Ana Sayfa Blog Sayfa 257

Diyarbakır 2 Nolu Cezaevi’nde zam güncellemesi: Tutukluların yemeği azaltıldı

Diyarbakır 2 Nolu Cezaevi müdürünün değişmesiyle hak ihlallerinin arttığını aktaran tutuklu gazeteci Mehmet Şahin’in eşi Rojbin Şahin, son zamlarla birlikte tutukluların yemeklerinin azaltıldığını söyledi 

Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde, tutuklulara dönük hak ihlalleri artıyor. Tutuklu yargılanan gazeteci Mehmet Şahin ve diğer tutuklu aileleri, artan hak ihlali ve yaşanan hukuksuzluklara karşı hukuki yardım talebiyle Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’ne (ÖHD) başvuruda bulundu. Gazeteci Mehmet Şahin’in eşi Rojbin Şahin, cezaevinde yaşanan hak ihlallerini Mezopotamya Ajansı’na aktardı.

Hak ihlalleri arttı

Eşinin bir yılı aşkın bir süredir tutuklu olduğunu anımsatan Şahin, bu hukuksuzluğun cezaevinde de kötü muamele ile devam ettiğini kaydetti. Tutuklulara yeterli yemek verilmediğini belirten Şahin, cezaevi müdürünün değişmesiyle birlikte hak ihlallerinin arttığını anlattı. Cezaevinde yaşanan ihlallerin giderilmesi için cezaevi müdürü ile görüşmeye çalıştıklarını dile getiren Şahin, tutuklu yakınlarıyla birlikte yapmak istedikleri görüşmenin önce reddedildiğini, ısrarları neticesinde görüşmenin sağlandığını söyledi.

‘Zam’dan dolayı yemek porsiyonlarını azalttık’ cevabı

Görüşmede yaşanan ihlallerini anlattıklarını ifade eden Şahin, şunları anlattı: “Yemeklerin çok kötü olduğunu, porsiyonlarının neden azaltıldığını sorduğumuzda, bizimle dalga geçer gibi ‘yemeğin tadına mı baktınız’ şeklinde ciddiyetsiz bir cevap verdi. Sonrasında  ‘artan enflasyonla birlikte gelen zamlardan dolayı cezaevindeki yemek porsiyonların azaltıldığını’ söyledi. Keyfi bir şekilde su kesintisi oluyor. Bunun nedenini sorduğumuzda ise tadilatı gerekçe gösterdi.”

 ‘Mektup ve kitaplar ellerine ulaşmıyor’

Tutukluların kişisel ihtiyaçlarını karşılamalarının engellendiğini söyleyen Şahin, “Daha öncesinde de kantinde kendi paralarıyla satın aldıkları şeyleri, arama esnasında yasak olduğu gerekçesiyle tekrar aldıklarını, topladıklarını öğrendik. Madem yasak neden kantinde satılıyor? Arama esnasında toplayıp daha sonrasında aynı ürünü kantinden tekrar tekrar satın aldırıyorlar. Mektup ve kitaplar ellerine ulaşmıyor. Verdiğimiz kitaplar kota bahane edilerek, aylarca depoda bekletilip onlara verilmiyor. Tutuklular yaşananlardan dolayı çok gergin, şartlar aynı şekilde devam ederse, asla bu durumu kabullenmeyeceklerini söylediler” şeklinde konuştu.

‘Çıplak aramaya maruz kalıyorlar’

Cezaevi yönetiminin kendi bünyesinde çalışan gardiyanlara güvenmediğini söyleyen Şahin, “En son yapılan aramada başka cezaevinden gardiyan getirtip, arama yaptırılmış. Cezaevi müdürü koridorlarda gardiyanlara bağırıyor ve tutsaklarla karşı karşıya getiriyormuş. Tutsaklar hastaneye veya başka bir yere gidecekleri zaman çıplak aramaya maruz bırakılıyorlar. Bunu kabul etmeyenler hastaneye götürülmüyorlar. Havalandırmaya çıkarılmıyorlar. Dışardan gelen görüşçülerde aynı şekilde aramaya maruz bırakılıp çeşitli bahanelerle görüş engellenmeye çalışılıyor” dedi.

