Ana Sayfa Blog Sayfa 339

Suruç Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin aileleri hakim karşısına çıktı

Pirsus’ta katledilen yakınlarının faillerinin bulunmaması nedeniyle mahkemeye tepki gösteren aileler hakkında davanın duruşması görüldü

Riha’nın (Urfa) Pirsus (Suruç) İlçesi Amara Kültür Merkezi’nde Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) öncülüğünde toplanan gençlere yönelik düzenlenen canlı bomba saldırısında hayatını kaybeden 33 kişi hakkında görülen davanın 21’inci duruşmasında mahkemeye tepki gösteren 9 kişi hakkında açılan davanın 3’üncü duruşması görüldü.

Ek süre talep ettiler

Duruşma yargılanan kişilerin ifadelerinin daha önce farklı tarihlerde talimat ile alınmasından kaynaklı dosyaya kaydedilmesi ile başladı. Avukatlardan Ayşe Şehriban Demirel, eldeki suça konu dosyanın, heyet halinde görev yapan mahkemeye hakaret suçlaması ile açılan bir dosya olduğunu belirterek, “Dosyanın detaylı incelenmesi ve tüm yargılananların savunmaları tamamlandıktan sonra esasa ilişkin beyan ve savunmalarımızı yapmak isteriz, tarafımıza süre verilsin” diye konuştu.

Duruşma 2024’e ertelendi

Ardından dosya savcısı, dosyada bulunan eksiklerin giderilmesini talep etti. Taleplerin ardından kararı açıklayan mahkeme, Marmara Kapalı Cezaevinde tutulan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü’nün bir sonraki duruşmada SEGBİS ile duruşmaya katılması için müzekkere yazılmasına, Urfa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesinde katliama dair görülen 21’inci duruşmasına katılanların savunma kayıtlarını CD şeklinde dosyaya gönderilmesine karar vererek bir sonraki duruşmanın tarihini 7 Şubat 2024 olarak belirledi.

RIHA

#Suruç #Katliamında #hayatını #kaybedenlerin #aileleri #hakim #karşısına #çıktı

Tutuklu gazetecinin gözünden cezaevi : Çekpas sapı bilmecesi

DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu  cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini ‘Çekpas sapı  bilmecesi’ yazısıyla tutukluların mücadelesi ve idarenin tutumuna dikkat çekti

Ankara merkezli yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınarak, 3 Nisan Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, tutulduğu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tanıklık ettiği hak ihlallerini, “Çekpas sapı bilmecesi” başlıklı yazısıyla kaleme aldı. Müftüoğlu, yazısında  ayrıca aynı cezaevinde tutuklu bulunan Nuriye Adet’in yaşadığı sağlık sorunları karşısında idarenin tutumuna dikkat çekti.

‘Baştan sona hukuksuzluk’

Müftüoğlu’nun yazısı şöyle: “Sistemler, iktidarlar, toplumsal düzeni, birlikte yaşamı sağlayabilmek adı altında yasalar oluşturuyorlar. Baştan sona hukuksuzluk olduğu açık olan günümüzdeki sisteme göre iktidarın karşısında söz söyleyen partiye geçen herkes ‘suçlu’ olarak kabul ediliyor. Tabi günümüzde de bu durum daha da kangrenleştiğini, herkesin yani iktidarın söylediğini tekrar etmeyen de ‘suçlu’ olarak görülüyor. Tüm bunlar da topluma kanıksanıyor. Bu kadar ‘suçlu’yu ‘ıslah’ etmek için de her kente yeni cezaevleri inşa ediliyor.

 ‘Özel uygulamalarla işkence ediliyor’

