Licê’de çıkan çatışmada hayatını kaybeden HPG’li Sami Özdemir’in cenazesi ailesi tarafından alınarak defnedilmek üzere memleketi Mûş’a götürüldü
Amed’in Licê ilçesine bağlı Barah Mahallesi’nin Hemza ve Antîxan mezraları kırsalında 8 Haziran’da çıkan çatışmada HPG’li Sami Özdemir (Xemgîn Melezgirt) ve Ümit Korkmaz (Bahoz Farqîn) hayatını kaybetti. 2 HPG’linin cenazesi Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’na (ATK) kaldırıldı.
Mûş Melezgirt (Malazgirt) ilçesine bağlı Hesenpaşa köyünde oturan Özdemir’in ailesi, cenazenin teşhisi için 4 gün önce Amed’e gelerek DNA testi için ATK’de kan örneği verdi. DNA eşleşmesinin ardından sabah saatlerinde ATK önüne gelen aile, Özdemir’in cenazesini aldı.
Özdemir’in cenazesi defnedilmek üzere Hesenpaşa köyüne doğru yola çıkarıldı. Aynı çatışmada hayatını kaybeden Ümit Korkmaz’ın cenazesinin de 10 Haziran’da ailesi tarafından alınarak Farqîn’de (Silvan) defnedildiği öğrenildi.
Amedspor 25 Haziran’da kongreye giderek yeni başkanını seçecek
Başarısız geçen ligin ardından Amedspor, 25 Haziran’da kongre gidiyor. Selahattin Yıldırım’ın başkan adayı olmayacağını açıklamasının ardından başlayan kongre sürecinde 3 aday yarışacak. Daha önce de Amedspor’da Başkanlık ve yöneticilik yapan Nurullah Edemen, Cahit Akın ve Aziz Elaldı başkan adaylığı için başvuru yaptı.
Başkan adayları Amedspor taraftar grupları ve kentin dinamikleri ile görüşmeler sürerken bu görüşme süreci sonucunda yönetim kurulu listelerini oluşturacaklar.
Merkezi düzeydeki toplantılarını tamamlayan HDP ve Yeşil Sol Parti, 17-27 Haziran tarihleri arasında il, ilçe, köy ve mahallelerde halk toplantıları düzenleyecek
Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), seçim sonuçlarını değerlendirdiği merkezi düzeydeki toplantılarını tamamladı. Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantılarında bir dizi kararlar alındı.
Buna göre; il, ilçe, mahalle ve köylerde halk toplantıları düzenleyecek. İl ve ilçe yönetimleriyle eleştiri ve özeleştiri toplantıları yapılacak. Hem halk toplantılarında hem de diğer toplantılarda, örgütsel durum ele alınacak. Toplantılara, sivil toplum örgütü temsilcileri, kanaat önderleri, milletvekilleri ve parti yöneticileri katılacak.
Söz konusu toplantıların 17 Haziran’da başlayıp, 27 Haziran’a kadar tamamlanacağı öğrenildi. Halk toplantılarının kapalı alanlarda değil, açık alanlarda yapılmasına dikkat edilecek.
Toplantılara katılımın güncel politik tartışmaların sıcaklığını koruması nedeniyle de yoğun geçmesi bekleniyor. Bu toplantılarında yurttaşlar söz haklarını kullanacak. Program kapsamında Kurban Bayramı’nda da partililer, ev ev dolaşacak. Köy ve aile ziyaretleri bayram süreci boyunca devam edecek.
Özeleştiri ve halk toplantılarının ardından ise, yerel ve merkezi konferans çalışmaları başlayacak.
Hewlêr Cezaevi’nde tutulan Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er tek tip elbise dayatmasına karşı 29 gündür açlık grevinde
Federe Kurdistan Bölgesi’nde 17 Temmuz 2019’da Türkiye’nin Hewlêr Başkonsolosluğu’nda görevli diplomat Osman Köse ile Irak vatandaşı Neriman Osman ve Beşdar Ramazan’ın yaşamını yitirdiği saldırı gerekçesiyle ilk derece mahkeme tarafından haklarında idam cezası verilen Mazlum Dağ ve Abdurrahman Er’e yönelik hak ihlalleri sürüyor.
Hewlêr Cezaevi’nde bulunan Dağ ve Er, tek tip elbise dayatmasına karşı 18 Mayıs’ta açlık grevi başlattı.
