Ana Sayfa Blog Sayfa 323

Sancar: Demokratik dönüşümün yolunu hep birlikte inşa edeceğiz

Yeşil Sol Parti ve HDP Eş sözcüleri ve eşbaşkanları ile bir araya gelen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, ‘Demokratik dönüşümün yolunu, adalete giden yolu, Demokratik Cumhuriyetin yolunu hep birlikte inşa edeceğiz. Hiçbir sakınma olmadan bütün eleştiri ve özeleştiri sürecini geliştireceğiz’ dedi

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerin ardından çıkan sonuçlar doğrultusunda yeniden yapılandırma çalışmaları başlatan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) bu amaçla toplantılarına devam ediyor. Partilerin eş sözcüleri ve eşbaşkanları bu amaçla Ankara’da bir araya geldi.

Toplantıda açılış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, zorlu bir süreci geride bıraktıklarını belirterek, yapacakları toplantılar sonrası gerekli adımları atacaklarını belirtti.

Baskı ortamında seçimlere gidildi

“Toplantı ve açıklamalarımızdan, seçimlerden beklediğimiz sonuçları alamadığımızı açık yüreklilik ile ortaya koyduk” diyen Sancar, “Öncelikle adaletsiz, eşitsiz baskıcı bir ortamda seçimlere girildiğini kimse aklından çıkarmasın. Sanki normal bir seçim süreci geçirilmiş gibi bir değerlendirme de bizleri doğru sonuçlara götüremez” dedi.

Yenilenme ihtiyacını görmek zorundayız

İktidar bütün imkanları kullandığını belirten Sancar, devamında ise “Seçim sonuçlarının bunlardan etkilendiğini hatırımızda tutmamızda fayda var. Ama hedeflerimize ulaşmamamız, sadece bunlara bağlanamaz, sadece dış faktörlere yaslanarak bu süreci açıklamaya çalışırken, önümüzdeki dönemin görevlerini yerine getirme konusunda eksikliklerimiz derinleşebilir. Kısacası bu süreçte sorgulama yaparken, eksik ve yanlışlarımızı samimi bir şekilde masaya yatırıyoruz. Çünkü bu adaletsiz ve baskıcı rejim bütün hızıyla, icraatlarıyla devam ediyor ve mücadele öncülerini bekliyor. Mücadele ve öncülük rolünü üstleneceksek elbette kendimizi yenileme gibi bir ihtiyacımız olduğunu görmek zorundayız” diye konuştu.

Çocukların katledilmesi cezasızlık politikasının sonucu

Colamêrg’te (Hakkari) Uzman Çavuş A.K.M’nin araçla çarpması sonucunda yaşamını yitiren 5 yaşındaki Erden Aşkın’ı anımsatan Sancar, “Kürt şehirlerinde çocukların zırhlı araçlarla ezilerek öldürülmesi, devam etmesi cezasızlık politikasının ve Kürt politikasında güvenlikçi anlayışın bütün boyutlarıyla devam edeceğini gözlerimizin önüne seriyor” diye konuştu.

Örgütlü mücadele etmek zorundayız

AİHM kararlarının uygulanması konusunda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nden gelen uyarıların kulak ardı edildiğine işaret eden Sancar, “Bütün bunlar bize mücadeleyi büyütme mecburiyetinin ne kadar büyük ve acil olduğunu gösteriyor. Mücadele daha örgütlü ve kararlı devam etmek zorunda” dedi.

Kürt sorunu demokratik çözüm bekliyor

Sancar’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Seçim sonuçlarının ortaya koyduğu başka bir tablo da toplumun en az yarısı, bize göre daha fazlası demokratik dönüşüm taleplerinin canlı ve güçlü olduğunu göstermiştir. Bu demokratik dönüşüm ve adalet talebini omuzlama göreviyle karşı karşıyayız.

Kürt sorununda demokratik çözüm için toplum öncülüğümüzü bekliyor. Demokratik Cumhuriyetin inşasına giden yolu açmak için mücadeleyi daha örgütlü ve kararlı bir şekilde yürütme sorumluluğumuz bizleri bekliyor. Bütün bunları hakkıyla yapmak için en önemli şart bizlerin geçmiş dönemde yaşadığı eksikleri, yanlışları masa yatırmamız; samimi bir eleştiri ve özeleştiri sürecinden geçirmemizdir. Bunları yapmazsak önümüzdeki dönem görevlerinin altından kalkmamız zor olacak.

