Ana Sayfa Blog Sayfa 292

Öncü’nün faillerini sordular: Vücudunda işkence izleri vardı ama inkar ettiler

Amed’de kayıp yakınları ve İHD, adalet arayışlarının 749’uncu haftasında 30 yıl önce gözaltına alındıktan sonra katledilen Mehmet Sıddık Öncü’nün faillerini sordu. Öncü’ye dair verilen bilgide, vücudunda işkence izleri olmasına rağmen işkencenin inkar edildiği belirtildi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi ve kayıp yakınları he hafta yaptıkları “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eylemlerinin 749’uncu haftasında da Amed’in Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkı’ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi.

Öncü’nün failleri soruldu

Bu haftaki eylemde 21 Haziran 1993’de Amed’in Çınar ilçesine bağlı Qerqatê (Dikmetaş) köyünde gözaltına alınan ve katledilen Mehmet Sıddık Öncü’nün failleri soruldu.

30 yıldır ‘kayıpları’ arıyoruz

Açıklamada söz alan İHD Amed Şube Yönetim Kurulu üyesi Ercan Yılmaz, 90’lı yıllarda birçok yurttaşın kaybettirildiğine işaret ederek, bu faillerin bulunması ve yargılanması için 30 yıldır adalet arayışı ve mücadelesi sürdürdüklerini ifade etti. Faili meçhul olayların aydınlatılması ve faillerin yargılanması için Amed, İstanbul, İzmir ve Êlih’te (Batman) eylemlerini sürdürdüklerini vurgulayarak,” 30 yıldır kayıp olan insanlar için arayış mücadelemizi sürdürüyoruz. Berfo Ana ve Asiye Ana gibi birçok anne çocuklarının faillerinin yargılandığını görmeden yaşamını yitirdi. Bizler onların bıraktığı mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.

Herkesin gözü önünde işkence

Daha sonra katledilen Öncü’nün hikâyesini okuyan İHD Amed Şube üyesi avukat Yusuf Erdoğan, Öncü’nün Qerqatê Köyü’ne baskın yapan askerler tarafından alındığını ve köylülerin gözü önünde uzun süre kendisine işkence yapıldığını, askerlerin Öncü’nün eşine, “eşini bir daha göremezsin” diyerek köyden ayrıldıklarını ifade etti.

Vücudunda işkence izleri çıktı

Erdoğan, olaya dair ise şu bilgileri verdi: “Mehmet Sıddık Öncü gözaltına alındıktan bir gün sonra Diyarbakır’a sevk edilmeden önce, Çınar Sağlık Ocağı’ndan verilen rapora göre ‘sağ tarafında 10-12 kaburgalarının yanında 3×5 cm ekimoz tespit edildi’ denilir. Gözaltına alındıktan sonra kendisinden hiçbir haber alınamayan Mehmet Sıddık Öncü’nün ailesi; 4 Temmuz günü kendilerine yapılan bir telefonda; Mehmet Sıddık Öncü’nün cesedinin Tıp Fakültesi Morgunda olduğu söylenir. Bunun üzerinde DGM Başsavcılığına başvuruda bulunan aile ancak 8 Temmuz 1993’te cenazeyi alabilir. Kendilerine verilen otopsi raporunda, ‘geçirdiği bir rahatsızlık sonucu öldüğü yazılıdır. Defin raporunda da aynı ibareler kullanılmıştır. Aile ‘maktulün kalçasının iki yanında morarmalar ve yarıklar, sağ kaburgaları, bütün tırnakları, yanaktan ve çene altında morarmalar ile boyun ve bileklerinde ip izleri olduğunu…’ tespit etmişlerdir.”

AİHM Türkiye’yi tazminata mahkum etti

Ailenin iç hukuk yollarını tükerek AİHM’e başvurduğunu belirten Erdoğan, ” Öncü ailesinin açtığı davada AİHM; yaşam hakkı ihlalinden Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkûm eder” dedi. Açıklama, bir dakikalık oturma eylemiyle son buldu.

AMED

#Öncünün #faillerini #sordular #Vücudunda #işkence #izleri #vardı #ama #inkar #ettiler

Şenyaşar ailesi: Devran elbet birgün dönecek

Adalet Nöbeti’ni sürdüren Şenyaşar ailesi, ‘Her şeye rağmen adalete olan inancımızı kaybetmeyeceğiz. Bu devran elbet bir gün dönecek’ mesajı verdi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın, 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 817’nci gününde devam ediyor. Aile hafta sonu olması sebebiyle nöbete Pirsûs’taki evlerinde sürdürüyor.

