Ana Sayfa Blog Sayfa 258

Sivas Madımak katliamı… 30 yıl oldu… Unutma…

0

Sivas Madımak katliamı… 30 yıl oldu… Unutma…
Unutturmamak için “Hasret” Hasret Gültekin Müzikali seyirciyle buluşmaya devam ediyor. 30 yıldır süren adalet arayışında ve hala süren dünyanın yangınına bir ses, soluk olabilmek için, yarım bırakılan hayatlara, Hasretle…

22 Haziran 📍MUĞLA
Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi Yıldız Kenter Sahnesi Saat:20.30

24 Haziran 📍BERGAMA
Bergama Kültür Merkezi Saat:13.30

25 Haziran 📍İSTANBUL
Ataşehir Konferans Salonu Saat: 20.00

6 Temmuz 📍İZMİR
Çiğli Belediyesi Fakir Baykurt Salonu
Saat:21.00

8 Temmuz 📍AYDIN
Hidayet Sayın Kültür Merkezi
Saat:20.30

9 Temmuz 📍ÇEŞME
Çakabey Kültür Merkezi Saat:19.00
24.06.2023 ERDEM TAS LONDRA

Rusya’da Wagner krizi: Grubun lideri Prigojin’le ilgili soruşturma başlatıldı

Rusya Savunma Bakanlığı, paralı asker grubu Wagner’in kamplarının bombalandığı iddiasını reddetti. Kremlin Sözcüsü iddiaları yayan grubun lideri Prigojin’le ilgili gereken tedbirlerin alındığını söyledi

Rusya Savunma Bakanlığı, Rusya ordusunun özel askeri şirket Wagner’in cephe gerisindeki askeri kamplarını vurduğu yönündeki iddiaları reddetti.

Sputnik Türkiye’de yer alan habere göre, Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “(Wagner lideri) Yevgeniy Prigojin adına sosyal medyada yayılan ve Rusya Savunma Bakanlığı’nın, özel askeri şirket Wagner’in cephe gerisindeki kamplarına saldırı düzenlediği iddiasını içeren açıklama ve video görüntülerinin hiçbiri gerçekle bağdaşmamaktadır. Bunlar birer bilgi provokasyonudur” denildi.

Açıklamada, “Rusya Federasyonu ordusu, özel askeri operasyonun gerçekleştirildiği alanda, Ukrayna güçleriyle cephe hattında askeri görevlerini yerine getirmeyi sürdürmektedir” ifadeleri kullanıldı.

‘Putin durumdan haberdar’

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in özel askeri şirket Wagner’in lideri Yevgeniy Prigojin’in durumundan haberdar olduğunu ve gerekli tüm önlemlerin alındığını” söyledi.

Basın mensuplarına konuşan Peskov, “Devlet Başkanı (Vladimir) Putin, Prigojin ile ilgili meydana gelen tüm olaylar hakkında bilgilendirildi. Gerekli tedbirler alınıyor” dedi.

Rusya Ulusal Terörle Mücadele Komitesi de iç istihbarat ve güvenlik örgütü Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) Prigojin’in ifadeleriyle ilgili olarak “silahlı ayaklanma çağrısı yapma” suçlaması üstünden ceza davası açtığını duyurdu.

Terörle Mücadele Komitesi’nin açıklamasında, “Yevgeni Prigojin tarafından yayılan iddiaların hiçbir dayanağı bulunmuyor. Bu yasa dışı eylemlerin derhal son bulmasını talep ediyoruz” denildi.

Ne oldu?

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarında aktif rol üstlenen Rus paralı asker grubu Wagner ile Rus ordusunun yöneticileri arasında tansiyon yükseldi. Rus paralı asker grubu Wagner’in kurucusu Yevgeny Prigojin, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov’un, Wagner askerlerini yok etmek için operasyonlar düzenlediğini iddia ederek, “Rus Silahlı Kuvvetleri, Wagner PMC kamplarına füze saldırısı düzenledi. Çok sayıda yoldaşımız öldü, bu savaşa nasıl yanıt vereceğimize biz karar vereceğiz” dedi.

