Ana Sayfa Blog Sayfa 291

Dr. Heval Ebûbekir: Kürt halkı silahla yok edilmez kadim bir halk

Süleymaniye’de devam eden ‘100’üncü yılında Kürt sorununun çözümü’ konulu çalıştayda konuşan Süleymaniye Valisi Dr. Heval Ebubekir, ‘Kürtlerin silahla yok edilemeyeceğini belirterek; kadim bir halk olduğumuz için halen ayaktayız’ dedi

Kürdistan Ulusal Kongresi(KNK) Güney Kürdistan temsilciliği öncülüğünde bir çok yazar, aydın, siyasi parti temsilcisi ile tanınan bir çok şahsiyetin katılımıyla Emnesûreke salonunda “100’üncü yılında Kürt sorununun çözümü” konulu  çalıştayda gerçekleştirilen “Kürtler Lozan Anlaşması’nın 100’üncü yılında ortak yaşamla çözümü örüyor” şiarıyla sabah saatlerinde başlayan çalıştay, saygı duruşunun ardından KNK Eşbaşkan Yardımcısı bir konuşma yaparak KNK’nin mesajını paylaştı.

‘KNK’den birlik mesajı’

Mesajda, “KNK’nin temel amacı Kürt partileri arası birliği sağlamaktır. Kürt halkının çıkarları başta olmak üzere toprak ve ulusal çıkarlar bütün Kürt partilerin kırmızı çizgisi olmalıdır. Bunu yapabildiğimiz oranda başarıya ulaşırız. Düşmanımızın toprağımızı işgal etmesi için iş birliği yapmak yerine düşmanımıza karşı birlik olmalıyız” şeklinde vurgular yapıldı.

KNK Eşbaşkan Yardımcısının konuşmasının ardından panelistler kendi çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Panelist Kardo Muhammed: Anlaşmalar halkların kaderini belirler. Lozan Antlaşması uluslararası güçlerin çıkarları doğrultusunda halkların geleceğini yok etti. Bizim buna izin vermememiz gerekiyor. Güney Kürdistan’da 32 yıldır biz iktidardayız. Bu süre zarfında Kürt halkının statü kazanması için ne yaptık? Uluslararası imkanlardan yararlanamadık. Kadınlar mücadeleleri sonucu halkların umudu haline gelerek tarih sahnesine çıktılar. Fakat biz onlar kadar bu imkanlardan yararlanamadık, halkımıza fayda sağlayamadık. Bu kadar bedel ödememize rağmen buna denk bir başarı elde edemedik. Bizim Güney Kürdistan’da güçlü ve doğru bir sisteme ihtiyacımız var. Bizim ulusal stratejiyi esas alıp bunu genele mal etmemiz gerekir.

‘Lozan Kürtlerin birlik olmamasının bir ürünüdür’

Bilêse Cebar: Burada asıl önemli soru Lozan Anlaşması devam edecek mi yoksa etmeyecek mi? Hiçbir maddesinde geçerliliğini kaybedecek diye bir madde bulunmamaktadır. Eğer geçerliliğini kaybetmeyecekse ne yapmak gerekir? Türkiye yüzyıl öncesine oranla çok daha farklıdır. Bugünkü iktidar Atatürk rejimini değiştirdi. Bugün çok daha farklı bir rejimle karşı karşıyayız. Türkiye’ye göre Lozan Anlaşması onlar için büyük bir kayıptır. Çünkü Türkiye’ye göre Lozan onun sınırlarını daralttı. Bu nedenle Lozan Anlaşmasının kimi maddelerinde değişikliğe gidilerek kendi sınırlarını genişletmek istiyor. Lozan’ın kimi maddeleri bunu yapmasına olanak veriyor. Bu nedenle Türkiye Rojava’yı işgal etti. Hatay’da yaptığını bugün Rojava’da tekrarlamak istiyor. Bunu parlemento ya da referendum yoluyla yapmak istiyor. Çünkü bu şekilde Musul-Kerküke kadar tüm Kürdistan’ı işgal etmek istiyor. Zaten bugün Güney Kürdistan’ın birçok bölgesini işgal etmiş durumdadır. Lozan Kürtlerin birlik olmamasının bir ürünüdür.

