Ana Sayfa Blog Sayfa 256

Güney Asya’da muson yağmurları can aldı: 19 kişi öldü

Güney Asya’da yıllık muson yağmurlarının neden olduğu sel ve toprak kaymalarında en az 19 kişi öldü

Nepal’de yetkililer dün (Cuma) geçtiğimiz hafta sonunda yağan şiddetli yağmurların 14 kişinin ölümü ve yaklaşık 20 kişinin de kaybolmasına neden olduğunu, kayıpları arama çalışmalarının devam ettiğine bildirdi.

Ulusal Afet Yönetim Otoritesi sözcüsü Drupa Bahadur Khadka, “Arama ve kurtarma ekipleri hala bölgede” dedi.

Nepal ve Hindistan’da şiddetli yağışlar

Ülkenin kuzeydoğusundaki Arunaçal Pradeş eyaletinde, yerel makamların geçtiğimiz perşembe günü yaptığı açıklamaya göre sel ve toprak kaymalarında 4 kişi hayatını kaybetti. Önlem olarak yaklaşık 14 bin kişinin göç ettiği komşu eyalet Assam’da ise bir kişi boğuldu.

Bangladeş’te, ülkedeki meteorologların kuzey bölgelerdeki seller konusunda uyarmasının ardından yüksek alarm durumuna geçirildi.

Yerel yetkililere göre, Kurigram ilçesinde 20 bin ev selden etkilendi

Kurigram bölgesindeki bir yetkili Muhammed Reza Karen AFP’ye verdiği demeçte, “Bölgedeki ana nehirlerin seviyesi yükseliyor… Durum her an daha da kötüleşebilir” dedi.

Güney Asya’da, Haziran ve Eylül ayları arasındaki muson mevsimi, bölgenin yıllık yağışının yüzde 70 ila 80’ini oluşturuyor. Bu yağışlar her yıl ölüm ve yıkıma neden oluyor ancak son yıllarda ölüme yol açan sel ve heyelanların sayısı arttı.

Uzmanlar, iklim değişikliğinin ve yol inşaatlarındaki artışın bu olgunun şiddetlenmesinin ardındaki sebep olabileceğini düşünüyor.

Geçtiğimiz yıl muson yağmurlarının neden olduğu seller Pakistan’ın üçte birini sular altında bırakarak, iki milyon eve zarar verdi ve bin 700’den fazla insanın ölümüne yol açtı.

Aynı yıl, Bangladeş 100’den fazla kişinin hayatını kaybettiği benzeri görülmemiş sellere sahne oldu.

DIŞ HABERLER

 

#Güney #Asyada #muson #yağmurları #aldı #kişi #öldü

Gazeteci Bulut: Cezaevi’ndeki hak ihlalleri insanlık suçuna dönüştü

‘Cezaevinde yaşanan hak ihlallerinin insanlık suçuna dönüştüğünü’ belirten tutuklu gazeteci Zeynel Bulut, diş tedavisi için hastaneye sevk edilen tutukluların kelepçeli muayeneyi kabul etmedikleri için tedavi edilmediklerini belirtti

Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde1 yıla aşkın süredir tutuklu bulunan gazeteci Zeynel Bulut, aynı cezaevinde tutuklu bulunan Süleyman Aslan ve Mehmet Şerif Demirtaş’ın hastane sevkinde kelepçeli muayeneyi kabul etmedikleri için tedavi edilmediklerini söyledi. Gazeteci Bulut’un Mezopotamya Ajansı’na (MA) “Tutukluluğa Karşı Hekimliğe Sığmayan Tutum” başlığı ile mektup gönderdi.

‘Faşizan uygulamalar hak ihlalini aştı’

Diyarbakır Kampüs Cezaevi’nde siyasi tutuklular üzerinde uygulanan faşizan uygulamaların hak ihlalini aşıp, tam bir insanlık suçuna dönüştüğünü belirten Bulut, “Her gün yeni bir uygulama, yeni bir keyfi muamele ve yeni bir suç pratiğinin oluştuğu hak ihlali ile karşı karşıyayız. Bu faşizan politikalara cezaevi yönetimi yanı sıra insanların sağlığından sorumlu doktorlar ve hekimlerde dahil oldu. 9 Haziran 2023 tarihinde Süleyman Aslan ve Mehmet Şerif Demirtaş adlı tutsaklar diş rahatsızlıkları için götürüldükleri Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, askerlerin kelepçeleri çıkarmamalarına hem de diş hekimi Remzi Ekinci’nin tutumuna tepki göstererek ‘Bu dayatmayı kabul etmiyoruz. Kelepçelerin çıkarılmaması tedavi hakkının ihlali ve hasta haklarına aykırıdır’ diyerek kelepçeli tedaviyi kabul etmemişlerdir. Tutsaklardan Aslan daha önce de aynı doktor tarafından aynı muamele karşılaştığını ve kelepçeli tedaviyi kabul etmediği için cezaevine geri getirilmiştir. Aslan, sağlık hakkının ihlali ve karşılaştığı faşizan keyfi muameleye karşı hem askerler hem de doktor hakkında suç duyurusunda bulundu. Amed gibi bir yerde, cezaevi yönetiminin keyfi ve faşizan politikaları ve bir diş hekiminin hekimlik mesleğine sığmayan tutum ve davranışı düşündürücü bir durum” diye belirtti.

