Suriye kenti Efrîn’de savaş suçları devam ediyor. Saldırıların başladığı 2018 yılından bu yana kentte çok sayıda insan kaçırılırken, onlarca kadına da tecavüz gerçekleşti.

ANHA’nın haberine göre, Şêrawa ilçesinde Feyleq El Şam adlı grubun üyeleri, Beiyê köyünden Ehmed Xelîl Elo adlı yurttaşı kaçırdı. Ayrıca Elo’nun Îska köyündeki cezaevine götürüldüğü ancak akıbetinin belirsiz olduğu belirtildi.

Tarlalar ateşe verildi

Şêrawa ilçesinin Kibêşînê köyünde ise, zeytin tarlaları ve tarım arazilerinin ateşe verildiği öğrenildi.

DIŞ HABERLER

#Efrînde #bir #kişi #kaçırıldı

Şirnex’ın kaplıcaları satışa çıkarıldı

Dönemin Valisi Pehlivan’ın ‘Beytüşşebap Zümrüt Kaplıcaları Modernize Ediliyor’ sözleri ile duyurduğu Elkê ve Basa ilçelerinde bulunan kaplıcalar, valilik tarafından satışa çıkarıldı

Şirnex’ın Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Germav köyünde bulunan turistik Zümrüt Kaplıcaları ile Basa (Güçlükonak) ilçesinde bulunan Belkıs Ana Kaplıcaları satışa çıkarıldı.

Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA), AKP’li Beytüşşebap Belediyesi ve Şırnak İl Özel İdaresi’nin 4 milyon 620 bin TL harcadığı “Zümrüt Kaplıcaları Projesi”, belediyenin çevre düzenlemesi yapmaması nedeniyle bitirilemedi. 4 yıldır sürdürülen proje tamamlanmadan, kaplıca satışa çıkarıldı.

Zümrüt Kaplıcaları ve Belkıs Ana Kaplıcaları, 10 milyon 249 bin TL değerle 11 Temmuz’da ihaleye çıkarılacak.

Dönemin Şırnak Valisi Ali Hamza Pehlivan, “Beytüşşebap Zümrüt Kaplıcaları Modernize Ediliyor. İnşaat ihalesi yapılan projesinin hayırlı olmasını diliyorum. Zümrüt Kaplıcaları ve Tatil Köyü projesinde 26 apart daire, 2 açık, 2 kapalı yüzme havuzu ile sosyal tesis yer alıyor” sözleriyle projeyi duyurmuştu. Ancak bu vaatler yerine getirilmeden kaplıca satışa çıkarıldı.

Şırnak İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü’nün, Belkıs Ana Kaplıcaları’nın satışa çıkarılmasına dair Şırnak İl Genel Meclisi’ne gönderdiği tebligatta, şu ifadelere yer verildi:

“Güçlükonak İlçesi Düğünyurdu Köyü 169 ada 1 parsel (3.578,54 m yüzölçümlü Otel binası ve Arsası) ve 177 ada 4 parsel (1.998,68 m² yüzölçümlü Turizm Tesis Alanı Havuz yeri) nolu taşınmazların 5302 sayılı 11 Özel İdaresi Kanununun 10. maddesinin f bendi gereğince satışı ile ilgili yazımızın İl Genel Meclisi’ne havale edilmesi hususunu olurlarınıza arz ederiz.”

Haber: Zeynep Durgut / MA

#Şirnexın #kaplıcaları #satışa #çıkarıldı

İmralı’da mutlak tecrit 28’inci ayında

Asrın Hukuk Bürosu ile insan ve hukuk örgütlerinin tüm başvurularına rağmen İmralı’daki mutlak tecrit 27’nci ayını geride bıraktı

Uluslararası komployla Türkiye’ye getirildiği 15 Şubat 1999 tarihinden bu yana İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde mutlak tecrit koşullarında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile aynı cezaevinde bulunan Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş ve Ömer Hayri Konar’a uygulanan mutlak tecrit 27’nci ayını geride bıraktı.

