Ana Sayfa Blog Sayfa 274

4 kişiyi katledip derin dondurucuya koyan kişi tutuklandı

İzmir’in Bayraklı ilçesinde 4 Türkmenistanlıyı katleden fail S.H. tutuklandı, kendisine yardım ettiği iddia edilen 3 kişi serbest bırakıldı

İzmir’in Bayraklı ilçesinde 18 Haziran’da bir evde, derin dondurucu ve buzdolabı içinde cenazeleri bulunan 4 Türkmenistanlıyı katleden fail S.H. tutuklandı. Kendisine yardım ve yataklık eden 3 kişi ise serbest bırakıldı.

Buzdolabına konulmuş bir şekilde bulundu

İzmir’in Bayraklı ilçesinde 18 Haziran’da bir evde, derin dondurucu ve buzdolabı içinde Türkmenistanlılara ait 4 kişinin cansız bedeni bulundu. Derin dondurucudaki cenazelerin anne Gülkamar Hanymova ile kızları Leyla ve Laçin Geldiyarova’na ait olduğu, buzdolabındaki cenazenin ise Ruslan Kerimov’a adlı bir erkeğe ait olduğu belirlendi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında Türkmenistanlı fail S.H., Çeşme ilçesinde gözaltına alındı.

Fail ve kendisine yardım, yataklık eden 3 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Fail S.H. çıkarıldığı mahkemede tutuklanırken, kendisine yardım ve yataklık eden 3 kişi ise serbest bırakıldı.

İZMİR

#kişiyi #katledip #derin #dondurucuya #koyan #kişi #tutuklandı

Peru’da eski Başbakan Chavez gözaltına alındı

Peru’da eski Başbakan Betssy Chavez gözaltına alındı

Peru’da eski Başbakan Betssy Chavez, 7 Aralık 2022’de Kongreye yönelik “darbe planlaması”nda rolü olduğu iddiasıyla savcılık talimatıyla gözaltına alındı. Ulusal basında çıkan habere göre, polis ekiplerinin gözetiminde Tacna kentindeki evinden alınan Chavez, geçici olarak Şili sınırındaki bir cezaevine götürüldü.

Savcılığın hakkında 18 ay önleyici hapis isteminde bulundu.

DIŞ HABERLER

#Peruda #eski #Başbakan #Chavez #gözaltına #alındı

Türkiye’den Avrupa ülkelerine 26 bin kişi iltica başvurusunda bulundu

AKP-MHP iktidarının ekonomik istikrarsızlık ve savaş politikaları 6 ay içerisinde 26 bin Türkiyeli yurttaşın Avrupa’ya iltica başvurusunda bulunmasına yol açtı

Türkiye’nin Kürt sorunu karşı geliştirdiği soykırım savaşın yarattığı yıkım ve yol açtığı ekonomik istikrarsızlık, topumsal nefret ve öfkenin körüklenmesi, kadına yönelik şiddet, can ve mal güvenliğinin zayıflamış olması durumları binlerce insanın yönünü yurt dışına çevirmesine yol açıyor.

2023 yılının sadece ilk ayı içerisinde Türkiye nüfusuna kayıtılı 26 binden fazla yurttaşın Avrupa ülkelerine iltica başvurusu yaptığı bildirildi. Türkiye, Avrupa ülkelerine vize başvurusunda bulunan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Türkiye medyasının AB kaynaklarına dayandırdığı verilere göre, 2023 yılının başından bu yana 26 binden fazla Türkiye nüfusuna kayıtlı yurttaş Avrupa’ya iltica başvurusunda bulundu.

Haberde, Türkiye’nin 2023 yılında AB’ye yapılan iltica başvurularında Suriye, Afganistan, Venezuela ve Kolombiya’nın ardından beşinci sırada yer aldığı belirtildi.

DIŞ HABERLER

#Türkiyeden #Avrupa #ülkelerine #bin #kişi #iltica #başvurusunda #bulundu

Paula Martin Ponz: CPT’nin sessizliği Türkiye ile ‘suç ortaklığından’

Uluslararası avukat Paula Martin Ponz, CPT ve AK’nin tecrit sessizliğini Türkiye ile ‘suç ortaklığı’ olarak nitelendirerek, Kürt sorunun çözümün Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması olduğuna dikkat çekti

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağırlaştırılmış tecrit koşulları altında tutulan ve 27 ayı aşkın süredir de hiçbir haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’tan haber alınamıyor. Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecridin kırılması ve fiziki özgürlüğü için yapılan başvuru ve çağrılar ise Adalet Bakanlığı tarafından görmezden geliniyor.

