Ana Sayfa Blog Sayfa 273

Beştaş’tan SİHA saldırılarına tepki: BM de bu katliamın sorumlusu

Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Beştaş, Türkiye’nin sivil ve siyasetçilere dönük SİHA saldırılarına ilişkin ‘Sadece Türkiye sorumlu değil. BM ve uluslararası toplum da bundan sorumludur’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

Beştaş toplantıda Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik yaptığı SİHA saldırılarına ilişkin konuştu.

Beştaş, Qamışlo’daki saldırı için “Burada sadece Türkiye sorumlu değil BM ve uluslararası toplum ve mekanizmalarda bundan sorumludur. Burada katledilen Kürtlerdir, Kürt kadınlarıdır. Kadınların hedef seçilmesi de ayrıca tartışılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Kürt sorunu budur

Kürt sorununun çözülmediğini ancak buna rağmen çözüldüğüne dair iddia ve söylemlerin olduğunu ifade eden Beştaş, bu iddia ve söylemlerin ayrıca milyonlarca Kürt yurttaşı yaraladığını dile getirdi. Beştaş, “Dün bir suikast işlendi. Nerede? Silahlı insansız hava aracıyla Kuzey Doğu Suriye’ye bağlı Qamişlo Kantonunda aracın içinde bulunan Kantonun Eş Başkanı Yusra Dewrêş, Eş başkan yardımcısı Lima Sivaş ve şoför Firat Tuma katledildi. Bu uzayda da olsa Kuzey kutbunda da olsa dünyanın neresinde olursa olsun, bir Kürdün yaşamasına tahammülsüzlüktür. Kürtlerin kendi kendini yönetmesine tahammülsüzlük ve tanımamadır. İşte Kürt sorunu budur” şeklinde konuştu.

Siviller hedef alınıyor

AKP’nin Kuzey Doğu Suriye’ye saldırı yapmak istediğine dikkat çeken Beştaş, ABD ve Rusya’nın izin vermediğini ve bu nedenle saldırıyı düzenleyemediğini paylaştı. Bu nedenle AKP’nin sivillere yönelik suikastlere başvurduğunu ve bu durumun sistematik bir hal aldığını da dile getiren Beştaş, durumu “katliam” olarak nitelendirdi.

Hukuka aykırı

Süleymaniye’de katledilen Hüseyin Arasan’ı da anımsatan Beştaş, “Hüseyin Arasan kimdir? Sürgüne gitmiş, Türkiye’de katıldığı bir etkinlikte ceza almış, orada yaşıyor, sivil bir hayat sürüyor. Ailesi Türkiye’de yaşıyor ama burada Türkiye gidip Hüseyin Arasan’ı öldürüyor ve ‘ben terör ile mücadele ediyorum’ diyor. Yahu Hüseyin Arasan’ı iade isteyebilirsin. Burada cezasını çekmesini isteyebilirsin, bunun dışında nasıl katledebilirsin Burada Hewrin Xelef kendisi de belediye başkanı bir siyasetçiydi, öldürüldü. Türkiye’ye ne yapmış ki öldürüyor? Orada halkın seçtiği bir belediye başkanı, diğeri kanton başkanı. Demokratik meşru bir yönetimi tanımadıkları için ‘biz öldürebiliriz’ diyor” diye kaydetti.

BM de sorumlu

Beştaş, daha önce Kuzey Doğu Suriye’de Suriye Gelecek Partisi Genel Sekreteri Hevrin Xelef’i katledilmesini anımsatarak, toplantıda, “BM, bu konuda daha sonra bir bildiri yayınladı. Dedi ki Türkiye’nin gözetiminde olan Ahrar’uş Şarkkiye örgütü mensuplarının yaptığına dair somut veriler olduğunu, bu infazın savaş suçu kapsamında olduğunu BM ifade etti. BM raporuna rağmen Türkiye BM’nin üyesi. Burada sadece Türkiye sorumlu değil BM ve uluslararası toplum ve mekanizmalarda bundan sorumludur. Burada katledilen Kürtlerdir, Kürt kadınlarıdır. Kadınların hedef seçilmesi de ayrıca tartışılmalıdır. Çünkü bu Kürt kadın mücadelesine de ayrı bir yönelimin olduğunu ifade ediyor” diyerek, tepki gösterdi.

