Ana Sayfa Blog Sayfa 303

TRT Gezi atıflı Osman Kavala dizisi çekti: Savcılık iddianamesi gibi

TRT’nin dijital platformu ‘tabii’ de yayınlanmaya başlayan ‘Metamorfoz’ adlı dizi, AİHM kararlarına rağmen cezaevinde tutulan Osman Kavala’yı AKP gözüyle anlatıyor. Dizide Gezi Direnişi’ne atıflar da var

TRT’nin yeni dijital platformu “tabii”de yayınlanmaya başlayan ‘Metamorfoz’ isimli dizi, AİHM’in kararına rağmen 2017 yılından beri cezaevinde olan Osman Kavala’yı konu alıyor.

Fragmanında Gezi protestolarına atıflar yapılan dizinin ilk bölümü yayınlandı.

Serbestiyet’te yer alan habere göre, ilk bölümde babasının ölümü üzerine holdingin başına geçip “kapitalistleşen” solcu işadamı Teoman Bayramlı, bir Amerikan ajanına Türkiye Cumhuriyeti’ne ait çeşitli koordinat bilgilerini sızdırıyor, teknesinde kim olduğu belirtilmeyen ‘Komşusunun işgalinden Amerika sayesinde kurtulan’ bir Körfez ülkesi bakanıyla toplantı yapıyor.

Klip yönetmeni Murat Onbul’un çektiği dizinin senaryosunu Diriliş Ertuğrul dizisinin de senaristi olan Mustafa Burak Doğu yazdı. Başrolde Osman Kavala’ya benzetilen Can Nergis yer alıyor.

Kavala’nın hayatı ile benzerlikler

Dizi baştan sona Osman Kavala’nın hayat hikayesinin tek taraflı aktarıyor olmasına rağmen ne başında ne sonunda ‘Gerçek kişi ve kurumlarla bir ilgisi bulunmamaktadır’ gibi bir cümle yer almıyor.

Örneğin tıpkı dizideki gibi Osman Kavala da 1982’de babası Mehmet Kavala’nın ani ölümü sonrasında İstanbul’a dönmüş ve ailesinin işlerini devralmıştı.

İlk bölümünün yayınlanmasının üzerinden 1 ayı aşkın süre geçmesine rağmen, tabii platformunda dizinin diğer bölümleri henüz yayınlanmadı.

İSTANBUL

#TRT #Gezi #atıflı #Osman #Kavala #dizisi #çekti #Savcılık #iddianamesi #gibi

Deniz Poyraz’ın katledilişinin üzerinden 2 yıl geçti: Anmaya çağrı

Deniz Poyraz’ın katledilmesinin 2’nci yıldönümünde anne Fehime Poyraz, ‘Deniz benim Deniz’im değil, bütün halkın Deniz’idir’ sözleri ile herkesi 17 Haziran günü yapılacak anmaya çağırdı

17 Haziran 2021 tarihinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü binasına saldıran fail Onur Gencer’in Deniz Poyraz’ı katletmesinin ardından iki yıl geçti. Bu süre zarfında katliamın arkasındaki güçler de tüm çağrılara rağmen açığa çıkarılmazken fail Onur Gencer’in yargılandığı davada “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, “mala zarar verme” suçundan 4 yıl, “konut dokunulmazlığını ihlal” suçundan 2 yıl ve “ateşli silahlar kanununa muhalefet” suçundan 3 yıl hapis cezası aldı.

Katilin arkasındaki gücü biliyoruz

Deniz Poyraz’ın katledilmesinin 2’nci yıldönümünde anne Fehime Poyraz adaletsizlik karşısında mücadeleye devam edeceklerini ve Kürt halkının barıştan yana olduğunu dile getirdi. Fail Onur Gencer’in tek başına cesaret edip HDP İzmir il binasına giremeyeceğine dikkat çeken Poyraz, failin cesareti arkasındaki güçlerden aldığını söyledi. Katilin özel olarak eğitim aldığını söyleyen Poyraz, “Ne için eğitim aldı? Kürt halkını ve kadınları katletmek için eğitim aldı. Kürt ve kadın olduğu için kadınları katlediyorlar. Biz bunu kabul etmeyiz. Hak, hukuk kadının hakkıdır ama öyle bir şey yok. Nereye gitseler kadınları katlediyorlar. Kadınlar ölmeyi hak etmiyor. Katil tek başına yapmamış, onu yukarı gönderip Deniz’i katlettiler. Biz bilmiyor muyuz kimin arkasında olduğunu?” şeklinde konuştu.

