Ana Sayfa Blog Sayfa 356

TUHAY-DER kongresinde hukukçulara ‘tecride tepki gösterin’ çağrısı

Wan’da yapılan TUHAY-DER’in kongresinde İmralı tecridine tepki gösterilerek, hukukçulara ve insan hakları savunucularına tecride tepki verme çağrısı yapıldı

Wan’da Tutuklu Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUHAY-DER), “Özgür toplum iradesiyle, tecridi kıracağız” şiarıyla 3’ncü Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi.

kongreye çok sayıda kişi katılırken, kongrede ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter’in gönderdiği dayanışma mesajı ÖHD Wan Şube Eşbaşkanı Mehtap Işık tarafından okundu. Mesajda, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde devam eden tecride tepki gösterildi.

Hukukçulara çağrı

İmralı tecrit sisteminin sistematikleştiğini belirten Işık, “ÖHD ve 700 avukat olarak tecride ilişkin tüm resmi başvuruları yapmamıza rağmen, faşist bloklar karşısında herhangi bir cevap alamadık. Bu tecridin tüm barolar,  hak savunucuları ve hukukçuların dikkat çekmeye davet ediyoruz” çağrısı yaptı.

Direnen bir halk var

Ardından konuşan MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Zeki Baran da tecridin cezaevlerinden başlayıp, tüm Kürt kazanımlarında sirayet ettiğini belirtti. Baran, “Bunlar, Kürt halkının kazanımlarını ortadan kaldırmak için yemin edenlerdir. Ama unutmasınlar ki bu kazanımları yok etmek için yemin edenlerin karşısında, 30 yılı aşkın boyunca zindanlarda bu sisteme karşı direnen ve savaşan gençler ve aileleri vardır. Kimse öyle kolay kolay bu kazanımları yok edeceklerini düşünmesinler. Bu halkın 30 yılda cezaevinde direnen ve savaşan evlatları kimseye geçit vermez” ifadelerini kullandı.

Okunan faaliyet ve maliyet raporunun ardından yapılan seçimlerde Edibe Babur ve Çetin Uyar yeni eş başkanlar olarak seçildi.

WAN

#TUHAYDER #kongresinde #hukukçulara #tecride #tepki #gösterin #çağrısı

Japonya’da Mawar tayfunu: 1 kişi öldü, 2 milyon kişinin tahliyesi istendi

Japonya’yı etkisine alan Mawar Tayfunu ülke genelinde sel ve heyelanlara yol açtı. Heyelan ve selden 1 kişi öldü, 3 kişi de kayboldu. Ayrıca yaklaşık 2 milyon kişiye ise geçici tahliye talimatı verildiği belirtildi

Doğu Asya’da ortaya çıkan tropikal Mawar tayfununun etkisi sürüyor. Tayfunun etkili olduğu Japonya’da bir kişi öldü, üç kişi kayboldu ayrıca 2 milyon kişiye geçici tahliye çağrısı yapıldı.

Tokyo’dan tahliye istendi

Japonya Meteroloji Ajansı (JMA), başkent Tokyo dahil ülkenin güneyi ve doğu bölgelerini etkisi altına alan tropikal Mawar tayfununa karşı uyarılarını güncelleyerek, Pasifik kıyısındaki eyaletlere yönelik nehir taşkınları ve heyelan uyarılarını yineledi, başkent Tokyo ve çevresindeki bazı bölgelerde yaşlıların acil tahliyesini istedi.

Japonya Meteoroloji Ajansı’na göre, tayfunun Honşu açıklarında doğuya doğru ilerledikten sonra günün ilerleyen saatlerinde tropikal olmayan bir siklona düşürülmesi bekleniyor.

Halk geceyi dışarda geçirdi

Başkenti, güneydeki metropollere bağlayan yüksek hızlı tren hatlarında geçici durdurmalar yaşanması sonrası 5 bini aşkın kişi geceyi dışarıda geçirdi. Doğu ve batı eyaletlerine de yaklaşık 7 bin hanenin elektriksiz kaldığı ancak onarım çalışmalarının başladığı açıklandı.

