Ana Sayfa Blog Sayfa 333

Efrîn’de yüzlerce nar ağacı kesildi

Türkiye ve bağlı paramiliter grupların kontrolündeki Efrîn’de yüzlerce nar ağacı kesildi

Türkiye ve bağlı paramiliter grupların kontrolünde bulunan Kuzey ve Doğu Suriye kenti Efrîn’de, doğaya dönük saldırılar sürüyor. Kentin bir yandan demografisi değiştirilirken,  diğer yandan doğası talan ediliyor.

ANHA‘nın haberine göre, Şêrawa ilçesine bağlı Eyn Dara köyünde El Hemzat Tugayı tarafından 650 nar ağacı kesildi. Ağaçların Gurzêlê köyündeki Mihemed Elî Hemkiro adlı yurttaşa ait olduğu kaydedildi.

DIŞ HABERLER

#Efrînde #yüzlerce #nar #ağacı #kesildi

Yeşil Sol Parti milletvekillerinden gazetecilere ziyaret

Yeşil Sol Parti milletvekilleri Sinan Çiftyürek ve Mehmet Kamaç, Yeni Yaşam Gazetesi, Mezopotamya Ajansı ve JİNNEWS’i ziyaret etti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Wan Milletvekili Sinan Çiftyürek ve Amed Milletvekili Mehmet Kamaç, Ankara’da Yeni Yaşam Gazetesi, Mezopotamya Ajansı (MA) ve JİNNEWS’i ziyaret etti. Ziyarette, gazetecilere yönelik baskılara ilişkin görüş alış verişinde bulunuldu.

ANKARA

#Yeşil #Sol #Parti #milletvekillerinden #gazetecilere #ziyaret

Uzman çavuş şiddetine maruz kalan kadın ağır yaralı bulundu!

Kütahya’da Ayşe Örtmen 5 mayısta kaldığı evde ağır yaralı halde bulundu. Örtmen’in evli olduğu uzman çavuş Faruk Örtmen tarafından sitematik şiddete maruz kaldığı belirtilerken, polislerin olayın yaşandığı evi henüz savcılık incelemesi yapılmadan mühürlediği öğrenildi

Şüpheli ölüm vakaları günden güne artarken 5 Mayıs günü Kütahya’nın Simav ilçesinde Ayşe Örtmen adlı bir kadın evinde şüpheli şekilde ağır yaralı halde bulundu. İntihar ettiği ileri sürülen Ayşe Örtmen kaldırıldığı hastanede tedavi altına alındı.

Evli olduğu uzman çavuş sistematik şiddet uygulamış!

Soruşturma başlatılırken, polislerin olayın yaşandığı evi henüz savcılık incelemesi yapılmadan mühürlediği öğrenildi. Kütahya’da hastanede tedavi altına alınan Ayşe Örtmen’in hayati tehlikesi bulunurken, Ayşe Örtmen’in evlilik hayatı boyunca sistematik şiddete maruz bırakıldığı ortaya çıktı. Ayşe Örtmen’in yakınlarından alınan bilgilere göre üç yıl önce bir uzman çavuşla evlenen ve bir çocuk sahibi olan Ayşe Örtmen’in Faruk Örtmen tarafından hem fiziki hem de psikolojik şiddete maruz kaldığı belirtildi.

Kısa zaman önce silahını sattığı gerekçesiyle uzman çavuşluk görevine son verilen Faruk Örtmen’in olaydan sonra alınan ifadesinde ise çelişkiler bulunduğu belirtildi.

Hayati tehlikesi devam ediyor!

Nûjinha’da yer alan habere göre aile Ayşe Örtmen’in tedavi için Amed’de getötürüldüğünü, hayati tehlikesinin ise devam ettiğini söyledi. Şüpheli yaralanmaya dair başlatılan soruşturma ise devam ediyor.

