Ana Sayfa Blog Sayfa 316

Şenyaşar ailesi ‘Adalet Nöbeti’nin 5 yılını geride bıraktı

Şenyaşar ailesine dönük katliamın üzerinden 5 yıl geçti. Emine Şenyaşar, yitirdiği eşi ve çocuklarının taziyesini kurmak ve yasını tutmak için 5 yıldır ‘adalet’ bekliyor

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınlarının Şenyaşar ailesine dönük saldırınsın üzerinden 5 yıl geçti. 24 Haziran 2018 genel seçimlerinden 10 gün önce ilçedeki işyerlerini ziyaret eden AKP’liler, tartıştıkları Celal, Adil, Mehmet, Fadıl ve Ferit Şenyaşar’a işlettikleri dükkanda saldırarak, sopa, bıçak ve silahla ağır yaraladı. Saldırı, yaralıların kaldırıldığı Suruç Devlet Hastanesi’nde de devam etti. İş yerinde kim tarafından ateşlendiği belirlenemeyen bir mermiyle yaralanan Yıldız’ın ağabeyi Mehmet Şah Yıldız, hastanede yaşamını yitirdi. Bu esnada hastanede bulunan Yıldız’ın yakınları, tedavi altında olan Şenyaşar kardeşlere hastane personellerinin önünde saldırdı, Celal ve Adil Şenyaşar yüzlerce kamu kamu çalışanının gözleri önünde katledildi.

Çocuklarının vurulduğunu duyan baba Hacı Esvet ve anne Emine Şenyaşar hastaneye koştu. Hastanenin acil girişinde Yıldız’ın yakınlarıyla karşılaşan baba Şenyaşar, eşi Emine Şenyaşar’ın gözleri önünde linç edilerek, katledildi.

Katliam gerçekleşirken herkes oradaydı

Hastaneye yaralı olarak kaldırılan Ferit ve Mehmet Şenyaşar kardeşler ise sağlık çalışanları tarafından hastaneden kaçırılarak kurtarıldı. Yaralıları taşıyan ambulans daha hastane bahçesindeyken tekerlekleri patlatıldı, camları kırıldı. Hastanede yaşanan linç ve ölümler esnasında Urfa Valisi Abdullah Erin, Suruç Kaymakamı Tarık Açıkgöz ile dönemin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba hastane bahçesinde bulunuyordu. Hastanedeki devlet erkanı ve üst düzey güvenlik durumuna rağmen, hastanedeki kamera kayıtlarının çalındığı iddia edildi. Hastanede “sarı alanda” linç edilen Esvet Şenyaşar’ın duvarlara bulaşan kanı da boyanarak yok edildi.

Fadıl Şenyaşar 5 yıldır hücrede

Babası ve iki kardeşini kaybeden Fadıl Şenyaşar olaydan 3 gün sonra savcılık talimatıyla Amed’te tedavi gördüğü hastaneden taburcu edilerek, gözaltına alındı. Urfa Adliyesi’ne getirilen Fadıl Şenyaşar, kafası ve boğazı sargı içinde çıkarıldığı savcılıkta babası ve kardeşlerinin yaşamını yitirdiğini öğrendi. Mahkemece tutuklanarak, Urfa 1 Nolu T Tipi Cezaevi’ne götürülen Şenyaşar, daha sonra Elazığ Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. Şenyaşar, yaklaşık 5 yıldır burada tek kişilik hücrede tutuluyor.

 Duruşma 18 Temmuza ertelendi

Şenyaşar ailesinin maruz kaldığı katliama dair dava dosyaları, olay aynı gün yaşanmasına rağmen “işyeri” ve “hastane” olarak ikiye ayrıldı. İşyeri ile ilgili yapılan yargılamalarda, Fadıl Şenyaşar’a 37 yıl 9 ay, Enver Yıldız’a ise 18 yıl hapis cezası verildi. 2 Nisan 2021 tarihinde Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen karar, 9 Aralık 2022’de Antep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozuldu.

“Hastane” dosyası ile ilgili 4 yıl 4 ay süren soruşturma sonucunda gizlilik kararı kaldırılarak iddianame hazırlandı. Dava kapsamında yargılanan 19 sanık hakkında Hacı Esvet ve Adil Şenyaşar’ı katletmekten, Ferit ve Mehmet Şenyaşar’ı ise yaralamaktan hapis cezası talep edildi. İlk duruşma 17 Ocak’ta Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, 1 Şubat’ta verdiği ara karar ile “Hastane” ve “İşyeri” dosyasını birleştirerek davanın görüldüğü 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi ise, 15 Mart’ı duruşma günü olarak belirledi ancak Mereş merkezli depremlerden dolayı duruşma görülmeden 12 Mayıs’a ertelendi. 12 Mayıs’ta görülen duruşmada ise mahkeme heyeti, tutuklu Fadıl Şenyaşar ve Enver Yıldız’ın “Kuvvetli suç şüphesi”, Celal Yıldız ve Mikail Şimşek için ise “Delillerin toplanmaması” gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, bir sonraki duruşma tarihini 18 Temmuz olarak belirledi.

Adalet Nöbeti

Saldırıda 2 oğlunu ve eşini kaybeden Emine ve yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar, Fadıl Şenyaşar’ın serbest bırakılması, katliama karışan ve göz yuman kişilerin yargılanması talebiyle 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti başlattı. İki kişi olarak başlattıkları Adalet Nöbeti, kısa sürede büyüdü, emsalsiz bir direnişe döndü. Adalet talep edenler tarafından bir sembol haline dönüşen Emine Şenyaşar hakkında nöbet esnasında sarf ettiği sözler gerekçe gösterilerek, “Hakaret” suçlamasıyla 31 farklı soruşturma açıldı, bunlardan 10’u davaya dönüştü. Birçok mevsimsel zorluk ve sağlık sorunlarına rağmen eylemlerini kesintisiz sürdüren aile, birçok kez “gerekçe” gösterilmeden gözaltına alındı, pankartlarına el konuldu, para cezası ile cezalandırıldı. Aradan geçen 5 yılda adalet sağlanmadığı için eşi ve çocuklarının taziyesini kurmayan ve yas tutmayan Emine Şenyaşar’ın tek talebi adalet. Bütün engellemelere rağmen 812 gündür Adalet Nöbeti eylemini sürdüren aile, katliamın yıldönümü olan 14 Haziran’ı bir kez daha adliye binası önünde karşılamaya hazırlanıyor.

Haber: Emrullah Acar / MA

#Şenyaşar #ailesi #Adalet #Nöbetinin #yılını #geride #bıraktı

Avcı: Önce halkta güven tesis edilmeli

Yerine kayyum atanan Wan Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Mustafa Avcı, önümüzdeki süreçte önceliklerinin halkta kırılan güveni tesis etmek olduğunu belirtti 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, 2023 genel seçimlerine ilişkin Amed’te 10 Haziran’da değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Görevden alındıktan sonra yerine kayyım atanan Wan Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Mustafa Avcı, seçim süreci, gerçekleştirdikleri toplantı ve yeni dönemde izleyecekleri yol haritasına dair konuştu.

