Ana Sayfa Blog Sayfa 258

Bismîl katliamı: Kadınlar barış için öncülük etmeli

Bismîl’de arazi kavgasında yaşanan katliamın ardından olayların daha fazla büyümemesi için çağrıda bulunan kadınlar, barışa kadınların öncülük etmesi gerektiğini vurguladı

Amed’in Bismîl ilçesine bağlı Şidada Mahallesi’nde 15 Haziran’da arazi anlaşmazlığı nedeniyle Taş ve Alyamaç aileleri arasında çıkan kavgada 9 kişi yaşamını yitirdi. Yaşanan olay üzerine savcılık tarafından soruşturma başlatılırken 6 kişi de tutuklandı. Kamuoyunun katliam olarak nitelendirdiği olayda iki ailenin kaygıları hala devam ediyor. Aileler bir an önce herkesin bu olayda sorumluluk alarak elini taşın altına koymasını istiyor. Bismîl’de Tevgera Jinên Azad (TJA)  aktivisti Nesibe Uygun İğin ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bismîl İlçe Eşbaşkanı Hamdiye Karakoç da ailelerin kaygılı olduğuna dikkat çekerek herkese çağrıda bulundu.

Özellikle kadınlar barış istiyordu

Bismîl’de bir katliamın yaşandığını ve bundan dolayı büyük üzüntü duyduklarını belirten TJA aktivisti Nesibe Uygun İğin, bu katliamın neredeyse dünya genelinde de yankılandığını kaydetti. Katliamın yaşandığı gün hastane morguna gittiklerini belirten İğin, “Hastane morgundan mezarlığa kadar da istenilen tek şey barış olması talebiydi. Bir an önce barışın olmasını ve artık kimsenin ölmemesini istiyorlardı. Bunu özellikle de kadınlar istiyordu ve herkesin büyük bir kaygısı vardı. Ayrıca aileler herkese tepkiliydi ki bu tepkilerinde çok da haklıydılar. Diyebiliriz ki artık sözün bittiği yerdeyiz” dedi.

Barışa öncülük edenler kadınlardır

İğin, kadınların bu olayda öncü rol oynaması gerektiğini vurgularken, “Özellikle yaşamını yitirenlerin eşleri, kardeşleri, anneleri ve tüm aileler bizlerden barışı sağlamamızı istiyor. Bu barışı sağlayacak ve öncülük edecek tek kişi kadınlardır. Eğer bugün bu olaya sahip çıkmazsak önceki katliamdan daha büyük olaylar yaşanır. Bu sadece ilçe ile çözülecek bir şey değil; Barış Anneleri, vekillerimiz, eşbaşkanlar, kadınlar herkes elini taşın altına koymalıdır. Gerekirse barış için çadır bile kurulmalıdır. Her iki aile için canlı kalkan olmalıyız” sözlerine yer verdi.

Kadınlar öncülüğünde bu kavgalara son vereceğiz

Ardından konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bismîl İlçe Eşbaşkanı Hamdiye Karakoç ise, kadınların, “Keşke daha önce gelseydiniz” diyerek kendilerine eleştirdiklerini söyledi. Sadece bu olay için değil Kurdistan’da yaşanacak tüm arazi kavgalarını durdurmaları gerektiğinin altını çizen Karakoç, bunu da kadınlar öncülüğünde yapacaklarını söyledi.

Haber: Şehriban Aslan/JINNEWS

 

 

 

 

 

 

#Bismîl #katliamı #Kadınlar #barış #için #öncülük #etmeli

Cuzdan: SİHA saldırıları ABD ve Rusya’nın oluru olmadan mümkün değil

Gazeteci Vecih Cuzdan, SİHA saldırıları ABD ve Rusya’nın oluru olmadan mümkün olmadığını , saha gerçekliğinin Astana görüşmelerini çıkmaza soktuğunu belirtti

Türkiye, Rusya, Suriye ve İran dışişleri bakan yardımcılarının Kazakistan’ın başkenti Astana’da yaptığı Suriye konulu 20’nci Astana görüşmelerinin sonuçlarıyla ilgili tartışmalar sürüyor. Gazeteci Vecih Cuzdan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin hedef alındığı toplantıyı ve Özerk Yönetime dönük devam eden saldırıları, Mezopotamya Ajansı’ndan Esra Solin Dal’a değerlendirdi. Cuzdan, Astana görüşmeleri ve Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) ile saldırılarının eş zamanlı yapılmasının tesadüf olmadığını belirtti. Cuzdan, Kürtlerin statüsü ve kazanımlarının hedef alındığını söyledi.

