Ana Sayfa Blog Sayfa 303

Şirnex’te 15 günlük ‘güvenlik bölgesi’ ilanı

Şırnak Valiliği tarafından Şirnex ve ilçelerinde 11 bölgede, 15 günlük geçici ‘güvenlik’ bölgesi ilan edildi

Şirnex (Şırnak) ve ilçeleri sınırlarında bulunan 11 bölge, 15 gün süreyle geçici “güvenlik” bölgesi ilan edildi.

Şırnak Valiliği tarafından yapılan açıklamada, Şirnex merkez ile Cizîr (Cizre), Silopiya (Silopi), Basa (Güçlükonak), Qileban (Uludere) ve Elkê (Beytüşşebap) ilçeleri sınırında yer alan Cudi Dağı, Besta bölgesi, Kurt Dağı, Kureşin, Kel Mehmet Dağları, Serin Vadi, Feraşin, Altın Dağ, İncebel Dağı, Oymakaya ve Tanin bölgelerinin, 15-29 Haziran tarihleri arasında geçici güvenlik bölgesi ilan edildiği belirtildi.

ŞIRNEX

#Şirnexte #günlük #güvenlik #bölgesi #ilanı

Mehmet Öcalan: Tecrit sürüyorsa hepimiz suçluyuz

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan mutlak tecride tepki gösteren kardeşi Mehmet Öcalan, ‘Tecrit Kürtlere uygulanıyor, tecrit sürüyorsa hepimiz suçluyuz’ dedi

Uluslararası komployla Türkiye’ye getirildiği 15 Şubat 1999 tarihinden bu yana İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde ağır tecrit koşullarında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile cezaevindeki diğer tutuklular Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş ve Ömer Hayri Konar’dan haber alamama hali 810 gününü geride bıraktı. Dışarıyla iletişimi çeşitli iddialarla engellenen Abdullah Öcalan’ın ailesiyle temas kurduğu son tarih 25 Mart 2021 oldu. Abdullah Öcalan’ın bu tarihte kardeşi Mehmet Öcalan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi ise 4 buçuk dakikanın ardından kesildi. Görüşmeden bu yana Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve İmralı Cezaevi’ne yapılan yüzlerce avukat ve aile görüşme başvurusuna ya disiplin cezaları gerekçe gösterildi ya da cevap verilmedi. Son olarak PKK Liderine, 15 Mart’ta yeni bir 3 ay aile, 26 Nisan’da yeni bir 6 ay avukat görüş yasağı verildiği öğrenildi.

Mezopotamya Ajansı’ndan Emrullah Acar’a konuşan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, tecride tepki göstererek, dünyada emsalinin olmadığına vurgu yaptı.

‘Tecrit politikası değişmiyor’

Tecrit politikalarının kimi zaman ağırlaştırıldığını, kimi zaman ise kısmen yumuşadığını kaydeden Öcalan, “Dünyanın hiçbir yerinde 27 ay haber alınamayan bir tutuklu yok. Yaşıyor mu yaşamıyor mu kimsenin haberi yok. İmralı’da yaşananlar hukukun bir turnusol kağıdıdır. İmralı hukuku eşittir Türkiye’nin hukukudur. Hiçbir hukukta bunun adı yok, sadece Türkiye’nin hukukunda var. Türkiye’de birçok şey değişiyor, bakanlar değişiyor, ancak tecrit politikası değişmiyor” diye konuştu.

‘Yaşanan krizlerin nedendi tecrit’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a 15 Şubat 1999 yılından bu yana tecrit uygulandığını belirten Öcalan, Türkiye’de yaşanan krizlerin nedeninin tecrit politikası olduğunun altını çizdi. Tecridin İmralı özelinde bütün Ortadoğu halklarına uygulandığını belirten Öcalan, “Başkan İmralı’da ama tecrit bütün halklaradır. Bugün bir ekmeğe yapılan zamda bile İmralı’da sürdürülen tecridin etkisi var. Ekonomik krizin nedeni savaş politikaları, tecrit savaşın nedeni. Bombalanmayan bir Kürt dağı kalmadı, tutuklanmayan bir insan yok. Herkesin evinde bir insan yaşamını yitirdi. Başkana tecrit uygulanarak Kürtler tecrit edilmek isteniyor. Herkes tecride bu gözle bakmalı. Bu tecrit devam ederse ekonomik kriz daha çok derinleşir, bir yerden sonra kimse kaldıramaz” ifadelerini kullandı.