“Koster bozuk”, “Hava muhalefeti” gibi gerekçelerle 27 Temmuz 2011’den itibaren avukatları ile görüştürülmeyen Abdullah Öcalan, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde 8 Kasım 2018’de başlatılan ve tüm cezaevlerine yayılan açlık grevleriyle oluşan kamuoyu baskısı sonucu 2019 yılında avukatları ile 5 kez görüşme gerçekleştirebildi.

Ailesiyle temas kurduğu son tarih ise, 25 Mart 2021 tarihi oldu. Abdullah Öcalan’ın bu tarihte kardeşi Mehmet Öcalan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi ise 4 buçuk dakikanın ardından kesildi.

Abdullah Öcalan, kardeşi ile yaptığı kesintili telefon görüşmesinde aile ve avukat görüş engeline dair şu tespitlerde bulundu:

“Bu yaptığınız çok yanlış. Devlet de yanlış oynuyor, siz de. Bu hukuki değil, doğru da değil. Bu asla kabul edilemez. Bu aynı zamanda çok tehlikelidir. Siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Avukatlarımın buraya gelerek benimle görüşme yapmasını istiyorum. Bu hukuki bir şeydir. 22 yıldır buradayım. Bu sorun gelecekte nasıl olacak? Bu sorun ancak hukukla çözüme kavuşturulabilir. Neden buraya gelmiyorlar? Şayet bir görüşme olacaksa, bu avukatlarla olmalıdır. Çünkü bu durum hem siyasi hem de hukukidir.”

416 başvuru yanıtsız

Bu görüşmenin ardından Abdullah Öcalan’ın sesinin dışarıya yansıması ısrarla engellendi. Bu engellemeye dair avukatların Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve İmralı Cezaevi’ne yaptığı başvurulara olumlu ya da olumsuz bir yanıt verilmedi.

Abdullah Öcalan’ın ve diğer tutuklulara yönelik tecride ilişkin Asrın Hukuk Bürosu’nun, 25 Mart 2021 tarihli yapılan son telefon görüşmesinden bu yana Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve İmralı Cezaevi’ne yaptığı en az 290 avukat ve 126 aile olmak üzere toplam 416 görüşme başvurusuna herhangi bir yanıt verilmedi.

Disiplin cezaları

Avukatlar, bu iki kuruma yapılan başvuruların yanıtsız bırakılması üzerine 30 Mart 2021’de Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. Avukatların talebi aynı gün reddedildi. Bu başvuru sonrası 29 Ocak 2021’de, avukat ve aile görüşünü engelleyen bir disiplin cezası olduğu ortaya çıktı. Haber alamama hali nedeniyle avukatlar 22 Kasım 2021’de tekrardan hakimliğe başvuru yaptı. Başvuruda, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi’ne (İHK) ve Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) tarafından yapılan tespitlere dikkat çekilerek, “İncommunicado (Alı koyma-mutlak iletişimsizlik)” haline dikkat çekildi. Ancak bu başvuruda reddedildi. Bununla birlikte İmralı Disiplin Kurulu’nun, aile ziyaretini 3 ay süreyle engelleyen “disiplin” cezası verdiği, 12 Ekim 2021’de de hakimlik tarafından 6 aylık avukat yasağı kararının verildiği öğrenildi.

AK Başvurusu

Süreç içerisinde bir diğer önemli gelişme ise, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı’nın (TOHAV), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 18 Mart 2014’de Abdullah Öcalan’ın ömür boyu cezaevinde tutulmasının “işkence” olduğuna dair kararın yerine getirilmesi için 26 Temmuz’da Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne (AK BK) başvurması oldu.