‘IŞİD ile işbirliği’

Türkiye’nin DAİŞ’e dönük saldırı yapmadığı bilgisini paylaşan Beştaş, bunun nedenini de sordu. Beştaş, “Bağdadi’yi ABD’ vurdu sizin sınırın ötesinde görüş mesafesinde. Size haber vermeden vurdu çünkü size güvenmiyordu. IŞİD ile işbirliğiniz konusunda ciddi şüpheleri vardı ellerinde veriler vardı. Rojava’da Suriye’de hangi askeri eylemleri sivil katliamları bu öldürdüğünüz kişilerden ziyade IŞİD’lilerin yapmış olabileceğini sordunuz mu hiç,” dedi.

ANKARA

#Beştaştan #SİHA #saldırılarına #tepki #katliamın #sorumlusu

TJA’dan saldırılara karşı uluslararası kurumlara çağrı

TJA, Türkiye’nin saldırısında katledilen Qamîşlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Dervêş’e dair yaptığı açıklamada, ‘saldırının amacının kadın özgürlük mücadelesini tasfiye etmek’ olduğunu söyledi

Türkiye’nin SİHA ile düzenlediği saldırıda Qamislo Kent Meclis Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Leyman Şiweş ve Ferat Tuma’nın katledilmesine tepkiler sürüyor.

Özgür Kadın Hareketi (TJA), yaptığı yazılı açıklama ile duruma tepki göstererek, bölgedeki Kürt ve diğer halkların inşa ettikleri demokratik ulus modelinin Türkiye tarafından hedef alındığına dikkat çekti.

Önceki katliamlar hatırlatıldı

Saldırılarda kadın özgürlük mücadelesinin öncülerinin hedef alındığına işaret edilen açıklamada, Türkiye’nin saldırıları veya koordinasyonuyla suikaste uğrayan Jiyan Tolhildan, Roj Xabur, Barîn Botan, Hevrîn Xelef, Nagehan Akarsel ve Evîn Goyî hatırlatıldı.

Uluslararası kurumlara çağrı

Açıklamasında, “Qamîşlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Dervêş’in katledilmesiyle birlikte bugün AKP-MHP faşist blokunun kirli ittifakta bulunduğu bölgesel güçlerle hedeflediği şey, kuşkusuz Lozan ve Cumhuriyetin yüzüncü yılında Kürt halkının dört parçada verdiği özgürlük mücadelesini tasfiye etmektir” diyen TJA’lı kadınlar devamında şunları dile getirdi: Yüzyıl önce egemen ulus devletlerin üzerinde uzlaştığı ancak başaramadığı soykırımı tamamlamaktır. Bugün Rojava’da DAİŞ karanlığına karşı verilen mücadelenin ve inşa edilen demokratik ulus modelinin, ezilen dünya halklarına ilham olduğu hakikati ortada iken; Türkiye ve kirli ittifaklara giriştiği bölgesel güçlerin Rojava başta olmak üzere Kürt kadın özgürlük mücadelesine yönelik saldırılarına karşı uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye çağırıyoruz.”

HABER MERKEZİ

#TJAdan #saldırılara #karşı #uluslararası #kurumlara #çağrı

Tahliye olduğu gün tutuklanmıştı: 30 yıllık tutuklu Manap beraat etti

30 yıllık tutukluluğun tahliye olduğu gün gözaltına alınarak tutuklanan Şadiye Manap açılan davadan beraat etti

Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nden 1 Aralık 2022 tarihinde tahliye edilir edilmez yeniden gözaltına alınıp 5 Aralık’ta tutuklanan 30 yıllık tutuklu Şadiye Manap hakkında, “Örgüt kurmak ve yönetmek” iddiasıyla açılan davanın üçüncü ve karar duruşması Kocaeli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada Manap ve avukatları hazır bulundu.
Görülen duruşma sonucunda Manap, beraat etti.

