Ana Sayfa Blog Sayfa 318

Hüseyin Arasan için taziye çadırı kuruldu

Süleymaniye’de katledilen Hüseyin Arasan için Mezopotamya İşçiler Derneği önünde taziye çadırı kuruldu

9 Haziran’da Mezopotamya İşçiler Derneği Üyesi Hüseyin Arasan, Süleymaniye’de dernek binası önünde katledildi. Bedenine 3 kurşun isabet eden Arasan, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen 10 Haziran sabahı yaşamını yitirdi.

KCK Dış ilişkiler Komistesi, yaşanan saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, Arasan’ın MİT ve KDP’nin istihbarat örgütü Parastin ortaklığıyla katledildiğini vurgulamıştı.

Hüseyin Arasan için Süleymaniye’deki Mezopotamya İşçiler Derneği önünde taziye çadırı kuruldu.

Saat 10.00’da başlayan taziye ziyaretleri saat 17.00’ye kadar devam edecek.

DIŞ HABERLER

#Hüseyin #Arasan #için #taziye #çadırı #kuruldu

‘Demokratik Ortadoğu için hep birlikte’ çalıştayı yarın Beyrut’ta başlıyor

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplo, küresel kriz ve etkileri ile Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin yarın Beyrut’ta ‘Demokratik Ortadoğu için hep birlikte’ çalıştayı başlıyor

İmralı Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan ve 26 aydır kendisinden hiçbir şekilde haber alınmayan PKK Lider Abdullah Öcalan’ın durumuna dikkat çekmek için son süreçte uluslararası alanda başlatılan akademik çalışmalar ve etkinlikle devam ediyor.

Bu amaçla Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Lübnan Daimi Federal Kongresi, Newroz Kültür Derneği, Çok Kültürlü Doğu Platformu, Demokratia Novu Orao Seclorum ve RESILIENT BEIRUT işbirliğiyle “Barışa giden yol, demokratik bir Ortadoğu için hep birlikte” şiarıyla 13-14 Haziran tarihlerinde çalıştay düzenlenecek.

Birçok ülkeden 80 katılımcı

Çalıştaya, Lübnan, Irak, Tunus, Sudan, Filistin, Ürdün, Mısır, Güney Afrika, İran, Türkiye, Kuzey ve Doğu Suriye, Kürdistan gibi Ortadoğu ve dünyanın 10 ülkesinden 80’den fazla hukukçu, siyasetçi ve aydın katılacak. Öte yanda çalıştayda, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplo, küresel kriz ve etkileri, demokratik ulus ve kadınların rolü ile Ortadoğu’da demokratik konfederalizmin gerçekleşmesi için ortak çalışma yöntemlerine ilişkin tartışmalar yürütülecek.

İlk oturumda Ortadoğu tartışılacak

Çalıştayın ilk gününde Lübnan Daimi Federal Platformu’nun kurucusu ve genel sekreteri Alferd El Reyaşî ve davetliler tarafından konuşmalar yapılacak. Ardından birinci ve ikinci oturumların konuları tartışılacak.

Birinci oturumda, “Küresel çatışma ve Ortadoğu’daki etkileri” başlığı ele alınacak. Oturumda, küresel çatışma, sebepleri ve Ortadoğu ile Kuzey Afrika’daki etkileri, krizin Lübnan’daki etkileri ve çözüm yöntemleri tartışılacak. Ayrıca Ortadoğu’daki yönetim sorunu da değerlendirilecek.

Uluslararası komplo gündeme gelecek

İkinci oturumda ise “Halkın yönetimi ve önündeki engelle” başlığı tartışılacak. Abdullah Öcalan’a yönelik Uluslararası Komplo, sebepleri ve nedenleri, Abdullah Öcalan’ın mevcut durumu, İmralı’daki işkence sistemi ve komployu yenme mücadelesi ele alınacak.

Ana gündemlerden biri Suriye sorunu

Çalıştayın ikinci ve son gününde de oturumlar yapılacak. Çalıştayın “Ortadoğu’da Rönesans’ın temelleri” başlıklı üçüncü oturumunda ise fikir ve ahlak devrimi, demokratik ulus ve kadın devrimi tartışılacak ve kadın devrimini konu alan bir sinevizyon gösterilecek.

Çalıştayın dördüncü oturumunda ise, “Demokraik Ortadoğu’ya doğru” başlığı altında tartışmalar yürütülecek. Bu oturumda, demokratik bir Ortadoğu’nun inşası için ortak strateji, Ortadoğu’da demokratik konfederasyonun hayata geçirilmesi için ortak çabalar ve başta Suriye olmak üzere bölgedeki mülteci sorununun çözüm yöntemleri tartışılacak.

Çalıştay, sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla sona erecek.

Kaynak: MA

#Demokratik #Ortadoğu #için #hep #birlikte #çalıştayı #yarın #Beyrutta #başlıyor

Abdullah Öcalan: Eleştiriden korkmayın

HDP, seçimleri sonrası yeniden yapılanma süreci, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın HDP’ye yönelik eleştirileri ve önerilerini yeniden akıllara getirdi. HDP’yi ‘demokratik sosyalizm partisi’ olarak nitelendiren Abdullah Öcalan, ‘Duygusal olmayın, kendinizi örgütleyip geliştirin, eleştiriden korkmayın’ demişti

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimleri sonrası yeniden yapılanma süreci başlattı. HDP, seçimlerin ardından başlattığı yeniden yapılanma süreciyle halka inecek, eleştiri ve özeleştiri sürecini işletecek, halkın nihai kararıyla bu süreci büyük kongreyle tamamlayacak. HDP’nin yeniden yapılanma sürecini başlatmasında seçmenlerinden gelen eleştiriler etkili oldu. Seçmenlerden özellikle seçim stratejisi ve aday belirleme sürecine dair yoğun eleştiriler yöneltildi. Ayrıca HDP’nin 3’üncü Yol fikriyatında aşınmalar olduğu yönünde eleştiriler gündeme geldi.

Demokratik dönüşüm projesi

HDP, tüm ezilenleri ve sömürülenleri bir araya getirmek hedefiyle 15 Ekim 2012’de kuruldu. Halk yönetimini esas alan HDP fikriyatını açığa çıkaran ise, PKK Lideri Abdullah Öcalan oldu. Öcalan, partinin fikriyatının yanı sıra, 2013-2015 yılları arasında İmralı Heyeti ile yaptığı görüşmelerde sunduğu önerilerle partiyi Türkiye siyasetinin öznesi haline de getirdi. HDP’yi “demokratik siyaset hareketi” olarak tanımlayan Öcalan, geçmiş dönemlerde yaptığı değerlendirmelerde sık sık HDP’nin demokratik dönüşümü sağlayacak tek proje olduğunu vurguladı.