DIŞ HABERLER

#Japonyada #Mawar #tayfunu #kişi #öldü #milyon #kişinin #tahliyesi #istendi

Fransa’da 5 Türkiyeli uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı

Fransa’da gerçekleştirilen bir uyuşturucu operasyonunda 5 Türkiye vatandaşı gözaltına alındı. Uyuşturucu madde ‘helal’ ürün satan bir mağazada bulundu

Fransa’da uyuşturucuyla mücadele ofisi OFAST, eroin kaçakcılığı yaptıkları şüphesiyle 5 Türkiye vatandaşını gözaltına aldı. Operasyonda 20 kilo eroin ve çok sayıda ateşli silaha el konuldu.

Euronews’te yer alan habere göre, Lyon kenti yakınlarındaki operasyonda 5 şüpheli gözaltına alınırken şebekeyi Türkiye’den yönettiği belirtilen kişinin ise henüz yakalanmadığı bildirildi

‘Helal ürün’

OFAST yetkililerine göre uyuşturucu madde, ‘helal’ ürünleri satan bir mağazada kurulan gizli bölmeden dağıtılıyordu.

Şüphelilerin ilk sorgulamaları sırasında kendilerine yöneltilen suçlamaları reddettikleri bildirildi. Soruşturma Lyon’da bir tetkik hakimi tarafından yürütülüyor.

DIŞ HABERLER

#Fransada #Türkiyeli #uyuşturucu #operasyonunda #gözaltına #alındı

Ağız içi aramaya kabul etmeyince tedavi edilmedi

Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, birçok tutuklu gibi hasta tutuklu Habil Emen’in de ağız içi arama nedeniyle hastaneye sevklerinin yapılmadığına işaret ederek, tedavisinin yapılmadığını belirtti

Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla 456’ınce kez İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde bir araya geldi.

Açıklamayı yapan ve cezaevlerinde yaşanan sorunlara değinen İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen, Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan hasta tutuklu Habil Emen’in durumuna dikkat çekti.

Sevkle iptal edildi

Çevirmen, “Uzun yıllardır cezaevinde olması nedeniyle birçok hastalıkla mücadele eden Emen, 3 yılı aşkın bir süredir Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. Belinde platinler bulunmakta ve belinde ağrıların devam etmesi, rahatsızlığının tekrar nüks etmesi sebebiyle kontrollerinin yapılması gerekmektedir. Uzun bir süre pandemi nedeniyle hastaneye gidememiştir. Hastane sevkleri başladığında ise bazen hiçbir gerekçe gösterilmeden revirden yapılan hastane sevkleri iptal edilmiştir” diye konuştu.

Acil olarak tedavi edilmeli

Emen’in çabalar üzerine 17 Ekim 2022’de hastaneye gittiğini ve burada ameliyat kararı verildiğini aktaran Çevirmen, hastane kararı olmasına rağmen 19 Mayıs 2023 tarihindeki hastane sevkinde ağız içi arama nedeniyle sevkin gerçekleşmediğini belirterek, Emen’in acil olarak tedavi edilmesi gerektiğini belirtti.

ANKARA

#Ağız #içi #aramaya #kabul #etmeyince #tedavi #edilmedi

F Oturumu’nda hasta tutuklu Acar’ın durumuna dikkat çekildi

İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu ‘F Oturumu’nun 584’üncü haftasını hasta tutukluTenzile Acar’ın sağlık durumuna dikkat çekerek, tedavisinin yapılmadığını vurguladı

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenledikleri “F Oturumu” eyleminin 584’üncüsünü dernek binası önünde gerçekleştirdi.

