Ana Sayfa Blog Sayfa 348

Ekolojik yıkım son 51 yılda büyüdü

Timsah gözyaşlarının döküldüğü 5 Haziran Dünya Çevre günü 51. kez kutlanıyor! Amed Ekoloji Derneği aktivisti Leyla Çit, çevre günü etkinlikleriyle gerçek sorumluların gizlendiğini söyledi

İsveç’in Stockholm kentinde 1972 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Çevre Konferansı’ndan günümüze kadar geçen 51 yıldır kutlanan Dünya Çevre Günü, 1972’den günümüze tüm canlı yaşam üzerinde süren yıkımı büyüten bir süreç yaşandı. Her yıl 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak kutlanırken, kapitalizmin amansız sömürü karşısında her yıl geçen yılı aratıyor. Günümüzde ise doğal yaşamı sağlayan kaynakların gün geçtikçe tükendiği, çevre kirliliğinin had safhaya ulaştığı görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre her yıl hava kirliliği nedeniyle 7 milyon insan hayatını kaybederken, tüm dünyada yaşam yok olma tehdidi ile karşı karşıya. Kurdistan ve Türkiye coğrafyasında ağaç katliamından orman yangınlarına, barajlardan enerji santrallerine kadar rant politikaları ile doğada kalıcı tahribatlar oluşturuluyor.

Gerçek sorumlular gizleniyor

Amed’de Ekoloji Derneği aktivisti Leyla Çit, dünyada ve ülkede doğaya yönelik saldırgan politikalar ve çözüm önerileri üzerine JINNEWS’ekonuştu. İklim krizinin söylenilenin ötesinde bambaşka nedenleri olduğunu vurgulayan Leyla Çit, “Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Çevre Günü gerçek sorumluları gizleyen bir yerde duruyor. Ekolojiye toplumsal ekoloji perspektifiyle yaklaşan; buna çevreci hareket gibi değil, daha çok toplum, özgürlük, kadın doğası bakışlı bir paradigmaya ihtiyaç var. İklim krizinin nedenleri içinde bu yıl plastik madde kullanımına odaklanıldı. Oysa bizler biliyoruz ki iklim krizinin bireysel nedenlerden ziyade sermaye, hiyerarşik yapılar, kapitalist devlet modeli, yönetim biçimleri gibi derin ve büyük yıkımlara yol açan nedenleri vardır” dedi.

Göstermelik çevrecilik

Leyla Çit, Kürt illerinde halkın iradesi gasp edilerek belediyelere kayyumlar atanmasından sonra doğal yaşama müdahale edildiğinin altını çizdi. Leyla Çit, “İnsanlar için doğanın önemi ve faydasından ziyade kayyımlar için önemli olan daha çok rant politikasıdır. Kayyım politikalarına paralel yürütülen savaş politikaları var. Dünya Çevre Günü kutlayan ülkeler yeşil devlet projeleriyle yeşilcilik anlayışını duyururken, hiçbir zaman savaşta kullanılan kimyasala karşı bir tutum izlenmiyor. Çünkü bunun sorumluları onlar. Yürütücüleri olarak göstermelik çevrecilik anlayışıyla halktan gerçek sorumluları gizlenerek, doğadaki tahribatın günden güne felakete yol açmasına neden oluyor” ifadelerini kullandı.