Sanal medya hesabından paylaşım yapan aile, Cumartesi Annelerinin 951’inci haftasına giren eylemlerini de hatırlatarak, “Bu dünyada en çok ‘Cennet anaların ayakları altında’ diyen tekbir getiren ülkelerin anaları ağlıyor. Her şeye rağmen adalete olan inancımızı kaybetmeyeceğiz. Bu devran elbet birgün dönecek! Adalet mücadelemiz 817. günde… #cumartesianneleri951” mesajı paylaştı.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Devran #elbet #birgün #dönecek

Lozan Anlaşması’nın 100’üncü yılına ilişkin çalıştay Süleymaniye’de başladı

KNK öncülüğünde gerçekleştirilen ‘Kürtler Lozan Anlaşması’nın 100’üncü yılında ortak yaşamla çözümü örüyor’ çalıştayı, Süleymaniye’de başladı

Kürdistan Ulusal Kongresi (Kongreya Netewî ya Kurdistanê) Güney Kürdistan temsilciliği öncülüğünde çok sayıda aydın, siyasetçi ve tanınan şehsiyetlerin katılımıyla Süleymaniye’nin Emnesureke Salonu’nda Lozan’ın yüzüncü yılı ve Kürtlerin kaderini konu alan bir çalıştayı düzenleniyor. ‘Kürtler Lozan Anlaşması’nın 100’üncü yılında ortak yaşamla çözümü örüyor’ şiarıyla düzenlenen çalıştay bugün başladı.

Çok sayıda aydın, siyasetçi ve tanınmış şahsiyetin katılımıyla gerçekleşen çalıştay kapsamında, iki panel panel ve bir seminer gerçekleştirilecek.

Panel iki bölümden oluşuyor.

Birinci bölüm

Birinci bölümde Prof. Dr. Şoreş Hesen, ‘Lozan Anlaşması Kapsamında Kürt Sorununun Hukuki Boyutları’, Prof. Dr. Kamuran Mentik ‘Yeni bir Lozan Yorumlaması’ ve öğretmen Sitem Kamîl ‘Lozan’dan bir asır sonra Kürtler, imkanlar ve olmayan ortak bir strateji eksikliği arasında’ başlıkları çerçevesinde konuşacak.

İkinci Bölüm

İkinci bölüm ise, ‘Lozan’ın şimdiki ve gelecekteki siyasi sonuçları’ tartışılacak. Bu bölümde de Kardo Muhammed ‘Ulusal Strateji ve Yönetim Şekli’, Bilese Cebar Ferman da ‘Lozan’ın 100’üncü yılından Sonra Kürt Siyaseti’, Dr. Cawidan Kemal ise ‘Lozan’ın 100’üncü Yılında Kürt Projesi ve Rojava Tecrübesi’ konuları üzerinde tartışma yürütecekler.

Panelin ilk bölümü, panelistlerin konularına ilişkin değerlendirmeleri ile başladı.

Kaynak: RojNews

#Lozan #Anlaşmasının #100üncü #yılına #ilişkin #çalıştay #Süleymaniyede #başladı

HDP Şişli İlçe Temsilciliği’ne baskın: Kapılar kırılarak içeri girildi

HDP Şişli İlçe Temsilciliği’ne gece saatlerinde polis baskın düzenledi. İlçe Eşbaşkanı Ali Bal ise ifade çağrıldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şişli İlçe Temsilciliği’ne polis tarafından dün gece saatlerinde baskın düzenledi. Kimsenin olmadığı bir sırada yapılan baskında polis temsilciliğin kapılarını kırarak içeri girdiği öğrenildi.

Eşbaşkan ifade çağrıldı

Yaklaşık 3 saat aramanın yapıldığı baskının gerekçesi olaraki ise “korsan gösteri yapılacak” yönündeki bir ihbar olduğu öne sürüldü. Baskında kitap, flama ve pankartlara el konulurken, baskına ilişkin HDP Şişli İlçe Eşbaşkanı Ali Bal, savcılıkta ifade vermeye çağırıldı.