AMED

 

#Gazeteci #Bulut #Cezaevindeki #hak #ihlalleri #insanlık #suçuna #dönüştü

Af Örgütü’nden idama mahkum edilen 7 Kürt için acil eylem çağrısı

Rojhilat ve İran’da devam eden eylemlere katıldıkları gerekçesiyle idama mahkum edilen 7 Kürt için acil eyleme geçilmesi çağrısı yapan Uluslararası Af Örgütü, imza kampanyası başlattı

İran’ın başkenti Tahran’da, Jîna Emînî’nin gözaltında katledilmesinin ardından başlayan protesto eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle 7 Kürt yurttaş daha idama mahkum edildi. Uluslararası Af Örgütü, yayınladığı bir açıklamayla İran rejimi tarafından idama mahkum edilen 7 Kürt yurttaş için acil eyleme geçilmesi çağrısı yaptı.

‘Yargılamalar adil değil’

7 yurttaş için imza kampanyası başlatan Af Örgütü, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Muhammed Borogani ve Mahand Sadrat Madani, Elburz eyaletinde; Mecid Kazımi, Salih Mirhaişimi ve Said Yakubi, İsfahan eyaletinde; Mücahid (Abbas) Kurkur Huzistan eyaletinde; İbrahim Narui, Mansur Dahmarde, Kambiz Harut, Şuayib Mir Beluczehi Rigi, Mansur Hut ve Nizamuldin Hut Sistan ve Belucistan eyaletinde; Manuşehr Mehman Navaz, Muhammed Gobadlu, Said Şirazi, Ebulfazl Mehri Hüseyin Hacilu ve Muhsin Rezazade Garagolu ise Tahran eyaletinde yargılandı. En az 7 kişi, ‘Kasten öldürme’ suçlarını işlememelerine rağmen idam cezası gerektirmeyen katalog suçlar çerçevesinde idama mahkûm edildi.”

Yargılanmaların adil olmadığı belirtilen açıklamada, tutululara işkence ve baskı altında itiraflar yapıldığı kaydedildi.

DIŞ HABERLER

 

#Örgütünden #idama #mahkum #edilen #Kürt #için #acil #eylem #çağrısı

‘Emine Şenyaşar’ın kararlı direnişi ülkeye adaleti getirecek’

Adalet Nöbeti’ni 824 gündür sürdüren Şenyaşar ailesi, ‘Annenin mücadelesi kötülere ve adaletsizliğe karşı şiddetsiz bir direniştir. Annenin kararlı direnişi ülkeye adaleti getirecek!’ dedi

Riha’nın ( Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 824’üncü gününe girdi. Emine Şenyaşar, hafta sonu adliyenin kapalı olması nedeniyle bugünkü nöbeti Suruç ilçesinde bulunan evlerinde tuttu.

Aile devam eden Adalet Nöbeti’ne dair sanal medya hesaplarından “Umut etmek mücadele etmektir. Mücadele ettiğimiz sürece umut etme hakkına sahibi olabiliriz. Annenin mücadelesi kötülere ve adaletsizliğe karşı şiddetsiz bir direniştir. Annenin kararlı direnişi ülkeye adaleti getirecek!” mesajı paylaştı.

RIHA

#Emine #Şenyaşarın #kararlı #direnişi #ülkeye #adaleti #getirecek

Revan Mihemed: Çalıştayda 13 ülke çözüm adresi imralı dedi

‘Demokratik Ortadoğu-barışa giden yol için hep birlikte’ çalıştayına ilişkin konuşan PYD PM üyesi Revan Mihemed, ‘13 ülkeden gelen katılımcıların ortak fikrinin Ortadoğu’da yaşanan sorunların çözüm adresinin İmralı ve demokratik ulus projesi olduğunu’ söyledi

“Demokratik Ortadoğu-barışa giden yol için hep birlikte” çalıştayı 13 14 Haziran tarihleri arasında Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta yapıldı. Çalıştaya Lübnan, Irak, Tunus, Sudan, Filistin, Ürdün, Mısır, Güney Afrika, İran, Türkiye, Kurdistan ile Kuzey ve Doğu Suriye’den 200’den fazla hukukçu, siyasetçi ve akademisyen katıldığı. İki gün boyunca “Küresel kriz ve Ortadoğu’ya etkileri”, “Halkın yönetimi ve önündeki engeller”, “Ortadoğu’da Rönesans’ın temelleri”, “Demokratik Ortadoğu’ya doğru” konu başlıkları tartışıldı. Tartışmaların sonunda sonuç bildirgesi yayınlandı.

