Ana Sayfa Blog Sayfa 266

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri Meclis gündeminde

Cezaevlerinde yaşanan ihlalleri Meclis gündemine taşıyan Yeşil Sol Parti Rîha Vekili Dilan Kunt Ayan, İdare ve Gözlem Kurulları’nın mahkeme yerine kararlar verdiğini vurgulayarak, kararların siyasi saiklerle alındığını belirtti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Rîha Milletvekili Dilan Kunt Ayan, cezaevlerinde yaşanan ihlallere ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

AKP’nin hukuku araçsallaştırdığını , haksız gözaltı ve tutuklamalar yaptığını belirten Ayan, “Bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı gücünü bir siyasi zor gücü olarak kullanarak devam ediyor. Her gün onlarca insan bir yargı tacizi ile karşı karşıya kalıyor ve siyasi saiklerle verilen mahkumiyet kararlarıyla muhalefet susturulmaya çalışılıyor” dedi.

Hak ihlalleri sürüyor

Adalet Bakanlığı’nın değiştiğini ancak adaletsizliğin sürdüğünü ifade eden Ayan, “Cezaevlerinde sistematik hale gelen keyfi infaz yakmalar, işkence ve kötü muameleler, insanlık onuruyla bağdaşmayan davranış ve tutumlar, hasta mahpusların tahliye ve tedavi haklarına erişimlerinin engellenmesi, en temel insan haklarını yok sayan cezaevi uygulamaları ve tüm bunların fail ve sorumlularının bir cezasızlık zırhıyla donatılmasına yönelik politikalar değişmeden devam ediyor” diye konuştu.

Hakimsiz mahkemeler

Tutukluların tahliye günlerine gelmesine rağmen keyfi bir şekilde tahliye edilmediğini belirten Ayan, İdari Gözlem Kurulu’na dikkat çekti. Ayan bu kurulların “cezalandırma” merciine dönüştüğüne işaret etti. Ayan devamla, “Yeni Ceza İnfaz Kanunu’na göre oluşan bu İdare ve Gözlem Kurulları; cezaevi müdürleri, kurum psikoloğu, sosyal çalışmacı, öğretmen, din görevlisi ve gardiyanlardan oluşmakta; aralarında hakim hatta hukukçuların dahi bulunmadığı bir kurul adeta mahkemelerin yerine geçerek, mahkumiyet süresi dolmuş mahpusların özgürlüklerine dair karar veriyor. Siyasi mahpuslar açısından ise durum adeta bir Kafka romanından çıkmış gibi absürt ve akıl almazdır. Bu kurullar tarafından verilen red kararları tamamen siyasi saiklerle verilmekte, red gerekçeleri hukukla veya başkaca hiçbir mantıkla açıklanamaz niteliktedir” sözleriyle tepki gösterdi.

İnfaz yakma en çok Sincan’da

Kurul’un kuruluşu ile birlikte tutukluların tahliyelerinin sistematik bir şekilde ertelendiğini ve yakıldığını dile getiren Ayan, bu durumun en çok yaşandığı cezaevlerinin başında Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nin geldiğine dikkat çekti. Kurulun varlığı ile birlikte şu ana kadar tahliye edilmesi gereken 14 kadın tutuklunun serbest bırakılmadığı bilgisini paylaşan Ayan, “14 kadın şu anda hukuk dışı şekilde esir tutulmaktadır. Hukuk, Sincan Cezaevinde adeta askıya alınmış durumda. Bir ‘pilot uygulama alanı’ olarak seçilmiş gibi duran, hukuk dışı bir mekanizma oluşturulan Sincan’daki uygulama şu anda ve giderek Türkiye’nin tamamındaki cezaevlerine yayılmakta” diye belirtti.

Bolu Cezaevi

Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nin de pilot bölge olarak seçildiğini ve orada tutulan tutukluların da büyük oranda tahliye edilmediğini dile getiren Ayan, 31 yıl 3 aydır tutuklu bulunan kalp hastası Nevzat Öztürk’e dikkat çekti. Ayan, Öztürk’ün infazının iki mahkeme kararına rağmen engellediğini anımsattı ve Öztürk’ün 23 Haziran’da tahliye olması gerekirken, 15 Haziran’da alınan yeniden erteleme kararı nedeniyle tahliyesinin bir kez daha engellendiğini dile getirdi.