Halkı dinleyerek dönüşüm gücü yapacağız

Tartışma canlandırır, eleştiri-özeleştiri güçlendirir. Halkı dinleyerek, halkın gücünü dönüşüm kaynağı haline getirerek ancak bu görevlerin üstesinden gelebiliriz.
Topluma bir mağlubiyet, bir yılgınlık duygusu yerleştirilmek isteniyor. İktidar dönüşüm isteyen güçleri bozguna uğratmış gibi bir algı yayılıyor. Bu tehlikeli bir tuzak, bunun herkes farkına varmalı. Bu algının bertaraf edilmesi için en geniş demokratik mücadele ortaklığını kurma çabalarını büyütmek lazım.

Mücadele bitmez bir yoldur

Umut ve mücadele ikiz kardeşlerdir, umut olmadan mücadele olmaz. Umut, geleceği kurma inancıdır, mücadele geleceği kurma iradesidir. Bunlar olmazsa geriye kalan tek şey, teslimiyet olur. Teslimiyet, vazgeçmek ve kadercilik demektir. Şu anda topluma dayatılan budur. Bizler buna karşı en güçlü direnç odağı ve öncü güç olmak durumundayız. Mücadele bitmez bir yoldur, kesintisiz bir yolculuktur.

3’üncü yolu tüm Türkiye’ye göstereceğiz

Demokratik dönüşümün yolunu, adalete giden yolu, Demokratik Cumhuriyetin yolunu hep birlikte inşa edeceğiz. Hiçbir sakınma olmadan bütün eleştiri ve özeleştiri sürecini geliştireceğiz. Böylece Türkiye siyasetinde tarz olarak da nasıl bir üçüncü yolu temsil ettiğimiz bütün Türkiye’ye göstereceğiz.

3’üncü yol bizim siyasi hattımız ve çizgimizdir; aynı zamanda siyaset yapma tarzımızın adıdır. Sistem içi alışkanlıklarının bizleri yozlaştırmasına izin vermeyeceğiz. Hatta bunun da ötesinde şimdi yaptığımız gibi sistem içi yozlaştırma mekanizmalarının demokrasi güçlerine bulaşmasını engelleyecek bir örmek sergileyeceğiz. Bu görev hepimizindir.”

ANKARA

 

 

#Sancar #Demokratik #dönüşümün #yolunu #hep #birlikte #inşa #edeceğiz

HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu toplandı: Halkımızın isteklerini dinleyeceğiz

HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu toplantısında konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ‘Bizler yerel seçimlere giriyoruz. Halkımızın isteklerini dinleyeceğiz’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, seçim değerlendirme toplantısını bir otelde gerçekleştirdi. Toplantıya Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, HDP Demokratik Yerel Yönetimler Eşsözcüleri Mehmet Rüştü Tiryaki ile Halide Türkoğlu, seçilmiş belediye eşbaşkanları, meclis üyeleri katıldı.

Bayındır konuştu

Burada konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, seçimden sonra bütün kurum ve kuruluşlarıyla eleştiri-özeleştiri sürecine girdiklerini, uzun tartışmalar ve planlamalar yapacaklarını söyledi. Tartışmaları sonuca ulaştırarak iyi bir planlama çıkarmayı hedeflediklerini aktaran Bayındır, sonuçları kamuoyu ve halkla paylaşacaklarını ifade etti.

Halkın talebi önemi

Kürtlerin Erdoğan rejimine Kurdistan’da yol vermediğini belirten Bayındır, her iki seçim sonucunda da anlaşılacağı gibi AKP-MHP’nin Kurdistan’da tabela partisine dönüştüğünü kaydetti. Seçim sonuçlarına dair de özeleştiri süreçlerini başlattıklarını anımsatan Bayındır, ekledi: “Zayıflıklarımızı görüp, eleştiri, özeleştiri ile ortadan kaldırmak için büyük bir hamle önümüze koyacağız. Halkımızın başarısı, özgürlüğü için bu yolu izlemeliyiz. Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında bu eleştirilerle, ‘Eksiklikler nereden çıktı’ ve ‘Nasıl düzeltiriz’ çalışması yapacağız. Bu halka layık bir çalışma yürüteceğiz. Bunun temsiliyetini bu eleştirilerde ortaya çıkaracağız. Halkımızın talep ve istekleri bizler için en önemli olandır” ifadelerinde bulundu.