Öcalan, yaptığı değerlendirmelerde bir yandan HDP fikriyatının ilerlemesini sağlarken, diğer yandan sık sık 3’üncü Yol çizgisinde yaşanılan eksiklikler ve yetmezlikler noktasında da eleştirilerini dile getirdi.

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne konulduğu 1999’dan bu yana ağır tecrit koşulları altında tutulan ve 2 yılı aşkın bir süredir kendisinden haber alınamayan PKK Öcalan’ın geçmiş dönemlerde HDP’ye dair değerlendirmelerini Mezopotamya Ajansı (MA) derledi.

‘HDP dar kalıyor’

Öcalan, daha önce sık sık HDP ve bileşeni olduğu Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) “Halklar Meclisi” inşası önermesinde bulundu. Öcalan, bunun için planlı ve örgütlü olunması gerektiğini, HDP’ye güvenin oluşması gerektiğini vurguladı. Öcalan, bu noktalarda HDP’nin dar kaldığı dile getirdi. HDP’nin Alevileri örgütlemesi gerektiğini belirten Abdullah Öcalan, “Edirne’den Hakkari’ye hitap eden pratik bir parti olmalı. Bunun inanılmaz faydası var. Ortaya çıkan fırsatı birilerinin doldurmasına fırsat vermeyin. Ulusalcılara, CHP ve MHP’ye fırsat vermemek gerekir. Şovenizme düşmeyin” diye kaydetti.

Demokratik sosyalist hareket

HDP’nin demokratik ve sosyalist bir hareket olduğunu sık sık dile getiren Abdullah Öcalan, “Hepimiz için ortak bir örgüt gerekiyor. 70’lerden beri bunu istiyoruz. Milliyetçi örgütler bunu hep engelledi. HDK-HDP doğru bir projedir, isimlendirme de doğrudur. Ama işlemiyor işte. Meclis alanı dar kalıyor, herkesi kapsamıyor. Olağanüstü HDP kongresi yapılabilir, yeni baştan örgütlenebilirler” önerisinde bulundu.

‘Eleştiriden korkmayın’

HDP’nin eşbaşkanlığına dair yürütülen tartışmaları eleştiren Abdullah Öcalan, “Bir hareketi etkilemek için ille de başında olmak gerekmez. Kendilerine biraz güvensinler. Siz de kendinize güvenin, başında olmasanız da etkileyebilirsiniz. Kimse parti şovenizmine kapılmasın. Tarihin ruhuna uygun çalışarak kendi ruhunu örgüte vermektir önemli olan. Ben bile burada Türkiye solundan daha birlikçiyim. Alevi, kadın, Türk, Çerkez demeden herkes girmelidir. Zamanın ruhuna uygun bir şekilde yeni parti olarak çıkış yapabilirler. Türk emekçilerini de örgütlemek gerekir. Muazzam bir eleştiri ekibi varmış. Bunlara karşı dikkatli olun. Duyarsız olmayın. Gel, partide çalış deyin. Ustalıklı bir taktik olarak bu çevreleri demokratik sisteme katın” dedi.

PKK Lideri, HDP’ye yönelik eleştirilere dair şu önerilerde bulundu: “Çok duygusal olmayın, kendinizi biraz örgütleyip geliştirin, eleştiriden de korkmayın. Beni de bütün dünya eleştiriyor, yine de muhalefeti içeri alıp kendimi büyütüyorum. Beni örnek alın” diye kaydetti.

Toplumsal dönüşüm aracı

Kadınların öncü rolünü yerine getirmesi gerektiğini dile getiren Abdullah Öcalan, “Çok sayıda kadın var. Kadın meclisleriniz var. Birçok çalışmaya el atın. Kadınlar erkek egemen zihniyetiyle uzaklaştırıldı. Kadrolarınız yeterli. Birikiminiz de var. Kadın toplumda yerini bulmalı. Kadından çekinmeyeceğiz. Kadın bir toplumsal dönüşüm aracıdır” diye belirtti.

Kurumsallaşmanın önemi

Sol sosyalist kesimlere karşı sorumlulukların olduğunu ve HDP’nin Türkiye partisi olması gerektiğini vurgulayan Abdullah Öcalan, HDP’nin “Demokratik Kongre Partisi” olabileceğini kaydetti. PKK Lideri, kurumsallaşmanın önemine değinerek, “Çalışmak isteyen, şevki olan, dürüst, taktik gücü olanları Parti Meclisine alırsınız. Ağırlığınızı kadrolaşmaya ve kurumlaşmaya verirsiniz. Böylece bütün vekiller Türkiye vekilleri olurlar. Sadece Kürtlerin vekilleri olmaktan çıkarlar” şeklinde konuştu.

‘Ayrışma tehlikelidir’

Sorunların aşılması gerektiğini belirten Abdullah Öcalan, “Örneğin su için H2O gereklidir. İstediğiniz kadar hidrojen ve oksijeniniz olsun, iki hidrojen ile bir oksijeni bir araya getirmezseniz su olmaz. HDP’yi bunun için önerdim. Tonlarca sorunun çözümü için nitelikli kadroya ihtiyacınız var. Türk ve Kürt Partisi gibi ayrışmayın, tehlikelidir. Yeni model bir Türkiye partisidir. Milliyetleri, bölgeleri ve kültürleri bağrında taşıyan demokratik ulus Türkiye’sinin partisidir. Çok önemlidir. Türk ulusu vardır ve bir gerçektir. Peki, Kürt halkıyla birleşince ne olur? Türkiye ulusu diyebiliriz. Bu parti işte buna öncülük edecek” dedi.

Kariyerizme gerek yok

PKK Lideri, bunun için şu önerilerde bulundu: “ESP, BDP, EMEP, Yeşiller, Müslümanlar, feministler, çevreciler, hepsi olsun. Sadece antikapitalistlik bile herkesi birleştirebilir. Üç dört genel ilke yeterlidir. En çok da EMEP’in pratikte koşturması gerekir. Herkes ciddi yaklaşsın. Kariyerizme, kıskançlığa gerek yok. Nitelikli gençlerle donatın, partiyi güçlendirin.”

