Ana Sayfa Blog Sayfa 321

HDP’den yerel yönetimler toplantısı: Adaylar halkla belirlenecek

HDP Yerel Yönetimleri Amed’de seçim değerlendirme toplantısı yaptı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu’nun toplantısı sona erdi. Amed’de bir otelde gerçekleşen toplantıya HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eşsözcüleri Halide Türkoğlu ve Mehmet Rüştü Tiryaki, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, belediye eşbaşkanları ve meclis üyeleri katıldı.

Gün boyu süren toplantıda eleştiri-özeleştiri, değerlendirme ve öneriler başlıklarıyla eksiklikler ve yetmezlikler ele alındı. Toplantıda sıkıntıların açık ve sert bir şekilde dile getirilmesi gerektiği, aday belirlemelerin halka danışılarak gerçekleşmesi, merkezin yerel ile birlikte hareket etmesi, 2023 yılı yerel seçimlerine halkın dahil edilerek özeleştiri minvalinde aday belirlenmesi yapılan tartışmalardan bazıları oldu.

Toplantıda, bundan sonraki süreçte düşülen hatalara bir daha düşülmemesi gerektiği de sıklıkla ifade edildi. Daha fazla halkla birlikte mücadele yükseltilmesi gerektiği vurgulandı.

Yapılan toplantının sonuçlarının önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.

HABER MERKEZİ

#HDPden #yerel #yönetimler #toplantısı #Adaylar #halkla #belirlenecek

Yanan tarlada saatli bomba bulundu

Mêrdîn’de yanan buğday tarlasında, ateşin başladığı yerde saatli bombaya benzeyen bir düzenek bulundu

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesine bağlı Qesra Serçixan kırsal mahallesinde Jandarma Karakoluna yakın bir buğday tarlasında yangın çıktı. Alevleri gören köylülerin hızlı müdahalesi sonucu yangın yayılmadan söndürüldü. Ateşin başladığı yerde inceleme yapan köylüler, saatli bomba görünümü verilen bir cisim ile karşılaştı. Dolu kibrit kutularından oluşturulan ve zaman ayarlı ateşleme düzeneği kurulan cismi gören köylüler, yaşananları askerlere bildirdi.

Askerler olay yerinde inceleme yaparken, köylüler olayın sabotaj olduğunu düşündüklerini söyledi.

HABER MERKEZİ

#Yanan #tarlada #saatli #bomba #bulundu

Kolombiya’da hükümet ile ELN arasında ateşkes imzalandı

Kolombiya hükümeti ile Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN-Gerilla) arasında ateşkes imzalandı

Latin Amerika ülkesi Kolombiya’da hükümet ile Marksist gerilla örgütü Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) arasındaki görüşmelerden ateşkese varıldı. Küba’nın başkenti Havana’da yapılan toplantıda ateşkes imzalandı. Törene, Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, grubun komutanı Antonio García ve Kübalı yetkililer katıldı.

3 Ağustos’tan itibaren uygulanacak

Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, yaptığı açıklamada, müzakerelerin ardından 6 aylık ateşkes anlaşmasına varıldığını belirtti. Rodriguez, taraflar arasında sağlanan 180 günlük geçici ateşkesin aşama aşama hayata geçerek, 3 Ağustos’tan itibaren uygulanacağını açıkladı. Rodriguez ayrıca barış görüşmelerinin dördüncü turunun da Venezuela’da 14 Ağustos ile 4 Eylül arasında gerçekleşeceğini söyledi.

ELN Merkez Komutanlığı üyesi Pablo Beltran da “Barış arayışındaki bu çaba çatışmaların siyaset ve diplomasi yoluyla çözülebileceğine dair bir umut ışığıdır” açıklaması yaptı.

Mücakere süreci

ELN ile barış görüşmeleri, eski devlet başkanlarından Juan Manuel Santos’un döneminde, 2017’de başlatılmıştı. Ancak şiddet yanlısı tavrıyla tanınan Ivan Duque’nin başkanlığı sırasında anlaşmazlık tırmanmış, müzakereler 2019’da askıya alınmıştı. Görüşmeler 2022’de, Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro’nun seçilmesinden üç yıl sonra yeniden başlatılmıştı.