Kendini yönetme talebini görmek istemiyorlar

Genel seçimler sürecindeki birinci ve ikinci turda yaşanan kayyım tartışmaları ve tehditlerini değinen Avcı, tartışmaların amacının Kürt halkının kendini yönetme talebini görmeme ve Kürt kentlerindeki öz kaynakların halk için kullanılmasını engelleme planlarının yansımaları olduğunu belirtti. İktidarın, yerel yönetimleri kendi alt şubeleri gibi kullanmak istediğini dile getiren Avcı, “Tartışmanın özü, halkın onlara muhtaç olarak kalması, kendi kendini yönetme kültürünün edinmemesi ve yerel demokrasinin gelişmemesidir” dedi.

‘Stratejik bir duruştu

Seçim sürecinin Kürt düşmanlığı üzerinde yürütüldüğünü belirten Avcı, Kürtlerin, Kürt siyasi hareketinin olmadığı bir zeminde tartışmaların yürütüldüğünü kaydetti. 31 Mart 2019 seçimlerini hatırlatan Avcı, “31 Mart 2019’da bu savaş zihniyetine ‘Siz bu savaş zihniyetinizi derinleştirerek, devam ettirirseniz biz de büyük kentleri kaybettiririz’ mesajını verdik ve başardık. Bu bizim için stratejik bir duruştu. Sağdan soldan gelen saldırılara bakmadan bu stratejik duruşumuzu sürdürerek, genelde de amacımıza ulaşmaya çalıştık. Belki bunu halka iyi anlatamadık, bazı taktik hatalar oldu” diye konuştu.

Halkta güven oluşturulmalı

Seçim sonuçlarının ardından her dönem toplantılar yapıldığını ancak bu dönem tabandan yükselen eleştirileri de esas alarak, güçlü tartışmalar yürüttüklerini söyleyen Avcı, “Öncelikle geçmiş seçim süreçlerinin sonucunda yapılan toplantının tekrarı olmaması için elimizden geleni yapmak zorundayız. Halkta oluşan ‘Her seçim sürecinden sonra eleştiri-özeleştiri toplantıları ve yeniden yapılandırma toplantıları yapılıyor ama bir sonuç açığa çıkmıyor. Çıkmadığı gibi bir sonraki seçim için aynı hata, anlayış ve zihniyet kendini tekrar ediyor’ algısını kırabilecek, yeniden güven tesis edebilecek bir toplantı serisi olmak zorunda. Güvensiz bir zeminde yeniden yapılanmanın gerçekleşmesi mümkün değildir. O yüzden bugün ki tartışmalar olumluydu, pozitifti. Dileğimiz bu süreçte eksiği, yetmezliği ve taktik hatası yapan bütün kurum, kuruluşlar ve kişilerin cesaretli bir şekilde özeleştirel yaklaşım göstermesidir. Bu böyle olursa toplantıların sonuç vereceğine inanıyoruz” dedi.

Eleştiri-özeleştiri ve yeniden yapılanma süreci

Tartışmaların odağında “halk dışlanmamalı” özeleştirisinin hakim olduğunu belirten Avcı, kendilerini sistem partilerinden ayıran temel ilkenin doğrudan demokrasi, tüm kesimleri sürece katma, birlikte karar alma ve politik pratik örgütlenmesini birlikte yapma olduğunu söyledi. Aday belirlemelerinde halkın esas alınmadığı eleştirilerine değinen Avcı, şöyle devam etti: “Önümüzdeki yerel yönetimler seçimlerine giderken bu eleştirinin dikkate alınması lazım. ‘Eğer seferber olunursa eleştiri-özeleştiri ve yeniden yapılanma süreci kısa sürede tamamlanırsa, örgütsel süreci de tamamlarız. Örgütsel süreç tamamlandıktan ve kurumsal düzeyde sistem oturduktan sonra halkın iradesini esas alan bir şekilde adayları belirleyebiliriz. Aksi durumda ciddi bir kırılma olur ve bir daha onarmakta da zorlanırız” diye ifade etti.

Kaynak/MA

 

 

#Avcı #Önce #halkta #güven #tesis #edilmeli

Öneren : Yeni süreçte 3. Yol perspektifiyle mücadele hattını öreceğiz

‘Üçüncü Yol perspektifi temelinde birleşik mücadele hattını öreceklerini’ söyleyen Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, özgürlüğün sokak mücadelesinde olduğunu belirtti

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), seçimlerin ardından yeni dönem yol haritasını belirlemeye dönük süreci başlattı. Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) toplantılarının ardından yerel yönetimler toplandı. Partili yetkililer, yapılan tartışmalar ve toplantıların ardından kongre sürecine girileceğini belirtiyor. HDP bileşenlerinden Devrimci Parti’nin Genel Başkanı Elif Torun Öneren, yeni yapılanma sürecine dair Mezopotamya Ajansı’ndan Esra Solin Dal’a değerlendirmelerde bulundu.

‘İktidar da seçim de meşru değildir’

AKP-MHP’nin devletin bütün imkanlarını kullanarak seçime girdiğini belirten Öneren, alınan sonuçların çoğunluğun tercihi olmadığını söyledi. İktidarın geçen dönemlere göre oy kaybettiğini dile getiren Öneren, “Bu nedenle iktidar da seçim de meşru değildir. Bunun herkesin bilmesi gerekir. Biz sosyalistler olarak faşizmin seçim sandıklarıyla gitmeyeceğini biliyoruz. Kitlelerin her şeyden önce bunu kavraması gerekiyor” dedi. Öneren, “düzen muhalefetinin” halkı sokaktan uzak tutan bir yanılgı içerisinde olduğuna işaret ederek, “Eğer halka sokaklar işaret edilseydi sonuçlar da çok farklı olurdu diye düşünüyorum” diye kaydetti.

‘Gezi iktidarın korkulu rüyası’

Özgürlüğün sokak mücadelesinden geçtiğinin altını çizen Öneren, yeni dönemde “Gezi ruhuyla” hareket edeceklerini dile getirdi. Öneren, “Gezi ruhu hala iktidarın korkulu rüyasıdır. Gezi bize hala yol gösterir durumda. Bunu insanlara anlatmalıyız. Daha da zor bir süreç bizi bekliyor. Kadın düşmanlığının tüm gücüyle arttığını görüyoruz. Bu saldırılara karşı kadın örgütlülüğünü güçlendirerek ve yan yana durarak mücadele edeceğiz” dedi.

‘Tek yol birleşik devrimci mücadele hattı’

Birleşik mücadelenin geniş ve kapsayıcı bir düzeyde örülmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan Öneren, “Tek yol birleşik devrimci mücadele hattından geçmektedir. Bunu ön plana çıkarmalıyız ve asla mücadelemizden geri adım atmamalıyız. Eğer bunu oluşturamazsak mecliste var olan Hür Dava Partisi gibi yapıların ve zihniyetlerin daha da güçleneceği açıktır. Bundan dolayı faşizmi durdurma hedefli çalışmak yerine, faşizmi tarihin çöp sepetine gönderme hedefli mücadelemizi yürütmeliyiz” diye belirtti.

