Ana Sayfa Blog Sayfa 323

‘1923 Lozan’ından 2023 Lozan’ına’ konferansı

Lozan Anlaşması’nın yüzüncü yıldönümü nedeniyle İsviçre’nin Lozan kentinde yapılan konferansa konuşan akademisyen, hukukçu ve tarihçiler, anlaşmanın bölge halkları üzerindeki yıkıcı etkileri ve sonuçlarını tartıştı

Lozan Belediyesi, İsmet Şeref Vanlı, Paris Kürt Enstitüsü ve İsviçre-Ermenistan Derneği tarafından “1923 Lozan’ından 2023 Lozan’ına” isimli konferans düzenlendi. İsviçre’nin Lozan kentinde düzenlenen konferansa “Türk hukukunda Azınlıklar ve Milliyetçilik” kitabının yazarı ve hukukçu Derya Bayir, Paris Sosyal Bilimler Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Hamit Bozarslan, Tarihçi Hans-Lukas Kieser, Oberlin Üniversitesi Öğretim Üyesi Leonard V. Smith katıldı.

Açılış konuşmasın yapan İsmet Şerif Vanlı Vakfı Başkanı İhsan Kurt, Lozan anlaşmasının ardından yüzyıl geçmesine rağmen yol açtığı yaraların taze olduğunu söyledi. Kurt, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler başta olmak üzere dini ve etnik azınlıkların haklarının sistematik biçimde ihlal edildiğine dikkati çekti. Konferansta söz alan Grégoire Junod, kentin kozmopolit yapısına dikkati çekti. Paris Kürt Enstitüsü başkanı Kendal Nezan da açılış konuşmasında, Lozan’ın başta Kürtler olmak üzere Ortadoğu halkları tarafından en çok bilinen kentlerin başında geldiğini belirterek bunun nedenin Lozan’ın “ölümcül bir tarihi” hatırlatmasından kaynaklandığını aktardı.

Hamit Bozarslan, Lozan anlaşmasına giderken Osmanlı imparatorluğunun içinde bulunduğu koşulları anlattı. Osmanlı imparatorluğunun zaten Lozan’dan önce artık var olmadığını ifade eden Bozarslan, Abdülhamid sürecinde uygulanan politikalara dikkati çekerek, ittihatçıların bu politikaları başka bir biçimde devam ettirdiğini ve ittihatçı zihniyetin de aslında Kemalizm’le ortadan kalkmadığını sadece farklı formda bu ideolojinin kendini sürdürdüğünü söyledi.

‘Tek bir kriter uygulandı’

Derya Bayır da sunumunda Lozan anlaşmasının maddelerini ve bu maddelerde azınlıklara veya yeni kurulan devlettin vatandaşlarına tanınan haklara değindi. Bayır, bilinenin aksine aslında Lozan’da sadece dini azınlıkların değil ülkenin bütün yurttaşlarına kendi kültürlerini ve dillerini tanıma hakkının olduğunu ama bunu uygulanmadığını söyledi.
Oberlin Üniversitesi Öğretim Görevlisi Leonard V. Smith ise konuşmasında Yunanistan ve Türkiye arasındaki nüfus değişimim ve bunun yarattığı sonuçlar üzerine bir sunum yaptı. Smith, nüfus değişiminde tek bir kriterin uygulandığını ve bunun da din kriteri olduğunu,Türklerin Müslüman ve Hristiyanların ise Yunan olarak tanımlandığını ifade etti. Lozan’ın aynı zamanda uluslararası sınırlar üzerinden halkların kaderlerinin ve ilişkilerin yeniden organize edilmesi meselesi olduğunu belirtti.