Halkımızı dinleyeceğiz

Demokratik Yerel Yönetimlerin bu toplantısının önemine işaret eden Bayındır, “Depremde de görüldü ki iktidar yönetemiyor. Deprem’de 3 küçük belediyenin AKP-MHP’nin yapamadığını yaptı. Tüm bu nedenlerle AKP-MHP iktidarı bu zihniyetle kendilerini daha fazla ileriye götüremez. Halkımızın taleplerini nasıl çözeriz. Bunları köy köy, ev ev, sokak sokak nasıl daha fazla ileriye götürebilir diye tartışma yürüteceğiz. Bugün bunları konuşacağız. Bizler yerel seçimlere giriyoruz. Halkımızın isteklerini dinleyeceğiz. Bu da geleceğimiz için önemli bir nedendir” sözleriyle konuşmasını noktaladı.

DBP Eş Genel Başkanı Bayındır’ın konuşması ardından toplantı basına kapalı olarak devam ediyor.

AMED

#HDP #Demokratik #Yerel #Yönetimler #Kurulu #toplandı #Halkımızın #isteklerini #dinleyeceğiz

İstanbul’da EHB’li avukatlara gözaltı operasyonu

Ezilenlerin Hukuk Bürosu üyesi avukatlara gözaltı

Kurdistan ve Türkiye kentlerinde tutuklama ve gözaltı operasyonları devam ediyor. İstanbul’da Ezilenlerin Hukuk Bürosu üyesi 4 avukat gözaltına alındı. Gözaltı operasyonunu sanal medya hesabından duyuran Ezilenlerin Hukuk Bürosu, üyeleri Sezin Uçar, Mustafa Taylan Savran, Gülhan Kaya ve Kader Tonç’un dosyalarında gizlilik ve kısıtlama olduğunu belirtti.
Hukuk bürosu gözaltı operasyonuna dair sanal medya hesaplarından “Devrimci avukatlık yapmak, ezilenlerin hukukunu savunmak suç değildir” paylaşımı yaparak gözaltılara tepki gösterdi.

İSTANBUL

#İstanbulda #EHBli #avukatlara #gözaltı #operasyonu

Mahkeme ‘Gemlik Yürüyüş’ yasağını hukuksuz buldu

Van İdare Mahkemesi, 6 Şubat’ta yapılması planlanan ancak deprem nedeniyle iptal edilen ‘Gemlik Yürüyüşü’ öncesi Hakkari Valiliği’nin aldığı 3 günlük yürüyüş ve kent dışına çıkma yasağını hukuksuz buldu

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA), MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) ile Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde, 6 Şubat’ta yapılması planlanan ancak deprem nedeniyle iptal edilen “Gemlik Yürüyüşü”nün Hakkari Valiliğince yasaklanması hak ihlali sayıldı.

‘İl dışına çıkma kısıtlaması’

Yürüyüş öncesi Hakkari Valiliği, 2 günlük yasak kararı almış, HDP’li yöneticilerin il dışına çıkışına kısıtlama getirmiş ve kurulan birçok noktada il dışına çıkmak isteyen araçlara cezalar kesilmişti. Bu karara itiraz eden Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Van İdare Mahkemesi’ne başvurarak işlemin iptal edilmesini talep etmişti. Yapılan başvuruyu değerlendiren Van 4. İdare Mahkemesi, “Valiliğin seyahat hürriyetini kısıtlayıcı mahiyette karar aldığını ve kararın hukuka uygun olmadığına” karar verdi.

‘Seyahat özgürlüğü’

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ifade özgürlüğünün bir unsuru olduğuna ve demokratik toplumunun en temel değerleri arasında yer aldığına kuşku bulunmadığına dikkat çeken mahkeme, “Bu hakların kullanımı, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla sınırlanabilir. Ancak, bu konuda yapılacak tüm düzenlemelerin demokratik toplum gereklerine uygun ve ölçülü olması şarttır. Seyahat özgürlüğü, vatandaş veya yabancı olsun insanların yer değiştirme serbestisini ifade etmektedir. Bir başka anlatımla, seyahat özgürlüğü, dolaşım, gidip-gelme, yer değiştirme ve yerleşme serbestliğini ifade eder. Özgürlüğün kapsamı hareket etme ya da bulunduğu yerde kalma, alıkonulmama, ikametini seçme gibi unsurları içine almaktadır” ifadelerine yer verdi.