‘Astana çıkmazda’

Astana toplantısının bir çıkmazla sonuçlandığını dile getiren Cuzdan, “Suriye’de çözüm bulma amaçlı gerçekleştirilen toplantı öncesinde, Ankara-Şam ilişkilerinin normalleştirmeye dönük bir yol haritası çıkarılacağı belirtiliyordu. Ancak yol haritasına dair bir şey çıkmadı. Ayrıca Suriye ve Türkiye ilişkilerinin normalleşmesi, taraflar arasında belli şartlara dayandırıldığı için bir çıkmazda” diye belirtti.

 ‘Belirleyici olan Moskova’dır’

Cuzdan, toplantının çıkmaza girmesinin nedenlerinden birinin Şam yönetiminin Türkiye’den kayıtsız, şartsız Suriye’nin kuzeyinde bulunan toprakları terk etmesi olduğunun altını çizerek, “Türkiye için ‘terörle mücadele’den kasıt, Rojava yönetimi ve Demokratik Suriye Güçleri’nin (SDG) bulunduğu tüm alanlardan çıkarılması demektir. Ama Şam yönetimi için İdlib ve çevresini kontrol eden El-Kaide, Tahrir El-Şam ve müttefiklerinin bulunduğu alanların boşaltılması öncelik arz ediyor. Bu konuda öncelikleri farklılık arz ediyor. Ama asıl belirleyici olan Moskova yönetimidir. Bu görüşmelerde sadece Türkiye ve Suriye’nin normalleşmesi değil. Suriye savaşının üzerinden 12 yıl geçti. Hala birçok sorun devam ediyor. Mülteciler konusu, Suriye’nin yeniden inşası, Suriye’ye yönelik yaptırımlar ve Suriye’deki Kürtlerin statüsünün ne olacağı, Suriye’deki yabancı cihatçıların yargılanması gibi pek çok sorun var” diye konuştu.

Cuzdan,  Astana görüşmelerinin Rusya öncülüğünde Türkiye ve Şam’ın normalleşmesine dönük bir takvim ve yol haritasını öncelediğini, ancak saha gerçekliğinin bunu mümkün kılmadığını söyledi.

‘Kürtler hedef haline getirildi’

Görüşmenin Suriye’nin Arap Birliği’ne geri alınmasına dönük gündeminin olduğu bir süreçte yapıldığına dikkat çeken Cuzdan, bunun da tesadüf olmadığını kaydetti. Cuzdan, Astana merkezli yapılan son toplantıda da Suriye’nin asıl özneleri olan Kürtlere yer verilmediğini, aksine hedef haline getirildiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, İran, Rusya ve Suriye muhalefetinin yönetiminden temsilcilerinin olduğu görüşmelerde, Suriye’nin asıl öznesi olan Kürtlerin, özerk yönetimin temsilcileri bulunmuyor. Bu da Kürtlere söz hakkı verilmediğini, tam tersine onların varlığının hedef haline getirildiği bir düzlem şeklinde ilerlediğini gösteriyor. İki günlük Astana toplantısının sonuç bildirgesine baktığımız zaman, bir kez daha toplantının garantör ülkeleri olan Türkiye, Rusya ve İran’ın Suriye’de kendilerinin öncelikleri olan maddeleri sıraladıklarını görüyoruz. Tüm taraflar kendi ‘terörle mücadele’ önceliklerini bu bildiriye geçirmiş durumda.”

‘Mekanizmayı ihlal eden tek ülke Türkiye’

Yapılan her toplantıda Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygı duyulması gerektiği vurgusu yapıldığına değinen Cuzdan, “Çünkü İran, Rusya ve Türkiye arasında kurulan bu mekanizma içerisinde bunu ihlal eden tek ülke var, o da Türkiye’dir. Suriye’nin kuzeyinde İdlib’ten Afrin’e, Fırat Kalkanı dediğimiz Azez, Cerablus, Bab hattında, Barış Harekatı kapsamında alınan Resulayn ve Tel Abyad hattına kadar bulunan cephede, Suriye yönetiminin izni olmadan bulunuyor. Şam yönetimi tüm bu yeni ilişki sürecine rağmen Türkiye’yi Suriye topraklarında işgalci güç olarak tanımlıyor” dedi.