Daha önce de girdiler
Dağ ve Er, daha önce de tutuldukları cezaevinde işkence ve hak ihlallerine karşı 28 Eylül 2022’de açlık grevi eylemi başlatmış, taleplerinin kabul edilmesi üzerine 14’üncü gününde eylemi sonlandırmıştı.
Dağ ve Er, cezaevinde yaşadıkları hak ihlallerine karşı 13 Şubat 2022’de de ölüm orucu eylemi başlatmış, taleplerin kabul edilmesi üzerine 9’uncu gününde eyleme son vermişti.
İzmir Körfezi’ne dökülen başta Meles, Arap, Ahırkuyu, Bornova, Manda, Büyük Çiğli, Küçük Çiğli, Ilıca ve Poligon dereleri, evsel atıklar, atık su ve sanayi kaynaklı deşarjlar nedeniyle kirleniyor
İzmir’de iç ve dış körfeze dökülen 30 civarında dere olduğunu belirten ÇMO İzmir Şubesi Teknik Sorumlusu ve Çevre Mühendisi Selma Akdoğan, “Bu dereler, doğdukları noktadan itibaren aslında bütün havzanın kirliliğini taşıyor. Körfezimize yağmur suları ile taşınan kirlilik de dahil. Kaçak atık su deşarjları, yeterince arıtılmamış atık suların deşarjları, sanayi kaynaklı deşarjlar ve derelere atılan atıklar dahil olmak üzere önemli miktarda kirlilik körfeze taşınıyor” dedi. İzmir Körfezi’ne dökülen başta Meles, Arap, Ahırkuyu, Bornova, Manda, Büyük Çiğli, Küçük Çiğli, Ilıca ve Poligon dereleri, evsel atıklar, atık su ve sanayi kaynaklı deşarjlar nedeniyle kirleniyor. Kentin içinden geçip, körfeze dökülen bu irili ufaklı dereler, taşıdıkları su ve atıklar ile kirliliğe neden oluyor. Özellikle son yağışlarla derelerin körfez ile buluştuğu sığ bölgelerde, kirlilik daha da dikkat çekiyor.
Kirllilik kaynağında çözülmeli
Dere kirliliğinin önlenmesi için denetimlerin sıklaştırılması gerektiğini vurgulayan Selma Akdoğan, “Suyun yönetilmesi ve kirliliğin kontrolü ile ilgili paydaş idareler var. Tüm idarelerin kendi alanlarındaki denetim sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyor. Sanayi tesislerinin kaçak deşarjlarının önlenmesi gerekiyor. Denetimlerin sıklaştırılması gerekiyor. Foseptik ve arıtılmamış atık suların derelere ulaşmasının engellenmesi gerekiyor. Burada vatandaşın, esnafın ya da tekil kişilerin de derelere doğrudan atık attığını da görebiliyoruz. Plastik atıkların, geri dönüşüme gönderilmesi ya da ayrı konteynerlerde toplanması gerekiyor. Fakat doğrudan derelere ve körfeze ulaşan atıkları görüyoruz. Her sene İZSU faaliyet raporlarında temizlik sonrası atık bertaraf edildiğine ilişkin bilgiler paylaşılıyor. Atıkların çıkarılması tek başına çözüm değil; kaynağında kesilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Filyos Çayı’nda, 26 Mart’ta, cansız bedeni bulunan 17 yaşındaki Gabonlu üniversite öğrencisi Dina’nın ölümüne ilişkin ailesinin avukatları, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan rapor istedi
Karabük Filyos Çayı’nın Yeşilköy mevkisinde 26 Mart’ta Dina’nın cansız bedeni bulundu. Şüpheli ölüm ile ilgili başlatılan soruşturma kapsamında 3’ü Gabon uyruklu, 8 kişi gözaltına alındı. Gabonlu üniversite öğrencisi Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nın ölüm nedeninin tekrar değerlendirilmesi için İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan rapor istendi.
Şüphelilerden 5’i savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı. Mahkemeye sevk edilen şüphelilerden İ.Ç. ile S.Ç. adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı; 3 kez gözaltına alınıp, salıverilen Dursun Acar ise 4’üncüsünde tutuklandı.
Otopsiye gerek yok denildi
Soruşturma sırasında Dina’nın cansız bedeni, soğutma yetersizliği nedeniyle Karabük’ten İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Dina’nın Türkiye’ye gelen ailesi, önce İstanbul’a ardından Karabük’e gitti. Karabük’te kızlarının eşyalarını teslim alan aile, savcılıkta da ifade verdi. Bu süreçte Dina’nın ailesinin avukatları, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan 2’nci kez otopsi yapılıp yapılmaması için görüş istedi. Üniversiteden verilen cevapta; yeniden otopsiye gerek olmadığı belirtildi. Bunun üzerine aile, cenazeyi alıp, Gabon’a döndü.