‘Kendi kendilerine mahkeme yaptılar

Failin mahkemedeki davranışlarına da dikkat çeken Poyraz, “’Ben Deniz’i öldürmüşüm’ diyerek failin kendini kahraman ilan ettiğini ancak faillin başka güçler tarafından kullanılan bir zavallı olduğunu söylediler. Mahkemelerin göstermelik yapıldığına vurgu yapan Poyraz, “O mahkemede ne oldu ne bitti biz bilmiyoruz. Kendi kendilerine mahkeme yaptılar, dinlediler bizim bir şeyden haberimiz yok” dedi.

Annelerin gözlerinden artık gözyaşı değil kan akıyor 

Deniz’in katledilmesinin ardından bu olayın normalleştirilmemesi gerektiğini belirten Poyraz, “Deniz şehit düşeli neredeyse iki sene olacak. Hiçbir zaman unutulmaz. Yarın öbür gün başkasının da il binasında, bir ilçede, sokakta başına bu gelebilir. Özellikle Kürt halkına zulüm ediliyor. Neden? Çünkü kimliklerini istiyorlar Kürtler. Bunun böyle gitmesini istemiyoruz. Biz anneler bir araya geldiğimizde gülelim artık. Annelerin gözlerinden artık gözyaşı değil kan akıyor” dedi.

Kürdistan’da kadınlar ve çocuklar hedef halinde

Özellikle Kurdistan’da Kürt kadınların ve çocukların uzman çavuş ve polisler tarafından hedef haline getirildiğini ifade eden Poyraz, “Çocuklarımızın hasretiyle mi yaşayacağız? Bugün benim çocuğum öldürüldü yarın başkasının çocuğu öldürülecek” diye belirtti. Yaşanan katliamların Kürt sorunuyla bağlantılı olduğunu vurgulayan Poyraz, bu sorunun varlığının kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

“Deniz benim Deniz’im değil, bütün halkın Deniz’idir” diyen Poyraz, son olarak 17 Haziran’da yapılacak olan anma için katılım çağrısıda bulundu.

Kaynak: JinNews

 

 

 

 

#Deniz #Poyrazın #katledilişinin #üzerinden #yıl #geçti #Anmaya #çağrı

Gümüş: Hüseyin gibi arkadaşlarımıza çok şey borçluyuz

Süleymaniye’de katledilen Hüseyin Arasan’ın hem çocukluk hem mücadele arkadaşı olan Seyithan Gümüş, ‘Hüseyin nereye gittiyse, insanlarda bir iz bırakmıştır ,Hüseyin gibi arkadaşlarımıza çok şey borçluyuz’ dedi

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde, üyesi olduğu Mezopotamya İşçiler Derneği önünde 9 Haziran’da suikasta uğrayan Hüseyin Arasan, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Mêrdin’nin Stewr (Savur) ilçesine bağlı Dengiza köyünde dünyaya gelen Arasan, emek ve mücadeleyle geçirdiği yaşamının 16 yılını siyasi faaliyetleri nedeniyle cezaevinde geçirdi.

Devlet baskıları nedeniyle 2019 yılında Federe Kurdistan Bölgesi’ne giden Arasan, Mezopotamya İşçiler Derneği çatısı altında mücadelesini sürdürdü. Uğradığı suikast sonucu katledilen Arasan, vasiyeti üzerine 11 Haziran’da Kandil’de bulunan ‘Mehmet Karasungur Şehitliği’nde defnedildi.

 ‘HEP gençliği içinde siyasi mücadeleye atıldılar’

Seyithan Gümüş, yaşamında büyük izler bırakan hem çocukluk hem mücadele arkadaşı Hüseyin Arasan’ı Mezopotamya Ajansı’ndan Tolga Güney’e anlattı.

İzmir’in Bayraklı ilçesi Nafiz Gürman Mahallesi’nde yaşayan Arasan ile 1984 yılında 6 yaşındayken taşınan Gümüş, çocukluk yıllarını da birlikte geçirdi. 1993 yılında Halkın Emek Partisi (HEP) gençliği içinde siyasi mücadeleye birlikte atıldıklarını anlatan Gümüş, o tarihten sonra arkadaşlığın yanı sıra yoldaşlık ilişkilerinin başladığını ve siyasi parti çalışmalarında aktif rol aldıklarını söyledi.

‘İnsanlara öncülük ediyordu’

“Hüseyin nereye gittiyse, insanlarda bir iz bırakmıştır” diyen Gümüş, “Çok mütevazi bir arkadaşımızdı. Önünde bir çalışma olduğu zaman günlerce yemek bile aklına gelmezdi. Mutlaka o işini bitirirdi. Parti çalışmaları dediğin zaman, akan sular dururdu. Pazarlarda, mahallelerde dolaşırdık. Aidiyet duygusu vardı. Mahalle toplantılarında toplantı düzenine çok önem verirdi. O zamanlarda arkadaşlarımıza disiplini aşılıyordu. İnsanlara öncülük yapıyordu” dedi.