Görüşe giden ailelere GBT kontrolü

Çeşitli gerekçelerle görüşme süresinin azaltıldığını belirten Şahin, tutuklu yakınlarına dayatılan uygulamaları dair şunları söyledi: “Cezaevine ilk giden biz olmamıza rağmen GBT ve farklı bahanelerle içeri giriş sürecimizi uzatıp, görüş süremizi bu şekilde tüketiyorlar. Görüş saatlerimizi tüketiyor, bir türlü zamanımızı tam kullandırmıyorlar. Bu şikâyetlerimize rağmen ciddiye alınmadık. Cezaevine gittiğimiz de kadın ziyaretçilerin kullandığı tuvaletlerin kapısı kilitleniyor. Bizi erkeklerin de kullandığı tuvaletleri kullanmaya mecbur bırakmaya çalışıyorlar, bunu kabul etmiyoruz. Bu yaşananlara sessiz kalmayacağımızı cezaevi müdürüne ilettik. Bunun üzerine cezaevi müdürü ödenek olmadığını, bozulan tuvaletler için kendi cebinden para verecek halinin olmadığını, bu yüzden bir şey yapamayacağını söyleyerek, bizim sorunlarımızı görmezden geldi.”

 Hak ihlallerine karşı çağrı

Şahin, cezaevi müdürünün değişmesiyle birlikte kötü muamele ve hak ihlallerinin iki katına çıktığını söyledi. Şahin, insan hakları örgütleri ve hukukçulara çağrıda bulunarak, sorunların çözümü için girişimlerde bulunulmasını istedi.

AMED

#Diyarbakır #Nolu #Cezaevinde #zam #güncellemesi #Tutukluların #yemeği #azaltıldı

Yargıtay ‘DTK toplantılarına katılmak örgüt üyesi olarak değerlendiremez’ dedi

Yargıtay, DTK yargılamalarında emsal bir karar vererek DTK’nin toplantılarına katılan veya konuşma yapanların ‘örgüt üyesi’ olarak yargılanamayacağına karar verdi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanlığı, Güneydoğu Sanayici ve İş İnsanları Derneği (GÜNSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu ve eşi eczacı Filiz Bedirhanoğlu’na 2011-2013 yılları arasında Demokratik Toplum Kongresi (DTK) toplantılarına katıldıkları için ‘örgüt üyeliği’nden 6’şar yıl 3 ay hapis cezası verilmesi kararını bozdu. Kararda, çözüm sürecindeki DTK toplantılarına katılması, konuşması yapması örgüt üyesi olduklarını delili olarak gösterilmeyeceği belirtildi.

Verilen cezalar bozuldu

Kısa Dalga’da yer alan Rabia Çetin’in haberine göre 2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi de kararı 22 Eylül 2021’de onayladı. Dosya Bedirhanoğlu’larının avukatları tarafından temyiz edilerek Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanlığı’na gönderildi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanlığı, Şahismail Bedirhanoğlu ve Filiz Bedirhanoğlu’nun ceza aldığı dosyada, DTK’nin düzenlediği toplantılara katılma ve konuşma yapmanın örgüt üyeliği olarak cezalandırılmayacağı yönünde emsal bir karar alarak verilen cezaları bozdu.

HABER MERKEZİ

 

 

#Yargıtay #DTK #toplantılarına #katılmak #örgüt #üyesi #olarak #değerlendiremez #dedi

Tekirdağ’da HDK ve HDP’ye sistematik baskı

HDK ve HDP’lilere dönük operasyonların sistematik hale geldiği Tekirdağ’da en az 100 üye ve yönetici tutuklanırken, durumu değerlendiren HDP Tekirdağ İl Eşbaşkanı Cahit Direk, ’81 ilde oylarını en çok yükselten il Tekirdağ oldu. Bu kadar operasyon olmasının sebebi bu’ dedi 

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 3 Haziran 2022’de HDK ve HDP’li 38 kişi, “örgüt üyeliği” iddiasıyla gözaltına alındı. 8 gün boyunca gözaltında tutulan 38 kişiden 29’u tutuklandı, 9 kişi serbest bırakıldı. Aylık tutukluluk incelemesi yapan Tekirdağ Sulh Ceza Hakimliği, 19 Aralık 2022’de 11, 19 Ocak 2023’te ise 7 kişi hakkında tahliye kararı verdi. 13 Mart’ta 11 kişinin daha serbest bırakılmasıyla, dosyada tutuklu kimse kalmadı. 20 Haziran’da davanın görülen ilk duruşmasında, 38 kişinin adli kontrol şartları kaldırıldı.

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir başka soruşturma kapsamında 23 Mayıs’ta birçok kentte yapılan ev baskınlarında, HDK üyesi 24 kişi gözaltına alındı, 21’i tutuklandı. Son olarak 14 Haziran’da kentte Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) üye ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 5 kişi “örgüt üyeliği” iddiasıyla gözaltına alınarak tutuklandı.