‘Binlerce Ermeni çocuk asimile edildi’

Konferansın ikinci oturumunda ise Sarbon Üniversitesi’nden Reymond Kevorkian katliamdan kurtulan Ermeni kadın ve çocukların büyük bir kısmının Türkleştirildiğini, bir kısmının da Kürtlerin yanında ve yurtlarında Kürtleştiğini söyledi. Kevorkian 1920’li yıllarda İngilizlerin baskısı ile katliamdan kurtulanların kendi yurtlarına dönüşü için düzenlemelerin yapılması yönünde baskı yapılsa da bunun çok karmaşık bir mesele olduğunu ve çok sonuç alıcı olamadığını söyledi. Soykırım ile yüzleşme konusunda da Cumhuriyetin ilk yıllarda sadece belli başlı kadroları hedef alan yargılamalar olsa da aslında bu konuda rejimin hiçbir şekilde kendin aklama amacı güttüğünü belirtti.

‘Asurilerden kimse bahsetmiyor bile’

Joseph Yacoub ise Asurilerin konuyla ilgili yapılan bütün tartışmalarda dile bile getirilmediğini söyledi. Yapılan Süryani katliamlarına vurgu yapan Yacoub, Süryani ve diğer azınlıkların kendi kültürleri ile yaşama hakkındaki taleplerinin diğer ülkelerin temsilcileri tarafından da sıklıkla dile getirildiğini, ama Türkiye’nin konferansta buna karşı direndiğini hatırlattı. Yacoub, kültürel ve politik hakların tanınmaması konusunda bu direncin günümüzde de devam ettiğini söyledi.

‘Kürçe halen bilinmeyen dil’

Baskın Oran konuşmasında Lozan Anlaşması’nda azınlık haklarının nasıl yer aldığına dair bir sunum yaptı. Anlaşmanın sadece 8 ülke tarafından imzalandığını ve günümüze kadar devam eden az sayıdaki anlaşmalardan olduğunu ifade eden Oran, anlaşmanın sadece dini azınlıkları kapsamadığını ve aslında aralarında dil ve kültürel gruplarında olduğu “bütün vatandaşların” haklarının prensipte koruma aldığını kaydetti. Oran, “Fakat en basitinden günümüzde hala Kürtçe tutanaklara ‘bilinmeyen bir dil’ olarak geçiyor” dedi. Oran, özellikle 37 ve 39. Maddelerdeki ifadelerin Türkiye’deki farklı dini ve etnik grupların haklarına dair vurguların bulundurduğunu fakat bunların çok da uygulanmadığını söyledi.

Feminist perspektifle Lozan’

Konferansın ikinci oturumunda Paris Politik Bilimler üniversitesi öğretim görevlisi Nazand Begikhani feminist bir perspektiften Lozan anlaşmasının sonuçları üzerine bir konuşma yaptı. Şiddet meselesi üzerine yoğunlaşan Begikhani, “kurban” ve “uygulayan” diye ikili bir mantığın sorunlu bir mantık olduğunu söyledi. İkili mantığın birçok konuda mevcut olduğunu kaydederek, bu ikili mantığın şiddeti sürekli yeniden ürettiğini kaydetti. Kürt savaşçıların dünya basınında ve kamuoyunda yer alma biçimine de değinen Begikhani, Kürt kadınlarının kahraman savaşçılar olduğuna dikkati çekti.

Türkiye’nin Suriye işgali

Neuchatel Üniversitesi Öğretim Görevlisi Jordi Tejel Gorgas, Suriye Kürtleri üzerinden Lozan Anlaşması’nın sonuçlarını inceledi. Ankara anlaşması tarafından geçici olarak belirlenen sınırların daha sonra Lozan’la kalıcı hale geldiğini söyleyen Gorgas, bu sınırın ayrıştırma olarak değil ama aynı zamanda iliklerin yeniden kurulması olarak da okunabileceğini söyledi. Lozan anlamasının aslında Suriye’de bir “Kürt sorunu” yarattığını kaydeden Gorgas, Türkiye’nin özellikle sınır bölgelerinde kurduğu güvenlik sistemi ve aynı zamanda bununla beraber Suriye içinde de kurdukları bir kontrol ve izleme mekanizmalarına dikkati çekti. Gorgas, ayrıca sınırdaki mayınların ve güvenlik mekanizmasının aslında iki bölgedeki Kürtler arasındaki ilişkileri engellemek olduğunu söyledi. Gorgas, Türkiye’nin 2013 tarihinden itibaren 1920’li yılların politikalarına geri döndüğünü belirterek, Türkiye’nin İslami ve cihatçı gruplarla beraber Suriye’deki işgalinin de bu bağlamda değerlendirilebileceğini söyledi. Gorgas, ayrıca yakın zamanda Suriye ve Türkiye arasında Kürt sorunu üzerinden bir yakınlaşmanın oluşabileceğini de sözlerine ekledi.