‘Bize karşı koyan herkesi yok edeceğiz’

Şoygu ve Gerasimov’un cezalandırılması gerektiğini söyleyen Prigojin, “Ülkenin askeri liderliğinin getirdiği kötülük durdurulmalı. Askerlerin hayatlarını ihmal ediyorlar. Onlar adalet kelimesini unuttular, biz onu geri getireceğiz. Binlerce Rus askerinin hayatını mahveden ve adamlarımızı yok edenler cezalandırılacak. Bize karşı koymaya çalışan herkesi tehlike olarak değerlendirip yolumuz üzerindeki kontrol noktaları da dahil olmak üzere anında yok edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘Orduda adalet yeniden sağlanacak’

Rus ordusunun yöneticilerine karşı büyük bir savaşın içine girdiklerini ifade eden Prigojin, “Herkesten sakin olmalarını, provokasyonlara yenik düşmemelerini ve evlerinde kalmalarını rica ediyorum. Başladığımız işi bitirdikten sonra vatanımızı korumak için cepheye döneceğiz. Orduda adalet yeniden sağlanacak. Bundan sonra da tüm Rusya için adalet gelecek” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Rusyada #Wagner #krizi #Grubun #lideri #Prigojinle #ilgili #soruşturma #başlatıldı

GÖÇİZDER’den Göç Haftası paneli: Ülkede Irkçılığı yükselten bir devlet aklı var

Göç Haftası’na ilişkin panelde konuşan GÖÇİZDER Eşbaşkanı Kamile Kandal, ülkedeki tüm krizlerden mültecilerin sorumlu tutulduğunu belirterek, ‘Çünkü toplumda milliyetçi ve ırkçılığı yükselten ve insanlara empoze eden bir devlet aklı var’ dedi

Göç İzleme Derneği (GÖÇİZDER), Göç Haftası etkinlikleri kapsamında Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde, “Göçmen ve mülteci hakları, ayrımcılık ve ırkçılık” başlıklı bir panel düzenledi. Moderatörlüğünü avukat Ahmet Baran Çelik’in yaptığı panelde GÖÇİZDER Eşbaşkanı Kamile Kandal, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukat Ruken Kalın konuşmacı olarak yer aldı. Panele çok sayıda kişi de izleyici olarak katıldı.

Sınır kapılarında yaşanan hak ihlalleri arttı

Panelde ilk olarak söz alan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, mültecilerin Türkiye’de yaşadıkları hak ihlallerine ilişkin derneklerine sık sık başvuruda bulunulduğunu belirterek, panelin bu anlamda önemli olduğunu söyledi. Uluslararası mülteci politikalarının son dönemlerde yaşanan hak ihlallerinin ana nedeni olduğuna işaret eden Yoleri, “Mülteciliği yaratan nedenlerin başında siyasi politikalar geliyor. Türkiye açısından sadece Suriye savaşı ile başlamayan bir yoğun mülteci göçü vardı zaten. Suriye savaşına kadar daha çok kapalı sınırı politikaları izlenirken Suriye savaşı sonrası kapalı sınır politikalarının aksine açık sınır politikalarının işlendiğini görüyoruz. Özellikle sınır kapılarında yaşanan hak ihlallerinin giderek arttığını, kontrol dışı geçiş yapamayanların işkence ile geri gönderildiğini görüyoruz. Normal koşullarda sınırlardan içeriye girenlere yönelik iltica prosedürünün işlenmesi gerekirken bunun tam tersi işkence yasağının da ihlal edilerek gelen mültecilerini sınır dışına itildiğini görüyoruz” diye belirtti.

Çifte standart

Türkiye ve dünya genelinde mülteci hukukunun hiçe sayıldığını ve sınırlardaki uygulamaların mültecilerde tramvaya yol açabilecek derecede önem arz ettiğini söyleyen Yoleri, “Bir yandan Avrupa’nın sınırlarını kapattığı diğer yandan Türkiye’nin sınırlarını kapalı değilmiş gibi gösterip ancak tam açmayarak o insanları mayınlı olan tehlikeli yollara ittiğini görüyoruz. Burada ayrıca mültecilere yönelik çifte standartlara da değinmek lazım. Güvenlik güçlerinin Türkiye sınırlarına gelen mültecilere zaman zaman nereden geldiğine bağlı olarak bir yaklaşım içerisinde de olduğunu görebiliyoruz” dedi.