Ölüm nedeni tekrardan değerlendirilecek
Dina’nın ölüm nedeni ise Adli Tıp 1’inci İhtisas Kurulu’nun raporunda kesin olarak belirtilemedi. Raporda, “Kişinin ölümünün suda boğulma sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği ancak suda boğulma olayının bir başkası ya da başkalarının etkisi ile mi gerçekleştiği (cinayet), kazara mı oluştuğu veya intihar mı olduğu hususunda tıbben değerlendirme yapılamadığı, olayın adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olduğu” ifadeleri yer aldı. Bunun üzerine avukatlar, mevcut otopsi raporu ile diğer adli tıp raporları doğrultusunda yeniden değerlendirme istedi. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan tekrar ölüm nedeninin değerlendirilmesi için rapor talep edildi. Talep sonrası avukatlar, Karabük’e gelip, soruşturma savcısı ile görüştü ve rapor için gerekli belgeleri aldı.
‘Dosyanın örtülmesini istemiyoruz’
Soruşturmaya ilişkin DHA’ya konuşan avukat Meriç Eyüboğlu, “İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’na yaptığımız başvuru için gerekli belgeleri aldık. Dina’nın şu an sadece 1 tane tutuklu faili var. Bütün faillerin açığa çıkarılmasını, her neyse başına gelen, hepimizin kafasında soru işareti kalmayacak şekilde ortaya konmasını istiyoruz. Bu konuda hiç kimsenin korkmamasını istiyoruz. Farklı farklı saiklerle, siyasi saikler de bu dosyanın bir parçası. Bu dosyanın perdelenmesini ve örtülmesini istemiyoruz. Böyle olmaması için de sonuna kadar uğraşacağız” dedi.
‘Bütün faillerin yargı önüne çıkması’
İddianamenin de yakın zamanda tamamlanabileceğini belirten Eyüboğlu, “Soruşturma aşaması sürüyor, bir dizi delil toplanmış. Bizim de bildiğimiz gizlilik kararı nedeniyle sınırlı bilgi alabilsek de toplanmış deliller var. Toplanmakta olan, dönüşü beklenen çeşitli yazışmaların sonuçları var. Soruşturma savcısının bize verdiği bilgi, iddianameyi düzenlemek için az bir zamanın kaldığı. İddianame düzenlendikten sonra duruşma günü belli olacak. Bizim için önemli olan bütün faillerin yargı önüne çıkarılması. Ama soruşturmanın bütününü gerçek suçluların ortaya çıkmasına engel olacak bir iddianame yerine yavaş yürüyecek ama bütün suçluların belirleneceği soruşturmayı tercih ediyoruz” diye konuştu.
İlçede 5 adet JES işleten Menderes Geothermal A.Ş, iki adet daha JES kurmak için harekete geçti. Köşk coğrafyası çok değerli tarım arazilerine sahipken, bölge JES’lerle işgal edilerek yok ediliyor
Aydın’ın Köşk ilçesinde yaşayan halk, yıllardır JES’lere karşı direnişte. Jandarma saldırıları altında arazilerine zorla çökülürken, JES işgali ise aralıksız sürüyor. Türkiye’de birçok tarım üretiminde ilk sıralarda yer alan Aydın’ın verimli toprakları jeotermal enerji santrallarının (JES) işgali altında kalırken, her gün bir yenisi daha ekleniyor. İncir, zeytin, pamuk ve birinci sınıf verimli toprakları ile tarımın başkenti olan Aydın’da çevreye ölüm kusan 32 adet JES bulunuyor. Bu JES’lerin tamamı Bafa Gölü kıyısından Buharkent’e kadar olan büyük ovada yoğunlaşırken çevredeki dağlardan binlerce yılda taşınan alüvyonlarla oluşmuş ova planlı bir biçimde yok oluşa sürükleniyor.