İSTANBUL

#HDP #Şişli #İlçe #Temsilciliğine #baskın #Kapılar #kırılarak #içeri #girildi

Elkê’de ev baskınları: 7 gözaltı

Elkê ilçesinde sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında 7 kişi gözaltına alındı. İlçede bir haftada 17 kişi gözaltına alındı

Şirnex’ın (Şırnak) Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Feraşîn, Wargundik ve Melîxa köylerine bu sabah saatlerinde askerler tarafından baskın düzenlendi.

Birçok kişi gözaltına alındı

Baskınlarda Feraşîn köyünden Fazıl Aslan, Melîxa köyünden Şehmus Aslan ve çocukları Mazlum, Cudi Aslan ile kardeşi Hecer Aslan, Wargundik köyünden ise Kerem Abi ve Şaban Abi gözaltına alındı.

Gözaltı gerekçesi “gizli tanık” beyanları gösterildiği öğrenilirken, 7 kişinin Şırnak İl Jandarma Komutanlığına götürüldüğü belirtildi.

6 kişi tutuklanmıştı

Seçm sonrası hız verilen operasyonlar kapsamında 12 Haziran’da da ilçede yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 10 kişiden 6’sı tutuklanırken, ilçede son bir hafta içerisinde gözaltına alınanların sayısı 17’ye çıktı.

ŞIRNEX

#Elkêde #baskınları #gözaltı

Deniz Poyraz katledilişinin ikinci yılında anılıyor

HDP İzmir il binasında katledilen Deniz Poyraz mezarı başında anılıyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü, 17 Haziran 2021 tarihinde il binasında gerçekleşen silahlı saldırıda Onur Gencer tarafından katledilen Deniz Poyraz’ı, ölümünün 2’nci yılında Buca Kaynaklar Mezarlığı’da bulunan mezarı başında anıyor.

Anmaya Deniz Poyraz’ın ailesi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (yeşil Sol Parti) Eş Sözcüler İbrahim Akın, Çiğdem Kılıçgün Uçar, İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk ile çok sayıda kişi katıldı.

Ayrıntılar geliyor…

#Deniz #Poyraz #katledilişinin #ikinci #yılında #anılıyor

Mêrdîn’de yenileme adı altında tarihi doku yok ediliyor

Mêrdîn’de yenileme çalışmaları adı altında tarihi kentin ara sokaklarında ucuz taşlar kullanılıyor. Yapılan şikayetlere cevap verilmezken, kentin sokakları her geçen gün tarihi dokusunu daha da kaybediyor

AKP iktidarı döneminde hız verilen restoran çalışmaları hem tarihi dokulara zarar verilerek yürütülmesi açısından hem de yandaş firmalara yüksek maliyetlerle yaptırılmalarıyla sık sık tartışması konusu oluyor. Restorasyon faciasının bir örneği de Mêrdîn’de yaşanıyor.

Tarihi dokuya aykırı taş kullanılıyor

Mêrdîn’de yapıların restorasyon işlemlerinde tarihi dokuya aykırı taşların kullanımının ardından bu kez kentin ara sokaklarının yenilenmesi kapsamında yapılan çalışmalarda da tarihi dokuya aykırı taş kullanımına başlandı.

Düşük maliyetli taş kullanılıyor

Mêrdîn’in kendine özgü taşının kullanılması gereken çalışmalarda fiyatı daha düşük olan kireç taşının kullanımı dikkat çekerken, kentin sokaklarında tarihi dokuya aykırı görüntüler ortaya çıkmaya başladı. Yapılan şikayetler sonucunda İdare Mahkemesi tarafından tarihi dokuya aykırı taşların kullanılmayacağı yönündeki mahkeme kararına rağmen çalışmalar AKP’li Artuklu Belediyesi, Mardin Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu ile kayyum yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Koruma Uygulama ve Denetim Bürosu (KUDEB) sessizliğini sürdürüyor.

Sokaklar tarihi rengini kaybetti

Tarihi sokaklarda sırasıyla “Sokak Sağlıklaştırma” adı altında yürütülen ilk çalışmalardan biri Kültür Sokak’ta gerçekleştirildi. Çalışmalar sonrası geçmişte duvarları ve yolları ile birlikte yıllardan bu yana sarı rengini koruyan sokak, asıl rengini de kaybetti. Benzer şekilde Şeyh Çabuk Cami ile Latifiye Cami arasında bulunan sokaklarda da yine aynı şekilde çalışma yürütülürken, bu bölgelerde de tarihi dokuya aykırı görüntü ortaya çıktı.