Ayrıntılar geliyor…

#Tahliye #olduğu #gün #tutuklanmıştı #yıllık #tutuklu #Manap #beraat #etti

HDP’den tutuklu PM üyesi Kırmızı için açıklama: İşkenceye son verin

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, tutuklu PM üyeleri Seyithan Kırmızı’nın ayakta sayım uygulamasını ret ettiği için darp edilmesine dair açıklama yaptı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüleri Nuray Özdoğan ile Serhat Eren, 16 Haziran 2023 tarihinde tutuklanan ve aynı gün götürüldüğü Tekirdağ 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde ayakta sayım uygulamasını kabul etmemesi üzerine darp edilen Parti Meclisi (PM) üyesi Seyithan Kırmızı’ya dair yazılı açıklama yaptı. Açıklamada “Askeri nizamda ayakta sayım uygulaması ve buna karşı direnenlere yönelik işkence suçuna son verin” denildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“14 Haziran 2023’te gözaltına alınan Yeşil Sol Parti Tekirdağ Milletvekili adayı ve PM üyemiz Seyithan Kırmızı ve parti üyelerimiz Botan Kasırga, Nurettin Ağın, Nazlı Oran ve Serkan Sadıç, 16 Haziran’da tutuklanarak Tekirdağ 2 nolu T tipi hapishanesine gönderilmiştir. Seyithan Kırmızı’nın aynı günün akşamı sayım esnasında darp edildiğinin öğrenilmesi üzerine avukatı kendisiyle görüşmeye gitmiş ve yüzündeki, omzundaki darp izlerini bizzat görmüştür. Hem partimizin hem de sivil toplum örgütleri ile hukuk örgütlerinin çeşitli zamanlarda yayınladıkları hapishane raporlarında ayakta sayım dayatmasının sadece Tekirdağ’da değil, pek çok hapishanede rutin ve keyfi bir uygulama haline geldiğini, askeri nizamda ve ayakta sayım dayatmasına karşı çıkan mahpuslara işkenceye varan muamelelerde bulunulduğunu söylemek mümkündür. Mahpuslar suç duyurusunda bulunduklarında, çoğu zaman hapishane revirindeki doktordan darp raporu alamamakta, işkence suçunun faili olan hapishane idaresi delilleri yok etmekte, savcılık da delil yetersizliğini gerekçe göstererek takipsizlik kararları vermektedir.

Ayakta sayım

Biliyoruz ki askeri nizamda ve ayakta sayım dayatmasının da bu dayatmaya karşı çıkanların maruz kaldığı işkencenin de amacı siyasi mahpusların onuruna saldırarak onlara boyun eğdirmektir. Bu sayım biçiminin hiçbir ahlaki açıklaması olamayacağı gibi yasal dayanağı da yoktur. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 34. Maddesinin 8. fıkrasına göre, ‘Sayımlar, yatma planları da göz önünde bulundurularak odalarda yapılır. Sayımın yapılış şekli, kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek biçimde odada bulunan hükümlülerin sayısı dikkate alınarak idare tarafından belirlenir. Arama ve sayımlar sırasında insan onuru ve haysiyetine saygı ile utanma duygusunun ihlal edilmemesi esastır.’  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. Maddesine göre ‘Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz’ Anayasa’nın 17. Maddesine göre Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 2. Maddesine göre ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.

İşkenceciler cezalandırılmalı

Bu sebeplerle, hapishanelerde hiçbir yasal dayanağı olmayan ayakta askeri nizamda sayım uygulamasına son verilmesi, Tekirdağ 2 nolu T ipi Hapishanesinde 16 Haziran’dan beri tutuklu bulunan PM üyemiz Seyithan Kırmızı’ya karşı işkence suçunu işleyen faillerin tespiti, bu failler hakkında derhal soruşturma açılarak görevden uzaklaştırılmaları ve cezalandırılmaları gerekmektedir. Siyasi iktidarın partililerimize karşı yargı makamlarını, hapishane idarelerini kullanarak yaratmaya çalıştığı baskı ve şiddeti reddediyoruz. Ne tutuklamalar ne keyfi uygulamalar ne de işkenceler siyasetçilerimizi mücadeleden vazgeçirmeyecektir. Halkımızın özgürlük mücadelesi siyasi kırım operasyonlarıyla durdurulamayacak, hapishaneleri işkencehanelere dönüştürenlere karşı hukuk ve insan hakları mücadelemiz sürecektir.”