Halkı AKP’ye muhtaç ettiler

Abdullah Öcalan, kendi kaderini özgürce tayin etme hakkını savunan Mahir Çayan’ın sempatizanlığıyla başladığını vurgulayarak, şunları söyledi: “Onun bana verdiği ivme ile mücadeleye başladım. 40 onun çizgisindeyim ve bugüne geldim. Ben bu emaneti Mahir Çayan’dan aldım, onlara devrediyorum. 40 yıllık sempatizanlığım ve deneyimim, büyük bir tecrübe ile Türkiye halkı adına büyük bir çalışma olacak. CHP ve MHP sosyal-faşist partilerdir. Çok ciddi bir sosyal muhalefet boşluğu var. Bunlar halkı tamamen alternatifsiz bıraktılar, halkı AKP’ye muhtaç ettiler. Biz bu sosyal muhalefet boşluğunu demokratik sosyalizmle, demokratik siyasetle dolduracağız. Ertelemeyi ve ağırdan almayı doğru bulmuyorum. Çok hızlı hareket etmelidirler. Daha yoğunluklu, daha tempolu pratik sürece girmelidirler.”

Ortaklığının önemi

Kürt ve Türk ortaklığının önemine değinen Abdullah Öcalan, “Kürtlüğe yapılacak en iyi hizmet iki Türk aydınıyla da olsa ortaklaşmaktır. Çoğul modeli, demokratik birime sığdırılmış güçlü vatandaşı esas alarak çalışın. Yeni Anayasa’da vatan tanımı, ulus tanımı, cumhuriyet tanımı, yetkinin yerele devri hususları değişecek. Ermeniler de Süryaniler de kadınlar, feministler ve benzerleri de demokratik birim şeklinde örgütlenebilirler. Asıl sosyalizm de budur” dedi.

‘Tavırsız kalmayacağız’

HDP’nin toplumsal tüm kesimlerin merkezi olması gerektiğinin altını çizen Abdullah Öcalan, “Devlet particiliği bu toplumun demokratikleşmesinde en büyük engeldir. Bunu aşmak gerekir. Bunu başaramazsanız halk politikacılığı yapamazsınız. Halk hukukuna sahip çıkmak için büyük direniş göstereceksiniz” şeklinde konuştu.

HDP projesinin önemine değinen PKK Lideri, “HDP önemli bir projedir, katkı sunacak herkese kapısı açıktır. Hem Kürt Sünni hem de Türk Sol gruplar bilinçli karşı çıkıyorlar. Bizde de dar küçük burjuva milliyetçiler, aynı zamanda sahte aydınlar da karşıdırlar. İdeolojik, siyasi eleştiri ve önerileri varsa sunsunlar, yoksa karışmasınlar. Bu süreç Kürt temsilinden uzaklaşma değildir, bu stratejik bir hamledir. Emekçilerin kardeşliği için de önemli bir projedir. Bölgeden uzaklaşılıyor söylemi çok yanlış. Demokratik ulus çözümlemesini bilmeden konuşuyorlar, konuşmamaları gerekir. Bilmeden Kürt Özgürlük Hareketi’ne yaklaşmamaları gerekir. Eskisi gibi saf ve tavırsız kalmayacağız. Eleştirileri olsa bile katkı sunmak isteyene açıktır, ama engellemeye çalışanlara karşı kendimizi savunuruz” diye konuştu.

HDP kitle partisidir

Abdullah Öcalan, HDP’nin “demokratik sosyalizm partisi” olduğunu belirterek, “Kimse burayı istismar, kendine alan sağlamak için kullanmaya kalkmasın. HDP kitle partisidir, Demokratik sosyalizm partisidir. Türkiye’nin bölünen solunu toparlamaya çalışıyoruz. Merkezileşmede demokratik sosyalizm ne kadar önemli ise, tabana doğru örgütlenme ve dallanma da o kadar önemlidir. Bir ağaç düşünün, tek dallı olabilir mi? Ağacın birçok dalı vardır. Farklılık evrensel bir kuraldır. Monolitik ilke ise faşizmdir. Biz kimsenin oyununa gelmeyeceğiz. Bizi kullanmaya çalışmak kimsenin hakkı değildir. HDP de işte bu özgürlükçü demokrasi hareketidir. Tek demokrasi ışığıdır. Herkes ciddi olacak. Sandığınızdan yüz kat daha ciddi bir hareketiz. HDP demokratik, ekolojist ve feminist bir harekettir. Şimdi bunlar HDP’yi boğmaya çalışıyor. Doğru örgüt, doğru denetim yapmalısınız. Bu işler ahbap çavuş ilişkisiyle gitmez. Ben HDP için söylemiştim. 40 yıllık bir mücadele birikimini, hatta Mustafa Suphi’lerden beri olan birikimi bugünlere getirdiğimizi ifade etmiştim. Bu bilinçle yaklaşmalısınız.”

‘Demokratik siyaset işletilmeli’

Demokratik siyasetin doğru temelde işletilmesi gerektiğinin altını çizen Abdullah Öcalan, “Hasso Hüsso gibi ucuz bir iş yapmıyoruz. Küsmekle, kendini yere atmakla, ağlamakla olmaz. Şimdi HDP çok kritik bir noktaya geldi. Bunu büyütmek zorundasınız. Ben ta başından beri size ‘Hiçbir şey yapamıyorsanız, bana elli tane genç bulun, her şeyini buna adasınlar’ demiştim. Bunu sağlamanız durumunda bile ben her şeyi hallederim dedim. Bunun gereklerini yerine getirirseniz, Erdoğan’ın antidemokratik tavrına karşı koyabiliriz. Duygusallığa, küsmeye, hatta hastalanmaya yer yok derken, bunu kastediyorum” ifadelerini kullandı.

‘Sosyalizm adına bir çıkış’

Yetersizliklerin giderilmesi ve yoğun bir örgütlenme sürecine girilmesi gerektiğini vurgulayan Abdullah Öcalan, “HDP’nin çıkışı demokratik sosyalizm adına bir çıkıştır. 1946’da Demokrat Parti’nin çıkışı gibidir. CHP bunu felç etti. Erdoğan’ı unutun, ona kutuplaşma fırsatı vermeyin. Avrupa’da yoğun bir örgütlenmeyle çalışın. Ciddi bir hazırlık yapın. Her yerde aynı şeyi yapmak zorundasınız. Tüm Türkiye’de bunu yapmak zorundasınız. Başarmak zorundasınız. Tüm kimlikler ve varlıkların demokratik bir statü elde etmelerini hedefliyoruz. Biz Türkiye’yi yerel demokrasiye taşıyacağız. Aynı zamanda özgür yurttaşı yapacağız. Yurttaşlığı yeniden tanımlayacağız. Devlete kul değil, özgür olan yurttaşı tanımlayacağız” diye kaydetti.