Ulus inşaası

Konferansa online katılan Mesut Yeğen ise ulus inşası ve/veya ulusun yok edilmesi bağlamında Lozan anlaşmasının sonuçlarını ve etkilerini ele aldı. Asimilasyon ve Türkleştirme politikalarının mekânsal ve sosyal boyutlarına değinen Yeğen, köy ve yerleşim yerlerinin değiştirilmesi ve aynı zamanda Kürtçe’nin yasaklanmasını ve sert ve baskıcı bir asimilasyon politikasının uygulandığını söyledi. Bu konuda Dersim örneğini veren Yeğen, yaşanan mekânsal katliamın yanı sıra binlerce insanın katledildiğini söyledi.

Konferansın son oturumunda da Yeşiller Federal Milletvekili Sibel Arslan, Sosyalist Parti Federal Milletvekili Mustafa Atici, Diyarbakır Eski Belediye Başkanı Osman Baydemir, Eski Federal Milletvekili Laurence Fehlmann Rielle, Fransız Senatör Rémi Féraud, Eski ABD Büyükelçisi Peter Galbraith, Paris Kürt Enstitsü başkanı Kendal Nezan’ın moderatörlüğünde Lozan anlaşmasının güncellenmesinin mümkün olup olmayacağını tartıştı.

HABER MERKEZİ

#Lozanından #Lozanına #konferansı

Bazid’te aşırı yağış sele neden oldu

Bazid’te aşırı yağış sele neden olurken çok sayıda evde maddi hasar meydana geldi

Agirî’nin Bazid (Doğubayazıt) ilçesinde aşırı yağış sele neden oldu. İlçede İshakpaşa, Yeni ve Hürriyet mahallerinde birçok ev sel suları altında kaldı. Selden etkilenen birçok evin bahçe duvarları ise yıkıldı. Yurttaşlar sell sularını kovalarla evlerden tahliye etmek zorunda kaldı.

HABER MERKEZİ

#Bazidte #aşırı #yağış #sele #neden #oldu

ODTÜ Onur Komitesi: LGBTİ+ fobik politikalara karşı alanları terk etmeyeceğiz

Onur Yürüyüşü’nde 15 kişinin darp edilerek gözaltına alınmasını protesto eden ODTÜ Onur Komitesi, ‘Homofobiye, transfobiye ve şiddete karşı aynı irade ve kararlılıkla mücadele edeceğiz’ dedi

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Onur Haftası Komitesi, ODTÜ’de dün yapılan Onur Yürüyüşü’nde polis şiddeti ve gözaltılara ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube’de basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya, İHD Ankara Şube yöneticileri, 17 Mayıs Derneği, Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (KAOS GL), Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği, Pembe Hayat ve Ünikuir Dernekleri temsilcileri katıldı.

Açıklamada konuşan İHD Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi ve ODTÜ Onur Yürüyüşü Komite Üyesi Tunahan Gözlügöl, baskılara karşı açıklama yapmak istediklerini belirterek, “Bizler haklarımızdan mahrum bırakılarak gözaltına alındık, şiddet gördük. Yasaklama adı altında manipülatif söylemler ile karşılaşıldı. Bu yürüyüşün meşru bir yürüyüş olduğunu biliyoruz. Bu gözaltı işleminin tamamen hukuksuz ve politik bir anlamı var. Biz yürüyüşü gerçekleştirip basın açıklamasını da yaptık ve dağıldık. Dağılmamıza rağmen taksi beklerken gözaltına alındık. Çok ciddi bir işkenceye, yakın mesafeden biber gazına maruz kaldık. Küçük araçlarda birçok kişi konulmaya çalışıldık. Cumartesi anneleri de yine aynı pratikle gözaltına alındı” dedi.