Firma 2 yılda kurulup ihale üstüne ihale aldı

Düşük maliyetli olsun diye tarihi dokuya zarar veren çalışmalar Zeyni Aydemir Sembol Mühendislik isimli firma tarafından yürütülüyor. Toplamda yaklaşık 20 milyon TL bedelle ihale edilen çalışmaların verildiği firmanın Ticaret Sicil Gazetesi’ndeki kaydı da dikkat çekiyor. 10 bin TL sermaye ile 2021 yılının Nisan ayında kurulan firma, 2022 yılında ilk işini yine AKP’li Artuklu Belediyesi’nden aldığı görüldü.

Haber: Ahmet Kanbal / MA

#Mêrdînde #yenileme #adı #altında #tarihi #doku #yok #ediliyor

Sema’sız 25 yıl: Anne Zennnure Yüce kızının mücadelesini anlattı

Çanakkale Cezaevi’nde Kürt halkına yönelik baskılara karşı bedenini ateşe veren Sema Yüce’nin ölümünün üzerinden 25 yıl geçti. Anne Zennure Yüce kızını ve mücadelesini anlattı

Kürt halkına yönelik uygulanan, katliam, asimilasyon ve inkar politikalarına karşı 21 Mart 1998’de Çanakkale Cezaevi’nde bedenini ateşe veren ve sonrasında ağır yaralanarak kaldırıldığı hastanede 17 Haziran’da hayatını kaybeden Sema Yüce’nin ölümünün üzerinden 25 yıl geçti.

Direnişin sembolü oldu

Ardından bıraktığı mektupta “Beynimi, yüreğimi ve bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ateşten bir köprü yapmak istiyorum” diyen Yüce yıllardır Kürt halkı için direnişin sembolü olmaya devam ediyor.

Ağır işkencelerden geçti

1971 yılında Agırî’nin (Ağrı) Dûtax (Tutak) ilçesine bağlı Qerxelixa Jêrê köyünde dünyaya gelen Yüce, ilkokulu köyde, ortaokulu Dûtax’ta, liseyi öğrenimini ise Agirî’de bitirdi. Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Sosyoloji Bölümü’nü kazanan Yüce,1991 yılına gelindiğinde Merdîn’de PKK’ye katıldı. 1992 yılının yaz aylarında bir grup arkadaşıyla Agirî’ye dönen Yüce, burada bir ihbar sonucu gözaltına aldıktan sonra yaşadığı işkencelerin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. 22 yıl hapis cezası verilen Yüce, önce Nevşehir’e ardından Çanakkale Cezaevi’ne sürgün edildi. 21 Mart gecesi ise bedenini ateşe verdi.Yüce, 80 gün İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde kaldıktan sonra, 17 Haziran’da hayatını kaybetti.

‘Ateşten köprü yapmak istiyorum’

Kürt halkı için kendini adayan Yüce son mektubunda ise Kürtlere şöyle sesleniyordu: “Mübalağasız, kişiliğimde yaşanan çatışma düzeyinde bin yılların bir çatışmasını hissediyor, duyumsuyorum. Bu, aynı zamanda kendimi aştığım an’ı ifade ediyor. Bunun tesadüf olmadığını biliyorum. Bu durum Başkan Apo şahsında Kürt gerçekliği içinde verilen insanlaşma, sosyalleşme ve özgürleşme mücadelesini, ‘Savaşta Zafer, Yaşamda Özgürlük’ aşamasına gelmesiyle yakından ilişkilidir. Bu dönemin bir emridir. Bu dönem, mücadelenin geldiği bu aşama, tükenmiş bir toplumun tüm öfkelerini, inadını, sabrını ve acısını kendinde biriktiren, büyük intikam savaşını, peygamberlerde dahi görülmemiş bir sabırla yürüten Başkan Apo’nun emeklerinin bir ürünüdür. Bu temelde beynimi, yüreğimi ve bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ateşten bir köprü yapmak istiyorum. Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın ve diğer tüm şehitlerimizin iyi bir öğrencisi olabilmek için Zekiye gibi yanmak, Rahşan gibi Newroz’laşmak istiyorum. Diğer Newroz’laşan Berivan, Ronahi, Mirza Mehmet ve Eser yoldaşların izinde kararlıca yürümek istiyorum. Kadının yaşam gücünün, zafer gücünün olduğunu, kadının da yoldaş olabileceğine olan inancımı soylu bir eylemle taçlandırmak isteğimin nedeni; soyluluğu bilinen tüm tanımlarından arındırarak, kendisi basit düşleri büyük insanın erdemi olduğunu haykırmak isteyişimdir.”