HABER MERKEZİ

#Kolombiyada #hükümet #ile #ELN #arasında #ateşkes #imzalandı

Cudi’de yeni yeşeren ağaçlar da kesiliyor

Cudi Dağı’nın eteklerinde bulunan Hesena Köyü’nde geçen yıl başlayan ağaç kesimi sürüyor

Şirnex’in Cudi, Besta, Gabar ve Namaz Dağı’nda başlatılan ağaç kesimi üç yıldır korucuların eliyle asker gözetiminde aralıksız sürdürülüyor. Cudi Dağı eteklerinde bulunan Süryani köyü Hesena’da çekilen görüntülerde havaların ısınmasıyla birlikte yeni yeşeren ağaçların kesildiği ve kesilen ağaçların traktöre yüklenerek taşındığı görüldü.

Yine Gabar’da başlatılan ağaç kıyımı da sürüyor.

HABER MERKEZİ

#Cudide #yeni #yeşeren #ağaçlar #kesiliyor

‘1923 Lozan’ından 2023 Lozan’ına’ konferansı

Lozan Anlaşması’nın yüzüncü yıldönümü nedeniyle İsviçre’nin Lozan kentinde yapılan konferansa konuşan akademisyen, hukukçu ve tarihçiler, anlaşmanın bölge halkları üzerindeki yıkıcı etkileri ve sonuçlarını tartıştı

Lozan Belediyesi, İsmet Şeref Vanlı, Paris Kürt Enstitüsü ve İsviçre-Ermenistan Derneği tarafından “1923 Lozan’ından 2023 Lozan’ına” isimli konferans düzenlendi. İsviçre’nin Lozan kentinde düzenlenen konferansa “Türk hukukunda Azınlıklar ve Milliyetçilik” kitabının yazarı ve hukukçu Derya Bayir, Paris Sosyal Bilimler Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Hamit Bozarslan, Tarihçi Hans-Lukas Kieser, Oberlin Üniversitesi Öğretim Üyesi Leonard V. Smith katıldı.

Açılış konuşmasın yapan İsmet Şerif Vanlı Vakfı Başkanı İhsan Kurt, Lozan anlaşmasının ardından yüzyıl geçmesine rağmen yol açtığı yaraların taze olduğunu söyledi. Kurt, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler başta olmak üzere dini ve etnik azınlıkların haklarının sistematik biçimde ihlal edildiğine dikkati çekti. Konferansta söz alan Grégoire Junod, kentin kozmopolit yapısına dikkati çekti. Paris Kürt Enstitüsü başkanı Kendal Nezan da açılış konuşmasında, Lozan’ın başta Kürtler olmak üzere Ortadoğu halkları tarafından en çok bilinen kentlerin başında geldiğini belirterek bunun nedenin Lozan’ın “ölümcül bir tarihi” hatırlatmasından kaynaklandığını aktardı.

Hamit Bozarslan, Lozan anlaşmasına giderken Osmanlı imparatorluğunun içinde bulunduğu koşulları anlattı. Osmanlı imparatorluğunun zaten Lozan’dan önce artık var olmadığını ifade eden Bozarslan, Abdülhamid sürecinde uygulanan politikalara dikkati çekerek, ittihatçıların bu politikaları başka bir biçimde devam ettirdiğini ve ittihatçı zihniyetin de aslında Kemalizm’le ortadan kalkmadığını sadece farklı formda bu ideolojinin kendini sürdürdüğünü söyledi.

‘Tek bir kriter uygulandı’

Derya Bayır da sunumunda Lozan anlaşmasının maddelerini ve bu maddelerde azınlıklara veya yeni kurulan devlettin vatandaşlarına tanınan haklara değindi. Bayır, bilinenin aksine aslında Lozan’da sadece dini azınlıkların değil ülkenin bütün yurttaşlarına kendi kültürlerini ve dillerini tanıma hakkının olduğunu ama bunu uygulanmadığını söyledi.
Oberlin Üniversitesi Öğretim Görevlisi Leonard V. Smith ise konuşmasında Yunanistan ve Türkiye arasındaki nüfus değişimim ve bunun yarattığı sonuçlar üzerine bir sunum yaptı. Smith, nüfus değişiminde tek bir kriterin uygulandığını ve bunun da din kriteri olduğunu,Türklerin Müslüman ve Hristiyanların ise Yunan olarak tanımlandığını ifade etti. Lozan’ın aynı zamanda uluslararası sınırlar üzerinden halkların kaderlerinin ve ilişkilerin yeniden organize edilmesi meselesi olduğunu belirtti.

