Ana Sayfa Blog Sayfa 253

PYD’li Xoce: Türkiye’nin saldırılarının amacı Lozan’ı güncellemek

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarının amacının Lozan’ı güncellemek olduğunu belirten PYD Genel Meclisi üyesi Ehmed Xoce, aynı zamanda saldırılar ile bir arada yaşayan halkların hedef alındığını söyledi 

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik Türkiye’nin saldırıları sürerken, son yıllarda yapılan suikastlerle de birçok kişi katledildi. En son geçtiğimiz hafta SİHA saldırısıyla Qamişlo Kanton Meclisi Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Leyman Şiwêş ve şoförleri Fırat Tuma katledildi. Katliama tepkiler sürerken, Türkiye’nin saldırıları da devam ediyor.

Türkiye’nin bölgeye yönelik artan saldırılarını değerlendiren Demokratik Birlik Partisi (PYD) Genel Meclisi üyesi Ehmed Xoce, asıl hedefin halkları bir arada yaşaması olduğunu belirtti.

100 yıllık politika

Kürtlere dönük inkar, yok sayma politikalarının tarihsel geçmişine değinen Xoce, Kurdistan’ı dört parçaya bölen Lozan antlaşmasını hatırlatarak, yüz yıldır aynı politikaların işletildiğini söyledi.

Asıl hedef özgür Kürt iradesi

Rojava Devrimi’nin gerçekleştirildiği 19 Temmuz 2012’den sonra Türkiye’nin paramiliter güçler eliyle Kürtler ve dostlarının kazanımlarına saldırmaya başladığını belirten Xoce, “Özerk Yönetim’in ilan edildiği 2014 yılında saldırıların dozu arttırıldı ve DAİŞ Türkiye eliyle bölgeyi işgal etmeye çalıştı. Ancak bu plan Kobanê’den geri döndü. Kobanê’de halk direndi ve bütün planları boşa çıkardı. Tankları, topları ile yüz yıl önce yapmak isteyip yapamadıklarını gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Bugün hedef alınan özgür Kürt iradesi, özgür insanın paradigması olan demokratik toplumdur” diye konuştu.

Dört parçada saldırı var

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin 10 Haziran’da yaptığı açıklamayla cezaevlerinde tutulan 10 bini aşkın DAİŞ üyesinin yargılanacağını duyurmasının ardından saldırıların arttığına dikkat çeken Xoce, “Dört parça Kurdistan’da Kürtlerin iradelerine saldırılar söz konusu. Başûr’de kullanımı suç olan, kimyasal saldırılar kullanılıyor. Gerilla karşısında en gelişmiş teknolojiler ile bir savaş sürdürülüyor. Amaç yüz yıl önce imzalanan Lozan’ı güncellemek, bir kez daha Kürtlerin iradelerini yüz yıl yok saymak” diye belirtti.

Önce Lozan’dı şimdi Erdoğan

Uluslararası güçlerin “kendi çıkarları için” Türkiye’nin yaptığı bütün savaş suçlarına sessiz kaldığının altını çizen Xoce, “Emperyalist devletler yüz yıl önce Lozan’da Türkiye’ye arka çıktı, bugün de Erdoğan’a arka çıkıyorlar” dedi.

Saldırılar sonuç alamaz

“Özerk Yönetim bütün Ortadoğu için bir umut” diyen Xoce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özerk Yönetim 10 yıldan fazladır bütün haklar ile birlikte bir yaşam ördü. Özsavunma, halkı koruyan güçleri var. Saldırılar ile halk ve Özerk Yönetim arasında bir uzaklaşma yaratmak isteniyor. Saldırıların en yoğun olduğu günlerde de halk Özerk Yönetim ile kol kola oldu. Halklar direnişi seçti, saldırılarla bir sonuç alınamaz. ”

Dünya halkları Öcalan’a sahip çıkmalı

Halklara yaşamı birlikte savunma çağrısı yapan Xoce, “Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim’ine karşı arayışlar içinde olanların yanı sıra yanımızda olan ve bizi destekleyen dostlarımız da var ve bu bize moral, güç oluyor. Önder Apo sadece Kürtler için değil, bütün halklar için bir umut. Bugün çözümün anahtarı İmralı’dadır. Bütün dünya halkları Sayın Öcalan’a sahip çıkmalı. Bugün ‘Üçüncü Dünya Savaşı’ olarak adlandırılan ekonomik krizi bir sorun olmaktan çıkartmak isteyenler yönlerini Rojava’ya dönmeli. Rojava’da yükselen felsefe güneşi, bütün dünya halkları için bir ışık olacaktır” dedi.

Haber: Emrullah Acar / MA

#PYDli #Xoce #Türkiyenin #saldırılarının #amacı #Lozanı #güncellemek

‘ÇEDES projesi ile bütün okullar İmam Hatipleşecek’

AKP’nin ÇEDES projesiyle dindar bir kadro yaratmaya çalıştığını söyleyen Eğitim Sen Amed 2 No’lu Şubesi Kadın Sekreteri Songül Can Şimşek, ‘ÇEDES porjesi ile bütün okullar İmam Hatipleşecek’ yorumunu yaptı

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi” (ÇEDES) kapsamında okullara “manevi danışmanlık” hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanıyor.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Amed 2 No’lu Şubesi Kadın Sekreteri Songül Can Şimşek, proje ile ilgili Mezoptamya Ajansı’ndan (MA) Eylem Akdağ’a verdiği röportajda, iktidarın amacının ‘biat eden nesil yetiştirmek’ olduğunu ve bu proje ile ‘bütün okulların İmam Hatipleşeceğini’ vurguladı.