Çalıştaya katılan Demokratik Birlik Partisi (PYD) Parti Meclisi üyesi Revan Mihemed, tartışılan konular ve ortaya çıkan çözüm yollarına dair Jinnews’ten Rozerin Gültekin’e değerlendirmelerde bulundu

‘Stratejik toplantıydı’

Ulus devlet ve tekçi zihniyetin yarattığı sorunlarının benzerini Lübnan’da görmek mümkün diyen Mihemed, “Çok fazla din, mezhep var bu konuda Lübnan’da ciddi sorunlar yaşanıyor. Ortadoğu’da yaşanan sorunlar Lübnan’da yaşanıyordu. Bu anlamda toplantıda onların da sorunları tartışıldı. 13 ülke katıldı sorunlarını ve sıkıntılarını dile getirdi. Stratejik bir toplantıydı. Tamamı birbiriyle bağlantılı sorunlar. Aslında çözülemeyen sorunlar liderlerin sorunlardır. Çünkü tekçi cinsiyetçi zihniyet hakim liderlerde. Herkesin kendi iradesini Ortadoğu’da egemen kılmak ve ömürlerini uzatmak için yarattıkları stratejik savaşlar tartışıldı.”

‘Kürt sorunun çözümün adresi İmralı’

Kürt sorunun Ortadoğu’da yaşanan sorunların temelini teşkil ettiğinde katılımcıların hemfikir olduklarını ifade eden Mihemed,“Bu savaşın bitmesi için de İmralı’nın kapılarının açılması, Önder Apo’nun heyetlerle görüşmesi gerekiyor. 13 ülkeden gelen delegasyonun ortak oldukları konulardan biri de Kürt sorunun çözümün adresinin İmralı olduğunu gösterdi. Önder Apo’nun demokratik ulus paradigması ile sorunlar çözülür. Bütün konuşmalar önderliğin etrafında gerçekleşti” dedi.

‘Öcalan’ın fikriyatı Ortadoğu’da’

Jineolojinin neden ortaya çıktığına dair tartışmalar yürütüldüğünü de aktaran Mihemed, “Rojava’da DAİŞ çetelerine kaybettirmek ve onlara karşı zafer kazanmak için Kürt kadınlarının nasıl mücadele ettiği tartışıldı. Jîna Emînî’nin katledilmesinde de bugün de kadınların öncülüğünde Kurdistan’da başkaldırı gerçekleştiği ifade edildi. Önder Apo’nun oluşturduğu eşbaşkanlık çözüm olarak gösterildi. Diplomasi, toplum çalışmalarında, yönetimde kadınların rol oynayabilmesi için eşbaşkanlık örnek gösterildi. Eşbaşkanlık nasıl ki Kürt toplumunda kabul gördüyse diğer komşu ülkelerin de kabul etmesi için mücadele yürütülmesi gerektiği konuşuldu. Eğer ki bu fikriyat komşu ülkelere de yayılırsa zorba sistemin ömrü kısalır ve yavaş yavaş sonu gelir” diyerek yaşananları aktardı.

‘Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma tartışıldı’

Ortadoğu’da yaşanan krizlere değinen Mihemed, savaşın panzehiri Abdullah Öcalan’ın demokratik ulus paradigması olduğuna vurgu yaparak, “Ortadoğu’da 3’üncü dünya savaşı var ve bu kendisiyle hangi sorunları getirecek belli değil. Bu yüzden gelecek günleri belirleyecek olan ve halkları haklarına kavuşturacak olan Önder Apo’un fikriyatı olan demokratik ulustur. Ortadoğu’da hiçbir devlet halkın hizmeti için kurulmamış. Bundan dolayı günlük sorunlar bile çözülemez hale gelmiş. Buna karşı alternatif sistem nedir diye tartışmalar yürütüldü. Ulus devletin nasıl aşılacağına ve demokratik ulusun inşa edileceğine dair tartışmalar yürütüldü. Bunlar için hazır olmalıyız. Eğer hazır olmazsak sorunları çözemeyiz. Ortadoğu’da yaşanan krizler ve Önder Apo’nun sorunlara dair çözüm önerileri üzerine tartışıldı. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma tartışıldı. Hepimiz bu fikrin destekçisiyiz ama destekçi olmak yetmez pratikte de cesaretli adımların atılması gerekiyor diye konuşuldu” dedi.