Komite, sivil toplum örgütlerinin girişimiyle 7 yıl sonra konuyu gündemine alarak, 30 Kasım-2 Aralık arasında yapacağı toplantı öncesi Türkiye’den STÖ’lerin bildirimine ve kararların yerine getirilmesi sürecine dair bilgi istedi. Toplantının ardından 3 Aralık 2021’de kararını açıklayan Komite, “Öcalan-2” kararında halihazırda indirilemez ve inceleme imkanı olmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış olup, tutuklu bulunan kişilerin sayısı hakkında bilgi istedi. Komite, Türkiye’yi genel tedbirlerin uygulanmasında kaydedilen ilerleme hakkında en geç 2022’nin Eylül ayı sonuna kadar bilgi sunmaya davet etti. Türkiye, yıl içinde verdiği yanıtlarda, Abdullah Öcalan’a uygulanan infaz rejiminin “istisna” olduğunu kabul etti.

AYM’nin yanıtı

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 1 Ekim 2021’de Bursa İnfaz Hakimliği’ne bu kapsamda başvuru yaptı. Hakimlik, AİHM’in kararını görmezden gelerek, AYM’yi işaret etti. Bunun üzerine avukatlar aynı taleple 3 Aralık 2021’de AYM’ye başvurdu. Ayrıca avukatlar, bütün hakim ve savcılar hakkında 22 Aralık 2021’de Hakimler Savcılar Kurulu’na (HSK) ve Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Avukatlar, idare ve yargı mercilerinin bu işlem ve uygulamalarının durdurulması ve son bulması için 24 Aralık 2021’de AYM’ye tedbir kararı alınması için başvuruda bulundu. AYM, 12 Ocak 2022’de bu talebi reddetti.

775 avukattan başvuru

2021 yılında yerel düzeyde yapılan başvurular dışında yüksek mahkeme niteliğinde olan AYM’ye 19, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de 5 başvuruda bulunuldu. Bu başvurularla birlikte Anayasa Mahkemesi’nde 79 bireysel başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) ise 12 başvuru derdest durumda.

2021 yılı boyunca avukatlar, Türkiye Barolar Birliği (TBB), barolara ve Meclis’e, aynı zamanda ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütlerine tecridi takip etme ve ziyaret gerçekleştirmenin yanı sıra Adalet Bakanlığı’na randevu talebiyle başvuru yaptı. Ancak Bakanlık, bugüne değin bir yanıt vermiş değil. Abdullah Öcalan ve diğer tutuklulardan haber alınamama hali, hukuk örgütlerini de harekete geçirdi. Özgürlük için Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) aralarında bulunduğu hukuk örgütleri, Abdullah Öcalan ile görüşülmesi için imza kampanyası başlattı. 29 baroya kayıtlı 775 hukukçu, Abdullah Öcalan ile görüşülmesi için imza vererek, 10-17 Haziran 2021’de tarihinde Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulundu. Ancak Bakanlık, avukatların başvurusuna da cevap vermedi.

Uluslararası hukukçuların gündeminde

Avrupa ve Ortadoğu’da bulunan avukatlar da Abdullah Öcalan ile görüşmek için Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulundu. Dünya genelinde 22 ülkeden 350 avukat, İmralı’da ağır tecrit koşullarında tutulan Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle 14 Eylül 2022’de Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulundu. İmralı’da bir yılı aşkın bir süredir sürdürülen haber alınamama haliyle derinleştirilen tecrit halinin işkencenin önlenmesi konusunda uluslararası ihlal teşkil ettiğini belirten avukatlar, aynı başvuruyu Avrupa Barolar Birliği, Türkiye Barolar Birliği ve uluslararası insan hakları örgütlerine de yaptı. Avukatlar, yaptıkları başvuruyu Belçika’nın başkenti Brüksel’de Avrupa Basın Kulübü’nde düzenledikleri basın toplantısıyla duyurdu.