‘Biz doğru bir şey yapıyoruz’

Arasan’ın 12-13 yaşlarında inisiyatif alarak mücadele ruhunu açığa çıkardığını dile getiren Gümüş, 1993 Newrozu ile ilgili anılarını şöyle anlattı: “1993’te Newroz kutlamaları yapılıyordu. O yılları bilen bilir, o dönem Newrozlara izin verilmezdi. Bayraklı Yamanlar’da bir yürüyüş yapılmıştı. Biz daha çocuktuk ama panzerlerden sular, gaz bombaları atılıyordu. Herkes panik oldu. Ama Hüseyin ‘Kimse bir yere gitmesin. Biz doğru bir şey yapıyoruz’ dedi. Daha sonra Newroz ateşini yakabildik. Oradaki toparlayıcı konumu benim hayatımda bir iz bıraktı. O yaşta böyle bir liderlik vasfı alması sayesinde biz başarılı olmuştuk. Devamlı gülerdi. Davaya olan inancı, kararlılığı, fedakarlığı onu farklı kılan etkenlerdi.”

‘Azadiya Welat Gazetesi dağıtımını yaptı’

Arasan’ın bir dönem Azadiya Welat Gazetesi’nin dağıtımını da yaptığını kaydeden Gümüş, saatlerce pazarlarda, mahallelerde emek verdiğini dile getirdi. Bazı arkadaşlarının “O kadar emek veriyorsun. Biraz dinlensen” demesine rağmen Arasan’ın dinlenmek bilmediğini ifade eden Gümüş, “Yine parası olmayanlara kendi cebinden parasını verip gazeteyi verirdi. ‘Burada o kadar güzel bilgiler var ki en büyük zenginlik bu’ derdi. Doğru haber okumak anlamında insanların yararlanmasını sağlardı. Bizden sonraki nesil belki çok rahatlayacak ama biz o özgürlükleri yakaladığımız zaman bazı taraflarımız yarım kalacak. Hüseyin gibi arkadaşlarımız bir daha geri gelmeyecek. Onun dediği gibi; doğru bir işi kararlılıkla yaptığın zaman sonuca ulaşırsın” diye belirtti.

‘Emeği tarih yazacak’

Arasan’ın cezaevinde de insanları çok etkilediğini belirten Gümüş, şöyle devam etti: “Amcamla aynı cezaevinde kalıyordu. Cezaevinde amcamın görüşüne gittiğimde onunla da yaptığımız sohbetler beni hep etkiledi. Hiçbir zamanda geri adım atmadı. Cezaevinde 20-25 sene yatan insanlar bile ‘Hüseyin’in genç yaşında büyük sorumluluk altına girmesi takdir edilesi’ derlerdi. Tahliye olduktan sonra tekrar görüştük. Ailesi evlenmesini istedi. Fakat kafasında hep parti çalışmaları vardı. Başka bir şeyi önüne hedef olarak koymadı. Hüseyin’i anlatmaya kelimeler yetmez. Mutlaka bir tarafı eksik kalır. Onu tanımak lazımdı. Onu tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Onun için Hüseyin gibi arkadaşlarımıza çok şey borçluyuz. Onların emeği tarih yazacak.”

‘Söylediği ağıtta kendini anlatıyor’

Arasan ile katledilmesinden bir ay önce telefonla görüştüklerini ve yaşamını yitiren annesinin cenazesine katılamaması nedeniyle acılı olduğunu dile getiren Gümüş, “En son arkadaşı ile ilgili bir ağıt söylüyor. Aslında o ağıtta kendini anlatıyor, başına gelecekleri biliyormuş gibiydi. İlk olarak televizyonda ağır yaralı olduğunu öğrendim. Anlam veremedik. Sonuçta sivil bir insandı. Düşünsenize genç yaşınızda 16 yıl tutuklu kalıp tahliye oluyorsunuz. Ama daha sonra hakkınızda tekrar davalar açılıyor. Ondan dolayı ülkeyi terk etmek zorunda kalıyorsun. Gittiğin yerde katlediliyorsun. Hüseyin için Avrupa da bir seçenekti. Ama o hiçbir zaman Avrupa’ya gitmeyi düşünmedi. Her zaman halkımızın yoğun olduğu yerlerde çalışma yapmak isterdi. Her zaman kalbimizde yaşayacak ve anısına bağlı kalacağız” dedi.