‘Binlerce Ermeni çocuk asimile edildi’

Konferansın ikinci oturumunda ise Sarbon Üniversitesi’nden Reymond Kevorkian katliamdan kurtulan Ermeni kadın ve çocukların büyük bir kısmının Türkleştirildiğini, bir kısmının da Kürtlerin yanında ve yurtlarında Kürtleştiğini söyledi. Kevorkian 1920’li yıllarda İngilizlerin baskısı ile katliamdan kurtulanların kendi yurtlarına dönüşü için düzenlemelerin yapılması yönünde baskı yapılsa da bunun çok karmaşık bir mesele olduğunu ve çok sonuç alıcı olamadığını söyledi. Soykırım ile yüzleşme konusunda da Cumhuriyetin ilk yıllarda sadece belli başlı kadroları hedef alan yargılamalar olsa da aslında bu konuda rejimin hiçbir şekilde kendin aklama amacı güttüğünü belirtti.

‘Asurilerden kimse bahsetmiyor bile’

Joseph Yacoub ise Asurilerin konuyla ilgili yapılan bütün tartışmalarda dile bile getirilmediğini söyledi. Yapılan Süryani katliamlarına vurgu yapan Yacoub, Süryani ve diğer azınlıkların kendi kültürleri ile yaşama hakkındaki taleplerinin diğer ülkelerin temsilcileri tarafından da sıklıkla dile getirildiğini, ama Türkiye’nin konferansta buna karşı direndiğini hatırlattı. Yacoub, kültürel ve politik hakların tanınmaması konusunda bu direncin günümüzde de devam ettiğini söyledi.

‘Kürçe halen bilinmeyen dil’

Baskın Oran konuşmasında Lozan Anlaşması’nda azınlık haklarının nasıl yer aldığına dair bir sunum yaptı. Anlaşmanın sadece 8 ülke tarafından imzalandığını ve günümüze kadar devam eden az sayıdaki anlaşmalardan olduğunu ifade eden Oran, anlaşmanın sadece dini azınlıkları kapsamadığını ve aslında aralarında dil ve kültürel gruplarında olduğu “bütün vatandaşların” haklarının prensipte koruma aldığını kaydetti. Oran, “Fakat en basitinden günümüzde hala Kürtçe tutanaklara ‘bilinmeyen bir dil’ olarak geçiyor” dedi. Oran, özellikle 37 ve 39. Maddelerdeki ifadelerin Türkiye’deki farklı dini ve etnik grupların haklarına dair vurguların bulundurduğunu fakat bunların çok da uygulanmadığını söyledi.

Feminist perspektifle Lozan’

Konferansın ikinci oturumunda Paris Politik Bilimler üniversitesi öğretim görevlisi Nazand Begikhani feminist bir perspektiften Lozan anlaşmasının sonuçları üzerine bir konuşma yaptı. Şiddet meselesi üzerine yoğunlaşan Begikhani, “kurban” ve “uygulayan” diye ikili bir mantığın sorunlu bir mantık olduğunu söyledi. İkili mantığın birçok konuda mevcut olduğunu kaydederek, bu ikili mantığın şiddeti sürekli yeniden ürettiğini kaydetti. Kürt savaşçıların dünya basınında ve kamuoyunda yer alma biçimine de değinen Begikhani, Kürt kadınlarının kahraman savaşçılar olduğuna dikkati çekti.