‘Tecrit sürüyorsa hepimiz suçluyuz’

Tecridin sürdürülmesinde muhalefet partilerinin de rolü olduğunu söyleyen Öcalan, iktidarın politikalarına muhalefet partilerinin “zılgıt” çektiğini kaydetti. Kimsenin tecridi kabul etmemesi gerektiğini ifade eden Öcalan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gelecekte bir gerçek inşa edilecekse, tecride herkesin tepki göstermesi gerekir. Çözüm bu şekilde olmaz. İktidar zaten bizi öldürüyor, muhalefet zılgıt çekmekten vazgeçsin. Biz büyük bir gücüz. Ne iktidara ne de muhalefete muhtaç değiliz. Başkandan 27 aydır haber yok, herkes kulağını tıkamış, gözlerini kapatmış. Bu şekilde ne Kürt sorunu ne Ortadoğu’daki sorunlar çözülür. Tecrit sürüyorsa herkes ama herkes kendisini sorgulamalı. Demokratik kurumlar kendilerini sorgulamalı. Kimse başını yastığa rahat koymamalı. Tecrit sürüyorsa hepimiz suçluyuz.”

‘Bu tecrit Kürtlere uygulanıyor’

PKK Liderine, son olarak yeni verilen 3 ay aile ve 6 ay avukat görüş yasağına değinen Öcalan, uluslararası hukuk kuruluşlarının sessiz kalmasına tepki gösterdi. Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onurkırıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) işlenen suçta Türkiye ile ortak olduğunu belirten Öcalan, “Kürtleri nasıl 1923’te 4 parçaya böldülerse, bugün de Avrupa ülkeleri Kürtleri kendi çıkarları için kullanmaya devam ediyor. Başkana 27 aydır tecrit uygulandığını bilmiyor mu? Bu tecrit Kürtlere uygulanıyor. Dünyada kendilerini bağımsız insan hakları kuruluşu olarak lanse eden sivil kuruluşlar neden sessiz, neden bir şey yapmıyorlar. Herkese çağrımızdır; herkes insani görevini yapmalı, biz kimseden sadaka istemiyoruz. Bu çağrı uluslararası kuruluşlara olduğu kadar bizim siyasetçilerimizedir de. Tecridin kırılması için uluslararası mücadele veren kişiler de var, onların emeklerine saygımız sonsuz. Ancak Kürtleri temsil ettiği halde ses çıkarmayanlardan da hesap sorarız, bu bizim demokratik hakkımız. Tecridi kırmaz isek her gün ölürüz” şeklinde konuştu.

RIHA

 

#Mehmet #Öcalan #Tecrit #sürüyorsa #hepimiz #suçluyuz

Katledilen Deniz Poyraz davasında karar usulden bozuldu

Deniz Poyraz’ın katleden Onur Gencer’e verilen az cezaya karşı Poyraz ailesinin istinafa yaptığı başvuruda İstinaf Mahkemesi, davada eksiklikler olduğunu belirterek, dosyayı usulden bozdu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl binasında polis bağlantılı Onur Gencer tarafından katledilen dosyasında yeniden yargılama kararı verildi. 27 Aralık 2022’de İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen son duruşmada, Gencer’e “Tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, “Konut dokunulmazlığını ihlal”, “Mala zarar verme” ve “Ateşli silahlar kanununa muhalefet” suçlarından da 9 yıl hapis cezası verildi.

Aile başvurdu

Karara karşı hem Deniz Poyraz ailesinin avukatları hem savcı hem de Gencer’in avukatı karara karşı Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurdu. Yapılan başvuru sonrası dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, 8 Haziran’da kararı usul yönünden bozarak, İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne geri gönderdi.

Eksiklikler giderilecek

Mahkeme dosyasında bazı duruşma tutanaklarında imzaların eksik olduğu, taraf avukatlarına gerekçeli kararın tebliğ edilmediği ve tebliğlere dair yazıların dosyaya konulmadığını belirledi. İstinaf Mahkemesi, eksikliklerin giderilerek dosyanın yeniden gönderilmesine karar verdi.