‘Rojava’daki deneyim Ortadoğu krizine çözüm geliştirebilir’

PYD Güney Kürdistan Temsilcisi Cawîdan Kemal: Kürt halkından bahsedilecekse dört parça Kürdistan halkının tümünden bahsedilmeli. Güney Kürdistan’daki federal yapı ile Rojava’da özerk yapı uluslararası areneda rollerini oynayarak dört parça Kürdistan için fayda sağlayabilirler. Rojava’daki deneyim Ortadoğu krizine çözüm geliştirebilir. Kürtler bu gün dört parça Kürdistanda Kürt halkının hakları için mücadele edip büyük Kürdistan için çalışma yürütüyor.

‘Kürtleri petrole kurban ettiler’

Konuya ilişkin konuşan Süleymaniye Valisi Dr. Heval Ebubekir, şunları dile getirdi: “Yaklaşan Lozan Anlaşmasının yüzüncü yıl döneminde böyle bir çalıştayın gerçekleşmesi çok önemli. Maalesef tarih bizi, kendimizden kuşku duyacağımız hale getirdi. Kadim bir halk olduğumuz için halen ayaktayız. Bizler bugün her zamankinden daha güçlüyüz ve yok olmayız. Osmanlı İmparatorluğu’nun devrilmesinden sonra devletleşemeyen tek ulus Kürtler oldu. Kürtleri petrole kurban ederek diğer ülkelerin dengelerini korudular.”

‘Kürtler öneri ve proje sahibi olmalıdır’

Dr. Heval Ebubekir, konuşmasının devamında şunları söyledi: “100 yıl aradan sonra olumlu veya olumsuz Güney Kürdistan’da bir bileşen ve Rojava’da da Özerk Yönetim var. Ayrıca Doğu Kürdistan’da Jina Emînî İsyanı var ve devam ediyor. Türkiye’de ve Kuzey Kürdistan’daki Kürt halkı birlikteler. 100 yıl arasan sonra farklı bir boyuta ulaştık. Bu dönemdeki mücadele önemlidir. Düşman Kürt halkını silahla soykırıma uğratamaz. Kürtlerin ayrıca, eğitim, kültür ve ekonomi gelişimleri ile haklarını elde etmeye devam ediyor. Artık sorunları çözmede bizimde bir rolümüz var. Kürtler öneri ve proje sahibi olmalıdır ve birlik ve beraberlik için ortak yaşamı canlı tutmalıdır.”

DIŞ HABERLER

#Heval #Ebûbekir #Kürt #halkı #silahla #yok #edilmez #kadim #bir #halk

Hasta tutuklu Kavak ve Kuday’ın durumları ağırlaşıyor

Hasta tutukluların sağlık durumlarına dikkat çekmek için Ankara ve İstanbul’da yapılan eylemlerde Abdulvahap Kavak’ın tedaviye erişim hakkının ortadan kaldırıldığı ve ağır hasta tutuklu Abdulkadir Kuday’ın ise yaşam riski olduğu kaydedildi

Hasta Mahsuplara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutuklulukların durumuna dikkat çekmek ve hasta tutukluların tahliye edilmesi için bir kez daha bir araya geldi. Eylemlerinin 458’nci haftasında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi önünde açıklama yapan inisiyatif üyeleri, bu hafta Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan hasta tutuklu Abdulvahap Kavak’ın durumuna dikkat çekti. “Tedavi Haktır Engellenemez, Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın” pankartının açıldığı açıklamada konuşan İHD Ankara Şube Yönetim Kurulu ve Hapishaneler Komisyonu Üyesi Avukat Ömer Faruk Yazmacı, ağırlaştırılmış müebbet cezası olan Kavak’ın yıllardır cezaevinde kaldığını ve bu süreçte birçok hastalığının ortaya çıktığını söyledi.