‘ABD bölgede hegemonyasını kaybetti’

Suriye’nin Arap Birliği’ne dönmesiyle Arap dünyasındaki koltuğunu yeniden kazandığını vurgulayan Cuzdan, Suriye’de Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bölgedeki hegemonyasını kaybetmesi sebebiyle başta Körfez ülkeleri ve diğer Arap ülkeleri de kendi oyununu kurduğunu söyledi. Cuzdan, Suriye’de dengelerin değişmesiyle beraber Katar, Müslüman Kardeşler, Türkiye cephesinin karşısına, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri’nin başını çektiği tarafların Esat yönetimiyle ilişkileri yeniden ilerletmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi. Suriye’yle geliştirilen ilişkilerin aynı zamanda ABD, Rusya’yla ve de Çin’le olan ilişkilerle de bağlantılı olduğunu vurgulayan Cuzdan, “Suriye, Arap ülkelerinin bu hamlelerini görüp, sadece Türkiye’yle, Rusya’yla ve Kürtlerle de olan ilişkilerinde pay kapma ve daha az taviz veren bir noktada görüyor kendini” tespitlerinde bulundu.

‘Saldırlar Rusya ve ABD’nin yeşil ışık yakmasıyla şekillenecektir’

Cuzdan, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik devam eden saldırılarına dair şunları söyledi: “Türkiye 2016 yılından beri Fırat kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı operasyonu adı altında dört defa saldırı gerçekleştirdi. Afrin, Cerablus, Bab, Serêkanî’ye hattını kontrol altına almış durumda. Bu operasyonların hiçbiri, bölgedeki asıl belirleyen olan Rusya ve ABD’nin yeşil ışık yakmadan yapılması mümkün değil. Dolayısıyla Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde ya da herhangi bir bölgesinde operasyon yapma koşulunun bir kez daha bu ülkelerin oluruna veya yeşil ışık yakmasıyla şekillenecektir.”

 SİHA suikastları

Türkiye’nin son aylarda salt bir kara operasyonuyla sınırlı kalmadığını söyleyen Cüzdan, “Türkiye özellikle son zamanlarda kara harekatı yerine, Kürt siyasetçilere yönelik SİHA’larla suikastlar düzenliyor. Kara operasyonlarıyla sonuç alamayan Türkiye, saldırılarına bu yönlü devam ediyor. İki gün önce hem Tel Rıfat’a hem de Qamışlo’da sivil hedefleri vurduğunu özellikle vurgulamak gerekiyor. Saldırılarda Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Leyman Şiwêş ve Süryani Fırat Tuma öldü. Burada şu hususu kaçırmamak gerekir: Kuzey ve Doğu Suriye’deki hava sahası açık olduğu için Türkiye bu saldırıları yapabiliyor. Kuzey ve Doğu Suriye’nin belli bir hattında ABD, diğer hattında Rusya var. Ve onların oluru olmadan bu saldırıların gerçekleşmesi mümkün değil. Onların oluru olmadan kuş uçamayacağını hepimiz biliyoruz. Herhangi bir ülkenin hava aracı operasyon yapıyorsa, bu iki ülkenin doğrudan izni olmasa da bir görmezden gelme durumu var” şeklinde konuştu.

‘Son SİHA saldırısı, Barzani’nin Ankara ziyareti sırasında gerçekleşti’

Özellikle siyasi temsilcileri hedef alan saldırıların AKP iktidarının Rojava’nın statüsünü kabul etmeyeceği yönünde mesaj olduğu yorumunda bulunan Cuzdan, “Son SİHA saldırısı, Barzani’nin Ankara ziyareti sırasında gerçekleşti. Saldırıda Qamişlo Kantonu Eşbaşkanın tamda böyle bir zamanda suikastla öldürülmesinin tesadüfi olmadığını düşünüyorum. ABD ve Rusya’nın bu duruma sessiz kalarak Türkiye’ye örtülü onay verdiğini ve her fırsatta bu saldırıların devam edeceğini gösteriyor. Türkiye bu saldırılarla sadece Kuzey ve Doğu Suriyelilerle sınırlı tutmuyor, bütün aktörlere mesaj veriyor. Tüm bu çelişkiler yumağı içinde Suriye’nin yerel öznelerin atacağı cesur adımlar, her şeyi belirleyecek diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

 ‘Kürtlerin önünde en büyük engel Türkiye’

Kürtlerin içinde bulunmadığı hiçbir siyasi mekanizmanın sonuca ulaşamayacağını vurgulayan Cuzdan, Kürtlerin önündeki en büyük engelin Türkiye olduğunun altını çizdi. Her ne kadar Rusya ve Suriye yönetimi Kürtleri ABD yörüngesinde olmakla suçlasa da, Şam’ın da Türkiye karşısındaki ilişkisinde Moskova’nın dışında hareket etmediğini belirten Cuzdan, şöyle devam etti: “Konu Kürtlerin statüsünün kabul edilip edilmeyeceği konusuna gelince, tarafların aslında bu konuda uzlaştığını görüyoruz. Türkiye, İran, Rusya, Şam yönetimi kısa vadede ilk elden özerk yönetimin dağıtılmasını, buradaki halkların çok nispeten ve çok sınırlı bir duruma terk edilmesini ve aslında Kürtlerin siyasi teşekküllerinden tutunda askeri teşekküllerine kadar hepsinin dağıtılmasını öncelemiş durumdalar. Ama bunun gerçekliğinin olmadığı aşikar. Önümüzdeki günlerde yeni bir saha gerçekliği söz konusu olduğunda, Şam-Rojava ilişikleri başlayacaktır. Çünkü bu unsurlar Suriye’nin asıl unsurlarıdır. Çözümü ABD’nin yada Rusya’nın varlığı değil,  Şam ve Kürtler arasındaki müzakereler belirleyecek.”