ANKARA

#HDPden #tutuklu #üyesi #Kırmızı #için #açıklama #İşkenceye #son #verin

​​​​​​​TEV-DEM: Rusya’nın mesajı katliamlara zemin hazırlıyor

Türkiye’nin SİHA saldırısı ile ilgili açıklama yapan TEV-DEM, ‘halk iradesine saldırdığını’ belirtti ve Rusya’nın açıklamalarının katliamlara zemin hazırladığı vurgulandı

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM), Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını kesintisiz sürdüren Türkiye’nin, Qamişlo Kantonu Meclisi Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Lîman Şiwêş ve şoförü Fırat Tûma’nı hedef almasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

‘Topyekün savaş planı’

‘Türk devletinin ve işgale destek veren bazı tarafların uzun süredir Demokratik Özerk Yönetimi’ne yönelik saldırılarını artırarak bölgenin sınırları genelinde topyekûn savaşa sürüklemeyi planladığı’ vurgulanan açıklamanın devamında, ‘Türk devletinin bölgenin istikrarını bozmak ve halklar arasına ayrım gözetmeksizin soykırım politikasını gerçekleştirmek için her gün provokasyonlar ve saldırılar gerçekleştirdiğinin’ altı çizildi.

‘Rusya zemin veriyor’

Açıklamanın devamında,”SİHA’lar, savaş uçakları ve yurttaşlara yönelik kesintisiz bombardımanlar, devletlerin Suriye’deki duruma ve ateşkese ilişkin tutumlarının belirsizliği, kaynaklarının, kararlarının ve pozisyonlarının ortak olduğunu gösteriyor. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın Özerk Yönetim’e karşı 20. Astana toplantısı sırasında yaptığı açıklamalar bunu gösteriyor. Bu tehlikeli bir politika ve işgalci Türk devletine halkımıza ve iradesine karşı yeni katliamlar yapmasına verilen zeminin bir mesajıdır” denildi.

TEV-DEM, “Til Şeîr köyünde Qamişlo Kanton Meclisi Eşbaşkanı Yusra Derwîş, yardımcısı Lîman Şiwêş ve şoförü Fırat Tûma’nın şehit olduğu katliamın esas amacı, Demokratik Özerk Yönetimi’n etkin rolünü zayıflatmak, birleşik toplum iradesini kırmanın yanı sıra demokratik sistemin değerlerini ve temellerini karalamaktır” dedi.

‘Değerleri korumak’

TEV-DEM açıklamanın devamında, “Başta şehit Yusra Derwêş, Lîman Şiwêş ve Firat Tûma’nın ailesi olmak üzere tüm bölge halklarına başsağlığı, saldırıda yaralanan Gabî arkadaşımıza ise acil şifalar diliyoruz. Arkadaşlarımızın değerlerini koruyarak daima onların benimsediği felsefenin takipçileri olacağız” vurgusu yaptı.

İçinden geçilen mevcut aşamanın çok önemli olduğu ve Suriye’deki durumun Suriye-Suriye çözümüne yakın olduğunu hatırlatan açıklamanın sonunda, halkın önüne konulan engellere karşı herkesin yıllardır sergilenen direnişin değerlerini ve kazanımları korunması gerektiğine bir kez daha vurgu yapıldı.

Rusya’nın açıklamaları

Rusya, Rojava yönetimini ‘ABD güdümünde olmakla’ ve Şam ile diyalog kurmamakla suçlarken, Suriye ise ABD’nin bölgeden çıkması halinde ‘Kürt dosyasının kapanacağını’ iddia etmişti. Rojava yönetimi ise suçlamaları reddederek Şam ile diyaloğa hazır olduklarını açıklamıştı.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov da Astana görüşmeleri öncesi yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin Suriye’nin toprak birliğine karşı Özerk Yönetimi desteklediğini belirterek, “Tabii Amerikalılar sözde yarı devlet oluşturan birçok Kürt örgütünü destekliyor. Bu kesinlikle kabul edilemez” demişti.

DIŞ HABERLER

 

#TEVDEM #Rusyanın #mesajı #katliamlara #zemin #hazırlıyor

Amed’de husumetli kişiler çatıştı: 2 ölü

Amed’de husumetli iki grup arasında çıkan silahlı çatışmada iki kişi öldü

Amed’in Rezan ilçesinde bir markette husumetli olduğu öğrenilen iki grup arasında silahlı çatışma çıktı. Bayındırlık mahallesinde çıkan silahlı çatışma iki kişi öldü. Olayda yaralananlarında olduğu öğrenildi.

Yaralılar ambulans ile hastaneye kaldırılırken polis ekiplerin incelmesi sürüyor.