Operasyonlarla HDP zayıflatılmak isteniyor

Tekirdağ’da artan operasyonlarda siyasi faaliyetleri gerekçesiyle son 2 yılda en az 100 kişinin tutuklandığını aktaran HDP Tekirdağ İl Eşbaşkanı Cahit Direk, bu tutuklamaların bir zulme dönüştüğünü ifade ederek, 14 Mayıs seçimlerinde Yeşil Sol Parti Milletvekili adayı olan Seyithan Kırmızı’nın işkenceye uğradığını söyledi. Operasyonların HDP’nin zayıflatılmasına dönük olduğunu dile getiren Direk, “Saldırılar oldukça, arkadaşlarımız tutuklandıkça, HDP o kadar güçleniyor. Halk mücadelesine sahip çıkıyor. Doğru bu seçimde vekil çıkartamadık ama 81 ilde oylarını en çok yükselten il Tekirdağ oldu. Bu kadar operasyon olmasının sebebi bu” diye konuştu.

Halk mücadelesine sahip çıkıyor

Direk, operasyonlarla topluma korku yayılmak istendiğini ifade ederek, “Halkı korkutmaya çalışıyorlar, geri adım attırmak istiyorlar. İnsanların, ‘HDP’ye, mitinglerine gidersek tutuklanırız’ korkusu yaşamasını istiyorlar. ‘Kimse HDP’ye gitmesin, HDP güçlenmesin’ diyorlar. Amaçlarına ulaşmaları mümkün değil. Bu halkın önü kapatılamaz. Halk mücadelesine sahip çıkıyor” diye konuştu.

“Halkımıza söz veriyoruz; onlar ne kadar üzerimize gelirse gelsin, biz o kadar mücadelemizi yükselteceğiz” diyen Direk, baskılara karşı geri adım atmayacaklarını vurguladı.

KAYNAK/MA

 

#Tekirdağda #HDK #HDPye #sistematik #baskı

Depremi fırsata çevirdiler: 2 bin TL olan ev kirası 10 TL’ye çıktı!

Depremlerde binlerce binanın enkaza dönüştüğü Meletî’de, deprem öncesi ortalama 2 bin lira olan ev kiraları, yüzde 25 zam sınırlamasına rağmen 10 bin liraya yükseldi

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde birçok binanın enkaza dönüştüğü Meletî’de (Malatya), ağır hasar alan 31 bin 604 bina yıkılmayı bekliyor. Hasar almayan ev sayısının yüksek olması, hasarsız ev kiralarında artışa neden oldu. Ev kiralamaya ekonomik güçleri yetmeyen yurttaşlar ya çadırlarda yaşıyor ya da şehir dışına taşınmak zorunda kalıyor. Kimi yurttaşlar ise hasarlı olmasına rağmen kendi evlerinde konaklamaya devam ediyor. Kirada yüzde 25 zam sınırlaması düzenlemesi olmasına rağmen bazı evlerde kira yükselişleri 5 katına kadar çıkıyor.

Ev bulamayınca hasarlı evine girdi

Yaşadıkları zorlukları Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Mahmut Altıntaş’a anlatan, 71 yaşındaki depremzede Cuma Akdağ , yükselen kira fiyatları nedeniyle hasarlı evde yaşamak zorunda kaldıklarını, yaşanan tablodan devlet yöneticilerinin sorumlu olduğunu söyledi.

2 bin lira olan kira 10 bine çıktı

Hasarlı evde kaldığı için tedirgin olduğunu dile getiren Akdağ, “Malatya’da sağlam bina neredeyse kalmamış durumda. Herkes kiralık ev arıyor ancak kiralık ev yok. Az hasarlı olan evler ise çok pahalı. Deprem mağduru insanlar 10 bin lira kira nasıl versin? Bunun yanında elektrik, doğalgaz, su faturaları var, kimse bunun üstesinden gelemez. Depremden bir gün önce 2 bin TL kira istenilen daireye, şuan 10 bin TL isteniyor” diye aktardı.

Depremi fırsata çevirdiler

Kiraları denetleyecek bir mekanizmanın olmamasına tepki gösteren Akdağ, “Yaklaşık iki aydır ben kiralık bir ev arıyorum ama yok. Bu şartlarda bir ev kiralasam, bütün birikimim kiraya gider. Sistem toplumun ahlakını bozmuş durumda. Toplum ahlaksal olarak o kadar kötü bir yere çekilmiş ki depremi dahi fırsata çevirmek isteyenler var. Halk yaz sıcaklarına rağmen çadırlarda kalmak zorunda bırakılmış” diye konuştu.