Şirnex’te ormanlar yağmalandı

Sermaye, şirket ve egemen aklın doğayı her yerde hedef aldığını ve toplumların bu politikayı fark etmesi gerektiğini söyleyen Leyla Çit, “Karadeniz’de köyünü koruma mücadelesini veren kadınla Rojava’da özgürlük mücadelesi veren kadının bir anlamda varlık mücadelesi aynıdır. Bu fark edildiğinde toplumlar büyük gerçeği görmüş olacak. Köyü için mücadele eden Karadenizli, Egeli ve Kurdistanlıların aslında doğayla bütünlüklü ilişkisi mevcut. Ayrıca rant politikaları Kurdistan’da daha özel bir politika ile yürütülüyor. Buna Cudi ile Şırnak örneği verilebilir. Şırnak’ta aylar boyunca bir kentin ağaçları hiçbir gerekçe gösterilmeden kesildi. Önceden ormanları yakan zihniyet bu defa ‘Neden yakalım? Keselim, biz tekrar bu odunları satıp bundan da para kazanalım’ düşüncesi uygulamaya kondu. Türkiye’nin her yerinde talan politikaları uygulanırken, Kürt coğrafyasında ise talan ve yağmanın hiçbir sınırı yok” şeklinde konuştu.

Gezi, toplumsal ekolojik direnişti

Çit, ekolojik dengenin korunması ve talanın engellenmesi için neler yapılması gerektiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “İnsanın insana tahakkümüyle birlikte doğaya tahakküm de başladı. Bu ilişkiler düzelmedikçe ne ekolojik denge ne de ekolojik barış sağlanabilir. Bizler yaşam alanlarımızda tekrar doğayla bütünlüklü bir ilişki içinde olmadığımız sürece diğer türler de yok olmayla karşı karşıya kalacak. Buna bir örnek vermek gerekirse Gezi direnişi toplumsal ekolojinin bir örneğidir. Bir ağaçtan başlayan ve bir ağaç için verilen mücadele topluma yapılan baskılara karşı bir direnişe dönüştü. Aslında doğanın özgürlüğü, toplumun özgürlüğüyle iç içedir ya da bir kadının özgürlüğü, bir ağacın, bir hayvanın özgürlüğü bir bütünen ekolojinin bir parçasıdır. Gezi’deki ruh gibi bütünlüklü ve birlikte mücadele ile ekoloji mücadelesi toplumsallaşarak, halkla birlikte daha da büyütülmelidir.”

EKOLOJİ SERVİSİ

#Ekolojik #yıkım #son #yılda #büyüdü

Hiranur Vakfı’ndaki tecavüz davası 17 Temmuz’a ertelendi

Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki kızını evlendirerek, yıllarca tecavüze maruz bırakılmasıyla ilgili dava 17 Temmuz’a ertelendi

İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki kızı H.K.G.’yi “müridi” Kadir İstekli ile “evlendirmesi” ve tecavüze maruz bırakılmasıyla ilgili davanın 4’üncü duruşması İstanbul’daki Kartal Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Gümüşel ve İstekli’nin tutuklu, anne Fatıma Gümüşel’in ise tutuksuz yargılandığı davada karar çıkmazken, mahkeme duruşmayı 17 Temmuz’a erteledi.

Duruşma öncesi Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) adliye önünde açıklama yaptı. Kadınlar adına açıklamayı yapan Ömür Kargın, 6 yaşından itibaren tecavüze maruz bırakılan H.G.K. için bir araya geldiklerini belirterek, “’Neye göre çocuk? Kime göre çocuk?’ söylemleri çocuk istismarını teşvik etmek anlamına gelir. Kadınlar, kız çocukları, alınıp satılacak ‘sahiplenecek’ bir meta değildir. Buna karşıyız. Bu yolda kadınların ve çocukların yanındayız. Kimse kendisini yalnız hissetmesin” diye belirtti.

Çocuklar güvende değil

Emek Partisi (EMEP) Antep Milletvekili Sevda Karaca ise, görülen davayı işaret ederek, “6 yaşında bir çocuğun tarikatlar eliyle evlendirilmesi demek bu ülkede hiçbir çocuğun güvende olmadığını gösteriyor. Bu tarikatlar, ele geçirdikleri olanaklarla kadınları, çocukları tehdit eder hale geldiler. Bugün yeni Meclis kuruldu. AKP bütün bu karanlık güçlerle işbirliği yaptı. Biliyoruz ki bu Meclis, çocuk istismarlarını aklamak isteyen bir Meclis. H.G.K. yalnız değildir” dedi.

