Ana Sayfa Blog Sayfa 302

Yunanistan’da batan mülteci teknesi: 78 kişi öldü, yas ilan edildi

Mültecileri taşıyan bir balıkçı teknesi Yunanistan’ın güney kıyıları yakınlarında alabora oldu en az 78 kişi hayatını kaybetti. Yunanistan bunun üzerine ülkede ulusal yas ilan etti

Libya’dan aldığı mültecileri İtalya’ya götürmek üzere yola çıkan mülteci teknesi, Mora yarımadası açıklarında bilinmeyen bir nedenle battı. Yunan yetkililer, ilk önce 17 olarak açıkladıkları ölü sayısının 78’ea yükseldiğini duyurdu.

Geniş bir arama kurtarma operasyonu ile şimdiye kadar 104 göçmen ise kurtarıldı.

Kurtarma operasyonuna altı sahil güvenlik gemisi, bir donanma fırkateyni, bir askeri nakliye ve bir hava kuvvetleri helikopterinin yanı sıra çok sayıda özel gemi katıldı. Kayıp olduğu düşünülen kişileri hala aranıyor.

Yunanistan yetkilileri, hayatta kalan göçmenlerin Kamata kasabasına götürüldüğünü söyledi. Sivil toplum kuruluşu Alarm Phone’a göre teknede yaklaşık 700 kişi bulunuyor.

Özel bir yat da kurtarıldı

Bu olaydan ayrı olarak, aynı gün alınan bir başka yardım çağrısı ile 70’ten fazla göçmeni taşıyan özel bir yat batmaktan kurtarıldı ve Girit adasının güney kıyısında bir limana çekildi.

Yas ilan edildi

Dün, Yunanistan’ın Mora Yarımadası’ndaki Navarin açıklarında uluslararası sularda meydana gelen ve şu ana kadar 79 kişinin yaşamını yitirdiği olay üzerine ülkede 3 gün “ulusal yas” ilan edilmesine karar verildi.

Başbakanlıktan yapılan açıklamada, “Yunanistan’ın batısında uluslararası sularda meydana gelen trajik olayda hayatını kaybedenler için 14 Haziran Çarşamba saat 21.00’den 17 Haziran Cumartesi saat 21.00’e kadar 3 günlük ulusal yas ilan edildi” ifadelerine yer verildi.

Kaynak: Euronews

#Yunanistanda #batan #mülteci #teknesi #kişi #öldü #yas #ilan #edildi

Beyrut’taki Ortadoğu konferansı sona erdi

Beyrut’ta düzenlenen Demokratik Ortadoğu için – Barışa Giden Yol çalıştayı sona ererken, sonuç bildirgesinde Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için uluslararası düzeyde baskı ve destek sağlanması gerektiği ifade edildi

Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta 13 Haziran’da Lübnan Daimi Federal Kongresi tarafından Newroz Kültür Derneği, Doğu Çok Kültürlü Platformu, Demokratia Novus Orao Seclorum ve RESILIENT BEIRUT işbirliğiyle düzenlenen “Demokratik Ortadoğu için – Barışa Giden Yol” çalıştayı sona erdi. Çalıştayın son gününde Ortadoğu’da eğitimin temelleri ve “Demokratik Ortadoğu’ya Doğru” başlıklı oturumlar yapıldı. Oturumların ardından konferans sonuç bildirgesi açıklandı.

Sonuç bildirgesi açıklandı

13-14 Haziran’da düzenlenen çalıştayın sonuç bildirgesinde, başta Abdullah Öcalan’ın rehin alınmasının sebepleri, Abdullah Öcalan’ın durumu ve İmralı’daki işkence sistemi olmak üzere birçok konuya dikkat çekildi. Abdullah Öcalan’ın davasının bir halkın davası ve siyasi bir dava olduğu belirtildi. Kendisiyle yapılan müzakerelerin uluslararası hukuka ve ölçülere aykırı olduğu, dolayısıyla 2 yılı aşkın bir süredir devam eden tecridin kaldırılması için uluslararası düzeyde baskı ve destek sağlanması gerektiği ifade edildi.