Yoleri, derneklerinin yaptığı araştırmalara göre yalnızca 2023 yılı içerisinde dünyadaki mülteci sayısında 1,5 milyonun üzerinde bir artışın olduğuna dikkat çekerek, yıllara göre mülteci sayısıdaki artış oranlarını paylaştı.

Deprem sürecinde yapılan ayrımcılık

Yoleri’nin ardından konuşan ÖHD üyesi avukat Ruken Kalın ise mültecilerin 6 Şubat depremleri sürecinde yaşadığı mağduriyetlere değindi. Mültecilerin deprem sürecinde en dezavantajlı grup olduğunu söyleyen Kalın, “Mülteciler deprem sürecinde depremzede olmalarına rağmen herhangi bir yardımdan yararlanamadılar. Ne bir çadır ne başka bir yardım malzemesi verilmedi kendilerine. Aynı zamanda deprem bölgesinden tahliye edilmelerine dahi izin verilmeyerek, deprem sonrası farklı bir kente gitmeleri dahilinde ise kendilerine herhangi bir destek sunmayacaklarını söylediler” diye belirtti. Kalın, deprem sürecinde hedef gösterilen ve sık sık saldırıya uğrayan mültecilerin aktarımlarına yer verdi.

GGM’lerde yaşanan ihlaller

Mültecilerin gönderme merkezlerinde de sık sık işkenceye uğradığı ve bundan dolayı geri gönderme merkezlerinin güvenliğinden endişe duyduklarına dikkat çeken Kalın, “Yakın zamanda geri gönderme merkezinde tutulan bir kadına tecavüz edildi. Bunu yapan 3 kişi ise geri gönderme merkezi çalışanlarıydı. Bu kişilerin en az 35 yıla kadar ceza alabilmeleri mümkünken 15 yıl olacak şekilde en alt sınırdan dava açıldığını görüyoruz” dedi.

‘Irkçılığı yükselten bir devlet aklı var’

Ardından söz alan GÖÇİZDER Eşbaşkanı Kamile Kandal, ülkedeki en büyük sorunlardan birinin göç ve mülteciliğe olan bakış açısı olduğunu söyleyerek, bunun siyasal iktidarın yönetim şekliyle doğrudan bağlantılı olduğuna işaret etti. Kandal, “Eğer ülkede insanlara yönelik baskılar çok fazla ise bu mültecilere de yansıyor. Hem iç politika da hem de dış politikalara baktığımızda ülkenin ne kadar geriye doğru gittiğini görüyoruz. Özellikle son yıllarda ülkede ki ekonomi başta olmak üzere siyasi tüm krizlerin nedeni olarak mültecilerin sorumlu tutulduğunu görüyoruz. Çünkü toplumda milliyetçi ve ırkçılığı yükselten ve insanlara empoze eden bir devlet aklı var. İktidarın yanı sıra bunun peşine takılan bir muhalefetimiz de var. Parti yöneticilerinin mültecilere yönelik ötekileştirici ve nefret içeren söylemlerinin ardından bu ülkede mültecilere yönelik saldırılarda çok fazla bir artışın olduğunu görüyoruz. Bu zihniyet bizi eşitlikçi ve özgür bir noktaya götürmez” dedi.

‘Mültecileri en iyi anlayabilecek olan Kürtlerdir’

Mültecilerin göç nedenlerine de değinen Kandal, mülteciliği oluşturan en büyük nedenin küresel güçlerin savaş politikaları olduğunu söyledi. Türkiye’de de savaş politikaları nedeniyle geçmişten bu yana Kürtler başta olmak üzere birçok halkın göç etmek zorunda kaldığını hatırlatan Kandal, “Bugün Suriyelilerin yaşadığını 90’larda Kürtler kendi bölgelerinde topraklarını terk etmek zorunda kalarak yaşadılar. Bu nedenle bugün mültecileri en iyi anlayabilecek halk Kürtlerdir. Göç ve mülteciliğin sebepleriyle uğraşmadıkça sonuçlarının hiçbir zaman önüne geçemeyiz. Savaş politikaları ortadan kalkmadığı sürece de göçler de her zaman devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Panel konuşmaların ardından soru cevap bölümüyle son buldu.