Türkiye’nin Suriye işgali

Neuchatel Üniversitesi Öğretim Görevlisi Jordi Tejel Gorgas, Suriye Kürtleri üzerinden Lozan Anlaşması’nın sonuçlarını inceledi. Ankara anlaşması tarafından geçici olarak belirlenen sınırların daha sonra Lozan’la kalıcı hale geldiğini söyleyen Gorgas, bu sınırın ayrıştırma olarak değil ama aynı zamanda iliklerin yeniden kurulması olarak da okunabileceğini söyledi. Lozan anlamasının aslında Suriye’de bir “Kürt sorunu” yarattığını kaydeden Gorgas, Türkiye’nin özellikle sınır bölgelerinde kurduğu güvenlik sistemi ve aynı zamanda bununla beraber Suriye içinde de kurdukları bir kontrol ve izleme mekanizmalarına dikkati çekti. Gorgas, ayrıca sınırdaki mayınların ve güvenlik mekanizmasının aslında iki bölgedeki Kürtler arasındaki ilişkileri engellemek olduğunu söyledi. Gorgas, Türkiye’nin 2013 tarihinden itibaren 1920’li yılların politikalarına geri döndüğünü belirterek, Türkiye’nin İslami ve cihatçı gruplarla beraber Suriye’deki işgalinin de bu bağlamda değerlendirilebileceğini söyledi. Gorgas, ayrıca yakın zamanda Suriye ve Türkiye arasında Kürt sorunu üzerinden bir yakınlaşmanın oluşabileceğini de sözlerine ekledi.

Ulus inşaası

Konferansa online katılan Mesut Yeğen ise ulus inşası ve/veya ulusun yok edilmesi bağlamında Lozan anlaşmasının sonuçlarını ve etkilerini ele aldı. Asimilasyon ve Türkleştirme politikalarının mekânsal ve sosyal boyutlarına değinen Yeğen, köy ve yerleşim yerlerinin değiştirilmesi ve aynı zamanda Kürtçe’nin yasaklanmasını ve sert ve baskıcı bir asimilasyon politikasının uygulandığını söyledi. Bu konuda Dersim örneğini veren Yeğen, yaşanan mekânsal katliamın yanı sıra binlerce insanın katledildiğini söyledi.

Konferansın son oturumunda da Yeşiller Federal Milletvekili Sibel Arslan, Sosyalist Parti Federal Milletvekili Mustafa Atici, Diyarbakır Eski Belediye Başkanı Osman Baydemir, Eski Federal Milletvekili Laurence Fehlmann Rielle, Fransız Senatör Rémi Féraud, Eski ABD Büyükelçisi Peter Galbraith, Paris Kürt Enstitsü başkanı Kendal Nezan’ın moderatörlüğünde Lozan anlaşmasının güncellenmesinin mümkün olup olmayacağını tartıştı.

HABER MERKEZİ

#Lozanından #Lozanına #konferansı

Bazid’te aşırı yağış sele neden oldu

Bazid’te aşırı yağış sele neden olurken çok sayıda evde maddi hasar meydana geldi

Agirî’nin Bazid (Doğubayazıt) ilçesinde aşırı yağış sele neden oldu. İlçede İshakpaşa, Yeni ve Hürriyet mahallerinde birçok ev sel suları altında kaldı. Selden etkilenen birçok evin bahçe duvarları ise yıkıldı. Yurttaşlar sell sularını kovalarla evlerden tahliye etmek zorunda kaldı.

HABER MERKEZİ

#Bazidte #aşırı #yağış #sele #neden #oldu

ODTÜ Onur Komitesi: LGBTİ+ fobik politikalara karşı alanları terk etmeyeceğiz

Onur Yürüyüşü’nde 15 kişinin darp edilerek gözaltına alınmasını protesto eden ODTÜ Onur Komitesi, ‘Homofobiye, transfobiye ve şiddete karşı aynı irade ve kararlılıkla mücadele edeceğiz’ dedi

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Onur Haftası Komitesi, ODTÜ’de dün yapılan Onur Yürüyüşü’nde polis şiddeti ve gözaltılara ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube’de basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya, İHD Ankara Şube yöneticileri, 17 Mayıs Derneği, Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (KAOS GL), Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği, Pembe Hayat ve Ünikuir Dernekleri temsilcileri katıldı.