‘Bedel ödemeye hazırız’

Öneren, Üçüncü Yol perspektifi temelinde birleşik mücadele hattını öreceklerine işaret ederek, şunları söyledi: “Şu anda Yeşil Sol Parti’de birçok toplantı yapılıyor ve bu toplantılar sonucunda biz de birleşik bir yol haritası çizeceğiz. Bu yol haritaları mutlaka görünür olan ve ortak akılla, ortak mücadeleyle yola çıkacağımız bir yol haritası olacak. Biz zaten yıllardır faşizme karşı mücadele eden bir partiyiz ve buna karşı da birçok bedel ödedik. Gerekirse yine bedel ödemeye hazırız.”

‘Eğer devrim olacaksa bunu kadınlar yapacak’

Erkek egemen politikalara karşı kadınların hep en önde olduğunu dile getiren Öneren, “Bunu en başta Kürt kadınları sağlamıştır. Rojava devrimine baktığımızda bir kadın devrimidir ve kadın mücadelesine örnektir. Türkiye coğrafyasına baktığımızda eğer bir devrim olacaksa bunun öncülüğünü kadınlar yapacaktır. Mevcut tabloya bakıldığında kadınlar ve kadın kazanımlarına çok fazla saldırı olacak ama kimse bizim mücadele azmimizi durduramaz. Türkiye’de yapılacak devrim ve sosyalizm mücadelesinin öznesi kadınlar olacaktır” ifadelerini kullandı.

 Buldan’a yönelik linç kampanyası

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’a dönük saldırılara değinen Öneren, bu saldırıların erkek egemen zihniyetin “kirli politikaları” olduğunu vurguladı. Seçimde yaşanan eksikliklerin bir kadın eş başkana yüklenmesinin kabul edilemez olduğunu dile getiren Öneren, şöyle devam etti: “Biz HDP bileşenleri olarak şunu vurgulamak isteriz; Hür Dava Partisi’ni daha çok hedefi haline geleceğimiz bir sürece girdiğimizi belirtmek istiyorum. Pervin Buldan’a yönelik linç kampanyasında kadınları hedefleştiren, tartıştıran bir akıl var. Bu aklı asla kabul etmiyoruz. Ama bu akıl şu anda ne yazık ki mecliste. Pervin Buldan nezdinde bugüne kadar tartıştırılan tüm kadınlarla dayanışma içerisinde olduğumuzu ve geriye adım atmayacağımızın buradan sözünü veriyoruz.”

İSTANBUL

 

 

 

#Öneren #Yeni #süreçte #Yol #perspektifiyle #mücadele #hattını #öreceğiz

Linç etmek isteyenler değil Kürt işçiler suçlu oldu!

Mersin Silifke’de geçtiğimiz yıl ‘bunlar terörist’ diyen kişi tarafından linç edilmek istenen Kürt işçiler hakkında ‘Silahla basit yaralama’ iddiasıyla dava açıldı

AKP-MHP iktidarı döneminde yükseltilen ırkçılık söylemleriyle sokaktaki saldırılar arttığı gibi, saldırılara dair yargılamalar ise ya cezasızlıkla sonuçlanıyor ya da saldırıya uğrayanlar yargılanıyor.

Linç edilmek istendiler
Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Sökün Mahallesi’nde 12 Eylül 2022’de sera iskelesinde çalışan Kürt işçilerin aracına traktörle çarpan Burhan Avcı, kazanın hemen ardından olay yerinden kaçmaya çalışmış ve traktörü kendisini durdurmaya çalışanların üzerine sürmüştü. Avcı, daha sonra köy meydanına giderek, “Bunlar terörist, beni öldürecekler” sözleriyle köylülerden yardım istemişti. Kürt işçiler, bunun üzerine linç edilmek istenmişti.

Saldırıya uğrayanlara dava

Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olaya dair bitirdiği soruşturma dosyasında savcı, Avcı tarafından linç edilmek istenen Kürt işçiler İdris İder, Mehmet İder, Mustafa İder, Nurettin Erez ve Ramazan Erez hakkında “Silahla basit yaralama” suçundan iddianame hazırladı.

İddianame, Silifke 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması önümüzdeki günlerde görülecek.

Arabaya çarptı

İşçilerin sanık, köylülerin ise müşteki olarak yer aldığı iddianamede, Avcı’nın traktörün arka ilave kapağıyla yol kenarında bulunan işçilere ait Volkswagen Transporter marka aracın sağ üst tarafına çarpıp, olay yerinden kaçtığı ve işçilerin traktörün arkasından giderek Sökün Mahallesi köy kahvehanesi önünde Avcı, Mustafa Tok ve Avcı’nın babası Metin Avcı ile kavga ettiği belirtildi.

İşçilerin kendilerini dövdüğünü iddia etti

İddianamede ifadesine yer verilen Avcı, traktörle mısır silajı taşıdığını, traktörün sesinden dolayı traktörün arka kapağın minibüse çarptığını fark etmediğini ve yoluna devam ettiğini iddia etti. Minibüsün arkadan gelerek yanına yaklaştığını ve şahısların aracın içinden plastik uçlu çekiçler fırlattıklarını iddia eden Avcı, mahalle sakinlerinin ise “kavgayı ayırmak” amacıyla olay yerine geldiklerini ileri sürdü. Avcı’nın babası Metin Avcı ise, oğlunun dövüldüğünü öğrendikten sonra köy kahvehanesi önüne gittiğini, işçilerin kendisini de darp ettiğini iddia etti.

‘Bizi hedef gösterdi’

İşçiler, ifadelerinde üzerlerine atılı suçlamayı reddederek, Avcı’nın araçlarına çarpıp kaçtığını, arkasından araçla köy meydanına gittiklerini ve Avcı’nın orada bulunanlara hitaben “Bunlar terörist, beni öldürecekler” dediğini aktardı. İşçilerden İdris İder, Avcı’nın köylülere “bunlar terörist beni öldürmek istiyorlar” dediğini, orada bulunanların da kendilerine “burası bizim memleketimiz, nerden geldiyseniz oraya gidin” dediklerini söyledi. İder, sonrasında saldırıya uğradıklarını ve saldırıya karşı kendilerini koruduklarını aktardı.

Kameralar çalışmıyormuş!

İddianamede, olay yerinde ve çevresinde var olan kameraların çalışır durumda olmadıkları ileri sürüldü. İddianamede, Avcı’nın darp raporu aldığına işaret edilerek, plastik uçlu çekiç silah sayıldı.

