Ana Sayfa Blog Sayfa 279

Demirbaş: Lozan’da Kürtlerin hakları gasp edildi

Lozan Antlaşması’nın yüzüncü yılında Kürt birliğinin önemine değinen siyasetçi Abdullah Demirbaş, Lozan’ın,  birtakım işbirlikçiler üzerinden Kürtlerin haklarının gasp edildiğini söyledi

İsviçre’nin Lozan kentinde 24 Temmuz 1923’te bir araya gelen Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya’nın ortak imzaladığı Lozan Antlaşması, Kürtlerin ve Türkiye’de yaşayan diğer azınlıkların inkarına ve asimilasyonuna dayanak oldu. Kurdistan topraklarını dört egemen devlet arasında pay eden antlaşma, yüzüncü yılına girdi.

Lozan Anlaşması’nın yüzüncü yıldönümü nedeniyle geçtiğimiz günlerde İsviçre’nin Lozan kentinde Lozan Belediyesi, İsmet Şeref Vanlı, Paris Kürt Enstitüsü ve İsviçre-Ermenistan Derneği tarafından “1923 Lozan’ından 2023 Lozan’ına” isimli konferans düzenlendi. Konferansa katılan Kürt siyasetçi Abdullah Demirbaş, Lozan’ın yüzüncü yılında Kürt birliğinin önemine dair değerlendirmelerde bulundu.

600 delegeli konferans düzenlenecek

Konferansta Lozan Antlaşması’nın yeni bir anlaşmayla bitirilmesi görüşünün açığa çıktığını aktaran Demirbaş, bunun için Kürtler arası birliğin önemi üzerinde durdu. Kürt birliğinin bu süreçte önemli olduğunun altını çizen Demirbaş, Kurdistan Ulusal Kongresi (KNK) öncülüğünde 22-23-24 Temmuz’da Lozan’da 175 parti, sivil toplum örgütü, aydın ve yazarların yer aldığı en az 600 delegenin katılımıyla gerçekleştirilecek konferansta yürütülecek tartışmaların önemli bir sonuç açığa çıkaracağını vurguladı.

Lozan’da Kürtlerin hakları gaspedildi

Lozan Antlaşması’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ideolojisinin tasdiki olduğunu belirten Demirbaş, Lozan’ın,  birtakım işbirlikçiler üzerinden Kürtlerin haklarının gasp edildiğini söyledi. Lozan’a katılanların siyasi korucu olarak Kürtlerin haklarının yok edilmesinin aleti olduklarına dikkat çeken Demirbaş, “Bugün de aslında bir takım siyasi çevreler üzerinden bir siyasi koruculuk yaratılarak, işbirlikçi Kürtler yaratılarak Lozan’ın yüzüncü yılında yeni bir süreç başlatmak istiyorlar. Bu anlamıyla önemli bir süreç” şeklinde konuştu.

Lozan Kürtlerin kalbinde bir hançerdir

Lozan Antlaşması’yla birlikte Kurdistan’ın sadece bölgesel olarak bölünmediği değerlendirmesinde bulunan Demirbaş, Lozan’ın “böl, parçala, yönet” politikası ile Kürtlerin, aşiretsel, mezhepsel ve iller bazında da birden fazla bölünme yaşanmasına neden olduğunu söyledi. “Lozan Kürtlerin kalbinde bir hançerdir” diyen Demirbaş, Lozan’ı bazı Kürtlerin arkadan hançerlemesi olarak gördüğünü söyledi.