Ciddi bir soruşturma yürütülmedi

Dosyada yaşanan gelişmeyi değerlendiren Poyraz Davası avukatlarından Türkan Aslan Ağaç, saldırının ardından Onur Gencer’in 18 saat içinde ifadesinin alınarak tutuklandığını anımsattı. Soruşturmanın başladığı yöntemle yürütüldüğünü belirten Ağaç, “Bir siyasi partiye saldırı olmasına, Anayasal düzene karşı işlenmiş bir suç olmasına rağmen bu suçun ağırlığı ve ciddiyetine uygun bir soruşturma ve yargılama süreci işletilmedi. Bu aynı zamanda azmettiricilerin ve sanığa yardım edenlerin, bu iklimi yaratan kişilerin yargılanmaları için oluşturulmuş bir süreçti” dedi.

Kararın ardından hem kendilerinin hem savcının hem de Gencer’in istinafa başvurduğunu kaydeden Ağaç, savcının da konut dokunulmazlığının ihlali ve siyasi partilerin kullandığı binalara yönelik saldırı itibariyle mahkemenin ağırlaştırıcı unsurları kullanmadığı gerekçesiyle itirazda bulunduğunu belirtti. Kendilerinin ise saldırıyı Anayasal düzene karşı işlenmiş bir suç olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Ağaç, “Aynı zamanda mahkeme heyetinin katılan tarafı, Deniz Poyraz’ın ailesini, HDP yetkililerin obje olarak görmesi, mağdur haklarını tamamen ortadan kaldıran yaklaşımı sebebiyle istinaf ettik” ifadelerini kullandı.

Adil bir yargılama bekliyoruz

Dosyanın yeniden İstinaf Mahkemesi’ne gönderilmesinin ardından adil bir yargılanma yapılması durumunda kararın bozulmasını beklediklerini dile getiren Ağaç, bu yönde karar verilmemesi durumunda dosyanın üstünün örtüleceğini ifade etti.

Haber: Tolga Güney / MA

#Katledilen #Deniz #Poyraz #davasında #karar #usulden #bozuldu

Konya ve Niğde’de ekmeğe zam

Konya’da 4 liradan satılan 200 gram ekmeğin fiyatı 5 liraya, Niğde’de ise 3,5 liradan 4,5 liraya yükseldi

Cumhurbaşkanlığı ve 28’inci dönem milletvekili seçimlerinin ardından hemen hemen her sektörde zam haberleri gelmeye devam ediyor.

Konya’da 4 liradan satılan 200 gram ekmeğin fiyatı 5 liraya, Niğde’de ise 3,5 liradan 4,5 liraya yükseldi. Zamlı tarifye yarından itibaren geçerli olacak.

Duvar’da yer alan habere göre, ekmek zammına ilişkin açıklama yapan Niğde Fırıncılar Odası Başkanı Murat Yenel, “200 gram ekmek 3,5 TL’ydi. Niğde Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’ne sunduğumuz tarife 5 TL’ydi ve bugün karar alındı. 200 gram ekmek 15 Haziran’dan itibaren 4,5 TL’den satılmaya başlanacak. Girdi maliyetlerden dolayı bu zammı yapma kararı aldık” dedi.

HABER MERKEZİ

#Konya #Niğdede #ekmeğe #zam

Emek ve Özgürlük İttifakı toplandı: Ortak mücadele vurgulandı

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın, seçimlerin ardından gerçekleşen ilk toplantısı sonrası yapılan açıklamada ortak mücadele vurgusu yapılırken, ‘İttifakı oluşturan her bileşenin bir seçim muhasebesi yapması gerektiği tespitinde bulunduk’ dedi

 

Emek ve Özgürlük İttifakı seçimlerden sonraki ilk toplantısını gerçekleştirmek üzere Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Partilerin eş genel başkanları ve başkanlarının katılmadığı koordinasyon toplantısında HDP, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun (SMF) temsilcileri yer aldı.

Toplantının ardından yapılan açıklamada, 14 Mayıs parlamento ve 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerine ilişkin durumun ele alındığı kaydedildi.