Kızının ölüm yıl dönümü dolayısıyla Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Berivan Kutlu‘ya konuşan Yüce’nin annesi Zennure Yüce, kızını, mücadelesini anlattı.

Kızının yaşamı boyunca paylaşımcı olduğunu belirten anne Yüce, “Herkesle diyalogu vardı, herkes için paylaşımcı bir çocuktu. Biz PKK’yi tanıdığımızda Sema’nın katılım yapacağını bilmiyorduk. Şeyh ailesiyiz fakat hiçbir zaman feodal bir aile olmadık. Ailede kadınlarımız hep özgürdü. Dershane için İzmir’e gönderdik daha sonra ODTÜ’yü kazandı. İki yılın ardından Sema’ya ev tuttuk ben de yanına gittim. 7 Nisan’a kadar Sema ordaydı, ramazan ayıydı. 7 Nisan’da Sema eve gelmedi, aradık, sorduk ama Sema’yı bulamadık. Daha sonra bir arkadaşı bana Beritan’ı göstererek ‘Sema’nın bu kıyafetleri giymesini ister miydin’ diye sordu. Sema’nın gideceği hiç aklıma gelmediği için güldüm cevap vermedim. Daha sonra bize bir telefon geldi ve Sema’nın PKK’ye katıldığı söylendi. O dönem Serhat’ta kadınlar PKK’ye katılınca aileler dışlanıyordu bu yüzden bir süre etrafımızdan gizledik” diye konuştu.

Onu eve getirmemizi istediler

Bir gün evin etrafının askerlerce sarıldığını belirten anne Yüce, “Her yerde askerler vardı. Evimizi aradılar fakat bir şey bulamadılar. Sema’nın PKK’ye katıldığını ve ona ‘yardımcı’ olmamızı istediler. ‘Kızın PKK’ye katılmış, Malatya’da bir ailede kalmış ve ihbarı gelmiş, bize yardım et, kızını getirelim’ dediler. Ben de, ‘Bu ihaneti kızıma yapamam, kızım kendi iradesiyle gitti. Ben aileme ihanete etmem’ dedim. Benim kararlı olduğumu görünce ısrar etmedi. Askerler o gün gitti fakat yıllarca evimize baskınlar düzenlediler, eşimi ve oğlumu gözaltına aldılar işkence yaptılar fakat biz yolumuzdan dönmedik, şerefimizi satmadık” diyerek yaşadıkları baskıları dile getirdi.

Bedeni yanmıştı ama yüzü hala güzeldi

Kızının eyleminin ardından hastaneye kaldırıldığını ve 80 gün boyunca yanında kaldığını hatırlatan anne Yüce, “Uzun bir süre onu görmemize izin vermediler. Daha sonra biri beni gizlice içeri aldı ve Sema’yı gördüm. O asker her nöbetinde beni gizlice çağırır ve Sema ile görüştürürdü. Daha sonra hastane Sema’yı görmeme izin verdi. Sema’nın vücudu yanmıştı fakat yüzüne hiçbir şey olmamıştı, gözlerine ve kaşlarına bakmaya kıyamazdın o kadar güzeldi ki. Yanında oturdum ilk sözü, ‘Serok eylemime kızdı mı?’ oldu. Kızmadığını söylediğimden sonra askerler beni dışarı çıkardı. Sonra Sema’yı uzun bir süre görmemize izin vermediler, daha sonra cezaevi hastanesine nakledildi” ifadelerini kullandı.

Kızımın öleceğini anlamıştım

Sema Yüce’nin cezaevinde rahatsızlandığını hatırlatan anne Yüce, “Daha sonra başka bir hastaneye gönderdiler. Oğlum Vefa, Sema’yı görmek için gelirken yolda kaza yaptı. Bir odada Sema, bir odada oğlum yatıyordu. Hangisinin yanında kalacağıma şaşırıyordum. Sema daha sonra tekrar ameliyat oldu. Aslında ameliyatlık bir şeyi yoktu bilerek öldürmek için ameliyat ettiler. İki gün sonra hastanede onu görmeye gittik, Sema’nın gırtlağını kesmişlerdi nefes alması için artık konuşamıyordu. Yanına gittiğimde Sema’nın öleceğini anladım. Kızımla vedalaştım, daha sonra beni oradan çıkardılar. Ertesi gün hastaneye gittiğimizde babası Sema’nın öldüğünü söyledi” şeklinde konuştu.