HABER MERKEZİ

#Uzman #çavuş #şiddetine #maruz #kalan #kadın #ağır #yaralı #bulundu

95 yaşındaki Xanê Îzer Mexmûr direnişinin sembolü oldu

Mexmûr Mülteci Kampı’nda  zorluklara karşı mücadelesiyle tanınan  95 yaşındaki Xanê Îzer, Irak ordusunun kuşatmasına karşı gösterilen direnişin sembollerinden biri oldu

Türkiye’nin savaş politikalarına karşı uzun yıllardır büyük bedellerle verdiği direnişi sürdüren Kürt halkı, göç etmek zorunda kaldığı kamplarda da mücadelesine devam ediyor. Mexmûr 30 yılı da direniş hikayeleriyle dolu.

Türkiye’nin  baskıları nedeniyle 1994 yılında Irak’a göç etmek zorunda kalan Botan halkı, Bihêrê, Şeraniş, Bêrsîvê, Geliyê Qiyametê, Etrûş, Nînova ve Nehdaran kamplarında kaldı. 1998 yılında da Mexmûr ilçesine bağlı Qereçox dağı eteğinde bulunan Mexmûr Mülteci Kampı’nda yaşamaya başladı. Toz, fırtına, akrep ve yılanlara rağmen Mexmûr Mülteci Kampı’nda yeni bir yaşamı inşa eden kamp sakinleri, mülteci olarak çıktıkları yolculukta Türk devleti ve KDP’nin onlarca saldırısına karşı kararlılıkla direnişini sürdürdü.

Mexmûr’un direniş sembolü

Irak ordusunun 20 Mayıs’ta etrafını kuşatarak tel örgülerle çevrelemek istediği Mexmûr Mülteci Kampı’nda, 30 yıldır ekilen direnişin tohumları bir kez daha filizlendi. Kamp sakinleri kuşatmaya karşı 16 gün boyunca direnişini sürdürdü. 95 yaşındaki Xanê Îzer de, 16 günlük direnişin en önemli sembollerinden biri oldu. Irak ordusunun Mexmûr Mülteci Kampı’nı kuşatmasına karşı direnişin ön saflarında yer alan Xanê Îzer, dünden bugüne sürdürdüğü mücadeleyi NûJinha’dan Nûpelda Deniz’e  anlattı.

‘Aç ve çıplak kaldık’

Cudi dağının eteklerindeki Gundikremo köyünden olan Xanê Îzer, 30 yıllık mülteci hayatını şöyle anlatıyor: “Mexmûr’dan önce kaldığım Etrûş ve Geliyê Qiyametê kamplarının çok zorluydu. O kamplara gittiğimizde aç ve çıplaktık. Çadırlarda yaşamaya devam ettik ve birçok zorluk yaşadık. O zamanlar ne yiyecek bir şeyimiz vardı ne de giyecek elbisemiz. Nînova ve Nehdaran kamplarında durum daha da kötüleşti. Nehdaran’da Araplar’ın bize yaptığı kötülüğü kimse yapmadı. İnsanlarımızı şehit ettiler, kafalarını kestiler. Mülteci yolculuğumuzda çok zorluklar ve sıkıntılar yaşadık. Gece yarısı KDP’nin bize saldıracağını söylediler, biz de tüm eşyalarımızı bırakıp taşındık. Günlerce sokaklarda kaldık, dayanacak gücümüz yoktu. Çocuklarımız civar köylere gidip yiyecek bir şeyler getirirdi. Mexmûr’a geldiğimizde de hiçbir şey yoktu. İçme suyu almak için çevre köylere gidiyorduk.”

‘Türk devleti bize hep saldırdı, biz direndik’

Mülteci hayatında bunca zorluğa rağmen yılmadıklarını direndiklerini söyleyen Xanê Îzer, “Biz daha Kuzey Kürdistan’dayken Türk devleti bize hep saldırdı, biz direndik, ‘ölsek de sizin fikirlerinize göre hareket etmeyeceğiz’ dedik. Düşmanlarımıza karşı büyük bir direniş gösterdik. Saldırılara karşı çocuklarımıza sahip çıktık. Çocuklarımız direniş içinde büyüdü ve direnmeyi öğrendi” dedi.