İddianamede, Mehmet İder, Burhan Avcı, İdris İder, Ramazan Erez, Nurettin Erez ve Mustafa Tok hakkında “hakaret”, “kasten yaralama” ve “tehdit” suçlamalarından takipsizlik kararı verildi. Ayrıca Metin Avcı hakkında yürütülen soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.

Haber: Hamdullah Yağız Kesen / MA

#Linç #etmek #isteyenler #değil #Kürt #işçiler #suçlu #oldu

Elkê’de ev baskınları: 5 kişi gözaltına alındı

Elkê’de sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında aralarında HDP’li yöneticilerin de olduğu 5 kişi gözaltına alındı

Şirnex’in (Şırnak) Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Ali Çavuş Mahallesi’nde özel harekat polisleri tarafından birçok eve sabah saatlerinde eş zamanlı olarak baskın yapıldı.

Ev aramalarının ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) Elkê İlçe Eşbaşkanı Zarife Borak, HDP İlçe Yöneticisi Emrah Yacan ile Lokman Abi, Devrim Abi ve Mehmet Cin adlı yurttaşlar gözaltına alındı.

Gözaltına alınma gerekçeleri öğrenilmeyen 5 kişi, İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

ŞIRNEX

#Elkêde #baskınları #kişi #gözaltına #alındı

HDP’nin muhasebe süreci ve yeni dönem ittifak stratejisi

HDP’nin ittifak politikalarına önem vermesi, stratejik amaç ve hedeflerle yaklaşması doğru bir karar ve yaklaşımdır. HDP’nin dayandığı ve partiye gerçek karakterini veren bir bileşen partisi olmasıdır. Demokratik hüviyetinin oluşması ve korunmasında bu karakterinin asla zedelenmemesi gerekir

Abdulmelik Ş. Bekir

HDP seçim sürecine ilişkin değerlendirme süreci başlattı. Muhasebe sürecinin sağlıklı yürümesi ve istenilen sonuçların alınması için herkesin elini taşın altına koyması gerekir. Süreç sadece HDP’ye eleştiri yapıp özeleştiri yapmakla sınırlı tutulmamalıdır. Elbette HDP ve bileşenleri gerekli özeleştiriyi yapmalıdır. Ancak sadece HDP’nin özeleştirisiyle sınırlandırılan bir süreç Kürt siyasal hareketinin eleştiri özeleştiri geleneği ve mekanizmasına uygun olmayacaktır. Herkes kendini sürecin içinde görmeli, eksik ve yetersizliğinin farkına varmalı ve özeleştirisini vermelidir. Herkesin dahil olduğu ve katkı sağladığı muhasebe süreci siyasetin toplumsallaşması, kolektif aklın açığa çıkması ve mücadelenin yenilenerek, büyüyerek devam etmesine hizmet edecektir.

Yürütülen süreç içinde değerlendirilecek birçok başlık var. Seçim öncesi ve sonrası en fazla tartışılan ve eleştiri konusu olan konulardan biri de ittifak politikasıydı. Özellikle TİP odaklı yürütülen tartışmalar ittifak politikasından umut edilen sinerjiyi yaratmadığı gibi aksine HDP’nin gündemini kendi siyasetini anlatmaktan çok enerjisini içe dönük harcamasına neden oldu. Açığa çıkan sonuçlar üzerinde de şimdi ittifaklarla büyüme stratejisinin başarısızlığına ve yanlışlığına zemin yapılmaktadır. Bu noktada öncelikle iki hususu ayırmakta fayda var. İttifak politikasının stratejik ve taktik yönleridir. Kabul etmek gerekir ki HDP’nin TİP ile ittifakı doğru yönetilmemesi ve yanlış taktik adımlar sonucu başarılı olmamıştır. Ancak bu pratiğin yarattığı sonuçlar genel olarak ittifak stratejisinin yanlışlığına yorumlanamaz.

HDP’nin ittifak stratejisini doğru yürütmediği bir gerçek. Bunun birçok nedeni olabilir. Birincisi, HDP’nin oluşum süreci içinde yer alan, ittifak stratejisinin gelişimine katkı sunan çok sayıdaki yetkin kadrolarının ya zindana atılması ya da sürgüne gitmek zorunda kalması ve nitelik kaybına uğramasıdır. İkincisi, yoğun saldırı altında genel stratejik hedeflerin ihmal edilmesi ve güncel politik konulara hapsolmasıdır. Üçüncüsü, siyasetini gereğinden fazla parlamento ve temsili siyasetle sınırlaması, hedeflerini yeterli düzeyde halka anlatmaması ve ulaştırmaması. Dördüncüsü, Üçüncü Yol siyasetini Türkiye’de sistemin iki ucu olan Cumhur ve Millet ittifaklarının dayattığı denklemi aşamaması ve alternatifliğini ortaya koymakta yetersiz kalmasıdır. Beşincisi ve belki de en önemlisi ittifak stratejisinin hedef ve amaçlarını yeterli düzeyde tabanına anlatamaması ve benimsetmemesidir. Altıncısı, ittifak ettiği güçlerle, özellikle TİP ile yeterli düzeyde amaç ve hedef birliğine varamaması. HDP stratejik amaçları, uzun erimli hedefleri gözetirken, ittifak yaptığı güçler ağırlıklı olarak seçim gibi güncel politikaları önceledi. Bu ve benzeri nedenlere yenileri de eklenebilir.

HDP’nin ittifak politikalarına önem vermesi, stratejik amaç ve hedeflerle yaklaşması doğru bir karar ve yaklaşımdır. HDP’nin dayandığı ve partiye gerçek karakterini veren bir bileşen partisi olmasıdır. Demokratik hüviyetinin oluşması ve korunmasında bu karakterinin asla zedelenmemesi gerekir. Ne zaman bileşen hukukunu zedeleyen, ihmal eden yaklaşım ve anlayışlar gelişirse o zaman HDP, bina edildiği fikriyatıyla ters düşmüş olur. Sayın Öcalan Üçüncü Yol siyasetinin somutlaşmış hali olarak HDP’yi önerirken demokratik özünü koruyarak büyümesi için en fazla dikkat çektiği husus budur. HDP’de bileşen ve ittifak hukuku kesinlikle taktik bir yaklaşım değildir. Demokratik Ekolojik Kadın Özgürlükçü Paradigma’nın esasını oluşturan stratejik yaklaşımın gereğidir. Nitekim Kürt demokratik siyasetini yıllarca sıkıştığı yüzde 5-6 bandından çıkararak yüzde 13 bandına taşıyan da bu demokratik karakteri oldu. Bugün HDP/Yeşil Sol Parti’nin oylarının düşmesinin bir nedeni de özünü oluşturan temel kriterlerin ihmal edilmesidir.