Açıklamada konuşan İHD Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi ve ODTÜ Onur Yürüyüşü Komite Üyesi Tunahan Gözlügöl, baskılara karşı açıklama yapmak istediklerini belirterek, “Bizler haklarımızdan mahrum bırakılarak gözaltına alındık, şiddet gördük. Yasaklama adı altında manipülatif söylemler ile karşılaşıldı. Bu yürüyüşün meşru bir yürüyüş olduğunu biliyoruz. Bu gözaltı işleminin tamamen hukuksuz ve politik bir anlamı var. Biz yürüyüşü gerçekleştirip basın açıklamasını da yaptık ve dağıldık. Dağılmamıza rağmen taksi beklerken gözaltına alındık. Çok ciddi bir işkenceye, yakın mesafeden biber gazına maruz kaldık. Küçük araçlarda birçok kişi konulmaya çalışıldık. Cumartesi anneleri de yine aynı pratikle gözaltına alındı” dedi.

‘Kampus ablukaya alndı’

ODTÜ Onur Yürüyüşü Komite Üyesi Ilgaz Kekeç, AKP-MHP iktidarının LGBTİ+ politikaları sonucunda yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başladı.

AKP desteği ile Meclis’e giren Yeniden Refah ve Hür Dava Partisi gibi İslamcı, kadın düşmanı ve LGBTİ+ fobik partilerin politikalarına karşı alanları terk etmeyeceklerini vurgulayan Kekeç, “Dün düzenlediğimiz ODTÜ Onur Yürüyüşü’müze dair kayyum rektör Verşan Kök tarafından atılan e-posta ve polise yaptığı çağrı ile ODTÜ kampüsü adeta Ankara Emniyeti’nin işgaline uğramıştır. ODTÜ Kayyum rektörlüğü ve İç Hizmetler’in işkenceci polislerle işbirliği ve arkadaşlarımızı hedef göstermesiyle arkadaşlarımız işkenceye uğramıştır. Polis ‘rektörünüz çağırdıysa ben de gelirim’ diyerek Kayyum Verşan Kök’ün bizi açıkça hedef gösterdiğini ortaya koymuştur. Yürüyüşün başlamasına 45 dakika kala ODTÜ Kütüphanesi önündeki alana Mukadder Kardiyen’in öncülük ettiği onlarca sivil polis ve yüzlerce çevik kuvvet polis ile adeta baskın gerçekleştiriyormuş gibi saldırıda bulunuldu. Tehditlere karşı çıkan öğrenciler darp edilerek yaka paça gözaltına alındı” diye konuştu.

‘Yaralananlar oldu’

Onur Yürüyüşü’nün sona ermesinin ardından alandan çıkan LGBTİ+’ların hedef gösterilerek gözaltına alındıklarını belirten Kekeç, şunları kaydetti: “İşkence gören bazı arkadaşlarımız kafa travması geçirirken, bazı arkadaşlarımız da fiziken yaralandılar. Son ifadeler ve sevklerin tamamlanmasının ardından gece 02.30 sularında arkadaşlarımız hastaneden serbest bırakıldı. Yaşamın her alanında varlığımızı sürdürmekte, direnmekte ve başkaldırmakta ısrarcıyız. Homofobiye, transfobiye ve şiddete karşı aynı irade ve kararlılıkla mücadele edeceğiz.”

HABER MERKEZİ

#ODTÜ #Onur #Komitesi #LGBTİ #fobik #politikalara #karşı #alanları #terk #etmeyeceğiz

Cîzir’de gözaltı sayısı 15’e yükseldi

Cîzir ilçesinde iki gündür devam eden ev baskınlarında gözaltı sayısı 15’e yükseldi

Şirnex’ın (Şırnak) Cizîr (Cizre) ilçesinde dün ve bugün özel hareket polisleri tarafından birçok eve baskın düzenlendi.

Baskınlarda, Abidin Küçük, İbrahim Şahna, Remzi Dadak, Nasır Şahna, Bezrihan Dadak, Salih Bekiroğlu, Sinan Dalmış, Mehmet Çağdavul, Metin Ecevit, Rıdvan Şahna, Serkan Çağlı, Ruken Acet, Melike Duran, Muhlis Dalmış ve Hasan Dadak gözaltına alındı.

Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen 15 kişinin, İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğu öğrenildi.