Dava konusu ile yapılan işlem tutarsızlığı

Hakkari Valiliğinin, yurttaşların yürüyüşe katılımını engellemek için il dışına çıkışlarının 3 gün boyunca engellediğine dikkat çekilen kararda, “Bu kapsamda emniyet güçlerince karayoluna polis kontrol noktaları kurularak aralarında Hakkari HDP İl Yönetici ve üyelerinin de bulunduğu bir kısım vatandaşın il dışına çıkmalarının engellenmek suretiyle tutanak düzenlendiği görülmektedir. Anayasa’nın 23. maddesinde seyahat hürriyetinin, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek amaçlarıyla kanunla sınırlanabileceğinin ifade edilmesi ve bu doğrultuda 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/C maddesi uyarınca kamu düzeni ve güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulacağına ilişkin ciddi belirtilerin bulunduğu hâllerde Vali tarafından sorumluluğu altındaki il sınırları içerisinde yapılacak gösteri ve yürüyüşe ilişkin olarak seyahat hürriyetinin kısıtlayabileceğinin açık olduğu, ancak dava konusu işlem ile alınan tedbirin içeriğine bakıldığında ise Hakkari ilinden Bursa iline bir başka deyişle iller arası seyahati kısıtlayıcı nitelikte tedbirin alındığı anlaşılmaktadır” denildi.

‘Karar hukuka aykırı’

Alınan kararın hukuka uygunluğunun olmadığına dikkat çekilen kararda, “Yürüyüşün yapılacağı Gemlik ilçesinin bağlı bulunduğu il sınırları dahilinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasının ve ihtiyaç duyulduğunda genel asayişi bozan grupların dağıtılmasının Gemlik ilçesinin bağlı bulunduğu İl Valiliğinin (Bursa) görev ve yetkisi içinde olduğu dikkate alındığında, Bursa İli Gemlik ilçesinde yapılacak gösteri ve yürüyüşe ilişkin olarak Hakkari Valiliği’nce seyahat hürriyetini kısıtlayıcı mahiyette tesis edilen işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir” diye belirtildi.

WAN

#Mahkeme #Gemlik #Yürüyüş #yasağını #hukuksuz #buldu

Uğur: Tecridin amacı irade kırmak

İmralı cezaevinde başlatılan ve yaygınlaştırılan tecridi değerlendiren TTB üyesi Uğurlu, tecrit politikasının temel amacının tutukluların dirençlerini kırmak olduğunu söyledi

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile İmralı’da bulunan diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’a dönük haber alınamama hali ise 27’nci ayında devam ediyor. İmralı’da başlayan bu “özel” tecrit konsepti, Kurdistan ve Türkiye cezaevlerine de sirayet ediyor. Cezaevlerindeki tecrit, infaz yakma, hasta tutsakların tedavi edilmemesi, tutsakların ölüme terk edilmesi gibi birçok politika ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Tecrit koşulları ile tutsakların yaşam ve iletişim haklarının engellenmesi özellikle hasta tutsaklar için yaşamı daha da zorlaştırırken, günden güne artan hak ihlalleri ağırlıklı olarak siyasi tutsaklar üzerinde sürdürülmeye devam ediyor.

Tecrit ve şüpheli ölümler

Hasta ve ağır hasta tutsakların durumunun her geçen gün daha da kötüleştiği son yıllarda, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “Cezaevinde kalabilir” raporları ile tutsaklar adeta ölüme terk ediliyor. Yine giderek ağırlaşan tecrit ve infaz yakma uygulamaları devam ederken, tecrit politikası ile birlikte binlerce tutsak işkenceye, şiddete ve birçok baskıya maruz bırakılıyor. Bu uygulamaların bir diğer boyutu da tutsakların “şüpheli” bir şekilde yaşamını yitirmesi. İşkence ve şiddete maruz bırakılan tutsakların son yıllarda cezaevlerinde “şüpheli” bir şekilde hayatını kaybetmesi ve bu duruma dair birçok girişimde bulunulmasına rağmen bu politikalar hala sürmeye devam ediyor.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yürütme Kurulu üyesi Dr. Ayşe Uğurlu, cezaevlerindeki ağır tecrit politikaları ile infaz yakmalara ilişkin JINNEWS’ten Elfazi Toral’a değerlendirmelerde bulundu.