Planlara karşı birlik olmalıyız

Lozan Anlaşması’nın 1921 Anayasa’nın inkarı, 1924 Anayasa’nın temel anlaşması olduğunu söyleyen Demirbaş, resmi devlet ideolojinin de 1924 Anayasası’yla tescillendiğini kaydetti. 1924 anayasasında inkarı ve imhayı esas alan tekçi devlet yapısı olduğunu belirten Demirbaş, “Bu haliyle Cumhuriyetin tanınmasına destek veren Kürtlerin çoğu devletçi ve iktidarcı güçler olduğunu unutmamız gerek. Türkiye Cumhuriyeti, şimdi benzer süreci yeniden uygulamaya sokmak istiyor. Bölgede daha çok muhafazakar, Taliban zihniyeti ve kendine yakın bir takım işbirlikçi çevrelerle, işbirlikçi Kürtler yaratmak istiyor. Devlet bu planıyla Lozan’ın yüzüncü yılında ‘Kürtlerin bir sorunu yok, bizim sorunumuz terörizmle var’ diyecekler. Bunu sağladıktan sonra da dönüp işbirlikçi Kürtleri yok edecek. Bu tarih boyunca böyle olmuştur. Bu nedenle biz sürecin aynı şekilde ilerlediğini görmeliyiz ve buna karşı birlik olmalıyız” ifadelerini kullandı.

Özgür bir Kurdistan’da yaşamak istiyoruz

Yeni Lozan’da Kurdistan’da bulunan tüm farklı inanç ve kimliklerin kabul edilmesi gerektiğini dile getiren Demirbaş, “Eğer özgür ve eşit yurttaşlar olarak yaşamak istiyorsak, ulusal çıkarlar etrafında kenetlenmeli ve siyasi ittifakımızı oluşturmalıyız. Ne istediğimizi dünyaya duyurmalıyız. Artık köle olmak istemiyoruz, özgür bir Kurdistan’da yaşamak istiyoruz” dedi.

Haber: MA / Esra Solin Dal

 

#Demirbaş #Lozanda #Kürtlerin #hakları #gasp #edildi

Tahliye olduğu gün yeniden tutuklanan Manap’ın karar duruşması yarın

30 yılın ardından tahliye olduğu gün olan 1 Aralık’ta yeniden gözaltına alınıp tutuklanan Şadiye Manap hakkında ‘Örgüt kurmak ve yönetmek’ iddiasıyla açılan davanın karar duruşması yarın. Aile davaya katılım çağrısı yaptı

Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nden 1 Aralık 2022 tarihinde tahliye edilir edilmez yeniden gözaltına alınıp tutuklanan 30 yıllık tutuklu Şadiye Manap hakkında, “Örgüt kurmak ve yönetmek” iddiasıyla açılan davanın üçüncü ve karar duruşması yarın Kocaeli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

İşkencede kaldı

1992’de Riha’da (Urfa) gözaltına alınan ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılanan Manap’a, müebbet hapis cezası verildi. Tutuklandığında henüz 24 yaşında olan Manap birçok cezaevinin ardından son olarak da Gebze’de cezaevinde kaldı. Cezaevinde kaldığı süreçte sayısız işkenceye maruz kalan Manap, birçok kez de açlık grevi eylemlerine katıldı.

Tahliye günü gözaltı

Manap, tahliye işlemlerinin ardından henüz cezaevinden çıkmadan, daha önce hakkında yürütülen 2020 tarihli bir soruşturma gerekçesiyle Kocaeli Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alındı. Manap 5 Aralık’ta Kocaeli Adliyesi’ne götürülerek savcılıkta ifadesi alınmadan tutuklama talebi ile Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlik Şadiye’nin tutuklanmasına karar verdi. “Örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan Manap, daha sonra Kandıra Cezaevi’ne götürüldü.

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “Örgüt yönetmek” iddiasıyla Şadiye hakkında hazırladığı iddianame, Kocaeli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Manap hakkında açılan davanın ilk duruşması ise 12 Mayıs’ta Kocaeli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Karar duruşması yarın

1 Haziran’da görülen ikinci duruşmaya ise Şadiye, Ses Görüntü ve Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlandı. Manap’ın avukatları, suçlamaya konu olan delillerin incelenmesi talebinde bulundu. Manap’ın avukatlarının talebini kabul eden mahkeme heyeti, duruşmayı 21 Haziran tarihine erteledi.

Neyin intikamını alıyorlar?