‘Dünya kamuoyuna duyurulması lazım’

“Hüseyin’i unutmak mümkün değil” diyen Gümüş, “Bu şekilde bir suikastla katledilmesi çok üzücü. Bir sene içinde 6’ncı arkadaşımız böyle öldürüldü. Ancak bir tane tutuklama bile yapılmadı. Bu konunun böyle kapanmaması lazım. Bu olayların dünya kamuoyuna duyurulması lazım. Bu suikastların önüne geçilmezse, daha büyük sonuçları olacaktır. Meclis’te de bunun gündeme getirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

İZMİR

 

#Gümüş #Hüseyin #gibi #arkadaşlarımıza #çok #şey #borçluyuz

Zorla medreseye gönderilen çocuk ölü bulundu

Ailesi tarafından iki defa kaçıp gelmesine rağmen Semerkand Vakfı’nın denetimindeki medreseye zorla gönderilen 12 yaşındaki Abdülbaki Dakak adlı çocuk bir ahırda ölü olarak bulundu. Dakak’ın ‘intihar’ ettiği iddia edildi

Riha’da 13 Haziran’dan bu yana kayıp olan 12 yaşındaki Abdülbaki Dakak, Eyyubiye ilçesinin Beşat kırsal mahallesinde bulunan bir ahırda asılı bir halde bulundu.

İki defa kaçtı ancak geri verildi

Dün yaşanan olaya dair soruşturma başlatılırken, edinilen bilgilere göre, kente bağlı Serêkaniyê (Ceylanpınar) ilçesinde ikamet eden Dakak, bir yıl önce ailesinin zorlamasıyla 85 kilometre uzaklıktaki Beşat Mahallesi’nde bulunan Menzil mensuplarının kurduğu Semerkand Vakfı’nın denetiminde olan medreseye gönderildi. Dakak, hem medreseye hem de mahallede bulunan ilköğretim okulunda “eğitim” görürken, bir yıl içinde 2 defa kaçarak eve gitti. Ancak ailesi tarafından zorla geri getirildi.

Cenazesi ahırda bulundu

Son olarak 13 Haziran’da medreseden çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Dakak, dün öğle saatlerinde Semerkand Vakfı’nın denetiminde olan medresenin bitişiğinde ahır olarak kullanılan metruk yapıda asılı halde bulundu. Otopsi işlemlerinin ardından cenaze gece saatlerinde ailesine teslim edilirken, Dakak’ın “intihar” ettiği iddia edildi.

Açılışa AKP’liler katıldı

Dakak’ın zorla gönderildiği belirtilen medresede, 20 çocuğun yatılı olarak “dini eğitim” gördüğü öğrenilirken, söz konusu medrese, AKP’li Eyyübiye Belediyesi tarafından Beşat Mahallesi Mezarlığı içinde yer alan bir alanda inşa edildi. Medresenin 29 Eylül 2018’de yapılan açılışına Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci’nin yanı sıra, AKP Raha eski Milletvekili Halil Özcan katıldı.

Menzil tarikatına devredildi

Açılışta, söz konusu yapı, “medrese, Kur’an kursu, taziye evi ve çok amaçlı salon” olarak lanse edildi. Daha sonra ise, Menzil tarikatına devredildi. Herhangi bir resmiyeti bulunmayan medresede eğitim veren kişilerin de Diyanet’e bağlı olmadıkları öğrenildi.

Muhtar iddiaları doğruladı

Konuyla ilgili Mezopotamya Ajansı’ndan Emrullah Acar’a konuşan Beşat Mahallesi muhtarı Ömer Kaya, Dakak ve medreseye dair iddiaları doğrulayarak, “Bu çocuk birkaç defa ailesine ve beraber kaldığı arkadaşlarına burada kalmak istemediğini belirtti. Hatta 2 defa eve dönüyor ama yine getiriliyor. En son kayboldu. İki gün önce biz her yerde aradık, dün medresenin yanında bir ahırda kendisini asmış halde bulduk. Medresenin resmi bir durumu yok. 20 öğrenci dışarıdan gelip yatılı kalıyor. Fahri imam tarafından eğitim veriliyor. Bazen köylüler kendi aralarında maddi yardımda bulunuyor” diye konuştu.

Öte yandan aranan Dakak ailesi ise telefonlara cevap vermedi.

RIHA

#Zorla #medreseye #gönderilen #çocuk #ölü #bulundu

Iğdır S Tipi Cezaevi’nde işkence: Baskıya dayanamayan tutuklu bileklerini kesti

Iğdır S Tipi Cezaevi’nde kendilerinin de gardiyanların saldırısına uğradığı bilgisini veren avukat Rıdvan Şahin, ziyaret ettiği adli tutuklulardan Fuat Bulut’un işkenceye dayanamadığı için bileklerini kestiğini söyledi

Cezaevleri yapımı ile övünen iktidarın “İnsansızlaştırma” projesi olarak anılan S Tipi cezaevlerinde hak ihlalleri ve keyfi uygulamalar artıyor. İşkence haberleriyle sık sık gündeme gelen Iğdır S Tipi Kapalı Cezaevi’nde 20 Şubat 2022 yılında Sezer Alan ve 20 Mart 2022’de Sinan Kaya şüpheli şekilde hayatını kaybetmiş, cezaevi yönetimi ise olayın üzerini “intihar” diyerek kapatmaya çalışmıştı.