Sonrasında Fas, Filistin, Federe Kürdistan Bölgesi, Kuzey ve Doğu Suriye, Irak, Lübnan, Mısır, Suriye ve Ürdün’de bulunan 756 avukat da görüş için harekete geçti. Abdullah Öcalan ve diğer tutukluların ağır tecrit koşullarında tutulduğunu belirten avukatlar, “Sayın Öcalan’ı ve İmralı’da bulunan diğer tutukluların haklarını savunmak için harekete geçiyoruz” diyerek, bu durumun Kürt-Arap birliğinin tarihi adımı olarak yorumladıklarını kamuoyuna duyurdu. Avukatlar, ayrıca Abdullah Öcalan ve diğer tutukluların fiziki özgürlüğü için mücadele edeceklerini vurguladı.

Kuzey ve Doğu Suriye, Tartus, Halep, Humus ve Lazkiye’den 691 avukat ise, 19 Eylül 2022 tarihinde Qamişlo’da bulunan Toplumsal Adalet Meclisi önünde bir araya gelerek, Abdullah Öcalan üzerindeki tecride tepki gösterdi. Avukatlar, Adalet Bakanlığı’na mektup göndererek, tecridin sonlandırılmasını istedi.

CPT’nin İmralı ziyareti

Türkiye’deki hukuk örgütlerinin yanı sıra Ortadoğu ve Avrupa olmak üzere yüzlerce avukatın yaptığı başvuruların ardından Avrupa Konseyi’ne (AK) bağlı Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT), 20-29 Eylül tarihlerinde İmralı’yı ziyaret ettiğini açıkladı. Her ne kadar İmralı’yı ziyaret ettiğini duyursa da CPT, ziyaretin içeriğine dair herhangi bir bilgilendirme yapmadı. CPT 2’nci Başkan Yardımcısı Therese Rytter, yaptıkları ziyarete ilişkin Mezopotamya Ajansı’na şu açıklamada bulundu: “Türkiye’deki tüm mahkumları ziyaret ettiğimizi söyleyebilirim ama bulgularımızı açıklayamam. Bunlar, raporun kamuoyuna açıklanması durumunda açıklanacak.”

Rytter, ziyarete ilişkin hazırladıkları raporu onaylayıp 2023 yılının Mart ayında Türkiye’ye göndereceklerini ifade ederek, “Türkiye’nin yanıt vermesi için 6 ay süresi olacak ve ardından CPT raporunu yayınlamak isteyip istemediğine karar verecek. Özgürlüğünden yoksun bırakılan herkese engelsiz erişime sahibiz” dedi.

Yapılan bu ziyaret ve açıklamalar, Abdullah Öcalan ile İmralı’da bulunan diğer tutuklulara dair kaygıları daha da arttırdı. Asrın Hukuk Bürosu’nun yaptığı açıklamada, CPT’nin bir an önce kamuoyuna bir açıklama yapmasını ve tecrit koşullarının ortadan kaldırılması için gerekli prosedürleri işletmesi talebinde bulundu.

CPT raporunu tamamladı

CPT, Eylül 2022’de yaptıkları ziyarete dair oluşturdukları raporu, Türkiye’ye teslim ettiklerini aktardı. CPT, “Türkiye’ye yapılan Ad Hoc ziyaretler başlığı altında yapılan ziyarete ilişkin rapor, CPT tarafından Mart 2023’ün başlarında kabul edildi ve ardından Türk makamlarına iletildi. Raporun ne zaman açıklanıp açıklanmayacağına ise yetkililer karar verecek” açıklaması yaptı.

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 14 Mart’ta Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a açık mektup göndererek, Abdullah Öcalan’ın rehine statüsünde tutulduğuna işaret etti. 16 Mart’a ise CPT, İmralı’ya giden heyetin raporunu tamamlandığını ve kabul ettiğini duyurdu. Asrın Hukuk Bürosu avukatları, deprem nedeniyle müvekkilleri görüşmek için yaptıkları başvuruların reddedilmesi nedeniyle 17 Mart’a AYM’ye başvurdu.