Absürd gerekçler

Tahliye edilmemeye dair gerekçelere de işaret eden Ayan, “ ‘Fazla kitap okuma, cezaevi imamıyla görüşmeme, pişman olduğunu beyan etmeme, pişman olmadığı için toplumsal yaşama katılımının zararlı görülmesi, halay çekme, fazla su tüketme, elektrik faturasının yüksek olması, içeride iken üniversite bitirmeme, görüşçülerle selamlaşma, kurum personeline kayıtsız kalma’ gibi ne hukuken ne vicdanen hiçbir dayanağı olmayan tamamıyla sübjektif ve birbirinden absürt, keyfi gerekçelerle ‘iyi halli olmadıkları’ değerlendirilen mahpuslar özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor” ifadelerini kullandı.

Son verin!

Durumu, “Adalet krizi” olarak değerlendiren Ayan, “Bir kişinin tek bir gün haksız şekilde esir tutulmasının bir hukuk devletinde kabul edilemez olduğu unutulmamalıdır. Bir an önce bu hukuk ve insanlık dışı uygulamalara son verilmeli, mesnetsiz gerekçelerle tahliyesi ertelenen ve engellenen tüm mahpuslar özgür bırakılmalı, cezaevlerindeki keyfi ve siyasi uygulamalara son verilmelidir” diye kaydetti.

Riha’da neler oluyor?

Ayan, Rîha’da bulunan cezaevlerinde yaşanan ihlallere de dikkat çekti. Hastane sevkleri esnasında keyfi uygulamaların dayatıldığını buna karşı çıkıldığında ise hastane sevklerinin engellendiğini ve tutuklular hakkında soruşturmalar açıldığını paylaştı. Ayan, “Kantinde satılan malzemelere ‘bunlar yasak’ denilerek el konulmakta, cezası biten mahpusların keyfi olarak infazları yakılmakta, mahpuslar cezaevi idaresiyle yaptıkları görüşmelerde bugüne kadar böyle bir uygulama yokken ayakta durmaya zorlanmakta, ailelerinin görüşlerde getirdiği kıyafetler mahpuslara teslim edilmemekte, adli mahpuslara görüntülü konuşma hakkı ve daha uzun süreli telefon görüş hakkı tanınırken siyasi mahpuslara ayrımcı uygulamalarla bu hakların kullandırılmamakta ve işkence ve kötü muamele yasağı ihlal edilmektedir” ifadelerine yer verdi.

Adalet Bakanlığı’na çağrı

Rîha 1 No T Tipi Cezaevi’nde bulunan ve bağırsak kanseri olan hasta tutuklu Hüseyin Aslan’ın durumun geçtikçe ağırlaştığını da aktaran Ayan, diğer ağır hasta tutuklu olan Mehmet Durak Kara, Cafer Cengiz, Ayhan Bayar, Fevzi Aslan ve Abdullah Başyan isimli hayati risklerinin bulunmasına rağmen tahliye edilmediğini söyledi. Pek çok ihlale de değinen Ayan, Adalet Bakanlığı’ndan bu ihlallerin son bulması için harekete geçme çağrısında bulundu.

HABER MERKEZİ

#Cezaevlerinde #yaşanan #hak #ihlalleri #Meclis #gündeminde

Meke Gölü’nü kurtarma projesi mi?

Zihni sinir projelerine taş çıkartacak bir proje ile Karapınar’ın arıtma tesisinden çıkan su 8,5 km mesafeden Meke Gölü’ne taşınıyor. Bu projenin gölü kurtarma projesi olamayacağı ise bazı gerçeklere
bakınca anlaşılabiliyor

Yusuf Gürsucu / İstanbul

Görünümü nedeniyle ‘Dünyanın nazar boncuğu’ olarak nitelenen Konya’nın Karapınar ilçesindeki Meke Gölü Ramsar koruması altında olmasına karşın kurudu. Göl yok oluşa sürüklenirken, kılını kıpırdatmayanlar, gölü kurtarma iddiasıyla Karapınar İlçesi’nde yapılan arıtma tesisinden çıkan atık sularını göl yatağına taşıyarak gölü kurtarma iddiasıyla kanal açmaya başladılar. Buradaki amacın gölü kurtarmak olup olmadığı sorusu ise cevap bekliyor. Biyolojik arıtma tesislerinden çıkan suların tarım arazilerinde kullanılması önerilirken, susuzlukla boğuşan bölgenin enerji şirketlerine tahsis edilmesi ortaya konan projenin farklı amaçlar taşıdığına işaret ediyor.

