Ana Sayfa Blog Sayfa 309

Kayyum Erxenî Belediyesine ait taşınmazları satışa çıkardı

Erxenî belediyesi kayyumu belediyeye ait 5 milyon 316 bin 858 TL değerindeki parselleri satışa çıkardı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetimindeki belediyelere atanan kayyumlar, belediyelere ait taşınmazları satmaya devam ediyor. Amed’in Erxenî (Ergani) ilçesinde belediye kayyımı, Barbin (Çukurdere) Mahallesi’nde bulunan 455 ada 10-11-12-13 nolu parselleri satışa çıkardı. Kayyum, Şirinevler Mahallesi’ndeki 1310 ada 54 parsel ve 378 ada 4 nolu parseli de satışa çıkardı.

Barbin’deki 455 ada 11-12-13 nolu bin metrekare büyüklüğündeki parseller 17 bin TL’ye; bin 339 metrekare büyüklüğündeki 455 ada 14 nolu parsel ise 22 bin 775 TL’ye satışa çıkarıldı.

Şirinevler Mahallesi’nde konut alanı olan 355 metrekarelik 1310 ada 54 nolu parsel 122 bin 682 TL: 378 ada 4 nolu ve imar planında “Bugünkü Arazi Kullanımı Devam Ettirilecek Alan ve NATO akaryakıt boru hattı” imarlı 10 dönümlük arazi ise 5 milyon 171 bin 350 TL’ye tahmini bedelle satışa çıkarıldı.

Toplam 5 milyon 316 bin 858 TL fiyat biçilen parseller, açık teklif usulüyle 20 Haziran’da satışa çıkarılacak.

 Haber: Müjdat Can / MA

 

#Kayyum #Erxenî #Belediyesine #ait #taşınmazları #satışa #çıkardı

Seçim sonrası Şirnex’te yaşanan sosyal yardım kesintileri Meclis’e taşındı

Yeşil Sol Parti Şirnex Milletvekili Ayşegül Doğan, Şirnex’te seçim sonrası oluşan sosyal yardım kesintilerini Meclis’e taşıdı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Şirnex Milletvekili Ayşegül Doğan, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Seçimlerin ardından Şirnex’teki yurttaşların Yeşil Sol Parti’yi desteklemesinden dolayı baskı altında yaşadığını kaydeden Doğan, bazı yurttaşların sosyal yardımlarının kesildiğini, bazı mahallelerin abluka altında tutulduğunu ifade etti.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, “Biz her seçim sonrası yeni bir sayfa açarız” sözlerini hatırlatan Doğan, “Eğer yeni bir sayfa açılacaksa bu sayfa Şırnak’ı kapsayacak mı? Bunun emarelerini nasıl göreceğiz? Seçim sonrası Şırnak’ta yaşanan olumsuzluklar tesadüf mü? Bu bir hesaplaşma değilse insanların sosyal yardımları neden kesiliyor? Bu bir tesadüf değilse neyin rövanşı alınmak isteniyor” diye konuştu.

ANKARA

#Seçim #sonrası #Şirnexte #yaşanan #sosyal #yardım #kesintileri #Meclise #taşındı

Hukukçular: Uslu avukat kimliğini ret ediyoruz

Hukuk örgütleri, ‘iktidarın baskılarına boyun eğmeyeceğiz. Siyasi iktidarın bize dayattığı ‘uslu avukatlar’ kimliğini reddediyoruz’ ifadeleriyle avukatlara yönelik gözaltılara tepki gösterdiler

İstanbul’da hukuk örgütleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukat Gülhan Kaya ve savcılık ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılan avukat Mustafa Taylan için Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yaptı. “Savunma boyun eğmeyecek” pankartının açıldığı açıklamada, “Savunma susmadı, susmayacak” sloganları atıldı.

‘Hukuka aykırı’

Açıklamada konuşan ÖHD İstanbul Şubesi’nden avukat Nagehan Avçil, gözaltıların ardından 24 saat avukat kısıtlılığı kararı getirilerek, görüşmelerinin hukuka aykırı bir şekilde engellendiğini söyledi.