‘Seçim muhasebesi yapılacak’

“İttifakımızın varlık sebebi olan emekçilere ve halklarımıza olan sorumluluğumuzun bilinciyle hem seçim sürecine hem de seçim sonuçlarına ilişkin ilk değerlendirmeleri yaptık” denilen açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Emek ve Özgürlük İttifakı’nın her bir bileşeni kendi değerlendirmelerini ittifakımızın diğer bileşenleriyle paylaştı. Emek ve Özgürlük İttifakı olarak seçimlerden hedeflediğimiz sonuçları alamadığımızı açık yüreklilikle ortaya koyduk. Bundan sonraki süreçte eleştiri ve özeleştiri mekanizmalarını işleterek, bu dönemi bütün boyutlarıyla ele almak, tartışmak ve bundan gerekli sonuçları çıkarmak için İttifakı oluşturan her bileşenin bir seçim muhasebesi yapması gerektiği tespitinde bulunduk.

Ortak mücadele

Toplantımızda bir kez daha ortak toplumsal mücadelenin önemine dair güçlü bir irade açığa çıktı. Bu temelde Emek ve Özgürlük İttifakı olarak halkların, ezilenlerin ortak mücadelesinin kıymetli olduğunu güçlü bir şekilde vurguluyoruz.”

Kaynak: MA

#Emek #Özgürlük #İttifakı #toplandı #Ortak #mücadele #vurgulandı

‘Sanal Kanal’ İstanbul manzaralı inşaatlar

Kanal istanbul’un rantsal yağma olduğu iddiaları güçlü biçimde dile geliyor. Diğer yandan proje ortada olmamasına karşın Kanal manzaralı hayali inşaatların başlatılması rantı açığa çıkarırken, Kuzey Ormanları ve su varlığına bir darbe daha indiriliyor

Yusuf Gürsucu / İstanbul

Türkiye’de süren ekonomik iflasın başlıca nedeni olan rantsal ekonomide ısrarın durmayacağını gösteren adımlar atılmaya devam ediyor. Rantın en büyük dayanaklarından biri olan inşaatçılık Kanal İstanbul ve deprem bölgesinde AKP eliyle sürdürülüyor. İstanbul’daki olası depremi de kullanışlı araca çevirmeye çalışan, TOKİ eliyle Kanal İstanbul güzergahında bulunan Arnavutköy’e bağlı Dursunköy’de toplu konut projesi işine giren iktidar, belediyeyi devre dışı bırakarak bakanlık eliyle yapı ruhsatları çıkardı.

528 adet blok inşa edilecek

Emlak Konut GYO ve THY Havaalanı Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’nın ortak olduğu Arnavutköy Dursunköy’deki toplam 1 milyon metrekarelik arazide 12 bin 585 konut ve 450 ticari alandan oluşan sosyal konut inşaatı Kanal İstanbul projesine komşu olarak başlatılmış oldu. Proje için yapı ruhsat alım süreci Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylandı. Kanal İstanbul güzergahında Arnavutköy’e bağlı Dursunköy’de konut inşa edileceği 2018 yılında dile getirilmişti. Proje kapsamında 8 kat yüksekliğinde 528 adet blok inşa edilecek. Bu adımla birlikte Kanal İstanbul güzergahında atılan ilk adımda 42 bin 500 nüfus yaşaması öngörülmekte.

İlk sözleşmeler yapıldı

Projenin maliyeti 12 milyar 53 milyon 890 bin 472 TL olduğu öğrenildi. ÇED süreci başlatılan konut projesinin 1. Etap 1.Kısım İnşaatı için 17 Mayıs 2023 tarihinde United Group’a bağlı UNTD İnşaat A.Ş. ile 3 milyar 488 milyon 800 bin TL’lik sözleşme imzalanırken, 26 Mayıs’ta ise 2. Etap 1. Kısım İnşaatı için Antaş Altyapı ve Gökyol İnşaat ortaklığı ile 2 milyar 157 milyon TL’lik sözleşme imzalandı. ÇED süreciyle ilgili her hangi bir gelişme yaşanmazken, bölgenin Kuzey Ormanları’nı içeriyor olması daha önce katledilen milyonlarca ağaca yenilerinin eklenecek olması ve bölgede su havzalarının işgal edilip yok olması gibi büyük ekolojik yıkımlar yaşanacak.