MELETÎ

#Depremi #fırsata #çevirdiler #bin #olan #kirası #TLye #çıktı

Dîlok’ta kaza: 6 ölü, 1 ağır yaralı

Dîlok’ta otomobil ile hafif ticari aracın kafa kafaya çarpıştığı kazada 6 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi de ağır yaralandı

Dîlok’ta (Antep) akşam saatlerinde Kuzeyşehir mevkisi, Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı üzerinde bir otomobil ile karşı yönden gelen hafif ticari araç kafa kafaya çarpıştı. Kazada 6 kişi hayatını kaybetti, bir kişi ise ağır yaralandı. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Çarpışmanın şiddetiyle araçlarda sıkışanlar itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla bulundukları yerlerden çıkarılırken, sağlık görevlileri de müdahalede bulundu.

Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Taha Kaçar ve Mesut Taşdemir ile Cahit, Hatice, Kardelen ve Kadir Sat’ın kaza yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kazadan yaralı olarak kurtulan Ebru Sat’ın ise ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Tedaviye alınan Sat’ın durumunun ağır olduğu öğrenilirken, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

DÎLOK

#Dîlokta #kaza #ölü #ağır #yaralı

Açlık grevindeki tutuklulara ‘tünel kazıyorsunuz’ tacizi!

Kırıkkale F tipi cezaevinde yaşanan hak ihlalleri ve psikolojik baskılara karşı başlattıkları açlık grevini 12’nci gününde devam ettiren tutuklulara ‘tünel kazıyorsunuz’ denilerek sözlü taciz ve baskı uygulandı

Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı 6 tutuklunun 12 Haziran’da başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 12’nci gününde devam ediyor. Tutuklular Rıdvan Kaya, Fikret Erden, Serhat Erdemci, İhsan Oral, Baran Gül ve Orhan Doruk, cezaevi idaresi tarafından tutuklulara uygulanan tecrit politikalarına karşı açlık grevinde.

İzole alanlarda tutuluyorlar

Defalarca gerçekleşen baskınlarla odaları değiştirilen tutukluların cezaevinin mevcut tecrit sistemine ek olarak ayrı bloklarda bulunan izole alanlarda tutularak iletişim kurmaları ve haftada bir kez olan spor saatlerine birlikte çıkmaları engelleniyor. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün, Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu, 22 Ocak 2007 tarih ve 45/1 sayılı Genelgesi’nde yer alan tutukluların söz konusu hakları engellenirken, aynı genelgede bulunan sürgün şartları ise eksiksiz uygulanıyor.

‘Tünel kazıyorsunuz’ denildi

Tutuklular, geçtiğimiz yıl Kırıkkale Cezaevi’nde yaşanan “tünel kazma” olayının ardından hiçbir bağlantısı olmamalarına karşın “Siz de tünel kazıyorsunuz” denilerek sözlü tacizlere maruz bırakılıyor. Açlık grevinde olan tutuklular, İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu üyesi avukat Ömer Faruk Yazmacı’nın 19 Haziran’da gerçekleştirdiği ziyarette yaşadıkları hak ihlallerini anlattı.

 Sosyal haklarını kullanamıyorlar

Kendisine ve tüm tutuklulara uygulanan kötü muamelelere dikkat çeken Baran Gül, odasında bulunan Fikret Erden dışında hiç kimse ile iletişiminin olmadığını, sohbet haklarının kullandırılmadığını, kurs, atölye, resim gibi sosyal aktivitelerin olmadığını, idarenin spora sadece kendi odalarında tutulan tutuklular ile birlikte çıkılmasına dönük karar verdiğini aktardı. Tutuklu Murat Karayel’in bu karara karşı önce infaz hakimliğine sonrasında ise Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurduğu bilgisini verdi. Ağır Ceza Mahkemesi kararında 10 kişiye kadar spora çıkarılabileceği şeklinde karar verilmesi üzerine idareye başvuran tutukluların hiçbir cevap alamadığını belirten Gül, müdürle görüştüklerinde, “Burada komünal yaşam yok, yemeğiniz verilmiyor mu? Böyle talepler olmaz” cevabıyla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

‘Su verilmiyor’

Hastane gidiş gelişlerinde ağız içi arama dayatıldığını ve özellikle avukat görüşmelerine gidiş gelişlerde ayakkabı çıkarma dahil detaylı arama yapıldığını aktaran Gül, açlık grevinde oldukları süre boyunca iaşelerin verilmediğini kaydetti. Her odaya sadece 1 tane limon, 2 çay, 1 avuç şeker ve tuz verildiğini dile getiren Gül, su verilmediğini ifade etti.