Gülhan Kaya’nın tutuklanmasına gerekçe yapılan “Haklarında mahkumiyet kararı verilen soruşturma ve kovuşturmaları olan örgüt mensupları ile HTS kayıtları bulunması” gerekçesine dikkat çeken Avçil, “Bunların tutuklama gerekçesi haline getirilmesi, avukatlık mesleğine yapılan saldırının açık göstergesidir” dedi. Emniyette Mustafa Taylan’a sorulan soruların avukatlık faaliyetlerine dönük olduğunu aktaran Avcil, sorularla mesleki faaliyetlerin kriminalize edilmeye çalışıldığını vurguladı.

‘Arkadaşlarımız serbest kalana kadar mücadelemiz sürecek’

25 Nisan’da Amed merkezli yapılan ve aralarında siyasetçi, gazeteci, sanatçı ve hukukçuların da olduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınıp tutuklanmasını hatırlatan Avçil, “Diyarbakır’da boyun eğmediğimiz gibi, İstanbul’da da iktidarın baskılarına boyun eğmeyeceğiz. Siyasi iktidarın bize dayattığı ‘uslu avukatlar’ kimliğini reddediyoruz. Mesleğimizi icra ederken hiçbir siyasi gücün gölgesini kabul etmiyoruz. Avukatlık pratiğimizin hesabını hiçbir muktedire vermeyeceğiz. Gözaltında ve hapishanelerde tutulan tüm meslektaşlarımız serbest kalana kadar mücadelemiz sürecek” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL

 

#Hukukçular #Uslu #avukat #kimliğini #ret #ediyoruz

İzmir’de iki öğrenci gözaltına alındı

İzmir Demokrasi Üniversitesi LGBTİ+’ların düzenlediği piknikte Selen Dendeş ve Selman Yağmahan isimli iki öğrenci gözaltına alındı

İzmir Demokrasi Üniversitesi LGBTİ+ öğrencilerin İnciraltı Kent Ormanı’nda bulunan piknik alanında yapmak istedikleri Onur Pikniği Balçova Polis Amirliği polisleri tarafından öğrencilerin eylem yapacakları gerekçesiyle engellendi. Piknikte Selen Dendeş ve Selman Yağmahan gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar Balçova Polis Amirliği’ne götürüldü.

İZMİR

#İzmirde #iki #öğrenci #gözaltına #alındı

Seqiz kenti rejim güçlerince ablukaya alındı, halk genel grev başlattı

Seqiz kenti rejim güçlerince ablukaya alınınca halk, Jîna Emînî’nin mezarına gidişleri engellemek amacıyla başlatılan yol projesini protesto etmek için genel grev başlattı

Rojhilat’ın Seqiz kentinde Jîna Emînî’nin mezarının bulunduğu Ayçi Mezarlığı’na ziyaretlerin engellenmesi amacıyla belediye tarafından yol projesi başlatıldı. Seqiz Belediyesi projesinde, mezarlık yolunun kapatılması ve mezarlıkta bulunan parkların kaldırılmasının hedeflendiği belirtildi. Kararın duyulması ardından Seqiz halkı, projeyi kepenkleri kapatarak ve grev kararı alarak protesto etti.

Bu arada Seqiz’de yapılması planlanan miting öncesi, askerler kenti ablukaya aldı. Rejim güçleri belediyeye giden yolları tamamen kapatarak, bu caddelerde trafiği durdurdu. Bunun üzerine kentte bulunan esnaflar, ailelere destek vermek için genel grev başlattı.

DIŞ HABERLER

#Seqiz #kenti #rejim #güçlerince #ablukaya #alındı #halk #genel #grev #başlattı

Irak’ta düzenlenen konferansta uluslararası topluma Hol Kampı çağrısı

Bağdat’ta düzenlenen konferansta Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan El Hol Kampı tartışıldı ve uluslararası topluma DAİŞ’li aileleri ülkelerine gönderme çağrısı yapıldı

Irak’ın başkenti Bağdat’ta dün Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan El Hol Kampı’nın ele alındığı bir konferans düzenlendi. Konferansa, Iraklı yetkililer, Birleşmiş Milletler (BM) Irak Temsilcisi, DAİŞ ile mücadele eden uluslararası koalisyonun bazı üyeleri ve çeşitli ülkelerin büyükelçileri katıldı.