Avukat ve ailelere saldırı

Iğdır S Tipi Cezaevi’nde sadece tutuklulara değil aynı zamanda avukatlara yönelik de birçok ihlal söz konusu. Müvekkillerini ziyaret ettikleri sırasında gardiyanların saldırısına uğrayan avukatlardan Rıdvan Şahin, cezaevinde yaşanan ihlalleri ve kendisine yönelik darp olayını anlattı.

İşkence sesleri duyduk

Ocak ayından itibaren tutuklu ve hükümlülerin aileleri tarafından gelen şikayetler üzerine 14 Nisan’da 3 avukatla birlikte cezaevini ziyaret ettiklerini söyleyen Şahin, “Bir tutuklu ‘Dayanamıyorum, bileklerimi keseceğim’ diyor, ailesinin de yönlendirmesiyle cezaevine gittik. Avukat odasında beklerken ‘Yapmayın, vurmayın kafama’ diye sesler geldi. Avukat arkadaşlarımız da gardiyanları işkence yapmamaları konusunda uyardı. Bunun üzerine 10-15 gardiyan üzerimize yürüdü” diyerek saldırıya uğradıklarını ifade etti.

Kamera ve sesi kapatıp saldırıyorlar

Olayla ilgili tutanak tuttuklarını ve suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen Şahin, birçok avukatın bu saldırılara maruz kaldığını öğrendiklerini ifade etti. S Tipi’nin kentte pandemiyle birlikte açıldığını hatırlatan Şahin, “2022 yılının ardından çok sayıda işkence şikayeti aldık. İki siyasi tutuklunun intihar ettiği öne sürüldü. Bu ölümlerden sonra daha çok saldırılar başladı. Bir müvekkilim ‘Avukat bey, gardiyanlar bize hakaret ediyorlar. Biz karşılık verince bizi bir odaya alıyorlar. Normalde gardiyanların yakasında ses ve görüntü alan bir kamera bulunuyor fakat o odaya girince bunu kapatıyorlar. Bizi istedikleri şekilde dövüyorlar, diye bilgi verdi. Yani orada işkencenin boyutu da bu ifadeyle ortaya çıkıyor” diye kaydetti.

‘Bizi sindirmeye çalışıyorlar’

Görüşmeye gittiği başka bir tutuklu olan Fuat Bulut’un işkenceye dayanamadığı için bileklerini kestiği bilgisini paylaşan Şahin, “Tutuklu geçen ayki görüşmemizde bana; ‘Bizi sindirmeye çalışıyorlar. Ben adli bir tutuklu olmama rağmen açlık grevine girdim çünkü bu baskı ve zülüm ile baş edemiyoruz. Dilekçeler veriyoruz ama bunların bir sonucu yok, büyük ihtimalle yırtılıp atılıyor’ ifadelerini kullandı. Gardiyanlar genelde hükümlülere şiddet uyguluyor. Gardiyanlar ve başgardiyanlar keyfi davranıyor, cezaevi yönetimi ise gardiyanları esas aldığı için sorunlar çözülmüyor” ifadelerini kullandı.

ÎDIR

#Iğdır #Tipi #Cezaevinde #işkence #Baskıya #dayanamayan #tutuklu #bileklerini #kesti

AKP’li belediye hazine arazisini meraya çevirdi, köylülerin ekinlerine el koydu

AKP’li Hani Belediyesi’nin hazineye bağlı tarım arazisini meraya dönüştürerek, yurttaşların ektiklerini biçmesine engel olduğu iddia edildi

AKP’li Hani Belediye Başkanı İbrahim Lale’nin, Sûr ilçesine bağlı Qizilê (Sarıyazma) mahallesinde yurttaşların tarım arazisi olarak kullandığı hazine arazilerini kendi adına çiftlik yapmak ve kredi teşviki almak için mera alanına çevirdiği iddia edildi.

Ayrıca AKP’li Lale’nin isteği üzerine arazilere giden yolun giriş ve çıkışlarının jandarma tarafından kontrol edildiği, bu nedenle yurttaşların ektiklerini biçemedikleri ileri sürüldü.