HABER MERKEZİ

#Amedde #husumetli #kişiler #çatıştı #ölü

38 yıllık bir direniş öyküsü: Lîman Şiwêş, Rojava Devrimi’nin öncülerindendi

Türkiye’nin SİHA saldırısında katledilen Qamişlo Kantonu Eşbaşkan Yardımcısı Lîman Şiwêş, direnişle geçen hayatı boyunca Kürt halkının özgürlüğü ve birliği için mücadele etti

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik aralıksız süren saldırılarında son üç yılda onlarca kişi katledildi. Son olarak dün Tirbêsiyê-Qamişlo karayolunda yapılan SİHA saldırısında, Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Lîman Şiwêş ve araç sürücüsü Fırat Tûma katledildi.

Direnişle geçen bir ömür

Yaşanan katliama tepkiler devam ederken, katledilen isimlerden Qamişlo Kantonu Eşbaşkan Yardımcısı Lîman Şiwêş, hayatını mücadeleye adamış direnen isimlerden.

Devrimin ön saflarında yer aldı

Uzun yıllar Federe Kurdistan’da Kongra Star’ın temsilcisi olarak diplomatik faaliyetler ve kadın örgütlenmesi çalışmalarında yer alan Lîman Şiwêş, 1968’de Kuzey ve Doğu Suriye’nin Amûdê kentinde dünyaya geldi. Lîman Şiwêş, 1989’da özgürlük mücadelesine katıldı ve Kuzey ve Doğu Suriye’de Kadın Devrimi’nin ön saflarında yer aldı.

KDP tarafından tutuklandı

Çalışamları kapsamında 2002-2003 yıllarında Federe Kurdistan’da bulunan Lîman Şiwêş, KDP tarafından tutuklanarak 6 ay cezaevinde kalır. Lîman Şiwêş, 2005-2008 yılları arasında Federe Kurdistan’da özellikle Süleymaniye’de devrimci mücadele çalışmalarını sürdürdü.

Rusya’da 7 yıl kaldı

Lîman Şiwêş, 2008 yılında ise çalışmalarına Rusya’ya giderek burada devam eder ve burada 7 yıl kalır. 19 Temmuz Devrimi sonrası 2015 yılında Kobanê’ye dönerek direnişine burada devam eder.

Demokratik Ulus’un inşasında yer aldı

Lîman Şiwêş, DAİŞ’ten alınarak özgürleştirilen Kuzey ve Doğu Suriye topraklarında Demokratik Ulus inşasının ilk öncülerinden oldu. 2016 yılından 2019 yılına dek Minbîc’te çalışmalarda yer aldı.

Yeniden Federe Kurdistan’a döndü

Lîman Şiwêş, 2019 yılından sonra ise Kongra Star’ın Federe Kurdistan temsilciliği görevini üstlenir ve 2021 yılına dek burada kalır. Lîman Şiwêş bütün çalışmalarında Federe Kurdistan’daki tüm partilerle temas kurarak ulusal birliğin önemini kavratmak, Kürt halkını ulusal birlik çatısı altında toplamaya çalıştı.

Federe Kurdistan’da Kürt halkının özgürlük mücaelesinde büyük emeği geçen Lîman Şiwêş Qamişlo’da 20 Haziran’da katledilirken, Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani’nin Lîman’ı katleden Türkiye’yi saraylarında ağırlaması ise dikkat çekici bir nokta olarak kaldı.

Kaynak: Rojnews

#yıllık #bir #direniş #öyküsü #Lîman #Şiwêş #Rojava #Devriminin #öncülerindendi

Kadınlar Amed’de bir araya geldi: Direnen Kürt kadını hedef alınıyor

Amed’de yeni dönem toplantıları için bir araya gelen TJA, Yeşil Sol ve HDP’li kadınlar, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları kınayarak, saldırılarla Kürt kadınlarının hedef alındığını belirtti

Özgür Kadın Hareketi (TJA), Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Halkların Demokratik Partisi (HDP), 14 ve 28 Mayıs sonrası seçim sonuçlarına ve yeni dönem inşasına ilişkin Eğitim Sen 1 No’lu Şubesi’nde toplantı gerçekleştirdi.

Toplantıya çok sayıda kadın katılırken, HDP Parti Meclisi (PM) üyesi Emine İnan toplantı öncesi kısa bir değerlendirme yaptı.