HABER MERKEZİ

#Abdullah #Öcalan #Eleştiriden #korkmayın

Xwebûn ‘Daranê Kurdistanî qir kene’ manşetiyle çıktı

Xwebûn gazetesinin 182’nci sayısında, ‘Daranê Kurdistanî qir kene’ manşetiyle orman kıyımına dikkat çekildi

Kürtçe haftalık yayın yapan Xwebûn gazetesinin 182’nci sayısı çıktı. Bu sayıda, “Daranê Kurdistanî qir kene (Kurdistan’ın ağaçlarını katlediyorlar)” manşetiyle Kurdistan’ta yaşanan orman kıyımına dikkat çekildi. Seçim sonuçlarına dair gündem bu sayıda da sürdürüldü; gazeteci Cahit Mervan ile seçim sonuçlarına dair röportaj bu sayıda yer aldı.

Yine AKP-MHP iktidarının Hür Dava Partisi ile kurduğu itifaka dair dosya haber ile ekonomik krize dair yazılara da bu sayıda yer verildi.

HABER MERKEZİ

#Xwebûn #Daranê #Kurdistanî #qir #kene #manşetiyle #çıktı

Şenyaşar ailesi ‘Adalet Nöbeti’nin 5 yılını geride bıraktı

Şenyaşar ailesine dönük katliamın üzerinden 5 yıl geçti. Emine Şenyaşar, yitirdiği eşi ve çocuklarının taziyesini kurmak ve yasını tutmak için 5 yıldır ‘adalet’ bekliyor

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınlarının Şenyaşar ailesine dönük saldırınsın üzerinden 5 yıl geçti. 24 Haziran 2018 genel seçimlerinden 10 gün önce ilçedeki işyerlerini ziyaret eden AKP’liler, tartıştıkları Celal, Adil, Mehmet, Fadıl ve Ferit Şenyaşar’a işlettikleri dükkanda saldırarak, sopa, bıçak ve silahla ağır yaraladı. Saldırı, yaralıların kaldırıldığı Suruç Devlet Hastanesi’nde de devam etti. İş yerinde kim tarafından ateşlendiği belirlenemeyen bir mermiyle yaralanan Yıldız’ın ağabeyi Mehmet Şah Yıldız, hastanede yaşamını yitirdi. Bu esnada hastanede bulunan Yıldız’ın yakınları, tedavi altında olan Şenyaşar kardeşlere hastane personellerinin önünde saldırdı, Celal ve Adil Şenyaşar yüzlerce kamu kamu çalışanının gözleri önünde katledildi.

Çocuklarının vurulduğunu duyan baba Hacı Esvet ve anne Emine Şenyaşar hastaneye koştu. Hastanenin acil girişinde Yıldız’ın yakınlarıyla karşılaşan baba Şenyaşar, eşi Emine Şenyaşar’ın gözleri önünde linç edilerek, katledildi.

Katliam gerçekleşirken herkes oradaydı

Hastaneye yaralı olarak kaldırılan Ferit ve Mehmet Şenyaşar kardeşler ise sağlık çalışanları tarafından hastaneden kaçırılarak kurtarıldı. Yaralıları taşıyan ambulans daha hastane bahçesindeyken tekerlekleri patlatıldı, camları kırıldı. Hastanede yaşanan linç ve ölümler esnasında Urfa Valisi Abdullah Erin, Suruç Kaymakamı Tarık Açıkgöz ile dönemin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba hastane bahçesinde bulunuyordu. Hastanedeki devlet erkanı ve üst düzey güvenlik durumuna rağmen, hastanedeki kamera kayıtlarının çalındığı iddia edildi. Hastanede “sarı alanda” linç edilen Esvet Şenyaşar’ın duvarlara bulaşan kanı da boyanarak yok edildi.

Fadıl Şenyaşar 5 yıldır hücrede

Babası ve iki kardeşini kaybeden Fadıl Şenyaşar olaydan 3 gün sonra savcılık talimatıyla Amed’te tedavi gördüğü hastaneden taburcu edilerek, gözaltına alındı. Urfa Adliyesi’ne getirilen Fadıl Şenyaşar, kafası ve boğazı sargı içinde çıkarıldığı savcılıkta babası ve kardeşlerinin yaşamını yitirdiğini öğrendi. Mahkemece tutuklanarak, Urfa 1 Nolu T Tipi Cezaevi’ne götürülen Şenyaşar, daha sonra Elazığ Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. Şenyaşar, yaklaşık 5 yıldır burada tek kişilik hücrede tutuluyor.

 Duruşma 18 Temmuza ertelendi

Şenyaşar ailesinin maruz kaldığı katliama dair dava dosyaları, olay aynı gün yaşanmasına rağmen “işyeri” ve “hastane” olarak ikiye ayrıldı. İşyeri ile ilgili yapılan yargılamalarda, Fadıl Şenyaşar’a 37 yıl 9 ay, Enver Yıldız’a ise 18 yıl hapis cezası verildi. 2 Nisan 2021 tarihinde Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen karar, 9 Aralık 2022’de Antep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozuldu.

“Hastane” dosyası ile ilgili 4 yıl 4 ay süren soruşturma sonucunda gizlilik kararı kaldırılarak iddianame hazırlandı. Dava kapsamında yargılanan 19 sanık hakkında Hacı Esvet ve Adil Şenyaşar’ı katletmekten, Ferit ve Mehmet Şenyaşar’ı ise yaralamaktan hapis cezası talep edildi. İlk duruşma 17 Ocak’ta Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, 1 Şubat’ta verdiği ara karar ile “Hastane” ve “İşyeri” dosyasını birleştirerek davanın görüldüğü 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi ise, 15 Mart’ı duruşma günü olarak belirledi ancak Mereş merkezli depremlerden dolayı duruşma görülmeden 12 Mayıs’a ertelendi. 12 Mayıs’ta görülen duruşmada ise mahkeme heyeti, tutuklu Fadıl Şenyaşar ve Enver Yıldız’ın “Kuvvetli suç şüphesi”, Celal Yıldız ve Mikail Şimşek için ise “Delillerin toplanmaması” gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, bir sonraki duruşma tarihini 18 Temmuz olarak belirledi.

Adalet Nöbeti

Saldırıda 2 oğlunu ve eşini kaybeden Emine ve yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar, Fadıl Şenyaşar’ın serbest bırakılması, katliama karışan ve göz yuman kişilerin yargılanması talebiyle 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti başlattı. İki kişi olarak başlattıkları Adalet Nöbeti, kısa sürede büyüdü, emsalsiz bir direnişe döndü. Adalet talep edenler tarafından bir sembol haline dönüşen Emine Şenyaşar hakkında nöbet esnasında sarf ettiği sözler gerekçe gösterilerek, “Hakaret” suçlamasıyla 31 farklı soruşturma açıldı, bunlardan 10’u davaya dönüştü. Birçok mevsimsel zorluk ve sağlık sorunlarına rağmen eylemlerini kesintisiz sürdüren aile, birçok kez “gerekçe” gösterilmeden gözaltına alındı, pankartlarına el konuldu, para cezası ile cezalandırıldı. Aradan geçen 5 yılda adalet sağlanmadığı için eşi ve çocuklarının taziyesini kurmayan ve yas tutmayan Emine Şenyaşar’ın tek talebi adalet. Bütün engellemelere rağmen 812 gündür Adalet Nöbeti eylemini sürdüren aile, katliamın yıldönümü olan 14 Haziran’ı bir kez daha adliye binası önünde karşılamaya hazırlanıyor.