Tabi bununla da yetinmeyip cezaevleri kampüse dönüştürülüyor. Alfabenin neredeyse her harfini alan tiplerde inşa edilen cezaevlerinde her bir tutukluya ayrı ‘özel’ uygulamalarla işkence ediliyor. Kentlerin dışına inşa edilen bu cezaevlerinde dünya ile bağlantı tümden sıfırlamak, insanları yalnız, bir başına, dünyadan kopuk hissettirmek ilk adımlardan biri oluyor. Resmi araçların sesi ve sirenler dışında dışarıdan bir ses duymanız mümkün değil. Köpek hırlaması, kedi miyavlaması, tavuk gıdıklaması, televizyonda olmasa muhtemelen unutacağınız bir şey olacak. Tabi özgürlük tutkunu kuşlar kanatlarıyla dünyanın aslında güzel bir yer olduğunu, özgürlüğün bir kanat çırpışı kadar yakın olduğu umudunu taşıyor. Her ötüşleriyle size baharın, özgürlüğün mücadelesini anlatıyor gibiler. Sizi hapsederek ‘öldürmeye’ niyetli olan iktidar karşısında sizin de aklınızı, ruhunuzu ve bedeninizi korumak için özel bir çaba içerisine girmeniz gerekiyor.

‘Amaç dışı kullanım’

Her şeyden izole edilen, beton ve demirle kaplı ve üzeri tel örgüyle çevrili bu alanda sağlığınızı korumanız zor olsa da bunun için özel çaba göstermeniz gerekiyor. Temizlik bu anlamda ciddi ve büyük önem taşıyor. Bunun için kantinden parasını ödeyerek temizlik malzemesi, fırça ve çekpas almanız gerekiyor. Tabi çekpas ve fırça alınırken, bunların sapı ikiye bölünerek size satılıyor. Kısa çekpas sapının satılmasının amacı ise, ‘amaç dışı kullanımı’ engellemek. Tam da bu noktada bir türlü kimsenin anlamadığı amaç dışı kullanımın ne anlama geldiğini, ne ifade edeceğini biraz da sizin düşünmenizi isterim. Biz bir türlü bir yanıt bulamadık. Koğuş arkadaşlarımın büyük bölümü cezaevi sürecinde boyun ve bel fıtığı olmuş. Yeni cezaevlerinin sağlam insanı hasta ettiğini birebir gözlerimle de görmüş oldum. Boyun ağrısı ile revire, ardından hastaneye giden koğuş arkadaşım Nuriye Adet’e de doktor tarafından geçtiğimiz aylarda boyun düzleşmesi teşhisi konulmuş. Doktor ilaç ve egzersizlerin yanı sıra ağrının artmasını sağlayacak kimi hareketlerden kaçınması gerektiğini belirtiyor. Nedir bu hareketler, boynunu zedeleyecek düzeyde eğilmemek. Bunun önüne geçmek için de ya temizlikten vazgeçmeniz ya da idareyi uzun çek pas sapı vermesi için ikna etmeniz gerekiyor. Temizlikten vazgeçme ihtimali olmadığından, idareyi ikna etmeniz için dilekçeyle uzun çekpas sapı talep edilir. Ancak gelen sap yine idare tarafından kırılmıştır. Nedeni sorulduğunda ise bunun için bir doktor raporu verilmesi gerektiği söylenir. Tabi burada her talep için dilekçe yazmanız istenir, ancak buna verilen yanıt sözlüdür. Hukuken bu duruma itiraz etmenizin yolunu da kapatmış oluyor.

‘Çekpas sapı için rapor yazılması’

Bunun üzerine koğuş arkadaşım Nuriye Adet, bir işkenceye dönüşse de bir kez daha doktor yolunu tutuyor. Uzun çekpas sapı verilmesi için rapor yazılmasını talep ediyor. Doktor ise çekpas sapı bir medikal malzeme olmadığı için buna dair bir rapor yazılmayacağını, idarenin teşhise bakarak böyle bir karar vermesi gerektiğini belirtiyor. Bu durum üzerine bir daha dilekçe yazan Nuriyet Adet’e, bir kez daha sözlü olarak ret yanıtı veriliyor. Aylarca giden gelen bu tablodan sonuç çıkarılmış değil. Okurlar, çekpas sapının amaç dışı kullanımı noktasında düşünürken, tabipler ise çekpas sapını alabilmek için nasıl bir rapor hazırlanabileceğini düşünebilir.”