Belediye başkanı tehdit ediyor

İddialara dair konuşan Belediye Başkanı Lale’nin yeğeni Yunus Lale, yıllardır ektikleri arazilere bu yıl da arpa ektiklerini, ancak askerlerin “mera arazisi” olduğu gerekçesiyle ekili arazilerini biçmelerine izin vermediğini aktardı. Lale, belediye başkanının öz amcası olduğu ve 18 aydır tehdit edildiklerini söyledi.

Askerleri sürgünle baskılıyor

AKP’li Başkan’ın Sur Jandarma Komutanlığı üzerinden kendilerini baskı altına almaya çalıştığını kaydeden Lale, “Onun dediğini yapmayan kolluk kuvvetlerini sürgün etmekle tehdit ediyor. Sürekli, ‘İktidarda olan bir partinin belediye başkanıyım, bakanlara ne desem beni dinlerler. Sizi dinlemezler’ şeklinde tehdit ediyor” dedi.

Hazineye para ödüyorlar

Yıllardır ektikleri hazine arazisine “rayiç ücreti” parası ödediklerini söyleyen Lale, “7-8 yılda bir defa hazine arazisini kullanma bedeli ödüyoruz. En son 2014’de geriye dönük vergileri yatırmışız. Yatırdığımız makbuzlar bizde mevcuttur” diye konuştu.

Lale, hazine arazisini ne zaman meraya çevrildiğini araştırdıklarına işaret ederek, “İbrahim Lale, 2009 yılında köyde bir çiftlik yapmak ve çiftliğe teşvik alabilmek için işlettiğimiz hazine arazisini bizden habersiz bir şeklide bizim yerimize sahte imza toplayarak, arazileri mera alanına çevirdiğini öğrendik. Sırf kendisi kazanç sağlamak ve teşvik almak için bizleri mağdur ederek, işlettiğimiz hazine arazisini kendine meraya çevirmiş ve 14 yıldır da bunu saklıyor” ifadelerini kullandı.

Araziyi gasp etmesi ile gündemdeydi

Hani Belediye Başkanı İbrahim Lale, 2020 yılında Amed’in Merkez Rezan (Bağlar) İlçesi Batıkent’te bulunan 350 dönümlük davalık araziyi gasp etme ve kaçak yapı inşa etmek, para karşılığında belediyede kadrolu işçi alımını ses kaydı ve Yenişehir ilçe sınırlarında kalan imarsız alana halı saha, düğün salonu ve yüzme havuzu yapmakla gündeme gelmişti.

AMED

 

#AKPli #belediye #hazine #arazisini #meraya #çevirdi #köylülerin #ekinlerine #koydu

Şirnex’te 15 günlük ‘güvenlik bölgesi’ ilanı

Şırnak Valiliği tarafından Şirnex ve ilçelerinde 11 bölgede, 15 günlük geçici ‘güvenlik’ bölgesi ilan edildi

Şirnex (Şırnak) ve ilçeleri sınırlarında bulunan 11 bölge, 15 gün süreyle geçici “güvenlik” bölgesi ilan edildi.

Şırnak Valiliği tarafından yapılan açıklamada, Şirnex merkez ile Cizîr (Cizre), Silopiya (Silopi), Basa (Güçlükonak), Qileban (Uludere) ve Elkê (Beytüşşebap) ilçeleri sınırında yer alan Cudi Dağı, Besta bölgesi, Kurt Dağı, Kureşin, Kel Mehmet Dağları, Serin Vadi, Feraşin, Altın Dağ, İncebel Dağı, Oymakaya ve Tanin bölgelerinin, 15-29 Haziran tarihleri arasında geçici güvenlik bölgesi ilan edildiği belirtildi.

ŞIRNEX

#Şirnexte #günlük #güvenlik #bölgesi #ilanı

Mehmet Öcalan: Tecrit sürüyorsa hepimiz suçluyuz

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan mutlak tecride tepki gösteren kardeşi Mehmet Öcalan, ‘Tecrit Kürtlere uygulanıyor, tecrit sürüyorsa hepimiz suçluyuz’ dedi

Uluslararası komployla Türkiye’ye getirildiği 15 Şubat 1999 tarihinden bu yana İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde ağır tecrit koşullarında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile cezaevindeki diğer tutuklular Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş ve Ömer Hayri Konar’dan haber alamama hali 810 gününü geride bıraktı. Dışarıyla iletişimi çeşitli iddialarla engellenen Abdullah Öcalan’ın ailesiyle temas kurduğu son tarih 25 Mart 2021 oldu. Abdullah Öcalan’ın bu tarihte kardeşi Mehmet Öcalan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi ise 4 buçuk dakikanın ardından kesildi. Görüşmeden bu yana Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve İmralı Cezaevi’ne yapılan yüzlerce avukat ve aile görüşme başvurusuna ya disiplin cezaları gerekçe gösterildi ya da cevap verilmedi. Son olarak PKK Liderine, 15 Mart’ta yeni bir 3 ay aile, 26 Nisan’da yeni bir 6 ay avukat görüş yasağı verildiği öğrenildi.

