Ana Sayfa Blog Sayfa 334

5 yaşındaki Aşkan’ı öldüren uzman çavuş yurttaşlara silah çekmiş

Gever’de 5 yaşındaki Erdem Aşkan’a çarpan uzman çavuşun olay sonrası yurttaşlara silah çektiği ve Aşkan’ı hastaneye götürmediği ortaya çıktı 

Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) İpek Yolu Caddesi’nde, Jandarma Komutanlığı’nda görevli uzman çavuşa ait araç, annesi ile orta refüjde bekleyen 5 yaşındaki Erdem Aşkan’a çarptı. Olay yerinde hayatını kaybeden küçük çocuğun annesi ve kardeşi ise olaydan şans eseri kurtuldu.

Olay sonrası tepki gösteren mahalleliye uzaman çavuş silah çekti. Tanıkların anlatımına göre kazaya karışan uzaman çavuş çocuğu hastaneye de götürmedi.

Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı olaya ilişkin soruşturma başlattı. Aracı kullanan uzman çavuş ise gözaltına alındı.

Hız çok yüksek

Duvar’dan Evrim Deniz’e konuşan Ömer Faruk Aşkan aracın hıznın çok yüksek olduğunu belirterek “Görgü tanığının hem aktardığı hem de emniyette verdiği ifadeye göre anne ve iki çocuğu orta refüjde bekliyormuş. O sırada Chevrolet marka beyaz renkli sedan araç normalin üzerinde bir hızla seyrediyor. Aynı şeritte bulunan, önündeki kamyonet ısrarla yavaşlaması için korna çalmasına rağmen yüksek bir hızla kamyoneti sollayarak diğer şeride geçerken Erdem Aşkan’a çarpıyor. Anne ve Erdem’in kız kardeşi ise aracın çarpmasından kıl payı kurtuluyor” dedi.

Metrelerce sürüklendi

Çocuğun çarpma sonucu sürüklendiğini dile getiren avukat Aşkan, şöyle devam etti: “Tanık esnafın verdiği bilgiye göre çocuk, çarpmanın etkisiyle dükkanının önüne, yaklaşık 200 metre kadar sürüklenmiş. Görgü tanığı kamyon şoförü de Erdem Aşkan’ın annesinin elini bıraktığını gördüğü anda kornaya basmaya başladığını, buna rağmen uzman çavuşun hızını kesmediğini ifade ediyor.

Çocuğu hastaneye götürmedi

Görgü tanığı arabanın çarptığı çocuğun yanına koşuyor. O sırada araçtan inen uzman çavuş ise telefon ile uğraşıyor. S.K. defalarca ‘gel hastaneye götürelim’ demesine rağmen çocuğu hastaneye götürmüyor. Bunlar tutanaklarda da mevcut.”

Uzman çavuş yurttaşlara silah çekti

Olaydan sonra toplanan mahallelinin sözlü olarak hakaret etmesi sonucu aracı kullanan uzman çavuşun silah doğrulttuğunu dile getiren Ömer Faruk Aşkan “Esnaf ve çevrede bulunan vatandaşlar olay yerine geliyor. Çocuğa çarpan aracı kullanan şahsa tepki gösterip aracını tekmeliyorlar. Aracı kullanan kişi de silah çekerek vatandaşları tehdit ediyor, aracına binerek olay yerinden kaçıyor. Sonrasında ise gözaltına alındığını öğrendik.”

 

#yaşındaki #Aşkanı #öldüren #uzman #çavuş #yurttaşlara #silah #çekmiş

Doktor tutukluya: Geberiyorsan burda geber!

Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan hasta tutuklu Serhat Karsu, tedavisinin engellendiği gibi, cezaevi doktorun kendisine ‘Seni bir yere göndermiyorum. Geberiyorsan burada gebereceksin’ dediği öğrenildi

Keyfi uygulamaların merkezleri haline gelen cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine her gün yenileri ekleniyor. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Erzirom Şubesi, Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşananlara dair hazırladığı rapor da cezaevlerinde yaşananları gözler önüne serdi.