Kamptaki bütün çocukların zorluklar içinde büyüdüğünü dile getiren Xanê Îzer, “Ama en büyük zorluğu diğer kamplarda yaşadık. Burada bir hayat kurduk, diğer kamplara oranla artık daha mutluyduk ancak Türk devleti ve KDP bize saldırdı. Irak kuşatmasını zaferle sonuçlandırdık. Direnişimizde sonuna kadar ısrarcı olacağız. Biz her şeye hazırız.”

DIŞ HABERLER

#yaşındaki #Xanê #Îzer #Mexmûr #direnişinin #sembolü #oldu

Kadın cinayetinde uzaklaştırma kararı olan fail tutuklandı

Ataşehir’deki evinde işkence ile katledilen Çilem Büşra Yılmaz ile ilgili yürütülen soruşturmada, daha önce Yılmaz’ın kolunu kıran ve uzaklaştırma kararı aldırdığı fail Serkan Ö. tutuklandı

İstanbul’un Ataşehir ilçesinde yaşayan Çilem Büşra Yılmaz, 2 Haziran’da kolunun kırılması üzerine, daha önce uzaklaştırma kararı aldırdığı eski erkek arkadaşı Serkan Ö.’den şikayetçi oldu. Bu şikayet üzerine 3 Haziran’da ifadesi alınan Serkan Ö., serbest bırakıldı. Yılmaz, daha sonra ise 5 Haziran günü Ataşehir’deki evinde işkence edilerek katledilmiş halde bulundu. Fail ise ifadesinde, Yılmaz’nın kendisini arayarak yardım istediğini, bunun üzerine de polis ve sağlık ekiplerine haber verdiğini iddia etti. Fail ayrıca daha önce Yılmaz’nın kendisi hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığına dair de hiçbir bilgi vermedi.

Katledilmeye çalışılmış!

Ancak Adli Tıp Kurumu’nda (ATK) yapılan ilk incelemede, Yılmaz’ın boynunda boğulmaya bağlı telem izleri (omuzlara paralel) bulundu. Fail Serkan Ö. hakkında yürütülen iki farklı soruşturmadan biri, Yılmaz’ın kolunun kırılması üzerine şikayetçi olması, diğeri de katledilmesine ilişkin başlatılan soruşturma oldu.

Fail yeniden gözaltına alındı

Bu gelişmenin ardından savcılık fail Serkan Ö. hakkında, yeniden gözaltına alınıp adliyeye getirilme kararı çıkardı. Ayrıca Yılmaz’ın katledilmesiyle ilgili soruşturma yürüten savcı, fail Serkan Ö.’nün bir kez daha ifadesini almak için adliyeye getirilmesine karar verdi. İki savcılığın talimatı üzerine fail Serkan Ö., Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından ikinci kez gözaltına alındı.

Tutuklandı

Yılmaz’ın kolunun kırılması ile ilgili açılan “Aile içi şiddet” soruşturması kapsamında ifadesi alınan fail Serkan Ö., savcılık tarafından tutuklanma talibiyle mahkemeye sevk edildi. Failin, mahkemeden önce Yılmaz’ın katledilmesini soruşturan savcı tarafından da ifadesi alındı. Tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen fail Serkan Ö., tutuklanarak cezaevine gönderildi.

HABER MERKEZİ

#Kadın #cinayetinde #uzaklaştırma #kararı #olan #fail #tutuklandı

Gerekçe bile göstermeden tahliyesini 8 ay ertelediler

Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan Hatice Calıhan’ın tahliyesi gerekçe bildirilmeden 8 ay ertelenirken, kendisine hiçbir bilgi verilmedi. Savcı ile görüşmeye giden anne Zeypen Callıhan, ‘Savcı beni kapıda bekleterek daha yeni kâğıt yazdı’ dedi

Son üç yılda özellikle siyasi tutuklulara yönelik geliştiren ve ayrımcılık politikasına dönüştürülen infaz yasası ile onlarca tutuklunun tahliyesi engellendi. Onlardan biri de Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan Hatice Calıhan’ın da tahliyesi 8 ay sonrasına ertelendi.