Duruşma öncesi konuşan Manap’ın ailesi, Manap hakkında hazırlanan iddianamenin yasaya uygun olmadığının altını çizdi. Aile, “Kendilerine göre yorum yapmışlar. Şu an içeride tutmaya çalışıyorlar. Şadiye, şu ana kadar Türkiye’de en uzun yatan kişi. 32 buçuk yıl yattı. Bu kadar hukuksuzluk karşısında çok umutsuz ve güvensiziz. Hiçbir yerde hukukun işlemediğini biliyor olmak çok çok üzücü. 30 yıl neyin intikamı ve yetmedi? ” sözleriyle tutukluluğun devam ettirilmesine tepki gösterdi.

Duruşmaya destek çağrısı

2022’nin Ekim ayından beridir dört kez Manap tahliye edilecek diye cezaevi önünde bekleyip geri döndüklerini paylaşan ailesi, “Gittikçe içerideki insan sayısı dışarıdakinden fazla hale geliyor. Umarım insanlar daha çok duyarlı olur ve bir işe yarar” diyerek karar duruşması için destek çağrısı yaptı.

Kaynak: JINNEWS

#Tahliye #olduğu #gün #yeniden #tutuklanan #Manapın #karar #duruşması #yarın

İran’da 8 yaşındaki kız çocuğu şiddet sonucu hayatını kaybetti

İran’da 8 yaşındaki bir kız çocuğu üvey babası tarafından uğradığı şiddet sonucu hayatını kaybetti

İran’ın Karaj kentinde üvey babası tarafından şiddete uğrayan 8 yaşındaki kız çocuğu hayatını kaybetti. Kız çocuğunun organları annesi tarafından bağışlandı.

Ağır yaralandı

Şiddet sonucu ağır yaralanan Matina Mehri adlı 8 yaşındaki çocuk, Rasul Akram Hastanesi’ne kaldırıldı. Vücudunda çok sayıda morluk olan Mehri’nin kafasına darbe aldığı ve bir bacağının da kırıldığı öğrenildi. Doktorlar, hastanede bir hafta tedavi altında kalan Mehri’nin kafatasındaki ağır darbeden dolayı hayatını kaybettiğini açıkladı.

Üvey baba gözaltına alındı

Annesi, Mehri’nin organlarını bağışladı. Üvey babanın da tutuklanarak adli makamlara teslim edildiği kaydedildi.

DIŞ HABERLER

#İranda #yaşındaki #kız #çocuğu #şiddet #sonucu #hayatını #kaybetti

‘Kimse Anzele’ye sahip çıkmadı’

Havaların ısınmasıyla çocukların serinleme mekanı haline gelen Anzele’yi anlatan Yusuf Turcan, ‘Kimse buraya sahip çıkmadı. Beton yığını bırakmışlar’ dedi

Bir zamanlar efsanelerin anlatıldığı ve balıklı havuz olarak bilinen Anzele, bugün ise çocukların serinlemek için uğrak mekanı haline geldi. Her ne kadar “Dikkat havuza girmek tehlikeli ve yasaktır” yazılı uyarı tabelası olsa da Amed’de sıcaklığın 35 ila 40 derecelerde seyretmesiyle çocuklar serinlemek için Anzele’ye akın ediyor. Ailelerin de uğrak yeri olan parkta, çocuklar alternatif havuzlar olmadığı için tehlike içinde yüzüyor. Yüzmenin tehlikeli olduğu Anzele’de hem tarih hem de çocukların güvenliği yetkililer tarafından göz ardı ediliyor.

1950’lerde şehrin üç önemli su kaynaklarından biri olan Anzele’nin yolculuğu, tarihi Sûr ilçesinin 4 ana kapısından biri olan Mardin Kapı’dan geçerek Hevsel Bahçeleri’ne kadar uzanıyor. Kentte yaşanan çarpık kentleşme ile kaybolan Anzele, sonrasında belediyenin çalışmalarıyla yeniden kentte kazandırılsa da hala turisttik özelliğe kavuşturulmadı.