‘Tartının ayarıyla oynandı’

Açlık grevinde olan bir diğer tutuklu Serhat Erdemci, greve başlanmasından sonra 2 günde bir tartıldıklarını, açlık grevine başladığı gün 81 kilo, ikinci günde 80 kilo, üçüncü gün 84 kilo, dördüncü gün 80 kilo olduğunu ifade ederken, idarenin tartının ayarları ile oynadığını belirtti.

Hasta tutukluya ilaçları verilmiyor

Öte yandan, açlık grevinde olan bir diğer tutuklu Fikret Erden, Nisan ayında olduğu kimi ameliyatların ardından doktorları tarafından yazılan kemik güçlendirici ilaçlara ulaşamıyor. Ameliyatın üzerinden geçen 2 aylık sürede ilaçları verilmeyen Erden, idareye 6 kez dilekçe ile başvururken, sonuç alamadı.

Tutuklular, yaşadıkları ihlallere karşın sonuç alıncaya kadar açlık grevini sürdüreceklerini beyan ediyor.

Kaynak: MA

 

#Açlık #grevindeki #tutuklulara #tünel #kazıyorsunuz #tacizi

Aysel Tuğluk’un 10 yıllık cezası bir yıl daha ertelendi

Demans hastası olan ve serbest bırakılmamasına tepkiler sonucu geçtiğimiz Aralık ayında tahliye edilen siyasetçi Aysel Tuğluk’un 10 yıllık cezası avukatlarının başvurusu ve ATK’nin ‘Hayatını yalnız idame ettiremeyeceği’ raporu üzerine bir yıl daha ertelendi

Ağır hasta olmasına rağmen tahliye edilmeyen ancak tepkiler sonucu serbest bırakılan Demokratik Kürt siyasetçi Aysel Tuğluk’un cezası avukatlarının başvurusuyla bir yıl daha ertelendi.

Tepkiler sonrası tahliye edilmişti

Toplum Kongresi’ne (DTK) dönük soruşturma kapsamında Tuğluk’a, “örgüt yönetmek” iddiasıyla 10 yıl hapis cezası verilmiş ve Ankara 17’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği hapis cezası onanan Tuğluk, tutulduğu Kocaeli 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde demans hastalığına yakalanmıştı. Yaşamını tek başına sürdüremeyen Tuğluk, avukatların yaptığı birçok başvurunun ardından 27 Ekim 2022’de tahliye edildi.

Tuğluk, hastalığın takibi için bir kez daha ATK’ye sevk edildi. İnfaz ertelenmesinin sürdürülüp sürdürülemeyeceği kararı için ATK’ye sevk edilen Tuğluk hakkında, “cezaevinde yaşamını tek başına idame ettiremeyeceği” tespitinin yer aldığı rapor verildi.

Daha önce de 6 ay ertelenmişti

ATK’nin “Tuğluk’un yaşamını tek başına sürdüremeyeceği” yönündeki raporunun Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’na ulaşmasının ardından savcılık, Tuğluk’un cezasının infazının ertelenmesini bir yıl süreyle uzattı. Tuğluk’un cezası daha önce de 6 aylık ertelenmişti.

1 yıl sonra yeniden karar verilecek

Tuğluk’un cezasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar veren savcılık, Tuğluk’un erteleme tarihinden itibaren 1 yıl sonra yapılacak sağlık durumu incelemesi için Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’na müracaat etmesi yükümlülüğüne tabi tutulmasına karar verdi.

Tedavisi sürüyor

Tuğluk’un avukatı Reyhan Yalçındağ, teşhis sonrası müvekkilinin tahliye edilip tedavisine başlansaydı, hastalığının bu kadar ilerlemeyeceğini söyledi. Yalçındağ, “Ancak maalesef hastalık oldukça ileri bir aşamaya geldikten sonra ATK rapor verdi ve tahliye oldu. Tedavisi halen devam etmektedir” dedi.