Kaynak/NuJinha

#Beyruttaki #Ortadoğu #konferansı #sona #erdi

Bismil’de iki aile arasında kavga: 7 ölü, 4 yaralı

Bismil’de iki aile arasında çıkan arazi kavgasında 7 kişi öldü, 4 kişi yaralandı

Amed’in Bismil ilçesinde arazi anlaşmazlığı nedeniyle iki aile arasında kavga çıktı. Edinilen bilgiye göre, kavgada ilk belirlemelere göre 7 kişi hayatını kaybetti, 4 kişi yaralandı.

Köyde güvenlik önlemi alındı

İlçenin Serçeler köyünde iki aile arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden başlayan tartışma kavgaya dönüştü. 7 kişinin öldüğü olayda, Jandarma ekipleri köyde geniş güvenlik önlemi alırken, yaralılar, olay yerine sevk edilen 112 Acil Sağlık ekiplerince kentteki hastanelere kaldırıldı.

AMED

#Bismilde #iki #aile #arasında #kavga #ölü #yaralı

Ayşe Gökkan Türkiye’den ‘mezun’ olan Hevrîn Xelef’in katili hakkında suç duyurusunda bulundu

Tutuklu TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan, Hevrîn Xelef başta olmak üzere birçok katliamda yer alan Ahrar Şarkiye komutanı Ebu Hatim Şakra’nın Mardin Artuklu Üniversitesi’nden mezun olmasına ilişkin suç duyurusunda bulundu

Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan Tevgera Jinen Azad (TJA) Sözcüsü Ayşe Gökkan, Kürt siyasetçi Hevrîn Xelef’in katledilmesinden sorumlu olan isimlerden Ahrar Şarkiye komutanı Ebu Hatim Şakra’ya ilişkin suç duyurusunda bulundu.

Gökkan yaptığı suç duyurusunda, Şakra’nın Hevrîn Xelef olmak üzere birçok katliamın sorumlusu olduğunu belirtti.

Hakan Fidan hakkında da suç duyurusu

İnsanlığa karşı suç işleyen ve savaş suçu işlemekle suçlanan Şakra’nın Türkiye’deki Artuklu Üniversitesi’nden mezun olduğuna dikkat çeken Gökkan, suç duyurusu dilekçesinde, “Artuklu Üniversitesi, bu örgütün yöneticisinin Türkiye’de faaliyetlerinde devam ediyor olmasında etkisi ve yetkisi olan ve yakın zamana kadar Millî İstihbarat Teşkilatı başkanlığı yapmış Hakan Fidan, diğer MİT görevlileri, bu suçluları koruyan kollayan tüm kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunuyorum” ifadelerine yer verdi.

Savcılıklara çağrı

Gökkan, bu örgütün ve destekçilerinin, özellikle Kürt kadın siyasetine karşı suikast ve katliamlarla dolu olduğunu, savaş politikalarının ağır suçlar kapsamına girdiğini ve savcılıkların bu suç ve suçlulara karşı harekete geçme görevi olduğuna değindi.

ANKARA

#Ayşe #Gökkan #Türkiyeden #mezun #olan #Hevrîn #Xelefin #katili #hakkında #suç #duyurusunda #bulundu

TRT Gezi atıflı Osman Kavala dizisi çekti: Savcılık iddianamesi gibi

TRT’nin dijital platformu ‘tabii’ de yayınlanmaya başlayan ‘Metamorfoz’ adlı dizi, AİHM kararlarına rağmen cezaevinde tutulan Osman Kavala’yı AKP gözüyle anlatıyor. Dizide Gezi Direnişi’ne atıflar da var

TRT’nin yeni dijital platformu “tabii”de yayınlanmaya başlayan ‘Metamorfoz’ isimli dizi, AİHM’in kararına rağmen 2017 yılından beri cezaevinde olan Osman Kavala’yı konu alıyor.

Fragmanında Gezi protestolarına atıflar yapılan dizinin ilk bölümü yayınlandı.

Serbestiyet’te yer alan habere göre, ilk bölümde babasının ölümü üzerine holdingin başına geçip “kapitalistleşen” solcu işadamı Teoman Bayramlı, bir Amerikan ajanına Türkiye Cumhuriyeti’ne ait çeşitli koordinat bilgilerini sızdırıyor, teknesinde kim olduğu belirtilmeyen ‘Komşusunun işgalinden Amerika sayesinde kurtulan’ bir Körfez ülkesi bakanıyla toplantı yapıyor.