İttifak stratejisi, kapitalist modernitenin kendini var etmek için farklılıkları baskı, şiddet politikalarıyla asimile ederek homojen birlik sağlama stratejisine karşı; demokratik modernitenin farklılıkların özgünlüklerini koruyarak eşitlik temelinde heterojen birlik geliştirme stratejisidir. Bir siyasal yönetim formu olarak konfederal modelin gereğidir. Bileşen ve ittifakların özgünlüklerini korumaya gerekli önemi vermeyen her büyüme ve birlik sağlama çabası ve siyaseti farklılıkları asimilasyon ve entegrasyonla eritmekle sonuçlanır. Bu da demokratik olmadığı gibi radikal demokrasi hiç değildir. Radikal demokrasinin infazı anlamına gelir ki kapitalist modernite güçlerinin yaptığı da tam da budur. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Türkiye’de ulus devlet zihniyetinin Kürtler başta olmak üzere farklı etnik, inanç, kültür ve kimliklere devlet zoruyla dayattığı da bu homojenleştirici, tektipleştirici siyasettir. Buna alternatif olma iddiasında olan Üçüncü Yol siyasetinin ittifak stratejisinin yadsınması ve yanlışlanması Demokratik Ekolojik Kadın Özgürlükçü Paradigma’nın inkarı anlamına gelir.

Bu bağlamda ittifak politikasında iyi yönetilemeyen bir pratik üzerinden ittifaklarla büyüme stratejisini mahkum etmek Kürt halkına ve mücadelesine büyük zarar verecektir. Resmi devlet ideolojisinin temel stratejilerinden birisi de Kürt halkını Türkiye halklarından tecrit etmek ve marjinalleştirerek Kürdistan’a hapsetmektir. Bu stratejiyle Kürt düşmanlığını diğer halklara mal etmekte ve Kürt soykırımını tamamlama stratejisini için desteğe tevil etmektedir. Resmi ideolojinin yarattığı denklemi aşmak için Türkiye’de yaşayan halkların muhafazakar, sol, sosyalist, demokratik çevreleriyle ortak mücadele zemini oluşturmak, ittifaklar geliştirmek; demokratik siyasete kapatılan çevrelere ulaşılmadığı sürece Kürt karşıtı denklem sadece Kürt halkının mücadelesiyle zorlansa da sonuca gitmek oldukça zordur. Bu sadece Kuzey Kürdistan için değil dört parça ve Ortadoğu’da Kürt düşmanlığı üzerinden esir alınan tüm halklar için geçerli bir meseledir. Kürt demokratik siyaseti ittifaklarla bu kısır döngüyü aşmak için Türkiye, İran, Irak ve Suriye başta olmak üzere bölgesel ve küresel düzeyde halklarla ittifak stratejisi izlemektedir. Kürt halkının ulus devlet zihniyetiyle düşmanlaştırılarak ezilmesinin ve diğer halkların da bunun üzerinden sömürülmesine karşı ittifaklar geliştirme stratejisi izlemektedir. Ancak bu stratejinin örgütlü yapılarca hem Kürt halkına hem de diğer halklara yeterince anlatılmaması özelde Türkiye’de, genelde Ortadoğu’da Kürt siyasal hareketinin zorlanmasını beraberinde getirmiştir.

Dolayısıyla HDP’nin muhasebe sürecini yürütürken öncelikle ittifak politikasının temel parametrelerini tabanıyla kapsamlı bir şekilde tartışması, amaç ve hedeflerini anlatması ve gerekli kabulü sağlaması gerekir. Zira bir strateji ne kadar doğru olursa olsun tabanda gerekli desteği almadıkça pratikte başarısız olur. Demokratik Ekolojik Kadın Özgürlükçü Paradigma’nın pratik mücadele hattı, biçimi olarak Üçüncü Yol çizgisinin geliştirilmesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. HDP dayandığı paradigmal zemin ve unsurların anlatımını ve halklara ulaştırılmasını daha fazla gündemine almalıdır. Fikriyatını ve gücünü buradan alıyor. Kendini sadece parlamenter sistemle sınırlaması nüfuzunu azalttığı gibi alternatif olma iddiasını da zayıflatıyor. Aynı şekilde tabanının ittifak stratejisine yönelik samimi eleştirileriyle; Kürt siyasetinin halklarla buluşmasını kendisi için büyük tehlike olarak gören resmi ideolojinin operasyonlarını da ayrıştırmasını iyi yapmalıdır. Tabanın eleştirilerinden güç alarak, resmi ideolojinin Kürt siyasetini dizayn operasyonlarına ve marjinalleştirme hamlelerine karşı gerekli tedbirleri ve mücadeleyi örmelidir. İttifaklarla büyüme stratejisinde ısrar etmeli ancak seçim eksenli gelişen eksik ve yetersiz ittifak pratiklerinden de gerekli dersleri alarak düzeltme yapmalıdır.

 

 

#HDPnin #muhasebe #süreci #yeni #dönem #ittifak #stratejisi

HDP fikriyatını büyüteceğiz

HDP Sözcüsü Ebru Günay ile eleştiri-özeleştiri sürecini ve 3. Yol’u nasıl inşa edeceklerini konuştuk: Üçüncü Yol siyasetinde demokrasi ittifakını ve mücadelesini geliştirmekte istediğimiz oranda bu yolu inşa edemedik. Ama şimdi bunun ne kadar gerekli ve elzem olduğunun farkındayız

Nezahat Doğan

Seçim sonrası iktidar bloku, milliyetçi, ırkçı, kadın düşmanı politikaları ve baskı konseptini arttırarak sürdüreceğe benziyor. Siyasi tutsaklar üzerinde tecrit ve baskıyı yoğunlaştırıyor. Diğer yandan ekonomik kriz ağırlaşarak devam ediyor. Zamlarla, reel gelirlerin düşmesiyle halklar ve emekçiler her gün biraz daha yoksullaşıyor.

Bu süreçte, elbette muhalefetin değişim ve dönüşüm için yeni bir anlayış, örgütlenme ve mücadele yöntemini ortaya koyması gerekiyor. Değişim dönüşümde de en önemli ihtiyaç eleştiri-özeleştiri mekanizmasını güçlü, şeffaf, samimi olarak işletmek olarak belirginleşiyor. Elbette eleştiriler oldu ve olacak ancak şimdi güçlü bir enerji ve sinerjiyle değişimin ne olacağına odaklanmak gerekiyor. Seçim sonrasında HDP, CHP ve Millet İttifakı kendi içlerine dönerek; hatta fazlasıyla içe kapanarak eksikleri saptamaya yönelik çalışmalara başladı. Ama bu süreçte en güçlü ve şeffaf özeleştiriyi veren HDP oldu. Kongreye giderken eşbaşkanlar aday olmayacaklarını ve “halkımızın sesini duyduk,” diyerek yeni bir değişimin güçlü özeleştiriyle yaratılacağını açıkladılar. Şimdi HDP’de yeni bir süreç başlıyor, HDP bundan sonra nasıl bir siyaset yürütecek? 3. Yol perspektifi nasıl güçlendirilecek? Demokrasi mücadelesini ve örgütlenme hattını nasıl örecek? Tüm bunları HDP Sözcüsü Ebru Günay ile konuştuk.