‘Bilimden uzak ezberci nesil yaratılıyor’

İlk olarak 842 kişinin atandığını ve bu atanmayla beraber okullarda özellikle rehberlik servisleri ve kulüplerin boşa çıkarıldığına dikkat çeken Şimşek, “Okullar artık çocukların pedagojik eğitimden faydalanmayan bireylere teslim edildiği ve bu teslimiyet sonrasında da nereye uzanacağı, ne yapılacağıyla ilgili hiçbir güvencesi olmayan yerler haline geldi. Bu insanlar atanırken neye göre atandılar? Bu atanma sırasında hangi kriterler var? Bu proje sadece okulda olmayacak, Diyanet’le, Gençlik Vakıfları’yla beraber Türkiye genelinde kendileri için yeni bir dindar kadro yaratma hevesi içindeler. Bilimden, bilimsellikten uzak, onların istediği gibi sadece ezberci, tek düze, gelecekle ilgili hiçbir umudu olmayan bir nesil yaratmak istiyorlar.”

‘İstismarı nasıl açığa çıkaracağız?’

Pedagojik eğitim almayan bireylerin okul eğitimlerine dahil edilmesi sonucunda çocukları çok sayıda tehlikenin beklediği uyarısında bulunan Şimşek, “İstismarı nasıl açığa çıkaracağız, ÇİM’ler ne yapacak? Bu konuda çocuk nereye başvuracak? İnsanların çocuklarını gönderirken tedirgin olması gerekir. Bu kadar suiistimale açık geniş bir alanda gerçekten çok dikkat etmeliler” şeklinde konuştu.

‘Bütün okullar İmam Hatipleşecek’

ÇEDES’in çok kapsamlı bir proje olduğunu belirten Şimşek, “İmam Hatip Okulları” projelerinin de aynı amaçla oluşturulduğunu hatırlattı. Şimşek, “Tek amaçları vardı; bir din eğitimiyle beraber kendilerine biat eden bir gurup, bir yeni nesil yaratmak ama başarılı olamadılar. Birçok yerde İmam Hatiplerin boş olduğunu, okullaşma oranın, öğrenci sayılarının ve başarı oranlarının çok düştüğünü görüyoruz. Bunu gören devlet ve iktidar aklı, hemen buna karşı yeni bir proje geliştirdi. Bu projeyle beraber bütün okulları İmam Hatipleştirecek” dedi.

HABER MERKEZİ

#ÇEDES #projesi #ile #bütün #okullar #İmam #Hatipleşecek

İşçi ölümünden sorumlu kayyum yardımcısı görevinin başında!

Bir işçinin ölümüne yol açan ancak kayyumun 2 yıl boyunca soruşturma izni vermediği için yargılanmayan Êlih Belediye Başkan Yardımcısı Metin Gürbüz’ün halen görevinin başında olduğu ortaya çıktı

Êlih’te bir işçinin ölümünden yüzde 100 sorumlu tutulan ve hakkında uzun sürenin ardından soruşturma açılan kayyum yönetimindeki Êlih Belediyesi Başkan Yardımcısı Metin Gürbüz’ün, halen görevinin başında olduğu ortaya çıktı.

2 yıl işlem yapılmadı

Kayyum yönetimindeki Batman Belediyesi’nin Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nce kiralanan iş merkezinin tadilat inşaatında 8 Temmuz 2021’de geçirdiği kaza nedeniyle hayatını kaybeden inşaat ustası Nuri Aydın’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, kayyumu vali Ekrem Canalp’in izin vermemesi nedeniyle olayda asli kusurlu bulunan Gürbüz hakkında 2 yıl boyunca işlem yapılmadı.

Yüzde 100 kusurlu bulundu

Kayyumun soruşturma izni vermemesi üzerine Batman Cumhuriyet Başsavcılığı, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 6’ncı İdare Mahkemesi’ne itirazda bulundu. Başvuruyu kabul eden mahkeme, “soruşturma izni verilmemesi” kararını kaldırdı. İstinaf Mahkemesi, Gürbüz’ün “Görevi kötüye kullanma”, “Kamu idaresinin güvenirliğine ve işleyişine karşı suçlar”, “Kamu kurumunu zarara uğratma”, “Sigortasız ve iş güvenlik önlemleri olmaksızın işçi çalıştırmak ve kasıt seviyesinde ihmalle işçi ölümüne neden olmak” suçlarını işlediğine dair güçlü delillerin olduğunu belirterek, Gürbüz’ün olayda yüzde 100 kusurlu olduğuna dair bilirkişi raporuna da yer verdi. Kararın üzerine Batman Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı sürdürdü. Gürbüz ile ilgili hazırlanan SGK raporuyla, Kamu İhale Kanunu’na aykırı iş yapıldığı da ortaya çıktı.

Kayyum siper oldu

Gürbüz’ün işçi ölümünden sorumlu olması ve SGK raporlarıyla açığa çıkan usulsüzlüklere rağmen görevde olmasına tepki gösteren görevden alınan Êlih Belediyesi Eşbaşkanı Songül Korkmaz, kayyumun Gürbüz’e siper olduğunu söyledi. Kayyumun belediye kaynaklarını yandaşlara peşkeş çektiğini söyleyen Korkmaz, Gürbüz’ün Özel Kalem Müdürlüğü’ne sınavsız bir şekilde girdiğini ve sürekli görevde yükselmesine dikkat çekti.