Mezopotamya Ajansı’ndan Emrullah Acar’a konuşan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, tecride tepki göstererek, dünyada emsalinin olmadığına vurgu yaptı.

‘Tecrit politikası değişmiyor’

Tecrit politikalarının kimi zaman ağırlaştırıldığını, kimi zaman ise kısmen yumuşadığını kaydeden Öcalan, “Dünyanın hiçbir yerinde 27 ay haber alınamayan bir tutuklu yok. Yaşıyor mu yaşamıyor mu kimsenin haberi yok. İmralı’da yaşananlar hukukun bir turnusol kağıdıdır. İmralı hukuku eşittir Türkiye’nin hukukudur. Hiçbir hukukta bunun adı yok, sadece Türkiye’nin hukukunda var. Türkiye’de birçok şey değişiyor, bakanlar değişiyor, ancak tecrit politikası değişmiyor” diye konuştu.

‘Yaşanan krizlerin nedendi tecrit’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a 15 Şubat 1999 yılından bu yana tecrit uygulandığını belirten Öcalan, Türkiye’de yaşanan krizlerin nedeninin tecrit politikası olduğunun altını çizdi. Tecridin İmralı özelinde bütün Ortadoğu halklarına uygulandığını belirten Öcalan, “Başkan İmralı’da ama tecrit bütün halklaradır. Bugün bir ekmeğe yapılan zamda bile İmralı’da sürdürülen tecridin etkisi var. Ekonomik krizin nedeni savaş politikaları, tecrit savaşın nedeni. Bombalanmayan bir Kürt dağı kalmadı, tutuklanmayan bir insan yok. Herkesin evinde bir insan yaşamını yitirdi. Başkana tecrit uygulanarak Kürtler tecrit edilmek isteniyor. Herkes tecride bu gözle bakmalı. Bu tecrit devam ederse ekonomik kriz daha çok derinleşir, bir yerden sonra kimse kaldıramaz” ifadelerini kullandı.

‘Tecrit sürüyorsa hepimiz suçluyuz’

Tecridin sürdürülmesinde muhalefet partilerinin de rolü olduğunu söyleyen Öcalan, iktidarın politikalarına muhalefet partilerinin “zılgıt” çektiğini kaydetti. Kimsenin tecridi kabul etmemesi gerektiğini ifade eden Öcalan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gelecekte bir gerçek inşa edilecekse, tecride herkesin tepki göstermesi gerekir. Çözüm bu şekilde olmaz. İktidar zaten bizi öldürüyor, muhalefet zılgıt çekmekten vazgeçsin. Biz büyük bir gücüz. Ne iktidara ne de muhalefete muhtaç değiliz. Başkandan 27 aydır haber yok, herkes kulağını tıkamış, gözlerini kapatmış. Bu şekilde ne Kürt sorunu ne Ortadoğu’daki sorunlar çözülür. Tecrit sürüyorsa herkes ama herkes kendisini sorgulamalı. Demokratik kurumlar kendilerini sorgulamalı. Kimse başını yastığa rahat koymamalı. Tecrit sürüyorsa hepimiz suçluyuz.”

‘Bu tecrit Kürtlere uygulanıyor’

PKK Liderine, son olarak yeni verilen 3 ay aile ve 6 ay avukat görüş yasağına değinen Öcalan, uluslararası hukuk kuruluşlarının sessiz kalmasına tepki gösterdi. Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onurkırıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) işlenen suçta Türkiye ile ortak olduğunu belirten Öcalan, “Kürtleri nasıl 1923’te 4 parçaya böldülerse, bugün de Avrupa ülkeleri Kürtleri kendi çıkarları için kullanmaya devam ediyor. Başkana 27 aydır tecrit uygulandığını bilmiyor mu? Bu tecrit Kürtlere uygulanıyor. Dünyada kendilerini bağımsız insan hakları kuruluşu olarak lanse eden sivil kuruluşlar neden sessiz, neden bir şey yapmıyorlar. Herkese çağrımızdır; herkes insani görevini yapmalı, biz kimseden sadaka istemiyoruz. Bu çağrı uluslararası kuruluşlara olduğu kadar bizim siyasetçilerimizedir de. Tecridin kırılması için uluslararası mücadele veren kişiler de var, onların emeklerine saygımız sonsuz. Ancak Kürtleri temsil ettiği halde ses çıkarmayanlardan da hesap sorarız, bu bizim demokratik hakkımız. Tecridi kırmaz isek her gün ölürüz” şeklinde konuştu.