Haber: Emrullah Acar / MA

#Şenyaşar #ailesi #Adalet #Nöbetinin #yılını #geride #bıraktı

Avcı: Önce halkta güven tesis edilmeli

Yerine kayyum atanan Wan Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Mustafa Avcı, önümüzdeki süreçte önceliklerinin halkta kırılan güveni tesis etmek olduğunu belirtti 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, 2023 genel seçimlerine ilişkin Amed’te 10 Haziran’da değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Görevden alındıktan sonra yerine kayyım atanan Wan Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Mustafa Avcı, seçim süreci, gerçekleştirdikleri toplantı ve yeni dönemde izleyecekleri yol haritasına dair konuştu.

Kendini yönetme talebini görmek istemiyorlar

Genel seçimler sürecindeki birinci ve ikinci turda yaşanan kayyım tartışmaları ve tehditlerini değinen Avcı, tartışmaların amacının Kürt halkının kendini yönetme talebini görmeme ve Kürt kentlerindeki öz kaynakların halk için kullanılmasını engelleme planlarının yansımaları olduğunu belirtti. İktidarın, yerel yönetimleri kendi alt şubeleri gibi kullanmak istediğini dile getiren Avcı, “Tartışmanın özü, halkın onlara muhtaç olarak kalması, kendi kendini yönetme kültürünün edinmemesi ve yerel demokrasinin gelişmemesidir” dedi.

‘Stratejik bir duruştu

Seçim sürecinin Kürt düşmanlığı üzerinde yürütüldüğünü belirten Avcı, Kürtlerin, Kürt siyasi hareketinin olmadığı bir zeminde tartışmaların yürütüldüğünü kaydetti. 31 Mart 2019 seçimlerini hatırlatan Avcı, “31 Mart 2019’da bu savaş zihniyetine ‘Siz bu savaş zihniyetinizi derinleştirerek, devam ettirirseniz biz de büyük kentleri kaybettiririz’ mesajını verdik ve başardık. Bu bizim için stratejik bir duruştu. Sağdan soldan gelen saldırılara bakmadan bu stratejik duruşumuzu sürdürerek, genelde de amacımıza ulaşmaya çalıştık. Belki bunu halka iyi anlatamadık, bazı taktik hatalar oldu” diye konuştu.

Halkta güven oluşturulmalı

Seçim sonuçlarının ardından her dönem toplantılar yapıldığını ancak bu dönem tabandan yükselen eleştirileri de esas alarak, güçlü tartışmalar yürüttüklerini söyleyen Avcı, “Öncelikle geçmiş seçim süreçlerinin sonucunda yapılan toplantının tekrarı olmaması için elimizden geleni yapmak zorundayız. Halkta oluşan ‘Her seçim sürecinden sonra eleştiri-özeleştiri toplantıları ve yeniden yapılandırma toplantıları yapılıyor ama bir sonuç açığa çıkmıyor. Çıkmadığı gibi bir sonraki seçim için aynı hata, anlayış ve zihniyet kendini tekrar ediyor’ algısını kırabilecek, yeniden güven tesis edebilecek bir toplantı serisi olmak zorunda. Güvensiz bir zeminde yeniden yapılanmanın gerçekleşmesi mümkün değildir. O yüzden bugün ki tartışmalar olumluydu, pozitifti. Dileğimiz bu süreçte eksiği, yetmezliği ve taktik hatası yapan bütün kurum, kuruluşlar ve kişilerin cesaretli bir şekilde özeleştirel yaklaşım göstermesidir. Bu böyle olursa toplantıların sonuç vereceğine inanıyoruz” dedi.

Eleştiri-özeleştiri ve yeniden yapılanma süreci

Tartışmaların odağında “halk dışlanmamalı” özeleştirisinin hakim olduğunu belirten Avcı, kendilerini sistem partilerinden ayıran temel ilkenin doğrudan demokrasi, tüm kesimleri sürece katma, birlikte karar alma ve politik pratik örgütlenmesini birlikte yapma olduğunu söyledi. Aday belirlemelerinde halkın esas alınmadığı eleştirilerine değinen Avcı, şöyle devam etti: “Önümüzdeki yerel yönetimler seçimlerine giderken bu eleştirinin dikkate alınması lazım. ‘Eğer seferber olunursa eleştiri-özeleştiri ve yeniden yapılanma süreci kısa sürede tamamlanırsa, örgütsel süreci de tamamlarız. Örgütsel süreç tamamlandıktan ve kurumsal düzeyde sistem oturduktan sonra halkın iradesini esas alan bir şekilde adayları belirleyebiliriz. Aksi durumda ciddi bir kırılma olur ve bir daha onarmakta da zorlanırız” diye ifade etti.

Kaynak/MA

 

 

#Avcı #Önce #halkta #güven #tesis #edilmeli

Öneren : Yeni süreçte 3. Yol perspektifiyle mücadele hattını öreceğiz

‘Üçüncü Yol perspektifi temelinde birleşik mücadele hattını öreceklerini’ söyleyen Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, özgürlüğün sokak mücadelesinde olduğunu belirtti

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), seçimlerin ardından yeni dönem yol haritasını belirlemeye dönük süreci başlattı. Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) toplantılarının ardından yerel yönetimler toplandı. Partili yetkililer, yapılan tartışmalar ve toplantıların ardından kongre sürecine girileceğini belirtiyor. HDP bileşenlerinden Devrimci Parti’nin Genel Başkanı Elif Torun Öneren, yeni yapılanma sürecine dair Mezopotamya Ajansı’ndan Esra Solin Dal’a değerlendirmelerde bulundu.

‘İktidar da seçim de meşru değildir’

AKP-MHP’nin devletin bütün imkanlarını kullanarak seçime girdiğini belirten Öneren, alınan sonuçların çoğunluğun tercihi olmadığını söyledi. İktidarın geçen dönemlere göre oy kaybettiğini dile getiren Öneren, “Bu nedenle iktidar da seçim de meşru değildir. Bunun herkesin bilmesi gerekir. Biz sosyalistler olarak faşizmin seçim sandıklarıyla gitmeyeceğini biliyoruz. Kitlelerin her şeyden önce bunu kavraması gerekiyor” dedi. Öneren, “düzen muhalefetinin” halkı sokaktan uzak tutan bir yanılgı içerisinde olduğuna işaret ederek, “Eğer halka sokaklar işaret edilseydi sonuçlar da çok farklı olurdu diye düşünüyorum” diye kaydetti.