Vecih Cuzdan Kimdir?

Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi’nde Tarih bölümünde tamamlayan Vecih Cuzdan, lisansüstü eğitimini ise Kocaeli Üniversitesi’nde “1957 Türkiye-Suriye krizi ve Türk basınında şarkiyatçı söylem” başlıklı tez ile tamamladı. 2013’ten beri gazetecilik faaliyetlerini sürdürüyor. Sendika.org ve T24’te tam zamanlı, ayrıca taz.gazete, Stern ve Inside Turkey için serbest zamanlı çalıştı. Nisan 2023’ten bu yana bianet Yazı İşleri Müdürü olarak çalışmalarını sürdürüyor.

İSTANBUL

#Cuzdan #SİHA #saldırıları #ABD #Rusyanın #oluru #olmadan #mümkün #değil

Rusya’da Wagner isyanı: Putin, bu bir darbedir

Rusya Lideri Vladimir Putin, Wagner’in kurucusu Prigojin’in isyanını değerlendirerek ‘Tüm güçlerin birliğine ihtiyacımız var’ dedi

Rus güvenlik şirketi Wagner’in kurucusu Prigojin, kendi ordusu tarafından kamplarının vurulduğu iddia ederek isyan başlattı. Savaş bölgesi Ukrayna’dan Rusya’ya geçtiğini söyleyen Prigojin, “Savunma Bakanlığının bizi önlemek için gönderdiği askerler yolumuzdan çekilin. Yolumuza çıkan herkesi yok edeceğiz. Sonuna kadar gideceğiz.” dedi. Öte yandan Rusya’da darbe ihtimaline karşı tanklar sokağa indi.

Dün akşamdan bu yan  sessizliğini koruyan Putin ise bir açıklama yaptı.  Kameralar karşısına geçen Putin, “Askerlerimiz halkımızın güvenliği için mücadele edecek, tüm güçlerin birliğine ihtiyacımız var. Talimatı verdim, isyana kalkışanlar hesap verecek” dedi.

‘Bu bir darbedir’

“Hainler ile karşı karşıyayız” diyen Putin, “Yanıtımız sert olacak. Hainler cezalandırılacak. Birliğimizi bozan eylemlerden vazgeçin. Bu bir darbedir” dedi.

Ayrıntılar geliyor…

#Rusyada #Wagner #isyanı #Putin #bir #darbedir

Wan’da toplu ulaşıma yüzde 25 zam yapıldı

Wan merkez ve ilçe sınırları içerisindeki toplu taşımaya yüzde 25 zam yapıldı

Halk iradesi gasp edilek kayyum atanan HDP’li belediyelerden olan ve kayyum atanana Van Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Ulaşım ve Koordinasyon Merkezi (UKOME), toplu ulaşım hizmeti veren H, M, V, T, S plakalı araçlar için zam kararı aldı.

Alınan karara göre, toplu ulaşım ücretlerine yüzde 25’lik zam yapıldı. Zamla birlikte 6 TL olan tam bilet fiyatı 1.5 TL artarak 7.5 TL’ye yükseldi. Öğrenci bileti ise 5 TL’den 6 TL’ye çıktı.

Zamlı tarife bugün itibariyle uygulanmaya başlandı.

WAN

#Wanda #toplu #ulaşıma #yüzde #zam #yapıldı

Diyarbakır 2 Nolu Cezaevi’nde zam güncellemesi: Tutukluların yemeği azaltıldı

Diyarbakır 2 Nolu Cezaevi müdürünün değişmesiyle hak ihlallerinin arttığını aktaran tutuklu gazeteci Mehmet Şahin’in eşi Rojbin Şahin, son zamlarla birlikte tutukluların yemeklerinin azaltıldığını söyledi 

Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde, tutuklulara dönük hak ihlalleri artıyor. Tutuklu yargılanan gazeteci Mehmet Şahin ve diğer tutuklu aileleri, artan hak ihlali ve yaşanan hukuksuzluklara karşı hukuki yardım talebiyle Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’ne (ÖHD) başvuruda bulundu. Gazeteci Mehmet Şahin’in eşi Rojbin Şahin, cezaevinde yaşanan hak ihlallerini Mezopotamya Ajansı’na aktardı.