‘Tehlikeli bir merkez üstü’

Irak’ın devlet haber ajansına göre; Irak Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmad Sahhaf, yaptığı açıklamada, “El Hol Kampı sorununun sona erdirilmesi Irak için en önemli ulusal çıkar haline gelmiştir” dedi. Ahmad Sahhaf, uluslararası toplumu, kampta vatandaşları bulunan tüm ülkeleri, “tehlikeli bir merkez üssü” haline geldiği için kampı nihai olarak kapatmak amacıyla mümkün olan en kısa sürede ülkelerine geri göndermeye teşvik etmeye çağırdı.

Konferansta konuşan Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Qasim al-Araji de, Irak’ın geçtiğimiz haftalarda 5 bin 569 vatandaşını oluşturan bin 396 aileyi Hol Kampı’ndan geri gönderdiğini söyledi.

DAİŞ’lileri evlerine gönderme

Geri dönüşlere rağmen kampta yaklaşık 25 bin Iraklı kalmaya devam ediyor ve bu sayı kamp nüfusunun neredeyse yarısını oluşturuyor. Kampın 73 bin olan nüfusu, büyük ölçüde binlerce Suriyeli ve Iraklının evlerine dönmesine izin verilmesi nedeniyle azaldı. Ancak diğer ülkeler, vatandaşlarını geri almaya büyük ölçüde karşı çıktı. Bu ayın başlarında Suriye Demokratik Güçleri (DSG), 50 Iraklı DAİŞ’liyi Bağdat’a teslim ettiğini duyurmuş, kampta yaşayan 170 Iraklıyı da ülkelerine geri gönderdiğini açıklamıştı.

DAİŞ’lilerin yargılanması

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim Basın Dairesi Eşbaşkanı Ciwan Mele îbrahîm, uluslararası ve bölgesel kanunlara göre Kuzey ve Doğu Suriye’deki cezaevlerine kalan 60 farklı ülkeden binlerce DAİŞ’linin yargılanacağını belirtmişti.

Tehlikeli olmayı sürdürüyor

Mart 2019’da DAİŞ, DSG tarafından yenilgiye uğratılmasının ardından on binlerce kişi Hol Kampı’na götürüldü. Kampta büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan, DAİŞ’lilerin eşleri ve çocukları dahil olmak üzere, çoğu Suriyeli ve Iraklı yaklaşık 51 bin kişi kalıyor. Kampın Ek Bina olarak bilinen bölümünde yaşayan 60 farklı milletten yaklaşık 8 bin kadın ve çocuk da bulunuyor. Yine kampın diğer bölümlerinde kalan mültecilerde uzun süre DAİŞ egemenliği altında ve etkisinde kalmış kişiler. Kamptaki çocukların DAİŞ  öğretileri ile büyütülmesi dünya için tehlikeler barındırıyor. DAİŞ’in yenilgiye uğramasına rağmen uyuyan hücreleri Irak, Suriye ve Kuzey ve Doğu Suriye’de saldırılar düzenlemeye devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda El Hol’da insanlık suçlarının işlendiği basına yansıdı.

DIŞ HABERLER

#Irakta #düzenlenen #konferansta #uluslararası #topluma #Hol #Kampı #çağrısı

Kılıçdaroğlu: Gemiyi limana sağlam götürmek kaptanın görevidir

Meclis’te grup toplantısıdna konuşan Kılıçdaorğlu ‘Gemiyi limana sağlam götürmek kaptanın görevidir. Gemiyi limana sağlam götüreceğimi herkes bilsin’ dedi

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayıyken “buradan son kez sesleniyorum” dediği Meclis kürsüsünden partililere seslendi.

Sözlerine MKE’de yaşanna iş cinayetleri ile başlayan Kılıçdaroğlu seçimlere ve partisidneki görevine ilişkin ise “Gemiyi limana sağlam götürmek kaptanın görevidir. Gemiyi limana sağlam götüreceğimi herkes bilsin” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşması şöyle:

Can Atalay mesajı

Mazbatayı aldığı tarihten itibaren bu arkadaşımız tutuklu. Biz CHP olarak nerede haksızlık hukuksuzluk varsa o haksızlığın giderilmesi için mücadele ederiz. Önemli olan bir milletvekilinin Anayasa’ya aykırı olarak hapishanede tutulmasıdır. TBMM’nin onurunu haysiyetini koruyacak olan bir numaralı isim Meclis Başkanı, suskun davranamaz.