‘Gezi iktidarın korkulu rüyası’

Özgürlüğün sokak mücadelesinden geçtiğinin altını çizen Öneren, yeni dönemde “Gezi ruhuyla” hareket edeceklerini dile getirdi. Öneren, “Gezi ruhu hala iktidarın korkulu rüyasıdır. Gezi bize hala yol gösterir durumda. Bunu insanlara anlatmalıyız. Daha da zor bir süreç bizi bekliyor. Kadın düşmanlığının tüm gücüyle arttığını görüyoruz. Bu saldırılara karşı kadın örgütlülüğünü güçlendirerek ve yan yana durarak mücadele edeceğiz” dedi.

‘Tek yol birleşik devrimci mücadele hattı’

Birleşik mücadelenin geniş ve kapsayıcı bir düzeyde örülmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan Öneren, “Tek yol birleşik devrimci mücadele hattından geçmektedir. Bunu ön plana çıkarmalıyız ve asla mücadelemizden geri adım atmamalıyız. Eğer bunu oluşturamazsak mecliste var olan Hür Dava Partisi gibi yapıların ve zihniyetlerin daha da güçleneceği açıktır. Bundan dolayı faşizmi durdurma hedefli çalışmak yerine, faşizmi tarihin çöp sepetine gönderme hedefli mücadelemizi yürütmeliyiz” diye belirtti.

‘Bedel ödemeye hazırız’

Öneren, Üçüncü Yol perspektifi temelinde birleşik mücadele hattını öreceklerine işaret ederek, şunları söyledi: “Şu anda Yeşil Sol Parti’de birçok toplantı yapılıyor ve bu toplantılar sonucunda biz de birleşik bir yol haritası çizeceğiz. Bu yol haritaları mutlaka görünür olan ve ortak akılla, ortak mücadeleyle yola çıkacağımız bir yol haritası olacak. Biz zaten yıllardır faşizme karşı mücadele eden bir partiyiz ve buna karşı da birçok bedel ödedik. Gerekirse yine bedel ödemeye hazırız.”

‘Eğer devrim olacaksa bunu kadınlar yapacak’

Erkek egemen politikalara karşı kadınların hep en önde olduğunu dile getiren Öneren, “Bunu en başta Kürt kadınları sağlamıştır. Rojava devrimine baktığımızda bir kadın devrimidir ve kadın mücadelesine örnektir. Türkiye coğrafyasına baktığımızda eğer bir devrim olacaksa bunun öncülüğünü kadınlar yapacaktır. Mevcut tabloya bakıldığında kadınlar ve kadın kazanımlarına çok fazla saldırı olacak ama kimse bizim mücadele azmimizi durduramaz. Türkiye’de yapılacak devrim ve sosyalizm mücadelesinin öznesi kadınlar olacaktır” ifadelerini kullandı.

 Buldan’a yönelik linç kampanyası

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’a dönük saldırılara değinen Öneren, bu saldırıların erkek egemen zihniyetin “kirli politikaları” olduğunu vurguladı. Seçimde yaşanan eksikliklerin bir kadın eş başkana yüklenmesinin kabul edilemez olduğunu dile getiren Öneren, şöyle devam etti: “Biz HDP bileşenleri olarak şunu vurgulamak isteriz; Hür Dava Partisi’ni daha çok hedefi haline geleceğimiz bir sürece girdiğimizi belirtmek istiyorum. Pervin Buldan’a yönelik linç kampanyasında kadınları hedefleştiren, tartıştıran bir akıl var. Bu aklı asla kabul etmiyoruz. Ama bu akıl şu anda ne yazık ki mecliste. Pervin Buldan nezdinde bugüne kadar tartıştırılan tüm kadınlarla dayanışma içerisinde olduğumuzu ve geriye adım atmayacağımızın buradan sözünü veriyoruz.”

İSTANBUL

 

 

 

#Öneren #Yeni #süreçte #Yol #perspektifiyle #mücadele #hattını #öreceğiz

Linç etmek isteyenler değil Kürt işçiler suçlu oldu!

Mersin Silifke’de geçtiğimiz yıl ‘bunlar terörist’ diyen kişi tarafından linç edilmek istenen Kürt işçiler hakkında ‘Silahla basit yaralama’ iddiasıyla dava açıldı

AKP-MHP iktidarı döneminde yükseltilen ırkçılık söylemleriyle sokaktaki saldırılar arttığı gibi, saldırılara dair yargılamalar ise ya cezasızlıkla sonuçlanıyor ya da saldırıya uğrayanlar yargılanıyor.

Linç edilmek istendiler
Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Sökün Mahallesi’nde 12 Eylül 2022’de sera iskelesinde çalışan Kürt işçilerin aracına traktörle çarpan Burhan Avcı, kazanın hemen ardından olay yerinden kaçmaya çalışmış ve traktörü kendisini durdurmaya çalışanların üzerine sürmüştü. Avcı, daha sonra köy meydanına giderek, “Bunlar terörist, beni öldürecekler” sözleriyle köylülerden yardım istemişti. Kürt işçiler, bunun üzerine linç edilmek istenmişti.

Saldırıya uğrayanlara dava

Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olaya dair bitirdiği soruşturma dosyasında savcı, Avcı tarafından linç edilmek istenen Kürt işçiler İdris İder, Mehmet İder, Mustafa İder, Nurettin Erez ve Ramazan Erez hakkında “Silahla basit yaralama” suçundan iddianame hazırladı.

İddianame, Silifke 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması önümüzdeki günlerde görülecek.

Arabaya çarptı

İşçilerin sanık, köylülerin ise müşteki olarak yer aldığı iddianamede, Avcı’nın traktörün arka ilave kapağıyla yol kenarında bulunan işçilere ait Volkswagen Transporter marka aracın sağ üst tarafına çarpıp, olay yerinden kaçtığı ve işçilerin traktörün arkasından giderek Sökün Mahallesi köy kahvehanesi önünde Avcı, Mustafa Tok ve Avcı’nın babası Metin Avcı ile kavga ettiği belirtildi.