Kürt kadınları bilerek hedef alınıyor

Sözlerine Qamişlo-Tirbespiyê yolu üzerinde gerçekleşen ve Qamişlo Kanton Meclisi Eşbaşkanı Yusra Derwêş ile yardımcısı Liman Şiwêş ve şoförü Fırat Tuma’nın yaşamını yitirdiği saldırıyı kınayarak başlayan İnan, “Yusra Derwêş, Liman Şiwêş ve Fırat Tuma şahsında bütün özgürlük şehitlerini anıyoruz. Bizim değerlere borcumuz var. Bu hava saldırıları sıradan değil, bilerek hedef gösterilerek arkadaşlar katlediliyor. Bu bir mesajdır, Bakur’da başaramadığını Rojava’da intikam alarak başarmaya çalışıyor. Özellikle Kürt kadın hareketi hedef alınıyor. Biz bunun farkında olmalıyız. Hiçbir saldırı sıradan değil” dedi.

Kadın hareketi önemli bir zamanda geçiyor

Seçim süreci ve sonrası için eleştiri-özeleştiri toplantıları yapacaklarını ve akabinde halk buluşmaları gerçekleştireceklerini söyleyen İnan, “Bugün Türkiye ve Kürdistan da bu toplantılar alınırken sıradan yaklaşmamak lazım. Bu toplantıların önemsenmesi gerekir. Kadın hareketi çok önemli bir zamandan geçiyor. Mücadele bitmiş gibi hareket etmek gibi moralsizlik bütün kurumlarımızda kendini gösterdi. Ama bir seçim mücadeleyi belirlemez, her şey bitti anlamına gelmez. Hepimiz bu sürecin sorumlusuyuz. Biz bu sürecinin neresindeydik, cevap olduk mu? Kadın hareketi olarak öncülük ettik ama doğrultu noktasında tartışmalar yapacağız” diye belirtti.

İnan’ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.

AMED

#Kadınlar #Amedde #bir #araya #geldi #Direnen #Kürt #kadını #hedef #alınıyor

Kırıklar Cezaevi’nde hak ihlaleri: Kürtçe ‘suç’, tedavi yok, tecrit ağırlaşıyor

Kırıklar 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan siyasi tutuklular, gönderdikleri mektupla, hasta tutukluların tedavi edilmediğini ve keyfi disiplin cezalarının verildiğini aktardılar

İzmir Kırıklar 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan siyasi tutuklular, maruz kaldıkları hak ihlallerini yazdı. Aileleri aracılığıyla Mezopotamya Ajansı’na (MA) mektup gönderen tutuklular, cezaevi idaresinin keyfi uygulamalarına dikkat çekti. Tutuklular, “Yaşanılan ve yaşatılmak istenen bütün anti demokratik ve baskıcı uygulamaların son bulması için mücadelemize destek sunmanızı ve sesimizi ulusal ve uluslararası kamuoyuna ulaştırmanızı istiyoruz” diye kaydetti.

‘Farklı suç gruplarıyla aynı kısımda tutuluyorlar’

İzmir 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaklaşık bir buçuk yıldan fazladır bazı arkadaşlarının kendilerinden ayrı bloklarda tutulduğunu kaydeden tutuklular, “Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden buraya sürgün edilen arkadaşlarımız Ali Şahin, Davut Önder, Abdullatif Karaaslanlı, Şükrü Çiçek, Deniz Ataş bulunduğumuz kurumun farklı bloklarında ve farklı suç gruplarıyla aynı kısım ve koridorlarda zorla tutulmaktadırlar. Arkadaşlarımızın can güvenliğinden endişe duymaktayız. Her an başlarına bir şeyler gelir kaygısındayız. Bu durumun tahammül sınırlılarımızı aşmıştır. Arkadaşlarımızın bizden ayrı tutulması usul ve yasalara aykırı olduğu mevcut yasalara ortadadır. Ceza İnfaz Kurumunun ilgili maddeleri ve yönetmeliklerinde bu durumun kanuna aykırı olduğunu belirtmektedir. Bunlara rağmen arkadaşlarımızın yanımıza verilmesi için defalarca cezaevi idaresine ve Adalet Bakanlığı’na yazdık fakat hiçbir olumlu cevap alamadık” diye belirtti.