‘Kampus ablukaya alndı’

ODTÜ Onur Yürüyüşü Komite Üyesi Ilgaz Kekeç, AKP-MHP iktidarının LGBTİ+ politikaları sonucunda yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başladı.

AKP desteği ile Meclis’e giren Yeniden Refah ve Hür Dava Partisi gibi İslamcı, kadın düşmanı ve LGBTİ+ fobik partilerin politikalarına karşı alanları terk etmeyeceklerini vurgulayan Kekeç, “Dün düzenlediğimiz ODTÜ Onur Yürüyüşü’müze dair kayyum rektör Verşan Kök tarafından atılan e-posta ve polise yaptığı çağrı ile ODTÜ kampüsü adeta Ankara Emniyeti’nin işgaline uğramıştır. ODTÜ Kayyum rektörlüğü ve İç Hizmetler’in işkenceci polislerle işbirliği ve arkadaşlarımızı hedef göstermesiyle arkadaşlarımız işkenceye uğramıştır. Polis ‘rektörünüz çağırdıysa ben de gelirim’ diyerek Kayyum Verşan Kök’ün bizi açıkça hedef gösterdiğini ortaya koymuştur. Yürüyüşün başlamasına 45 dakika kala ODTÜ Kütüphanesi önündeki alana Mukadder Kardiyen’in öncülük ettiği onlarca sivil polis ve yüzlerce çevik kuvvet polis ile adeta baskın gerçekleştiriyormuş gibi saldırıda bulunuldu. Tehditlere karşı çıkan öğrenciler darp edilerek yaka paça gözaltına alındı” diye konuştu.

‘Yaralananlar oldu’

Onur Yürüyüşü’nün sona ermesinin ardından alandan çıkan LGBTİ+’ların hedef gösterilerek gözaltına alındıklarını belirten Kekeç, şunları kaydetti: “İşkence gören bazı arkadaşlarımız kafa travması geçirirken, bazı arkadaşlarımız da fiziken yaralandılar. Son ifadeler ve sevklerin tamamlanmasının ardından gece 02.30 sularında arkadaşlarımız hastaneden serbest bırakıldı. Yaşamın her alanında varlığımızı sürdürmekte, direnmekte ve başkaldırmakta ısrarcıyız. Homofobiye, transfobiye ve şiddete karşı aynı irade ve kararlılıkla mücadele edeceğiz.”

HABER MERKEZİ

#ODTÜ #Onur #Komitesi #LGBTİ #fobik #politikalara #karşı #alanları #terk #etmeyeceğiz

Cîzir’de gözaltı sayısı 15’e yükseldi

Cîzir ilçesinde iki gündür devam eden ev baskınlarında gözaltı sayısı 15’e yükseldi

Şirnex’ın (Şırnak) Cizîr (Cizre) ilçesinde dün ve bugün özel hareket polisleri tarafından birçok eve baskın düzenlendi.

Baskınlarda, Abidin Küçük, İbrahim Şahna, Remzi Dadak, Nasır Şahna, Bezrihan Dadak, Salih Bekiroğlu, Sinan Dalmış, Mehmet Çağdavul, Metin Ecevit, Rıdvan Şahna, Serkan Çağlı, Ruken Acet, Melike Duran, Muhlis Dalmış ve Hasan Dadak gözaltına alındı.

Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen 15 kişinin, İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğu öğrenildi.

ŞIRNEX

#Cîzirde #gözaltı #sayısı #15e #yükseldi

Panos’ta protesto: Taşeron şirketin sorumluluğu belediyeye yükleniyor

Panos Belediye eşbaşkanlarının gözaltına alınmasına tepki gösteren HDP Panos İlçe Eşbaşkanı Rıfat Bedir, ‘Belediyedeki taşeron şirketin sorumluluklarının belediye eşbaşkanlarına yüklenmesi hukuki değildir’ dedi

Agirî’nin Panos (Patnos) Belediye Eşbaşkanları Müşerref Geçer ve Emrah Kılıç ile belediyenin İnsan Kaynakları Müdürü Uğur Laçin’in dgözaltına alınmasına ilişkin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Panos İlçe Örgütü binası önünde açıklama yapıldı.