İşçilerin kendilerini dövdüğünü iddia etti

İddianamede ifadesine yer verilen Avcı, traktörle mısır silajı taşıdığını, traktörün sesinden dolayı traktörün arka kapağın minibüse çarptığını fark etmediğini ve yoluna devam ettiğini iddia etti. Minibüsün arkadan gelerek yanına yaklaştığını ve şahısların aracın içinden plastik uçlu çekiçler fırlattıklarını iddia eden Avcı, mahalle sakinlerinin ise “kavgayı ayırmak” amacıyla olay yerine geldiklerini ileri sürdü. Avcı’nın babası Metin Avcı ise, oğlunun dövüldüğünü öğrendikten sonra köy kahvehanesi önüne gittiğini, işçilerin kendisini de darp ettiğini iddia etti.

‘Bizi hedef gösterdi’

İşçiler, ifadelerinde üzerlerine atılı suçlamayı reddederek, Avcı’nın araçlarına çarpıp kaçtığını, arkasından araçla köy meydanına gittiklerini ve Avcı’nın orada bulunanlara hitaben “Bunlar terörist, beni öldürecekler” dediğini aktardı. İşçilerden İdris İder, Avcı’nın köylülere “bunlar terörist beni öldürmek istiyorlar” dediğini, orada bulunanların da kendilerine “burası bizim memleketimiz, nerden geldiyseniz oraya gidin” dediklerini söyledi. İder, sonrasında saldırıya uğradıklarını ve saldırıya karşı kendilerini koruduklarını aktardı.

Kameralar çalışmıyormuş!

İddianamede, olay yerinde ve çevresinde var olan kameraların çalışır durumda olmadıkları ileri sürüldü. İddianamede, Avcı’nın darp raporu aldığına işaret edilerek, plastik uçlu çekiç silah sayıldı.

İddianamede, Mehmet İder, Burhan Avcı, İdris İder, Ramazan Erez, Nurettin Erez ve Mustafa Tok hakkında “hakaret”, “kasten yaralama” ve “tehdit” suçlamalarından takipsizlik kararı verildi. Ayrıca Metin Avcı hakkında yürütülen soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.

Haber: Hamdullah Yağız Kesen / MA

#Linç #etmek #isteyenler #değil #Kürt #işçiler #suçlu #oldu

Elkê’de ev baskınları: 5 kişi gözaltına alındı

Elkê’de sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında aralarında HDP’li yöneticilerin de olduğu 5 kişi gözaltına alındı

Şirnex’in (Şırnak) Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Ali Çavuş Mahallesi’nde özel harekat polisleri tarafından birçok eve sabah saatlerinde eş zamanlı olarak baskın yapıldı.

Ev aramalarının ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) Elkê İlçe Eşbaşkanı Zarife Borak, HDP İlçe Yöneticisi Emrah Yacan ile Lokman Abi, Devrim Abi ve Mehmet Cin adlı yurttaşlar gözaltına alındı.

Gözaltına alınma gerekçeleri öğrenilmeyen 5 kişi, İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

ŞIRNEX

#Elkêde #baskınları #kişi #gözaltına #alındı

HDP’nin muhasebe süreci ve yeni dönem ittifak stratejisi

HDP’nin ittifak politikalarına önem vermesi, stratejik amaç ve hedeflerle yaklaşması doğru bir karar ve yaklaşımdır. HDP’nin dayandığı ve partiye gerçek karakterini veren bir bileşen partisi olmasıdır. Demokratik hüviyetinin oluşması ve korunmasında bu karakterinin asla zedelenmemesi gerekir

Abdulmelik Ş. Bekir

HDP seçim sürecine ilişkin değerlendirme süreci başlattı. Muhasebe sürecinin sağlıklı yürümesi ve istenilen sonuçların alınması için herkesin elini taşın altına koyması gerekir. Süreç sadece HDP’ye eleştiri yapıp özeleştiri yapmakla sınırlı tutulmamalıdır. Elbette HDP ve bileşenleri gerekli özeleştiriyi yapmalıdır. Ancak sadece HDP’nin özeleştirisiyle sınırlandırılan bir süreç Kürt siyasal hareketinin eleştiri özeleştiri geleneği ve mekanizmasına uygun olmayacaktır. Herkes kendini sürecin içinde görmeli, eksik ve yetersizliğinin farkına varmalı ve özeleştirisini vermelidir. Herkesin dahil olduğu ve katkı sağladığı muhasebe süreci siyasetin toplumsallaşması, kolektif aklın açığa çıkması ve mücadelenin yenilenerek, büyüyerek devam etmesine hizmet edecektir.

Yürütülen süreç içinde değerlendirilecek birçok başlık var. Seçim öncesi ve sonrası en fazla tartışılan ve eleştiri konusu olan konulardan biri de ittifak politikasıydı. Özellikle TİP odaklı yürütülen tartışmalar ittifak politikasından umut edilen sinerjiyi yaratmadığı gibi aksine HDP’nin gündemini kendi siyasetini anlatmaktan çok enerjisini içe dönük harcamasına neden oldu. Açığa çıkan sonuçlar üzerinde de şimdi ittifaklarla büyüme stratejisinin başarısızlığına ve yanlışlığına zemin yapılmaktadır. Bu noktada öncelikle iki hususu ayırmakta fayda var. İttifak politikasının stratejik ve taktik yönleridir. Kabul etmek gerekir ki HDP’nin TİP ile ittifakı doğru yönetilmemesi ve yanlış taktik adımlar sonucu başarılı olmamıştır. Ancak bu pratiğin yarattığı sonuçlar genel olarak ittifak stratejisinin yanlışlığına yorumlanamaz.

HDP’nin ittifak stratejisini doğru yürütmediği bir gerçek. Bunun birçok nedeni olabilir. Birincisi, HDP’nin oluşum süreci içinde yer alan, ittifak stratejisinin gelişimine katkı sunan çok sayıdaki yetkin kadrolarının ya zindana atılması ya da sürgüne gitmek zorunda kalması ve nitelik kaybına uğramasıdır. İkincisi, yoğun saldırı altında genel stratejik hedeflerin ihmal edilmesi ve güncel politik konulara hapsolmasıdır. Üçüncüsü, siyasetini gereğinden fazla parlamento ve temsili siyasetle sınırlaması, hedeflerini yeterli düzeyde halka anlatmaması ve ulaştırmaması. Dördüncüsü, Üçüncü Yol siyasetini Türkiye’de sistemin iki ucu olan Cumhur ve Millet ittifaklarının dayattığı denklemi aşamaması ve alternatifliğini ortaya koymakta yetersiz kalmasıdır. Beşincisi ve belki de en önemlisi ittifak stratejisinin hedef ve amaçlarını yeterli düzeyde tabanına anlatamaması ve benimsetmemesidir. Altıncısı, ittifak ettiği güçlerle, özellikle TİP ile yeterli düzeyde amaç ve hedef birliğine varamaması. HDP stratejik amaçları, uzun erimli hedefleri gözetirken, ittifak yaptığı güçler ağırlıklı olarak seçim gibi güncel politikaları önceledi. Bu ve benzeri nedenlere yenileri de eklenebilir.