 Anzele’yi anlattı

Melikahmet Mahallesi’nde doğup büyüyen ve hala yaşamını burada sürdüren Yusuf Turcan Mezopotamya Ajansı’na tanıklık ettiği Anzele’nin yakın tarihini anlattı. Anzele’nin daha önce kesimhane (mezbaha) olduğunu hatırlatan Turcan, arka kısmının da tabakhane olduğunu kaydetti. Turcan, “Burası açık alandı. Topraklı yerdi. Burada ciğerciler vardı. Annemiz, kardeşimiz buraya gelip yün çırpıyordu. Yün yıkıyorlardı. Çamaşır yıkarlardı. Tabi bu eski hali değil. Bayramlarda burada davul zurna çalınırdı. Millet şen şakrak eğlenirdi” diye aktardı.

‘Buranın hakkını vermediler’

Anzele’nin hak ettiği ilgiyi görmediğini dile getiren Turcan, “Buranın hakkını vermediler. Buranın hakkını verselerdi, bambaşka olurdu. Çok büyük balıklar vardı. Et, ciğer ve sakatat parçalarıyla beslenirdi. O zaman ziyaret balığı derlerdi. Kimse karışmazdı. Burası çamaşır yıkama, yün çırpma yeriydi, o kadar. Bugün Urfa’da da var. Orada çocuk var mı? Burası turistik bir yer. Belediye açsın bir halk havuzu, bu çoluk çocuk orada yüzsün. Burası turistik yerdir. Tarihi var buranın. Buranın eski bir tarihi var, konuşulmaz. Burada geçim derdi yoktu. Sıkıntı yoktu. Herkes birbiriyle abi kardeş gibiydi. Buraya bir an evvel el atılması lazım. Urfa’yı nasıl yapmışlarsa, burayı da öyle yapsınlar. Biz layık değil miyiz? Yıllardan beridir kimse buraya sahip çıkmadı. Beton yığını bırakmışlar. Neye yarar?” ifadelerini kullandı.

AMED

#Kimse #Anzeleye #sahip #çıkmadı

Menzil Cemaati çiftliğindeki iki çocuğun ölümüne 24 taksitli para cezası

Menzil Cemaati’nin çiftliğinde iki ve üç yaşındaki iki çocuğun yem karma makinesine kapılarak ölümüne neden olanlara verilen para cezası 20 ile 24 taksitlere bölündü

Menzil Cemaati’nin çiftliğinde iki ve üç yaşındaki iki çocuğun yem karma makinesine kapılarak öldüğü olayın üzerinin kapatıldığı öne sürüldü. BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre Cemaatin çiftlikte kaçak olarak çalıştırdığı Suriyeli bir ailenin iki küçük çocuğu 21 aralık 2018’de traktöre bağlı yem karma makinesine kapıldı. İki yaşındaki Selin ve üç yaşındaki Mehmed isimli kardeşler olay yerinde feci şekilde öldü.

Verilen ceza takside bölündü

Çocukların ölümünün ardından şüpheliler hakkında “Taksirle iki kişinin ölümüne neden olma” suçundan Konya Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Olayla ilgili hazırlanan bilirkişi raporunda, traktör ile yem karma makinasına bağlandığı yerde yaklaşmayı önleyici herhangi bir korumalığın bulunmadığı, çevrede herhangi bir uyarı ikaz levha ve işaretlerinin bulunmadığı belirtildi. Mahkeme çiftliğin resmi sahibi olan Menzil mensubu Rayhan Tülek ile onun işlerini yürüten Mehmet Değiş ve Semerkand Vakfı’nın Konya Şubesi’nin müdürü de olan Bekir Başpınar’ı toplamda 60 bin 700 TL adli para cezasına çarptırdı. Üç kişiye “Taksirle iki kişinin ölümüne neden olma” suçundan verilen para cezası 20 ile 24 taksitlere bölündü.