Ağır hasta tutuklular

Türkiye cezaevlerinde en büyük sorunun tecrit olduğunun altını çizen Uğurlu, tecrit politikasının temel amacının tutukluların dirençlerini kırmak olduğunu söyledi. Ağır hasta tutukluların sağlık raporlarında ‘cezaevlerinde yaşamlarını idame edemeyeceklerine’ dair bir sonuç yazılmasına rağmen mahkeme tarafından Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini hatırlatan Uğurlu, “Ağır hasta tutsaklar çok uzak illerden başka bir kente gönderiliyor. Bu da o hasta için çok ağır bir durum oluyor. Kronik rahatsızlığı olan hasta tutsaklar ring araçları ile kötü koşullarda oraya gidip gelmek zorunda kalıyor. Hakikaten vicdani olarak da doğru değil. Ve sağlık açısından da çok tehlikeli bir durum. Son süreçlerde cezaevlerinde tutsaklar tahliye edildikten çok kısa bir süre sonra yaşamlarını kaybediyor” dedi.

Duyarlılığı arttırma çağrısı

Tutukluların infazlarının yakılmaması ve sağlık hakkına erişmesi gerektiğinin altını çizen, Uğurlu, “Hepimiz bunun bir şekilde politik olduğunu biliyoruz. Hak ve meslek örgütleri olarak bizim esas amacımız insanların ‘cezalarını’ en insani koşullarda çekmeleridir. Özellikle infaz yakmalara karşı TTB olarak birçok açıklama yaptık. Bizler, bu infaz yakmaların doğru olmadığını düşünüyoruz. İnsan haklarıyla ilgili TTB olarak bizlere gelen mektuplarla öğrendiklerimiz tecrit, sağlığa erişim ve birçok fiziksel şiddetin belirlemesiyle ilgili çalışıyoruz. Cezaevlerinde yaşananlar toplumu da dizayn etme uygulamalarından biri. Çok katmanlı bir mesele var burada. Mümkün olduğunca bu konuda duyarlılığı arttırarak bir yerlere ulaşabiliriz” ifadeleriyle hak savunucularına duyarlılık çağrısında bulundu.

Yeni cezaevleri

Son yıllarda çok sık yeni cezaevleri açıldığına dikkat çeken Uğurlu, son olarak şunları dile getirdi: “Türkiye sürekli cezaevi açılan bir ülke ve sürekli yeni cezaevi tipleriyle açılan durum söz konusu. Dolayısıyla bu hem sistemle alakalı hem de politik iklimle alakalı bir şey. Şu anki durumla alakalı sadece duyarlılığı arttırmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok. Cezaevlerinde herhangi bir iyileşme süreci yok. Bu da bir baskı unsuru olarak kullanılmak isteniyor. Tutsaklar sürekli ve uzun süreli bir şekilde kapalı bir ortamda bulunursa intihara sürüklenme durumu da ortaya çıkıyor. Çok yoğun baskılar varsa bunlar gün yüzüne çıkmalı. Bu açıdan bize de gelen bilgiler açısından çok sayıda kişi cezaevlerinde yaşamını kaybediyor.”

İSTANBUL

#Uğur #Tecridin #amacı #irade #kırmak

Şenyaşar ailesi: Yeni kabine adaletten özür dileyerek işe başlamalı

Adalet Nöbeti’ni sürdüren Şenyaşar ailesi sanal medya hesaplarından ‘Suçsuz yere tutuklu bulunan binlerce insan’ var diyerek  yeni kabinenin adaletten özür dileyerek işe başlaması gerektiğini belirtti

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili olan İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 810’uncu gününde.

Aile hafta sonu olmasından kaynaklı nöbeti Pirsûs’ta bulunan evlerinde sürdürdü.

Aile sanal medya hesabından, “Yeni kabine adaletten özür dileyerek işe başlamalıdır. Suçsuz yere tutuklu bulunan binlerce insanı, gün ışığına çıkartarak yola devam edebilir. Bu, ülkeyi hukuk devleti olma yolunda büyük bir adım olur. 810. günde #adaletiçin mücadeleye devam…” mesajını paylaştı.