Türkiye tarafından tecrit sürdürülürken uluslararası alanda bu tecridin kırılması, siyasallaşan yargı ve Kürt sorununun çözümü için tartışmalar, konferanslar ve paneller ele alınmaya devam ediyor. En son geçtiğimiz hafta Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan Avrupa Parlamentosu’nda (AP) Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Avrupa Avukatlar Birliği (ELDH) ile Uluslararası Hukuk ve Demokrasi Derneği (MAF-DAD) ile AP’nin Sol Parti (Die Linke), Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı (S&D) işbirliğiyle “Türkiye’de Hak ve Özgürlükler: Hukuk, Cezaevleri ve Kürt Sorunu” başlıklı bir konferans yapıldı.

Adalet sistemi işlemiyor

Konferansa katılan ve tecrit delegasyonunda da yer alan Paula Martin Ponz, derinleşen mutlak tecridi, uluslararası kurumların yaklaşımını ve Türkiye’nin çözüm için atması gereken adımları değerlendirdi. Türkiye’deki yargı sisteminin tamamen AKP iktidarının çıkarları doğrultusunda kullanıldığını dile getiren Ponz, toplumsal dokunun tamamen tahrip olduğunu belirtti. Özerklikten yoksunluk ve mahkumlara kötü muamele Türk yargı sisteminin ana sloganı haline geldiğini Ponz, “Görülüyor ki adalet sistemi bağımsızlığını tamamen kaybetmiş, yargısallaştırmadan uzaklaşmıştır. Yani adalet sistemi iktidar partisinin çıkarları adına kullanılmaya başlanmıştır. Cezaevleri nüfusundaki bu büyük artış, adalet sisteminin işlemediğinin açık bir göstergesidir ve tahrip olmuş bir toplumsal dokuyu göstermektedir.” diye konuştu.

Öcalan ve halkına yapılan işkencelerin suç ortağıdır

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile ilgili derinleşen mutlak tecride dair Avrupa ve kurumlarının kararlarının olmasına rağmen bunu pratikte uygulamaya sokmadıklarını söyleyen Ponz, milyonlarca insana karşı yürütülen işkence ve tecridin suç ortağı olduğunu belirtti. Avrupa Konseyi’nin (AK) sorumluluğuna dikkat çeken Ponz, “Konsey kendi kararlarını uygulamalı ve kendi belirledikleri demokratik yolları izlemelidir. Avrupa Parlamentosu ve CPT, her ikisi de özünde insan hakları savunuculuğuna sahip ve her ikisi de Türkiye’yi şeffaflıktan yoksun olduğu, insan haklarını ve siyasi hakları ihlal ettiği için kınayan kararlar yayınlamıştır. Bununla birlikte, söz konusu organizmaların hiçbiri kendi anlaşmalarındaki yaptırımları uygulamıyor. Bu, Türkiye ile söz konusu organizmalar arasındaki ilişkinin nasıl bağlayıcı anlaşmalara değil, daha derin ve karanlık amaçlara tabi olduğunu ve Avrupa Parlamentosu ile CPT’nin bilgilendirmeyi engelleyerek veya kendi kararlarını uygulamayarak aktif bir şekilde başkalarının yaşamlarını ve haklarını tehlikeye attığını göstermektedir. Milyonlarca insanın, Sayın Öcalan ve halkına yapılan işkencelerin suç ortağıdır. Avrupa Konseyi, bu gerçeği ortadan kaldırarak, yok sayarak Türkiye’nin duyarsızlaştırdığı suç faaliyetinin suç ortağı haline geliyor” sözlerini kullandı.

Ortak çözüm Öcalan’ın özgürlüğü

İmralı tecridinin tüm Kürt halkına verilmiş bir ceza olduğunu vurgulayan Ponz, Türkiye yargı sisteminin özgürlük mücadelesi veren halkların mücadelesini yok etmek için işletildiğini belirtti. Ceza sisteminin siyasi özgürlük mücadelesi veren tüm halkların mücadelesini yok etmeye çalışmak için uygulandığı söyleyen Ponz, “Bölgenin, herkesin gelecekteki çözümün bir parçası olabileceği ortak bir yol bulması ve bu çözümü başarmak için hiç şüphesiz Öcalan’ın serbest bırakılmasından başlayarak Kürt sorununu çözmenin en önemli noktası olarak ele almaları gerekiyor. Öcalan’a ilişkin verilen ceza tüm Kürt halkına verilmiş bir cezadır ve İmralı Cezaevi’ndeki tutsaklar üzerinde uygulanan tecrit sisteminin sadece diğer cezaevlerine değil tüm topluma nasıl yayıldığını açıkça görmekteyiz” dedi.