Kaynak: MA

#GÖÇİZDERden #Göç #Haftası #paneli #Ülkede #Irkçılığı #yükselten #bir #devlet #aklı #var

Sır Olup Gitmek!

Turabi Kişin’in ‘Sır Olup Gitmek’ romanı, yeni dönem Heliopolis’i inşa etmeye yeminli hakikat erenlerinin hayatlarına projeksiyon tutmakta. Yazar, akıcı bir dil ve biçemle kurguladığı romanını sonradan birbiriyle örtüştüreceği ikili bir anlatı tekniğiyle kotarmış.

Dr. Ayhan Kavak

Milattan Önce 3. yüzyılda yaşamış Lambolus’un ütopik Heliopolis anlatısı, döneminde ezim ezim ezilen halkların tutundukları bir umut ışığı olmuştur. Eserinde Lambolus, herkesin tam bir eşitlik, kardeşlik ve özgürlük içinde yaşayacağı mutlu bir adayı tasarlamıştı. Sömürü, kölelik ve özel mülkiyetin olmadığı bu adada kadınlar ve erkekler eşit ve birbiriyle ilişki kurmada özgürdürler. Bolluğun yaşanacağı bu adada evlilik, sınıfsal eşitsizlik ve mirasa da yer yoktur.

Böylesi özgürlük adası (Güneş adası) tahayyülü halkların hafızasında hep canlı ve ulaşılması gereken “topos” olarak yer edinmişti. Nitekim M.Ö. 133’de Pergamon (Bergama) Krallığı’nda, Aristonikos önderliğindeki büyük köle başkaldırısında da hedeflenen Heliopolis’in inşasıydı. Ne yazık ki, köleci Roma İmparatorluğu’nun lejyonlarına yenilirler. Çağlar gelip geçse de Heliopolis özlemi, tarihsel-toplumsal hafızalarda özgür yaşamı kurmanın mümkün olduğunu hep canlı tutmasını bilmiştir.

Kolonyal zihniyetin inkâr, imha ve kıyım siyasasıyla gadre uğratılanların inatla, ısrarla direngen karşı duruşları, hep o özgür yaşam düşlerinin hakikat kılınmasıyla paralel seyreder.

Turabi Kişin’in “Sır Olup Gitmek” romanı, yeni dönem Heliopolis’i inşa etmeye yeminli hakikat erenlerinin hayatlarına projeksiyon tutmakta. Yazar, akıcı bir dil ve biçemle kurguladığı romanını sonradan birbiriyle örtüştüreceği ikili bir anlatı tekniğiyle kotarmış. Peş peşe birbirini takip eden bölümlerin ilkinde aralıksız yağan karın altında sağ kolu ve kürek kemiği parçalandığından yerinden kımıldayamayan özge bir canın anlatısıyla girizgâh yapılır.

İkinci anlatıda ise bir başka hakikat arayışçısının toprağa ecelsiz düşmesini duyanlar veya tanıklık edenlerin anlatımlarıyla çatılmış. Yer yer tekrar cümlelerin kullanılmış olması mevcut metne şiirsellik ve ritim katmış.

Bir grup hakikat arayışçısının 1991-1992 yıllarında yeni bir mekâna gelişleri ve orada kış üslenmesine geçmeleri esnasında o alanda karşılaştıkları zorluklar ve “yaşamı uğruna ölecek kadar çok seven” canların sır olup gitmelerini işlemekte. Kişin’in romanında anlatılan bir dünyadır ve o dünyanın mekânı, dokuz köyden oluşan Karer Bölgesi’dir.

Mekânın ardı sıra gelişen durumlar ve olay örgüsüyle birlikte var olan karakterler iyice belirginleşirken, yazarın unutulmaması için tanıklık ettikleri yürek sızlatıcı bir biçemde cümlelere dökülmekte.