Hak ihlalleri arttı

Eşinin bir yılı aşkın bir süredir tutuklu olduğunu anımsatan Şahin, bu hukuksuzluğun cezaevinde de kötü muamele ile devam ettiğini kaydetti. Tutuklulara yeterli yemek verilmediğini belirten Şahin, cezaevi müdürünün değişmesiyle birlikte hak ihlallerinin arttığını anlattı. Cezaevinde yaşanan ihlallerin giderilmesi için cezaevi müdürü ile görüşmeye çalıştıklarını dile getiren Şahin, tutuklu yakınlarıyla birlikte yapmak istedikleri görüşmenin önce reddedildiğini, ısrarları neticesinde görüşmenin sağlandığını söyledi.

‘Zam’dan dolayı yemek porsiyonlarını azalttık’ cevabı

Görüşmede yaşanan ihlallerini anlattıklarını ifade eden Şahin, şunları anlattı: “Yemeklerin çok kötü olduğunu, porsiyonlarının neden azaltıldığını sorduğumuzda, bizimle dalga geçer gibi ‘yemeğin tadına mı baktınız’ şeklinde ciddiyetsiz bir cevap verdi. Sonrasında  ‘artan enflasyonla birlikte gelen zamlardan dolayı cezaevindeki yemek porsiyonların azaltıldığını’ söyledi. Keyfi bir şekilde su kesintisi oluyor. Bunun nedenini sorduğumuzda ise tadilatı gerekçe gösterdi.”

 ‘Mektup ve kitaplar ellerine ulaşmıyor’

Tutukluların kişisel ihtiyaçlarını karşılamalarının engellendiğini söyleyen Şahin, “Daha öncesinde de kantinde kendi paralarıyla satın aldıkları şeyleri, arama esnasında yasak olduğu gerekçesiyle tekrar aldıklarını, topladıklarını öğrendik. Madem yasak neden kantinde satılıyor? Arama esnasında toplayıp daha sonrasında aynı ürünü kantinden tekrar tekrar satın aldırıyorlar. Mektup ve kitaplar ellerine ulaşmıyor. Verdiğimiz kitaplar kota bahane edilerek, aylarca depoda bekletilip onlara verilmiyor. Tutuklular yaşananlardan dolayı çok gergin, şartlar aynı şekilde devam ederse, asla bu durumu kabullenmeyeceklerini söylediler” şeklinde konuştu.

‘Çıplak aramaya maruz kalıyorlar’

Cezaevi yönetiminin kendi bünyesinde çalışan gardiyanlara güvenmediğini söyleyen Şahin, “En son yapılan aramada başka cezaevinden gardiyan getirtip, arama yaptırılmış. Cezaevi müdürü koridorlarda gardiyanlara bağırıyor ve tutsaklarla karşı karşıya getiriyormuş. Tutsaklar hastaneye veya başka bir yere gidecekleri zaman çıplak aramaya maruz bırakılıyorlar. Bunu kabul etmeyenler hastaneye götürülmüyorlar. Havalandırmaya çıkarılmıyorlar. Dışardan gelen görüşçülerde aynı şekilde aramaya maruz bırakılıp çeşitli bahanelerle görüş engellenmeye çalışılıyor” dedi.

Görüşe giden ailelere GBT kontrolü

Çeşitli gerekçelerle görüşme süresinin azaltıldığını belirten Şahin, tutuklu yakınlarına dayatılan uygulamaları dair şunları söyledi: “Cezaevine ilk giden biz olmamıza rağmen GBT ve farklı bahanelerle içeri giriş sürecimizi uzatıp, görüş süremizi bu şekilde tüketiyorlar. Görüş saatlerimizi tüketiyor, bir türlü zamanımızı tam kullandırmıyorlar. Bu şikâyetlerimize rağmen ciddiye alınmadık. Cezaevine gittiğimiz de kadın ziyaretçilerin kullandığı tuvaletlerin kapısı kilitleniyor. Bizi erkeklerin de kullandığı tuvaletleri kullanmaya mecbur bırakmaya çalışıyorlar, bunu kabul etmiyoruz. Bu yaşananlara sessiz kalmayacağımızı cezaevi müdürüne ilettik. Bunun üzerine cezaevi müdürü ödenek olmadığını, bozulan tuvaletler için kendi cebinden para verecek halinin olmadığını, bu yüzden bir şey yapamayacağını söyleyerek, bizim sorunlarımızı görmezden geldi.”