Hiçbir gerekçe sunulmadı

Calıhan, pişmanlık dayatmasını kaybl etmediği için Cezaevi İdare Kurulu’na da çıkarılmadı. Tahliye günü olan 3 Mayıs’ta İzmir’e gelen annesi Zeynep Calıhan, hiçbir yazılı beyanda bulunulmadan, gerekçe sunulmadan kızının tutukluluğunun devam ettirildiğini dile getirdi.

13 yıl ceza verildi

JINNES’ten Melek Aydın’a konuşan Calıhan’ın annesi Zeynep Calıhan’ın verdiği bilgiye göre, kızı Calıhan 2010 yılında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Gençlik Örgütü içindeki faaliyetleri gerekçe gösterilerek “KCK gençlik yapılanması içinde olduğu” iddiasıyla önce tutuklanarak 6 ay cezaevinde tutuldu. Hemen ardından açılan başka bir dosyada “KCK Gençlik Yapılanması üst üyelik” iddiasıyla yargılandığı dava ile beraber iki dosyadan toplamda 13 yıl ceza aldı. Ancak Calıhan’ın 3 Mayıs’ta tahliye süresi dolmasına rağmen serbest bırakılmadı.

Saatlerce bekletildi

Kızının tahliyesi için İzmir’e geldiğini belirten Zeynep Calıhan, “Cumartesi bekledik tahliye olamadı. Telefon açtı 5 dakika konuştuk. Anne daha belli değil dedi. 16.00’da arayacağız dedi. Ama gelemdi. Gece 00.00’da cezaevini aradık bekle dediler. Sabah aradığımda ise ‘onun güvenliği için bilgi vermiyoruz’ dediler. ‘Zaten sizin elinizde neyin güvenliği’ dedim” şeklinde konuştu.

Sözlü söylemişler

5 Mayıs Pazartesi kızının ile kapalı görüşe gittiğinde detayları öğrenen Zeynep Calıhan, “Kızım ‘bana kağıt gelmedi, sadece sözlü olarak 8 ay daha yatacaksın diye bildirdiler’ dedi. Biliyorum merak ettiğinizi ama hem telefon hem interneti kapattıkları için aramadım dedi. Oysa 5 dakikası daha vardı. Tazminat davası açmış” bilgisini verdi.

Kanunlarını bile uygulamıyorlar

Durumu öğrendikten sonra cezaevi savcısıyla görüşmeye gittiğinde savcının kendisini dışarda beklettiğini bu esnada içerde belge hazırladığını kaydeden Zeynep Calıhan, “Hiçbir kurula çıkarılmamış, kağıt da gönderilmemiş. Kanun yok. Kendi kanunlarını bize uyguluyorlar, biz de bunu kabul etmiyoruz” diye tepki gösterdi.

İZMİR

#Gerekçe #bile #göstermeden #tahliyesini #ertelediler

‘Kurumlarda toplumdan yalıtılmışlık çocuk istismarına zemin sunuyor’

Türkiye’de çokcukların karşılaştıkları her türlü şiddet ve istismarın doğrudan devletin ‘çocuk’ algısıyla ilişkisi bulunduğunu söyleyen Çocuk ÇA-Der üyesi Necla Korkmaz, çocuk koruma sisteminin işlevsel olmadığını söyledi

Kurdistan ve Türkiye kentlerinde erkek-devlet şiddeti artarken, bu saldırılar özelde de çocuklara yöneliyor. Taciz ve tecavüz saldırılarına uğrayan çocuklar, özellikle cemaat ve tarikatlar eliyle şiddete maruz kalıyor. Bunun örneklerinden biri İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki kızı H.K.G.’yi “müridi” Kadir İstekli ile “evlendirmesi” ve sistematik bir şekilde tecavüze uğraması oldu. Yine İstanbul’da İsmailağa Cemaati’ne yakın olan Uzlet İlim Yayma Derneği Başkanı Alperen Sade’nin de 7 Mart’ta zihinsel engelli E.D.’ye tecavüz ettiği ve intihara sürüklediği ortaya çıktı. Erkek-iktidar-yargı ortaklığında faillere yönelik cezasızlık devam ederken, bu politika yeni saldırıların da yaşanmasını beraberinde getiriyor.