AB’ye destek başvurusu

Konya Teknik Üniversitesi (KTÜN) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan Nas, Meke Gölü Ekolojik Restorasyon Projesi’nin uygulama işi ihalesine Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü tarafından çıkarıldığını ve fizibilitesini yürüttüğü projenin KOSKİ tarafından hayata geçirileceğini belirterek, “Meke Gölü’yle ilgili Avrupa Birliği’ne proje desteğine müracaat ettik. 11 ülkeden 17 partnerle Akdeniz Havzası’ndaki 8 farklı ülkede saha denemeleri planlıyoruz. Bir tanesini de Meke Gölü. Projemiz Avrupa Birliği’nin birinci aşamasından geçti. 4.1 milyon Euro’luk 11 ülkenin katılım sağladığı Türkiye’den de benim yürütücü olarak içinde bulunduğum bir proje önerisidir. Gerçekleşmesi halinde Meke Gölü’yle ilgili daha derinlemesine çalışmaları yürüteceğiz” dedi. Konya Belediyesi ise yaptığı açıklamada sürecin başlatıldığını duyurdu.

Yılda 2,5 milyon m3 su!

Konya Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamada, belediyenin Karapınar ilçesine 2021 yılında yaptığı ileri derece biyolojik atık su arıtma tesisine entegre olarak yapılacak su taşıma geri kazanım tesisinin, Meke Krater Gölü’nü kurtaracağı iddia edildi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’mızın destekleriyle Meke Gölü’ne su taşıyacak geri kazanım tesisimiz, Karapınar Atık Su Arıtma Tesisi’ne entegre biçimde yapılıyor. Atık su arıtma tesisinden yaklaşık 8,5 kilometre mesafede yer alan Meke Gölü’nü beslemek üzere gerekli iletim hattını çekerek günde yaklaşık 7 bin metreküp su desteği verebileceğiz. Maksimum kapasitede bir yılda 2 milyon 532 bin metreküp suyu Meke Gölü’ne taşımamız sonucu, inşallah Meke Gölü, en kısa zamanda yeniden o eski ihtişamlı görüntüsüne kavuşacak” dedi.

AKP’li başkanın sihirli sözü!

AKP’li Belediye Başkanı Altay’ın açıklamadaki sihirli sözü ‘eski ihtişamlı görüntü’ sözüdür. Gölün 2005 yılından bu yana ‘Ramsar Sözleşmesi’ kapsamında korunmasına neden olan şey görüntü olmadığı, bölgenin bir sulak alan olduğu gerçeğini Başkan Altay bilmiyor olamaz. Meke Gölü’nün kurumasının tek nedeni, bölgedeki yeraltı sularının aşırı kullanımıdır. Bölgede bulunan bütün kuyular bölgenin coğrafi yapısı gereği güneyden beslenirken bu kuyuların güneyi ise Meke Gölü’ne denk düşmektedir. Göz göre göre ve tahammüden işlenen bir suçla gölün yok olduğu ve buna Ramsar’ında ortak olduğunu belirtmek gerekir. WWF’in Ramsar için hazırladığı raporda bu su kuyularının Meke Gölü yönünden beslendiği satır arasında geçirilirken, sayıları 10’u geçmeyen kuyulardan söz edilmektedir. Oysa bu kuyuların sayısını DSİ’nin bildiği bile meçhuldur, çünkü iktidar politikalarında kuyulara göz yumulmasını gerektirmektedir.

Amaç rant mı?