AMED

#Aysel #Tuğlukun #yıllık #cezası #bir #yıl #daha #ertelendi

DİDİM CEMEVİ İLK YAZ KONSERİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ

0

Didim Cemevi, her sene gerçekleştirdiği yaz konserleri, bu yıl Pir Sultan Abdal konseri ile başladı14 yıldır Didim Cemevi tarafından düzenlenen yaz konserleri başladı. Cemevi binasının bahçesinde gerçekleşen konsere bazı siyasi parti ve STK temsilcileri ile vatandaşlar katılım gösterdi. Konser girişinde yiyecek, içecek; takı eşyaları satışı ve sponsorların tanıtımı gerçekleşti.Konser öncesinde 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen deprem felaketleri için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşu ardından Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan açılış konuşmasını gerçekleştirdi.

Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan, gerçekleşen konserlerin amacının, öğrencilere yapılan maddi desteğe katkıda bulunmak olduğundan bahsetti. İlhan, “Biz de bir görevimizle burada gençlerimizi bu ibadethanemizde buradaki yolumuza hizmet için burada yetiştirmemiz lazım diye düşünüyoruz. Bu sebeple de bizler özellikle buradaki canlarımıza ricamızdır. Gençlerimizi buraya getirin. Çünkü bizim yolumuz ezelden gelmiş. Sağ olsun buradaki inanç kurundaki analarımız, dedelerimiz, erenlerimiz, evliyalarımız bu yolu bütün baskılara rağmen, bütün şiddetlere rağmen bugüne kadar getirdiler. Bizler bu hizmeti aldık, sizlerle beraber bu yolu sürüyoruz. Tabii ki bizden sonraki gençlerimiz de bizler burada fırsat vermemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden de biz burada bu hizmeti ailemizle beraber yapıyoruz. İyi ki de bu çatı altındayız. İyi ki de bu yolun mensubuyuz. İyi ki de Alevi inancındayız. Gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz. Ve her zaman da bu yola bizler, sizlerle beraber hizmet edeceğiz.

Didim’de dostluk örneği

Cemevleri her türlü farklılıklara rağmen bizim çatımız burayı bir şemsiye olarak düşünüyoruz. Herkesin her türlü ideolojisine rağmen biz burada bu çatı altında toplanacağız demokrasi mücadelemizi, daha özgür, daha refah, daha hukuk içinde bu çatı altında yürütmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Cemevleri bu yüzden bizler için çok önemli. Biz her etkinliklerimizde, insanlarımızı, canlarımızı bu çatı altında birleşmeye davet ediyoruz ki gün geliyor işte 6 Şubat’ta yaşanan o ülkemizdeki depremde Didim Cemevi Didim’de diğer cemlerimiz diğer bölgelerde darda zorda kalanların hızırı oldular. O zaman biz altısından onuna kadar dört günde 30 kamyon malzemeyi burada siz canlarımızın getirdiği lokmalarla deprem bölgesindeki cemevlerimize ulaştırdık. Onlar da orada canlarımızın yaralarını sardılar. Dördüncü günden sonra buraya 15 bin kişiye yakın deprem bölgesinden misafirimiz geldi. Gerçekten Didim Cemevi burada bir Didim’de bir insanlık örneği, bir dostluk örneği gösterdi.” sözlerine yer verdi.

İlhan, gerçekleştirdiği konuşması ardından konserin sponsorları sahneye davet ederek, konuklara tanıttı. Sponsor olan Parlak Kuyumculuk sahibi Mustafa Parlak ve Didim Ader Dent sahibi Diş Hekimi Önder İstanbullu’ya İlhan tarafından katkılarından dolayı teşekkür edilerek, plaket takdim edildi.

24.06.2023 ERDEM TAS LONDRA

Abdal Musa Dergahı’nda bulunan Budala Baba Türbesinde ilk defa semah dönüldü-

0

PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği üyeleri, anma etkinlikleri öncesinde Abdal Musa Dergâhı’na ziyarette bulunarak rızalık lokmalarını paylaştı. Abdal Musa Dergâhı içinde bulunan Budala Baba Türbesinde ilk defa semah dönüldü.

Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği üyeleri, 280 üyenin katılımı ile Abdal Musa Dergâhı’na ziyarette bulundu. Dergahta sabah kahvaltısı toplu olarak yapıldıktan sonra Abdal Musa Türbesi ziyaret edildi.