Ceza yerine ödül verildi

İşçinin ölümünden sorumlu tutulan Gürbüz’e soruşturma izni vermeyen kayyumun, daha sonra 8 müdürlük bağlayarak başkan yardımcısı görevine getirildiğini aktaran Korkmaz, devletin cezasızlık politikasının devrede olduğunu söyledi.

Zihniyet aynı zihniyet

HDP’li belediyelere kayyum atayanların bir işçinin ölümünden sorumlu tutulan kişiye siper olmasının kayyum zihniyetinin bir göstergesi olduğunu kaydeden Korkmaz, “Gürbüz derhal görevden alınarak, etkin bir soruşturma yürütülmeli. Olayın sonuna kadar takipçisi olacağız” diye konuştu.

Haber: Fethi Balaman / MA

#İşçi #ölümünden #sorumlu #kayyum #yardımcısı #görevinin #başında

Jin Dergi ‘İnsansız çizilmiş haritalarda kadınlar’ kapağı ile yayında

Her pazar yayımlanan web dergi Jin’in yeni sayısı ‘İnsansız çizilmiş haritalarda kadınlar’ manşetiyle okuyucu ile buluştu

Jin Dergi’nin 17’nci sayısında Kamile Kandal, ‘Birbirimizin ayak izlerine basa basa göç ederiz’ yazısında mülteci kadınların yaşadıkları zorluklara değinirken, Rojda Yıldız ise, ‘Nedir toprak, üzerinde insanca bir yaşam yoksa?’ başlıklı yazısı ile sınırların değil insan yaşamının önemine değiniyor.

Kibriye Evren de ‘Öfkemizdir bizi çoğaltan’ başlıklı yazısında saldırılarda katledilen kadınların mücadelesinin devam ettiğini kaleme aldı. Bu sayıda ayırca Saliha Ayata da ‘Kültürsüzlük ile popülerleştirilen Kürt kültürü ile ne yapılmak istenilir?’ başlıklı yazısıyla da Kürt kültürü üzerindeki asimilasyon politikalarına dikkati çekiyor.

Medine Mamedoğlu’nun, ‘Bilmiyor ki kestiği yerden yeniden filizleniyoruz’ başlıklı yazısı ise Kurdistan’daki doğa katliamlarına dikkati çekiyor.

Yeni sayıda yer alan tüm başlıklar şöyle;

Birbirimizin ayak izlerine basa basa göç ederiz / Kamile Kandal

Nedir toprak, üzerinde insanca bir yaşam yoksa? / Rojda Yıldız

Öfkemizdir bizi çoğaltan / Kibriye Evren

Kültürsüzlük ile popülerleştirilen Kürt kültürü ile ne yapılmak istenilir? / Saliha Ayata

Bilmiyor ki kestiği yerden yeniden filizleniyoruz / Medine Mamedoğlu

Yeni sayıda yer alan yazıları okumak için tıklayınız.

http://jindergi.com/anasayfa/

İSTANBUL

#Jin #Dergi #İnsansız #çizilmiş #haritalarda #kadınlar #kapağı #ile #yayında

Wagner ile Kremlin anlaştı: Prigojin Belarus’a gidecek, hakkındaki dava kapanacak

Rusya hükümeti ile Wagner arasında anlaşma sağlandı. Kremlin Wagner’in sahibi Prigojin’in Belarus’a gideceğini ve hakkında açılan ceza davasının kapanacağını duyurdu

Wagner şirketinin sahibi Yevgeniy Prigojin’in, Ukrayna’da savaşan paralı askerlerle başlattığı “adalet yürüyüşü”yle doruğa ulaşan Rusya’daki gerilimde anlaşma sağlandı. Kremlin’den “Prigojin Belarus’a gidecek, hakkında açılan ceza davası kapanacak” açıklaması yaptı.

Ayrıntılar gelecek….

HABER MERKEZİ

#Wagner #ile #Kremlin #anlaştı #Prigojin #Belarusa #gidecek #hakkındaki #dava #kapanacak

Hedef İhvan-ı Muslimin koridoru

Türkiye Kuzey-Doğu Suriye’ye seri SİHA saldırıları ve Qamişlo Meclisi eşbaşkanlarına suikast düzenledi. BMGK’de Rusya’nın dosyası kâbus gibi beklerken Havana Duruşması benzeri DAİŞ’liler için Rojava Duruşması’nı engelleme yoluna girildi

Mehmet Ali Çelebi

Suriye’de Mart 2021’den başlayan iç savaşa resmi askeri birliklerle, paramiliter güçlerle müdahil olan Rusya, İran, Türkiye, 23-24 Ocak 2017’den beri “Astana formatlı” 20 toplantıyı stratejik hırslarını realize etmek için, savaşı kesmek yerine uzatıcı denklem olarak kurguladı.
Arap, Kürt, Ezidi, Ermeni, Süryani kanı dökülmesine, göçe, mülteciliğin sürmesine, işkenceye, insan kaçırmalara, tarih yağmasına, demografik yapının değiştirilmesine ön-ayak olan ülkeler, Astana formatlı 20. toplantıyı Kazakistan’ın başkenti Astana’da 20-21 Haziran 2023’te yaptı.
20 kez kurulan Astana masasına Kürtler, Ermeniler, Süryanilerden oluşan Rojava bileşenleri alınmazken, savaş suçları işledikleri uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarına giren ÖSO’nun (SMO) bağlı olduğu SMDK (Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu) dahil edildi.