Klip yönetmeni Murat Onbul’un çektiği dizinin senaryosunu Diriliş Ertuğrul dizisinin de senaristi olan Mustafa Burak Doğu yazdı. Başrolde Osman Kavala’ya benzetilen Can Nergis yer alıyor.

Kavala’nın hayatı ile benzerlikler

Dizi baştan sona Osman Kavala’nın hayat hikayesinin tek taraflı aktarıyor olmasına rağmen ne başında ne sonunda ‘Gerçek kişi ve kurumlarla bir ilgisi bulunmamaktadır’ gibi bir cümle yer almıyor.

Örneğin tıpkı dizideki gibi Osman Kavala da 1982’de babası Mehmet Kavala’nın ani ölümü sonrasında İstanbul’a dönmüş ve ailesinin işlerini devralmıştı.

İlk bölümünün yayınlanmasının üzerinden 1 ayı aşkın süre geçmesine rağmen, tabii platformunda dizinin diğer bölümleri henüz yayınlanmadı.

İSTANBUL

#TRT #Gezi #atıflı #Osman #Kavala #dizisi #çekti #Savcılık #iddianamesi #gibi

Deniz Poyraz’ın katledilişinin üzerinden 2 yıl geçti: Anmaya çağrı

Deniz Poyraz’ın katledilmesinin 2’nci yıldönümünde anne Fehime Poyraz, ‘Deniz benim Deniz’im değil, bütün halkın Deniz’idir’ sözleri ile herkesi 17 Haziran günü yapılacak anmaya çağırdı

17 Haziran 2021 tarihinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü binasına saldıran fail Onur Gencer’in Deniz Poyraz’ı katletmesinin ardından iki yıl geçti. Bu süre zarfında katliamın arkasındaki güçler de tüm çağrılara rağmen açığa çıkarılmazken fail Onur Gencer’in yargılandığı davada “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, “mala zarar verme” suçundan 4 yıl, “konut dokunulmazlığını ihlal” suçundan 2 yıl ve “ateşli silahlar kanununa muhalefet” suçundan 3 yıl hapis cezası aldı.

Katilin arkasındaki gücü biliyoruz

Deniz Poyraz’ın katledilmesinin 2’nci yıldönümünde anne Fehime Poyraz adaletsizlik karşısında mücadeleye devam edeceklerini ve Kürt halkının barıştan yana olduğunu dile getirdi. Fail Onur Gencer’in tek başına cesaret edip HDP İzmir il binasına giremeyeceğine dikkat çeken Poyraz, failin cesareti arkasındaki güçlerden aldığını söyledi. Katilin özel olarak eğitim aldığını söyleyen Poyraz, “Ne için eğitim aldı? Kürt halkını ve kadınları katletmek için eğitim aldı. Kürt ve kadın olduğu için kadınları katlediyorlar. Biz bunu kabul etmeyiz. Hak, hukuk kadının hakkıdır ama öyle bir şey yok. Nereye gitseler kadınları katlediyorlar. Kadınlar ölmeyi hak etmiyor. Katil tek başına yapmamış, onu yukarı gönderip Deniz’i katlettiler. Biz bilmiyor muyuz kimin arkasında olduğunu?” şeklinde konuştu.

‘Kendi kendilerine mahkeme yaptılar

Failin mahkemedeki davranışlarına da dikkat çeken Poyraz, “’Ben Deniz’i öldürmüşüm’ diyerek failin kendini kahraman ilan ettiğini ancak faillin başka güçler tarafından kullanılan bir zavallı olduğunu söylediler. Mahkemelerin göstermelik yapıldığına vurgu yapan Poyraz, “O mahkemede ne oldu ne bitti biz bilmiyoruz. Kendi kendilerine mahkeme yaptılar, dinlediler bizim bir şeyden haberimiz yok” dedi.