 ‘Alanda özgür, demokratik kadın modeli var’

Çalıştay sonucunda hazırlanan sonuç bildirgesine dair bilgi paylaşan Mihemed, “Çalıştay Önder Apo’nun fikriyatının pratiğe geçirilmesi iddiasıyla son buldu. Kadın özgür olmadan toplum özgür olmaz. Özgür kadın modelini Rojava’da Kongre Star kurdu. Kendi asayişini, askeri gücü olan YPJ’yi kurdu. YJA-STAR Kurdistan dağlarında direniyor. Rojava’da özgür toplumun oluşması için bütün alanda özgür, demokratik kadın modeli var. Önder Apo’yu özgürleştirmek için ülkemizde ne gerekiyorsa yapacağız. Faşist Türk devletine geri adım attırmak için çalışma yapacağız. Arap ülkelerinde bu çalıştaylar yapılmaya devam edilecek” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

DIŞ HABERLER

#Revan #Mihemed #Çalıştayda #ülke #çözüm #adresi #imralı #dedi

Aktivist Asadi: Afganistan mücadele eden herkes için cezaevidir

‘Afganistan mücadele eden herkes için cezaevidir’ diyen Aktivist Naeema Asadi, tüm sosyal haklarını tamamen kaybettiklerini belirterek, ‘Kadınlar tüm baskılara rağmen mücadeleyi sürdürecek’ dedi

Afganistan’da 2021’de yeniden yönetimi ele geçiren Taliban, kadınları şeriat yasaları uyarınca günlük hayatın her alanında cezalarla karşı karşıya bırakıyor. Kadınlar, bir yandan şeriat yasalarına göre şiddete uğrayıp, tüm sosyal ve eğitim haklarından yoksun bırakılırken, diğer yandan tüm baskı ve şiddete karşı mücadelesine devam ediyor. Aktivist Naeema Asadi, Afganistan’daki kadınların yaşadıklarını ve bunlara karşı mücadelelerini Mezopotamya Ajansı’ndan Sterk Sütçü’ye  değerlendirdi.

 ‘Kadınlar savunmasız ve korunmasızlar’

Taliban’ın yönetiminde olan Afganistan’da kadınların durumunun yaşanılmaz bir hal aldığını dile getiren Asadi, “Afganistan, özgürlüğü için mücadele eden tüm halk için bir cezaevidir ve özellikle kadınlar çok daha savunmasız ve korunmasızlar. Afgan kadınları sadece kırbaçlanmıyor, yakılmıyor, aynı zamanda dövülüp darp ediliyorlar. Bütün bu uygulamalar, köylerde yaşayan kadınlara çok daha ağır uygulanıyor. Çünkü Afganistan’daki erkeklerde Taliban zihniyeti mevcut. Sizin sosyal medyada gördüğünüz kadınlara uygulanan şiddet videoların çoğu, Taliban’ın Afgan kadınlara uyguladığı baskının kanıtıdır” ifadelerini kullandı.

‘Kadınlarla birlikte aileleri de cezalandırılıyor’

Taliban’ın uyguladığı başörtü ve çarşaf dayatmasına uymayan kadınların erkek aile üyelerine verdikleri cezalarla aile baskısını da devreye koyduğunu aktaran Asadi, “Taliban’ın çıkardığı yasaya göre; başörtü ve çarşaf kurallarına uymayan kadınların erkek kardeşleri, eşleri ve babaları da cezalandırılırlar. Afganistan’da bu yasaya karşı erkekler iki sınıfa ayrılmış durumda ve bu iki sınıf arasında çok büyük farklar var. Bir yandan okuyan, kadınları anlayan, kadın haklarını tanıyan, kadınlara saygı duyan ve İslam’ı bir araç olarak kullanmayan bir erkek sınıfı var, diğer yandan da eğitimsiz, Taliban’ın zihniyetini sahip olup onları destekleyen ve kadınları seks kölesi olarak kullanan başka bir erkek sınıfı var” diye konuştu.

‘Erkek olmadan kadın evden çıkamıyor’

Taliban’ın Afganistan yönetimini ele geçirdikten sonra ülkenin ekonomisinin daha da kötüleştiğini ve bu krizin en çok kadınları etkilediğini söyleyen Asadi, şöyle konuştu: “Kelimenin tam anlamıyla ülkeye kendi malıymış gibi sahiplenmişler ve sadece kendi çıkarlarını baz alan bir yönetim söz konusudur. Örneğin UNAMA’nın (Birleşmiş Milletler Yardım Siyasi Misyonu) sergilediği tutumuna baktığımızda, kendi çıkarları söz konusu olmadığı sürece Afgan kadınlarının mücadelesinin dile getirmedikleri gibi, dünya çapında da dikkat çekme konusunda hiçbir önem arz etmiyor. Taliban’ın Afgan halkının ekonomik gücünü zayıflatması gerçeği, kadınları toplumda daha çok savunmasız hale getirdi. Taliban’dan önce aile reislerini herhangi bir şekilde kaybetmiş olan kadınların mali bağımsızlığı vardı ancak iktidarı ele geçiren Taliban, kadınların bütün sosyal ve eğitim haklarına el koydu ve kadınlar her şeyini kaybettiler. Bırakın kadınların eğitim haklarından bahsetmeyi, onlar erkek aile üyeleri eşleri, babaları, erkek kardeşleri, amcaları ve ya dayıları olmadan evden dahi ayrılamıyorlar.”