 Hak ihlallerine karşı çağrı

Şahin, cezaevi müdürünün değişmesiyle birlikte kötü muamele ve hak ihlallerinin iki katına çıktığını söyledi. Şahin, insan hakları örgütleri ve hukukçulara çağrıda bulunarak, sorunların çözümü için girişimlerde bulunulmasını istedi.

AMED

#Diyarbakır #Nolu #Cezaevinde #zam #güncellemesi #Tutukluların #yemeği #azaltıldı

Yargıtay ‘DTK toplantılarına katılmak örgüt üyesi olarak değerlendiremez’ dedi

Yargıtay, DTK yargılamalarında emsal bir karar vererek DTK’nin toplantılarına katılan veya konuşma yapanların ‘örgüt üyesi’ olarak yargılanamayacağına karar verdi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanlığı, Güneydoğu Sanayici ve İş İnsanları Derneği (GÜNSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu ve eşi eczacı Filiz Bedirhanoğlu’na 2011-2013 yılları arasında Demokratik Toplum Kongresi (DTK) toplantılarına katıldıkları için ‘örgüt üyeliği’nden 6’şar yıl 3 ay hapis cezası verilmesi kararını bozdu. Kararda, çözüm sürecindeki DTK toplantılarına katılması, konuşması yapması örgüt üyesi olduklarını delili olarak gösterilmeyeceği belirtildi.

Verilen cezalar bozuldu

Kısa Dalga’da yer alan Rabia Çetin’in haberine göre 2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi de kararı 22 Eylül 2021’de onayladı. Dosya Bedirhanoğlu’larının avukatları tarafından temyiz edilerek Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanlığı’na gönderildi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanlığı, Şahismail Bedirhanoğlu ve Filiz Bedirhanoğlu’nun ceza aldığı dosyada, DTK’nin düzenlediği toplantılara katılma ve konuşma yapmanın örgüt üyeliği olarak cezalandırılmayacağı yönünde emsal bir karar alarak verilen cezaları bozdu.

HABER MERKEZİ

 

 

#Yargıtay #DTK #toplantılarına #katılmak #örgüt #üyesi #olarak #değerlendiremez #dedi

Tekirdağ’da HDK ve HDP’ye sistematik baskı

HDK ve HDP’lilere dönük operasyonların sistematik hale geldiği Tekirdağ’da en az 100 üye ve yönetici tutuklanırken, durumu değerlendiren HDP Tekirdağ İl Eşbaşkanı Cahit Direk, ’81 ilde oylarını en çok yükselten il Tekirdağ oldu. Bu kadar operasyon olmasının sebebi bu’ dedi 

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 3 Haziran 2022’de HDK ve HDP’li 38 kişi, “örgüt üyeliği” iddiasıyla gözaltına alındı. 8 gün boyunca gözaltında tutulan 38 kişiden 29’u tutuklandı, 9 kişi serbest bırakıldı. Aylık tutukluluk incelemesi yapan Tekirdağ Sulh Ceza Hakimliği, 19 Aralık 2022’de 11, 19 Ocak 2023’te ise 7 kişi hakkında tahliye kararı verdi. 13 Mart’ta 11 kişinin daha serbest bırakılmasıyla, dosyada tutuklu kimse kalmadı. 20 Haziran’da davanın görülen ilk duruşmasında, 38 kişinin adli kontrol şartları kaldırıldı.

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir başka soruşturma kapsamında 23 Mayıs’ta birçok kentte yapılan ev baskınlarında, HDK üyesi 24 kişi gözaltına alındı, 21’i tutuklandı. Son olarak 14 Haziran’da kentte Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) üye ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 5 kişi “örgüt üyeliği” iddiasıyla gözaltına alınarak tutuklandı.

Operasyonlarla HDP zayıflatılmak isteniyor

Tekirdağ’da artan operasyonlarda siyasi faaliyetleri gerekçesiyle son 2 yılda en az 100 kişinin tutuklandığını aktaran HDP Tekirdağ İl Eşbaşkanı Cahit Direk, bu tutuklamaların bir zulme dönüştüğünü ifade ederek, 14 Mayıs seçimlerinde Yeşil Sol Parti Milletvekili adayı olan Seyithan Kırmızı’nın işkenceye uğradığını söyledi. Operasyonların HDP’nin zayıflatılmasına dönük olduğunu dile getiren Direk, “Saldırılar oldukça, arkadaşlarımız tutuklandıkça, HDP o kadar güçleniyor. Halk mücadelesine sahip çıkıyor. Doğru bu seçimde vekil çıkartamadık ama 81 ilde oylarını en çok yükselten il Tekirdağ oldu. Bu kadar operasyon olmasının sebebi bu” diye konuştu.