 Bir çok hastalıkla mücadele diyor

Yazmacı, gözünde katarak bulunan Kavak’ın gözüne takılan merceğe rağmen 2 buçuk numara gözlük takmak zorunda kaldığına dikkat çekerek, “Yıllardır alerji sorunu var.  Sürekli burun akıntısı, göz yaşarması ve vücudunda kaşıntı, kızarıklıklar oluşmakta. 2019 yılında ultrason kontrolünde boğazındaki nodülün büyüklüğünün 1.5 santim olduğu söylenmiştir. 8 yıl önce boğaz nodülü ilk tespit edildiğinde 12 milim olup, ilk tespit edildiğinde nodülden haberi olmamış, tesadüfen öğrenmiştir. Son Ultrason çekimi esnasında bu nodüllerden bilgisi olmuştur. Reflü ve gastrit hastalığı olup, ilaç kullanmasına rağmen sık sık kusmaktadır. Kalp damarlarından birine stent takılmıştır. 2016’da yapılan anjiyoda iki ana damarda yine ikişer yerde tıkanmalar, iki yerde plak, iki yerde de yüzde 30 daralma vardır. 2020 yılı mart ayında kardiyoloji uzmanı bilgisayarlı anjiyo için kendisini hastaneye sevk etmiş, iki çekim yapılması gerekirken asker beklemek istemediği için doktor tek çekim yaparak Abdulvahap Kavak’ı geri göndermiştir” dedi.

‘Nakil talebi reddedildi’

Kavak’ın yüksek kolesterol ve tansiyon rahatsızlığına da dikkat çeken Yazmacı, şunları kaydetti: “Ülserotif kolit rahatsızlığı da vardır. Safra kesesi ameliyatla alınmış, bu da hazımsızlığa neden olmaktadır. Bel ve boyun fıtığı ameliyatı için hastaneye sevk edilmiş, kelepçe açılmadığı için ameliyatı yapacak doktora muayene olamadan, hapishaneye dönmüştür. Kol kasları askı işkencesinden dolayı zedelenmiş, kollarda güçsüzlük olduğundan bir şey kaldıramamakta olup çamaşırlarını bile elde yıkayamamaktadır. 2 Şubat 2023’te hastaneye gittiğinde doktor tarafından tomografi çekilmesi istenmiş. Çekilen tomografi sonucuna göre yeni hastalıklar tespit edilmiş ve teşhis edilen fibrosiz için Bolu’daki donanım ve imkanlarının kısıtlı olması nedeniyle aile tarafından hastane ile temasa geçilmiş ve hastalığın detaylı teşhis ve tedavisi için İstanbul veya Ankara’ya gitmesi gerektiği söylenmiştir. Kendisi de tedavi amaçlı İstanbul veya Ankara’ya nakil talebinde bulunmuş ancak reddedilmiştir. Bu nedenle tedaviye erişim hakkı da ortadan kaldırılmıştır. Abdulvahap Kavak’ın bir an önce teşhis ve tedavileri için nakil taleplerinin kabul edilmesi ve tedaviye erişim hakkının önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.”

‘Abdulkadir Kuday serbest bırakılsın’

İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu ise “F Oturumu” eyleminin 586’ncısını gerçekleştirdi. İHD İstanbul Şubesi önünde yapılan bu haftaki eylemde, Metris R tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan ağır hasta tutuklu Abdulkadir Kuday’ın sağlık durumuna dikkat çekildi. Açıklamada, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın ”pankartı taşınırken, sık sık “İnsan haklarıyla insandır”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek”, “Tedavi haktır engellenemez” ve “Abdulkadir Kuday serbest bırakılsın” sloganları atıldı.

‘Tek başına ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır’

Basın açıklamasını okuyan İHD üyesi Taylan Bekin, Kuday’ın ileri derecede bel fıtığı, çiğneme, yürüme ve konuşma gibi istemli kasların hareketinin kontrolünden sorumlu sinir hücrelerinin hasarından kaynaklanan nadir bir nörolojik hastalık olan ALS hastası olduğunu belirtti. Bekin, “Ayrıca bel fıtığı ameliyatı sonrasında gelişen bacak felci, ALS’ye bağlı olduğu düşünülen yüz felci, işitme kaybı, kulak çınlaması, görme kaybı, ayak ve ellerde güçsüzlük, hissizlik, bel, sırt, boyun ve karında şiddetli ağrı, kusma, uyku apnesi, göğüste sıkışma ve yanma hissi, kilo kaybı, yanında ağır mide ve sindirim sistemi sorunları yaşamakta, tek başına ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır” diye konuştu.