‘Taliban kadın konusunda İran’ı takit ediyor’

Taliban’ın mücadelede öncü kadınları hedef almada İran’ı taklit ettiğini belirten Asadi, “Hiç şüphe yok ki Taliban kadın konusunda İran’ı taklit ederek, İran’ı çok daha aşmış bir durumdadır. Taliban, tehditleriyle kadınları alt etmeye çalışıyor ama kadınlar bugüne kadar tüm bu baskı ve tehditlerine rağmen mücadelelerini sürdürdüler ve sürdürecekler. Umarız ki bu mücadele daha fazla ilham alınarak çoğalır ve kadınlar haklarını geri alır” dedi.

ANKARA

 

 

#Aktivist #Asadi #Afganistan #mücadele #eden #herkes #için #cezaevidir

Bismîl katliamı: Kadınlar barış için öncülük etmeli

Bismîl’de arazi kavgasında yaşanan katliamın ardından olayların daha fazla büyümemesi için çağrıda bulunan kadınlar, barışa kadınların öncülük etmesi gerektiğini vurguladı

Amed’in Bismîl ilçesine bağlı Şidada Mahallesi’nde 15 Haziran’da arazi anlaşmazlığı nedeniyle Taş ve Alyamaç aileleri arasında çıkan kavgada 9 kişi yaşamını yitirdi. Yaşanan olay üzerine savcılık tarafından soruşturma başlatılırken 6 kişi de tutuklandı. Kamuoyunun katliam olarak nitelendirdiği olayda iki ailenin kaygıları hala devam ediyor. Aileler bir an önce herkesin bu olayda sorumluluk alarak elini taşın altına koymasını istiyor. Bismîl’de Tevgera Jinên Azad (TJA)  aktivisti Nesibe Uygun İğin ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bismîl İlçe Eşbaşkanı Hamdiye Karakoç da ailelerin kaygılı olduğuna dikkat çekerek herkese çağrıda bulundu.

Özellikle kadınlar barış istiyordu

Bismîl’de bir katliamın yaşandığını ve bundan dolayı büyük üzüntü duyduklarını belirten TJA aktivisti Nesibe Uygun İğin, bu katliamın neredeyse dünya genelinde de yankılandığını kaydetti. Katliamın yaşandığı gün hastane morguna gittiklerini belirten İğin, “Hastane morgundan mezarlığa kadar da istenilen tek şey barış olması talebiydi. Bir an önce barışın olmasını ve artık kimsenin ölmemesini istiyorlardı. Bunu özellikle de kadınlar istiyordu ve herkesin büyük bir kaygısı vardı. Ayrıca aileler herkese tepkiliydi ki bu tepkilerinde çok da haklıydılar. Diyebiliriz ki artık sözün bittiği yerdeyiz” dedi.

Barışa öncülük edenler kadınlardır

İğin, kadınların bu olayda öncü rol oynaması gerektiğini vurgularken, “Özellikle yaşamını yitirenlerin eşleri, kardeşleri, anneleri ve tüm aileler bizlerden barışı sağlamamızı istiyor. Bu barışı sağlayacak ve öncülük edecek tek kişi kadınlardır. Eğer bugün bu olaya sahip çıkmazsak önceki katliamdan daha büyük olaylar yaşanır. Bu sadece ilçe ile çözülecek bir şey değil; Barış Anneleri, vekillerimiz, eşbaşkanlar, kadınlar herkes elini taşın altına koymalıdır. Gerekirse barış için çadır bile kurulmalıdır. Her iki aile için canlı kalkan olmalıyız” sözlerine yer verdi.

Kadınlar öncülüğünde bu kavgalara son vereceğiz

Ardından konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bismîl İlçe Eşbaşkanı Hamdiye Karakoç ise, kadınların, “Keşke daha önce gelseydiniz” diyerek kendilerine eleştirdiklerini söyledi. Sadece bu olay için değil Kurdistan’da yaşanacak tüm arazi kavgalarını durdurmaları gerektiğinin altını çizen Karakoç, bunu da kadınlar öncülüğünde yapacaklarını söyledi.