‘Kürt diline tahammülsüzlük’

Kürt diline cezaevi idaresi tarafından tahammülsüzlük olduğuna dikkat çeken tutuklular, “Açık görüşte arkadaşımızın annesi oğluna Türkçede ‘Yaşa’ anlamına gelen ‘Bijî’ kelimesini kullandığı için üç ay görüş yasağı ile cezalandırıldı. Tebliğ edilen evraklarda da Kürtçe için ‘Bilinmeyen anlaşılmayan bir dil’ ibaresi kullanılıyor. Bu açıkça Kürtçe diline bir tahammülsüzlük ve saldırıdır.”

Çıplak arama dayatması

Ziyaretçilere çıplak arama dayatıldığını ifade eden tutuklular, “Bu durumu ilgili kurumlara iletmemize ve ilgililer hakkında soruşturma başlatılması yönünde talepte bulunmamıza rağmen herhangi bir işlem başlatılmamıştır. Bu durumun neticelendirilmesi ve bizleri ikna edecek bir açıklamanın oluşması için kurum birinci müdürü ile görüşme yapmak istedik. Yalnız kurum birinci müdürü bizlerle görüşmüyor ve taleplerimizin hiç birine cevap verilmiyor. Bu gayri ahlaki uygulamaların son bulması için kurum idaresi olumlu hiçbir adım atmamakla birlikte bu uygulamaların son bulması için ses yükseltmemizden dolayı bizlere disiplin cezaları vermektedir. En son 30 Haziran tarihinde bizlere disiplin adı altında ‘Bir ay iletişim araçlarından (telefon) yoksun bırakma’ cezası verildi.  Bu cezalarla bizleri susturmak ve sindirmek istiyorlar” dedi.

‘Hasta tutuklular tedavi olamıyor’

Hasta tutukluların durumuna dikkat çeken tutuklular, “Kronik rahatsızlığı bulunan birçok hasta arkadaşımız var. Bu arkadaşlarımız cezaevinde tek başına yaşamlarını idame ettiremiyorlar. Sağlıklı ve etkili bir şekilde tedavi olamıyorlar. Bu durum sağlıklarını daha da kötüleşmesine neden olmaktadır. Bu arkadaşlarımızdan bazıları ayrı odalarda tek başlarına tutulmaktadırlar. Hiçbir oda içi temizlik ihtiyaçlarını tek başlarına gerçekleştiremeyen arkadaşlarımızın bir an önce yanımıza verilmesi için talepte bulunmamıza rağmen cezaevi idaresi en küçük bir adım atmamaktadır. Resmen ölüme terk edilmek istenmektedirler. Hasta arkadaşlarımız denetimli serbestlik ve seçenekli infaz türlerinin hiçbirinden faydalandırılmamaktadır” diye kaydedildi.

‘Tecrit uygulanıyor’

Üç kişilik ziyaretçi kontenjanında kayıtlı görüşçülerin, çeşitli bahaneler ve temelsiz gerekçelerle kayıtlarının silindiğini belirten tutuklular, mektupta şunları ifade etti: “Bu uygulamaya dayanak olarak gösterilen kanun maddesi yeni ziyaretçi listesi oluşturan isimleri için geçerli olup ilgili madenini hiçbir yerinde önceden kayıtlı birisinin kayının sonradan silinebileceği şeklinde bir belirleme yoktur. Kaldı ki öyle olsa bile bu durum anayasanın 20 ve 22’inci maddelerinde alenen aykırıdır. Bizlere tecrit uygulamak istenmektedir. Dışarıyla olan bütün ilişkilerimiz ve bağlarımız kopartılmak istenmektedir.”

Sosyal faaliyetler kısıtlanıyor

Spora ve sohbet faaliyetlerinden yeterince yararlanamadıklarını kaydeden tutuklular, “Haftada sadece 40 dakika tek spor yapmamıza izin verilmektedir bu sürenin yarısı spor yerine gidip gelmek ile geçtiğini hesaba katarsak bu sürenin sadece 20 dakikasını kullanabiliyoruz. Bu durumdan kaynaklı doğal olarak spor yapamıyoruz. Bu durum sağlığımız üzerinde olumsuz sonuçlar yaratmaktadır. Yasa ve yönetmeliklerde bizlere tanınan hak en az 10 saat ancak bizlere sadece 40 dakika tek verilmektedir. Bu durum idarenin keyfi tutumundan kaynaklanıyor” dedi.

Cezaevinde verilen yemeklerin besleyici nitelikte olmadığını belirten tutuklular, bu durumun tutuklularda ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını söyledi.