2000’li yıllarına başına kadar bir çok kuş türüne ev sahipliği yapan Meke Gölü, bölgenin kuş cennetiydi. Flamingolar ve göle adını veren, sadece Meke Gölü civarında yaşayan Sakarmeke kuşunun bir türü olan Meke kuşları ve diğer birçok kuş türleri gölde yaşayan artemia salina adlı canlıdan beslenmek için göle gelirlerdi. Artemia Salina’nın tuzlu su da yaşayan bir tür karides olduğu belirtilmektedir. Karapınar Atık Tesisi’nden çıkan 2,5 milyon metreküp su göle aktarılarak göl yeniden kuşlara ev sahipliği yapabilir mi bilemiyoruz ancak asıl olanın, AB fonlarından destek alınma amacıyla projenin gündeme getirildiği ve bu işten rant hedeflendiği gibi sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

İhtişam peşinde

Uzun yıllardır bölgede sulu tarım desteklenip, çiftçi ve köylü için bir kalkınma aracı olarak gösterilmesi ve dolayısıyla pancar gibi çok su ihtiyacı olan bitkilerin ekiminin desteklenmesi sonucu bölgede yeraltı suları 500 metreleri aşan derinliğe çekilmiştir. Bölgenin her yerinde kocaman obruklar ortaya çıkmış ve kilometrelerce uzunlukta yarıklar oluşmuştur. Kentsel ileri biyolojik arıtma tesislerinden çıkan suların tarım üretimlerinde kullanılması önerilirken, Belediye Başkanı Altay’ın bunu bir kenarı bırakıp Meke Gölü’nün eski ihtişamını yani görsel olarak geri kazanılacağını iddia edebilmektedir. Ancak burada ihtiyaç duyulan şey görsellik değil yaşamsal olanı savunmak ve ileriye taşıma gerekliliğidir.

Tarım mı enerji mi?

Karapınar’da çölleşme başladığı söyleminin ardına saklananlar, Karapınar’ı tarım topraklarıyla anılma özelliğini yok edip bu alanları Güneş Tarlaları’na tercih edenlerdir. Meke Gölü’ne arıtma suyunu taşımakla Meke’nin ekolojik döngüsü geri kazanılamayacağı gibi, belediyeyi ilgilendiren şey güzel görünsün anlayışından öte ortaya çıkan rantsal olanaklar olduğu anlaşılabilmektedir. Arıtma tesisinden çıkan suyu 8,5 km öteye taşıyacak olan kanal ve borulama işinden elde edilecek rant Meke Gölü’nden daha önemli olduğu proje içeriğinden anlaşılabilmektedir. Oysa, Meke Gölü kurtarılmak isteniyorsa kuyuların kapatılmasından başlanması gerekir. Meke Gölü sularının, yeraltına kaçması kuyular kapatılarak önlenebilir ve bu yapılırsa Meke Gölü geri dönecektir. Eğer arıtmadan çıkan suyun değerlendirilmesi asıl amaç ise, arıtma suyuna tarım da kullanılabilir nitelik kazandırılması ve bu suyun çiftçilerin arazilerine yönlendirme yapılması gereken tek doğru proje olacaktır.

#Meke #Gölünü #kurtarma #projesi

Segedik Köyü’ndeki gölet projesine tepki: Doğal dengeler bozulacak

Dersim Hay Platformu, Segedik Köyü’nde yapılması planlanan gölet projesinin köyün doğal ve kültürel varlıkları için tehdit oluşturduğunu bgelirterek yetkililere ‘Çevre dostu alternatiflere odaklanın’ çağrısı yaptı

Dersim Hay Platformu, Dersim’in Xozat ilçesine bağlı Segedik köyünde yapılması planlanan gölet projesine karşı açıklama yaptı. Platform Sözcüsü Ahmet Balkıs tarafından yapılan açıklamada, gölet projesinin uygulanmasıyla birlikte tarihi yapıların zarar göreceği, köyün doğal yaşam alanlarının tahrip olacağı belirtilerek gölet projesine karşı sesin yükseltilmesi gerektiği belirtildi.