Asrın Hukuk Bürosu, ayrıca CPT’nin İmralı ziyaretinden hemen önce Abdullah Öcalan ve diğer tutuklular hakkında İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı’nın 9 Eylül’de 3 aylık “disiplin” cezası verdiği ve bunun 28 Eylül’de kesinleştiğini açıkladı.

Bakanlık’tan görüş istendi

Son 8 yıl içerisinde Asrın Hukuk Bürosu tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapılan başvurulardan 23’üne ilişkin Adalet Bakanlığı’ndan görüş istendi. Bakanlık, avukat yasakları, aile disiplin yasakları, telefon hakkı, Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde İmralı’daki yasaklara ve benzer pek çok konuya dair AYM’ye görüş sundu.

Bakanlığın, avukat ve aile görüşlerinin engellenmesine dair 24 Mart’ta AYM’ye sunduğu görüşte, İmralı’da “kötü muamelenin” olmadığını, görüşmelerde “elde olmayan sebeplerden” dolayı aksaklıklar yaşandığını ve bu durumun “makul” olduğunu ileri sürdü.

Görüşme engeli

Tecrit ve görüşme engellerinin devam ettiği ve kaygıların derinleştiği dönemde siyasi partilerin başvuruları da oldu. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay ile HDP Urfa Milletvekili Ömer Öcalan, 20 Ekim’de Öcalan ile görüşmek için Adalet Bakanlığı’na başvurdu. Daha sonraki süreçlerde Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ile birçok HDP milletvekili de Abdullah Öcalan’la görüşmek için başvuruda bulundu.

12 Ekim 2021’de de hakimlik tarafından verilen 6 aylık avukat yasağı kararı, 22 Nisan 2022’de sona erdi. Yasak süresinin dolması üzerine avukatlar müvekkilleri ile görüşmek için yaptıkları başvurulara herhangi bir yanıt alamadı. Bunun üzerine avukatlar 29 Nisan’da bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. Reddedilen başvuruya, 13 Nisan’da verilen 6 aylık yeni bir avukat görüş yasağı gerekçe gösterildi. Yasağa konu gerekçe hakkında da avukatlara herhangi bir bilgi verilmedi.

BM süreci devam ediyor

Avukatlar, 9 Eylül 2022’de verilen disiplin cezasının 9 Aralık’ta sona ermesi sonrası 15 ve 23 Aralık 2022 ile 3 Ocak 2023’te hem cezaevi hem de savcılığa 3 ayrı başvuru yaptı. Ancak bu başvurular da sonuçsuz kaldı. Bursa İnfaz Hakimliği, 4 Ocak’ta Abdullah Öcalan ve diğer tutuklulara 3 aylık yeni bir aile görüş yasağı verildiğini avukatlara bildirdi. Gerekçe “disiplin cezası” olarak açıklanırken, cezanın neden verildiği ve ceza tarihine dair herhangi bir bilgi paylaşılmadı. Avukatlar, 10 Ocak’ta karara itiraz etti. Bursa Ağır Ceza Mahkemesi, aynı gün başvuruyu reddetti.

2022 yıllı boyunca yapılan avukat, aile ve vasi görüşmesine dair başvuruların tümü disiplin cezaları ve yasak kararları gerekçe gösterilerek reddedildi. Son olarak Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 2022’nin sonlarında Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi’ne başvuruda bulundu. Komite, bu başvuruyu Türkiye’ye göndererek, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado” haline son verilmesi ve avukatların derhal kesintisiz bir şekilde müvekkilleri ile görüştürülmesini de içeren geçici tedbir talebinde bulundu.