ANKARA

 

 

#Tutuklu #gazetecinin #gözünden #cezaevi #Çekpas #sapı #bilmecesi

AKP’li belediyeden itiraf: Ermeni mezarlığının üstüne TOKİ konutları

Wan’ın Edremit Belediyesi’nin internet sitesinde, Ermenilere ait mezarlıkların üzerine TOKİ konutları ve yollar yapılarak yok edildiği yazıldı

Wan’ın Artemêt (Edremit) ilçesinde bulunan Ermenilere ait mezarlığının bir kısmının üzerine TOKİ, diğer bölümünün üzerine ise yol yapıldığı için yok edildiği ortaya çıktı. 2019 yerel seçimde seçilen HDP’li Eşbaşkan KHK’li olduğu gerekçesiyle mazbatası AKP’li adaya verilen Artemêt Belediyesi’nin resmi internet sayfasında, Ermenilere ait mezarlığın nasıl yok edildiğine dair bir yazı yer aldı. Belediyenin  “İlçenin Nüfusu” bölümündeki yazısında şu ifadeler yer aldı: “Kızkalesi olarak adlandırılan kaya bloğunun güneyinde küçük bir şapel bulunur. Şapelin kuş uçumu 400 metre kadar doğusundaki büyük Ermeni Mezarlığı 2005 yılında yapılan TOKİ konutları, geri kalanlar ise 2012 yılında açılan yeni yol çalışmaları esnasında yok olmuştur.”

Yine 2017 yılında dönemin kayyumu tarafından Xorkum (Dilkaya) Mahallesi’nde bulunan tarihi Xorkum Höyüğü’ne ve Ermeni Mezarlığı üzerine tuvalet ve soyunma kabinleri yaptırılmıştı. Bu tarihi bölgedeki halk plajı, 23 Temmuz’da Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyım Vali Murat Zorluoğlu ve Artemêt Belediyesi’ne atanan kayyım Atıf Çiçekli’nin katılımıyla açılmıştı.

Kaynak:MA

#AKPli #belediyeden #itiraf #Ermeni #mezarlığının #üstüne #TOKİ #konutları

Polisler emlak ofisini arayıp öğrencilerin ev kiralamasını engelledi

Antalya’da polislerin ev sahibini tehdit etmesi üzerine emlak ofisi, ev kiraladığı Kürt öğrencilerle sözleşmeyi iptal etti. öğrenciler suç duyurusunda bulunacak

Antalya Emniyeti, Akdeniz Üniversitesi’nde eğitim gören Kürt öğrencilerin ev kiraladığı emlak ofisi sahibini arayarak, ev vermemesi yönünde tehditlerde bulundu.

Üniversite öğrencilerinden Botan A. ve B.Y., Kepez ilçesine bağlı Ahlatlı Mahallesi’nde buldukları bir evi kiralamak için sözleşme imzaladı. 3 saat sonra kendilerini arayan emlak ofisi sahibi, Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı TEM polisleri tarafından aranarak tehdit edildiğini bildirdi.

MA’dan Dilan Akyol’un haberine göre emlak ofisi sahibi, polis tehdidi üzerine sözleşmeyi iptal etti. Öğrenciler, yaşadıkları mağduriyet ile ilgili suç duyurunda bulunacaklarını söyledi.

Bunlar terörist dediler

Öğrencilerden Botan A., barınma hakkının gasp edildiğini belirterek, yaşananları şöyle anlattı: “Evi tuttuktan sonra ücreti verip sözleşmeyi imzaladık. Eve giderken emlakçı beni aradı ve kendisini TEM’den Hakan adında bir polisin aradığını söyledi. Emlakçı, polisin kendisini ‘Bunlar terörist, bunlara ev vermeyin’ şeklinde tehdit ettiğini söyledi. Daha sonra emlakçı bizi arayıp, evi vermekten vazgeçtiğini söyledi. Kalan paramı geri veren emlakçı, ev için harcadığımız temizlik malzemeleri ve eşyalar için tuttuğumuz nakliye ücretini karşılamadı.”

2 yıldır takip ediliyoruz

Botan A., polislerin daha önce kaldıkları evin sahibi ve komşularına kendileriyle ilgili asılsız iddialarda bulunduğunu aktararak, baskılar nedeniyle evi boşaltarak ayrılmak zorunda kaldıklarını söyledi. Botan A., “Polisler, bulduğumuz her evde bizden sonra ev sahipleriyle yada emlakçıyla irtibat kurup, bizi kötülüyorlar. 2 yıldır bu sorunlarla karşı karşıyayız. Barınmamıza dahi engel oluyorlar. Okulda dahi sürekli takipteyiz, iletişim kurduğumuz her öğrencinin yanına gidip, bizim ‘terörist’ olduğumuzu söyleyerek, bizimle konuşmamaları yönünde baskı kuruyorlar” dedi.