‘Ameliyattan sonra durumu kötüleşti’

Bekin, “Avukatının verdiği bilgilere göre;  8 yıl önce tutuklanan Kuday, sağlık sorunları olmasına rağmen hastaneye sevk talepleri ciddiye alınmamıştır. Kuday 2018 yılında voleybol oynarken dengesini kaybederek düşmüş ve sağ ayağında kırık tespit edilerek alçıya alınmıştır. Ancak aradan uzun süre geçmesine rağmen iyileşme olmadığı gibi ağrılar şiddetlenmiş ve kuvvetsizlik oluşmaya başlamıştır. Tekirdağ Devlet Hastanesi’ne sevki yapılan Abdulkadir Kuday’a 15 Ekim 2019’da bel fıtığı teşhisi konularak şikayetlerinin nedenin bel fıtığına bağlanmış ve sevk edildiği Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 19 Şubat 2021 tarihinde bel fıtığı ameliyatı yapılmasına karar verilmiştir. Covid olduğu tespit edildiği için ameliyatı ertelenen Kuday 3 ay sonra ameliyat edilmiş ancak ameliyattan sonra durumu daha da kötüye gitmiştir.  Diğer şikâyetlerine ek olarak karnında şiddetli ağrılar, göğsünde sıkışma hissi başlamıştır. Ameliyat sonrası her ay düzenli şekilde kontrole gitmesi gereken Kuday pandemi nedeniyle kontrollerine götürülememiştir” dedi.

‘İnfaz erteleme talebi’

Bekin, sağlık sorunları nedeniyle infazının 6 ay geri bırakılması gerektiğinin belirtildiğini aktardı. Bekin, “Ancak sadece bir gün sonra aynı hastane Kuday’ın R Tipi bir hapishaneye sevkini önermiştir. Adli Tıp Kurumu ise 3’er aylık sürelerle sağlık durumu hakkında rapor alınması koşulu ile Kuday’ın infazına devam edilebileceğini belirtmiştir. ATK’nin raporu üzerine Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevki yapılan Kuday’a fizik tedavi uygulanmış ancak uygulanan tedavilerden olumlu bir sonuç alınamamış, karın ağrısı ve göğüsteki baskı daha da şiddetlenmiştir” diye belirtti.

‘Hastalıkları artarak devam ediyor’

Karın ağrısı nedeniyle 22 Mart 2022 tarihinde kolonoskopi ve endoskopi uygulandığını aktaran Bekin, “Ayrıca göğsünde baskı ve şiddetli ağrı hissetmesi üzerine 5 Nisan 2022 tarihinde sevk edildiği İstanbul Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi’nde yeniden Covid-19 teşhisi konularak yatırılarak tedavisine karar verilmiş ve 11 gün hastanede tutulmuştur.  Bu olay sonrasında Kuday’ın, ayakta ve ellerde güçsüzlük, hissizlik, belde, sırtta, boyunda ve karında şiddetli ağrı, kusma, uyku apnesi, göğüste sıkışma ve yanma hissi, kilo kaybı, kulak çınlaması, işitme kaybı, görme yetisinde azalma gibi şikâyetleri artarak devam etmiştir. 8 Ağustos 2022 tarihinde şiddetli karın ağrısı nedeniyle yeniden hastaneye sevk edilmiş, kolonoskopi ve endoskopi uygulanmıştır” dedi.

 ‘Durumu ağırlaşıyor’

Üç aylık fizik tedavi ve izleme süreci sonucu Kuday’ın yeniden ATK’ye sevkinin sağlanması gerekirken sevkinin sağlanmadığını dile getiren Bekin, “Durumu giderek ağırlaşıyor. Hayatını tek başına ceza infaz kurumunda idame ettiremiyor. ATK’ye sevkinin sağlanması ve infazının geriye bırakılması için ceza ertelemesi başvurusu yapmış ancak henüz bir karar verilmemiştir.  Ailesi, yaşamı risk altında olan Kuday’ın tedavi ve bakımının sağlanması için infaz ertelemesi kararı verilmesini istemekte ve bu nedenle yardım talep etmektedir” ifadelerini kullandı

ANKARA / iSTANBUL

#Hasta #tutuklu #Kavak #Kudayın #durumları #ağırlaşıyor

Kaçar’ın cenazesi Sêrt’te defnedildi

Geçtiğimiz yıl Gabar bölgesinde çıkan hayatını kaybeden yitiren Behiye Kaçar’ın cenazesi Sêrt’te toprağa verildi

Şirnex’in (Şırnak) Gabar bölgesinde 2 Aralık 2022 tarihinde çıkan çatışmada hayatını kaybeden  YJA-STAR üyesi Behiye Kaçar’ın cenazesi 7 ay sonra  ailesine verildi.