Gözaltılar serbest bırakılsın

Yapılan açıklamada konuşan HDP Panos İlçe Eşbaşkanı Rıfat Bedir, “Belediyedeki taşeron şirketinin sorumluluklarının belediye eşbaşkanlarına yüklenmesi hukuki değildir. Belediye eşbaşkanlarımız gözaltına alınmadan da ifadeleri alınabilirdi. Bu durum ahlaki ve hukuki değildir. Demokrasi ve hukuk talebimizi her zaman haykırmaya devam edeceğiz. Eşbaşkanlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

Öte yandan iki gündür gözaltında tutulan eşbaşkanların Pazartesi günü savcılığa çıkarılması bekleniyor.

AGIRÎ

#Panosta #protesto #Taşeron #şirketin #sorumluluğu #belediyeye #yükleniyor

Düşen uçaktan sağ kurtulan çocuklar meyve yiyerek hayata kaldılar

Kolombiya’da mayıs ayı başında Amazon Ormanları’na düşen tek motorlu uçaktaki dört çocuk 40 gün sonra sağ bulundular

Kolombiya’da mayıs ayı başında Amazon Ormanları’na düşen tek motorlu uçaktaki dört çocuk sağ bulundu. Aralarında 11 aylık bebeğin de olduğu 4 kardeşin beş hafta boyunca meyve yiyerek hayatta kaldığı söylendi.

7 yolcusu ile 1 Mayıs’ta ülkenin güneyindeki Amazon bölgesine düşen Cessna 206 tip uçakta, pilot ve çocukların annesi Magdalena Mucutuy da dahil olmak üzere üç yetişkinin cansız bedenlerine ulaşılmış, 13, 9, 4 yaşındaki çocuklarla 11 aylık küçük kardeşleri için ise arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği bildirilmişti.

‘Tüm ülke için bir sevinç’

40 gün sonra mucize haber ülkede büyük sevinç yaratırken, Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro da resmi Twitter hesabındanyaptığı paylaşımda, “Tüm ülke için bir sevinç. Kolombiya ormanlarında 40 gün önce kaybolan dört çocuk sağ bulundu” ifadelerini kullandı.

Barınak yapıp, meyve yemişler

Kolombiya ordusu ve hava kuvvetlerine ait uçak ve helikopterlerin destek verdiği arama kurtarma çalışmalarında özellikle köpeklerin, çocukların hayatta kalabilmek için yedikleri meyvelerin kabuklarını takip ettiği ve ağaç yapraklarından yapılmış barınakların izinin sürüldüğü aktarıldı.

Üç kız ve bir erkek çocuğun büyükbabası Narcizo Mucutuy de gazetecilere yaptığı açıklamada “Yari ormanlarında kaybolan torunlarımın dedesi olarak şu anda çok mutluyum” dedi.

Yerli kabileler yardım etmiş olabilir

Öte yandan dört kardeşin bu kadar uzun süre vahşi hayvanların da olduğu bir bölgede tek başlarına nasıl hayatta kalmayı başardıklarına dair herhangi bir ayrıntı verilmedi. Ancak bölgede yaşayan kabilelerin çocuklara yardım etmiş olabileceği düşünülüyor.

DIŞ HABERLER

#Düşen #uçaktan #sağ #kurtulan #çocuklar #meyve #yiyerek #hayata #kaldılar

Suikaste uğrayan Arasan’ın cenazesi Kandil’de defnedilecek

Dün Süleymaniye’de uğradığı silahlı saldırı sonrası tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Hüseyin Arasan’ın cenazesi Kandil’de defnedilecek

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde dün KDP işbirliğiyle Türkiye tarafından kendisine yönelik suikast saldırısı düzenlenen Mezopotamya İşçiler Derneği Üyesi Hüseyin Arasan, bugün sabah 04.30’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti.