Ben kızıma söz verdim

Anne Yüce, kızını defnettikten sonra ona bir söz verdiğini söyleyerek, “Ölene kadar senin yolunda olacağım, senin yolundan dönmeyeceğim dedim. Ailemiz hiçbir zaman partiye ihanet etmedi ve onu büyütmek için çalıştık. Yıllardır bu evde tek kalıyorum, ben ölene kadar onun yanında olacağım, onun davasından dönmeyeceğim. Sema gibi 10 tane çocuğum olsaydı ve bu yolda ölseydi üzülmezdim. Canımız yandı ama gülüşümüz eksik olmadı” dedi.

AGİRÎ

#Semasız #yıl #Anne #Zennnure #Yüce #kızının #mücadelesini #anlattı

Helene Erin: CPT konuşmasa da biz mücadelemizi sürdüreceğiz

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride sessiz kalınamayacağını belirten kadın aktivist Helene Erin, her alanda mücadeleyi birleştirip, tecride karşı derin bir dalga oluşturacaklarını söyledi

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan, 24 yıldır ağır tecrit koşullarında tutuluyor. 2 yılı aşkındır Abdullah Öcalan’dan haber alınamama hali, mutlak iletişimsizlik haline dönüştü.

İmralı tecrit sistemine karşı Fransa’nın Strasburg kentinde bulunan Avrupa Konseyi (AK), Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) binalarının bulunduğu meydanda 25 Haziran 2012’de başlatılan “Abdullah Öcalan’a Özgürlük” nöbeti eylemi, 11 yıldır kesintisiz devam ediyor.

Eylemde ilk günden beri yer alan ve bir dönem “Özgürlük Nöbeti” eyleminin Dış İlişkiler sorumlusu olan Kürt kadın hareketi aktivisti Helene Erin, İmralı tecridi ve buna karşı eylemlerine dair değerlendirmelerde bulundu.

Öcalan’ın paradigması uyanışa neden oldu

Erin, Abdullah Öcalan’ın uluslararası komplo ile Türkiye’ye getirilmesiyle birlikte İmralı’nın tecrit ve izolasyon haliyle yeniden dizayn edildiğini hatırlattı. Erin, tecridin amacının Abdullah Öcalan ile Kürt halkı arasında bir iletişimsizlik kurulması olduğunu, AKP iktidarının yıllardır Abdullah Öcalan’ın unutturulması için yoğun bir politika yürüttüğünü ifade etti.

24 yıllık süreçte PKK Liderinin fikirlerinin başta Kürtler olmak üzere tüm sistem karşıtı halklar tarafından sahiplenildiğini aktaran Erin, “Öcalan’ın paradigması gelinen süreçte Ortadoğu halkları ve özellikle kadınlar için bir uyanışa neden oldu” dedi.

Öcalan’ın direnişi direnme azmi veriyor

Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ışığında 2 yılı aşkın bir süredir Abdullah Öcalan’a “mutlak” tecrit uygulandığını belirten Erin, “Öcalan’ın yıllardır her türlü saldırıya karşı sergilemiş olduğu direniş, Kürt halkının da direnmesine neden oluyor. Öcalan direndikçe, Kürt halkı da tarihi bir direniş sergiliyor. Onun direnişi, kendi halkına direnme azmi ve aşkı veriyor. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ışığında Kürt halkının direnişini sonlandırmak için tecrit derinleştirildi. Öcalan’ın dışarıya yayılan sesi, Türkiye’nin bölgede halkların kazanımlarına yönelik saldırılarının da önüne geçiyor” şeklinde konuştu.

Tecride sessiz kalınmamalı

Tecridin tüm topluma yayıldığını belirten Erin, İmralı’daki hukuksuz uygulamalar bugün tüm cezaevlerine yayıldığını,  Türkiye’de özellikle de son 3 yıldır ne basın özgürlüğü ne insan hakları ne de hukukun kaldığını söyledi. Türkiye’nin açık bir cezaevine dönüştüğünü söyleyen Erin, PKK Lideri Öcalan üzerindeki tecride karşı halkların artık sessiz kalmaması gerektiğine dikkat çekti.