2 defa kan verdiler

14 Aralık 2022’de Şirnex’e giden aile burada kan örneği verdi. Ancak DNA test sonucu çıkmadan Kaçar’ın cenazesi kentte bulunan “kimsesizler mezarlığında” defnedildi. Aile bu tarihten sonra 2 defa daha kan örneği verdi. Bunun üzerine aile 27 Şubat 2023’te Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Başvurunun ardından DNA’nın eşleştiği bilgisini alan aile buna rağmen cenazelerini aylarca alamadı. Girişimlerin devam etmesi üzerine cenaze dün akşam saatlerinde aileye verildi. Kaçar’ın ailesi kent merkezine gelerek cenazeyi kimsesizler mezarlığından aldı.

Sêrt’te (Siirt) getiren Kaçar’ın cenazesi kent merkezinde bulunan Şeyh Musa Mezarlığı’nda çok sayıda kişinin katılımıyla defnedildi.

SÊRT

#Kaçarın #cenazesi #Sêrtte #defnedildi

Sincan Cezaevi’nde tutuklular cezaları bitmesine rağmen tahliye edilmiyor

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde 30 yıldır tutuklu bulunan şair Medine Yaklav  ve 14 kadın tutuklu cezaları bitmiş olmasına rağmen serbest bırakılmıyor

Türkiye cezaevlerinde tutuklulara yönelik baskı ve hak ihlalleri giderek artıyor. Tutuklular ‘cezaları’ bitmiş olmasına rağmen serbest bırakılmıyor.

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve 30 yıldır tutuklu olan şair Medine Yaklav (Medya Yaklav)  ile birlikte 14 tutuklunun cezaları bitmiş olmasına rağmen bırakılmadıkları ortaya çıktı.

1993 yılından bu yana tutuklu bulunan Medine Yaklav, 1 Nisan’da bırakılması gerekirken İdare Gözlem Kurulu tarafından infazı yakıldı. Medine Yaklav, hakkında açılan disiplin soruşturmasından beraat etmesine rağmen bırakılmadı.

Medine Yaklav, ailesinin verdiği bilgiye göre, tahliye edilmesi gereken tutukluya 3 ay ceza verildi. Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde Medine ile birlikte 14 kadın tutuklunun cezalarının bitmiş olmasına rağmen çeşitli bahanelerle bırakılmadıkları belirtildi.

ANKARA

#Sincan #Cezaevinde #tutuklular #cezaları #bitmesine #rağmen #tahliye #edilmiyor

İşkence ile katledilen Ali Uygur’un faillerini sordular

İHD, Mersin’de gözaltına alındıktan 53 gün sonra Kimsesizler Mezarlığında işkence sonucu katledilmiş cenazesi bulunan Ali Uygur’un faillerini sordu. Açıklamada, ‘Devletin bazı görevlileri yine suçüstü yakalanmışlardı ama 12 Eylül askeri darbesinin karanlığında bu dosya da açılmadan kapatıldı’ dedi

İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, 2 haftada bir “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdiği eylem için bugün bir kez daha Konak Eski Sümerbank önünde açıklama yaptı. Bu haftaki eylemde Eylemde, 1 Temmuz 1980 yılında gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Ali Uygur’un akıbeti soruldu.

‘İnşallah ölmüştür’ dediler

Uygur’un hikayesini okuyan İHD İzmir Şube Yöneticisi Ahmet Çiçek, Uygur’un, Adana’nın Pozantı ilçesinde trenle yolculuk yaparken Mithat Nisan, Mahir Keçeci ve Özcan Fedakâr ile birlikte gözaltına alındığını aktardı. Gözaltına alınanların Adana Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğünü belirten Çiçek, “Ali Uygur Mersin Emniyet Müdürlüğü’nün talebi üzerine Mersin’e getirildi. Uygur’dan dokuz gün boyunca haber alınamadı. 10 Temmuz günü anne Hatice Uygur, iki kızı ve Demokrat Gazetesi muhabiri Vahap Şehitoğlu ile birlikte; Mersin 1. Şube Müdürü Ömer Güneş ve Yardımcısı Hanefi Avcı ile görüştü. Anne, oğlunun hayatından endişe ettiğini belirtti. Yanıt çok sertti: ‘Oğlun Demirtaş Mahallesi’nde bir operasyon sırasında 9 Temmuz’da kaçtı. Ama inşallah ölmüştür” ifadelerini kullandı.