Deprem-ve-benzeri-iddialarla-süslenen-ancak-asıl-amacı-rant-olan-inşaatlara-başlanılmış

THY ve ihaleyi alan şirketler

THY Havaalanı Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı 2017 yılında kurulmuştu. KAP’a yapılan bildirimde, “Ortaklığımız Yönetim Kurulu’nca havalimanı işletmeciliği ve yatırımları alanları başta olmak üzere ve Ana Sözleşmesi’nde belirtilen konularda faaliyet göstermek üzere hisselerinin tamamı Türk Hava Yolları A.O.’ya ait 50.000 TL (Elli bin Türk Lirası) nakit sermayeli “THY Havaalanı Gayrimenkul Yatırım ve İşletme Anonim Şirketi” ünvanlı şirketin kurulmasına karar verilmiş olup, söz konusu şirket İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nce tescil edilerek kurulmuştur” deniliyordu. Kanal İstanbul projesi kapsamında sürdürülmeye başlanan rantsal konut yapımlarında THY’nin ortaya çıkması dikkat çekici. Bu adımla, Varlık Fonu bünyesine alınmış olan THY’nin varlıklarının rantsal yağmaya taşındığına işaret etmekte.

UNTD, Antaş, Gökyol

United Group, İtalyan Manutencoop’la ortaklık yaparak Manutencoop adlı şirket kurdu. Bu şirketle Şehir Hastaneleri’ni hedeflerine koyan ortaklık aynı zamanda Katar ve Polonya gibi ülkelerde de iş yapıyor. Türk Hava Yolları’nın (THY) güvenlik hizmetleri için açmış olduğu ihaleyi, İGA Güvenlik Hizmetleri AŞ. ve United Group UFS Güvenlik Hizmetleri AŞ.’nin almış olması dikkat çekici. Temizlik, güvenlik, bina yönetim, filo yönetim ve eğitim hizmetleri veren United Group’un AKP şemsiyesi altında büyürken, bu büyüme aralıksız devam ediyor. AKP iktidarı sürecinde ortaya çıkan Antaş Altyapı AŞ. şirketi ise deprem bölgesinde aldığı işlerle dikkat çekerken, oradaki ortağı Gökyol İnşaat’la Kanal İstanbul sürecinde yeniden ortaya çıktı. 4’ü tamamlanan, 7’si ise devam eden Şehir Hastaneleri işini yürüten Gökyol İnşaat, AKP iktidarı döneminde devasa büyüme yaşadı.

Katar’a verilen sözler mi tutuluyor?

Kanal İstanbul güzergahında daha önce körfez ülkelerinin zenginlerine arazilerin satılmış olması, seçim sonrası atılan adımla satılan arazilere işlev kazandırılmaya çalışıldığı anlaşılıyor. Diğer taraftan swap işlemlerinin ağırlıklı olarak gerçekleştirildiği Katar’ın bölgeye özel bir önem veriyor olması dikkat çekici bir durum. Seçimin hemen ertesinde kanalın asıl amacı olan rant yaratma sürecini başlatan AKP iktidarı, aynı zamanda Katar ve diğer körfez zenginlerine verdikleri sözlerin hayata mı geçiriliyor sorusunu ortaya çıkarmakta.

İstanbulluların tepkisi bekleniyor

Bilimin ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin ve İstanbul halkının büyük çoğunluğunun karşı olduğu Kanal İstanbul, inşa edilmesi halinde büyük bir ekolojik yıkımın yaşanacağı, su havzalarının yok olacağı ve bölgenin soylulaştırılarak demografik yapısının tamamen değişeceği gibi birçok olumsuz gelişmenin yaşanacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bilim insanları bu kanalın önemli bir doğa katliamına neden olacağını söylerlerken, iktidarın bu gerçekleri görmezden gelip rantın peşine düşmesi karşısında İstanbulluların tepkilerini güçlü bir biçimde tepki göstereceği bekleniyor.

İstanbul yıkıma uğratılıyor

Kanal İstanbul Projesi İstanbul’un giderek yok edilen su havzalarını ve ormanlarını ortadan kaldıracak. Kanalın açılacağı belirtilen bölge su ve tarım havzası olması yanında ormanlarıyla bölgeye hayat vermektedir. Kanal açılması halinde yüzbinlerce yılda oluşmuş olan deniz ekosistemi de yerle bir edilecek. Bu yok oluş iktidarın gündeminde maalesef yok, olmasıda beklenemez. Onların varlık nedeni sermaye kesimlerinin ve kendi ceplerinin doldurulmasını gözetmekten ibaret. 3. Havalimanı ve çevre yolları ile 3. Köprü inşaatlarının 13 milyon ağacın katledilmesi üzerine inşa edilmiş olması ekolojik yıkımı ortaya koyarken, başlatılan inşaatlarla katliamın boyutu çok daha fazla büyüyecek.