Hakkımızı arayacağız

Irkçı bir grubun saldırısına uğradıkları 22 Şubat 2022’de gözaltına alındıklarını ve haklarında soruşturma başlatıldığını ifade eden Botan A., “Bu konuya dair İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) başvuruda bulunacağız. Bizleri bunlarla korkutup, sindirmeye çalışıyorlar. Fakat bu haksızlığa karşı her zaman hakkımızı arayacağız, mücadelemize devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

ANTALYA

#Polisler #emlak #ofisini #arayıp #öğrencilerin #kiralamasını #engelledi

HDP MYK üyesi Özcan: Kongreye giderken herkesin önerilerinden faydalanacağız

Kadınca bir eleştiri-özeleştiri mekanizması işleterek, büyük kongreye gidileceğini söyleyen HDP MYK üyesi Sultan Özcan, ‘Parti mekanizmalarımızla konuşan, gidip halkı dinleyen, herkesin önerilerinden faydalanacağız’ dedi

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Partisi), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları ve Eş Sözcüleri, hem 14 Mayıs hem de 28 Mayıs seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere 30 Mayıs’ta bir araya geldi. Yeşil Sol Parti ve HDP kurularının bir araya geldiği toplantılarla devam eden toplantılar, halkın katılımıyla buluşmalar ve konferanslarla devam edecek, halkın nihai kararıyla kongreye tamamlanacak. Bu kapsamda 5 Haziran’da da Yeşil Sol Parti ve HDP Kadın Meclisleri toplandı.

HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Sultan Özcan, başlatılan süreç ve bu süreçlerde kadınlar açısından izlenecek yol ve yöntemlere ilişkin Mezopotamya Ajansı’ndan Yüsra Batıhan’a değerlendirmelerde bulundu.

‘Kadınca eleştiri-özeleştiri ile büyük kongreye gideceğiz’

Toplantılarının temel gündemlerinin seçim sonuçlarının değerlendirmesi olduğunu belirten Özcan, “Kadınca bir eleştiri-özeleştiri mekanizması işleterek, büyük kongreye gideceğiz. Bu süreçte halkımızla, kadın yapılarıyla, çeşitli öznelerle birlikte bu süreci değerlendirip, nerede tıkandık, nerede eksikliklerimiz oldu üzerine tartışacağız. Buna dönük siyasal ve örgütsel bir yenilenmeyle güçlenerek önümüzdeki dönemi karşılayacağız. Hem parlamentoda hem sokakta hem de hayatın her alanında bu ırkçı, tekçi, kendini milliyetçilikle güncelleyen ittifakın karşısında, toplumsal muhalefeti, yüzde 48’e varan bir hayır cephesini de gören bir yerde mücadele haritamızı çizeceğiz” diye konuştu.

‘Önerilerinden faydalanacağız’

Kongreye giden süreçte kadınların yaşam alanlarında olacaklarını ifade eden Özcan, şunları söyledi: “Ev emekçisi kadından tarım emekçisi kadına kadar bize eleştirisi, uyarısı, katkısı olabilecek bütün toplumsal kesimlerle sadece parti binalarına sıkışarak değil, parti mekanizmalarımızla konuşan, gidip halkı dinleyen, herkesin önerilerinden faydalanacağız. Tekrar yenilenmiş olarak, mücadele dönemini önemli dersler almış, halktan beslenmiş, halka öz eleştirisini vermiş olarak, büyük bir kongre ile taçlandırmayı hedefliyoruz. Ama parti binalarına sıkışan bir yaklaşımla değil, örgütümüzün ana iskeletiyle sahici, ortak soruları soran ve ortak yanıtları arayan bir metodoloji izlemeyi düşünüyoruz” diye belirtti.