33 bin 530 dönüm araziye JES
İnciri, zeytini, yaşamı kurutan, yeraltı sularını ve halkı zehirleyen JES’ler için yöre halkı bölgede yıllardır mücadele içinde. Aydın’ın Köşk ilçe coğrafyası da işgalden fazlasıyla nasibini almış durumda. Köşk ilçe coğrafyasını mesken tutan Menderes Geothermal AŞ. bölgede çalışan 5 adet JES’e 2 adet daha eklemek için harekete geçti. Köşk ilçesi Yavuzköy ile Çarşı Mahallesi sınırları içinde sondajlara başlanacağı bildirildi. Sondaj yapılacak alan 3.353 hektar (33 bin 530 dönüm) tarım arazisi içinde gerçekleştirilecek. Şirketin başvuru dosyasında, sondajlarda jeotermal akışkanın kimyasal ve fiziksel özelliklerine bakılacağı ve edilen sıcaklık, debi vb. değerler sonucu kuyu Jeotermal Enerji Santrali’nde üretim veya re-enjeksiyon kuyusu olarak kullanılacağı belirtiliyor.
Fotoğrafta yeşil görünen alan binlerce yılda dağlardan taşınan alüvyonlarla oluşmuş çok değerli bir ova. Bu ova JES’lerle planlı olarak yok oluşa bağlandı
Aydın’ın yüzde 59’u JES’lere lisanslı
MTA’nın 40 yıl önce Aydın’da jeotermal kaynak araması yaptıktan sonra, enerji üretimine uygun noktaları belirledi. Bu belirlemeleri dayanak yapan AKP iktidarı tarafından çıkarılan Jeotermal yasası ile Aydın ilinin yüzde 59’unu oluşturan ovalar jeotermal ruhsat alanı olarak belirlenerek lisanlar hazırlanması sonrası bu lisanslar şirketlere satıldı. Aydın coğrafyası JES’lerin kurulması sonrası değişime uğrarken, kanser vakaları üçe katlandı. Aydın coğrafyası dünya da yüzölçümüne göre en fazla sayıda JES barındıran bir yer haline getirilirken, JES’lerin tamamı 1. sınıf tarım arazileri ile sulak alanlara ve köylerin içine kadar girilerek kuruldu.
JES’ler suları tüketir ve zehirler
JES’ler GWh başına ortalama 2700 m3 su kullanırken, santrallerin bulunduğu bölgede hava kalitesini bozar. Aynı zamanda yeraltından çekilen ve ağır metaller barındıran atık suları da çevreye yayarak büyük bir ekolojik yıkım yaratmaktadır. Yoğun su kullanımları, bulunduğu bölgelerde su kıtlığına yol açarken aynı zamanda atık suların bir kısmının yeraltına deşarj edilmesinden kaynaklı olarak yeraltı sularını da hem kirletir hem de tüketir. Temiz yenilenebilir enerji safsatası ile süslenen bu işletmeler sabit sermaye gideri dışında işletme giderleri en düşük olan santraller olması bakımından sermayeye çekici gelen yatırımlardır. Santrallerde çok az sayıda çalışan olması, kömürlü ya da doğalgazlı termik santraller gibi hammadde gideri olmadan sıfır hammadde gideriyle çalışırlarken, bulundukları bölgeyi zehirleyerek yaşanmaz yer haline dönüştürmektedirler.
Sular zehilenirken, devlet sessiz
Jeotermal Santralleri için yeraltının bin ila 3 bin metre altına kadar sondaj yapılıp zehirli ağır metallerle dolu akışkan yeryüzüne çekiliyor. Bu akışkanın içeriğinde bor, cıva, arsenik, kurşun, amonyak, antimuan, lityum, karbondioksit, hidrojen sülfür gibi ağır metalleri barındırıyor. JES’lerden salınan akışkanın döküldüğü dereler ve B. Menderes Nehri ile birçok akarsuda binlerce balık ölümleri yaşanırken, yine binlerce incir, üzüm ve zeytin ağacı bu nedenle kurumuş durumda. Germencik’te yeraltı sularından alınan çeşme sularında arsenik dahil birçok ağır metallerin karışması yıllardır devam ederken, devlet sessiz sedasız halkın ve doğal yaşamın zehirlenmesini sessizce izlemeye ve yeni ruhsatlar vermeye devam ediyor.