İSTANBUL

#Hiranur #Vakfındaki #tecavüz #davası #Temmuza #ertelendi

SES Genel Kadın Sekreteri Atabey tahliye edildi

SES yöneticilerinin yargılandığı davada, tutuklu SES Genel Kadın Sekreteri Selma Atabey tahliye edildi

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Kadın Sekreteri Selma Atabey ve önceki dönem Eş Genel Başkanı Gönül Erden’in de aralarında bulunduğu 8 sendika yöneticisi hakkında “Örgüt üyesi olmak”, “Örgütü yönetmek” ve “Örgüt propagandası” iddialarıyla açılan davanın 9’uncu duruşması, Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ev hapsinde tutulan Erdem’in Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşmada, tutuklu yargılanan Atabey ile tutuksuz yargılananlar hazır bulundu. Ayrıca KESK, üye sendikalar, uluslararası sendika yöneticileri ile emek ve meslek örgütü temsilcileri de dayanışmak amacıyla duruşmayı izledi.

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Atabey’in adli kontrol şartıyla tahliyesine karar vererek, duruşmayı 2 Ekim’e erteledi.

ANKARA

#SES #Genel #Kadın #Sekreteri #Atabey #tahliye #edildi

Şenyaşar ailesi ‘adalet’ pankartını bakanlığın kapısına da asacağız

Ferit Şenyaşar, yeni Adalet Bakan’ın sorumluluğunu yerine getirmemesi halinde‘ Adalet’ yazılı pankartlarını Meclis’e ve Adalet Bakanlığı’nın kapısına asacaklarını aktardı

Riha’nın ( Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 805’inci gününde devam ediyor.

Pirsûs’taki evlerinden çıkıp Urfa Adliyesi önüne gelen Emine Şenyaşar ve oğlu Ferit Şenyaşar, “Şenyaşar ailesi Adalet Köşesi” olarak adlandırılan alanda nöbete başladı. Adliye önünde bulunan beton bariyerlere “Şenyaşar ailesi için adalet” yazılı pankart asan aile, yolu adliyeye düşen yurttaşlara yaşananlara dair bilgi verdi.

‘Zamanı gelince gerçekler ortaya çıkacak’ dediler’

Aynı zamanda Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Riha Milletvekili olan Ferit Şenyaşar, adalet mücadelesini Ankara’da devam ettirdiğini ve bugün annesine destek için adliye önüne geldiğini aktardı. Şenyaşar, “Adalet mücadelemiz 805’inci gününde devam ediyor. 5 yıldır bir adalet mücadelesi sürdürüyoruz. Adaletin kaybolduğu adalet sarayı önünde bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Bundan sonra ben adalet mücadelemizi Ankara’da sürdüreceğim. Anne de adalet gelene kadar adliye önünde nöbeti sürdürecek. Dün Adalet Bakanı değişti. Yılmaz Tunç yeni Adalet Bakanı seçildi. Bizim çağrımız; tebrikleri kabul etmesin, ülkede genel bir adaletsizlik var. Türkiye’de üstünlerin hukuku var, bu adaletsizliklerin en büyüğü Urfa Adliyesi önünde meydana geliyor. Daha önce görüştüğümüz bütün yetkililer ‘zamanı gelince gerçekler ortaya çıkacak’ dediler” diye konuştu.

 ‘Bakanlığın kapısına asacağız’

Katliama dair süren davanın sonuçlanmasını isteyen Şenyaşar, şunları söyledi: “Artık herkes görevini yerine getirsin. Bütün gerçekler ortada. Hastane kamera kayıtlarının çalındığı söyleniyor. Biz görüntülerin var olduğunu ve devletin arşivinde olduğunu biliyoruz. Gerçeklerin ortaya çıkmasını engelleyen herkes bu suça ortak oluyor. Yeni Adalet Bakanı gerekeni yapmaz ise annem ile birlikte burada astığımız pankartı Ankara’da Meclis’e de asacağız. Bakanlığın kapısına da asacağız. Geç gelen adalet adalet değildir” şeklinde konuştu.