TÜRKÇE VE KIRNAMÇKİ NEFESLERLE SEMAH DÖNÜLDÜ

Kızıldeli Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı‘nın okuduğu gülbeng sonrasında Zakir Hayri Aslanboğa ile birlikte deyişler, nefesler okundu. Ardından dergâh içerisinde bulunan dilek için çerağlar yakıldıktan sonra türbe içerisinde bulunan dilek ağacı ve Budala Baba Türbesi ziyaret edildi. Burada Türkçe ve Kırmançki nefesler eşliğinde semahlar dönüldü. Kızıldeli Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı’nın okuduğu gülbenk sonrası lokmalar canlara pay edildi.

“GIDAMIZI MUHABBKETTEN ALIYORUZ”

Lokma paylaşımı sonrasında Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği idari binası içerisinde bulunan konferans salonunda bir araya gelindi. Kızıl Deli Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı, “Hacı Bektaş Dergahı’nın girişinde müze yazan kısmında bir kitabe vardı, daha sonra bu kitabe kaldırıldı. O kitabede, bu kapı ışıkların kapısıdır eksik gelen tamam olur. Biz bu dergâhlara eksiklerimizi tamama yazdırmak için geliyoruz. Biraz önce lokma muhabbeti yapıldı. Hüdai babanın da bir nefesi var. Hüdai Baba diyor ki ‘Hüda’ya vasıl olmayan, kursağı kulaktan gıda almayan dünyayı yese doyar mı? İnsan gerçekten dünyayı yemekle doymaz. Ancak hakikatin ilmiyle, hakikatin bilgisi ile kişi kendi nefsini sırlayarak kendini pişirebiliyorsa o insan lokmadan yemeyebilir. Kaldı ki bugün bütün yöneticilerimiz lokma yemeden ayrılacak ama biz gıda lokmamızı burada sevgiden muhabbetten aldık. Onun için bizim için yeterli olan da buydu” diye konuştu.

İKTİDARA ELEŞTİRİ

Alevilerin Türkiye’de yaşadığı sorunlar üzerine değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi.

Toplantıda Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği YK üyesi Kemal Çiçek yaptığı konuşmada, “Bugün biz Abdal Musa Dergâhı’na ziyaret gerçekleştirdik. Bu salonda bulunan herkes kendi imkânları ile  rızalık lokmalarını verdi, yolumuz bu. Devletin cemevlerimize vereceği paraya bizim açımızdan baktığımızda, bu dergâhımızı teslim almaktır. Bu işveren işçi ilişkisine döner. ‘Ben senin maaşını vereceğim sen de bana çalışacaksın’ demektir. Bu anlamıyla özellikle genç arkadaşlarımızın bu konuda çok daha çaba sarf etmeleri lazım” dedi.

Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar da, iktidarın Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerine yönelik tutumunu eleştirerek şunları ifade etti:

“Siyasal iktidar cemevini inanç yeri olarak kabul etmiyor, ‘dedeye maaş vereyim’ diyor ama cemevini ibadethane olarak kabul etmiyor. Peki dede orada ne iş yapacak? Dedenin görevi cemevinde hizmet yürütmek değil mi? Cemevini kabul etmiyorsun, yasallaştırmıyorsun. Şu anki mevcut hükümet sadece Alevilere bir şeyler vermiş gibi görünerek hiçbir şey yapmıyor. Onun için Aleviler olarak bu konuda daha duyarlı olacağız kendi değerlerimize sahip çıkacağız. En önemlisi de bu eğitim sorunu çok önemli. Çünkü çocuklarımızın küçük yaşta anlayışını, yaşam biçimini değiştirmeye çalışıyorlar.”

Konuşmaların ardından nefes ve deyişlerle birlikte semaha duruldu.

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

Alevi kurumları: Şeriata karşı laiklik, zulme karşı adalet için 2 Temmuz’da Sivas’ta olacağız

0

PİRHA- 7 Alevi çatı kurumu, 30. yılında Madımak Katliamı’nı lanetlemek ve yakılarak katledilen canları anmak için herkesi Sivas’a, Madımak Oteli önünde yapılacak anmaya çağırdı. Yazılı bir açıklama yapan Alevi kurumları, “Şeriata karşı laiklik, zulme karşı adalet için 2 Temmuz’da Sivas’ta olacağız” dedi. 

2 Temmuz 1993’te Radikal İslamcı kalabalıklar, Madımak Oteli’ni ateşe vererek 33 insanı yaktıkları katliamın üzerinden 30 yıl geçti. Katliamda 2 otel çalışanı da yaşamını yitirmişti.

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu ( AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Sivas Katliamı’nın 30. Yılında katliamda hayatını kaybedenleri anmak için katliamın yapıldığı Madımak Oteli önünde kitlesel anma yapacaklar.