Doğal dengeler bozulacak

Doğa ve yaşamın önemine değinen Balkıs, gölet projesinin hayata geçirilmesi durumunda köydeki su kaynakları ve bitki örtüsünün büyük ölçüde etkileneceğini belirtti. Balkıs devamla, “Proje ile doğal dengeler bozulacak ve ekosistem tahrip olacaktır. Ayrıca, tarım faaliyetlerine dayalı geçim kaynaklarımız da tehlikeye girecek ve köy halkının yaşam standartları olumsuz etkilenecektir” ifadelerini kullandı.

Proje doğal ve kültürel varlıklar için tehdit

Proje ile köyün doğal ve kültürel varlıklarını ortadan kaldırılmasına karşı çıktıklarını belirten Balkıs, “Öncelikli olarak köyde yaşayan halkın ve Dersimlilerin görüşlerini dikkate alınarak doğayla uyumlu, sürdürülebilir ve çevreye duyarlı alternatiflerin değerlendirilmesini talep ediyoruz. Kültürel mirasımızı ve doğamızı korumak, geleceğe taşımak ve ekosistemi dengede tutmak adına sorumlu bir yaklaşım sergilenmesini bekliyoruz” dedi.

Yetkililere çağrı

Yetkililere çağrıda bulunan Balkıs son olarak şöyle konuştu: “Segedik köyünde yapılması planlanan gölet projesinin doğa ve yaşam üzerindeki olumsuz etkilerini göz önünde bulundurun. Tarihi yapılara saygı gösterin ve köy halkının yaşam alanlarına zarar vermeyecek, çevre dostu alternatiflere odaklanın. Sizlere, gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakma sorumluluğunu hatırlatıyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Segedik #Köyündeki #gölet #projesine #tepki #Doğal #dengeler #bozulacak

Okullarda din görevlisi uygulamasına karşı imza kampanyası

Okullara ‘manevi danışman’ adı altında din görevlilerinin atanması uygulamasının iptal edilmesi için imza toplayan Gençlik Devirecek Platformu, topladığı imzaları İzmir Valiliği’ne teslim edecek

Gençlik Devirecek Platformu, İzmir ve Eskişehir’de okullara ‘manevi danışman’ adı altında imam, vaiz gibi din görevlilerinin atanmasına karşı başlattıkları imza kampanyasına ilişkin Karşıyaka Çarşı girişinde basın açıklaması düzenledi. İki hafta boyunca süren kampanyada bin imza toplandı.

Platform adına konuşan Deniz Anur, AKP ve tek adam rejiminin, 20 yılı aşan iktidarı süresince eğitim sistemini de siyasal ideolojisi doğrultusunda biçimlendirdiğini söyledi. İlk olarak belediye ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın protokolleri ile çocukların tarikatlara emanet edildiğini vurgulayan Anur, “Okullarda ‘manevi danışmanlık’ görevine atanacağı açıklanan imam ve dini görevliler, Eğitim Sen’in uygulamayı yürürlüğe koyan valiliğe ısrarlı sorularına rağmen ne kapsamda görev yapacaklarına dair kamuoyuna bir bilgilendirme yapılmamıştır.
Eğitim müfredatının niteliksizleştirildiği, parası olmayanın okumasının hayal olduğu, evrensel insan hakkı olan anadilde eğitimin hiç bir kademede hayata geçirilmediği bir eğitim sistemi inşa eden AKP iktidarı, bu tabloyla birlikte durumu oldu-bittiye getirmek istiyor” dedi.

ÇEDES projesinin ısrarla yürürlüğe konmasının AKP iktidarının toplumda yarattığı, tahribatın göstergesi olduğuna dikkati çeken Anur, “Cemaat ve tarikatların referansları ile eğitimin devlet eliyle dinselleştirilmesini, bilimsel-laik eğitimin müfredattaki tasviyesini kabul etmiyoruz” diye belirtti.

İmzalar valiliğe verilecek

Okullara imam görevlendirilmesi uygulamasına karşı başlattıkları imza kampanyasını sonlandırdıklarını açıklayan Anur, imzaları İzmir Valiliğine teslim edeceklerini, ardından da mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

HABER MERKEZİ

#Okullarda #din #görevlisi #uygulamasına #karşı #imza #kampanyası

Kaybolan denizaltı: Titanik yakınlarında bir enkaz bulundu

Titanik’in Atlas Okyanusu’ndaki enkazına turistik amaçla sefer yaparken kaybolan denizaltıyı arama alanında bir ‘enkaz’ bulundu

ABD Sahil Güvenliği, Titanik’in enkazına turistik amaçla sefer yaparken kaybolan denizaltıyı arama alanında bir “enkaz” bulunduğunu bildirdi. Enkazın Titanik yakınlarında olduğu belirtildi.