RİHA

 

#Şenyaşarailesi #adalet #pankartını #bakanlığın #kapısına #asacağız

Onur Yaser Can davasında polislere 6’şar yıl hapis cezası verildi

Çıplak arama ve işkeneceye maruz bırakılması sonrası hayatına son veren Onur Yaser Can davasında 4 polise 6’şar yıl hapis cezası verildi

Onur Yaser Can’ın Haziran 2010’da çıplak arama ve işkeneceye maruz bırakılması sonrası hayatına son vermesine yönelik dava bugün görüldü. Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada yargılanan 5 polisten 4’üne 6’şar yıl hapis cezası verildi.

Ne olmuştu?

ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010 tarihinde İstanbul Beyoğlu’nda narkotik polisi tarafından gözaltına alındı. İfadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. Bundan iki gün sonra, “Tutanaklarda eksiklik olduğu” gerekçesiyle tekrar karakola çağrıldı.

23 Haziran 2010’da tekrar ifadeye çağrılan Can aynı gün intihar etti. İntiharının ardından annesi Hatice Can, oğlunun pantolonunun arka cebinde, üzerinde çıplak aramaya maruz bırakıldığına ilişkin ifadelerin yazılı olduğu bir not buldu.

Anne Hatice Can 2014 yılında intihar etti. Baba Mevlüt Can ise sağlık sorunlarından dolayı 2019 yılında hayatını kaybetti.

HABER MERKEZİ

#Onur #Yaser #davasında #polislere #6şar #yıl #hapis #cezası #verildi

HDP’den 5 Haziran Katliamına ilişkin açıklama

HDP, 5 Haziran 2015’te yaşanan katliamda yaşamını yitirenleri andı

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 5 Haziran 2015’te DAİŞ tarafından Amed’de gerçekleştirilen bombalı saldırının yıl dönümüne dair sanal medya hesabından paylaşımda bulundu. Paylaşımda şunlar belirtildi: “5 Haziran 2015’te Amed’de Büyük İnsanlık Mitingimize yapılan bombalı saldırıda hayatını kaybeden yoldaşlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz. Bu saldırılara yol verenler, Kürt halkına yönelik saldırıları organize edenler hesap verene kadar mücadelemiz sürecek.”

ANKARA

#HDPden #Haziran #Katliamına #ilişkin #açıklama

Kastamonu, Samsun, Sinop ve Amasya’da sel: 2 kişi hayatını kaybetti

Kastamonu, Samsun, Sinop ve Amasya’nın bazı ilçelerinde yaşanan selden kaynaklı 2 kişi hayatını kaybetti

Kastamonu, Samsun, Sinop ve Amasya’nın bazı ilçelerinde etkili olan kuvvetli yağış sonrası sel ve su baskınları yaşandı. Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde dere suları yükseldi, iş yeri ve evleri su bastı. Dün akşam Samsun’un Ladik ilçesinde sele kapılan bir kişi yaşamını yitirdi. Samsun’un Ladik, Atakum, İlkadım, Canik ve Tekkeköy; Sinop’un Ayancık ve Türkeli ilçeleri ile Kastamonu’nun Bozkurt ve İnebolu ilçesinde okullar tatil edildi. Amasya’nın merkeze bağlı Kızılkışlacak köyü yakınlarında otomobille sel sularına kapılan 2 kişiden birinin cansız bedenine ulaşıldı.