Haber: Şehriban Aslan/JINNEWS

 

 

 

 

 

 

#Bismîl #katliamı #Kadınlar #barış #için #öncülük #etmeli

Cuzdan: SİHA saldırıları ABD ve Rusya’nın oluru olmadan mümkün değil

Gazeteci Vecih Cuzdan, SİHA saldırıları ABD ve Rusya’nın oluru olmadan mümkün olmadığını , saha gerçekliğinin Astana görüşmelerini çıkmaza soktuğunu belirtti

Türkiye, Rusya, Suriye ve İran dışişleri bakan yardımcılarının Kazakistan’ın başkenti Astana’da yaptığı Suriye konulu 20’nci Astana görüşmelerinin sonuçlarıyla ilgili tartışmalar sürüyor. Gazeteci Vecih Cuzdan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin hedef alındığı toplantıyı ve Özerk Yönetime dönük devam eden saldırıları, Mezopotamya Ajansı’ndan Esra Solin Dal’a değerlendirdi. Cuzdan, Astana görüşmeleri ve Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) ile saldırılarının eş zamanlı yapılmasının tesadüf olmadığını belirtti. Cuzdan, Kürtlerin statüsü ve kazanımlarının hedef alındığını söyledi.

‘Astana çıkmazda’

Astana toplantısının bir çıkmazla sonuçlandığını dile getiren Cuzdan, “Suriye’de çözüm bulma amaçlı gerçekleştirilen toplantı öncesinde, Ankara-Şam ilişkilerinin normalleştirmeye dönük bir yol haritası çıkarılacağı belirtiliyordu. Ancak yol haritasına dair bir şey çıkmadı. Ayrıca Suriye ve Türkiye ilişkilerinin normalleşmesi, taraflar arasında belli şartlara dayandırıldığı için bir çıkmazda” diye belirtti.

 ‘Belirleyici olan Moskova’dır’

Cuzdan, toplantının çıkmaza girmesinin nedenlerinden birinin Şam yönetiminin Türkiye’den kayıtsız, şartsız Suriye’nin kuzeyinde bulunan toprakları terk etmesi olduğunun altını çizerek, “Türkiye için ‘terörle mücadele’den kasıt, Rojava yönetimi ve Demokratik Suriye Güçleri’nin (SDG) bulunduğu tüm alanlardan çıkarılması demektir. Ama Şam yönetimi için İdlib ve çevresini kontrol eden El-Kaide, Tahrir El-Şam ve müttefiklerinin bulunduğu alanların boşaltılması öncelik arz ediyor. Bu konuda öncelikleri farklılık arz ediyor. Ama asıl belirleyici olan Moskova yönetimidir. Bu görüşmelerde sadece Türkiye ve Suriye’nin normalleşmesi değil. Suriye savaşının üzerinden 12 yıl geçti. Hala birçok sorun devam ediyor. Mülteciler konusu, Suriye’nin yeniden inşası, Suriye’ye yönelik yaptırımlar ve Suriye’deki Kürtlerin statüsünün ne olacağı, Suriye’deki yabancı cihatçıların yargılanması gibi pek çok sorun var” diye konuştu.

Cuzdan,  Astana görüşmelerinin Rusya öncülüğünde Türkiye ve Şam’ın normalleşmesine dönük bir takvim ve yol haritasını öncelediğini, ancak saha gerçekliğinin bunu mümkün kılmadığını söyledi.

‘Kürtler hedef haline getirildi’

Görüşmenin Suriye’nin Arap Birliği’ne geri alınmasına dönük gündeminin olduğu bir süreçte yapıldığına dikkat çeken Cuzdan, bunun da tesadüf olmadığını kaydetti. Cuzdan, Astana merkezli yapılan son toplantıda da Suriye’nin asıl özneleri olan Kürtlere yer verilmediğini, aksine hedef haline getirildiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, İran, Rusya ve Suriye muhalefetinin yönetiminden temsilcilerinin olduğu görüşmelerde, Suriye’nin asıl öznesi olan Kürtlerin, özerk yönetimin temsilcileri bulunmuyor. Bu da Kürtlere söz hakkı verilmediğini, tam tersine onların varlığının hedef haline getirildiği bir düzlem şeklinde ilerlediğini gösteriyor. İki günlük Astana toplantısının sonuç bildirgesine baktığımız zaman, bir kez daha toplantının garantör ülkeleri olan Türkiye, Rusya ve İran’ın Suriye’de kendilerinin öncelikleri olan maddeleri sıraladıklarını görüyoruz. Tüm taraflar kendi ‘terörle mücadele’ önceliklerini bu bildiriye geçirmiş durumda.”