*Seçim sonrasında bütün partiler kendi içine döndü. Sonuçlar beklenildiği gibi değildi. HDP’ye eleştiriler oldu ve özeleştiriler verildi. Bu özeleştiriler ekseninde yeni sürece dair somut adımların atılması kararı alındı; neydi bunlar?

Türkiye siyaseti açısından yeni bir süreç başladı. Her parti bir şekilde kendi içine dönük tartışma sürecine girdi. Biz de kendi içimize dönük bir tartışma süreci içindeyiz. Yapıcı, güçlendirici, demokrasiyi ve HDP fikriyatını güçlendirecek olan her eleştiri bizim başımız gözümüz üzerinedir. Geldiğimiz gelenek bu konuda eleştiriye çok açık bir gelenektir.

*HDP’ye niye bu kadar çok yüklenildi?

HDP’nin eleştiriye yönelik tavrı ve tutumu bilindiği için bu kadar eleştiri yöneltildi. HDP’nin mirasını devraldığı gelenek, kendini eleştiri ve özeleştiri üzerinden güçlendiren ve buradan sonuçlar çıkartarak büyük hamleler yapan harekettir. Mirasını devraldığımız, bileşenlerimizin içinde olduğu sol, sosyalist, devrimci mücadele geleneği ve Kürt hareketinin geldiği düzey, o eleştiri ve özeleştirilerle güçlenen ve büyüyen; mevcut pozisyondan çıkan, atılımlar gerçekleştiren bir miras. Ancak bu atılımların önüne geçmek için, yıkıcı art niyetli tarafı olan, iktidar politikalarıyla bağlantılı olan ve her şeye rağmen demokrasi mücadelesinin, HDP fikriyatının büyümesinin önünde bir engel olmak isteyen kısım öne çıktı, daha baskın hale geldi.

*Buna karşı siz kendi iç tartışmalarınızda neleri değerlendirdiniz?

Şunu çok samimi ve açık yüreklilikle ifade ettik; art niyetli çıkışlara itibar etmeden ama yapıcı bütün eleştirileri dikkate alarak bir yol haritası çizmeye çalışıyoruz ve bunun tartışmalarını yürütüyoruz. Seçim sonrası hemen bir MYK toplantısı gerçekleştirdik ve bütün bu süreci Yeşil Sol Parti ile ortak yürüttük. Bu tartışma süreçlerini seçim sürecinde de yine Yeşil Sol Parti ile birlikte yürüttük. Önce eşbaşkanlarımızın dâhil olduğu kurullarımız toplandı, bileşen partilerimizin eşbaşkanları bir araya gelerek istişare toplantıları gerçekleştirdik. Süreç bizim açımızdan bundan sonra başladı. Kadın meclisimiz, sonrasında parti meclisimiz toplandı. Halen toplantılarımız devam ediyor. Bir bütün olarak eleştirirken, yeniye dair kısmı nasıl planlayacağımızı, ne yapacağımız tartışarak yol alamaya ve yol haritasını çıkarmaya çalışıyoruz. Bunu illerimize, ilçelerimize, mahallelerimize, sokaklara taşımamızın yöntemlerini planlayarak, bunları gerçekleştiriyoruz.

*Tartışmalarınızda yeniye dair planlama ve stratejiniz denir?

Yol haritamızı belirlerken eksiklerimiz ve gelen eleştiriler doğrultusunda yeniye dair neler yapacağımızı ele alıyoruz. Daha önce de ifade etmiştik; biz aynı zamanda konferans ve kongre sürecine de başladık. Bizim için bu dönem yeniyi ve yeni süreci inşa etmenin adımlarıdır, geleceğe dair umut tazelemenin inancıdır, mücadele kararlılığını yeniden tazeleme ve büyütmenin araçlarıdır kongreler. Bunların hazırlıklarını yapacağız. Bu konuda gerçekten güçlü tartışmalar da yürütüyoruz. Bir de şunu gözardı etmemek lazım; bütün saldırılara rağmen, faşizmin tüm engellemelerine rağmen HDP özünde bu süreçlerden başarı ile çıkmıştır. Mesele bizim için sandık ve vekil sayısı değildir.

*Mesele nedir? Başarı veya başarısızlık somut olarak neydi?

Elbette ki hedeflediğimiz, ulaşmak istediğimiz bir sandalye sayısı vardı. Bu tartışmasız bir konu. Bu konuda hedefimize ulaşamadık. Ama bu durum şu hakikati de ortadan kaldırmıyor; biz faşizmin bütün engellemelerine rağmen irademizi sandığa yansıttık. Biz faşizmin bütün baskısına rağmen; ırkçı, kadın düşmanı, Kürt düşmanı politikalarına rağmen kendi politik hattımızdan, demokrasi mücadelesinin gelişmesinden taviz vermedik. Bunlar işin başarısı. Biz seçim öncesinde hep şunu söyledik: Bu ülkede faşizm gelişmeyecek ve kurumsallaşmayacaksa bu HDP fikriyatıyla olacaktır dedik. Faşizme karşı bu mücadele HDP fikriyatının öncülük edeceği Üçüncü Yol siyasetiyle ve demokrasi ittifakıyla olacaktır. Zaten seçim tablosunda ortaya çıkan haritalar; birinci ve ikinci turdaki haritanın rengi, iktidarın bütün yalan, hile ve politikalarına rağmen bir cevap ortaya koydu. Bunu kimse gözardı edemez, etmemeli de.

*Bu haritanın renginden anladık ki, eleştiri yöneltilecek parti sadece HDP değil… Değişim için yürütülen siyasette, muhalefette, CHP ve Millet İttifakı’nda da çok ciddi eksiklik olduğu ortaya çıktı. Ancak orada eleştirilere karşı özeleştiri HDP’de olduğu gibi net değil, kapalı kapılar ardında şeffaf olmadan sürüyor. O kesim birçok yere temas etmeyen ve merkeze sıkışmış bir siyaset mi yürüttü? O merkezi siyasetin yansımaları değil mi bu seçim sonuçları?

Biz aslında seçim öncesinden itibaren Türkiye restorasyoncuları ve iktidar blokundan oluşan iki bloklu siyasete mahkûm ve mecbur değil dedik. Ama Türkiye siyasetinin konjonktürü -muhalefetin bütünü açısından söylüyorum- değişimden yana bir tutum ortaya koydu, bizler de bu değişime göre bir pozisyon belirledik. Türkiye’nin içinde olduğu, yaşadığı sıkıntıları göz önünde bulundurarak bir stratejik hat oluşturduk. Şöyle bir hakikat var; seçim sonuçları bir kez daha gösterdi ki sokaktan kopmuş, eylem gücünde bir araya gelmeyen, sokağın dinamikleriyle buluşmayan muhalefet başarısızdır ve sonuç elde edemez. Merkez dediğimiz siyaset bununla ilgili. Merkezileşen siyaset biçimi, tabandan kopan siyasetin sonucudur. Aslında bizim HDP fikriyatı ve Üçüncü Yol siyasetiyle inşa edip anlatmaya çalıştığımız mesele tam da buydu. Biz sokakla, mücadeleyle, demokrasi güçleriyle buluştuğumuz anda başarı kazanacağız, buluştuğumuz oranda Türkiye demokratikleşecek. İktidarın yaptığı bazı ittifakları bu sokak mücadelesine darbe vurma olarak ele almak ve değerlendirmek lazım.