HABER MERKEZİ

 

 

#Menzil #Cemaati #çiftliğindeki #iki #çocuğun #ölümüne #taksitli #para #cezası

Tutuklulara ‘Türkiye’de yaşıyorsanız Türkçe konuşacaksınız’ dayatması

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde kendi aralarında Kürtçe konuşan tutuklulara, ‘Türkiye’de yaşıyorsanız Türkçe konuşacaksınız‘ denildi

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mezopotamya Ajansı editörü, gazeteci Dicle Müftüoğlu’nun haberine göre,  cezaevindeki tutuklular, hastaneye götürüldükleri esnada anadilleri Kürtçe konuştukları için ırkçılığa maruz kaldı. 15 Haziran’da Sincan Kampüs Hastanesi’ne götürülen tutuklular, muayene öncesi bekletildikleri nezarethanede kendi aralarında Kürtçe konuşmaya başladı. Bu esnada hastanede görevli kadın komutan, müdahale ederek “Kürtçe konuşmayın, Türkçe konuşun. Türkiye’de yaşıyorsanız Türkçe konuşacaksınız” dayatmasında bulundu. Tutukluların “Anadilimiz Kürtçe, anadilimizi konuşuyoruz” tepkisinde bulunması üzerine aynı komutan, “O zaman oturun yerinize, konuşmayın” sözleriyle engellemesine devam etti.

‘İstediğimi söylerim, istediğimi yaparım’

Tutuklular, “Bu şekilde yaklaşamazsınız. Nasıl davranacağımız konusunda emir veremezsiniz” tepkisinde bulundu. Kadın komutan, bunun üzerine, “Buradaysanız dediğimi yapmak zorundasınız. İstediğimi söylerim, istediğimi yaparım” yanıtı verdi. Tutukluların nezarethanede kelepçenin çıkartılmasını istemesi üzerine komutan, “Bekleyin öldünüz mü” diyerek gerginliğini sürdürdü.

Irkçılığa karşı duyarlılık çağrısı

Kadın tutuklular, daha sonra komutanın ırkçı yaklaşımlarına dair savcılık, İnfaz Hakimliği ve Sincan Jandarma Komutanlığı’na şikayette bulundu. Kamuoyuna ve insan hakları örgütlerine seslenen tutuklular, duyarlılık çağrısı yaptı.

 ANKARA

 

#Tutuklulara #Türkiyede #yaşıyorsanız #Türkçe #konuşacaksınız #dayatması

Son 2,5 yılda dünyada mülteci sayısı 30 milyon arttı

UNHCR’un hazıladığı verilere göre, dünyadaki mülteci sayısı 2020’den bu yana 80 milyonu buldu. Ukrayna Savaşı, Sudan’daki çatışmalar ve Afganistan’daki göçlerle birlikte bu sayı son üç yılda 30 milyon arttı

Küresel be bölgesel yaşanan krizler, savaşlar ve salgın hastalık dünya üzerinde milyonlarca insan yerinden edildi, göç yollarına düştü.  İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük insani krize neden olan bu göç dalgası bölge politikalarını, sosyo-ekonomik yapıları değiştirirken Avrupa ve Türkiye’de yükselen sağcı ve ırkçı akımların da temel argümanını oluşturdu. Dünyada yaşanan korona salgını başta olmak üzere yine Türkiye’de 6 Şubat 2023’te art arda gerçekleşen depremlerle birlikte ya mülteciler görünmez ya da bu durumda ortaya çıkan histerinin hedefi haline geldi.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Bürosu’nun (UNHCR) 2022’de yayınladığı rapora göre, 2022’deki rakamlar özellikle 2020’de patlaması beklenen mülteci sayısını da geçti. Dünya milyonlarca insan salgınlar, savaşlar, kuraklık, deprem, ekonomik kriz ve anti-demokratik uygulamalardan dolayı yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kaldı. UNHCR’in verilerine göre, şu an küresel toplam mülteci sayısı 110 milyon. Bu rakam 2020’de ise 80 milyondu. Yani ortalama 2,5 yılda yaklaşık 30 milyon yeni mülteci arttı.