‘Mekanizmayı ihlal eden tek ülke Türkiye’

Yapılan her toplantıda Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygı duyulması gerektiği vurgusu yapıldığına değinen Cuzdan, “Çünkü İran, Rusya ve Türkiye arasında kurulan bu mekanizma içerisinde bunu ihlal eden tek ülke var, o da Türkiye’dir. Suriye’nin kuzeyinde İdlib’ten Afrin’e, Fırat Kalkanı dediğimiz Azez, Cerablus, Bab hattında, Barış Harekatı kapsamında alınan Resulayn ve Tel Abyad hattına kadar bulunan cephede, Suriye yönetiminin izni olmadan bulunuyor. Şam yönetimi tüm bu yeni ilişki sürecine rağmen Türkiye’yi Suriye topraklarında işgalci güç olarak tanımlıyor” dedi.

‘ABD bölgede hegemonyasını kaybetti’

Suriye’nin Arap Birliği’ne dönmesiyle Arap dünyasındaki koltuğunu yeniden kazandığını vurgulayan Cuzdan, Suriye’de Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bölgedeki hegemonyasını kaybetmesi sebebiyle başta Körfez ülkeleri ve diğer Arap ülkeleri de kendi oyununu kurduğunu söyledi. Cuzdan, Suriye’de dengelerin değişmesiyle beraber Katar, Müslüman Kardeşler, Türkiye cephesinin karşısına, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri’nin başını çektiği tarafların Esat yönetimiyle ilişkileri yeniden ilerletmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi. Suriye’yle geliştirilen ilişkilerin aynı zamanda ABD, Rusya’yla ve de Çin’le olan ilişkilerle de bağlantılı olduğunu vurgulayan Cuzdan, “Suriye, Arap ülkelerinin bu hamlelerini görüp, sadece Türkiye’yle, Rusya’yla ve Kürtlerle de olan ilişkilerinde pay kapma ve daha az taviz veren bir noktada görüyor kendini” tespitlerinde bulundu.

‘Saldırlar Rusya ve ABD’nin yeşil ışık yakmasıyla şekillenecektir’

Cuzdan, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik devam eden saldırılarına dair şunları söyledi: “Türkiye 2016 yılından beri Fırat kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı operasyonu adı altında dört defa saldırı gerçekleştirdi. Afrin, Cerablus, Bab, Serêkanî’ye hattını kontrol altına almış durumda. Bu operasyonların hiçbiri, bölgedeki asıl belirleyen olan Rusya ve ABD’nin yeşil ışık yakmadan yapılması mümkün değil. Dolayısıyla Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde ya da herhangi bir bölgesinde operasyon yapma koşulunun bir kez daha bu ülkelerin oluruna veya yeşil ışık yakmasıyla şekillenecektir.”

 SİHA suikastları

Türkiye’nin son aylarda salt bir kara operasyonuyla sınırlı kalmadığını söyleyen Cüzdan, “Türkiye özellikle son zamanlarda kara harekatı yerine, Kürt siyasetçilere yönelik SİHA’larla suikastlar düzenliyor. Kara operasyonlarıyla sonuç alamayan Türkiye, saldırılarına bu yönlü devam ediyor. İki gün önce hem Tel Rıfat’a hem de Qamışlo’da sivil hedefleri vurduğunu özellikle vurgulamak gerekiyor. Saldırılarda Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Leyman Şiwêş ve Süryani Fırat Tuma öldü. Burada şu hususu kaçırmamak gerekir: Kuzey ve Doğu Suriye’deki hava sahası açık olduğu için Türkiye bu saldırıları yapabiliyor. Kuzey ve Doğu Suriye’nin belli bir hattında ABD, diğer hattında Rusya var. Ve onların oluru olmadan bu saldırıların gerçekleşmesi mümkün değil. Onların oluru olmadan kuş uçamayacağını hepimiz biliyoruz. Herhangi bir ülkenin hava aracı operasyon yapıyorsa, bu iki ülkenin doğrudan izni olmasa da bir görmezden gelme durumu var” şeklinde konuştu.

‘Son SİHA saldırısı, Barzani’nin Ankara ziyareti sırasında gerçekleşti’

Özellikle siyasi temsilcileri hedef alan saldırıların AKP iktidarının Rojava’nın statüsünü kabul etmeyeceği yönünde mesaj olduğu yorumunda bulunan Cuzdan, “Son SİHA saldırısı, Barzani’nin Ankara ziyareti sırasında gerçekleşti. Saldırıda Qamişlo Kantonu Eşbaşkanın tamda böyle bir zamanda suikastla öldürülmesinin tesadüfi olmadığını düşünüyorum. ABD ve Rusya’nın bu duruma sessiz kalarak Türkiye’ye örtülü onay verdiğini ve her fırsatta bu saldırıların devam edeceğini gösteriyor. Türkiye bu saldırılarla sadece Kuzey ve Doğu Suriyelilerle sınırlı tutmuyor, bütün aktörlere mesaj veriyor. Tüm bu çelişkiler yumağı içinde Suriye’nin yerel öznelerin atacağı cesur adımlar, her şeyi belirleyecek diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

 ‘Kürtlerin önünde en büyük engel Türkiye’