1912’de buz dağına çarparak batan Titanik’in Atlas Okyanusu’ndaki enkazına turistik amaçla sefer yaparken kaybolan denizaltını arama çalışmaları sürüyor.

Denizaltıdakilerin havacılık sektöründe hizmet veren Action Aviation’ın sahibi İngiliz milyarder Hamish Harding, Pakistanlı iş insanı Şahzada Davud ve oğlu Süleyman Davud, denizaltının sahibi OceanGate şirketinin kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Stockton Rush ve Fransız denizaltı pilotu Paul Henry Nargeolet olduğu biliniyor.

NTV’nin haberine göre ise denizaltıyı tasarlayan mühendis Ron Allum The Guardian’a yaptığı açıklamada, kayıp Titan’ın büyük olasılıkla sağlam ancak gücü tükenmiş bir durumda olabileceğini söyledi. Allum, kayıp turist denizaltısının “feci bir patlama” yaşamış olmasının muhtemel olmadığını, ancak kısmi su baskınının yüzeye çıkmasını engelleyebileceğini açıkladı.

DIŞ HABERLER

#Kaybolan #denizaltı #Titanik #yakınlarında #bir #enkaz #bulundu

Amed’de Rojava’ya saldırılar protesto edildi

Yeşil Sol Parti Amed İl Örgütü, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne yönelik saldırılarını yaptıkları açıklama ile protesto etti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Rojava’nın Qamişlo kentinde Türkiye’nin hava saldırısı sonucu yaşamını yitiren Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Lîman Şiwêş ve aracın şoförü Firat Tûma’nın katledilmesine ilişkin açıklama yaptı. Şex Said Meydanı’nda yapılan açıklamaya Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) üyelerinin yanı sıra Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü ve Yeşil Sol Parti milletvekili Cengiz Çiçek, milletvekilleri Mehmet Kamaç ve Sinan Çiftyürek de destek verdi.

Açıklama öncesi ablukaya alınan meydanda HDP’lilere açıklama izni verilmedi. Yeşil Sol Parti il eşbaşkanları yasaklama gerekçesinin sunulmadığını söyleyerek, duruma tepki gösdterdi. Yurttaşların ablukaya alınmasının ardından 3 milletvekili basına açıklamada bulundu.

‘Saldırılar çözüm değil’

Abluka altındaki açıklamada konuşan Sinan Çiftyürek, Rojava’daki katliamı şiddetle kınadıklarını söyledi. Çiftyürek, “Bugüne kadar sınırtesi operasyonda yapılan saldırı, işgal, katliamlar Kürt meselesinin çözümüne katkı sunmaz. Çözüm ne saldırı, ne işgal ne İHA ne SİHA’daır. Halkımızın, ailelerin başı sağ olsun. Yaşamını yitirenlere rahmet diliyoruz” diye konuştu.

Diyarbakır emniyetinin keyfi engellemesini de kınayan Çiftyürek, “Bu yasadışı eylem değildir. Rojava’da gerçekleşen katliamı kınıyoruz” dedi.

Açıklamanın ardından abluka dağıldı.

AMED

#Amedde #Rojavaya #saldırılar #protesto #edildi

Gazeteci Mehmet Göcekli hakkında yakalama kararı

Gazeteci Mehmet Göcekli’nin yargılandığı davada hakim, Göcekli hakkında yakalama kararı vererek duruşmayı erteledi

Sanal medya paylaşımları ve Demokrat Haber sitesinde yayınlanan haberler gerekçe gösterilerek hakkında “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla dava açılan Demokrat Haber Genel Yayın Yönetmeni ve İmtiyaz Sahibi Mehmet Göcekli’nin yargılandığı davanın 4’üncü duruşması İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Göcekli’nin katılmadığı davada, avukatı Ceren Kalı hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı, Göcekli hakkında ifadesinin alınması için yazılan istinabe evrakının olumsuz olarak iade edildiğini söyledi. Avukat Kalı’da müvekkiline ulaşabilecek yeni bir adres tespit edip bildireceklerini söyleyerek, yeniden işlem yapılmaması talebinde bulundu. Söz verilen iddia makamı, istinabe evrakı konusunda yeniden işlem yapılmasını talep etmesinin ardından hakim, yeni adresin bildirilmesinden sonra yeniden istinabe işlemlerinin yapılmasına karar verdi.