Kanser riski ile karşı karşıya

Yaşanan keyfiliklerden etkilenen tutuklulardan biri de Serhat Karsu. Hakkında açılan dava kapsamında 2013 yılında müebbet hapis cezası verilen ve bugüne kadar birçok cezaevine sevk edilen Karsu yaklaşık 2 yıldır Dumlu Cezaevi’nde tutuluyor. Reflü hastalığına yakalanan ve iki yıldır tedaviye ulaşamayan Karsu, kanser riskiyle karşı karşıya.

Geçtiğimiz hafta hasta tutuklu Karsu ile görüşen ablası Aynur Taş, cezaevi idaresinin uygulamalarıyla tutukluları ölüme sürüklediğini belirterek, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.

Doktor ‘Ölürsen burada öl’ dedi

Kardeşinin 6 yıl önce hastalığa yakalandığını ve bugün tedavi hakkının engellenmesiyle hastalığının ilerlediğini aktaran Taş, “Kardeşim cezaevinde bulunan doktora, ‘Beni hastaneye sevk edin’ şeklinde talepte bulunduğunu fakat oradaki doktorun kendisine, ‘Ben kimseyi dinlemem. Seni bir yere göndermiyorum. Geberiyorsan burada gebereceksin’ cevabı veriliyor. Hastalığı çok ilerlemiş” şeklinde aktardı.

İntihara sürükleniyoruz

Cezaevinde tutuklulara yönelik baskıların arttığını aktaran Taş, kardeşinin anlatımlarını ise şu şekilde aktardı: “Hepimizi tekli odalarda tutuyorlar. Ancak bağırıp, çağırdığımızda birbirimizin sesini duyabiliyoruz. Bize sahip çıkın. Havalandırma camlarına bile demir parmaklıklar taktılar. Geceyi gündüzü bile birbirinden ayrıt edemiyoruz artık. Bizi intihara sürüklemeye çalışıyorlar.”

Duyarlılık çağrısı

Cezaevinde yaşanan baskı ve sindirme politikalarına karşı Adalet Bakanlığı’na başvuru yaptıklarını fakat herhangi bir yanıt alamadıklarını ifade eden Taş, hasta tutukluların bir an önce tedavi edilmesi çağrısı yaptı.

ERZİROM

#Doktor #tutukluya #Geberiyorsan #burda #geber

Tahliye olan gazeteci Güzelyüz: Özgür basın geri adım atmadı

Tutuklandıktan aylar sonra tahliye olan gazeteci Selman Güzelyüz, özgür basına baskıların Kürtlere yönelik saldırıların bir parçası olduğunu söyleyerek, ‘Nerede doğru bir haber varsa, kamuoyunu ilgilendiren bir olay varsa, bizler onu duyurmaya devam edeceğiz’ dedi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, muhabirler Selman Güzelyüz, Deniz Nazlım, Berivan Altan, Emrullah Acar, Hakan Yalçın, Ceylan Şahinli ile JINNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer, 29 Ekim’de çıkarıldıkları mahkemece “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. Aynı dosya kapsamında aranan gazeteci Hamdullah Bayram ise 16 Mart 2023’te gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.

Tutuklanan 9 gazeteci davanın 16 Mayıs’ta görülen ilk duruşmasında tahliye edilirken, Bayram için “tutukluluğa devam” kararı verildi. Tahliye edilen gazetecilerden Selman Güzelyüz, baskılara rağmen hakikati yazmaya devam edeceklerini söyledi.

‘Yazmaya devam edeceğiz’

Güzelyüz, Özgür Basına yönelik baskıların Kürtlere yönelik saldırıların bir parçası olduğunu ifade ederek, iddianamede yer alan suçlamaların asılsız olduğunu söyledi. Özgür Basın olarak halk gazeteciliği yaptıklarını ve baskılar nedeniyle geri adım atmayacaklarını dile getiren Güzelyüz, “Nerede doğru bir haber varsa, kamuoyunu ilgilendiren bir olay varsa, bizler onu duyurmaya devam edeceğiz. Bizler birilerinin gazeteciliğe çizdiği sınırlar içinde oyun oynayacak gazeteciler değiliz. Baskı ve engellemeyle bir sonuç almayacaklardır” ifadelerini kullandı.