Aydın işgal altında
Bakanlık 8 Haziran’da ise Aydın Kuyucak ilçesi İğdecik Mahallesi’nde Efendi Jeotermal Şirketi tarafından yapılması planlanan JES için Valilik “ÇED gerekli değildir” kararı verdi. 43 bin dönümlük alan için ruhsat verilen şirket 2 adet sondaj kuyusu açacak. Açılacak sondajların derinlikleri 2 kilometreye kadar inecek. Kentte yaşanan ekolojik talanı ve sonuçlarını MA’ya değerlendiren Aydın Çevre ve Kültür Derneği (AYÇEP) Başkanı Mehmet Vergili, Aydın ve civarının birinci sınıf tarım topraklarına sahip olduğunu vurgulayarak, bu alanların ve su kaynaklarının dünya mirası olduğunu belirtti. Bu kaynakların korunması gerektiğini dile getiren Vergili, “Buharkent’ten Didim’e kadar her metrekare işgal altında. Kentin yüzde 85’i JES ve maden istilası altında. Aynı zamanda RES ve GES’ler yapılıyor. Halbuki buralar birinci sınıf tarım alanları. Dünyanın korunması gereken toprakları” dedi.
Colemêrg’te yapılan ev baskınlarında, Esendere Sınır Kapısında rüşvet aldıkları gerekçesiyle, aralarında polisinlerin de bulunduğu 31 kişi gözaltına alındı
Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesi ve Bajêrge (Esendere) beldesinde, sabah saatlerinde birçok eve baskın düzenlendi. Baskınlarda, aralarında Esendere Sınır Gümrük Kapısında görevli 8 gümrük muhafaza memuru, biri komiser 7 polis ve 16 yurttaşın da bulunduğu 31 kişi gözaltına alındı. Yine Esendere Gümrük Müdürlüğünde gerçekleştirilen operasyon sonucunda ise, rüşvetle elde edildiği değerlendirilen yüksek miktarda döviz, Türk lirası ve ziynet eşyasına da el konulduğu belirtildi.
Soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarılan 6 kişinin de adreslerinde bulunmadığı belirtildi.
İran mahkemeleri tarafından Rojhilat’ın Sine kentinde iki Kürt imama eylemlere katılmaya teşvik ettikleri gerekçesiyle hapis cezası verildiği belirtildi
İran ve Rojhilat kentlerinde Eylül ayında başlayan halk protestolarına karşı rejim baskılarına devam ediyor. Bugüne kadar birçok kişi eylemlere katıldıkları gerekçesiyle idam edilirken, Doğu Kürdistan Siyasi Tutsaklar Meclisi, İran mahkemesinin halkı protestoya teşvik ettikleri gerekçesiyle iki Kürt imama 12 yıl hapis cezası verdiğini açıkladı.
Hapis cezası verildi
Yapılan açıklamada, geçtiğimiz günlerde Lokman Emini ve İbrahim Kerimi isimli iki imamın Rojhilat’ın Sine kentinde hükümet aleyhine propaganda yapmak ve halkı protestoya teşvik etmek gerekçesiyle Hemedan mahkemesi tarafından hapis cezasına çarptırıldıkları belirtildi.
Görevden uzaklaştırıldılar
Açıklamada İmam Lokman Emini’nin görevden uzaklaştırılma ile 11 yıl hapis, İmam İbrahim Kerimi’nin ise 12 yıl hapis ve 2 yıl görevden uzaklaştırılma cezasına çarptırıldığı bildirildi.
Mêrdîn’e yüzbaşı olduğu belirtilen A.Y.T.’nin aracıyla çarptığı asker Hayrettin Ercan yaşamını yitirdi
Mêrdîn’in Artûklû (Artuklu) ilçesinde yüzbaşı olduğu belirtilen A.Y.T.’nin aracıyla çarptığı asker Hayrettin Ercan, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Edinilen bilgilere göre; kaza Mêrdîn-Mîdyad yolunda bulunan otogar mevkiinde 9 Haziran’da meydana geldi. Îdir’de zorunlu askerlik yapan Ercan, hava değişimi için 8 Haziran’da memleketi Mêrdîn’ê geldi. Geceyi Kabala Mahallesi’nde bir akrabasının yanında geçiren Ercan, 9 Haziran’da ailesinin yaşadığı Stewrê (Savur) ilçesine bağlı kırsal Dêriş (Soylu) Mahallesi’ne gitmek için bir yakını tarafından otogara götürüldü. Ercan’a, yolun karşısında geçtiği sırada sivil bir araç çarptı. Kazada ağır yaralanan Ercan, Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan Ercan, dün hayatını kaybetti. Ercan’ın cenazesi, doğduğu mahallede toprağa verildi.
Kazayla ilgili soruşturma başlatılırken, Ercan’a çarpan aracın sürücüsünün yüzbaşı olduğu belirtilen A.Y.T. olduğu öğrenildi.