Öcalan’ın serbest bırakılması kaçınılmaz adım

Uluslararası kurumların Türkiye halklarının barış mücadelesini dinlemesi gerekliliğini belirten Ponz, bunun için Abdullah Öcalan’ın bırakılmasının kaçınılmaz bir adım olduğunu belirterek şunları söyledi: “Hepsi Türkiye’de devam eden gidişata karşı sorumlu olduğunun farkında olmalı. Kendi kararlarını uygulamayarak ve raporların yayımlanmaması gibi -CPT örneğinde olduğu gibi- bilgilendirmeyi engelleyerek Türk soykırım uygulamalarına izin vermekte ve hatta teşvik etmektedir. Bu nedenle tüm kurumlara, Türk devletinin bu tavrını durduracak politikaları uygulamaya koymaları, toplumu ve barış mücadelesini dinlemeleri çağrısında bulunuyoruz. Bunun için Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması, siyasi tutsakların serbest bırakılmasının da önüne geçilemeyeceği gibi, kaçınılması mümkün olmayan bir adımdır. Bu bağlamda, her demokratik kurum, mevcut duruma bir çözüm bulunmasına yardımcı olma zorunluluğunu hissetmelidir.”

Haber: Melek Avcı/JinNews

 

#Paula #Martin #Ponz #CPTnin #sessizliği #Türkiye #ile #suç #ortaklığından

ABD’den Qamişlo’daki saldırıya ilişkin açıklama

Qamişlo-Tirbespiyê yolundaki saldırısına ilişkin değerlendirme yapan ABD, Türkiye’nin Suriye’de neden çalıştıklarını anlaması gerektiğini söyledi

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby Washington’da yaptığı basın toplantısında Qamilo’daki saldırıya ilişkin konuştu. Qamışlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Lîman Şiwêş ve sürücü Fırat Tûma’nın öldüğü ve Türkiye’nin sorumlu tutulduğu SİHA saldırısını sorulması üzerine Kirby soruya “Türkiye’nin de Suriye’de ne yaptığımızı, neden yaptığımızı ve kimlerle neden çalıştığımızı anlaması gerekiyor” yanıtını verdi.

DAİŞ’e karşı ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki işbirliğinin devam edeceğini söyleyen Kirby “IŞİD zayıfladı, ancak Suriye ve Irak için hâlâ bir tehdit. Bu nedenle, IŞİD’e karşı uluslararası koalisyon, bu tehdide karşı koymak için SDG ile birlikte çalışmaya devam edecektir” dedi.

DIŞ HABERLER

#ABDden #Qamişlodaki #saldırıya #ilişkin #açıklama

Colemêrg’de 15 günlük yasak kararı: Gerekçe koronavirüs

Colemêrg de toplantı ve yürüyüşler 15 gün yasaklanırken gerekçe olarak koranavirüs sürüldü

Colemêrg’de toplantı ve yürüyüş, oturma eylemi, basın açıklamaları, açlık grevi, çadır kurma, stant açma gibi eylem ve etkinlikler 21 Haziran saat 00.01’den 5 Temmuz 2023 saat 23.59’a kadar 15 gün süreyle yasaklandı.

Koronavirüsü de gerekçe yapan Valilik, şu açıklama da bulundu: “koronavirüs salgınının yayılmasının önlenmesi, meydana gelebilecek olası provokasyonların ve yaşanması muhtemel toplumsal olayların önlenmesi amacıyla bazı önlemlerin alındı”

HABER MERKEZİ

#Colemêrgde #günlük #yasak #kararı #Gerekçe #koronavirüs

Açlık grevi 35’inci günde: Aileden duyarlılık çağrısı

Hewlêr Cezaevi’nde hak ihlallerine karşı başlattıkları açlık grevi 35’inci günde olan Mazlum Dağ’ın ailesi, yaşanan baskılara dikkat çekerek, Kürt halkına ve uluslararası kurumlara duyarlılık çağrısı yaptı

Federe Kurdistan Bölgesi’nde 17 Temmuz 2019’da Türkiye’nin Hewlêr Başkonsolosluğu’nda grevli diplomat Osman Köse ile Irak vatandaşı Neriman Osman ve Beşdar Ramazan’a yönelik saldırı gerekçe gösterilerek idam cezası verilen Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’in başlattığı açlık grevi 35’inci günde.