Ayakkabılarını gösterdiler

Ailenin olayla ilgili devlet makamlarına sayısız dilekçe verdiğini belirten Çiçek, aynı tarihlerde Mersin Birinci Şube’de başka bir suç iddiasıyla gözaltında bulunan Haşim Aslan’ın sorgu hakimliğinde Ali Uygur’un gözaltında öldürüldüğünü ve tanıklık yapmak istediğini beyan ettiğini kaydetti. Bu beyan üzerine Haşim Aslan’ın Sinop Cezaevi’ne nakledildiğini dile getiren Çiçek, “Ali Uygur’la birlikte gözaltına alınanlara dönemin Siyasi Şube Komiseri Hanefi Avcı tarafından o unutulmaz soru soruldu ‘Bu ayakkabının sahibini tanıyor musun’ Avcı, gözaltında direniş gösteren herkese ‘konuşmazsanız sonunuz Ali Uygur gibi olur, ayakkabılarınız burada kalır’ demişti” diye belirtti.

Mezardan parçalanmış bedeni çıktı

12 Eylül öncesi Mersin’deki bütün siyasi yapıların Ali Uygur için sokağa çıktığını söyleyen Çiçek, Uygur’un günler sonra kimsesizler mezarlığında bulunduğunu belirtti. Çiçek, “Mezar kazıcıları; Ali Uygur’u fotoğrafından teşhis eder cesedinin polisler tarafından getirildiğini ve defnedildiğini, ancak; gösterdikleri mezarın denizde boğulan Ali Bütün adına kayıtlı olduğunu söylerler. 22 Ağustos 1980’de Ali Bütün adına kayıtlı kimsesiz mezarı, hâkim huzurunda açıldı ve mezarda yatan kişinin 53 gün önce gözaltına alınan Ali Uygur’un işkenceyle parçalanmış bedeni olduğu annesi tarafından teşhis edildi. Devletin bazı görevlileri yine suçüstü yakalanmışlardı ama 12 Eylül askeri darbesinin karanlığında bu dosya da açılmadan kapatıldı” diye konuştu.
Açıklama yapılan oturma eylemi ile son buldu.

İZMİR

#İşkence #ile #katledilen #Ali #Uygurun #faillerini #sordular

Amed Tabip Odası Diken’i mezarı başında andı

Amed Tabip Odası eski Başkanı doktor İlhan Diken, ölümünün 9’uncu yılında mezarı başında anıldı

Amed Tabip Odası eski başkanlarından Doktor İlhan Diken ölümünün 9’uncu yıldönümünde Yeniköy Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı. Anmaya, Diken’in ailesi, İstanbul Tabip Odası, Amed Tabip Odası, Türk Tabipler Birliği üyeleri, Toplum Hekim Dergisi, Semsûr Tabip Odası,  Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri katıldı.

 ‘İzinde yürümeye devam edeceğiz’

Anmada konuşan Amed Tabip Odası Başkanı Elif Turan, Diken’in duruşundan taviz vermediğini söyledi. Turan, “İlhan abi hekimlik değerlerinin savunucusu olmuştur, savaşın olmadığı bir ortamda, anadilde sağlık hizmetlerinin ulaşılabilir olması için çabaladı“ dedi.

TTB Genel Sekreteri Vedat Bulut ise Diken’in yaşamı boyunca bu coğrafyadaki haksızlıkları, sorunları dile getirmekten vazgeçmediğini belirtti. Bulut, “Onu saygıyla anıyoruz ve anmaya da devam edeceğiz. Hekimlik yeminimize bağlı kalarak onun izinde yürümeye devam edeceğiz” ifadelerinde bulundu.

Ardından konuşanlarda İlhan Diken’i anarak yaşatacaklarını söyledi. Anma Diken’in mezarına karanfil bırakılmasıyla son buldu.