‘Özgür basında devamlılık geleneği esastır’

Özgür Basın’a yönelik saldırıların ne ilk ne de son olduğunu belirten Güzelyüz, “Amaçları belli, hakikati yazan, hakikati dillendiren her kesi baskı altında tutmak. 1990’lı yıllarda gazete binaları bombalandı. Çalışanlar katledildi, kaçırıldı, tutuklandı ve işkence gördü. Ancak hiçbir zaman bir geri adım atmadı ve bundan sonra da geri adım atılmayacak. Özgür Basın geleneğinde her ne olursa olsun devamlılık esastır. Bütün saldırılara karşı çalışmalar devam ediyor. Özgür Basın çalışanlarını fiziksel olarak tutuklayabilirler ama zihinsel olarak hiçbir zaman bizleri tutsak edemezler” dedi.

‘Özgür basın geri adım atmadı’

Kürtlere yönelik baskılarının giderek tüm toplumu etkilediğine vurgu yapan Güzelyüz, “İktidar baskıları önce Kürtler üzerinde denedi, sonra diğer kesimlere karşı da kullanmaya başladı. İktidar önce HDP’ye ‘terörist’ dedi. Ardından CHP’ye aynı muamele yapıldı. HDP belediyelerine kayyum atayan iktidar, daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atamaya kalkıştı. Bugün çıkarları gereği iktidarın yanında olan gazetecilerin, yarın tutuklanma ihtimali var. Bugüne kadar Kürt siyasetçilerine, gazetecilerine yönelik saldırılarına sessiz kalanlar, benzer şekilde bu saldırılara maruz kaldılar. Kısacası, Özgür Basın’a ne tür saldırılar olursa olsun, bir direniş geleneği var. Bu saldırlar karşısında geri adım atmadı ve hep büyüdü” dedi.

Haber: Mehmet Güleş/ MA

#Tahliye #olan #gazeteci #Güzelyüz #Özgür #basın #geri #adım #atmadı

Ayhan ve Gökalp toprağa verildi

Licê kırsalında çıkan çatışmada yaşamını yitiren Vedat Ayhan ve Dilan Gökalp, memleketlerinde toprağa verildi

Amed’in Licê ilçesine bağlı Barah Mahallesi’nin Hemza ve Antîxan mezraları kırsalında, 3 Haziran’da başlatılan askeri operasyonda çıkan çatışmada yaşamını yitiren  HPG’li Vedat Ayhan (Mahsun Hêşetî), Dilan Gökalp’in (Zin Amed) cenazeleri aileleri tarafından teşhis ardından memleketlerinde toprağa verildi. Teşhis edilen cenazeler, aileler tarafından Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’na (ATK) alındı.

Ayhan’ın cenazesi Sêrt’in Xisxêr’e bağlı Hêşetî köy mezarlığına getirildi, Köye getirilen Ayhan’ın cenazesi çok sayıda yurttaş tarafından karşılandı. Yapılan dini vecibeler ardından Ayhan’ın cenazesi toprağa verildi. Aynı çatışmada hayatını kaybeden Gökalp cenazesinin ise Bismil merkez ilçesi Şentepe Mahallesi TOKİ Mezarlığı’nda polis ablukası altında toprağa verildiği öğrenildi.

Öte yandan ismi öğrenilemeyen bir HPG’ linin cenazesinin ATK’de olduğu öğrenildi.

AMED

#Ayhan #Gökalp #toprağa #verildi

Sêrt’te çatışma: 1 asker yaşamını yitirdi

Berwarî kırsalında başlatılan askeri operasyonda çıkan çatışmada Uzman Çavuş Aydın Ceylan yaşamını yitirdi

Sêrt’in (Siirt) Berwarî (Pervari) ilçesine bağlı Osiyan (Doğan) köyü kırsalında, askeri aracın geçişi sırasında meydana gelen patlamanın ardından başlatılan operasyon devam ediyor. Operasyona çıkan askerler ile HPG’liler arasında yaşanan çatışmada Uzman Çavuş Aydın Ceylan yaşamını yitirdi. Çatışmada çok sayıda asker ise yaralandı.