Hewlêr Cezaevi’nde tutulan Dağ ve Er, kendilerine yönelik keyfi arama, fiziki şiddet ve hakaret, tek tip elbise dayatmasına karşı 18 Mayıs’ta başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi sürüyor.

Baskılar arttıkça arttı

Açlık grevinde olan Mazlum Dağ’ın annesi Kudret Dağ, oğluna yönelik baskıların arttığını belirterek, “Önce onları birbirinden ayırarak, tekli hücreye koydular. Ardından da cezaevinde onlara kontör satmadıkları için eskisi gibi bizi aramıyor. Bayram öncesinde her gün telefonla arardı. Ancak onların dayatmasını kabul etmedikleri için telefon görüşmesinde haftada bir defa ve 2 dakika konuşabiliyoruz. Baskılar artığı için 35 gündür açlık grevindeler” diye konuştu.

Cezaevinde baskılar olduğunu ve tutuklulara boyun eğdirilmeye çalışıldığını belirten anne Dağ, oğlu ve Er’in avukatsız şekilde yargılandığını ifade etti. Anne Dağ, cezaevi idaresinin avukat görüşüne dahi izin vermediğini ifade etti.

Çocuklarımızın temel hakları verilsin

Anne Dağ, en son geçen sene Ramazan Bayramı’na 12 gün kala açık görüşe gittiğini ve daha sonra ise görüşe gidemediğini ifade etti. Çocuklarının kendiliğinden bu tür eylemelere başvurmadığını hatırlatan Dağ, “Çocuklarımızın temel hakları verilsin. Bu baskılara son verilsin. Diğer tutuklulara tanınan görüş ve telefon hakları, bizim tutuklulara da tanınsın. Tek tip uygulamasına son verilsin. Bu konuda başta yetkililer olmak üzere herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

KDP’ye tepki

Baba Zeki Dağ da çocuklarının Irak Anayasası’na göre değil Federe Kurdistan Bölgesi’nin kendi hukukuna göre yargıladığını dile getirerek, “Kürt, Kürde bunu yaparsa başkaları ne yapar acaba?” dedi.

Duyarlılık çağrısı

Baba Dağ, 35 günü geride bırakan süresiz dönüşümsüz açlık grevine karşı duyarlılık çağrısı yaparak, “Avrupa’daki halkımız basın açıklaması yaparak ve oradaki sivil toplum örgütlerine mektuplar göndererek bir kamuoyu oluşturmalıdır. Kürtler arasında böylesi bir durum yaşanması kabul edilemez ve ayıptır. Sorunun çözümü için 4 parçadaki Kürt liderleri, yazarlar ve halkımızın eyleme karşı daha duyarlı olmasını ve sahiplenmesini istiyoruz. Onların yalnız olmadığını hissettirmeliyiz” diye konuştu.

AMED

 

 

 

#Açlık #grevi #35inci #günde #Aileden #duyarlılık #çağrısı

Denizli’de kaza: 2 ölü, 6’sı ağır 20 yaralı

Denizli’nin Çardak ilçesinde meydana gelen trafik kazasında 2 kişi hayatını kaybetti, 6’sı ağır 20 kişi yaralandı

Denizli Çardak ilçesi Denizli-Afyonkarahisar karayolu üzerinde kaza medyana geldi. Ankara istikametine doğru seyir halinde olan TIR, karşı şeride geçerek, Düzce’den Muğla’nın Bodrum ilçesine giden yolcu otobüsüyle çarpıştı.

Yaşanan kazada 2 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi ise yaralandı. Yaralılardan 6’sının durumunun ağır olduğu öğrenildi.
Yaralılar, Çardak ve Denizli devlet hastanelerine kaldırılarak tedavi altına alınırken, yaşamını yitirenlerin cenazesi morga kaldırıldı.

DENİZLİ

#Denizlide #kaza #ölü #6sı #ağır #yaralı

Kürt müzisyen Alp’in seslendirdiği Kürtçe şarkılar ‘suç’ sayıldı

Kürt müzisyen Cafer Alp, seslendirdiği şarkılar, ‘Hukuka aykırı delil’ olarak kabul edilen gizli kamera çekimi üzerinden hapis cezasına çarptırıldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından 7 Mayıs 2017 tarihinde Bursa’da düzenlenen pikniğe katılan müzisyen Cafer Alp, piknikte seslendirdiği şarkılar nedeniyle etkinliğin düzenlendiği gün gözaltına alındı. Alp, 2 günlük gözaltı sürecinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. 24 Ağustos 2017 tarihinde tahliye edilen Alp hakkında “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla dava açıldı. Bursa 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi, yaklaşık 6 yıl süren yargılamanın ardından Alp’e “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 1 yıl 8 ay hapis cezası verdi.