Halk mücadelesine sahip çıkıyor

Direk, operasyonlarla topluma korku yayılmak istendiğini ifade ederek, “Halkı korkutmaya çalışıyorlar, geri adım attırmak istiyorlar. İnsanların, ‘HDP’ye, mitinglerine gidersek tutuklanırız’ korkusu yaşamasını istiyorlar. ‘Kimse HDP’ye gitmesin, HDP güçlenmesin’ diyorlar. Amaçlarına ulaşmaları mümkün değil. Bu halkın önü kapatılamaz. Halk mücadelesine sahip çıkıyor” diye konuştu.

“Halkımıza söz veriyoruz; onlar ne kadar üzerimize gelirse gelsin, biz o kadar mücadelemizi yükselteceğiz” diyen Direk, baskılara karşı geri adım atmayacaklarını vurguladı.

KAYNAK/MA

 

#Tekirdağda #HDK #HDPye #sistematik #baskı

Depremi fırsata çevirdiler: 2 bin TL olan ev kirası 10 TL’ye çıktı!

Depremlerde binlerce binanın enkaza dönüştüğü Meletî’de, deprem öncesi ortalama 2 bin lira olan ev kiraları, yüzde 25 zam sınırlamasına rağmen 10 bin liraya yükseldi

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde birçok binanın enkaza dönüştüğü Meletî’de (Malatya), ağır hasar alan 31 bin 604 bina yıkılmayı bekliyor. Hasar almayan ev sayısının yüksek olması, hasarsız ev kiralarında artışa neden oldu. Ev kiralamaya ekonomik güçleri yetmeyen yurttaşlar ya çadırlarda yaşıyor ya da şehir dışına taşınmak zorunda kalıyor. Kimi yurttaşlar ise hasarlı olmasına rağmen kendi evlerinde konaklamaya devam ediyor. Kirada yüzde 25 zam sınırlaması düzenlemesi olmasına rağmen bazı evlerde kira yükselişleri 5 katına kadar çıkıyor.

Ev bulamayınca hasarlı evine girdi

Yaşadıkları zorlukları Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Mahmut Altıntaş’a anlatan, 71 yaşındaki depremzede Cuma Akdağ , yükselen kira fiyatları nedeniyle hasarlı evde yaşamak zorunda kaldıklarını, yaşanan tablodan devlet yöneticilerinin sorumlu olduğunu söyledi.

2 bin lira olan kira 10 bine çıktı

Hasarlı evde kaldığı için tedirgin olduğunu dile getiren Akdağ, “Malatya’da sağlam bina neredeyse kalmamış durumda. Herkes kiralık ev arıyor ancak kiralık ev yok. Az hasarlı olan evler ise çok pahalı. Deprem mağduru insanlar 10 bin lira kira nasıl versin? Bunun yanında elektrik, doğalgaz, su faturaları var, kimse bunun üstesinden gelemez. Depremden bir gün önce 2 bin TL kira istenilen daireye, şuan 10 bin TL isteniyor” diye aktardı.

Depremi fırsata çevirdiler

Kiraları denetleyecek bir mekanizmanın olmamasına tepki gösteren Akdağ, “Yaklaşık iki aydır ben kiralık bir ev arıyorum ama yok. Bu şartlarda bir ev kiralasam, bütün birikimim kiraya gider. Sistem toplumun ahlakını bozmuş durumda. Toplum ahlaksal olarak o kadar kötü bir yere çekilmiş ki depremi dahi fırsata çevirmek isteyenler var. Halk yaz sıcaklarına rağmen çadırlarda kalmak zorunda bırakılmış” diye konuştu.

MELETÎ

#Depremi #fırsata #çevirdiler #bin #olan #kirası #TLye #çıktı

Dîlok’ta kaza: 6 ölü, 1 ağır yaralı

Dîlok’ta otomobil ile hafif ticari aracın kafa kafaya çarpıştığı kazada 6 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi de ağır yaralandı

Dîlok’ta (Antep) akşam saatlerinde Kuzeyşehir mevkisi, Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı üzerinde bir otomobil ile karşı yönden gelen hafif ticari araç kafa kafaya çarpıştı. Kazada 6 kişi hayatını kaybetti, bir kişi ise ağır yaralandı. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Çarpışmanın şiddetiyle araçlarda sıkışanlar itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla bulundukları yerlerden çıkarılırken, sağlık görevlileri de müdahalede bulundu.

Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Taha Kaçar ve Mesut Taşdemir ile Cahit, Hatice, Kardelen ve Kadir Sat’ın kaza yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kazadan yaralı olarak kurtulan Ebru Sat’ın ise ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Tedaviye alınan Sat’ın durumunun ağır olduğu öğrenilirken, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

DÎLOK

#Dîlokta #kaza #ölü #ağır #yaralı

Açlık grevindeki tutuklulara ‘tünel kazıyorsunuz’ tacizi!