Çocuk Çalışmaları Derneği (ÇocukÇA-Der) Danışma Kurulu üyesi Necla Korkmaz ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Amed 1 Nolu Şube Eşbaşkanı Emine Akşahin, çocuklara yönelik saldırıları JINNEWS’ten Rojda Aydın’a değerlendirdi.

‘Etnik ya da külltürel kimliğe saldırıda ilk hedef çocuklar’

Türkiye’de yoğun ve sürekli bir şekilde yaşanan hak ihlallerinin başında çocuk hak ihlalleri geldiğini söyleyen Necla Korkmaz, çocukların karşılaştıkları her türlü şiddetin doğrudan devletin “çocuk” algısıyla ilişkisi bulunduğunu belirtti. Çocukların saldırıların hedefi olmasının nedenlerine dikkat çeken Korkmaz, bir etnik, dini veya kültürel kimlik yok edilmek ya da aşındırılmak istendiğinde en önemli hedefin çocuklar olduğunu vurguladı. Korkmaz, “Bir toplum inşasında önemli bir potansiyele sahip olan çocuklar, haliyle irade olarak kabul edilmek istenmemektedir. Çocuğu zayıf, bakıma ve denetime muhtaç olarak kabul etmek, çocuk bedeni ve iradesi üzerinde her türlü söz hakkını söyleme yetkisine sahip olmaya dair algı üretmek, çocuğun özne olma durumunu ortadan kaldırmaya dair üretilen söylemlerdir” dedi.

Çocuk koruma sistemi işlevsel değil

Türkiye’nin, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 17, 29 ve 30’uncu maddelerine çekince koymuş olsa da imzalayan ülkeler arasında yer aldığına değinen Korkmaz, devletin, şemsiye haklar olarak da adlandırılan “çocuğun yüksek yararı, ayrımcılık yapmama, çocuğun yaşama ve gelişme hakkı ve katılım hakkını sağlama” sorumluluğuna dikkat çekti. Çocuk hakları gözetilmediği ve çocuk koruma sistemleri işlevsel olmadığı, çocuklara yönelik suçlar cezasızlıkla sonuçlandığı için benzer vakaların arttığına işaret eden Korkmaz, “Özellikle yaşadığımız bölgede işin içine dil, kimlik meselesi de eklenince cezasızlık tam da bir politika olarak karşımıza çıkıyor” şeklinde konuştu.

‘Toplumdan yalıtılmışlık çocuk istismarına zemin sunuyor’

Vakıflara ait kapalı kurumlarda çocukların yaşam ve güvenlik koşullarına dair şeffaf yaklaşılmadığını ekleyen Korkmaz, “Dolayısıyla bu kurumlarda hem denetim mekanizmalarının yetersizliği hem de toplumdan görece daha yalıtılmış olmaları nedeniyle şikayet mekanizmalarının bildirim süreçlerinin işletilememesi çocuk istismarına zemin sunuyor. Yine basına yansıyan Ensar Vakfı olayında dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı tarafından ‘Büyütülecek bir şey değil, bu nedenle vakıf suçlanamaz’ gibi suçluları aklayıp kurumu koruması, yaşananları münferit bir olaymış gibi açıklamaya çalışması da bu durumların meşrulaşmasına kaynaklık etmektedir. Yargıya intikal eden durumlarda da ya dosyaya gizlilik getiriliyor ya da bir şekilde şikayetin geri alınması gibi durumlarda takipsizlikle sonuçlanıyor. Bu konuda ailelerin de sorumluluğunu hatırlatmakta fayda var” ifadelerini kullandı.

Şiddet her alanda!