Kadın özgürlükçü mücadele

İçinde derinliği, felsefesi ve hayata bakışı olan kurucu bir irade olan “Jin jiyan azadî” fikriyatıyla yeni dönemi karşılayacaklarını vurgulayan Özcan, “Kadınlar, dünyanın çeşitli yerlerinde yükselen bir muhalefet ve direnişle hem haklarını hem hayatlarını savunuyor. ‘Jin jiyan azadî’ felsefesini kazanımlarına sahip çıkarak, bu yüzyılın ihtiyaçlarına göre yeni yaşamı kuracak bir çerçeve olarak görüyoruz. Yeryüzünün otoriter rejimlerine karşı kadın özgürlükçü, eşitlikçi bir mücadele alanın izleri görülüyor. Bunun büyüyeceğini biliyoruz. Biz de bunu büyütmeye adayız” ifadelerinde bulundu.

‘Neşemizle, öfkemizle önümüzdeki dönemi örgütlemeye…’

İranlı yazar Füruğ Füruzat’ın “İçim Acıyor Bahçeye” şiirinden, “Ben yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum” dizesini hatırlatan Özcan, “Biz duygusunu yitirmiş siyasetten korkuyoruz. O nedenle duygumuzla, neşemizle, öfkemizle birlikte önümüzdeki dönemi örgütleme kararlılığımız bana umut verdi. Hepimiz birbirimizden güç aldık” dedi.

HABER MERKEZİ

#HDP #MYK #üyesi #Özcan #Kongreye #giderken #herkesin #önerilerinden #faydalanacağız

Cizîr’de intihar ettiği belirtilen genç hayatını kaybetti

Cizîr ilçesine bağlı Ernebat köyünde intihar ettiği belirtilen genç hayatını kaybetti

Şirnex’in ( Şırnak) Cizîr (Cizre) ilçesine bağlı Ernebat köyünde intihar ettiği belirtilen Abdulkerim Kasırga isimli genç hayatını kaybetti. Alınan bilgilere göre, ailesi sabah saatlerinde evlerinin önündeki tandırın yanında Kasırga’nın cansız bedeniyle karşılaştı. Bunun üzerine haber verilen sağlık ekipleri, olay yerine geldi. Kasırga’nın cansız bedeni, Cizre Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Yapılan otopsi işlemlerinin ardından Kasırga’nın cenazesi Ernebat köyünde toprağa verildi.

ŞİRNEX

#Cizîrde #intihar #ettiği #belirtilen #genç #hayatını #kaybetti

Cizîr’de 2 kişi gözaltına alındı

Cizîr ilçesinde yapılan ev baskınlarında 2 kişi gözaltına alındı

Şirnex’in (Şırnak) Cizîr (Cizre) ilçesinde sabah saatlerinde birçok eve baskın düzenlendi. Evlerde yapılan aramaların ardından A.R. ve M.R. isimli yurttaşlar gözaltına alındı.

Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen 2 kişinin, Cizre Jandarma Komutanlığı’na götürüldüğü belirtildi.

ŞİRNEX

#Cizîrde #kişi #gözaltına #alındı

Amed’li yurttaşlar: Tabandan gelen ses dinlenmeli

HDP ve Yeşil Sol Parti’nin yeni dönemde halkla birlikte karar alma politikasını olumlu karşılayan Amedliler, ‘Yeni dönemde tabanın sesine kulak verilmeli, hala umudumuz var’ dediler

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP), Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlerin sonuçlarından sonra yeni dönem yol haritasını belirledi. Yeni dönemde özeleştiri verecek olan HDP ve Yeşil Sol Parti, sürecin tüm aşamalarını halkla birlikte yürütecek.

HDP ve Yeşil Sol Parti’nin yeni dönem başlattığı sürece dair Mezopotamya Ajansına konuşan yurttaşlar yeni dönemde her kapının çalınmasını istedi.

‘HDP’yi bölmek için değil birleştirmek için varız’

HDP’li olan Sadık Özkaya, seçim sürecinde yaşanan eksiklikleri sıralayarak, “Bir HDP’li olarak söylüyorum, biz HDP’yi bölmek için değil birleştirmek için varız” dedi. “Yeniden yapılanmaya gidilmesi bizler açısından çok iyi olur” diyen İbrahim Arcan, Türkiye’nin demokratikleştirilmesi için atılan adımlarda bazı yaşanan eksikliklerin aşılması gerektiğini söyledi.