Annelerin gözlerinden artık gözyaşı değil kan akıyor 

Deniz’in katledilmesinin ardından bu olayın normalleştirilmemesi gerektiğini belirten Poyraz, “Deniz şehit düşeli neredeyse iki sene olacak. Hiçbir zaman unutulmaz. Yarın öbür gün başkasının da il binasında, bir ilçede, sokakta başına bu gelebilir. Özellikle Kürt halkına zulüm ediliyor. Neden? Çünkü kimliklerini istiyorlar Kürtler. Bunun böyle gitmesini istemiyoruz. Biz anneler bir araya geldiğimizde gülelim artık. Annelerin gözlerinden artık gözyaşı değil kan akıyor” dedi.

Kürdistan’da kadınlar ve çocuklar hedef halinde

Özellikle Kurdistan’da Kürt kadınların ve çocukların uzman çavuş ve polisler tarafından hedef haline getirildiğini ifade eden Poyraz, “Çocuklarımızın hasretiyle mi yaşayacağız? Bugün benim çocuğum öldürüldü yarın başkasının çocuğu öldürülecek” diye belirtti. Yaşanan katliamların Kürt sorunuyla bağlantılı olduğunu vurgulayan Poyraz, bu sorunun varlığının kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

“Deniz benim Deniz’im değil, bütün halkın Deniz’idir” diyen Poyraz, son olarak 17 Haziran’da yapılacak olan anma için katılım çağrısıda bulundu.

Kaynak: JinNews

 

 

 

 

#Deniz #Poyrazın #katledilişinin #üzerinden #yıl #geçti #Anmaya #çağrı

Gümüş: Hüseyin gibi arkadaşlarımıza çok şey borçluyuz

Süleymaniye’de katledilen Hüseyin Arasan’ın hem çocukluk hem mücadele arkadaşı olan Seyithan Gümüş, ‘Hüseyin nereye gittiyse, insanlarda bir iz bırakmıştır ,Hüseyin gibi arkadaşlarımıza çok şey borçluyuz’ dedi

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde, üyesi olduğu Mezopotamya İşçiler Derneği önünde 9 Haziran’da suikasta uğrayan Hüseyin Arasan, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Mêrdin’nin Stewr (Savur) ilçesine bağlı Dengiza köyünde dünyaya gelen Arasan, emek ve mücadeleyle geçirdiği yaşamının 16 yılını siyasi faaliyetleri nedeniyle cezaevinde geçirdi.

Devlet baskıları nedeniyle 2019 yılında Federe Kurdistan Bölgesi’ne giden Arasan, Mezopotamya İşçiler Derneği çatısı altında mücadelesini sürdürdü. Uğradığı suikast sonucu katledilen Arasan, vasiyeti üzerine 11 Haziran’da Kandil’de bulunan ‘Mehmet Karasungur Şehitliği’nde defnedildi.

 ‘HEP gençliği içinde siyasi mücadeleye atıldılar’

Seyithan Gümüş, yaşamında büyük izler bırakan hem çocukluk hem mücadele arkadaşı Hüseyin Arasan’ı Mezopotamya Ajansı’ndan Tolga Güney’e anlattı.

İzmir’in Bayraklı ilçesi Nafiz Gürman Mahallesi’nde yaşayan Arasan ile 1984 yılında 6 yaşındayken taşınan Gümüş, çocukluk yıllarını da birlikte geçirdi. 1993 yılında Halkın Emek Partisi (HEP) gençliği içinde siyasi mücadeleye birlikte atıldıklarını anlatan Gümüş, o tarihten sonra arkadaşlığın yanı sıra yoldaşlık ilişkilerinin başladığını ve siyasi parti çalışmalarında aktif rol aldıklarını söyledi.

‘İnsanlara öncülük ediyordu’

“Hüseyin nereye gittiyse, insanlarda bir iz bırakmıştır” diyen Gümüş, “Çok mütevazi bir arkadaşımızdı. Önünde bir çalışma olduğu zaman günlerce yemek bile aklına gelmezdi. Mutlaka o işini bitirirdi. Parti çalışmaları dediğin zaman, akan sular dururdu. Pazarlarda, mahallelerde dolaşırdık. Aidiyet duygusu vardı. Mahalle toplantılarında toplantı düzenine çok önem verirdi. O zamanlarda arkadaşlarımıza disiplini aşılıyordu. İnsanlara öncülük yapıyordu” dedi.