Erin, CPT’nin İmralı’ya yaptığı ziyaret ve sonrasında sessizlik haline değinerek, “CPT gibi Avrupa’da bulunan uluslararası kurumların bu sessizliği, tecridi onayladıkları anlamına geliyor. Oradaki tecrit ve insanlık suçuna karşı dahi susuyorsa; dediğim gibi bu tecridi onayladığı anlamına geliyor. CPT konuya dair konuşmasa da biz mücadelemizi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

Derin dalga oluşturacağız

Erin son olarak Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için Avrupa’da yürütülecek eylemlerin çıtasını yükselteceklerini dile getirdi. Avrupa’da direnen, mücadele eden kesimleri de kendi mücadelemize katmaya çalışacaklarını söyleyen Erin, “Avrupa’da sistem karşıtı olan direnen ve mücadele edenleri kendi mücadelemize katılmaları için ikna edeceğiz. Mücadeleyi birleştirip, tecride karşı derin bir dalga oluşturmalıyız. Eninde sonunda kazanan biz olacağız, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan kazanacak. Bunun için çalışacağız ve çıtamızı daha da yükselteceğiz”  dedi.

Haber: MA / Ergin Çağlar

 

 

#Helene #Erin #CPT #konuşmasa #biz #mücadelemizi #sürdüreceğiz

PYD Eşbaşkanı Salih Muslim: 9 Suriye askeri öldürülmüş, kimse tık diyemiyor

PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, Türkiye’nin son zamanlarda bölgeye yönelik artan saldırılarını değerlendirerek saldırılarda ölen Şam askerlerini hatırlattı: 9 Suriye askeri öldürülmüş, kimse tık diyemiyor

Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Salih Muslim, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük artan saldırıları ve bağlantılarına ilişkin Fırat Haber Ajansı’na (ANF) değerlendirmelerde bulundu.

Çöktürme planını uygulamaya devam ediyorlar

Türkiye’de Mayıs ayında gerçekleşen seçimlerin sonuçlarını değerlendiren Muslim, “Seçimlerden birkaç ay önce de söyledik. Bir diktatörün, bir despotun adil yollarla kürsüden uzaklaştırılması tarihte gerçekleştirilmemiştir” dedi.

Öngörülerinin gerçekleştiğini belirten Muslim, “Bu faşizm her türlü sahtekarlık ve hileyle kendi konumunu güçlendirdi. Bununla birlikte 2014’ten beri var olan ‘çöktürme planını’ uygulamayı sürdürüyorlar. Rojava bu planların başında geliyor. Savaş hükümetini kurar kurmaz kolları sıvayarak saldırı girişimlerinde bulunuyorlar. Seçimlerden bu yana saldırılar durmamıştır. Hiçbir kanunda yeri olmayan her türlü ahlak dışı yöntemlerini çocuk, kadın demeden herkese karşı uygulamaya başladılar. Özellikle de buradaki Özerk Yönetimi ve motor gücü olan Kürtleri yok etmek istiyorlar. Bizim için değişen bir şey yok, bunu biliyor, tahmin ediyorduk. Biz de buna karşı halk olarak mutlaka direneceğiz” diye konuştu.

Hava sahasının açılmasını istiyorlar

Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük son günlerde artan saldırılara değinen Muslim, “Türk devleti tüm yaptıkları için zamanı özellikle seçer. Bildiğiniz gibi 21 Haziran’da Astana’da dörtlü bir zirve olacak. Türk faşizmi herhalde yaptıklarıyla bunlara güç gösterisinde bulunmak istiyor. ‘Ben bunları yaparım. Hatta Suriye askerlerini de vurabilirim. Rus güçlerini de vururum’ mesajı veriyor. Esas amaçları Özerk Yönetime zarar vermek. 21’inde toplantıları olacak, ne de anlaşacaklarını bilmiyoruz. Ama bir bakıma biraz susmuşlar. Hava sahasını açmak, sadece droneler değil savaş uçaklarının bölge semalarında uçması için onlara söylemiş olmalılar. Türk hükümeti, ‘bana hava sahasını açmışlar’ diyerek rahatça saldırılar düzenliyor” ifadelerini kullandı.