Kürtlerin içinde bulunmadığı hiçbir siyasi mekanizmanın sonuca ulaşamayacağını vurgulayan Cuzdan, Kürtlerin önündeki en büyük engelin Türkiye olduğunun altını çizdi. Her ne kadar Rusya ve Suriye yönetimi Kürtleri ABD yörüngesinde olmakla suçlasa da, Şam’ın da Türkiye karşısındaki ilişkisinde Moskova’nın dışında hareket etmediğini belirten Cuzdan, şöyle devam etti: “Konu Kürtlerin statüsünün kabul edilip edilmeyeceği konusuna gelince, tarafların aslında bu konuda uzlaştığını görüyoruz. Türkiye, İran, Rusya, Şam yönetimi kısa vadede ilk elden özerk yönetimin dağıtılmasını, buradaki halkların çok nispeten ve çok sınırlı bir duruma terk edilmesini ve aslında Kürtlerin siyasi teşekküllerinden tutunda askeri teşekküllerine kadar hepsinin dağıtılmasını öncelemiş durumdalar. Ama bunun gerçekliğinin olmadığı aşikar. Önümüzdeki günlerde yeni bir saha gerçekliği söz konusu olduğunda, Şam-Rojava ilişikleri başlayacaktır. Çünkü bu unsurlar Suriye’nin asıl unsurlarıdır. Çözümü ABD’nin yada Rusya’nın varlığı değil,  Şam ve Kürtler arasındaki müzakereler belirleyecek.”

Vecih Cuzdan Kimdir?

Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi’nde Tarih bölümünde tamamlayan Vecih Cuzdan, lisansüstü eğitimini ise Kocaeli Üniversitesi’nde “1957 Türkiye-Suriye krizi ve Türk basınında şarkiyatçı söylem” başlıklı tez ile tamamladı. 2013’ten beri gazetecilik faaliyetlerini sürdürüyor. Sendika.org ve T24’te tam zamanlı, ayrıca taz.gazete, Stern ve Inside Turkey için serbest zamanlı çalıştı. Nisan 2023’ten bu yana bianet Yazı İşleri Müdürü olarak çalışmalarını sürdürüyor.

İSTANBUL

#Cuzdan #SİHA #saldırıları #ABD #Rusyanın #oluru #olmadan #mümkün #değil

Rusya’da Wagner isyanı: Putin, bu bir darbedir

Rusya Lideri Vladimir Putin, Wagner’in kurucusu Prigojin’in isyanını değerlendirerek ‘Tüm güçlerin birliğine ihtiyacımız var’ dedi

Rus güvenlik şirketi Wagner’in kurucusu Prigojin, kendi ordusu tarafından kamplarının vurulduğu iddia ederek isyan başlattı. Savaş bölgesi Ukrayna’dan Rusya’ya geçtiğini söyleyen Prigojin, “Savunma Bakanlığının bizi önlemek için gönderdiği askerler yolumuzdan çekilin. Yolumuza çıkan herkesi yok edeceğiz. Sonuna kadar gideceğiz.” dedi. Öte yandan Rusya’da darbe ihtimaline karşı tanklar sokağa indi.

Dün akşamdan bu yan  sessizliğini koruyan Putin ise bir açıklama yaptı.  Kameralar karşısına geçen Putin, “Askerlerimiz halkımızın güvenliği için mücadele edecek, tüm güçlerin birliğine ihtiyacımız var. Talimatı verdim, isyana kalkışanlar hesap verecek” dedi.

‘Bu bir darbedir’

“Hainler ile karşı karşıyayız” diyen Putin, “Yanıtımız sert olacak. Hainler cezalandırılacak. Birliğimizi bozan eylemlerden vazgeçin. Bu bir darbedir” dedi.

Ayrıntılar geliyor…

#Rusyada #Wagner #isyanı #Putin #bir #darbedir

Wan’da toplu ulaşıma yüzde 25 zam yapıldı

Wan merkez ve ilçe sınırları içerisindeki toplu taşımaya yüzde 25 zam yapıldı

Halk iradesi gasp edilek kayyum atanan HDP’li belediyelerden olan ve kayyum atanana Van Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Ulaşım ve Koordinasyon Merkezi (UKOME), toplu ulaşım hizmeti veren H, M, V, T, S plakalı araçlar için zam kararı aldı.

Alınan karara göre, toplu ulaşım ücretlerine yüzde 25’lik zam yapıldı. Zamla birlikte 6 TL olan tam bilet fiyatı 1.5 TL artarak 7.5 TL’ye yükseldi. Öğrenci bileti ise 5 TL’den 6 TL’ye çıktı.

Zamlı tarife bugün itibariyle uygulanmaya başlandı.

WAN

#Wanda #toplu #ulaşıma #yüzde #zam #yapıldı