‘Biz doğru bir şey yapıyoruz’

Arasan’ın 12-13 yaşlarında inisiyatif alarak mücadele ruhunu açığa çıkardığını dile getiren Gümüş, 1993 Newrozu ile ilgili anılarını şöyle anlattı: “1993’te Newroz kutlamaları yapılıyordu. O yılları bilen bilir, o dönem Newrozlara izin verilmezdi. Bayraklı Yamanlar’da bir yürüyüş yapılmıştı. Biz daha çocuktuk ama panzerlerden sular, gaz bombaları atılıyordu. Herkes panik oldu. Ama Hüseyin ‘Kimse bir yere gitmesin. Biz doğru bir şey yapıyoruz’ dedi. Daha sonra Newroz ateşini yakabildik. Oradaki toparlayıcı konumu benim hayatımda bir iz bıraktı. O yaşta böyle bir liderlik vasfı alması sayesinde biz başarılı olmuştuk. Devamlı gülerdi. Davaya olan inancı, kararlılığı, fedakarlığı onu farklı kılan etkenlerdi.”

‘Azadiya Welat Gazetesi dağıtımını yaptı’

Arasan’ın bir dönem Azadiya Welat Gazetesi’nin dağıtımını da yaptığını kaydeden Gümüş, saatlerce pazarlarda, mahallelerde emek verdiğini dile getirdi. Bazı arkadaşlarının “O kadar emek veriyorsun. Biraz dinlensen” demesine rağmen Arasan’ın dinlenmek bilmediğini ifade eden Gümüş, “Yine parası olmayanlara kendi cebinden parasını verip gazeteyi verirdi. ‘Burada o kadar güzel bilgiler var ki en büyük zenginlik bu’ derdi. Doğru haber okumak anlamında insanların yararlanmasını sağlardı. Bizden sonraki nesil belki çok rahatlayacak ama biz o özgürlükleri yakaladığımız zaman bazı taraflarımız yarım kalacak. Hüseyin gibi arkadaşlarımız bir daha geri gelmeyecek. Onun dediği gibi; doğru bir işi kararlılıkla yaptığın zaman sonuca ulaşırsın” diye belirtti.

‘Emeği tarih yazacak’

Arasan’ın cezaevinde de insanları çok etkilediğini belirten Gümüş, şöyle devam etti: “Amcamla aynı cezaevinde kalıyordu. Cezaevinde amcamın görüşüne gittiğimde onunla da yaptığımız sohbetler beni hep etkiledi. Hiçbir zamanda geri adım atmadı. Cezaevinde 20-25 sene yatan insanlar bile ‘Hüseyin’in genç yaşında büyük sorumluluk altına girmesi takdir edilesi’ derlerdi. Tahliye olduktan sonra tekrar görüştük. Ailesi evlenmesini istedi. Fakat kafasında hep parti çalışmaları vardı. Başka bir şeyi önüne hedef olarak koymadı. Hüseyin’i anlatmaya kelimeler yetmez. Mutlaka bir tarafı eksik kalır. Onu tanımak lazımdı. Onu tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Onun için Hüseyin gibi arkadaşlarımıza çok şey borçluyuz. Onların emeği tarih yazacak.”

‘Söylediği ağıtta kendini anlatıyor’

Arasan ile katledilmesinden bir ay önce telefonla görüştüklerini ve yaşamını yitiren annesinin cenazesine katılamaması nedeniyle acılı olduğunu dile getiren Gümüş, “En son arkadaşı ile ilgili bir ağıt söylüyor. Aslında o ağıtta kendini anlatıyor, başına gelecekleri biliyormuş gibiydi. İlk olarak televizyonda ağır yaralı olduğunu öğrendim. Anlam veremedik. Sonuçta sivil bir insandı. Düşünsenize genç yaşınızda 16 yıl tutuklu kalıp tahliye oluyorsunuz. Ama daha sonra hakkınızda tekrar davalar açılıyor. Ondan dolayı ülkeyi terk etmek zorunda kalıyorsun. Gittiğin yerde katlediliyorsun. Hüseyin için Avrupa da bir seçenekti. Ama o hiçbir zaman Avrupa’ya gitmeyi düşünmedi. Her zaman halkımızın yoğun olduğu yerlerde çalışma yapmak isterdi. Her zaman kalbimizde yaşayacak ve anısına bağlı kalacağız” dedi.