RIHA

 

#Mehmet #Öcalan #Tecrit #sürüyorsa #hepimiz #suçluyuz

Katledilen Deniz Poyraz davasında karar usulden bozuldu

Deniz Poyraz’ın katleden Onur Gencer’e verilen az cezaya karşı Poyraz ailesinin istinafa yaptığı başvuruda İstinaf Mahkemesi, davada eksiklikler olduğunu belirterek, dosyayı usulden bozdu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl binasında polis bağlantılı Onur Gencer tarafından katledilen dosyasında yeniden yargılama kararı verildi. 27 Aralık 2022’de İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen son duruşmada, Gencer’e “Tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, “Konut dokunulmazlığını ihlal”, “Mala zarar verme” ve “Ateşli silahlar kanununa muhalefet” suçlarından da 9 yıl hapis cezası verildi.

Aile başvurdu

Karara karşı hem Deniz Poyraz ailesinin avukatları hem savcı hem de Gencer’in avukatı karara karşı Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurdu. Yapılan başvuru sonrası dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, 8 Haziran’da kararı usul yönünden bozarak, İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne geri gönderdi.

Eksiklikler giderilecek

Mahkeme dosyasında bazı duruşma tutanaklarında imzaların eksik olduğu, taraf avukatlarına gerekçeli kararın tebliğ edilmediği ve tebliğlere dair yazıların dosyaya konulmadığını belirledi. İstinaf Mahkemesi, eksikliklerin giderilerek dosyanın yeniden gönderilmesine karar verdi.

Ciddi bir soruşturma yürütülmedi

Dosyada yaşanan gelişmeyi değerlendiren Poyraz Davası avukatlarından Türkan Aslan Ağaç, saldırının ardından Onur Gencer’in 18 saat içinde ifadesinin alınarak tutuklandığını anımsattı. Soruşturmanın başladığı yöntemle yürütüldüğünü belirten Ağaç, “Bir siyasi partiye saldırı olmasına, Anayasal düzene karşı işlenmiş bir suç olmasına rağmen bu suçun ağırlığı ve ciddiyetine uygun bir soruşturma ve yargılama süreci işletilmedi. Bu aynı zamanda azmettiricilerin ve sanığa yardım edenlerin, bu iklimi yaratan kişilerin yargılanmaları için oluşturulmuş bir süreçti” dedi.

Kararın ardından hem kendilerinin hem savcının hem de Gencer’in istinafa başvurduğunu kaydeden Ağaç, savcının da konut dokunulmazlığının ihlali ve siyasi partilerin kullandığı binalara yönelik saldırı itibariyle mahkemenin ağırlaştırıcı unsurları kullanmadığı gerekçesiyle itirazda bulunduğunu belirtti. Kendilerinin ise saldırıyı Anayasal düzene karşı işlenmiş bir suç olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Ağaç, “Aynı zamanda mahkeme heyetinin katılan tarafı, Deniz Poyraz’ın ailesini, HDP yetkililerin obje olarak görmesi, mağdur haklarını tamamen ortadan kaldıran yaklaşımı sebebiyle istinaf ettik” ifadelerini kullandı.

Adil bir yargılama bekliyoruz

Dosyanın yeniden İstinaf Mahkemesi’ne gönderilmesinin ardından adil bir yargılanma yapılması durumunda kararın bozulmasını beklediklerini dile getiren Ağaç, bu yönde karar verilmemesi durumunda dosyanın üstünün örtüleceğini ifade etti.

Haber: Tolga Güney / MA

#Katledilen #Deniz #Poyraz #davasında #karar #usulden #bozuldu

Konya ve Niğde’de ekmeğe zam

Konya’da 4 liradan satılan 200 gram ekmeğin fiyatı 5 liraya, Niğde’de ise 3,5 liradan 4,5 liraya yükseldi

Cumhurbaşkanlığı ve 28’inci dönem milletvekili seçimlerinin ardından hemen hemen her sektörde zam haberleri gelmeye devam ediyor.

Konya’da 4 liradan satılan 200 gram ekmeğin fiyatı 5 liraya, Niğde’de ise 3,5 liradan 4,5 liraya yükseldi. Zamlı tarifye yarından itibaren geçerli olacak.

Duvar’da yer alan habere göre, ekmek zammına ilişkin açıklama yapan Niğde Fırıncılar Odası Başkanı Murat Yenel, “200 gram ekmek 3,5 TL’ydi. Niğde Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’ne sunduğumuz tarife 5 TL’ydi ve bugün karar alındı. 200 gram ekmek 15 Haziran’dan itibaren 4,5 TL’den satılmaya başlanacak. Girdi maliyetlerden dolayı bu zammı yapma kararı aldık” dedi.

HABER MERKEZİ

#Konya #Niğdede #ekmeğe #zam