Astana-20’den hemen önce Kuzey ve Doğu Suriye’nin (Rojava) kentlerine SİHA’larla ve topçularla saldırı silsilesi oldu. Hem uluslararası hem iç yasalara gör suç teşkil etse de maaşa bağlanıp silahlandırılarak, bazılarına vatandaşlık ve oy kullanma hakkı verilerek TSK’ye eklemlenen SMO (Suriye Milli Ordusu) topçu saldırılarıyla SİHA saldırılarına eşlik etti.

Tartışmalı 14-18 Mayıs 2023 milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası YSK tarafından 3. kez cumhurbaşkanı seçildiği ilan edilen Erdoğan 3 Haziran 2023’te Meclis’te yemin edip göreve başladıktan sonra yeni 5 yılın kodlamalarını Rojava’ya, özellikle Til Rifat ve Minbic hattına SİHA ve topçu saldırıları düzenleterek yaptı.

MHP ve BBP’li koalisyona Hüda-Par’ı da ekleyen Erdoğan tarafından atanan cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanlar Meclis’te 7 Haziran’da yemin ettikten bir gün sonra MGK toplantısı gerçekleşirken bildiride “Suriye’nin toprak bütünlüğünün muhafazası ile kalıcı barış ve istikrarın tesisinin Terör örgütlerinden temizlenmesi ile mümkün olacağı belirtilmiştir” dendi. (mgk internet sitesi – 8 Haziran 2023) Sadece özerk yönetim güçleri hedef alınmadı, Suriye askerleri de vuruldu. Rojava’ya yeni kara harekâtı mı başlayacaktı? Analizimizde neler planlandığının, tarafların hangi pozisyonda olduğunun geometrisine mercek tutacağız.

Suikast, Til Rifat ve Minbic

Öncelikli hedef son birkaç yıldır ABD ve Rusya’dan operasyon izni istenen Halep’in kuzeyinde Efrin’in güneydoğusunda yer alan, Efrin’den göç ettirilenlerin kaldığı Til Rifat idi, ardından Cerablus’un güneyindeki Minbic oldu.

Ukrayna ordusunun 4 Haziran 2023’te Rusya’ya karşı başlattığı taarruzda zorlanan, İsveç’in NATO üyeliğini Türkiye’nin onaylamasını istemeyen, Ankara’dan yeni kapitülasyonlar bekleyen Rusya’nın hava sahasını açık tutmasıyla, TSK-SMO ittifakı 11 Haziran 2023 akşamından 20 Haziran’a kadar Til Rifat (Til Rifet), Efrîn Kantonu’na bağlı Şera ve Şerawa ilçesinin köylerine, Minbic’in Toxar köyü ve Dirric köyü, Fırat’ın doğusundaki Eyn Îsa’ya bağlı Mieleq köyü ile Heseke’ye bağlı Zirgan’a seri SİHA ve topçu atışları yaptı. Rusya askeri devriyesi de Herbel ile Um Hoş arasındaki kara yolunda isabet aldı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) 1 ölü, 4 yaralı olduğunu kaydetti.

Suriye ordusu çatısı altındaki Lübnan Hizbullahı, Fatimiyyun Tugayı, Zeynebiyyun Tugayı, İran Devrim Muhafızları’nın olduğu alanlar da bombalandı. 9 Şam askeri öldü, çok sayıda asker yaralandı. Siviller hayatını kaybetti. Minbic Askeri Meclisi’nin çok sayıda üyesi hayatını kaybetti. 17 Haziran’da Til Rıfat Hastanesi top atışlarının hedefi oldu, 4 kişi yaralandı. Astana-20’nin başladığı 20 Haziran 2023 günü de Suriye’de Tirbespiyê’nin 10 km kuzeybatısındaki Til Şeîr köyü bombalandı. Til Şeîr-Qamişlo yolunda SİHA’lı suikast sonucu Qamişlo Kanton Meclisi Eşbaşkanı Yusra Derwêş ve Kanton Meclisi Eşbaşkan Yardımcısı Leyman Şiwêş’in ile aracın Süryani şoförü Firat Tûma hayatını kaybetti. Meclis ziyaretlerinden dönüyorlardı. ABD’nin hava sahasını kontrol ettiği bölgeydi. Rojava dinemiklerini Türkiye sopasıyla KDP’leştirmek isteyen, Türkiye’yi Rusya ve İran’a karşı kullanmak isteyen ABD, hava sahasını açık tutuyordu.

Halkın direncinin kırılması

Neden seçim sonrası saldırılar alevlendi, biraz açalım… Öncelikle Efrin’deki SMO ve HTŞ’nin korunması için Til Rifat stratejik hedef olarak görülüyordu. Minbic ise Hatay’dan İdlib’e, Efrin, Cerablus, El Bab’dan Kobane’ye kadar olan hattın tamamen kontrolü için stratejik manivelaydı. Rojava’da halkın direncinin kırılması, savaştan yorulup göç ederek alanları boşaltması amaçlanıyordu. İhvan kolonileri kurmak için bölgende yaşayanların direncinin kırılması gerekiyordu ki göç etsinler. Kürtler kentlerini terk ederse Türkiye’de seçim kampanyasının konusu olan mülteciler oralara taşınabilirdi.