Yaşamını yitiren ve yaralanan askerler bölgeye sevk edilen askeri helikopter ile Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Bölgedeki operasyon devam ediyor.

SÊRT 

#Sêrtte #çatışma #asker #yaşamını #yitirdi

İnfazı 2 kez yakılmıştı: 13 yıllık tutuklu tahliye edildi

Tutulduğu Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’nde iki defa infazı yakılan 13 yıllık tutuklu Azize Yağız, tahliye edildi

Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan 13 yıllık tutuklu Azize Yağız, tahliye edildi. Mêrdîn’de tutuklandıktan sonra mahkemece verilen hapis cezasının infazını 2022 yılının Aralık ayında tamamlayan Yağız’ın tahliyesi Cezaevi Gözlem Kurulu tarafından “İyi halli olmadığı” gerekçesiyle iki defa yakıldı. Her defasında 3 aylığına infazı ertelenen Yağız, avukatlarının Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun kabul edilmesi üzerine tahliye edildi.

Yağız’ın yakınları haberi aldıktan sonra Yağız’ı almak için cezaevi önüne gitti.

MERSİN

#İnfazı #kez #yakılmıştı #yıllık #tutuklu #tahliye #edildi

‘Pride’ filmine polis baskını: Çok sayıda gözaltı

Kadıköy’de “Pride” filmi için bir araya gelen BEKSAV yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi, polis tarafından gözaltına alındı

Bilim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) Sinema Kolektifi çağrısıyla Kadıköy’deki vakıf binasında toplanan yurttaşlar, “Onur Ayı” etkinlikleri kapsamında “Pride” filmini izlemek istedi. Film saati yaklaştığında polisler, vakıf binasını ablukaya aldı. Polisler, etkinliğin Kadıköy Kaymakamlığı tarafından yasaklandığını öne sürerek, BEKSAV yöneticileri ve film izlemeye gelen birçok kişiyi gözaltına aldı.

Gözaltılara tepki gösteren BEKSAV, sanal medyadan yaptıkları yazılı açıklamada, “Bugün BEKSAV Sinema Kolektifi’nin ‘Pride’ filminin gösterimi öncesinde vakıf binası polis ablukasına alınmıştır. BEKSAV ve Sinema Kolektifi üyeleri ve gösterim için gelen çok sayıda arkadaşımız gözaltına alınmıştır. İktidarın LGBTİ+ düşmanlığına karşı gökkuşağı renklerini savunuyoruz” ifadelerine yer verdi.

İSTANBUL

#Pride #filmine #polis #baskını #Çok #sayıda #gözaltı

Yeşil Sol Parti adayı Yıldırım tahliye edildi

Yeşil Sol Parti’den 14 Mayıs seçimlerinde İzmir milletvekili adayı olan ve 31 Mayıs’ta tutuklanan Meryem Yıldırım, avukatının itirazı sonucu tahliye edildi

Eskişehir merkezli bir soruşturma kapsamında 31 Mayıs’ta tutuklanan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İzmir milletvekili adayı Meryem Yıldırım tahliye edildi. Yıldırım, Ezilenlerin Hukuk Bürosu avukatları tarafından tutukluluğuna yapılan itirazın kabul edilmesi üzerine serbest bırakıldı.