Rusya saldırılara karşı sessiz

Rusya, İran ve Şam’ın saldırılar karşısındaki tutumuna değinen Muslim, Rusya’nın bu dönemde Türkiye’ye muhtaç olduğunu, özellikle Ukrayna savaşından dolayı batının uyguladığı ambargodan dolayı muhtaç duruma geldiğini söyledi. Türkiye’nin kendileri üzerinden rahatça şantaj yapabilecek durumda olduğunu söyleyen Muslim, “Rusların bir şey yapacağını tahmin etmiyoruz. Çünkü aralarında bir sürü anlaşma var. Onun için susuyor. Suriye rejimine gelirse, o zaten Rusya’nın ve İran’ın dedikleri dışında bir şey yapmaz. Türk devletinin bölgeye dönük yoğun saldırılarına karşı kimsenin ses çıkarmaması çok dikkat çekici. 9 Suriye rejim askeri öldürülmüş, kimse tık diyemiyor. Hatta Suriye rejimi taziye mesajı bile yayımlamıyor. Zaten Ruslar da, İran da bir şey demiyor” dedi.

Saldırılara karşı halkla birlikte direneceğiz

Saldırılar karşısında halk ile birlikte direneceklerinin altını çizen Muslim, “Kendimizi esasen gücümüze ve halkımızın örgütlülüğüne dayandırıyoruz. Direneceğiz, başka çaremiz yoktur. Esas hedef Özerk Yönetim ve Kürtler. Bildiğiniz gibi Özerk Yönetim kısa bir süre önce Suriye sorununun çözümü için bir deklarasyon yayımladı. Türkiye, ne Suriye için bir çözüm istiyor ne de Kürtlerin bunun içerisinde yer almasını istiyor” diye konuştu.

DAİŞ yargılamalarını istemiyorlar

Özerk Yönetimin tutuklu DAİŞ’lileri yargılayacaklarını da hatırlatan Muslim, “Bu yargılamayı istemiyorlar. Çünkü başından bu yana DAİŞ’le kirli işleri ve suçları ortaya çıkacaktır. Ki zaten dünyanın gözü önünde şeffaf yapılacak bu yargılamada Türk faşizminin yaptığı tüm pislikler ortaya çıkacaktır. Bunu istemiyorlar, bundan dolayı daha da hırçınlaşarak saldırılarını devam ettiriyor. Nereye varacağını biz de bilmiyoruz” şeklinde konuştu.

Güçlerimiz hazırlıklı, irademizi kıramazlar

Muslim, bölgeye dönük olası kara operasyonuna karşı hazır olduklarını, her türlü hazırlıklarını tamamladıklarını ve direneceklerini söyledi. Til Rifat, Şehba ve Minbic’e yönelik olası saldırılara da değinen Muslim” Buralarda Ruslar da, İranlı güçler de var. İşgal saldırıları İran’ın çıkarına değildir. Ama Astana’da buna izin verip vermeyeceği belli olur. Biz bunlara bel bağlamıyoruz. Biz halkımızın ve güçlerimizin direnişine bel bağlıyoruz. Biz savunma pozisyonuna geçmişiz. Ne olursa olsun sonuna kadar kendimizi savunacağız. Halkımız kendine ve öz gücüne güvensin. Türk devletinin droneleri vb. tekniği belki birkaç kişiyi öldürebilir ama halkımızın iradesini kıramaz. Olası kara operasyonu Türkiye’nin yıkılışı olur. Bizim güçlerimiz de hazırlıklıdır. Direnişten başka yolumuz yok. Herkes de bu bilinçle hareket edecektir” dedi.

Rojava Devrimi herkes için bir umut

Rojava Devrimi’nin herkes için bir umut olduğunu kaydeden Muslim, “Demokrasi güçleri Ortadoğu’da bir demokrasinin genişlemesini istiyorlarsa bizi desteklemeleri gerekiyor. Çünkü tek umut budur. Türkiye, Suriye, İran gibi nerede despot bir diktatör rejim varsa bize karşı çalışıyor. Biz de direniyoruz tabii. Hem kendi varlığımız hem de demokratik ölçüleri, insanlık ölçülerini korumaya çalışıyoruz. Demokrasi güçlerinin yanımızda olmaları ve bizi desteklemelerini istememiz hakkımızdır. Bu onların görevidir. Ve bunu yapmazlarsa kendi insani görevlerini yerine getirmemiş olurlar” diye konuştu.

DIŞ HABERLER

 

 

#PYD #Eşbaşkanı #Salih #Muslim #Suriye #askeri #öldürülmüş #kimse #tık #diyemiyor