Artış devam ediyor

UNHCR’nin “Zorla Yerinden Edilmeye İlişkin Küresel Eğilimler 2022 Raporu” 2022 yılı sonu itibarıyla yerinden edilmiş kişilerin sayısının şimdiye kadarki en büyük artışı göstererek, bir önceki yıla göre 19,1 milyon artışla 108,4 milyona ulaştığını gösteriyor. Yine aynı rapora göre, Sudan’daki çatışma yeni yerinden edilmeleri tetikleyerek Mayıs ayı itibarıyla toplam sayıyı tahminen 110 milyona çıkardı. Ayrıca küresel zorla yerinden edilmedeki artış 2023 yılında da devam ediyor.

‘2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek artış’

2022 yılında yerinden edilmedeki en önemli itici gücünü ise Ukrayna’daki savaş gerçekleştirdi. Ukrayna’dan gelen mültecilerin sayısı 2021 yılı sonunda 27 bin 300 iken, 2022 yılı sonunda 5,7 milyona yükseldi. UNHCR’nin hazırladığı rapora göre bu istatistik, 2’inci  Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyada mültecilerin ülkelerinden en hızlı çıkışını temsil ediyor. Öte yandan Taliban’ın yönetimi ele geçirmesiyle Afganistan da en çok göç veren ülkeler arasında. Yine Jîna Emînî’nin öldürülmesinden sonra İran’da başlayan protestolar ve devamında burada uygulanan baskılar sonrası İran’da da göçler sürüyor. Hatta Türkiye’deki bazı kaynaklar İranlıların Türkiye’ye turist olarak gelip buradan Avrupa ülkeleri için vize başvurusunda bulunduklarının altını çiziyor fakat net bir rakam bilinmiyor. Aynı rapora göre Afganistan’dan gelen mültecilerin sayısına ilişkin tahminler, çoğu önceki yıllarda İran’a gelmiş olan Afganların yeniden düzenlenmiş tahmini sayıları nedeniyle 2022 yılının sonunda keskin bir artış gösteriyor.

En fazla sığınmacı Türkiye’de

Dünyadaki en çok mülteciler arasında ise 6,5 milyonu “sığınmacı” haline gelen Suriye halkı var. 5,7 milyon kişiyle Ukrayna ve 5,7 milyon kişiyle Afganistan halkı ikinci ve üçüncü sırada yer alıyor. Rapora göre Türkiye, yaklaşık 3,6 milyonluk mülteci nüfusuyla dünyada en fazla mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan ülke. Türkiye’deki nüfusun 2021 sonuna göre yüzde 5 (191 bin kişi) azalarak 3,6 milyona indiği tahmin ediliyor. Bunların Suriye’de inşa edilecek, Türkiye’nin güvenli bölge olduğunu iddia ettiği yerlere gönderilip gönderilmediği ise bilinmiyor.

‘Avrupa’da yeni mülteci depoları’

2022’de Akdeniz’den gelerek Avrupa’ya ayak basmış mülteci sayısı 330 bin civarında. Avrupa Birliği ise bunu engellemek için 8-9 Haziran’da 15 ülkenin onayladığı ve mültecilerle ilgili uluslararası yasaları da yok sayan iki madde üzerinde uzlaştı. Maddelere göre artık sığınmacı olarak herhangi bir Avrupa ülkesine ulaşmış kişinin ilticası burada yapılmayacak. mülteciler Avrupa Birliği sınırlarına götürülecek ve ulaştıkları ülkede değil iltica işlemleri burada yapılacak ve işlemler yapılıncaya kadar buradaki kamplarda kalacak. Yine iltica için Avrupa ‘ikna edici’ gerekçe arayacak ve ikna olursa mülteci olarak alacak. İkinci madde ise mülteci almak istemeyen ülkelere kişi başı 20 bin Avro ödeyecek. Mülteciler ise para vermeyen ülkelere yerleştirilecek. Bu da Avrupa’nın kendi içinde yeni mülteci depoları yaratması anlamına geliyor.