Gemiyi limana sağlam götürceğiz

Bir seçim dönemini geçirdik. Elbette oturup değerlendireceğiz. Her değerlendirmenin kendine göre artıları, eskileri olacaktır. Güzel bir atasözümüz var; “Yolu doğru olanın, yükü ağır olur” Yolumuz doğrudur ve yükümüz ağırdır. Biz 85 milyonun yükünü çeken bir partiyiz.

Mesele Kılıçdaroğlu olayı değildir. Kılıçdaroğlu bu büyük mücadelenin sadece bir neferidir. Ben CHP’nin bir üyesi olma şerefini bu partinin genel başkanı olma şerefini ömrüm boyunca taşıyacağım.

Gemiyi limana sağlam götürmek kaptanın görevidir. Gemiyi limana sağlam götüreceğimi herkes bilsin.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlu #Gemiyi #limana #sağlam #götürmek #kaptanın #görevidir

Taş ocaklarıyla tahrip edilen İkizdere’de HES planı

Karadeniz coğrafyası maden ve HES’lerle yerle bir ediliyor. İDEF Çevre Komitesi Başkanı Aslı Kahraman Eren, ‘Cengiz İnşaat büyük bir vahşete imza atarken, şimdi de HES yapılmak isteniyor’ dedi

Rize’nin İkizdere ilçesinin doğası, yıllardır yeni “projelerle” talan ediliyor. İlk olarak Hidroelektrik Santraller (HES) ile başlayan süreç taş ocakları ile devam ederken, ilçede bulunan vadiler, ormanlar, çaylıklar yok olmakla karşı karşıya kaldı. Cengiz Holding taş ocağıyla doğayı katlettiği ilçede bu kez HES projesi için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci başlatıldı. 1 Haziran’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından duyurusu yapılan ve Reis Enerji tarafından yapılması planlanan HES için 22 Haziran’da toplantı yapılacak. Bölge halkı HES’e büyük tepki gösterirken, İkizdere Öğretmen Evi’nde yapılması planlanan toplantıya karşı çalışmalar başladı.

‘17 HES’i önleyebilmiştik’

İkizdere Dernekler Federasyonu (İDEF) Çevre Komitesi Başkanı Aslı Kahraman Eren ile ilçede yaşanan ekolojik talanı ve yeni HES projesi için atılacak adımları konuştuk. İkizdere’de ekoloji direnişlerinin ilk olarak 22 yıl önce HES’ler ile birlikte başladığını söyleyen Eren, “8 bin nüfuslu İkizdere ilçesine 20 tane HES yapılmak istendi. Bizler bir direniş başlattık. O dönemde 17 tane HES projesini iptal ettirdik sadece 2 tanesi yapılabildi. Ama bir vadimizi kaybettik. Sonrasında Eşkencedere Vadisi’nin karşısındaki Kapse Köyü’nde bir taş ocağı çalışması başladı. 3 sene önce ise Gürdere (Ethone) köyünde bir taş ocağı çalışması başladı. Her iki köyde de gerçekten büyük bir yıkım var. Eşkencedere Vadisi’nde Cengiz İnşaat dur durak bilmeden büyük bir vahşete imza atıyor” dedi.

Ağaçlar kesildi, vadi kurudu

Gürdere (Ethone)’de insanların yaşam alanlarında dinamitlerin patlatıldığını kaydeden Eren, bu süreçte doğal yaşam döngüsünün içinde yaşayan onlarca canlının da bu vahşetten nasibini aldığını vurguladı. İkizdere gibi suları dağlardan gelen ve asla su kıtlığı yaşanmayacak bir yerde artık suların akmadığını aktaran Eren, “Taş ocağı yapımından sonra vadi kurudu ve binlerce ağaç katledildi. Bunun da en büyük sıkıntısını kadınlar yaşıyor. Orada kadınların verdiği mücadele Türkiye, hatta dünyaya sesini duyurdu. Ama maalesef kapitalist düzen vahşice saldırı ile vadiyi yok etti. İnsanların kendilerini geçindirdikleri çay bahçeleri, ekip yedikleri sebze bahçeleri yerle bir oldu” ifadelerini kullandı.