Emine Akşahin ise son yıllarda çocukların kendilerini en güvende hissettikleri okullarda, evlerde, parkalarda ve toplu yaşam alanlarında aslında güvende olmadıklarını ve uğradıkları çok boyutlu şiddetin giderek arttığını vurguladı. Akşahin, “Çocuklar bir yandan okullarından geri kalarak şiddete uğruyorlar, bir yandan evde fiziksel ve psikolojik şiddete uğrayarak bir istismara maruz kalıyorlar. Çok boyutlu yoksulluk yaşayarak şiddete maruz kalıyorlar. Mülteci yaşamı onları şiddete maruz bıraktırıyor. Çocuk yaşta evlilik, madde bağımlığı, fuhşa sürüklenme gibi çok boyutlu şiddetle karşı karşıya kaldıklarını biliyoruz. Bunun da sebebi son yıllarda çocukları korumaya yönelik bütünlüklü ve tedbir amaçlı politikaların yürütülmemesidir” sözlerine dikkat çekti.

‘Cezasızlık, diğer vakaların da önünü açıyor’

Çocuklara yönelik cinsel suçların cezasızlık politikasıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyleyen Akşahin, “Bu nedenle bizler çocukların yaşamlarını güvence altına almak zorundayız. Buna yönelik politikalar yürütmek zorundayız. Bu faillerin bulunması, etkin soruşturma yürütülmesi ve gereken cezanın verilmesi noktasında en azından bu tür sorunların son bulması açısından iktidarın politikalar üretmesi gerekiyor. Bunlar bireysel vakalar değil, toplumsal sorun haline gelmiş vakalar. Çünkü bunlar sadece kamuoyuna yansıdıkları için haberdar olduğumuz vakalar. Hepimiz biliyoruz ki kamuoyuna yansımayan binlerce istismar söz konusu. Çocukların, ailelerin bu konuda hiçbir şey yapılmadığına kendilerine bir güvence verilmediğine dair bir duyguya kapıldıkları için maalesef içinde yaşadıklarını da biliyoruz. Kendi haklarına yönelik adım atmadıklarını da biliyoruz. Çünkü uğradıkları istismarı dava konusu yaptıklarında hukuksal olarak hak aramaya gittiklerinde maalesef ki faillerin hak ettikleri cezaları almadıklarını gördüklerinde daha da perişan oluyorlar. Bu cezasızlık politikası da bir diğer vakanın önünü açıyor” dedi.

‘Çocuk hakları güvence altına alınmalı’

Toplumda çocuklar ve kadınlar toplumsal özne olarak görülmediği ve sadece toplumsal bir nesne olarak görüldüğü için gereken politikaların üretilmediğinin altını çizen Akşahin, buna karşı bütünlüklü politikalar üretmek, uluslararası çocuk haklarına yönelik yükümlülükleri yerine getirmek gerektiğini ekledi. Akşahin, “Faili ve kurumları korumak yerine, çocuk haklarından yana politikalar üretilmesini ve bu yönlü etkin soruşturma yürütülerek kamuoyunda çocuk haklarını gözeten yerden bir hukuksal süreç yürütülmesini istiyoruz. Çünkü bizler çocuklarımızın yaşamlarını güvence altına almak zorundayız, çocuklar bizim yarınlarımızdır” mesajını verdi.

HABER MERKEZİ

#Kurumlarda #toplumdan #yalıtılmışlık #çocuk #istismarına #zemin #sunuyor

Kanada’dan gelen orman yangını dumanları New York’u alarma geçirdi

Kanada’da orman yangınlarının neden olduğu hava kirliliği ABD’nin birçok kentinde etkili olmayı sürdürüyor

ABD’nin kuzey doğu eyaletleri, Kanada’da günlerdir devam eden orman yangınlarından oluşan dumanların etkisi altında kaldı. ABD hükümetine bağlı AirNow sitesi, New York şehri ve civarında hava kalitesi seviyesini turuncu renkten kırmızı renge çıkardı.

Sağlık riski uyarısı

Gün boyu puslu havaya sebep olan New York’taki yangın dumanlarının kokusu hissedilirken, yetkililer, özellikle kalp, akciğer ve solunum yollarına bağlı rahatsızlığı olanları dışarı çıkmama konusunda uyarıyor.