‘Her yere ulaşamadık’

Partilerinin tam olarak her yere ulaşamadığı eleştirisini sunan Şeyhmus Başkan, “HDP tam olarak her yere ulaşamadı, gitmedi.  Ailelerle, engellilerle görüşülmedi. Mesela TİP’in kendi listesinden seçime girmesi 11 milletvekili kaybettirdi. Umudumuz 100 milletvekiliydi ama çıkaramadık. Partimizin kendilerini anlatmak için evleri tek tek dolaşmaları gerekirdi. Eskisi gibi değil, halk arasında gezmiyorlar, dolaşmıyorlar” ifadelerini kullandı.

‘Hala umuduzmuz var’

“Bizim temsilcilerimiz onlar ama biraz daha halkla olmalıydılar” diye ekleyen Başkan, “Amed’te en az 11 vekilimizin olması gerekiyordu. HDP özeleştirisini verdi. Eş Genel Başkanlar kongrede aday olmayacaklarını belirttiler. Bundan sonra duruma el atabilirler. Halk onlarla birlikte, hala umudumuz var” diye konuştu.

‘Kürtler sorunlarıyla baş başa kalıyor’

Halkın istek ve taleplerinin önemli olduğunu vurgulayan Xerip Selim, “Bizim sorunlarımız için yapılan bir siyaset var biliyoruz. Ancak nasıl çözülecek bilmiyorum. Bu konuda hep yalnız kalıyoruz, ya Türk solu ile anlaşıyoruz ya başkalarıyla ama Kürtler daha sonra sorunlarıyla baş başa bırakılıyor. Bu da bize yük oluyor, bu konuda daha Kurdistani bir parti olmasını istiyoruz” diye konuştu.

‘Tabandan gelen sesi dinlemeli’

Bu seçimlerden sonra halkın sesine kulak verilmesi gerektiğinin altını çizen Sami Demir, “Bir seçmen olarak bana göre bu sonuçların nedeni, HDP’nin tabandan gelen sesi dinlememesi, gelen uyarılara kulak tıkaması. Umuyoruz bundan sonra tabanı dinler, tabanın dediklerini dikkate alır, ona göre hareket eder. HDP’den beklentim, bütün Kürtleri ayrıştırmadan bir arada toplaması” önerisinde bulundu.

‘Bir an önce toparlanmak lazım’

Seçimlerin ilk turunda HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı çıkarmamasını eleştiren Abdurrahman Bozkurt, şunları söyledi: “Parti ilk turda kendi adayını çıkarmalıydı. Orada çok büyük yanlış yaptı. HDP ve Yeşil Sol Parti, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde CHP ile bir araya gelmelerinden dolayı da oy kaybetti. Örnek verirsek, bu nedenle Batman’da 14 bine yakın oyumuz yandı. Bu nedenle partinin bir an önce toparlanması lazım.”

Daha çok çalışmak gerekiyor’

Bozkurt, “HDP olarak il, ilçe bazında herkesle temas kurulması, herkese danışılması gerekiyordu. Seçimlerde bu yapılmadı. Eksiklik çok, bundan dolayı yeni dönemde daha çok çalışmak gerekiyor. Daha verimli şekilde her eve, sokağa girilip çalışılmalı. Herkesten oy istenmeli. Şimdi küskün bir kitle var, onlara ulaşılmalı” dedi.

AMED

#Amedli #yurttaşlar #Tabandan #gelen #ses #dinlenmeli

Amed’de gözaltına alınan gazeteciler 1 yıldır tutuklu

Amed’de tutuklanan gazeteciler tam bir yıldır tutuklu. Gazetecilerin avukatı Resul Temur ‘keyfi bir cezalandırma yöntemi’ dedi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen bir soruşturma kapsamında Amed merkezli birçok kentte 8 Haziran 2022’de evlere ve basın yayın kurumlarına yapılan baskınlarda, gözaltına alınan gazetciler tam bir yıldır tutuklu durumda.

Bu duruma ilişkin MA’dan Müjdat Can’a konuşan Avukat Resul Temur ‘gazetecilik faaliyeti yargılama konusu’ dedi.

Korsan arama

Gazetecilerin bir yıllık tutukluluk sürecini ve davayı değerlendiren avukatları Resul Temur, gözaltı sürecinde gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle gözaltına alındıklarını defaatle dile getirdiklerini ifade eden Temur, soruşturma sürecinin sona ermesiyle karşılaştıkları tablonun gazetecilik faaliyetinin yargılama konusu yapıldığını gördüklerini aktardı.