ÇED toplantısı 22 Haziran’da

Rüzgarlı Köyü’nde Reis Enerji tarafından yapılacak HES ile sistemin devam ettirilmek istendiğini ifade eden Eren, projeyle birlikte dünyada sayılı vadiler arasında olan İkizdere Vadisi’nin yok oluşa gideceğini söyledi. Eren, HES için 22 Haziran’da İkizdere Öğretmen Evi’nde halkın katılımıyla toplantı yapılacağını belirterek, “Bizler mümkün olduğu kadar o toplantıyı yaptırmamayı düşünüyoruz. İkizdere halkı taş ocağını iş imkanı olarak görüyordu. Ama sadece çocuğunun akciğerini ve nefesini bitirmiş oldu. Karadeniz’de yapılan her HES, taş ocağı projesi çocuklarımızın geleceğinin bitmesi, genç yaşta kanser olma riskiyle karşılaşması demektir. Her proje ile birlikte bir ilçenin vadisini kurutarak çalışmalarını yürütecekler” diye belirtti.

Ağaç, hava, su ve emek

Yıkıma karşı mücadeleyi asla bırakmayacaklarını, ilkelerinin geleceği, nefes alanlarını, suyu ve toprağı savunmak olduğunun altını çizen Eren, “Eğer doğa yoksa insan, toprak yoksa yaşam yok. Dolayısıyla doğayı korumaya devam ettikçe, kapitalizme karşı farklı bir bakış açısı geliştirmiş olacağız. Mücadele ettiğimiz her yerde insanların siyasi görüşü ne olursa olsun, yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Asla ‘Bu ilçeden şu partiye şu kadar oy çıkmış. Direnmeyiz’ demeyeceğiz. İkizdere direnişinden bir hafta sonra Akbelen direnişi başladı. Bizde Akbelenli Necla ile o zaman tanıştık. İkizdereli bir kadın olarak ona ağlayarak video paylaştım. O da bana ağlayarak paylaştı. Yine Amasya Çambükü’ne gittiğimizde de sadece doğa değil, insanların ekmek ve toprak mücadelesi olduğunu gördük. Akbelen’de de zeytin, İkizdere’de de çay mücadelesi vardı. Sadece ağaç, hava, su mücadelesinin yanı sıra emek mücadelesi de veriyoruz ve vereceğiz” diye konuştu.

Haber: Tolga Güney – Rize / MA

#Taş #ocaklarıyla #tahrip #edilen #İkizderede #HES #planı

AP’de Kürt sorunu konferansı: Avrupa Kürt davasının destekçisi olmalı

Avrupa Parlamentosu’ndaki konferansta İmralı tecridi ve Türkiye’de hukukun siyasallaşması gibi tartışılırken, ‘Kanunsuz alanlar İmralı’dan başlayarak yayıldı’ vurgusu yapıldı

Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan Avrupa Parlamentosu’nda Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupa Avukatlar Birliği (ELDH) ile Uluslararası Hukuk ve Demokrasi Derneği (MAF-DAD) tarafından organize edilen ve AP’deki Sol Parti (Die Linke), Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı (S&D) iş birliğiyle “Türkiye’de Hak ve Özgürlükler: Hukuk, Cezaevleri ve Kürt Sorunu” başlıklı bir konferans düzenleniyor.

Konferansın açılış bölümünde konuşan AP Sol Parti Eşbaşkanı Martin Schirdewan, İmralı’daki tecride, Türkiye’deki seçimlere ve seçimler sonrasında Avrupa devletlerinin tutumuna değindi.

Schirdewan, Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, “Biz sessiz kalmayacağız. Avrupa devletlerinin ve liderlerinin iki yüzlü davranmalarını kınayacağız. Yargı kararlarının yerine getirilmediğini biliyoruz. Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş kararı sürüncemede bırakıldı” hatırlatması yaptı.

İlk oturumda moderatörlüğünü sosyal aktivist ve IACTA üyesi, Feminist Kooperatif avukatı Paula Martin Ponz’in yaptığı “Türkiye’de siyasetin yargılanması” paneline Asrın Hukuk Bürosu avukatı Faik Özgür Erol, Katalonya’dan ELDH Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Louis Lemkow, Türkiye İnsan Hakları Davalarını Destekleme Projesi (TLSP) ve Middlesex Üniversitesi’nden Prof. Philip Leach ve AP üyesi Fabio Massimo konuşmacı olarak katıldı.