HDP’nin ittifak politikalarına önem vermesi, stratejik amaç ve hedeflerle yaklaşması doğru bir karar ve yaklaşımdır. HDP’nin dayandığı ve partiye gerçek karakterini veren bir bileşen partisi olmasıdır. Demokratik hüviyetinin oluşması ve korunmasında bu karakterinin asla zedelenmemesi gerekir. Ne zaman bileşen hukukunu zedeleyen, ihmal eden yaklaşım ve anlayışlar gelişirse o zaman HDP, bina edildiği fikriyatıyla ters düşmüş olur. Sayın Öcalan Üçüncü Yol siyasetinin somutlaşmış hali olarak HDP’yi önerirken demokratik özünü koruyarak büyümesi için en fazla dikkat çektiği husus budur. HDP’de bileşen ve ittifak hukuku kesinlikle taktik bir yaklaşım değildir. Demokratik Ekolojik Kadın Özgürlükçü Paradigma’nın esasını oluşturan stratejik yaklaşımın gereğidir. Nitekim Kürt demokratik siyasetini yıllarca sıkıştığı yüzde 5-6 bandından çıkararak yüzde 13 bandına taşıyan da bu demokratik karakteri oldu. Bugün HDP/Yeşil Sol Parti’nin oylarının düşmesinin bir nedeni de özünü oluşturan temel kriterlerin ihmal edilmesidir.

İttifak stratejisi, kapitalist modernitenin kendini var etmek için farklılıkları baskı, şiddet politikalarıyla asimile ederek homojen birlik sağlama stratejisine karşı; demokratik modernitenin farklılıkların özgünlüklerini koruyarak eşitlik temelinde heterojen birlik geliştirme stratejisidir. Bir siyasal yönetim formu olarak konfederal modelin gereğidir. Bileşen ve ittifakların özgünlüklerini korumaya gerekli önemi vermeyen her büyüme ve birlik sağlama çabası ve siyaseti farklılıkları asimilasyon ve entegrasyonla eritmekle sonuçlanır. Bu da demokratik olmadığı gibi radikal demokrasi hiç değildir. Radikal demokrasinin infazı anlamına gelir ki kapitalist modernite güçlerinin yaptığı da tam da budur. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Türkiye’de ulus devlet zihniyetinin Kürtler başta olmak üzere farklı etnik, inanç, kültür ve kimliklere devlet zoruyla dayattığı da bu homojenleştirici, tektipleştirici siyasettir. Buna alternatif olma iddiasında olan Üçüncü Yol siyasetinin ittifak stratejisinin yadsınması ve yanlışlanması Demokratik Ekolojik Kadın Özgürlükçü Paradigma’nın inkarı anlamına gelir.

Bu bağlamda ittifak politikasında iyi yönetilemeyen bir pratik üzerinden ittifaklarla büyüme stratejisini mahkum etmek Kürt halkına ve mücadelesine büyük zarar verecektir. Resmi devlet ideolojisinin temel stratejilerinden birisi de Kürt halkını Türkiye halklarından tecrit etmek ve marjinalleştirerek Kürdistan’a hapsetmektir. Bu stratejiyle Kürt düşmanlığını diğer halklara mal etmekte ve Kürt soykırımını tamamlama stratejisini için desteğe tevil etmektedir. Resmi ideolojinin yarattığı denklemi aşmak için Türkiye’de yaşayan halkların muhafazakar, sol, sosyalist, demokratik çevreleriyle ortak mücadele zemini oluşturmak, ittifaklar geliştirmek; demokratik siyasete kapatılan çevrelere ulaşılmadığı sürece Kürt karşıtı denklem sadece Kürt halkının mücadelesiyle zorlansa da sonuca gitmek oldukça zordur. Bu sadece Kuzey Kürdistan için değil dört parça ve Ortadoğu’da Kürt düşmanlığı üzerinden esir alınan tüm halklar için geçerli bir meseledir. Kürt demokratik siyaseti ittifaklarla bu kısır döngüyü aşmak için Türkiye, İran, Irak ve Suriye başta olmak üzere bölgesel ve küresel düzeyde halklarla ittifak stratejisi izlemektedir. Kürt halkının ulus devlet zihniyetiyle düşmanlaştırılarak ezilmesinin ve diğer halkların da bunun üzerinden sömürülmesine karşı ittifaklar geliştirme stratejisi izlemektedir. Ancak bu stratejinin örgütlü yapılarca hem Kürt halkına hem de diğer halklara yeterince anlatılmaması özelde Türkiye’de, genelde Ortadoğu’da Kürt siyasal hareketinin zorlanmasını beraberinde getirmiştir.

Dolayısıyla HDP’nin muhasebe sürecini yürütürken öncelikle ittifak politikasının temel parametrelerini tabanıyla kapsamlı bir şekilde tartışması, amaç ve hedeflerini anlatması ve gerekli kabulü sağlaması gerekir. Zira bir strateji ne kadar doğru olursa olsun tabanda gerekli desteği almadıkça pratikte başarısız olur. Demokratik Ekolojik Kadın Özgürlükçü Paradigma’nın pratik mücadele hattı, biçimi olarak Üçüncü Yol çizgisinin geliştirilmesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. HDP dayandığı paradigmal zemin ve unsurların anlatımını ve halklara ulaştırılmasını daha fazla gündemine almalıdır. Fikriyatını ve gücünü buradan alıyor. Kendini sadece parlamenter sistemle sınırlaması nüfuzunu azalttığı gibi alternatif olma iddiasını da zayıflatıyor. Aynı şekilde tabanının ittifak stratejisine yönelik samimi eleştirileriyle; Kürt siyasetinin halklarla buluşmasını kendisi için büyük tehlike olarak gören resmi ideolojinin operasyonlarını da ayrıştırmasını iyi yapmalıdır. Tabanın eleştirilerinden güç alarak, resmi ideolojinin Kürt siyasetini dizayn operasyonlarına ve marjinalleştirme hamlelerine karşı gerekli tedbirleri ve mücadeleyi örmelidir. İttifaklarla büyüme stratejisinde ısrar etmeli ancak seçim eksenli gelişen eksik ve yetersiz ittifak pratiklerinden de gerekli dersleri alarak düzeltme yapmalıdır.

 

 

#HDPnin #muhasebe #süreci #yeni #dönem #ittifak #stratejisi