HABER MERKEZİ

#Kastamonu #Samsun #Sinop #Amasyada #sel #kişi #hayatını #kaybetti

İran’dan sonra Afganistan’da da kız öğrenciler zehirlendi

İran okullarında toplu zehirleme vakalarının ardından bu kez benzer bir saldırı Taliban’ın iktidarda olduğu Afganistan’da yaşandı. Hafta sonu iki ilkokulda yapılan saldırıda yaklaşık 80 kız öğrenci zehirlenerek hastaneye kaldırıldı

İran’ın ardından Afganistan’da kız öğrencilerin öğrenim gördüğü iki ilkokulda sınıftakilerin zehirlenmelerine yol açan bir maddeyle saldırı yapıldı.

Bölgedeki eğitim departmanının yöneticisi Muhammed Rahmani saldırıların ülkenin kuzeyindeki Saripul vilayetine bağlı Sangçarak’ta cumartesi ve pazar günü meydana geldiğini, yan yana bulunan Naswan-e-Kabod Aab ve Naswan-e-Faizabad adlı ilkokullarda bulunan 77 öğrencinin zehirlendiğini söyledi.

‘Kişisel Husumet’ denildi

Saldırıda kullanılan maddeyi açıklamayan Rahmani saldırganın “kişisel husumet” sebebiyle saldırı yaptığını iddia etti. Eğitim bakanlığının soruşturmasının devam ettiğini ve ön soruşturmanın, husumet besleyen birinin saldırıları gerçekleştirmesi için üçüncü bir tarafa para ödediğini gösterdiğini söyledi. Rahmani zehirlenen kız öğrencilerin yaşlarını vermedi, ancak birinci sınıf ile altıncı sınıf düzeylerinde öğrenim gören kız öğrenciler olduğunu söyledi.

‘Bilinmeyen kişiler’

Saripul polisinden Muhammed Nazari de yaptığı açıklamada “Bilinmeyen kişiler kızların sınıflarına girdi. Sınıfları zehirlediler. Kızlar sınıfa girdiğinde zehirlendi” dedi. Nazari hastaneye kaldırılan kızların durumunun iyi olduğunu da aktardı. Ancak polis yetkilisi de zehirlemenin bir gazla mı yoksa başka bir maddeyle mi yapıldığı konusunda bilgi vermedi. Reuters haber ajansı saldırılarla ilgili henüz gözaltı yapılmadığını duyurdu.

Kadınlar birçok alanda dışlandı

Taliban’ın Ağustos 2021’de iktidara gelmesinden ve Afgan kadınların ve kız çocukların hak ve özgürlüklerine baskı uygulamaya başlamasından bu yana bu tür bir saldırının ilk kez gerçekleştiği sanılıyor. Taliban iktidarında kadın ve kız çocukların üniversite de dahil olmak üzere altıncı sınıftan sonra eğitim almaları yasaklanmış, kadınlar çok sayıda iş kolu ve kamusal alandan dışlanmaya başlanmıştı.

Benzer vakalar İran’da da yaşandı

Komşu İran’da geçen yıl Kasım ayından itibaren çoğunlukla kız öğrencilerin olduğu okullarda meydana gelen zehirleme saldırılarında yaklaşık 13 bin öğrenciyi hastalandı. Olaylarda binlerce öğrenci zehirli dumanlardan midelerinin bulandığını söyledi. Ancak saldırıların arkasında kimin olabileceği veya varsa hangi kimyasalların kullanıldığı hakkında İran’da resmi bir açıklama yapılmadı. Afganistan’da Taliban’ın iktidara gelmesinden önce de kız öğrencilerin öğrenim gördüğü okullara şüpheli gaz saldırıları gerçekleştirilmişti.

DIŞ HABERLER

#İrandan #sonra #Afganistandada #kız #öğrencilerzehirlendi

Uçar: Kadın hareketi rehberimiz olmaya devam edecek

Kadın Meclisi toplantısı öncesinde açıklama yapan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, ‘Açığa çıkan parlamento bize çok güçlü bir mücadele yürütmemiz gerektiğini gösterdi’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, seçim sonuçlarını değerlendirmek ve önümüzdeki dönem politik mücadele hattını belirlemek üzere bir araya geldi.