Kandil’de defnedilecek

Arasan’ın cenazesi yarın saat 9’da Süleymaniye’de bulunan adli tıp morgundan alınarak City Center arkasındaki Ehmedî Hacî Mehmûd Camii’ne götürülecek ve burada tören düzenlenecek. Arasan’ın cenazesi, akabinde Kandil’de bulunan mezarlıkta defnedilmek üzere yola çıkarılacak.

Suikast için açıklama

Öte yandan Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan habere göre, yaşanan suikaste dair açıklama yapan KCK Dış İlişkiler Komitesi, Kurdistan halkını, Arasan’a güçlü sahip çıkmaya çağırırken, halkı Türkiye ve KDP’ye  karşı tavır almaya çağırdı.

KDP işin içinde

Saldırının KDP işbirliği ile gerçekleştiği vurgulanan açıklamada, ajanlık ve işbirlikçilik sonucu son bir yılda birçok yurtsever ve devrimcinin katledildiği vurgulanarak, “KDP tek tek kişileri MİT’e ajan olarak örgütlediği gibi bazen de aile aile MİT’in hizmetine sokmaktadır” denildi. Birçok saldırının Kerkük’teki Türkmen Cephesi örgütlemesi tarafından yapıldığı belirtilen açıklamada, Kürt partilerine ve Kürt kurumlarına saldırılara karşı tutum çağrısı yapıldı.

HABER MERKEZİ

#Suikaste #uğrayan #Arasanın #cenazesi #Kandilde #defnedilecek

Gar katliamı davasına katılım çağrısı

Ankara Gar katliamında yaşamını yitiren 104 kişi, 92’nci ayında anıldı. Anmada 15 Haziran’da görülecek duruşma için çağrı yapıldı

DAİŞ’in bombalı saldırısı sonucunda 10 Ekim Gar katliamında hayatını kaybeden 104 kişi, Ankara Garı önünde anıldı. 10 Ekim Barış Derneği’nin (10 Ekim-Der) yaptığı açıklamaya, katliamda yaşamını yitiren ve yaralananların yakınları katıldı. Açıklamada, katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yer aldığı pankart açıldı. Katliamın 92’inci ayında yapılan anma, saygı duruşuyla başladı.

Duruşmaya katılım çağrısı

Anmada konuşan 10 Ekim-Der Eş Başkanı Avukat Mehtap Sakinci Coşgun, adalet çağrısını yineledi. Coşgun, adaletin 92 aydır sağlanamadığına dikkat çekerek, 15 Haziran’da Ankara 4’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

Şair Mehmet Bayramkaya, açıklamanın ardından “Yılanlar Güneş Olur” isimli şiirini okudu.

ANKARA

 

#Gar #katliamı #davasına #katılım #çağrısı

Hatay Deprem Dayanışması faturalara karşı eylem yaptı

Hatay Deprem Dayanışması depremzedelere gönderilen faturalara karşı eylem yaptı

Hatay Deprem Dayanışması, elektrik, su, doğalgaz ve internet faturalarına ilişkin Samandağ Abdullah Cömert Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, çok sayıda kişinin yanı sıra Yeşil ve Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları ve SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce de destek verdi.

Açıklama yapan Hatay Deprem Dayanışması üyesi Gizem Güzel, depremden sonra afet bölgesinde faturalar süre belirtilmeden ertelenip depremden önceki borçlar ise kararnameyle silindiğini ancak adlarına ve adreslerine gönderilen toplu faturalarla borçların ertelendiğini gördüklerini kaydetti.

Borçlandırma dursun

Bu faturaları ödemeyeceklerini ilan ettiklerini ifade eden Güzel, “Biz depremden sağ kurtulanlar, devlet tarafından günlerce yalnız bırakıldık, aç susuz dışarıda kaldık, çadır kıyafet ayakkabı bulamadık. Şehrimiz sokaklarımız evlerimiz yok oldu. İşyerlerimiz hastaneler kamu kurumları kullanılamaz duruma geldi. Çadır kentlerin dibine moloz döküldü, asbeste toza boğulduk. İlaçlama yapılmadı, yılanlar fareler ve tür patlaması olan sivrisineklerin içinde kalıyoruz. Yani yaşam durdu ama borçlandırma durdurulmadı!”