İddianamenin gazetecilerin mesleki faaliyetleri ve kimsenin girişine izin verilmediği işyerlerinde yapılan 30 günlük aramada elde edildiği öne sürülen delillerden oluştuğunu belirten Temur, “Bu aramalarda söz konusu şirketlerin yurtdışı serverlere ulaştıkları, Medya TV ve Sterk TV’ye ait olan bir kısım yazışmaların bu serverlerden alındığı iddia ediliyor” diye konuştu.

Gizli tanık

Operasyon öncesinde var olmayan gizli tanığın, soruşturma sürecinde dosyaya eklenmesinin ayrı bir husus olduğuna dikkat çeken Temur, bu durumun “delil üretme” olduğunu söyledi. Temur, “Aslında dosyada gazetecilerin gözaltına alınmasını ya da tutuklanmasını gerektirir bir delil olmadığı için, sonrasında tutuklama ve hatta tutukluluk halinin devamına ilişkin oluşturulan bir kısım delillerle dosyayı yürütmeye çalıştıklarını, böyle bir usulsüzlük ve hukuksuzluk içinde olunduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.

Gazetecilerinin uzun tutukluluk sürecinin, beraat ihtimalinin çok yüksek olduğu dosyada gazetecilerin keyfi ve açık bir şekilde cezalandırmaya döndüğünü sözlerine ekledi.

Ne oldu?

JINNEWS Müdürü Safiye Alagaş, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DGF) Eşbaşkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç, Xwebûn Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, gazeteciler Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin, 8 gün sonra çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

Aradan geçen 10 ayın ardından 2’si tutuksuz 18 gazeteci hakkında, “örgüt üyeliği” iddiasıyla 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Gazetecilerin ilk duruşması ise 11 Temmuz’da Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

AMED

#Amedde #gözaltına #alınan #gazeteciler #yıldır #tutuklu

‘Kürt sorunun çözümünde temel aktör Öcalan’dır’

Kürt sorunu çözülmeden demokratik siyasetin yapılamayacağını belirten KCDK-E Eş Başkanı Yüksel Koç, ‘Kürt Sorunun çözümünde temel aktör Öcalan’dır’ dedi

Kürt sorununda çözümsüzlük politikalarına geri döndüğü 2015 yılında savaş konseptini yeniden devreye koyan AKP, Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlere giderken ittifak adı altında bir araya geldiği partilerle Kürt karşıtlığını sürdüreceğinin işaretini verdi. Bu politikaları nedeniyle Kurdistan’da kurulan sandıklarda 21 yıllık iktidarının en düşük oyunu alan AKP, genel olarak iktidara geldiği 2002 yılında aldığı toplam oy oranına düştü.

Mezopotamya Ajansı’ndan Yüsra Batıhan’a konuşan Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E) Eş Başkanı Yüksel Koç, Kürt sorununda çözümsüzlüğü sürdüren, İmralı tecrit sistemini derinleştiren AKP’nin de başını çektiği Cumhur İttifakı’nın İttihat Terakki anlayışının birleşimi olduğunu belirtti. Türkiye’deki krizlerin temelinde Kürt sorununda çözümsüzlük olduğuna işaret ederek, çözümün asıl adresinin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın ağır tecrit koşullarında tutulduğu İmralı Adası olduğunu söyledi.

‘Erdoğan anti Kürt siyaseti yürüttü’

Kürt sorunu çözülmeden demokratik siyasetin yapılamayacağını belirten Koç, “Toplumu Kürt düşmanlığı üzerine dizayn etmeye çalışan anlayış, sorunların, kaosların ve krizlerin büyümesine neden oluyor. AKP-MHP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün devlet olanaklarını kullandı. Anti Kürt siyaseti üzerinden kampanya yürüttü. Oysa köylünün, emekçinin, yoksul insanların, öğrencilerin, emeklilerin bu kadar sorun ve sıkıntı yaşamasının nedeni, özellikle Kürtlere karşı savaş harcamalarıdır. Toplum bunun üzerinden kamplaştırılıyor, uluslararası ilişkiler bunun üzerinden dizayn ediliyor. Bu anlamda Türkiye’deki sorunların çözüm anahtarı Kürt sorununun çözümünden geçiyor. Bu seçimlerde bunu bir kez daha gördük” dedi.