‘Dünya kamuoyuna duyurulması lazım’

“Hüseyin’i unutmak mümkün değil” diyen Gümüş, “Bu şekilde bir suikastla katledilmesi çok üzücü. Bir sene içinde 6’ncı arkadaşımız böyle öldürüldü. Ancak bir tane tutuklama bile yapılmadı. Bu konunun böyle kapanmaması lazım. Bu olayların dünya kamuoyuna duyurulması lazım. Bu suikastların önüne geçilmezse, daha büyük sonuçları olacaktır. Meclis’te de bunun gündeme getirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

İZMİR

 

#Gümüş #Hüseyin #gibi #arkadaşlarımıza #çok #şey #borçluyuz

Zorla medreseye gönderilen çocuk ölü bulundu

Ailesi tarafından iki defa kaçıp gelmesine rağmen Semerkand Vakfı’nın denetimindeki medreseye zorla gönderilen 12 yaşındaki Abdülbaki Dakak adlı çocuk bir ahırda ölü olarak bulundu. Dakak’ın ‘intihar’ ettiği iddia edildi

Riha’da 13 Haziran’dan bu yana kayıp olan 12 yaşındaki Abdülbaki Dakak, Eyyubiye ilçesinin Beşat kırsal mahallesinde bulunan bir ahırda asılı bir halde bulundu.

İki defa kaçtı ancak geri verildi

Dün yaşanan olaya dair soruşturma başlatılırken, edinilen bilgilere göre, kente bağlı Serêkaniyê (Ceylanpınar) ilçesinde ikamet eden Dakak, bir yıl önce ailesinin zorlamasıyla 85 kilometre uzaklıktaki Beşat Mahallesi’nde bulunan Menzil mensuplarının kurduğu Semerkand Vakfı’nın denetiminde olan medreseye gönderildi. Dakak, hem medreseye hem de mahallede bulunan ilköğretim okulunda “eğitim” görürken, bir yıl içinde 2 defa kaçarak eve gitti. Ancak ailesi tarafından zorla geri getirildi.

Cenazesi ahırda bulundu

Son olarak 13 Haziran’da medreseden çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Dakak, dün öğle saatlerinde Semerkand Vakfı’nın denetiminde olan medresenin bitişiğinde ahır olarak kullanılan metruk yapıda asılı halde bulundu. Otopsi işlemlerinin ardından cenaze gece saatlerinde ailesine teslim edilirken, Dakak’ın “intihar” ettiği iddia edildi.

Açılışa AKP’liler katıldı

Dakak’ın zorla gönderildiği belirtilen medresede, 20 çocuğun yatılı olarak “dini eğitim” gördüğü öğrenilirken, söz konusu medrese, AKP’li Eyyübiye Belediyesi tarafından Beşat Mahallesi Mezarlığı içinde yer alan bir alanda inşa edildi. Medresenin 29 Eylül 2018’de yapılan açılışına Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci’nin yanı sıra, AKP Raha eski Milletvekili Halil Özcan katıldı.

Menzil tarikatına devredildi

Açılışta, söz konusu yapı, “medrese, Kur’an kursu, taziye evi ve çok amaçlı salon” olarak lanse edildi. Daha sonra ise, Menzil tarikatına devredildi. Herhangi bir resmiyeti bulunmayan medresede eğitim veren kişilerin de Diyanet’e bağlı olmadıkları öğrenildi.

Muhtar iddiaları doğruladı

Konuyla ilgili Mezopotamya Ajansı’ndan Emrullah Acar’a konuşan Beşat Mahallesi muhtarı Ömer Kaya, Dakak ve medreseye dair iddiaları doğrulayarak, “Bu çocuk birkaç defa ailesine ve beraber kaldığı arkadaşlarına burada kalmak istemediğini belirtti. Hatta 2 defa eve dönüyor ama yine getiriliyor. En son kayboldu. İki gün önce biz her yerde aradık, dün medresenin yanında bir ahırda kendisini asmış halde bulduk. Medresenin resmi bir durumu yok. 20 öğrenci dışarıdan gelip yatılı kalıyor. Fahri imam tarafından eğitim veriliyor. Bazen köylüler kendi aralarında maddi yardımda bulunuyor” diye konuştu.