*O ittifaklar kadın özgürlüğünü ve kazanımlarını yok etmeye yönelik bir ideolojiyi de keskinleştirmedi mi?

Pandemiden bu yana sokakta olan, direnen, kazanımlarından taviz vermeyen çok büyük bir kadın hareketi ve mücadele gerçeği var. Bu açıdan hem Türkiye kadın hareketinin hem de Kürt kadın hareketinin rolü ve misyonu çok önemli bir nokta. Geldiğimiz aşamada iktidar milliyetçi ve kadın düşmanı blokla ittifak yaptı. Bu kendi içlerindeki erkek aklının iktidar ve siyasete yansıması aynı zamanda… Asıl tedbiri sokakta büyüyen kadın mücadelesinin önüne geçmek için yaptılar. Kadın sözünün siyasete yansımasını engellemek için yaptılar. Faşizmin beslendiği alanların başında milliyetçi, ırkçı söylemlerin yarattığı erkek tarzı siyaset gelir. Bakıyoruz iktidar bu argümanların hepsine sarıldı ve maalesef muhalefet de bunu görmedi. İkinci tura giderken yaşanan milliyetçi hamleden ve sözlerden bu tehlikeyi görmedi.

*O milliyetçiliğin öne çıkarılması, devlet aklının milliyetçilik üzerinden yeni bir sistem inşa etme projesi mi? Bu Kürtleri nasıl etkiliyor? Hüda-Par’ın iktidar ortağı olması, Kürtleri muhafazakarlaştırma ve milliyetçiliği güçlendirme tehlikesi içeriyor mu?

Toplamda Türkiye için şöyle bir tehlike var; 21 yüzyıl demokrasi güçleri ve ulus devletler arasındaki o gerilim hattının üzerine kurulu. Dünyadaki tüm seçimler, daha otoriter ve milliyetçi liderlerle demokrasi bloklarının yarıştığı süreçler. Türkiye’de de sağ, otoriter, faşizan ve aynı zamanda kadın düşmanı, Kürt düşmanı bir hat var. Biz buna karşı demokrasi mücadelesini büyüten bir hattan bahsediyoruz ve yeni dönemde bu tehlikeyi görerek hareket etmek lazım.

*Bu tehlikeyi aşmanın yöntemi nedir?

En geniş yelpazede demokrasi mücadelesini büyüterek gelmektir. Biz hep söyledik; mesele kişilerin ya da iktidarın el değiştirme meselesi değil, Türkiye’nin demokratikleşme meselesidir. Türkiye’nin demokrasi mücadelesi kültürünü güçlendirip buradan kendi politik hattını kurmasıdır. Yeni dönemde de bizi buradan bir açılım bekliyor.

*Kongreye hazırlık sürecine girdiniz. Eşbaşkanlar kongrede aday olmayacaklarını açıkladı. Bu yeni değişim ve dönüşüm sürecini de beraberinde getiriyor. Bu süreçte parti kendini nasıl yenileyecek? Bunun öngörüleri ve yapılanması nasıl olacak?

Şunun farkındayız ki HDP fikriyatı tüm Türkiye toplumuna kazandırıyor. HDP fikriyatı başarıyı getiriyor. Biz yenilenme sürecine giderken de HDP fikriyatımızın ve projemizin hayat bulması için, bu fikriyatın ilkelerinden asla taviz vermeden ancak örgütlenmede ve politikada esnekliklerle yol alacağız. Bunu yaparken de il ve ilçe teşkilatlarımızı rehber alacağız ama bizim için en önemli rehber Türkiye halklarıdır. Halkların bu konudaki düşüncelerinden, beklentilerinden ve mücadele hattının nasıl gelişmesi üzerinden yeni yapılanmamız var. Kongreye giderken bu süreç halk buluşmalarımız, halk toplantılarımızla şekillenecek.

*Parti organları ve kurulların yaptığı tartışmalarda ortaya çıkan ana sonuç nedir?

Çok net! HDP fikriyatından asla geri durmadan, HDP fikriyatını büyüterek; halkları, kadınları, gençleri, kimlikleri bir demokrasi ruhuyla yan yana, omuz omuza bir arada tutarak, bir başarı elde etmenin mümkün olduğunu geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz. Yeninin inşasını da bunun üzerinden yapacağız. Çünkü faşizmi durduracak olan budur. Yeni döneme giderken kendimizi yeniledik, günü kurtardık üzerinden değil, mücadele hattımızı büyütmek, kadınlar, gençler, inançlar, işçiler, emekçiler için yeni kazanımlar elde edeceğimiz bir siyasi hat üzerinden yürüyeceğiz ve biz bunun Üçüncü Yol olduğunu belirttik.

*Üçüncü Yol topluma ve bütün kesimlere yeterince anlatılıp derinleştirilebildi mi?

Üçüncü Yol’u anlatmış olmak, hayata geçirmiş olmak kuşkusuz yeterli değil. İstediğimiz sonuçtan uzakta kalmamızın nedenlerinden biri de bu. Üçüncü Yol siyasetinde, demokrasi ittifakını ve mücadelesini geliştirmekte bu yolu istediğimiz oranda inşa edemedik. Ama şimdi bunun ne kadar gerekli ve elzem olduğunun farkındayız. Bu nedenle yeni dönemde Üçüncü Yol siyasetinin inşasıyla Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin gelişeceğini düşünüyoruz. Türkiye’de demokrasi gelişmediği sürece, bizim açımızdan her zaman için ırkçılık, kadın düşmanlığı bir tehlikedir. Biz bu tehlikelere karşı onları geriletmek için mücadele ediyoruz. İktidar ırkçılık ve milliyetçilik üzerinden kendi bloğunu konsolide ediyor. İktidar bloğunu yan yana getiren ittifakın özünde milliyetçilik, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, kadın düşmanlığı ve Kürt düşmanlığı hattı var. Bu düşmanlıktan beslenen bir iktidar bloğu oluşturmaya çalışıyorlar. Biz de bunun topluma kazandırmadığını ve yeni dönemde bir arada, ortak bir demokrasi mücadelesinin sonuç yaratacağını görüyoruz. Dünya deneyimleri de bunu böyle gösterdi. Biz de mücadele hatlarını genişleterek demokrasinin yerleşmesi ve Türkiye’nin değişmesi için o hattı öreceğiz.