‘Avrupa denizleri binlerce kişiye mezar etti’

Avrupa bu iki maddeyi Avrupa Parlementosu’na götürmek üzere oyladıktan bir hafta sonra 14 Haziran 2023 Çarşamba günü, 750 mülteciyi taşıyan bir gemi Libya’dan İtalya’ya ulaşmaya çalışırken Yunanistan açıklarında battı. Çeşitli ülkelerden göçmenlerin olduğu gemide, kesinleşen rakamlara göre, şimdiye kadar 80 kişi hayatını kaybetti. Rakamın açıklananın kat be kat üstünde olması bekleniyor. Bu facia sonrası Yunanistan’da mülteci politikalarına karşı kitlesel bir yürüyüş yapıldı. Özellikle Ege ve Akdeniz’de Frontex ve Avrupa ülkeleri tarafından uygulanan mevcut sınır kontrol politikaları, sığınma arayan göçmenlerin geri itilmesi, denizleri binlerce kişiye mezar etti.

Kaynak: Rojnews

#Son #yılda #dünyada #mülteci #sayısı #milyon #arttı

8 kentte operasyon: Cezaevi personeline ‘ihale fesat karıştırmaktan’ gözaltı

Sabah saatlerinde 8 kentte cezaevi personellerine yönelik ‘İşkence, eziyet, zimmet, ihaleye fesat karıştırma’ nedeniyle operasyon yapıldı. Yapılan operasyonda 22 kişi gözaltına alındı
Meletî (Malatya) merkezli 8 kentte cezaevi personellerine yönelik operasyon düzenlendi, operasyonlarda 22 kişi gözaltına alındı. Akçadağ Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Akçadağ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda görev yapan, tayin olan ve çeşitli suçlardan açıkta bulunan personellere yönelik Meletî, Semsûr (Adıyaman), Ankara, Xarpêt (Elazığ), Kayseri, Antalya, Kırıkkale ve Mersin’de eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonlarda, görevden açığa alınan 2 kurum müdürü ile 2 idari amir ve 18 infaz koruma memuru gözaltına alındığı açıklandı.

Gözaltı gerekçilerinin “İşkence, eziyet, görevi kötüye kullanma, zimmet ve ihaleye fesat karıştırma” olduğu belirtilirken, şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

MELETÎ

#kentte #operasyon #Cezaevi #personeline #ihale #fesat #karıştırmaktan #gözaltı

8 ilde 22 cezaevi personeli gözaltına alındı

8 ilde cezaevi personellerine yönelik “İşkence, eziyet, zimmet, ihaleye fesat karıştırma” nedeniyle yapılan operasyonda 22 kişi gözaltına alındı

Meletî merkezli 8 ilde cezaevi personellerine yönelik operasyon düzenlendi. Akçadağ Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Akçadağ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda görev yapan, tayin olan ve çeşitli suçlardan açıkta bulunan personellere yönelik Meletî, Semsûr, Ankara, Xarpêt, Kayseri, Antalya, Kırıkkale ve Mersin’de eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonlarda, görevden açığa alınan 2 kurum müdürü ile 2 idari amir ve 18 infaz koruma memuru gözaltına alındığı açıklandı. “İşkence, eziyet, görevi kötüye kullanma, zimmet ve ihaleye fesat karıştırma” gerekçeleri ile gözaltına alınan şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

#ilde #cezaevi #personeli #gözaltına #alındı

Dîlok’ta zincirleme kaza: 3 ölü, 5 yaralı

Dîlok’ta yaşanan zincirleme kazada 3 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı

Dîlok’ta ( Antep) tır, minibüs ve otomobilin çarpışması sonucu yaşanan zincirleme kazada üç kişi hayatını kaybetti.

Yaralanan beş kişi ise Dîlok’taki hastanelere kaldırıldı.

Kazada ölenlerin cenazeleri incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

DÎLOK

#Dîlokta #zincirleme #kaza #ölü #yaralı