Kırıkkale F tipi cezaevinde yaşanan hak ihlalleri ve psikolojik baskılara karşı başlattıkları açlık grevini 12’nci gününde devam ettiren tutuklulara ‘tünel kazıyorsunuz’ denilerek sözlü taciz ve baskı uygulandı

Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı 6 tutuklunun 12 Haziran’da başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 12’nci gününde devam ediyor. Tutuklular Rıdvan Kaya, Fikret Erden, Serhat Erdemci, İhsan Oral, Baran Gül ve Orhan Doruk, cezaevi idaresi tarafından tutuklulara uygulanan tecrit politikalarına karşı açlık grevinde.

İzole alanlarda tutuluyorlar

Defalarca gerçekleşen baskınlarla odaları değiştirilen tutukluların cezaevinin mevcut tecrit sistemine ek olarak ayrı bloklarda bulunan izole alanlarda tutularak iletişim kurmaları ve haftada bir kez olan spor saatlerine birlikte çıkmaları engelleniyor. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün, Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu, 22 Ocak 2007 tarih ve 45/1 sayılı Genelgesi’nde yer alan tutukluların söz konusu hakları engellenirken, aynı genelgede bulunan sürgün şartları ise eksiksiz uygulanıyor.

‘Tünel kazıyorsunuz’ denildi

Tutuklular, geçtiğimiz yıl Kırıkkale Cezaevi’nde yaşanan “tünel kazma” olayının ardından hiçbir bağlantısı olmamalarına karşın “Siz de tünel kazıyorsunuz” denilerek sözlü tacizlere maruz bırakılıyor. Açlık grevinde olan tutuklular, İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu üyesi avukat Ömer Faruk Yazmacı’nın 19 Haziran’da gerçekleştirdiği ziyarette yaşadıkları hak ihlallerini anlattı.

 Sosyal haklarını kullanamıyorlar

Kendisine ve tüm tutuklulara uygulanan kötü muamelelere dikkat çeken Baran Gül, odasında bulunan Fikret Erden dışında hiç kimse ile iletişiminin olmadığını, sohbet haklarının kullandırılmadığını, kurs, atölye, resim gibi sosyal aktivitelerin olmadığını, idarenin spora sadece kendi odalarında tutulan tutuklular ile birlikte çıkılmasına dönük karar verdiğini aktardı. Tutuklu Murat Karayel’in bu karara karşı önce infaz hakimliğine sonrasında ise Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurduğu bilgisini verdi. Ağır Ceza Mahkemesi kararında 10 kişiye kadar spora çıkarılabileceği şeklinde karar verilmesi üzerine idareye başvuran tutukluların hiçbir cevap alamadığını belirten Gül, müdürle görüştüklerinde, “Burada komünal yaşam yok, yemeğiniz verilmiyor mu? Böyle talepler olmaz” cevabıyla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

‘Su verilmiyor’

Hastane gidiş gelişlerinde ağız içi arama dayatıldığını ve özellikle avukat görüşmelerine gidiş gelişlerde ayakkabı çıkarma dahil detaylı arama yapıldığını aktaran Gül, açlık grevinde oldukları süre boyunca iaşelerin verilmediğini kaydetti. Her odaya sadece 1 tane limon, 2 çay, 1 avuç şeker ve tuz verildiğini dile getiren Gül, su verilmediğini ifade etti.

‘Tartının ayarıyla oynandı’

Açlık grevinde olan bir diğer tutuklu Serhat Erdemci, greve başlanmasından sonra 2 günde bir tartıldıklarını, açlık grevine başladığı gün 81 kilo, ikinci günde 80 kilo, üçüncü gün 84 kilo, dördüncü gün 80 kilo olduğunu ifade ederken, idarenin tartının ayarları ile oynadığını belirtti.

Hasta tutukluya ilaçları verilmiyor

Öte yandan, açlık grevinde olan bir diğer tutuklu Fikret Erden, Nisan ayında olduğu kimi ameliyatların ardından doktorları tarafından yazılan kemik güçlendirici ilaçlara ulaşamıyor. Ameliyatın üzerinden geçen 2 aylık sürede ilaçları verilmeyen Erden, idareye 6 kez dilekçe ile başvururken, sonuç alamadı.

Tutuklular, yaşadıkları ihlallere karşın sonuç alıncaya kadar açlık grevini sürdüreceklerini beyan ediyor.

Kaynak: MA

 

#Açlık #grevindeki #tutuklulara #tünel #kazıyorsunuz #tacizi