İSTANBUL

#Yeşil #Sol #Parti #adayı #Yıldırım #tahliye #edildi

16 gazetecinin davası 11 Temmuz’da: Sesimize ses katmaya çağırıyoruz

DFG’nin tutuklu Eşbaşkanı Serdar Altan, 16 gazetecinin 1 yıllık tutukluluğuna dair yazdığı mektupta, ‘Yaklaşık bir ay sonra görülecek olan duruşmamıza tüm onurlu meslektaşlarımızı ve demokratik çevreleri davet ediyor, sesimize ses katmaya çağırıyoruz’ çağrısı yaptı

Geçtiğimiz yıl 8 Haziran’da Amed merkezli yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 22 kişiden 16 gazeteci tutuklandı. Kendisi de aynı operasyonda tutuklu bulunan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan kaleme aldığı mektupla 1 yıllık değerlendirmede bulundu. Altan’ın “Hukuksuzluklarla geçen bir yılın üzerine değerlendirme” başlığıyla kaleme aldığı değerlendirmesi şu şekilde:

“Tam bir yıl oldu. Diyarbakır’da 21 basın çalışanı ve onlara röportaj verdiği ileri sürülen bir yurttaşın gözaltına alındığı operasyonun üzerinden 1 yıl geçti. Bu operasyon sonucu gözaltına alınan gazetecilerden 16’sı aradan geçen 1 yıla rağmen halen tutuklu. Adeta rehin gibi tutulan gazetecilerin salıverilmemesi için iktidar erki ve yargı organları ellerinden geleni yaptı. Soruşturmayı yürüten savcılık ancak 10 ay sonra iddianameyi hazırlayabildi. İddianameyi hazırlayan mahkeme kendisine tanınan yetkiyi son gününe kadar kullanarak, 3 ay sonrasına duruşma verdi. 11 Temmuz’da hâkim karşısına çıkacak olan gazetecilerin bu tarihe kadar tutukluluk süreci 1 yılı da aşarak 13 ayı bulacak.

Bu süreçte neler yaşandı?

Peki, gazetecilerin adeta intikam alırcasına yapılan bu operasyon ve uzun tutukluluk süreci ne anlama geliyor? Bunda amaç neydi ve bu süreçte neler yaşandı? Kısaca 1 yıl öncesine dönelim ve hatırlayalım.

8 Haziran 2022 tarihinde Kürt basın ve medya kuruluşlarıyla çalışanlarına yönelik yapılmıştı operasyon. Operasyon ne için, neden yapıldığı pek anlaşılmayan bir şekilde Diyarbakır dışında getirilen bir savcı görevlendirilmiş. Diyarbakır polisi tüm birimleriyle adeta seferber edilmişti. Özel bir savcının seçilmiş olması operasyonu da özel kılıyordu. Nitekim aynı anda onlarca basın mensubunun evleri basılmış, eşzamanlı olarak çalıştıkları kurumlarda baskına uğramıştır. Aralarında ülkenin tek Kürtçe gazetesi Xwebûn, yine yegane kadın ajansı Jinnews, görsel çalışma yürüten prodüksiyon ajansları vardı. Buralara sadece baskın yapılıp arama yapılmamış, kurumlarda karakol kurularak adeta işgal edilmişlerdi. Nitekim PİA ve ARİ ajanslarındaki işgal tam bir ay sürmüş; mülkiyet hakkı ihlal edilmekle kalmamış, yasadışı bir arama ve el koyma işlemi gerçekleştirilmişti. Zaten bir bir avukatlarımız tarafından tutanak altına alınan bu hukuk dışı işlemler aylar sonra iddianameye yansıyışını daha açık bir şekilde gördük.

Neyle suçlandığımızı bilmedik

Kapsamlı operasyon sonrası evlerinde baskın yapılan 21 basın çalışanı ve medya çalışanı gözaltına alındı. Aralarında yıllarını gazetecilik mesleğine adamış, bu uğurda bedeller ödemiş gazeteciler de vardı, henüz bir meslekte yeni olan genç arkadaşlarda. Çoğu Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) BASIN-İŞ gibi basın meslek örgütlerinin yönetici ve üyeleriydi. Operasyonu yürütenler bununla yetinmemiş, hedefteki ajanslara bir ara röportaj vermiş genç bir yurttaşı, ta Isparta’da gözaltına alarak Diyarbakır’a getirmiştir. Toplam 22 kişi 8 gün gibi uzun bir gözaltına sürecine tabi tutuldu. 8 gün boyunca neyle suçlandığımızı bilmeden bekledik. Çünkü dosyada gizlilik kararı vardı ve avukatlarımız dosyaya erişemiyordu.