İstanbul’un suyu yok ediliyor

Küçükçekmece Gölü ile Sazlıdere Gölü tamamen yok edilirken, Terkos Gölü’nün ise inşa edilmek istenen yeni yerleşim için belirlenen 500 bin kişinin su ihtiyacını dahi sağlaması mümkün görülmüyor. Istranca’lardan toplanıp İstanbul’a taşınan suyunda bu bölgeye bağlanacağı açıkça anlaşılıyor. Trakya’yı İstanbul’dan koparıp bir ada ortaya çıkarılmak istenirken, bu durum bölge açısından büyük bir felaket olacağı ve İstanbul’un susuzluğa mahkum edileceği öngörülebilen bir gerçek.

#Sanal #Kanal #İstanbul #manzaralı #inşaatlar

İsviçre’de kadınlar ‘Eşit işe eşit ücret’ talebiyle alanlara çıktı

İsviçre genelinde düzenlenen ve yüzbinlerce kadının katıldığı ‘Eşit işe eşit ücret’ eylemlerinde kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve şiddete karşı mücadele vurgusu yapıldı

1991 yılında İsviçre’deki kadınların topluca iş bıraktığı tarihi grevin yıldönümünde, kadınlar bugün ülke genelinde bir kez daha alanlara çıkarak toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın haklarına dair taleplerini dile getirdi. İsviçre’nin dört bir yanında eylemler düzenlenirken, bu eylemler özellikle Cenevre, Zürih, Lozan ve Bern’de büyük kalabalıkların katılımıyla gerçekleşti.

Birçok kentte sabah saatlerinden itibaren kentlerdeki kamusal alanlarını işgal eden kadınlar, farklı etkinlikler gerçekleştirdi. Öğleden sonra tüm İsviçre’de kadınlar, erkek şiddetine karşı ülke genelinde bulundukları yerlerde hep bir ağızdan çığlık attı. Bu çığlıklarla birlikte sembolik olarak kadına yönelik şiddete ve ayrımcılığa karşı duyulan öfke ve isyan dile getirildi.

‘Eşit işe eşit ücret’

Akşam saatlerinde ise birçok kentte yürüyüşler ve mitingler gerçekleştirildi. Cenevre’de de akşam saatlerinde Plainpalais Meydanı’nda toplanmaya başlayan kadınlar yaptıkları konuşmalarda, kadın emeğinin yok sayılmasının kabul edilemez olduğunu belirtirken, toplumsal cinsiyet eşitliği adına eşit işe eşit ücret taleplerini gündeme getirdi.

Daha sonra kadınlar Cenevre kent merkezinde yürüyüş düzenledi. On binlerce kadının katıldığı yürüyüşte kadınlar sloganlar, şarkılar, pankartlar ve dövizler ile seslerini duyurdu. Pankartlarda “Kadının bedeni, kadının kararıdır”, “Eşit işe eşit ücret” ve “Şiddetsiz bir dünya için ses ver” gibi sloganlar yer aldı.

Toplumsal cinsiyet eşitliği talebi

Eylemlerde, kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel olmadığı, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutları olduğuna dair konuşmalar yapıldı ve dövizler taşındı. Konuşma ve dövizlerde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının, toplumun her kesiminin sorumluluğu olduğu vurgulandı.

Tarihi yıldönümü vesilesiyle düzenlenen bu eylemler, İsviçre’nin kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında daha ileri adımlar atmasını sağlamak amacıyla önemli bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor.

DIŞ HABERLER

#İsviçrede #kadınlar #Eşit #işe #eşit #ücret #talebiyle #alanlara #çıktı

Kırklar Dağı’nda ‘Uçurtmanı da al gel’ şenliği

Zarok Ma, Ma Müzik, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Meclisi, Önce Çocuklar Derneği, çocuklar için Kırklar Dağı’nda ‘Uçurtmanı da al gel’ şenliği düzenledi

Zarok Ma, Ma Müzik, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Kadın Meclisi, Önce Çocuklar Derneği, Kırklar Dağı’nda çocuklar için “Uçurtmanı da al gel” şenliği düzenledi.Etkinliğe çok sayıda çocuk aileleri ile katıldı. Saat 18.00’da Kırklar Dağı’nda başlayan etkinlik çocukların coşku ve sevinci ile birlikte güneşin batışına kadar devam etti.