‘Şer ittifakı oluştu’

İktidarın kutuplaştırma siyaseti üzerinden kısa vadeli hesaplar yaptığını ve bununla toplumun daha büyük bir kaosa sürüklendiğini belirten Koç, “Mafya devletine dönüşen yapı çözüm üretemez, kendisini tekrarlar. Sorunları daha da büyütür ve krizin ortaya çıkmasına neden oluyor. Şu anda kafatasçı İttihat Terakki anlayışı ile biat kültürüne dayanan, kendinden olmayan herkesi katleden, herkesi hizaya getirmeye çalışan, toplumu biat kültürü ile yönetmeye çalışan DAİŞ anlayışı birleşmiş ve bir şer ittifakı oluşmuştur. Bu ittifak krize, çelişkilerin büyümesine neden olmaktadır” diye konuştu.

‘Kürt sorunun çözümünde temel aktör Öcalan’

Kürt sorununun çözümünde temel aktörün PKK Lideri Abdullah Öcalan olduğuna işaret eden Koç, “çözüm” adı altında yürütülen süreçte Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler sonucunda Türkiye toplumunda sorunların diyalog yoluyla çözülebileceği anlayışının hakim olduğunu hatırlattı. Koç, şöyle devam etti: “Temel aktör Başkan Abdullah Öcalan, 93’ten beri sorunun demokratik ve diyalog yoluyla çözülmesi için adımları atmış, ateşkesler ilan etmiş, başka ülkelere çağrı yapmış ve Demokratik Cumhuriyet projesiyle Kürt halkının kendi kimliğiyle Türkiye sınırlarında yaşamasına dair bir çözüm önermişti. Egemen güçlerin ulus devlet projesine karşı geliştirilen demokratik ulus projesi, özgür yaşam modelini önerdi. Tek çözüm modelinin bu olduğu, başta Kürtler, daha sonra Ortadoğu halkları ve dünyadaki aklı başında tüm çevreler tarafından kabul edildi. Bugün Rojava’da bu model uygulanıyor. Bütün farklı kimlik ve inanç grupları özgür bir yaşamı birlikte inşa ediyor. Türkiye’de çok kimlikli, çok inançlı bir ülke. Türkiye’nin sorunlarını tekçi anlayışla çözemezsiniz. Bu anlamda çözümün asıl adresi İmralı’dır. Kürtlere yaklaşım İmralı’dan geçiyor, çünkü Başkan Apo sıradan bir tutuklu değildir. Milyonlarca Kürt’ün iradesini temsil eden Kürt halkının önderidir.”

‘Asıl mücadele bundan sonra  başlıyor’

İktidarın seçimde başarısız olduğunu dile getiren Koç, “Bu kadar manipülasyona, hileye, baskı yöntemlerine rağmen Kürt halkı demokrasinin sınavına öncülük etmiştir. Savaşa, katliama, inkara, faşizme ‘hayır’ demiştir. Demokrasiden, ortak yaşamdan yana tavır koymuştur. Kürt halkı başta olmak üzere Türkiye’de değişimden, dönüşümden yana olan kesimlerin yüzde 50’si baskılara rağmen bu hükümeti istemiyorum demiştir. Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, bugünden itibaren tartışılmaya başlamıştır. Çünkü demokratik olmayan, eşi benzeri görülmeyen adaletsiz bir seçim olmuştur. Kürtler, kamplaştıran siyasete karşı birleşen, demokrasiye öncelik eden, özgür eşit yaşama esas alan bir tavır ortaya koymuştur. Bu da selamlanması gereken bir tavırdır. Şer ittifakı Türkiye’nin sorunlarına çözüm getiremeyeceği gibi, ömürleri de uzun olmayacaktır. Uzun vadede demokrasi ve eşitlik isteyenler kazanacaktır. Bu seçimlerde ırkçı, kafatasçı şer cephesi yenilgi almıştır. Asıl mücadele bundan sonra başlıyor” dedi.

ANKARA

 

 

 

#Kürt #sorunun #çözümünde #temel #aktör #Öcalandır