AMED

#Amed #Tabip #Odası #Dikeni #mezarı #başında #andı

İran’da eylemler sürüyor: Üniversite bahçesinden 10 öğrenci kaçırıldı

İran’da devam eden halk ayaklanmasına destek veren ve zorunlu başörtüyü protesto eden üniversite öğrencilerinin bu sabah gözaltına alındığı ve bilinmeyen bir yere götürüldüğü belirtildi

İran ve Rojhilat’tan Eylül ayında başlayan halk ayaklanması devam ediyor. Direnişe karşı İran hükümetine bağlı güçler ise baskı, şiddet kullanarak çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Tutuklamaların da yoğun yaşandığı ülkede şimdiye kadar birçok kişi de idam edildi .

NuJINHA’da yer alan habere göre, Tahran Güzel Sanatlar Üniversitesi öğrencileri, zorunlu peçe ve başörtü dayatmasını protesto etmek amacıyla 14 Haziran akşamı oturma eylemi düzenledi.

Bilinmeyen bir yere götürüldüler

Eylem düzenleyen öğrencilerden 10’unun bu sabah üniversite kampüsü bahçesinde üniformalı kişiler tarafından gözaltına alınarak plakasız bir minibüsle bilinmeyen bir yere götürüldüğü öğrenildi. Ayrıca üniversite önüne ise İran Özel Kuvvetleri’nin konuşlandırıldığı belirtiliyor.

Açı bırakıldılar

İranlı Öğrenciler Birliği Konseyi oturma eylemine dair hazırladıkları raporda, “Üniversitenin suyu kesildi ve diğer öğrencilerin eylemci öğrencilere su ve yiyecek getirmelerine izin verilmedi. Eylemci öğrencilerin tuvaleti kullanmalarına bile izin verilmedi” denildi.

DIŞ HABERLER

#İranda #eylemler #sürüyor #Üniversite #bahçesinden #öğrenci #kaçırıldı

Wan’da yayla kavgası: En az 7 yaralı

Miks ilçesinde 8 mahallenin çobanları arasında başlayan tartışma kısa sürede büyürken, kavgada 7 kişi yaralandı. Köylere giriş çıkışlar yasaklandı

Wan’ın Miks (Bahçesaray) ilçesinde bulunan kırsal Kisor, Arnas, Novî, Raman, Eskincas, Kincas, Ağin ile Arinç mahallelerinin çobanları arasında yaylada hayvan otlatılması nedeniyle tartışma çıktı.

Tartışma bir süre sonra kavgaya dönüşürken, kavgaya mahalle sakinlerinin de dahil olmasıyla olay büyüdü. Kavgada en az 7 kişinin yaralandı.

Edinilen bilgiye göre, 8 mahalle arasında yaylada hayvanların otlatılması nedeniyle uzun yıllardır yaşanan sorunlar zaman zaman kavgaya dönüşüyor. Son bir hafta büyüyen tartışmalar 8 mahalleyi karşı karşıya getirdi.

Köye girişler yasaklandı

Mahalle sakinleri, “Sabah saatlerinde köylerin çobanları kavga etmişler. Köylüler de buna dahil olunca kavga büyümüş ve şuan en az 7 kişi yaralı. Helikopterler şuan yaralıları almaya geldi, askerler de köylere girişi yasakladı” bilgisini paylaştı.

Kaynak: MA

#Wanda #yayla #kavgası #yaralı

İsviçre Parlamentosu’nda Kürt gazeteciler önergesi ve hükümete ‘tavır al’ çağrısı

Türkiye’de Kürt basını, insan haklarını savunucular ve sanatçılara yönelik baskılara dair İsviçre Parlamentosu’na soru önergesi veren Fehlmann, Federal Hükümete ‘tavır alın’ çağrısı yaptı

Sosyalist Parti İsviçre Federal Parlamentosu üyesi Rielle Laurence Fehlmann, sunduğu soru önergesi ile Kürt basınına yönelik baskıları Parlamento gündemine taşıdı.

Fehlmann, soru önergesinde Türkiye’de ifade özgürlüğünün tehdit altında olduğunu, iktidarın politikalarını eleştiren gazeteciler, akademisyenler, sanatçılar, insan hakları savunucularının gözaltı-tutuklama ile karşı karşıya olduğunu belirtti. Önergede, Federal Hükümetin bu hukuksuz uygulamalar karşısında tavır alması gerektiği ifade edildi.