RİHA

#Şenyaşar #ailesi #Yeni #kabine #adaletten #özür #dileyerek #işe #başlamalı

Kürkçü: İktidar ‘Sizi vuranları biz kardeş yaptık’ mesajı verdi

İktidarın, Hür Dava Partisi’ni Meclis’e alarak Kürtlere, ‘Sizi vuranları biz kardeş yaptık’ mesajı vermeye çalışacağını da belirten HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, ‘Hür Dava Partisi’ni devlet eliyle sivriltecekler, sonuç alamayacaklar’ dedi

14 Mayıs Genel Seçimlerinde iktidarın oluşturduğu Cumhur İttifakı listelerinden Meclis’e giren Hür Dava Partisi’ne yönelik tartışmalar sürüyor. 90’lı yıllardan günümüze kadar adı birçok faili meçhul cinayet ve katliamla anılan Hizbullah içinde yer alan birçok ismin de üyesi olduğu Hür Dava Partisi’ne ilişkin konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, partinin Meclis’e girme amacına, AKP’nin bu ittifaktaki çıkarının ne olduğuna ve Meclis’te olmasının nelere yol açacağına dair  Mezopotamya Ajansı’ndan Rukiye Adıgüzel’e değerlendirmelerde bulundu.

 ‘Hür Dava Partisi kitlesel güce ulaşamadı’

Hür Dava Partisi’nin kendisini, “Şîa eksenli siyasal-İslamcı” mücadelenin bir parçası olarak tanımladığını kaydeden Kürkçü, İran yanlısı olduklarına dair kavrayışın bundan kaynaklı olduğunu belirtti. İran’ı yöneten dinsel ve felsefi genel perspektifin “Şîa” düşüncesi olduğunu söyleyen Kürkçü, Türkiye’de Şîa’nın temelinin İran’daki kadar güçlü olmamasından kaynaklı Hüda Partisi’nin kitlesel bir güce ulaşamadığını belirtti.

‘Hizbullah Kürt yurtseverlerini öldürmek için seferber edildi’

“HÜDA PAR’ı oluşturan kadrolar, kirli savaş döneminde bölgedeki askerin hoşgörüsü ve işbirliğiyle, Kürt yurtseverlerin öldürülerek ortadan kaldırılmaları için seferber edilmiş olan Hizbullah örgütünün içinden geliyor” hatırlatmasında bulunan Kürkçü, bu partinin “tarihsel” fonksiyonun Kürt yurtseverliğine ve devrimciliğine karşı savaşmak olduğunu belirtti. Bu savaşların devlet himayesinde gerçekleştirildiğini belirten Kürkçü, “Sizin meslektaşlarınız 20-30 yıl önce enselerine sıkılan birer kurşunla hayatlarına son verildi. Yürütülen bu saldırılar Hür Dava Partililerin sırtından yürütüldü. Şimdi bundan mesul olmadıklarını söylüyorlar ama biz laf yarıştırmıyoruz, hakikatten bahsediyoruz. Bu miras orada, durduğu yerde durmaya devam ediyor. Geçmişte bu durum mahkum edilmediği için ‘el yıkanmış’ olmuyor” ifadelerini kullandı.

‘Devlet nezdinde meşruiyet kazandı’

Devletin bir kere daha hizbul-kontra deneyimini başka koşullarda ve ilişkiler çerçevesinde değerlendirmeye aldığını belirten Kürkçü, bu sefer ağırlık merkezinde silahlı şiddetin değil, siyasi şiddetin olabileceğini söyledi. Hür Dava Partisi’nin devletin rol ve gücünün işleyişine entegre edildiğini ve devlet nezdinde “meşruiyet” kazandığını sözlerine ekleyen Kürkçü, “İster istemez bizi bir kere daha kirli savaş günlerine taşıyor” dedi.

‘HÜDA PAR sisteme dahil edildi’

Ertuğrul Kürkçü, Hür Dava Partisi’nin, bugün iktidardan farklı bir dil kullanarak Kürtlerin hakları ve talepleri noktasında olumlu söylemlerde bulunmasındaki amaca dair şunları söyledi : “Bunu tanrısal güçlere, İslami eğilimlere, geleneğe ve muhafazakarlığa bağlayarak kurguluyor. Erdoğan’ın HÜDA PAR’ı seçerken ya da kendisine yol gösteren devlet projesini ittifaka sokarken aklında tuttuğu en önemli nokta budur; Kürtlere sağcı, muhafazakar ve devlete yakın bir seçenek daha olduğunu ve bunun devlet desteğine sahip olduğunu söylemek, göstermek. Devletle çatışmak yerine, barışmak, devlete karşı çıkmak yerine gösterdiği yola girmek konusunda bir örnek oluşturulması seçeneğiyle HÜDA PAR’ın sisteme dahil edildiğini söyleyebilirim. Onların geçmişteki kirli savaşla edindikleri rol ve deneyimlerin, bugün onları tamamen inkar etmeksizin, yeni dönem ihtiyaçları çerçevesinde devletin elinde yurtsever harekete karşı bir odak olarak sivriltileceklerini söyleyebiliriz. Ancak yurtsever, demokratik çözüme karşı muhafazakar, İslami ve devletçi bir Kürt çözümünün olabileceğine Kürtleri ikna etmek beyhude bir çaba.”