Tarım ve sulak alanlar

Bombardımanın yapıldığı yerlerin bir özelliği bereketli topraklar olması. Fırat Nehri’ne yakın bulunmaları. Covid-19 sonrası ülkeler sınırları kapatınca, kuraklık da artınca tarım ve suyun önemi daha net anlaşıldı. Tarım alanları aynı zamanda üretilenin taşınmasını sağlayacak M-4 yolu ve M5 yolunun da yanı başında.

Esad’la poz arayışı ve Astana-20

Hükümet ekonomik krizi yavaşlatacak para ararken Millet İttifakı ve Ata İttifakı Türkiye’deki mültecilerin gönderilmesi yönünde seçim kampanyası yapıyordu. AKP-MHP oy kaybı yaşayacakları telaşıyla Esad ile görüşüp fotoğraf vererek artan tepkileri yatıştırmak istiyordu. Esad’ın temsilcileri ise 10 Mayıs’ta Moskova’da dörtlü dışişleri bakanları masasına “çekil” şartı koyacaktı. Görüşmeler olurken diyalog sakatlamasın, oy kaybı olmasın diye beklenmişti. YSK, sonucu ilan edince oy korkusu yatıştı. Astana-20 toplantısı öncesi el yükseltip Şam yönetimini zorlamak için yeniden saldırılar başlatıldı. “Yeniden göreve başladık. Rusya’nın halini görüyorsunuz. Suriye ordusunu da vursam müdahale edecek durumda değil. Ona göre hareket edin” demeye getiriyordu. Türkiye SİHA’ları ateşleyerek diyaloga kızan SMO güçlerinin güvenlerini yeniden kazanmak da istiyordu. AKP gündemi ekonomiden de uzaklaştırmak istiyordu.

Havana’dan Rojava Duruşması’na

Saldırılardan hemen önce Rojava yönetimi, çağrılara rağmen ülkelerin alıp götürmediği 12 bin kadar DAİŞ’liyi Halk Mahkemesi’nde yargılamaya başlayacaklarını 10 Haziran 2023’te açıklamıştı. Mağdur ailelerin de katılacağı duruşmaların halka, tutuklu vatandaşları olan ülkelerin heyetlerine, basına açık olacağını duyurmuştu. Küba devrimini boğmaya çalışan ABD-CIA kirli savaşının boyutları ortaya seren Havana Duruşması gibi bir süreç ortaya çıkacaktı.

Küba gerillaları güneydoğudaki Sierra Maestra’dan Havana’ya yürüyor, 1 Ocak 1959’da Havana düşüyor, işkence, katliamlar ve fuhuş organizasyonlarıyla özdeşleşmiş diktatör Fulgencio Batista kaçıyor. Emperyalist oluşumlara son veren Küba devrimcileri yağmacı ABD’nin United Fruit Company, ITT, Shell gibi yapılar millileştirip kolonyalist ekipleri kovuyor. 17-21 Nisan 1961’de ABD-CIA, silahlandırdığı işbirlikçiler eliyle Domuzlar Körfezi çıkartması yapıyor. Devrimci direnci kırıp Batista diktatörlüğünü yeniden inşa etmek istiyor. Ancak ABD-işbirlikçileri yenilgiye uğruyor. Yakalananlar için Havana Duruşması başlıyor. Zulüm görenler, işkence mağdurları katılıyor, teşhis yapıyorlar. Radyo ve TV aracılığıyla dünya ABD-CIA’in kirli savaş yöntemlerini öğreniyor.

Burada da DAİŞ, El Nusra, ÖSO üzerinden Rojava devrimi boğulmak isteniyordu. Yıllardır çağrı yapıldığı halde devletler vatandaşı olan DAİŞ’lileri almıyordu. Bunlar artık yargılanacaktı. DAİŞ’lilerin bölge ülkelerinde nasıl el üstünde tutulduklarını, insan, para, silah trafiğini hangi ülkeler üstünden nasıl yaptıklarını anlatmaları bölge ülkeleri için endişe kaynağıydı. Mahkeme Rojava tanınırlığını da artırabilirdi. Dolayısıyla saldırı silsilesi başlatıp yargılamanın önlenmesi hedeflerden biri oldu.

(Daha önce de Rojava’da genel seçim hazırlıklarını saldırılarla ve KDP ve Suriye Kürt Ulusal Konseyi kartlarıyla oynayarak akamete uğratmıştı.) Zaten Rusya’nın BMGK’deki DAİŞ dosyası “Demokles’in Kılıcı” gibi AKP-MHP’nin başı üstündeydi…

BM’deki kabus dosya

Neydi BMGK’deki o kâbus dosya…. Rusya Nisan 2016’da Türkiye-DAİŞ ilişkilerine dair bir dosyayı BM’ye resmen sunmuştu. Rusya resmi ajansı Sputnik’e göre BM Daimi Temsilcisi Vitaliy Çurkin’in sunduğu dosyada, “Türkiye, IŞİD’in ana silah ve askeri teknoloji tedarikçisi durumunda. Bu amaç doğrultusunda yasadışı örgütleri kullanan Türkiye’de tüm bu organizasyonu idare eden Milli İstihbarat Teşkilatı. Sevkiyat, arabalarla ve insani yardım konvoylarıyla gerçekleştiriliyor” dendi. (Sputnik/01.04.2016) Sevkiyat sırasında kullanılan vakıfların isimlerine yer veriliyor, “hükümetin yardımıyla Türkiye ve yurtdışındaki bankalarda hesap açıldığı” belirtildi.