Fehlmann’ın soru önergesinde şunlar belirtildi:

“Türkiye’de ifade özgürlüğü giderek artan bir şekilde tehdit altındadır. Hükümeti eleştiren gazeteciler, akademisyenler, sanatçılar, insan hakları savunucuları kovuşturma, adli soruşturma, sindirme ve sansür riskiyle karşı karşıyadır.

Son dönemde Türkiye’nin 21 güney ve doğu ilinde 110 gazeteci, akademisyen, sanatçı, hukukçu ve siyasetçi tutuklandı. BM, Avrupa Konseyi, Sınır Tanımayan Gazeteciler ve Uluslararası Af Örgütü dahil olmak üzere birçok uluslararası kuruluş, ülkede hüküm süren baskıyı ve ifade özgürlüğü eksikliğini uzun süredir kınadı. Bu baskı özellikle Kürt gazetecileri etkiliyor. Türkiye, dünya basın özgürlüğü endeksinde 180 üzerinden 149. sırada yer alıyor.

Erdoğan hükümeti baskıyı artırıyor ve bir korku iklimi sürdürüyor; bu, özellikle de medeni hakların sakin bir şekilde uygulanmasını ciddi şekilde engelleme riski taşıyor, özellikle de güney bölgelerinde yaşayan halklar için korkunç depremdir.

Bu endişe verici durum karşısında Federal Konsey, Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere saygı göstermesi, basın özgürlüğünü ve demokratik özgürlükleri yeniden tesis etmesi ve fikirleri nedeniyle keyfi olarak hapsedilen gazetecileri ve diğer kişileri serbest bırakması için Türk hükümetine çağrıda bulunmak üzere müdahalede bulunacak mı?”

‘Dayanışma içinde olacağız’

Denis de la Reussille

İsviçre İşçi Partisi Federal Parlamento üyesi ve İsviçre Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Denis de la Reussille de Kürt basınına yönelik baskıları kınadı. ANF’ye konuşan Reusille, “Bu durumu, Erdoğan hükümetinin zayıflığı ve gazetecilerden duyduğu korku ile açıklayabilirim. Erdoğan’ın seçim öncesi gazetecilere dönük baskıları artırması seçimlerden alacağı sonuçtan duyduğu korkuyu gözler önüne seriyor. Bu anlamda muhalif gazetecilere ve muhaliflere dönük baskıları artırdı” dedi.

“Özellikle yaşanan acı depremin ardından bölgede yaşanan ihlaller, yolsuzluklar ve depremle birlikte ortaya çıkan bilançoda hükümetin sorumluluğu üzerine çalışan gazetecilere dönük baskılara tanıklık ettik” vurgusunda bulunan Reussille, “Deprem bölgesinde çalışan gazeteciler ya tehdit edildi ya da onların çalışmaları engellendi. Tüm bunlar ve muhalif gazetecilere dönük baskılar Erdoğan hükümetinin zayıflığının ve duyduğu endişenin göstergesidir. Dayanışma içinde olacağız” diye konuştu.

Kaynak:ANF

#İsviçre #Parlamentosunda #Kürt #gazeteciler #önergesi #hükümete #tavır #çağrısı

Cumartesi Anneleri bir kez daha gözaltında

Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda yapmak istediği basın açıklaması yine polis tarafından engelledi. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve Yeşil Sol Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in de katıldığı eylemde çok sayıda kişi gözaltına alındı

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapmak isteyen Cumartesi Anneleri, 951’inci hafta eylemlerinde de yine polis tarafından engellendi.

Anayasa Mahkemesi’nin Galatasaray’daki oturma eylemlerinin yasaklanmasıyla ilgili verdiği “ihlal” kararının ardından Cumartesi Anneleri, 10 haftadır her cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda karanfil bırakarak basın açıklaması yapmak istiyor. Ancak abluka kalkmadığı gibi gelen insan hakları savunucuları da gözaltına alınıyor.

Bu haftaki eyleme HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve Cengiz Çiçek de katıldı.

10 haftadır polis saldırısına maruz kalan Cumartesi Anneleri bu hafta da gözaltına alındı.

Ayrıntılar geliyor….

#Cumartesi #Anneleri #bir #kez #daha #gözaltında