‘Kürt halkına karşı sonuç alamayacaklar’

Hizbullah’ın geçmişte askerin sınırsız desteğine ve “devletin engin müsemmasına” sahip olmasına rağmen içine çöken bir örgüt olduğunu dile getiren Kürkçü, bugünkü bu yapının yurtsever Kürt halkına karşı sonuç alamayacağını belirtti. Kürkçü, “Bunlar yurtsever hareketin en zayıf döneminde sonuç almamışken, bugün 5 kıtada örgütlenmiş, bir dünya gücü haline gelmiş, Kurdistan’ın tüm parçalarına serpilmiş, güç kazanmış, meşruiyetini uluslararası alanda kabul ettirmiş bir güç karşısında başarı şanslarının olduğunu görmüyorum. Ama can acıtır mı, insanları meşgul eder mi, zamanı ve imkanlarını alır ve bunları heder eder mi? Evet, bunlara yol açabilir. Burada bir Kürt halkını gereksiz bir mesaiyle meşgul edecektir” şeklinde konuştu.

‘Sizi vuranları biz kardeş yaptık’ mesajı

İktidarın, Hür Dava Partisi’ni Meclis’e alarak Kürtlere, “Sizi vuranları biz kardeş yaptık” mesajı vermeye çalışacağını da belirten Kürkçü, bu partinin Meclis’te olmasının Kürt halkı nezdinde hiçbir öneminin olmadığını vurgulayarak, “Fakat gündelik hayat, gösteriş, caf caf, çakarlı arabalarıyla emniyet eskortluğunda köylere gitmeler falan… Bunlarla göz boyanmaya çalışılacak. Öyle olsaydı Erdoğan Kurdistan’da bir numara olurdu ama olmuyor işte” ifadelerinde bulundu.

Kürkçü son olarak, bundan sonraki süreçte nelerin yapılabileceğine ilişkin ise, “Yapacağımız en önemli şey, hem HÜDA PAR’la hem devletle hem de siyasetle ilgili hakikatleri konuşmak, bunları sergilemek olmalı. Eğer bu elverişli gerekçeler varsa, bunları ortadan kaldırmaya çalışmak ve bu zeminleri gidermek gerekiyor. Açık fikirlere gerçeklere dayanarak ve tarihi haklılığı göz önüne çıkartacak şekilde, Kürt halkını HÜDA PAR’ın Erdoğan rejiminin bir eklentisi olmasının manasını düşünmeye davet edeceğiz” dedi.

İSTANBUL

 

#Kürkçü #İktidar #Sizi #vuranları #biz #kardeş #yaptık #mesajı #verdi

Zindani: Öcalan’ın özgürlüğü birçok yönüyle etki yaratır

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride tepki gösteren Kürdistan Komünist Partisi Süleymaniye Merkezi Başkanı Osman Zindani, ‘Kuşkusuz, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü pek çok yönüyle etkili olacaktır’ dedi

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan, 24 yıldır ağır tecrit koşullarında tutuluyor. Abdullah Öcalan ile İmralı’da bulunan diğer tutuklular Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’a dönük haber alınamama hali iki yılı aştı. Aile ve avukatların Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptıkları tüm görüşme başvuruları ise “disiplin” gerekçeleriyle reddediliyor. Son olarak PKK Lideri Öcalan, Konar, Yıldırım ve Aktaş’a 15 Mart’ta 3 aylık yeni bir aile görüş yasağının; 26 Nisan’da ise 6 aylık avukat görüş yasağının verildiği ortaya çıktı. Asrın Hukuk Bürosu, aile ve avukat görüş engelinin yanı sıra telefon, faks ve mektup gibi her türlü iletişim hakları engellenen Abdullah Öcalan ile İmralı’da bulunan diğer tutuklular Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’a dönük tecrit haline karşı 9 Mayıs’ta Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’ne (CPT) başvurdu.