7 Alevi çatı kurumu, “Şeriata karşı laiklik, zulme karşı adalet için 2 Temmuz’da Sivas’ta olacağız” başlığıyla ortak yazılı bir açıklama yaptı.

Kurumların ortak açıklaması şöyle:

“Madımak 30 yıldır yanıyor. Aradan geçen bunca zamana rağmen, Devlet tıpkı diğer katliamlarda olduğu gibi 2 Temmuz ile de yüzleşmemiştir. Bu katliamın arkasındaki karanlık odakları açığa çıkarmak ve başta yaşamını yitirenlerin aileleri olmak üzere milyonlarca Alevinin adalete olan güvenini sağlamak devletin görevidir. Ayrıca altını çizerek belirtelim ki bizim açımızdan yüzleşmek, devletin kendisiyle de hesaplaşması anlamı taşımaktadır. Çünkü o yıl dördüncüsü düzenlenen Pir Sultan Abdal’ı Anma Etkinlikleri, Sivas Valiliği ve Kültür Bakanlığı ile ortak yapılan bir etkinlikti. Dolayısıyla devletin yaptığı etkinliklere saldırı düzenlenmiş ve 33 yurttaş yaşamını yitirmiştir. Katliam hazırlıkları günler, haftalar öncesinden başlamış, civar illerden yüzlerce şahıs Sivas’a getirilmiştir. Camilerde, mahallelerde bildiriler dağıtılmış, gazetelere manşetler atılarak Aleviler hedef gösterilmiştir. Tüm bunlar devam ederken, ne devletin istihbaratı ne de polisi hiçbir önlem almamış ve sessiz kalarak bu hazırlıkları izlemiştir. Eğer gerçek bir yüzleşme yaşanacaksa, özellikle 1993 yılında Sivas ve civar illerdeki istihbarat ve güvenlik şefleri sorgulanmalı ve katliamın arkasındaki odaklar açığa çıkarılmalıdır.,

“MADIMAK’TA BİZİMLE BİRLİKTE LAİKLİ DE YAKTILAR”

2 Temmuz 1993 günü Türkiye Cumhuriyeti devletinin zaten bozuk olan demokrasi sicilinde bir kırılma noktasıdır. Hatırlayalım, oteli kuşatan güruh ‘’Kahrolsun Laiklik, Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak….’’ diye bağırırken, güvenlik güçleri sadece izliyordu. Yani aslında Madımak’ta bizimle birlikte Laikliği ’de yaktılar. O günün Başbakanı ‘’Çok şükür otel dışındakilere bir şey olmadı…’’ demişti. Bugünün Cumhurbaşkanı ise ‘’Hayırlı olsun…’’ diyor. Biz Aleviler biliyoruz ki ülkede gerçek anlamda bir Laiklik olsaydı bunları yaşamayacaktık.

“MADIMAK KATLİAMI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇTUR, ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

Madımak davasına sahip çıkmak, ülkeyi Orta Doğu bataklığına sürükleyen karanlık zihniyete karşı çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmaktır. Kadına yönelik her türlü şiddete karşı çıkmaktır. Örgütlü kötülüğe karşı iyiliği, yaşatmaktır. 30. Yılında zamanaşımına uğratılmak istenen Madımak Katliamı davası insanlığa karşı işlenmiş bir suçun davasıdır. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olmaz.

“ZAMAN AŞIMINA KARŞI, ŞERİATA KARŞI, LAİKLİK İÇİN 2 TEMMUZ’DA SİVAS’TA OLALIM”

Şeriat demek, kadın cinayetleri ve çocuk gelinlerin yasal güvenceye alınması demektir. Şeriat demek kan ve gözyaşı demektir, milyonlarca insanın nefessiz bırakılması demektir.

Ülkemizde milyonlarca insan açlık ve yoksulluk ile mücadele ederken, bir avuç yandaş lüks içinde yaşamaktadır. Manevi danışman adı altında ÇEDES(Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projesiyle okullara imam gönderenlerin asıl hedefinde çocuklarımızın geleceği vardır. Dindar ve kindar nesiller yetiştirmek isteyenler, yeni Madımak katliamlarının da önünü açmaktadır. Ülkede demokrasi, eşitlik ve adalet taleplerinde bulunan herkes düşman ve terörist ilan edilmektedir. Adeta, ‘’halinize şükredin ve susun…’’ denilerek açlığın kader, itirazın suç olduğuna inanmamız istenmektedir.

(HABER MERKEZİ)