Temel ihtiyaçlar karşılanmıyor

Yeşil ve Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları ise, depremin üzerinden aylar geçtiğini, evlerin işyerlerinin nasıl ve ne zaman yapılacağına dair iktidarın bir bilgi vermediğini belirterek, kuru gıda, hijyen, çadır ve konteyner ihtiyacı halen karşılanmamış olan yurttaşlara faturalar kesildiğine dikkat çekti.

HATAY

#Hatay #Deprem #Dayanışması #faturalara #karşı #eylem #yaptı

Hasta tutuklu Poyraz tedavi olmazsa gözlerini kaybedebilir

Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi Sincan Cezaevi’ndeki Erol Balcı’nın sağlık durumuna dikkat çekilirken, İHD İstanbul Şubesi ise Erzurum Cezaevi’nde tutulan ağır hasta Önder Poyraz’ın sağlık durumuna dikkat çekti

Hasta tutukluların sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta birçok kentte yapılan eylemler bu hafta da devam etti. Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 457’inci haftasında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube önünde hasta tutukluların tahliye edilmesi talebiyle açıklama yaptı. Bu haftaki eylemde, Sincan 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan Erol Balcı’nın sağlık durumuna dikkat çekildi.

Birçok hastalığı var

Açıklamayı yapan İHD Ankara Şube Hapishane Komisyonu Üyesi avukat Ümit Can Akbulut, Balcı’nın 2016 yılından 2023 yılı Şubat ayına kadar Silivri 5 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevinde tutulduğuna dikkat çekti. Balcı’nın 28 Şubat 2023’te tahliye olduğunu ancak 2 ay sonra yeniden bir soruşturma kapsamında gözaltına alınarak 3 Mayıs 2023’te tutuklanarak Sincan 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevine götürüldüğüne dikkat çeken Akbulut, “Şu an bulunduğu koşullarda tüm bunları yerine getirme imkanlarından yoksun kalmaktadır ve bir başkasının yardımı olmadan işlerini yapamıyor. Merdiven inip-çıkma, koridorlarda yürüme ve bir yerlere gidip gelirken kaza riski ile karşı karşıyadır” diye konuştu.

Görme kaybıyla karşı karşıya

Görme kaybının yanı sıra, Balcı’nın kolesterol, tansiyon, kan şekeri düşüklüğü, romatizma, boyun düzleşmesi, işitme sorunu gibi hastalıkları da bulunduğunu ifade eden Akbulut, “Tedavileri yapılmazsa özellikle görme noktasında kalıcı olarak görme yetisini kaybedeceği de açıktır” dedi.

İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu da, bu haftaki eylemde, Erzurum Dumlu 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutuklu Önder Poyraz’ın durumuna dikkat çekildi.

Hak ihlalleri arttı

Hasta tutukluların sağlığına erişim haklarının engellendiğini ve bu hak ihlallerinin sona ermesi için tutukluların her kuruma başvurduğunu dile getirine İHD Cezaevi Komisyon üyesi Hatice Onaran, buna rağmen hala hak ihlallerinin giderek artış gösterdiğini belirtti.

Durumu giderek kötüleşiyor

Poyraz’ın sağlık durumunu paylaşan Onaran, Poyraz’ın cezaevinde tek başına yaşamını sürdüremediğini yanı sıra, sağ kolunun felç olduğunu, ağır mide rahatsızlığından dolayı beslenemediğini, tüm bunlardan dolayı da sağlığının giderek kötüleştiğini belirtti.

Yetkililere çağrı

Poyraz’ın pek çok ameliyat geçirdiği ve tedavi gördüğü hastane tarafından “cezaevinde kalamaz” raporu verildiği bilgisini paylaşan Onaran, yetkilileri göreve, kamuoyunu da duyarlığa çağırdı.

HABER MERKEZİ

#Hasta #tutuklu #Poyraz #tedavi #olmazsa #gözlerini #kaybedebilir