‘Hukuka aykırı delil’

Mahkeme, 23 Mayıs 2023 tarihinde gerekçeli kararını açıkladı. Kararda, Alp’in etkinlikte seslendirdiği “Onurlu Bir Halkız Biz” adlı Türkçe şarkı ile “Bijî bijî YPG” şarkısı suç sayıldı. Ayrıca Alp’in seslendirdiği parçalarda geçen “Kürdistan”, “gerilla” ve “YPG” ifadeleri ise suçlama konusu yapıldı.

Gerekçeli kararda, Alp’in pikniğe müzisyen olarak katıldığı belirtilirken, polislerin yaptığı çekimin ise “gizli çekim” olduğu bilgisine yer verildi. Kararda, gizli çekimin ilgili kanun maddesine göre yapılmış çekimler olmadığı ve “hukuka aykırı delil” olduğu vurgulandı. Ancak söz konusu gizli çekimlere rağmen Alp’e ceza verilmesi dikkat çekti.

‘İrademiz hiçbir zaman kırılmayacak’

Hakkında verilen cezaya dair Mezopotamya Ajansı’ndan Rukiye Adıgüzel’e konuşan Alp, “Ben Ahmet Kaya dönemindeki zihniyetin halen değişmediğini, devam ettiğini düşünüyorum” dedi. Kürt sanatçılara ve Kürtçeye dönük tahammülsüzlüğün devam ettiğini ifade eden Alp, iktidarın baskılarına karşı yılmadıklarını vurguladı. Kültür ve sanat faaliyetleri nedeniyle polis şiddetine ve tutuklamalara maruz kalmak istemediklerine dikkati çeken Alp, “Kültürümüzü yaşatıp, özümüze uygun ve özgürce bir hayat yaşamak için çalışıyoruz. Buna müsaade etmeyerek, sıkıntı yaratmaya çalışıyorlar. Ama biz yılmış değiliz. Bu söylenenler, yapılanlar, cezalar hiçbir şekilde bizim üzerimizde baskı kuramayacak. İrademiz hiçbir zaman kırılmayacak” dedi.

Kürt kültürüne sahip çıkma çağrısı

Baskılara karşı direneceklerini vurgulayan Alp, “Çünkü kabullendikçe yok olmaya yüz tutmuş bir halk gerçekliği, kültür gerçekliği doğacak. Bu hukuksuzluğu herkes duymalı. Bu zulme öyle ya da böyle en azından vicdanlı insanlar karşılık verecektir” diye kaydetti. Alp, inkar politikalarına karşı “Kürt kültürüne sahip çıkma” çağrısı yaptı.

HABER MERKEZİ

 

#Kürt #müzisyen #Alpin #seslendirdiği #Kürtçe #şarkılar #suç #sayıldı

AKP’li Belediye Başkanı’na cinsel istismardan soruşturma

AKP’li Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş hakkında cinsel saldırı suçundan soruşturma açıldı. Ancak Demirtaş hakkında idari soruşturma yok

AKP’li Zonguldak Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş hakkında kadın çalışana cinsel saldırıda bulunmak suçundan soruşturma başlatıldı. Soruşturma dosyasında AKP’li başkanın kadına yönelik kullandığı sözler de yer aldı.

Halk TV’nin haberine göre, AKP’li Demirtaş’ın, 2017 yılında belediyede işe başlayan kadını yaklaşık 6 ay boyunca sözlü olarak taciz etti.

Ayrıca 2021 yılında başka bir kadına, işe girişinden yaklaşık 2 ay sonra cinsel saldırıda bulunduğu belirtildi. Soruşturma devam ederken dosyaya giren yazışmalar ortaya çıktı.

Hala görevinde olan Demirtaş hakkında başlatılan idari bir soruşturma da bulunmuyor. Telefonla ulaşılan Demirtaş, hakkında açılan soruşturmanın açık olduğunu ve devam ettiğini belirtti.

ZONGULDAK

#AKPli #Belediye #Başkanına #cinsel #istismardan #soruşturma