Kişin, kayda geçirmenin ötesine taşan nitelikli bir eser yaratmış. Turabi yani toprakla özdeşleşen adıyla yaşar kıldığı toprağın dili, tanığı ve sanığı olarak okuyucularını edebi bir lezzete davet etmektedir. Yazarlık edimi açısından mütevazi davranmış olsa da, gerçeğin yeniden üretimi ve kurgulanması başlı başına edebi yetkinliğin güzel bir örneğini teşkil etmekte.

Yazar, sözü tasarruflu kullanarak kısacık bir romana acılardan devşirilmiş bir dünyayı sığdırmayı bilmiştir. Tanıklarla anlatılan Çiya ve upuzun boylu boyunca karın altında turab olan Serdar’ın ağıtını kaleme döker. Kitabın sonundaki sürpriz, kurgulamanın parıltısına işaret eder. Zira anlıyoruz ki turaplaşan Serdar’ın yerine açıkta kalan delik gömleği konuşmaktadır.

Sonradan Çıla ve Rızgar’ın yanına gelen Hamza gömleğin kime ait olduğunu bilir. Ve Serdar’ı ve Çiya’yı anlatır onlara…

Karer toprakları başka coğrafyalara benzemez. Özge canlara her daim kucak açan, koruyup kollayan bir bölge olagelmiştir. Bu yüzden Çiya’nın sır olup gitmesine yol açan ihanetçi, ora halkı nezdinde kendilerine atılmış kara bir leke olarak görülmüştür.

Turabi Can cesur bir yazardır. Yaşanmaması gereken yanlışlıkları da haklı olarak eleştirir. Hatalardan ders çıkarmak boynumuzun borcudur…

“Yaşamak için ayağa kalkmamışken, yazmak için oturmak nasıl da beyhudedir” der Henry David Thoreau. Değerli dostum, Can hevalım Turabi, yaşamak için ayağa kalkanlardan olmuşken yazmak için oturmasını bilmemiştir. Zira türlü engellere, meşgalelere takılan uzun bir yazım süreciyle Sır Olup Gitmek’i tamamlayabilmiştir. Okumasaydık bilmeyecektik, bir dönemin acılarından süzülen canların hayatlarını.

Romana konu olmuş kimi karakterleri ve mekânı birkaç yıl sonrasında tanımış olmamdan dolayı anlatının aurasına kapılıp gittim. Adı geçen her canın yaşadıkları destan olacak cihettedir. Kanımca Turabi Kişin dostum, etrafında dolanıp sadece değinilerde bulunsa da Şehmus’un hayatını da yazmalıdır. Tek Şehmus mu? Sır Olup Giden diğer kardeşi Rojhat’ı da unutmamalı elbet…

Estetik ve edebi metin olan ve Vesta Yayınları tarafından yayınlanan “Sır Olup Gitmek”in yazılması ufkumuzu daha bir enginleştirmiştir. Eline-emeğine halel gelmesin! “Anlatılan senin hikayendir” mottosunu kulağa küpe edelim. Heliopolislerin yaratımının acı bedellere mal olduğunu unutmayalım. Heliopolis inşasında sır olup gidenlerin anıları her daim yolumuzu aydınlatan meşale olacaktır. Can yoldaşım Turabi Kişin’in yazımsal serüveninde başarılar diler, nice verimlere diyorum…

#Sır #Olup #Gitmek

Avrupa’da Rojava’ya saldırılar perotesto edildi

Darmstadt ve Amsterdam’da alanlara çıkan çok sayıda kişi, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırısını protesto etti

Türkiye’nin 20 Haziran’da Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, Eşbaşkan Yardımcısı Leyman Şiwêş ve Fırat Tuma’yı katletmesi Hollanda’nın başkenti Amsterdam ve Almanya’nın Darmstadt kendinte protesto edildi.

Hollanda Demokratik Kürt Toplum Merkezleri’nin (DEM-NED) çağrısıyla Amsterdam’daki Türkiye konsolosluğu önünde bir araya gelen kitle, saldırıları kınadı. Dünya kamuoyuna saldırılara “dur” demesi için çağrı yapılan eylemde, insanlıktan yana olan herkesin Rojava’yı savunması istendi.

Darmstadt’ta Luisenplatz’da bir araya gelen çok sayıda kişi, sloganlarla saldırıyı kınadı.