Öte yandan aranan Dakak ailesi ise telefonlara cevap vermedi.

RIHA

#Zorla #medreseye #gönderilen #çocuk #ölü #bulundu

Iğdır S Tipi Cezaevi’nde işkence: Baskıya dayanamayan tutuklu bileklerini kesti

Iğdır S Tipi Cezaevi’nde kendilerinin de gardiyanların saldırısına uğradığı bilgisini veren avukat Rıdvan Şahin, ziyaret ettiği adli tutuklulardan Fuat Bulut’un işkenceye dayanamadığı için bileklerini kestiğini söyledi

Cezaevleri yapımı ile övünen iktidarın “İnsansızlaştırma” projesi olarak anılan S Tipi cezaevlerinde hak ihlalleri ve keyfi uygulamalar artıyor. İşkence haberleriyle sık sık gündeme gelen Iğdır S Tipi Kapalı Cezaevi’nde 20 Şubat 2022 yılında Sezer Alan ve 20 Mart 2022’de Sinan Kaya şüpheli şekilde hayatını kaybetmiş, cezaevi yönetimi ise olayın üzerini “intihar” diyerek kapatmaya çalışmıştı.

Avukat ve ailelere saldırı

Iğdır S Tipi Cezaevi’nde sadece tutuklulara değil aynı zamanda avukatlara yönelik de birçok ihlal söz konusu. Müvekkillerini ziyaret ettikleri sırasında gardiyanların saldırısına uğrayan avukatlardan Rıdvan Şahin, cezaevinde yaşanan ihlalleri ve kendisine yönelik darp olayını anlattı.

İşkence sesleri duyduk

Ocak ayından itibaren tutuklu ve hükümlülerin aileleri tarafından gelen şikayetler üzerine 14 Nisan’da 3 avukatla birlikte cezaevini ziyaret ettiklerini söyleyen Şahin, “Bir tutuklu ‘Dayanamıyorum, bileklerimi keseceğim’ diyor, ailesinin de yönlendirmesiyle cezaevine gittik. Avukat odasında beklerken ‘Yapmayın, vurmayın kafama’ diye sesler geldi. Avukat arkadaşlarımız da gardiyanları işkence yapmamaları konusunda uyardı. Bunun üzerine 10-15 gardiyan üzerimize yürüdü” diyerek saldırıya uğradıklarını ifade etti.

Kamera ve sesi kapatıp saldırıyorlar

Olayla ilgili tutanak tuttuklarını ve suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen Şahin, birçok avukatın bu saldırılara maruz kaldığını öğrendiklerini ifade etti. S Tipi’nin kentte pandemiyle birlikte açıldığını hatırlatan Şahin, “2022 yılının ardından çok sayıda işkence şikayeti aldık. İki siyasi tutuklunun intihar ettiği öne sürüldü. Bu ölümlerden sonra daha çok saldırılar başladı. Bir müvekkilim ‘Avukat bey, gardiyanlar bize hakaret ediyorlar. Biz karşılık verince bizi bir odaya alıyorlar. Normalde gardiyanların yakasında ses ve görüntü alan bir kamera bulunuyor fakat o odaya girince bunu kapatıyorlar. Bizi istedikleri şekilde dövüyorlar, diye bilgi verdi. Yani orada işkencenin boyutu da bu ifadeyle ortaya çıkıyor” diye kaydetti.