Emniyet dosyaya erişebiliyordu

Ancak dosyaya erişebilenler vardı! Emniyet güçlerinin sızdırmasıyla yandaş basın yayın organları oluşturdukları sahte bir şema ile bizlerin örgüt üyesi olduğunu salık veriyordu. Emniyet bununla da yetinmeyip işi resmiyete dökme çabası içerisine girdi, basında çıkan bu iddiaları resmen açıkladı. 22 örgüt mensubu yakalanmış ya! Bunların mutlaka silahları veya her hangi bir suç aleti vardır ve bunların da gösterilmesi gerekir. Öyle de oldu…

Diyarbakır emniyeti, tarihin en absürt işlerinden birine imza attı. Ve ciddi anlamda gülünç konuma düştü. Gözaltına alınan gazetecilerin kameralarını, fotoğraf makinalarını, bilgisayar ve cep telefonlarını operasyonda ele geçirilen suç aletleri olarak bir masanın üzerinde sergiledi. Hem de kocaman ‘terörle mücadele’ yazısının altında. Aslında sadece bu mevzu üzerine bile söyleyecek çok şey var ama uzatmak istemiyorum. Nitekim polisin bu şapşallığı yani sergiledikleri cihazları, bizden kanlı canlı gazeteci olduğunun açık ispatıydı. Bir nevi kendi kara propagandalarını boşa düşürmüşlerdi. Buna benzer bir durumu daha sonra iddianame de göreceğiz.

Emniyette ifade vermeyi reddeden gazeteciler, 8 günün ardından savcılığa çıkarıldı. Kent dışından özel olarak getirilen, operasyonun hemen ardından da İzmir’e tayin edilen; kırmızı ceket, beyaz bluz üzerine de ayyıldızlı bir kolye işareti takmış bir yönüyle mesai dolu olan; hal hareket, tavır davranışlarıyla kendini ispat çabası içerisindeki savcıyla ilk kez karşılaşacaklardı. Savcının tüm bu mesai dolu yaklaşımları ve tavırları hem operasyonun amacını ortaya koyuyor, hem de sorgu sürecinin neyle sonuçlanacağını haber veriyordu. Nitekim öyle de oldu. Gözaltına alınanlardan 16 gazeteci ‘örgüt üyesi olmak’ suçlamasıyla tutuklandı.

Kral çıplak diyen gazetecilerdik

Daha önce de farklı vesilelerle belirtmiştik; bu bir gazetecileri susturma operasyonuydu. Sadece gazeteciler susturulmakla kalmayıp halkın haber alma hakkının önüne geçiliyordu. Çünkü bizler karabasan gibi toplumun üzerine çöken baskıcı, duyulmayanı duyuran, görülmeyeni gösteren, ‘Kral çıplak’ diyen, haykıran gazetecilerdik. Hiçbir zaman iktidar odaklarının sokmak istedikleri kalıplar içerisine girmedik. Her zaman haklının, ezilenin yanına durma çabası içerisinde olduk ve halkın haber alma hakkını savunduk. Bunun için belki yıllar boyu çok bedeller ödedik. Ancak hakikati savunmak kararlılığımızdan milim geri adım atmadık. Halen bu kararlılığımızın bedelini ödüyoruz. Ama olsun; haksızlıklar, hukuksuzluklar, hak ihlalleri, zorbalıklar karşısında susmaktan yeğdir.

Türkiye basın özgürlüğünde gerilemeyi sürdürdü

Bilindiği üzere bizlerin tutuklanmasının ardından ülkenin hali her geçen gün daha da kötü gitti. Bizden sonra yine onlarca arkadaşımız gözaltına alındı, tutuklandı. Gazetecilere dönük soruşturmalar, davalar hiç eksik olmadı. Basın ve medya çalışanları hep baskı altında tutuldu. Eleştirel yayın organları verilen cezalarla susturulmaya çalışıldı. Daha yakın zamanda Diyarbakır ve Ankara merkezli 2 ayrı operasyonda yine gazeteci arkadaşlarımız hedef alındı ve aralarında derneğimiz DFG’nin eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda gazeteci tutuklandı. Bütün bunların sonucu olarak Türkiye, uluslararası basın özgürlüğü endeksinde istikrarlı bir şekilde gerilemeyi sürdürdü.