‘Yasal haklarımız gasp ediliyor’

Telefon görüşme süresinin haftada sadece 10 dakika ile sınırlandırıldığını ifade eden tutuklular, “52-75 sayılı yasanın ilgili maddelerinde haftalık telefonla görüşme süresi 30 dakika olarak belirtilmesine rağmen cezaevi idaresi keyfi bir şekilde haftada sadece 10 dakika ile sınırlı tutuluyor. Bu durum anayasanın bizlere verdiği, tanıdığı, ‘Aileye ve özel hayata saygı haklarının’ ihlaline neden olmaktadır. Bunu son bulmasını talep ediyoruz. Ziyaret hakkımızı tam olarak gerçekleştiremiyoruz. Görüş sürelerimizin yasalarda bir buçuk saat olarak belirtilmesine rağmen cezaevi idaresi bizlere sadece 1 saat vermektedir yasal haklarımız gasp edilmektedir” diye belirtildi.

Gazete verilmiyor

Cezaevi idaresinin merkezi yayın sisteminde, sadece iktidara yakın medya kanalarına izin verdiğini söyleyen tutuklular, muhalif gazetelerin de taleplerine rağmen kendilerine verilmediğini kaydetti.

‘İletişim hakkı keyfi engelleniyor’

Ailelerin posta yoluyla gönderdiği makale, deneme, hikaye, fotokopi ile bilgisayar çıktılarının kendilerine verilmediğini belirten tutuklular, mektupta şu ihlallere yer verdi: “Yasal hiçbir dayanağı olamamasına rağmen keyfi bir şekilde iletişim hakkımız engellenmektedir. Yine posta yoluyla gönderilen köy ve manzara fotoğrafları bizlere verilmemektedir. Kanuna aykırı uygulamalar olmasına rağmen cezaevi idaresi bu uygulamalarını sürdürmekten geri durmamaktadır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olan arkadaşlarımız tek başlarına spor yapamıyorlar bu keyfi uygulamalar tamamen cezaevinin yaklaşımıyla ilgili bir durumdur. Bu uygulamalara son verilip arkadaşlarımızın bizlerle birlikte spora çıkarılmasını istiyoruz.

Duyarlılık çağrısı

Kurumu 1’inci müdürü sorunlarımızı çözmeye dönük bizlerin görüş taleplerine olumu yaklaşamamakta. Bu durum sorunların daha da artmasına ve krizin derinleşmesine neden olmaktadır. Kurum 1’inci müdür kendi görevlerinin gerekliliklerini yapmamaktadır. Ve güvenliğimizi tehlikeye atmaktadır. Cezaevlerinde bu ve bunlara benzer sorunlarla her gün karşı karşıya kalıyoruz. Cezaevi idaresi sorunlarımızla ilgilenmektedir. Bu durumun son bulması ve yaşanılan sorunların çözüme kavuşması için aktif rol oynayıp gerekli yerlerle iletişime geçmenizi ve kamuoyu oluşturmanızı sizden talep ediyoruz.

İZMİR

#Kırıklar #Cezaevinde #hak #ihlaleri #Kürtçe #suç #tedavi #yok #tecrit #ağırlaşıyor

Şenyaşar ailesi: Adalet Bakanı değişti, adaletsizlik devam ediyor

Adalet mücadelesini sürdüren Şenyaşar ailesi ‘Adalet Bakanı değişti, adaletsizlikler devam ediyor’ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 821’inci gününde.

Pirsûs’taki evlerinden Urfa Adliyesi önüne gelen Emine Şenyaşar, “Şenyaşar ailesi Adalet Köşesi” olarak adlandırılan alanda nöbete başladı. Adliye önünde bulunan beton bariyerlere “Şenyaşar ailesi için adalet” yazılı pankartı asan Şenyaşar, yolu adliyeye düşen yurttaşlara maruz kaldıkları katliam ve devamında sürdürdükleri adalet mücadelesine dair bilgi verdi.

Ayrıca ailenin sanal medya hesabından, Adalet Bakanlığı ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un hesapları etiketlenerek, “Biraz daha sabır. Biraz daha mücadele. Adalet pankartının arkasındaki sarayda adalet mahkum edilmiş. Adalet Bakanı değişti, adaletsizlikler devam ediyor. 821’inci günde” paylaşımı yapıldı.

RIHA

 

#Şenyaşar #ailesi #Adalet #Bakanı #değişti #adaletsizlik #devam #ediyor