Dava ertelendi

Mahkeme, istinabe evrakının olumsuz gelmesi ve güncel adresinin bulunmaması nedeniyle ifadesinin alınması ve delillerin tespit edilmesi amacıyla Göcekli hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verdi. Mahkeme, yeni duruşmayı da 26 Aralık’a erteledi.

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Mehmet #Göcekli #hakkında #yakalama #kararı

Yandaş medyanın ‘Gabar’da petrol fışkırıyor’ dediği görüntü Venezuela’dan

Venezuela’da çekilen görüntüleri ‘Gabar’da petrol fışkırıyor’ başlığıyla servis eden iktidar medyası tepkilerin ardından haberleri kaldırdı

İktidar medyası A Haber ve Sabah Gazetesi’nin “Gabar’da petrol fışkırıyor!” başlığıyla verdiği görüntülerin Venezuela’da çekildiği ortaya çıktı.

A Haber, söz konusu görüntüleri, “Gabar’da petrol fışkırıyor! Artezyen kuyusundan bile petrol çıktı! Artık terör değil enerji yuvası” ifadeleriyle servis ederken, Sabah Gazetesi de benzer ifadelere yer verdi.

TRT Haber de görüntüleri kullanmadı ama “petrol fışkırıyor” dedi. Haberde, “Şırnak’ta 150 milyon varillik petrol rezervi keşfi yapılan Gabar Dağı’nda günde yaklaşık 5 bin varil petrol çıkarılıyor” ifadelerine yer verdi.

Görüntüler Venezuela’dan

Söz konusu görüntülerin, Venezuela’dan olduğu anlaşılınca sanal medyada çok sayıda kullanıcı tepki gösterdi. Sabah Gazetesi ilgili haberi Twitter’dan ve internet sitelerinden kaldırdı.

HABER MERKEZİ

#Yandaş #medyanın #Gabarda #petrol #fışkırıyor #dediği #görüntü #Venezueladan

Tavuk çiftliğinde yangın: 12 bin 500 tavuk öldü

Bismîl’de bir tavuk çiftliğinde çıkan yangında 12 bin 500 tavuk öldü, 18 bin tavuk da tedavi altına alındı

Amed’in Bismîl ilçesi Ambar Mahallesi’nde Fikret Salıkyüz’e ait tavuk çiftliğinde, kümeslerin bulunduğu iki bloğun birinde yangın çıktı. Dün gece saatlerinde çıkan yangında alevler kısa sürede yayılırken, ihbar üzerine bölgeye itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yangın, itfaiye ekiplerinin 2 saatlik çalışmasıyla söndürüldü.

4 milyon TL zarar

Yapılan incelemede çiftlikteki 52 bin tavuktan 12 bin 500’ünün öldüğü belirlendi. Dumandan etkilenen 18 bin tavuk da veteriner hekimlerce tedaviye alındı.
Salıkyüz’ün yaklaşık 4 milyon TL zararı olduğu belirtilirken, yangının çıkış nedeni araştırılıyor.

HABER MERKEZİ

#Tavuk #çiftliğinde #yangın #bin #tavuk #öldü

Trabzon’da ırkçı saldırı: Jandarmaya ‘Bunlar Kürt, bunları öldüreceğiz’ dediler

Trabzon’a inşaat işçisi olarak giden 6 işçiye saldıran ırkçı grup, saldırıyı karakolda ve hastanede de sürdürdü. Saldırıda 2’si ağır 6 kişi yaralanırken olaya tanık olan Bülent A., saldırganların ‘jandarmaya ‘Onları bize vereceksiniz, bunlar Kürt, onları öldüreceğiz dediğini belirtti

Agirî’den Trabzon’un Maçka ilçesine inşaat işçisi olarak giden V.A., İ.G., U.G., C.G., D.O. ve ismi öğrenilemeyen bir işçi 18 Haziran’da bir grup tarafından ırkçı saldırıya maruz kaldı. Saldırıda 2’si ağır 6 işçi yaralandı. Saldırı sonucu yaralanan İ.G. ise hala hastanede müşahede altında tutuluyor.