‘Bizi sindirmeye çalışıyorlar’

Görüşmeye gittiği başka bir tutuklu olan Fuat Bulut’un işkenceye dayanamadığı için bileklerini kestiği bilgisini paylaşan Şahin, “Tutuklu geçen ayki görüşmemizde bana; ‘Bizi sindirmeye çalışıyorlar. Ben adli bir tutuklu olmama rağmen açlık grevine girdim çünkü bu baskı ve zülüm ile baş edemiyoruz. Dilekçeler veriyoruz ama bunların bir sonucu yok, büyük ihtimalle yırtılıp atılıyor’ ifadelerini kullandı. Gardiyanlar genelde hükümlülere şiddet uyguluyor. Gardiyanlar ve başgardiyanlar keyfi davranıyor, cezaevi yönetimi ise gardiyanları esas aldığı için sorunlar çözülmüyor” ifadelerini kullandı.

ÎDIR

#Iğdır #Tipi #Cezaevinde #işkence #Baskıya #dayanamayan #tutuklu #bileklerini #kesti

AKP’li belediye hazine arazisini meraya çevirdi, köylülerin ekinlerine el koydu

AKP’li Hani Belediyesi’nin hazineye bağlı tarım arazisini meraya dönüştürerek, yurttaşların ektiklerini biçmesine engel olduğu iddia edildi

AKP’li Hani Belediye Başkanı İbrahim Lale’nin, Sûr ilçesine bağlı Qizilê (Sarıyazma) mahallesinde yurttaşların tarım arazisi olarak kullandığı hazine arazilerini kendi adına çiftlik yapmak ve kredi teşviki almak için mera alanına çevirdiği iddia edildi.

Ayrıca AKP’li Lale’nin isteği üzerine arazilere giden yolun giriş ve çıkışlarının jandarma tarafından kontrol edildiği, bu nedenle yurttaşların ektiklerini biçemedikleri ileri sürüldü.

Belediye başkanı tehdit ediyor

İddialara dair konuşan Belediye Başkanı Lale’nin yeğeni Yunus Lale, yıllardır ektikleri arazilere bu yıl da arpa ektiklerini, ancak askerlerin “mera arazisi” olduğu gerekçesiyle ekili arazilerini biçmelerine izin vermediğini aktardı. Lale, belediye başkanının öz amcası olduğu ve 18 aydır tehdit edildiklerini söyledi.

Askerleri sürgünle baskılıyor

AKP’li Başkan’ın Sur Jandarma Komutanlığı üzerinden kendilerini baskı altına almaya çalıştığını kaydeden Lale, “Onun dediğini yapmayan kolluk kuvvetlerini sürgün etmekle tehdit ediyor. Sürekli, ‘İktidarda olan bir partinin belediye başkanıyım, bakanlara ne desem beni dinlerler. Sizi dinlemezler’ şeklinde tehdit ediyor” dedi.

Hazineye para ödüyorlar

Yıllardır ektikleri hazine arazisine “rayiç ücreti” parası ödediklerini söyleyen Lale, “7-8 yılda bir defa hazine arazisini kullanma bedeli ödüyoruz. En son 2014’de geriye dönük vergileri yatırmışız. Yatırdığımız makbuzlar bizde mevcuttur” diye konuştu.

Lale, hazine arazisini ne zaman meraya çevrildiğini araştırdıklarına işaret ederek, “İbrahim Lale, 2009 yılında köyde bir çiftlik yapmak ve çiftliğe teşvik alabilmek için işlettiğimiz hazine arazisini bizden habersiz bir şeklide bizim yerimize sahte imza toplayarak, arazileri mera alanına çevirdiğini öğrendik. Sırf kendisi kazanç sağlamak ve teşvik almak için bizleri mağdur ederek, işlettiğimiz hazine arazisini kendine meraya çevirmiş ve 14 yıldır da bunu saklıyor” ifadelerini kullandı.

Araziyi gasp etmesi ile gündemdeydi

Hani Belediye Başkanı İbrahim Lale, 2020 yılında Amed’in Merkez Rezan (Bağlar) İlçesi Batıkent’te bulunan 350 dönümlük davalık araziyi gasp etme ve kaçak yapı inşa etmek, para karşılığında belediyede kadrolu işçi alımını ses kaydı ve Yenişehir ilçe sınırlarında kalan imarsız alana halı saha, düğün salonu ve yüzme havuzu yapmakla gündeme gelmişti.

AMED

 

#AKPli #belediye #hazine #arazisini #meraya #çevirdi #köylülerin #ekinlerine #koydu