HABER MERKEZİ

#Avrupada #Rojavaya #saldırılar #perotesto #edildi

BM İnsan Hakları Komiseri: Batı Şeria’da olaylar kontrolden çıkma riski taşıyor

BM İnsan Hakları Komiseri Volker Turk, Batı Şeria’da durumun hızla kötüleştiğini belirterek, ‘Şiddetin bitmesi için derhal adım atılmalı’ dedi

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiseri Volker Turk, İsviçre’nin Cenevre kentine bulunan BM ofisinde açıklama yaptı. Turk, İsrail-Filistin meselesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Şiddetin bitmesi için işgalin bitmesi gerekiyor. Siyasi gücü elinde bulunduranlar bunu biliyor ve bunu gerçekleştirmek için derhal adım atmalılar” dedi.

İsrail işgali altındaki Batı Şeria’da durumun hızla kötüleştiğini belirten Turk, İsrail hükümetini, politikalarını yeniden düzenlemeye ve uluslararası hukuka uymaya çağırdı. Turk, “İşgal altındaki Batı Şeria’da bu hafta yaşanan şiddet olayları, sert siyasi söylemler ve İsrail’in gelişmiş silah kullanımındaki tırmanışla kontrolden çıkma riski taşıyor.” ifadesini kullandı.

Kanun uygulamam değil, silahlı çatışma

İsrail ordusunun hafta başında onlarca zırhlı araç ve savaş helikopteri eşliğinde Batı Şeria’nın Cenin kentine düzenlediği baskını hatırlatan Turk, “Saldırı bir kanun uygulama durumundan ziyade, daha çok silahlı çatışma yürütülmesine yönelik silah kullanımının artması. İsrail, Batı Şeria’daki politika ve eylemlerini, yaşam hakkının korunması ve saygı gösterilmesi dahil, uluslararası insan hakları standartları doğrultusunda acilen yeniden düzenlemeli.”

126 Filistinli öldürüldü

BM İnsan Hakları Ofisi, Ocak ayından bu yana Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Batı Şeria’da 126 Filistinlini öldürüldüğünü açıklamıştı.

HABER MERKEZİ

#İnsan #Hakları #Komiseri #Batı #Şeriada #olaylar #kontrolden #çıkma #riski #taşıyor

Yol kapama eyleminden sonra mahallelere elektrik verildi

Borçlarını ödemedikleri ve kaçak elektrik kullandıkları iddiasıyla DEDAŞ tarafından elektriği kesilen Barê ve Qerhêtalı yurttaşların yol kapatma eyleminden sonra mahallelere elektrik verildi

Amed’in Xana Axpar (Çınar) ilçesine bağlı Barê (Yaprakbaşı) ve Qerhêta (Düzova) mahallesinde yurttaşların elektriği Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (DEDAŞ) tarafından 15 gündür tarla sulamak için bulunan yaklaşık 50 sondaj hattını kullanan yurttaşların bazılarının borçlarını ödemediği ve kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla kesildi. Elektriği kesilen yurttaşlar bugün Amed – Mêrdîn yolunu trafiğe kapatarak durumu protesto etti. Tepkilerin ardından mahallelilere kısa süreliğine elektrik verilirken, mahalleliler elektriğin yeniden kesilmesi durumunda eylemlerini sürdüreceklerini söyledi.

Bütün erzağımız bozuldu

Barê köyünün eski dönem muhtarı Ali Kalevi, köylerinde birkaç hane dışında herkesin faturalarını düzenli olarak ödediğini aktardı. 2022 yılı Kasım ayında DEDAŞ’ın kaçak kullanım iddiasıyla gelişigüzel ceza yazığını belirten Kalevi, “Kimine 300 bin, kimine 400 bin TL kaçak kullandığımızı iddia ederek ceza yazdılar. Kaçak kullandığımıza dair ellerinde belge olup olmadığını sorduğumuzda, ‘Hayır, yok’ dediler. ‘Ya ödersiniz ya da elektriğinizi keseriz’ dediler” diye konuştu.