‘Avrupa Kürt davasının destekçisi olmalı’

AP Yeşiller Grubu üyesi François Alfonsi ise “Ben Korsikalıyım, biz de haklarımız için mücadele ediyoruz. Siz Kürtlerin hakları için mücadele ettiği gibi. Abdullah Öcalan yıllarca tecrit içinde yaşıyor. HDP son seçimlerde Erdoğan’ın büyük başarıya ulaşmasının önünde engel oldu. Adil ve demokratik bir seçim olmadı. Avrupa Kürt davasının destekçisi olmalıdır” diye konuştu.

Konferansı organize eden ELDH Eşbaşkanı Prof. Bill Bowring, “Londra’da hukuk profesörü ve avukatım. Eşbaşkanım Barbara Spinelli Kürt hakları için çalışması nedeniyle Türkiye’ye giremiyor. Biz Türkiye’de pek çok mahkemeyi izledik. Cezaevlerini de gezdik. İmralı’yı da ziyaret ettik. Türkiye ile ilgili pek çok davada görev aldım. Özgür Gündem davasında görev aldık. Düşünce özgürlüğü konusunda içtihat kararları haline geldi bu davalar” dedi.

‘İktidar siyasi rakiplerine karşı hukuku kullanıyor’

MAF-DAD Başkanı Heike Geisweid, şunları söyledi:

“Biz MAF-DAD’ı yıllar önce kurduk. Temel insan hakları ve medeni hakları korumak için kurduk. Mücadelemiz sonucunda Türkiye’de DGM’ler kaldırıldı. Bugün diğer mahkemeler de hukukun üstünlüğü önünde engelleri oluşturuyor. Avrupa’nın eleştirileri nedeniyle Türkiye’de cezaevi sistemi değiştirildi. F Tipleri getirildi. Ancak bununla beraber tecrit önemli bir olay oldu.

AİHM kararlarına rağmen Abdullah Öcalan insan hakları ihlaline maruz kalıyor. Yıllardır aile ve avukatları ile komik nedenlerle görüşemiyor. Türkiye’de iktidar siyasi rakiplerine karşı hukuku kullanıyor. Ayrıca 2015 sonrasında PKK, TKP/ML, DHKP-C gibi örgütlerin militanlarına karşı çatışmalar yaşandı. 2015 son baharından 2016 ilk baharına kadar çok ciddi insan hakları ihlalleri yaşandı. Cizre, Sur, Nusaybin gibi kentler yıkıldı. 179 sivil öldürüldü. 2016’da HDP eşbaşkanları, yüzlerce üyesi, sivil toplum örgütü üyeleri tutuklandı. On binlercesi korkunç hapis cezalarına maruz kaldı. Belirsiz muğlak ‘terör’ hukuk tanımı nedeniyle.

2016’da birçok hukukçu görevden alındı hükümete yakın kişiler atandı. Sonrasında ise seçilmiş kişiler görevden atandı. Kayyumlar atandı. Koronada çok ciddi suçlu bırakıldı, siyasi tutsaklar bırakılmadı. Son seçim sonrası AKP’nin rejimi demokratikleştireceğini düşünmek saflık olur. Avrupa kurumlarının Türkiye üzerinde baskı kurması çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

‘Kanunsuz alanlar İmralı’dan başlayarak yayıldı’

Asrın Hukuk Bürosu’ndan Faik Özgür Erol da konuşmasında yargının siyasallaşmasına dikkati çkerek, Demirtaş ve Kavala davalarını örnek gösterdi. Erol, “Devletin refahı adına tüm norm ve standartlar bir kenara bırakılmıştır. Devletin bekası adına yasal sınırları kaldırıyor, etnik kimlikleri ve diğer inançları linç ediyorlar. AKP, hukuku kendi dışındaki grup ve çevreleri kazanmak için bir araç olarak kullandı” dedi.