AMED

#Kırklar #Dağında #Uçurtmanı #gel #şenliği

Okullara din görevlisi ataması Meclis gündeminde

Yeşil Sol Parti Qers Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, devlet okullarına ‘manevi danışman’ adı altında din görevlilerinin atamasına yönelik soru önergesi verdi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Qers Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında yapılan protokollerle devlet okullara “manevi danışmanlık” adı altında imam atanmasını Meclis gündemine taşıdı. Koçyiğit, konuyla ilgili Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

MEB Diyatet işbirliği

Bu proje ve uygulamalardan kaygı duyulduğunun belirtildiği önergede, “Son yıllarda, Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dini vakıf ve dernekler arasında çok sayıda iş birliği protokolü imzalandığı kamuoyuna yansımakta ve bu durum toplum nezdinde kaygı uyandırmaktadır. Evrensel Çocuk Hakları Sözleşmesinin 14’üncü maddesinden de anlaşılacağı üzere 18 yaşını doldurmamış olan çocuklara ailelerinin kendi inançlarını öğretme hakları bulunmaktadır. Devletin, ailenin ve tüm yetişkinlerin çocuklara karşı sorumluluğu çocukların hak ve özgürlükleriyle bir bütün olarak yaşamalarının koşulları ile din ve inanç konusunda düşünce ve ifade özgürlüğünün sağlanmasıdır” ifadeleri yer aldı.

Önergede bakanın yanıtlaması için şu sorulara yer verildi:

“*Okullarda görevlendirilen ‘manevi danışmanların’ pedagojik formasyonu var mıdır?

*Eğitimci perspektifinize göre ‘manevi danışmanlık’ uygulaması ile Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık mesleği etik ilkeleri ne ölçüde uyumludur?

* ‘Manevi danışman’ görevlendirilmelerinin bilimsel temelli eğitimi nasıl desteklemesi beklenmektedir?

*Kamu kurumunda, kamu hizmeti aracılığıyla çocuklarla yan yana getirilen manevi danışmanların eğitim ve öğretim süreçlerine nasıl bir etkisi olması planlanmakta ve bu hangi bilimsel ölçütlere dayandırılmaktadır?

*’Manevi danışmanların’ okullarda görevlendirilmelerinin çocukların ve toplumun din ve inanç özgürlüğünü nasıl etkileyeceği öngörülmektedir?

*Halihazırda ataması yapılan kaç ‘manevi danışman’ vardır? Kaç ‘manevi danışman’ atanması planlanmaktadır?

*MEB okullarında ciddi bir öğretmen eksiği ve karşılığında atanmayı bekleyen binlerce Eğitim Fakültesi mezunu öğretmen bulunmaktadır. MEB’in okullara öğretmen ataması planı var mıdır?

*MEB’e bağlı herhangi bir kurumun/alanın yaz döneminde kendilerine tahsis edilmesi talebi ile Bakanlığınıza başvuran Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) dışında herhangi bir kurum olmuş mudur? Kimlere olumlu yanıt verilmiştir?”

Kaynak: MA

#Okullara #din #görevlisi #ataması #Meclis #gündeminde

Mîr Perwer’in cenazesine katılan 9 kişi tutuklandı

Paris’teki saldırıda katledilen Mîr Perwer’in cenazesine katıldıkları için gözaltına alınanlardan 9 kişi tutuklandı

Paris’te 23 Aralık 2022 Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıda hayatını kaybeden sanatçı Mîr Perwer’in (Mehmet Şirin Aydın) cenaze törenine katıldıkları gerekçesiyle 12 Haziran’da Muş’ta birçok eve baskın düzenlendi. 22 kişi hakkında gözaltı kararı bulunmasına rağmen ev baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı.

Bugün savcılık ifadeleri ardından Mehmet Yıldırak, Ensar Yıldırak, İbrahim Tekin, Davut Aktaş, Selami Uslu, Cihan Erol, Habib Kaynar, Habib Kılıç, Eyüp Toktaş çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

HABER MERKEZİ

#Mîr #Perwerin #cenazesine #katılan #kişi #tutuklandı