Ciddi suçlamalardan biri kimyasal madde idi. Sputnik “Öte yandan Rusya’nın sunduğu belgede, Reyhanlı, Azez, Kamışlı ve Cerablus’taki sınır hattı üzerinden Suriye’deki teröristlere patlayıcı madde ve kimyasal madde gönderildiği de bildirildi” ifadesini kullanıyordu. Rusya’ya verilen kapitülasyonlar sonrası Putin bu dosyayı BM’de buzdolabına aldırmıştı. Dosyanın buzları çözülürse, Rojava Duruşması’nda anlatımlar dosyalanırsa, Lahey’deki kurulan Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi mahkemeler kurulabilir ve ciddi sonuçlara yol açabilirdi. Duruşmaların başlatılmaması gerekiyordu.

Arap Birliği’ne kabul

Türkiye, Arap Birliği’nin Suriye’yi 12 yıl aradan sonra yeniden bünyesine alması ve 19 Mayıs 2023 Cidde’deki Arap Birliği Liderler Zirvesi’ne Beşar Esad’ı da konuşturmasına da yanıt vermek istiyordu. Etkisi frenlenecek Türkiye, “Bir süre seçimlerimize, yeni kabine kurmaya odaklandık ama elimiz hala burada. Yeni kabinemiz de Suriye’de askeri güç tutmaya, operasyonlara devam edecek” mesajı vermiş oluyordu Suriye askeri gücünü de bombalayarak.

Bölgesel durum değişiklikleri

Bölgesel durum değişiklikleri de Suriye sahasını etkiledi. Ülkeler yeni pozisyonlar almaya çalışıyor.

Yemen’in hemen karşısında Umman Denizi’nin batı yakasında Afrika Boynuzu’nda Cibuti Limanı’nı 2017’de alan Çin böylece hem Arabistan yarımadası ülkelerine hem Afrika ülkelerine ticarette önemli aşama kaydetti.

Arap ülkeleri ABD’ye rağmen Çin, Rusya ve İran ile ilişkiler geliştirme yoluna girdi. Çin ile Suudi Arabistan Aralık 2022 (7-8 Aralık 2022’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping Riyad’ı ziyaret etmişti) ve Nisan 2023’te enerji, teknoloji, lojistik, yatırım, ulaşım, inşaat alanlarını kapsayan bazı anlaşmalar imzaladı.

Suudilerin, Ürdün’ün güneyindeki Akabe Körfezi ve Kızıldeniz kıyısında Tebük bölgesinde 2025-2040’a kadar kurmaya çalıştığı NEOM (neo-mostaqbal, yani Yeni Gelecek) adlı teknolojik kentin siber güvenliğini, bazı yatırımlarını Çin üstlendi.

Halep, Hama, Humus’tan başkent Şam’a uzanan M5 Otoyolu, Ürdün’de de Kral Yolu (Via Nova Trajana) denen hat ile Ürdün’ün tek deniz bağlantısının olduğu Akabe Körfezi’ne (Eilat Körfezi), yani Suudi Arabistan’ın dev tekno-kenti NEOM’a kadar iniyor. Burası Çin için de önemli ticaret havzası olacak.

Bu denklem içinde Katar, Suudi Arabistan, Irak, Ürdün, Suriye, Türkiye üzerinden kara ve tren yolu bağlantıları, petrol-doğalgaz boru hatları enerji hatları hesaplanıyor.

Nihayetinde Türkiye değişmekte olan denklemde zemin arıyor, jeopolitik kontrol arıyor. Katar’ın yapacağı evler üzerinden demografik yapıyı değiştirme hedefi gerçekleşirse bölge Kürtsüzleşecek ve reorganize edilen İhvan-ı Muslimin (Müslüman Kardeşler) yapıları üzerinden Türkiye ile Basra Körfezi, Umman Denizi, Akabe Körfezi’ne kadar bir hat çekilmiş olacak.

Ancak Astana-20 de çözüm yerine gevezeliğe çapalandı, ‘görüşmeye devam’ dedi. Ya olası kara operasyonu tartışması? Yerel seçim öncesi Arap Birliği, Arap ülkelerinin güvenini yeniden kazanmak isteyen ABD’nin Ortadoğu’da etki artırma girişimleri, ABD-Rusya çekişmeleri, Rusya ve Körfez ülkeleri dövizleri yetmeyince krizi hafifletmek isteyen AKP’nin batıdan para toplama çabaları, Rojava güçlerinin geçmiş operasyonların sonuçları üzerinden yoğun hazırlık yapmaları, kara harekâtının yerel seçimlere kadar yapılmasını frenleyici parametreler. Kara operasyonunun semptomlarının kestirilemeyecek olması nedeniyle 2024’teki yerel seçimler öncesi kara operasyonu yerine zaman zaman hava saldırıları ve topçu atışları beklenebilir.

#Hedef #İhvanı #Muslimin #koridoru

Madımak anması: Meclis’e taşıdığınız katillerinizle yüzleşip hesap vereceksiniz

Madımak Katliamı anmasında konuşan PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyıldız, ‘Devlet, Madımak katliamı ile yüzleşmediği için sonrasında Gazi, Ümraniye, 10 Ekim, Roboski, Suruç gibi katliamları yaşadık. Katliamlar, ancak amasız fakatsız yüzleşilerek aydınlatılabilir’ dedi

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ana Fatma Cemevi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şubesi ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mamak İlçe Örgütü’nün de aralarında bulunduğu 43 kurum, Mamak Tuzluçayır Meydanı’nda Madımak Katliamı’na ilişkin anma düzenledi.