ŞIRNEX

#Cîzirde #gözaltı #sayısı #15e #yükseldi

Panos’ta protesto: Taşeron şirketin sorumluluğu belediyeye yükleniyor

Panos Belediye eşbaşkanlarının gözaltına alınmasına tepki gösteren HDP Panos İlçe Eşbaşkanı Rıfat Bedir, ‘Belediyedeki taşeron şirketin sorumluluklarının belediye eşbaşkanlarına yüklenmesi hukuki değildir’ dedi

Agirî’nin Panos (Patnos) Belediye Eşbaşkanları Müşerref Geçer ve Emrah Kılıç ile belediyenin İnsan Kaynakları Müdürü Uğur Laçin’in dgözaltına alınmasına ilişkin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Panos İlçe Örgütü binası önünde açıklama yapıldı.

Gözaltılar serbest bırakılsın

Yapılan açıklamada konuşan HDP Panos İlçe Eşbaşkanı Rıfat Bedir, “Belediyedeki taşeron şirketinin sorumluluklarının belediye eşbaşkanlarına yüklenmesi hukuki değildir. Belediye eşbaşkanlarımız gözaltına alınmadan da ifadeleri alınabilirdi. Bu durum ahlaki ve hukuki değildir. Demokrasi ve hukuk talebimizi her zaman haykırmaya devam edeceğiz. Eşbaşkanlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

Öte yandan iki gündür gözaltında tutulan eşbaşkanların Pazartesi günü savcılığa çıkarılması bekleniyor.

AGIRÎ

#Panosta #protesto #Taşeron #şirketin #sorumluluğu #belediyeye #yükleniyor

Düşen uçaktan sağ kurtulan çocuklar meyve yiyerek hayata kaldılar

Kolombiya’da mayıs ayı başında Amazon Ormanları’na düşen tek motorlu uçaktaki dört çocuk 40 gün sonra sağ bulundular

Kolombiya’da mayıs ayı başında Amazon Ormanları’na düşen tek motorlu uçaktaki dört çocuk sağ bulundu. Aralarında 11 aylık bebeğin de olduğu 4 kardeşin beş hafta boyunca meyve yiyerek hayatta kaldığı söylendi.

7 yolcusu ile 1 Mayıs’ta ülkenin güneyindeki Amazon bölgesine düşen Cessna 206 tip uçakta, pilot ve çocukların annesi Magdalena Mucutuy da dahil olmak üzere üç yetişkinin cansız bedenlerine ulaşılmış, 13, 9, 4 yaşındaki çocuklarla 11 aylık küçük kardeşleri için ise arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği bildirilmişti.

‘Tüm ülke için bir sevinç’

40 gün sonra mucize haber ülkede büyük sevinç yaratırken, Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro da resmi Twitter hesabındanyaptığı paylaşımda, “Tüm ülke için bir sevinç. Kolombiya ormanlarında 40 gün önce kaybolan dört çocuk sağ bulundu” ifadelerini kullandı.

Barınak yapıp, meyve yemişler

Kolombiya ordusu ve hava kuvvetlerine ait uçak ve helikopterlerin destek verdiği arama kurtarma çalışmalarında özellikle köpeklerin, çocukların hayatta kalabilmek için yedikleri meyvelerin kabuklarını takip ettiği ve ağaç yapraklarından yapılmış barınakların izinin sürüldüğü aktarıldı.

Üç kız ve bir erkek çocuğun büyükbabası Narcizo Mucutuy de gazetecilere yaptığı açıklamada “Yari ormanlarında kaybolan torunlarımın dedesi olarak şu anda çok mutluyum” dedi.

Yerli kabileler yardım etmiş olabilir

Öte yandan dört kardeşin bu kadar uzun süre vahşi hayvanların da olduğu bir bölgede tek başlarına nasıl hayatta kalmayı başardıklarına dair herhangi bir ayrıntı verilmedi. Ancak bölgede yaşayan kabilelerin çocuklara yardım etmiş olabileceği düşünülüyor.

DIŞ HABERLER

#Düşen #uçaktan #sağ #kurtulan #çocuklar #meyve #yiyerek #hayata #kaldılar