Orman yangınlarının neden olduğu hava kirliliği etkili olmayı sürdürüyor. Öte yandan Kanada Başbakanı Trudeau ile görüşen ABD Başkanı Joe Biden, yangın söndürme çalışmaları konusunda yardım teklifinde bulundu.

New York’ta uzmanlar hava kalitesine bağlı sağlık riski uyarısında bulunurken, insanların maske takmaya başladıkları görüldü.

Kanada genelinde yüzlerce ayrı noktada orman yangıları ediyor. Şu ana kadar on binlerce insanın güvenli bölgelere tahliye edildiği kaydedildi.

DIŞ HABERLER

#Kanadadan #gelen #orman #yangını #dumanları #Yorku #alarma #geçirdi

Kayıp kadına ilişkin soruşturmada kadının abilerine tutuklama

Mollakendi beldesinde bir buçuk yıldır haber alınamayan Deniz Türk’ün abileri Ferhat ve Kazım Yılan ile abilerinin arkadaşı Murat Canbay tutuklandı

Xarpêt’in (Elazığ) Mollakendi beldesinde zihinsel engeli ve evli Deniz Türk, bir buçuk yıl önce hastaneye gitmek için evinden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alamayan ailesi kayıp başvurusunda bulundu. Kadının babası Niyazi Yılan, emniyette verdiği ifadede kızının kaybolmasıyla ilgili oğlu Ferhat ile oğlunun arkadaşı Murat Canbay’ı suçladı. Soruşturma kapsamında incelenen Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ile güvenlik kamerası kayıtlarında, Türk’ün en son abisi Ferhat Yılan ve abisinin arkadaşı Murat Canbay ile görüldüğü tespit edildi.

3 kişi tutuklandı

Bunun üzerine Ferhat Yılan, diğer abi Kazım Yılan ile Murat Canbay, gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 kişi, çıkarıldıkları Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bölgede cenaze için arama başlatıldı

Polis, Türk’ün katledilmiş olma ihtimali nedeniyle kaybolduğu gün ve sonraki günlerde faillerin bulundukları yerlerdeki baz istasyonu sinyallerinden yola çıkarak belirlenen bölgelerde kazı çalışmasıyla cenazeyi aramaya başladı. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü kaydedildi.

XARPÊT

 

#Kayıp #kadına #ilişkin #soruşturmada #kadının #abilerine #tutuklama

Kürdistan Bölgesi Yeşil Parti: Türkiye Behdinan’da 4 milyon ağaç kesti

Kürdistan Bölgesi Yeşil Parti Başkanı Milko Bazyani, Türkiye’nin Federe Kürdistan’da KDP işbirliği ve bir şirket aracılığıyla 4 milyon ağaç kestiğini söyledi

Kürdisan Bölgesi Tarım ve Su Kaynakları Bakanlığının verilerine göre, geçtiğimiz 10 yıl içerisinde işgal saldırıları ve farklı sebeplerden ötürü bir milyon 300 bin dönüm arazi yandı. Söz konusu yangınların çoğu, Türkiye’nin Güney Kürdistan’a yönelik saldırılarından kaynaklandı.

‘Şikâyetçi olduk’

Türkiye’nin saldırılarıyla Güney Kürdistan’ın doğasını talan etmesi konusuna ilişkin konuşan Kürdistan Bölgesi Yeşil Parti Başkanı Milko Bazyani, Türkiye’nin KDP ortaklığıyla Behdinan’da ağaç kıyımı gerçekleştirdiğini söyledi. Geçen yıl Türk devletinin bir şirket aracılığıyla Behdinan’da 4 milyon ağaç kestiği bilgisini veren Bazyani, “Behdinan’ın bazı alanları çöle dönüştü. Birleşmiş Milletlerde Türkiye’nin Kürdistan’ın ormanlarını yok etmesi konusunda şikayetçi olduk. Ne yazık ki bizlere hiçbir yanıt alamadık” dedi.

Kaynak: Rojnews

#Kürdistan #Bölgesi #Yeşil #Parti #Türkiye #Behdinanda #milyon #ağaç #kesti