HDP Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar da katıldı. Toplantının açılışını yapan Uçar, sözlerine 5 Haziran 2015 tarihinde Amed’de gerçekleştirilen bombalı saldırıda yaşamını yitirenleri anarak başladı.

Kadın hareketi rehberimiz olmaya devam edecek

Kritik iki seçimin geride bırakıldığını anımsatan Uçar, “Hem dün yaşadıklarımızın muhasebesini hem de gelecek dönemin nasıl inşa edileceğine dair yoğun çalışmalar yürüttüğümüz bir seçimi geride bıraktı. Seçimlere giderken yürüttüğümüz çalışmada rehberimiz elbette vardı. Kürt ve Türkiye kadın hareketi, dün olduğu gibi bugün de rehberimiz oldu ve olmaya devam edecek. Beyannamemizde, söylemlerimizde, mücadelemizde kadın mücadelesini büyütmeyi hedefledik ve bundan sonraki çalışmalarımızda da böyle devam edecek” diye belirtti.

İstanbul Sözleşmesi

Kadınların Yeşil Sol Parti ve HDP’nin yürüttüğü mücadele sonucunda 29 kadın milletvekili ile Meclis’te en güçlü kadın temsiliyetinin sağlandığını dile getiren Uçar, “AKP seçimlere giderken kadın kazanımlarını hedef almaktan vazgeçmedi. İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme, istismar düzenlemesiyle kadınların ve çocukların geleceğini gasp etmek, 6284’ü seçim pazarlığı yapma, nafaka hakkını gasp etme, nefret söylemini derinleştirme ana hattıydı. Bundan vazgeçmedi, bunu da yaptığı ittifaklarla güçlendirmeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

Mücadele yürütmeye devam edeceğiz

Uçar, konuşmasına şöyle devam etti: “Eşbaşkanlık, eşit temsiliyet, hayatın her alanında kadınların varlığını güçlendiren politikalarımız elbette devam edecek. Eşit ve özgür bir dünya kurma mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Kürdistan’da derinleşen özel savaş politikalarının olmadığı, nefret cinayetleri ve söylemlerinin olmadığı, kadınların beden ve emeğinin sömürülmediği bir dünya için mücadele devam edecek. Açığa çıkan parlamento bize çok güçlü bir mücadele yürütmemiz gerektiğini gösterdi.

Bu güçle seçim sonuçlarını ele alırken ‘başarısızlık’ demiyoruz. Çünkü kadın mücadelesinin başarısı seçimlerle ölçülebilecek bir başarı değildir. Dün neredeysek bugün de oradayız ve bunun güçlenmesi büyütülmesi gerektiğinin farkındayız. Birlikte kazanacağız; sokaklar da bizim mücadele de bizim.”

ANKARA

#Uçar #Kadın #hareketi #rehberimiz #olmaya #devam #edecek

Hakan Fidan, Çavuşoğlu’ndan Dışişleri Bakanlığı’nı devraldı

Hakan Fidan Dışişleri Bakanlığı görevini Mevlüt Çavuşoğlu’ndan devraldı. Fidan, Çavuşoğlu’nu üniversite sıralarından tanıdığını söyledi

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni Kabine’yi açıklamasının ardından Hakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı görevini Mevlüt Çavuşoğlu’ndan devraldı.

Çavuşoğlu devir teslim töreninde yaptığı konuşmada, “Hakan Fidan ile en hassas konularda yurdumuzun bekasını birlikte koruduk” dedi. Hakan Fidan da, “Çavuşoğlu ile arkadaşlığımız Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora yaptığım yıllarda aynı okul sıralarında başladı” dedi

HABER MERKEZİ

#Hakan #Fidan #Çavuşoğlundan #Dışişleri #Bakanlığını #devraldı