Faşizmin kurumsallaşmasıyla karşı karşıya mıyız? HDP yeni süreçte Türkiye’nin siyasal okumasını nasıl yapıyor? Türkiye’nin gidişatı ve sorunlarında öncelikli başlıklar neler olacak ve nelerle mücadele edecek?
Faşizmin kendisini kurumsallaşması çabası iktidarın kendisini kalıcılaştırma çabasıyla paralel bir şekilde gidiyor. Buna karşı da bizim mücadele hattımız, mücadele kararlılığımız devam ediyor. Bizim hedeflerimizden biri faşizme kaybettirmek, faşizmi durdurmak ve bunun da ötesine geçmek. Türkiye aynı zamanda ciddi bir ekonomik krizle iç içe ve toplum her geçen gün daha da yoksullaşırken, iktidar etrafındaki siyasi bir güruh zenginleşmeye devam ediyor. Temel mücadele alanlarından bir diğeri de yoksullaşma ve emek sömürüsüne karşı mücadele hattını güçlendirmek. Buradan sözü ve siyaseti kurmak bizim açımızdan önemli. Tablo giderek ağırlaşıyor, dolar aldı başını gitti, piyasaların içinde olduğu hal ortada, ekonomik olarak tarımın yoksulluğu, ekolojik kırım, işsizlik ve doğa talanı bizler açısından yine güçlü bir mücadele gerektiriyor ve buralardaki mücadeleyi büyütmemiz önemli. Tablo hiç de iç açıcı değil…

*HDP kongresi ne zaman olacak, ismi de değişecek mi?

Bu biraz da tartışmalar sonucunda belirlenecek bir durum. Biz kongreye daha hazırlıklı gitmek istediğimiz için süreci ön toplantılar serisi, halkla buluşmalar süreci ve yine arada yapacağımız konferanslarla netleştireceğiz. Güçlü atılımlarla daha da büyümek ve yeni bir değişim dönüşümü örgütleme hedefimiz var. Bunu biraz daha tartışarak, kendi yerel örgütlerimizle, kurullarımızla yürüteceğimiz tartışmalarla netleştireceğiz.

*Derdim demokrasi ve kadın mücadelesi Ebru Günay’ın derdi ne?

Benim derdim demokrasi ve kadın mücadelesi. Ben aynı zamanda bir hukukçuyum. Adalet ve hukuk mücadelesinin Türkiye’de nasıl bir öneme sahip olduğunun farkındayım. Geçmiş avukatlık deneyimlerinden yola çıkarak söylüyorum; iktidarın ilk kötü uygulamaları her zaman hukuksuzluklarla başlar.
Daha kötüsü, birileri hukuksuzluklara alkış tutar ama günün sonunda alkış tuttukları haksızlık ve adaletsizlik dönüp kendilerini vurur. İşin farkına varırlar ama geç olmuştur. İşte geç olmadan o mücadeleyi büyütmek, farkındalığı yaratmak için, kendi mücadele ve hayat duruşumu burası üzerinden tanımladım. Bunu kadın kimliğimle gerçekleştirmek önemli… Bu da bir dert.

#HDP #fikriyatını #büyüteceğiz

Sarallar’ın firari lideri havalimanı’nda yakalandı

Kamuoyunda ‘Sarallar’ olarak bilinen organize suç örgütünün firari lideri Alaattin İlyas Saral, İstanbul Havalimanı’nda ülkeye giriş yaparken yakalandı

Kamuoyunda “Sarallar” olarak bilinen organize suç örgütünün lideri konumunda olan Alaattin İlyas Saral, İstanbul Havalimanı’nda yakalanarak gözaltına alındı.

Organize Suçlarla Mücadele Şube polisinin gözaltına aldığı Saral’ın hakkında yakalama kararı bulunduğu ve firari halde olduğu, yurtdışından Türkiye’ye girdiği sırada yakalandığı açıklandı.

Saral’ın, işlemleri yapılmak üzere emniyete götürüldüğü duyuruldu.

HABER MERKEZİ

#Saralların #firari #lideri #havalimanında #yakalandı

Almanya’da araştırma: Erkeklerin yüzde 34’ü şiddeti itiraf etti

Almanya’da yapılan bir araştırmaya göre erkeklerin yüzde 34’ü kadına şiddet uyguladığını itiraf ederken, 115 binden fazla kadının şiddet gördüğü belirtildi

Çocuklara yardım kuruluşu “Plan International Germany” tarafından yaptırılan ve 9-21 Mart tarihleri arasında online olarak gerçekleştirilen ülke çapındaki araştırma ile şiddetin boyutunu ortaya koydu. 18-35 yaş arası bin erkek ve bin kadının katıldığı anketin basına yansıyan detaylarına göre, erkeklerin yüzde 33’ü, kadın partnerleriyle tartışırken zaman zaman “ellerinin kayması” fikrini kabul ediyor. Ankete katılan erkeklerin yüzde 34’ü ise geçmişte kadınlara şiddet uyguladığını itiraf etti.

Toplumsal cinsiyet eşitliği için kampanya yürüten Federal Forum Men’den Karsten Kassner, bu sonuçların “şok edici” olduğunu belirtti. Karsten, “Ankete katılan erkeklerin 3’te 1’inin kadınlara yönelik fiziksel şiddeti önemsizleştirmesi sorunlu bir durumdur. Bu durumun acilen değişmesi gerekiyor” dedi.

115 binden fazla kadın şiddet gördü

Alman Federal Polisi’nin verilerine göre 2021 yılında 115 binden fazla kadın aile içi şiddete maruz kaldı. 2021’de toplam 301 kadın mevcut ya da eski partneri tarafından katledildi.

Geçtiğimiz yıl Adalet Bakanı Marco Buschmann, kadına yönelik şiddetin daha ağır bir şekilde cezalandırılması için yasal değişiklikleri zorlayacağını belirtmiş, bu tür eylemlerin küçümsenmemesi gerektiğini söylemişti. Marco, “Cinsiyete dayalı şiddet, olduğu gibi adlandırılmalı ve gerekli ciddiyetle cezalandırılmalıdır” demişti.

DIŞ HABERLER

#Almanyada #araştırma #Erkeklerin #yüzde #34ü #şiddeti #itiraf #etti

Kolluk tarafından katledilen çocuklar için afişli tepki

HDP Gençlik Meclisi, polisler ve askerler tarafından katledilen çocuklar için Okmeydanı mahallerine afişler asarak, tepki gösterdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Gençlik Meclisi, polis ve askerler tarafından katledilen çocuklar için Okmeydanı’nın birçok mahallesine afişleme çalışması yaparak, tepki gösterdi. En son Colemerg’in Gever (Yüksekova) ilçesinde uzman çavuşun kullandığı aracın çarpması sonucu yaşamını yitiren 5 yaşındaki Erdem Aşkan, Berkin Elvan, Ceylan Önkol ve katledilen birçok çocuğun fotoğraflarının bulunduğu afişte, çocuk ölümlerine dikkat çekildi.

Afişte, “Panzerlerin altında ezilen çocukların hesabını soracağız” ifadeleri kullanıldı.

HABER MERKEZİ

#Kolluk #tarafından #katledilen #çocuklar #için #afişli #tepki