Mücadele ruhunu yükseltir

Kürdistan Komünist Partisi Süleymaniye Merkezi Başkanı Osman Zindani, Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış mutlak tecride ilişkin Rojnews’e konuştu. Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün başta barış olmak üzere birçok yönden etki yaratacağını belirten Zindani, “Abdullah Öcalan’ın tutuklanması, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Türkiye’deki siyasi özgürlüklerin açık bir ihlalidir. Maalesef, uluslararası kamuoyunun bu konuda sessizliğini koruyor. Kuşkusuz, Önder Öcalan’ın fiziki özgürlüğü pek çok yönüyle etkili olacaktır. En başta barış sürecinin ilerlemesine neden olacaktır. Aynı zamanda devrim ve ulusal mücadeleyi de etkileyerek bir kez daha ulusal mücadele ruhunu yükseltecektir” dedi.

Son 10 yılda Erdoğan hükümetinin sadece Kürt halkının değil, diğer halkların ve solcu siyasetçilerin de sorunlarını geçmiş pratiklerinden yola çıkarak barış ve diyalog yoluyla çözemediğinin altını çizen Zindani, “Erdoğan hükümeti Güney Kürdistan’a bile müdahale ediyor. Dolayısıyla Önderliğin varlığı ve devrimin devamı mutlaka Türkiye’yi de etkileyecektir. Komünist Parti, Türkiye ve bölgedeki Kürt sorununun barış yoluyla çözülmesi gerektiğini daha önce vurgulamıştı. Bu, barış da aynı zamanda Abdullah Öcalan’ın ve Kürt siyasi tutsakların serbest bırakılması anlamına geliyor. On binlerce insan şu anda Türkiye hapishanelerinde. Belediye başkanlarından aktivistlere, sanatçılara ve kendini insan hakları savunucusu olarak gören dünya devletlerinin bu devletin yaklaşımına karşı tavır almaları gerekir” diye konuştu.

Ekonomik çıkarlar

Zindani, Kapitalist devletlerin siyasi ve ekonomik çıkarlarının Kürdistan’ın her dört parçasında Kürt halkına karşı işlenen suçları görmezden gelmelerine neden olduğunu ifade ederek, “Kapitalist devletlerde Kürtlere yönelik komplolarda yer almıştır ve Abdullah Öcalan’ın tutuklanması da Uluslararası komplolardan biridir” şeklinde konuştu.

SÜLEYMANİYE

#Zindani #Öcalanın #özgürlüğü #birçok #yönüyle #etki #yaratır

MKE roket fabrikasında patlama: Ölü ve yaralılar var

Ankara MKE Barutsan fabrikasında patlama meydana geldi. Patlama sonrası yangın çıkarken 5 işçinin enkaz altında olduğu beliritiliyor

Ankara’nın Elmadağ ilçesindeki MKE Barutsan Roket ve Patlayıcı Fabrikası’nda sabah saatlerinde patlama sesi duyuldu ve ardından dumanlar yükseldi.

Bunun üzerine itfaiye ekipleri ve ambulanslar olay yerine yönlendirildi.

Fabrikada yaralananlar olduğu öğrenildi. Bazı yaralıların durumlarının ağır olduğu iddia ediliyor. Enkaz altında kalan 5 kişiyi kurtarma çalışmaları sürüyor.

Ankara’nın Elmadağ ilçesindeki MKE Barutsan Roket ve Patlayıcı Fabrikası’nda sabah saatlerinde patlama sesi duyuldu ve ardından dumanlar yükseldi.

Bunun üzerine itfaiye ekipleri ve ambulanslar olay yerine yönlendirildi.

Ayrıntılar geliyor..

 

 

#MKE #roket #fabrikasında #patlama #Ölü #yaralılar #var

AKP’li eski bakan Kılıç partisinden istifa etti

Eski Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç AKP’den istifa ettiğini açıkladı

Eski Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, AKP’den istifa ettiğini açıkladı.

İstifasını sanal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyuran Kılıç, “AKP üyeliğimi 3 Haziran 2023’te sonlandırdım. 8 yıllık aranın ardından, ilkelerim ve istikametime uygun bir zeminde yerli ve milli siyasete katkı sağlamaya, ülkem ve milletim için çalışmaya devam edeceğim” dedi.

ANKARA

#AKPli #eski #bakan #Kılıç #partisinden #istifa #etti