İşçilerden V.A.’nın kardeşi Bülent A. saldırıya ilişkin Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Berivan Kutlu’ya konuştu. Bülent A., işçilerin darp edildikten sonra karakolda ve hastanede linç edilmek istendiğini ve saldırganlar tarafından “terörist” olarak ihbar edildiklerini söyledi.

‘Şantiyenin etrafını sardılar’

Bülent A., ağabeyi, yeğenleri ve beraberindeki işçilerin mesai sonrası eve gitmek için araçla müzik dinleyerek seyir halinde oldukları sırada yolda bir kişinin otostop amaçlı aracı durdurduğunu belirterek, “Aracı kullanan yeğenim durmuş ve araçta yer olmadığını söylemek üzereyken bu kişi, ‘şarkıyı kapatacaksınız’ demiş. İşçiler müziğin sesini kısmak istemeyince bu şahıs, ‘arabadan in’ diyor. İşçiler araçtan inince 10-15 kişi toplanmış ve onları linç etmeye başlamış” dedi.

6 işçinin 15 kişi tarafından linç edildiğini söyleyen Bülent A., “Kavgada bir yeğenim başından yaralanırken, birinin de burnu kırılıyor. Daha sonra işçiler araca binerek şantiyeye geri dönüyor ve jandarmayı arıyorlar. O sırada şantiyenin etrafında 10-15 araç toplanıyor. Araçlardan biri yeğenimin üzerine doğru geliyor, yeğenim 7-8 metrelik bir uçurumdan düşüyor” diye belirtti.

Karakolda ve hastanede de saldırı sürdü

Kendilerini güvende hissetmeyen işçilerin bir otele sığındığını anlatan Bülent A., “İşçiler bir otele sığınıyor fakat jandarma onları gözaltına alıyor ve karakola götürüyor. Haberi alınca ben de karakola gittim. Bir grup karakolun önüne geldi ve jandarmaya ‘onları bize vereceksiniz, bunlar Kürt. Onları öldüreceğiz’ diyorlardı. Bunun üzerine jandarma havaya ateş açarak kalabalığı dağıttı” şeklinde konuştu.

Daha sonra muayene için işçilerin Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldüğünü ancak ırkçı grubun burada da saldırıda bulunduğunu aktaran Bülent A. “Kalabalık hastaneyi basarak ‘bunlar Kürt, bunları bize vereceksiniz’ dedi. Tekrar linç etmeye çalıştılar. Bunun üzerine başka bir hastaneye sevk gerçekleştirildi” ifadelerinde bulundu.

Ölüm tehididi

Bir işçinin hala tedavisinin sürdüğünü aktaran Bülent A. son iki gündür bazı kişilerin kendilerini arayarak şikayetçi olmamaları yönünde tehdit ettiğini ifade etti. Bülent A., “Arayıp, ‘bizden şikayetçi olursanız sizi barındırmayacağız. Sizi öldüreceğiz’ gibi tehditlerde bulunuyorlar. Konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduk. Soruşturma devam ediyor, şuan bir gözaltı yok ama savcı talimat vermiş, ‘kamera kayıtları izlensin ve tespitler yapılsın’ diye. Dün buradaki TEM geldi ve saldırıya uğrayan akrabalarımızı ifade için karakola götürdü. ‘Bunlar teröristtir, bunlar PKK’li’ diye suç duyurusunda bulunmuşlar. İfade verdiler ve geri geldiler. Olayın peşini bırakmayacağız” şeklinde konuştu.

HABER MERKEZİ

#Trabzonda #ırkçı #saldırı #Jandarmaya #Bunlar #Kürt #bunları #öldüreceğiz #dediler