Bununla birlikte toplum bir bütün olarak baskı cenderesine alındı ve her alanda bu baskı politikaları hâkim kılınmaya çalışıldı. Derinleştirilen ekonomik kriz ve sömürü düzeni her alana yayıldı. Savaş politikalarıyla Kürt sorununda çözümsüzlük ısrarla sürdürüldü ve aslında tüm bu kötülüklerin zemini gazetecileri susturma çabalarıyla kendini gösterdi. Bu durum geçirdiğimiz son Mayıs seçimlerinde de yansımasını buldu. Tüm bunlar birlikte düşünüldüğünde gazetecileri susturma amaçları daha net anlaşılacaktır.

Gazetecilik onurunu koruyacağız

Başlarken de belirttiğimiz üzere bize yönelik operasyonun üzerinden bir yıl geçti. Cezaevinde geçirdiğimiz 10 ayın ardından hakkımızdaki iddianame tamamlandı. Devlet organları, emniyetiyle, yargısıyla el ele vermişçesine bizi daha ne kadar hapishanede tutacakları çabası içerisine girdi. Gizlilik kararı nedeniyle göremediğimiz ancak 10 ay sonra iddianame olarak karşımıza çıkan dosyada ‘dağ fare doğurdu’ misali dalga geçercesine sadece gazetecilik faaliyetlerimizin sıralandığı bir metinle karşılaştık. İddianamenin en flaş kısmı olmaya aday gizli tanığın ‘falan şahıs buraya kamerayla girip çıkıyordu’, ‘çekiyordu’, ‘şu şu şahıslar burada program yapıp HDP’lileri konuk alıyorlardı’ minvallerinde beyanları, bize gözaltı sürecindeki gazetecilik teçhizatlarımızın ‘suç aleti’ olarak sergilendiği sahneleri hatırlattı. İddianameyi hazırlayan savcı da baştan sona nasıl gazetecilik yaptığımız anlatan bir metne imza atıyordu. Şimdi dönüp bir yıllık sürece baktığımızda hukuksuzluklarla dolu tam anlamıyla bir ‘gazetecileri susturma’ operasyonuyla karşı karşıya olduğumuzu daha net bir şekilde görebiliyoruz. Şunu da biliyoruz ki nasıl geçmişte bunu başaramadılarsa bugünde bizi susturmayı başaramayacaklar. Dışarıda da olsak dört duvar arasında hapiste de olsak karşılarında dimdik ayakta, gazetecilik onurunu korumaya, yazmaya, çizmeye, anlatmaya, göstermeye devam edeceğiz. Bu vesileyle yaklaşık bir ay sonra görülecek olan duruşmamıza tüm onurlu meslektaşlarımızı ve demokratik çevreleri davet ediyor, sesimize ses katmaya çağırıyoruz. Bilinmeli ki gazetecilik suç değildir!”

Kaynak: MA

#gazetecinin #davası #Temmuzda #Sesimize #ses #katmaya #çağırıyoruz

Gazeteci Arslan Kırşehir’e götürüldü

Kırşehir Merkezli soruşturma kapsamında gözaltına alınan Fırat Can Arslan, Kırşehir’e götürüldü. Arslan’ın ifadesi yarın alınacak

Kırşehir’de başlatılan soruşturma kapsamında Ankara’daki evine yapılan baskınla gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Fırat Can Arslan, Kırşehir’e götürüldü.

“Örgüt propagandası” gerekçesiyle gözaltına alınan Arslan’ın ifadesi yarın alınacak.

Kaynak: MA

#Gazeteci #Arslan #Kırşehire #götürüldü