Haber: Ergin Çağlar / MA

#İmralıda #mutlak #tecrit #28inci #ayında

Hak ihlallerini protesto ettikleri için tekli hücreye konuldular

Kırıklar 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde hak ihlallerini protesto etmek için koğuşlarını ateşe veren tutukluların bazıları farklı bir cezaevine sevk edilirken, bazıları hakkında ise soruşturma başlatıldı. Sevk edilen tutukluların ise tekli hücrede tutulduğu belirtildi

Kırıklar 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde geçtiğimiz hafta siyasi tutuklular, tecrit politikaları, farklı bloklarda tutulmaları ve diğer hak ihlallerine karşı 15-19 Haziran’da bir koğuşu 2 defa ateşe vermişti. Koğuş yakma eylemine katılan tutuklular, aynı kampüs içerisinde yer alan İzmir Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sevk edilirken, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk’tan oluşan heyet, söz konusu duruma dair 23 Haziran’da cezaevi savcısı ve tutuklularla görüşme gerçekleştirdi.

Heyette yer alan ve eyleme katılan tutuklularla görüşen İHD İzmir Şubesi Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü Nehir Bilece yaşanan durumu anlattı.

Tek başlarına tutuluyorlar

Bilece, “Görüştüğümüz tutuklular, cezaevi idaresi ile yaptıkları görüşmelerde sürekli oyalandıklarını ve yoğunlaşan tecrite karşı koğuş yakma eylemi gerçekleştiklerini aktardı. Cezaevi idaresinin, kanunların tutuklulara verdiği hakları kullandırmadığını gördük” diye belirtti. Bilece, tutukluların sevk edildikleri cezaevinde ise tek başlarına tutulduğunu aktardı.

Baskı daha da arttı

Bilece, diğer tutukluların da tecrit politikalarını slogan atarak ve kapılara vurarak protesto ettiğini söyledi. Söz konusu eylemlere katılan tutuklular hakkında soruşturma açıldığını ifade eden Bilece, tutuklulardan sözlü savunma istendiğini ancak tutukluların sözlü savunma yapmadıklarını kaydetti. Bilece, “Mahpusların hak ihlallerinin çözümüne ilişkin yaptıkları her şeyin disiplin cezası olarak sonuçlanması, baskının artması kötü muameledir” dedi.

Cezasızlık cesaret veriyor

Türkiye cezaevlerinde uzun süredir tecrit politikasının devam ettiğine dikkati çeken Bilece, “Hastane sevkleri, aramalarda yaşanan hak ihlalleri, yemek ve su gibi birçok uygulamada idarenin keyfi uygulamaları sürüyor. Siyasi mahpuslar denetimli serbestlik haklarında ayrımcılıklara uğruyor” diyerek özellikle cezasızlık politikaları sonucu hak ihlallerinin arttığına vurgu yaptı.

İZMİR

#Hak #ihlallerini #protesto #ettikleri #için #tekli #hücreye #konuldular

Putin ile anlaşan Prigojin Rostov’dan ayrıldı

Wagner’in kurucusu Yevgeniy Prigojin anlaşma sonrası Rusya’nın Rostov-Na-Donu kentinden ayrıldı

Rusya’da paralı asker grubu Wagner’in kurucusu ve lideri Yevgeni Prigojin ile ordu arasında kriz dün akşam itibariyle varılan anlaşma ile son buldu. Prigojin’in Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “ilerlemeyi durdurun” yönündeki teklifini kabul etmesinin ardından Rostov-Na-Donu kentinden ayrıldı.

Kamplarına döndüler

Rostov Bölge Valisi Vasiliy Golubev, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, “Wagner konvoyu Rostov’dan çıktı ve saha kamplarına doğru yöneldi” ifadesini kullandı.
Wagner, Rostov-Na-Donu’daki Rus Güney Askeri Bölge Karargahın binasından ayrılarak, tüm askeri teçhizatını da şehirden çıkardı.

Rusya Federal Karayolu Ajansından (Rosavtodor) yapılan açıklamada, otoyollarda getirilen tüm kısıtlamaların kaldırıldığı bildirildi.

Öte yandan Moskova başta olmak üzere Ukrayna sınırına yakın bölgelerde kriz nedeniyle ilan edilen “terörle mücadele operasyonu” durumunun kaldırılacağı belirtildi.

DIŞ HABERLER

 

#Putin #ile #anlaşan #Prigojin #Rostovdan #ayrıldı