Kızının cilt hastalığı olduğunu ve kıyafetlerinin sürekli yıkanması gerektiğini belirten Kalevi, cezası olanların elektriği kesilmesi gerekirken 2 bin nüfuslu mahallelinin karanlıkta bırakıldığını söyledi Kalevi, ” DEDAŞ Çınar şefi de Diyarbakır müdür yardımcısı da ‘Gidip birbirinizi öldürün. Siz halledin’ dedi. 15 gün elektriksiz ve susuz kaldık, bütün erzakımız bozuldu” ifadelerini kullandı.

‘AKP’li olmadığımız için böyle yapıyorlar’

Adını vermeyen ve kameralarımıza konuşan bir yurttaş da annesinin ve kardeşinin diyalize bağlı olduğunu söyleyerek, “Ben 250 dönüm pamuk ektim. Hiç kimse bize yardımcı olmuyor. Kaymakama, emniyet amirine, valiye gittik. Enerji bakanının haberi var. AKP’li olmadığımız için böyle yapıyorlar. Bir haftadır annem diyalizde, ölüyor. Gelin kontrol edin. Hem annem hem kız kardeşim. Köyün nüfusu 2 bin. Hepimiz öleceğiz. Kimse sesini çıkarmıyor. Sahipsiz insanlarız” dedi.

AMED

#Yol #kapama #eyleminden #sonra #mahallelere #elektrik #verildi

Marmaris’teki yangın cenaze yakarken çıkarılmış

Marmaris’te başlayan orman yangınını söndürme çalışmaları sırasında yanmış bir ceset bulundu. Yangının cesetin yakılması ardından çıktığı belirlenirlendi

Muğla Marmaris’te yerleşim yeri yakınında çıkan orman yangını söndürme çalışmaları sırasında yanmış bir ceset bulundu. Yangının cesedin ateşe verilmesi nedeniyle çıktığı belirtilirken, savcılık soruşturma başlattı.

Muğla Valisi Orhan Tavlı, Aksaz Deniz Üssü Komutanı Tuğamiral İbrahim Kurtuluş Sevinç, Muğla Cumhuriyet Başsavcısı Oğuzhan Dönmez de bölgeye gelerek çalışmaları takip etti. Havadan ve karadan müdahale sürürken, yangın bölgesinde ise bir erkek cesedi bulundu. Yangının, öldürülen kişinin ormana atıldıktan sonra şüpheli ya da şüphelilerce cesedinin ateşe verilmesi sonucu çıktığı belirlendi.

Ayrıca Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, yangın bölgesinde bulunan erkek cesediyle ilgili olarak “kasten orman yakma” ve “kasten öldürme” suçlarından başlatılan soruşturmada 2 savcı görevlendirildi.

HABER MERKEZİ

#Marmaristeki #yangın #cenaze #yakarken #çıkarılmış

Eyn Îsa’da saldırı sonrası arazilerde yangın çıktı

Türkiye ve bağlı gruplar Eyn Îsa’ya saldırdı, tarım arazilerinde yangın çıktı

Türkiye ve bağlı gruplar, Kuzey ve Doğu Suriye kenti Eyn Îsa’da bulunan eski kamp ve Nexil restoran civarına saldırdı.

Hawar Haber Ajansı’nın (ANHA) geçtiği bilgilere göre, saldırı sonucu çevrede bulunan tarım arazilerinde yangın çıktı.

HABER MERKEZİ

#Eyn #Îsada #saldırı #sonrası #arazilerde #yangın #çıktı

Kamplarda kalan 108 kişi Şengal’e geri döndü

Duhok kamplarında kalan 108 kişinin Şengal’e döndüğü belirtildi

Şengal’e geri dönüşler gün geçtikçe artıyor. Rojnews’te yer alan habere göre Irak Göç ve Göçmen Bakanlığı yaptığı bir açıklamayla hükümetin mültecilerin dönüşü konusunda oluşturduğu program kapsamında Duhok kamplarında kalan 108 mültecinin Şengal’deki topraklarına geri döndüğünü bildirdi.

Şengal Özerk Yönetimi, mültecilerin Şengal’deki topraklarına geri dönmeleri için tüm hazırlıkları tamamladığını birçok kez açıklamıştı.

HABER MERKEZİ

#Kamplarda #kalan #kişi #Şengale #geri #döndü