Erol konuşmasının devamında, “Suriye’de işgal altındaki bölgeler Guantamano’daki uygulama gibi karanlık bir alandır” vurgusu yaparak şunları söyledi: “Kürt bölgelerinde de bu böyledir, özellikle ‘sokağa çıkma yasağı’ sırasında, alanlar yeniden karardığında. Bu durum göçmenler için de geçerlidir. AKP yönetimi kendisine göre statüsüz yerler yaratıyor. O gün göçmenler Ege bölgesinde bir yerde tutuklandı. Etraflarını çitle çevirerek dışarıdan yiyecek ve içecek verdiler. Hukukta böyle bir şey yok. Bu kanunsuz karanlık alanlar da İmralı’dan başlayarak diğer bölgelere yayıldı.”

Panel sürüyor

Katalan Avukat-Prof. Luis Lemkow, siyasetin yargıyı kontrol ettiğini ve “Türkiye’de olduğu gibi İspanya’da da siyasi yargı dönüşümü yaşandı” dedi.

Prof. Philip Leach ise şöyle dedi:

“Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi birkaç gün önce durumu gözden geçirerek Türkiye’den Kavala ve Demirtaş’ı derhal serbest bırakmasını istedi. Demirtaş davası, Türk yargısının siyasallaşmasına da ışık tutuyor. Bu dava geçen hafta Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin gündemine getirildi.”

İkinci panelin başlığı ise “cezaevleri, izolasyon ve yargı” olacak. Amed Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren, Türkiye’deki ceza infaz sistemini ele alacak. Asrın Hukuk Bürosu’ndan Avukat Cengiz Yürekli, İmralı deneyimi üzerinden tecrit ve cezaevlerindeki durum hakkında bilgi verecek. 2023 Cezaevi Delegasyonu Üyesi Avukat Miriam Fieding uluslararası heyetlerin gözlem ve tavsiyelerini aktaracak. Özgürlükçü Hukukçular Derneği’nden (ÖHD) Avukat Rengin Ergül ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin “umut hakkı” kararını değerlendirecek.
Konferansın üçüncü paneli ise “Türkiye için demokratik perspektif” başlığıyla gerçekleşecek ve çözüm yolları üzerinde durulacak. İrlanda’dan Sosyalist Avukatlar Derneği’nden Declan Owens “Çatışma çözümü deneyimleri ve hukukun rolü” başlıklı bir sunum yapacak. Norveç Pen’den Caroline Stockford “Kürtçe savunma hakkı ve Kürt gazetecilere, medyaya yönelik baskıları” ele alacak. AP Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı Grubu’ndan Giuliano Pisapia ise Türkiye’nin demokratikleşmesinde Avrupa’nın rolü üzerine konuşacak.

Kaynak: ANF

#APde #Kürt #sorunu #konferansı #Avrupa #Kürt #davasının #destekçisi #olmalı

Esad, Türkiye’nin Suriye’den çekilmesi şartını yineledi

İran heyetiyle bir araya gelen Beşar Esad, Türkiye’nin Suriye’den çekilmesi şartını yineledi

Şam hükümeti başkanı Beşar Esad, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Asğar Haci ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. SANA’nın aktardığına göre Esad, Türkiye ile olan ilişkilere değindi.

Şam-Ankara arasındaki ‘normalleşme’ müzakerelerinde, Türkiye’nin Suriye topraklarından çekilme hedefine odaklanılması gerektiğini dile getiren Esad, Suriye’nin müzakerelerdeki ana hedeflerinin Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki topraklardan çekilmesi ve ‘terörle mücadele’ olduğunu söyledi

SANA’daki haberde şu ifadeler yer aldı: “Esad, bundan sonraki aşamada, özellikle dörtlü toplantılar ve Astana yolunda koordinasyonun öneminin altını çizerek, Rusya ve İran taraflarıyla işbirliği içinde, ister Türkiye’nin Suriye topraklarından çekilmesi olsun, ister terörle mücadele olsun, ister başka konular olsun temelleri tanımlayan ve yaklaşan müzakerelerin dayandığı başlıkları ve hedefleri kesin olarak netleştiren ve bu adresler için bir zaman çerçevesi ve uygulama mekanizmalarını belirleyecek ortak bir stratejinin geliştirilmesini vurguladı.”

DIŞ HABERLER

#Esad #Türkiyenin #Suriyeden #çekilmesi #şartını #yineledi