Hacı Bektaş Veli Parkı’nda toplanan kitle Tuzluçayır Meydanı’na kadar sloganlarla yürüyüş düzenledi. Yürüyüşte sık sık, “Madımak’ı yakanlar AKP’yi Kuranlar”, “Devletin Alevisi Olmayacağız”, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” sloganları atılırken, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin ismi okunarak, tek tek “Yaşıyor” denildi.

Kürtçe pankartlara engel

Yürüyüş esnasında “İnsanlık suçunun zaman aşımı olmaz” pankartının yanı sıra “Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilsin”, “Sivas’ta Alevi, Hrant’la Ermeni, Tahir Elçi ile Kürdüz” ve Kürtçe “Madımak’tan Cizre’ye katliamların hesabı sorulacak” yazılı dövizler taşındı. Kürtçe dövizinin indirilmesi için yürüyüş boyunca polis tarafından telsiz talimatı verilirken, Kürtçe pankart ve “Zorunlu din dersleri kaldırılsın” pankartları anmanın gerçekleştirildiği meydana alınmadı. Polis anmayı gerçekleştiren siyasi parti ve kurumların flamalarını da stanttan indirdi.

Madımak ile yüzleşmediği için katliamların devamı geldi

Katliamda yaşamını yitirenler anısına saygı duruşuyla başlayan anmada PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyıldız konuştu. Türkyılız, katliamın üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını, zaman aşımı kararının AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından “milletimize hayırlı olsun” diyerek karşılandığını hatırlatarak şunları söyledi: “Firari 3 sanık yönünden, devam eden mahkeme süreci de zaman aşımına uğratılmaya çalışılmaktadır. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamaz. Madımak katliamı, toplumun ayrışması, kutuplaştırılması için bilinçli bir Alevi katliamıdır. Dün Madımak Oteli’ni kuşatanlar, devlet kadrolarında işe alınmış hatta milletvekili yapılmıştır. Devlet, Maraş, Sivas, Çorum, Dersim, Malatya katliamlarında olduğu gibi Madımak katliamı ile de yüzleşmediği için sonrasında Gazi, Ümraniye, 10 Ekim, Roboski, Suruç gibi katliamları yaşadık. Katliamlar, ancak amasız fakatsız yüzleşilerek aydınlatılabilir.”

‘Utanç müzesi olmalı’

Türkiye’de yaşayan kimliklere yönelik her türlü nefret söyleminin cezalandırılması gerektiğine dikkat çeken Türkyıldız, “Devlet, tarihimizle ve yaşatılan katliamlarla yüzleşmeli ve hesabını vermelidir. Madımak Oteli Utanç Müzesi olmalıdır” diyerek 2 Temmuz’da Sivas’ta yapılacak anmaya katılım çağrısında bulundu.

‘Katillerinizle yüzleşip hesap vereceksiniz’

Ardından söz alan PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara “Devlet Yüzleşmediği Sivas’la yüzleşmek zorunda. Her davada bir tiyatro izliyoruz. Evlatlarımızın acısı ile Sivas’ın katilleri ile yüzleşmiyorlar. Sivas’ı unutmayacağız, unutturmayacağız. Canlarımızı katledenlerden tek tek hesap sorulacak. Koray’ım Serdar’ım milyonlar oldu. Siz utanın. Buradan siz utanacaksınız. Sizden hesabı bu gençlik soracak. Meclis’e taşıdığınız katillerinizle yüzleşip hesap vereceksiniz” diye konuştu.

Konuşmaların ardından sanatçılar Murat Yılmaz, Doğan Çelik ve Yoldaşça Türküler Alevi deyişlerini seslendirdi.

HABER MERKEZİ

#Madımak #anması #Meclise #taşıdığınız #katillerinizle #yüzleşip #hesap #vereceksiniz

Akarsel’in hayali olan Kürt Kadın Kütüphanesi Süleymaniye’de açıldı

Süleymaniye’de Nagihan Akarsel’in projesi olan Kürt Kadınları Kütüphane, Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin açılışı yapıldı

Kurdistan Kadın Kütüphanesi için çalışmalar yürüttüğü Federe Kurdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde 4 Ekim 2022 tarihinde suikast sonucu katledilen Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi ve Jineoloji Dergisi editörü akademisyen Nagihan Akarsel’in projesi olan “Kürt Kadınları Kütüphane, Arşiv ve Araştırma Merkezi”nin açılış iki gün sürecek olan programla Süleymaniye’de yapıldı.

“Kadının dilinden kadınların tarihini yazmak”, “Hayallerimizi yazdıkça, kaydettikçe ve paylaştıkça gerçekleştiriyoruz, geleceğin harmanına hafızamızı taşıyarak, Nagihan Akarsel’in anısına” şiarıyla yapılan programa Başur, Bakur, Rojava, Rojhilat, Şengal, Almanya, İspanya’dan 300’e yakın kişi katıldı.

Program, Kürt kadınların yöresel kıyafetleriyle doldurduğu salonda özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitiren kadınların anısına saygı duruşu ile başladı.

Saygı duruşunun ardından Kürt Kadınları Kütüphane, Arşiv ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Gulan Bahtiyar bir konuşma yaptı.

Ağır bir sorumluluğun altındayız

Gûlan Bahtîyar, emeği geçen ve katılımcı kadınları selamlayarak, “Ağır bir sorumluluğun altında olduğumuzu biliyoruz ama her koşul altında direnişin bir görev olduğunun farkındayız. Hem ahlaki ve vicdani bir görevdir hem de bilinçsel duruş gerektiren bir görevdir. Demokrasinin kazanması için bu görevimizi yerine getirmeye çalışacağız. Kadınların yaratımlarına, renklerine sahip çıkmak ve korumak için bu hafıza merkezinin önemi büyüktür. Bunun için bugün buraya gelen bütün dostlarımıza ve misafirlerimize teşekkür ediyoruz” ifadelerinde bulundu.

Etkinlikte, kadınların doğal toplum sürecinden bu yana yarattıklarının neden görünmez olduğu, neden böyle bir projeye ihtiyaç duyulduğunun anlatıldığı ve Nagihan Akarsel’in kütüphane için yürüttüğü çalışmaların yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.

Sinevizyonun ardından program, Başurlu kadınların müzik grubunun seslendirdiği Gorani şarkılarla devam etti. Müzik dinletisinin ardından programa katılamayan Avrupa’dan ve 4 parça Kurdistan’dan kadınların gönderdiği vidolar izletildi.

Almanya’dan Kurdistan’a geldi

Etkinliğe Almanya’dan katılan doktor Barbara, merkezin açılışı için Süleymaniye’ye geldiğini belirterek, Jineoloji ve merkezin kadın mücadelesi açısından önemine vurgu yaptı.

Etkinliğe katılan birçok kadın yaptığı konuşmada kadın mücadelesinin önemine vurgu yaparak, Kürt Kadınları Kütüphane, Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin bu mücadeleye önemli katkılarının olacağının altını çizdi.

Rojhilatli sanatçı Jîna Sakiz da etkinlikte sahne alarak, stranlar seslendirdi. Etkinlik, “Jin jiyan azadî” sloganıyla sona erdi.

HABER MERKEZİ

#Akarselin #hayali #olan #Kürt #Kadın #Kütüphanesi #Süleymaniyede #açıldı

Hewlêr’de açlık grevinde olan Dağ ve Er’in durumu kötüleşiyor

Hewlêr Cezaevi’nde tek tip elbise dayatmasına karşı 38 gündür süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’in durumu kötüye gidiyor

Federe Kurdistan Bölgesi’nde 17 Temmuz 2019’da Türkiye’nin Hewlêr Başkonsolosluğu’nda grevli diplomat Osman Köse ile Irak vatandaşı Neriman Osman ve Beşdar Ramazan’a yönelik saldırı gerekçe gösterilerek Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’e ilk derece mahkemesi idam cezası verdi. Asayişi KDP Peşmergeleri tarafından sağlanan Hewlêr Cezaevi’nde tutulan Dağ ve Er, kendilerine yönelik keyfi arama, fiziki şiddet ve hakaret, tek tip elbise dayatmasına karşı 18 Mayıs’ta başlattıkları süresiz dönüşümsüz açlık grevini 38’inci gününde sürdürüyor.

Telefon görüşmesinde anlattı

Dağ, dün ailesiyle yaptığı haftalık telefon görüşmesinde sağlık durumlarının her geçen gün kötüye gittiğini söyledi. Dağ, “Cezaevi idaresi 10 gündür ne bizi soruyor ne de yanımıza uğruyor. ‘Hastanede doktor ve ilaç yok’ deniliyor. Adeta bizi ölüme terk etmişler. Abdurrahman 20 kilo verdi. Sağlık durumu çok kötü” dedi. Kendisinin de 10 kilo verdiğini ifade eden Dağ, konuşmakta zorluk çektiğini belirtti.

Duayrlık çağrısı

Kudret Dağ, oğlu Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’in durumunun her geçen gün kötüye gittiğini belirterek başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere tüm kamuoyunu duyarlı olmaya çağırdı.

Ne olmuştu?

Dağ ve Er, tutuldukları cezaevinde işkence ve hak ihlallerine karşı 28 Eylül 2022’de açlık grevi eylemi başlatmış, taleplerinin kabul edilmesi üzerine 14’üncü gününde eylemi sonlandırmıştı.

Dağ ve Er, cezaevinde yaşadıkları hak ihlallerine karşı 13 Şubat 2022’de de ölüm orucu eylemi başlatmış, taleplerin kabul edilmesi üzerine 9’uncu gününde eyleme son vermişti.

Dağ ve Er, ihlallerin sürmesi üzerine 18 Mayıs’ta tekrar süresiz dönüşümsüz açlık grevi başlatmıştı.

HABER MERKEZİ

#Hewlêrde #açlık #grevinde #olan #Dağ #Erin #durumu #kötüleşiyor

Kılıçdaroğlu: Rusya’nın Wagner’i, Türkiye’nin SADAT’ıdır’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Rusya’da orduya karşı ayaklanmaya dair, ‘Şimdi Rusya’da olanlar, umarım ders olur. Çünkü Rusya’nın Wagner’i, Türkiye’nin SADAT’ıdır’ dedi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Rusya’da orduya karşı ayaklandıklarını belirten paralı asker grubu Wagner’le ilgili açıklama yaptı.

Sanal medya hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, “SADAT konusunda Saray hükümetini defalarca uyardım. Yetmedi kapılarına dayandım. Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak; dilini, bayrağını, anayasasını değiştirmek istediklerini söyledim. Şimdi Rusya’da olanlar, umarım ders olur. Çünkü Rusya’nın Wagner’i, Türkiye’nin SADAT’ıdır. Buradan bir kez daha ilan ediyorum, halk düşmanı hiçbir paramiliter yapıya izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlu #Rusyanın #Wagneri #Türkiyenin #SADATıdır