Acar’ın sağlık durumuna dikkat çekildi

Bu haftaki eylemde Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevinde bulunan ağır hasta tutsak Tenzile Acar’ın durumuna dikkat çekildi. Açıklamayı yapan İHD cezaevi Komisyonu üyesi Meryem Bars, hasta tutsakların tedavi edilmemesi, tutsakların ölüme mahkum edilmesi gibi bir çok sorunun yaşandığını vurguladı.

Yaşamı tehdit altında

Bars, “Tenzile Acar, kronik Hepatit-B ve ağır Tüberküloz hastası olup hastalıklarına bağlı olarak nefes almakta zorlanma, aşırı yorgunluk, aşırı halsizlik ve boğazından kan gelmesi gibi sorunlar yaşamakta, düzenli tıbbi takip ve tedavi altında olması, hastalıklarına özel beslenmesi, temiz ve havadar bir ortamda yaşaması gerekmesine rağmen hapishane koşulları buna imkan vermemekte, bu durum Tenzile Acar’ın yaşamına tehdit oluşturmaktadır” şeklinde konuştu.

Tedavisi yapılmıyor

Bars devamında Acar’ın annesinin aktardığı bilgileri şu şekilde paylaştı: “21 Mart 2017’den beri tutuklu olan kızımın hastalığı her geçen gün ilerliyor. Dört duvar arasında göreceği tedavi de sağlıklı olmuyor. Kızım yeterince hastaneye götürülmüyor. İlk olarak tutuklandıktan 4 yıl sonra hastaneye götürülmüştü. Götürdüklerinde de ters kelepçeyle götürmüşlerdi ve erkek askerlerin önünde tedaviye zorlanmıştı. Sonrasında da 2 ay hücrede tuttular. Hastaneye giderken gelirken ciddi sorunlar yaşıyor, yeterli tedavisi yapılmıyor” dedi.

Acar’ın sağlık durumunun her geçen gün daha çok kötüleştiğini ifade eden Bars, “Ağır hasta mahpus Tenzile Acar ve bütün ağır hasta mahpusların serbest bırakılarak, sağlık ve yaşam haklarının korunması için yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılığa çağırıyoruz” dedi.

Açıklama sloganlar ile son buldu.

İSTANBUL

#Oturumunda #hasta #tutuklu #Acarın #durumuna #dikkat #çekildi

Aksoy ce Cingöz’ün akıbetini sordular

İHD İzmir Şubesi, bu haftaki eylemlerinde1995’de kaçırıldıktan sonra kaybedilen İHD üyesi Edip Aksoy ve Orhan Cingöz’ün akıbetini sordu

İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi üyeleri, 2 haftada bir “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdiği eylemlerinde bu hafta 7 Haziran 1995 yılında gözaltına alındıktan sonra kaybedilen İHD üyesi Edip Aksoy ve Orhan Cingöz’ün akıbetini sordu.

28 yıldır kayıplar

Konak Eski Sümerbank önünde bir araya gelen grup adına açıklama yapan İHD İzmir Şube Başkanı Zafer İncin, 1964 doğumlu 31 yaşındaki İHD üyesi Edip Aksoy’un baskılara karşı Licê’nin Zenge köyünde Amed’e göç ettiğini kaydetti. İncin, Aksoy’un hikayesine dair ise, “Edip Aksoy 7 Haziran 1995 tarihinde ektikleri tütünü satmak için Melikahmet’teki dükkanına gitti ve bir daha geri dönmedi. O gün Edip 23 yaşındaki Orhan Cingöz ile birlikte Diyarbakır’ın Dağkapı semtindeki Yeşil Çınar çay bahçesinde giysi satan Bilal Ulusoy ile konuşurlarken yanlarına gelen Renault marka bir otomobilden inen ve kendilerini polis olarak tanıtan üç silahlı ve telsizli kişi tarafından önce kimlikleri alındı, daha sonra araca bindirilerek götürüldüler. Araç hareket halindeyken, Aksoy ve Cingöz’ün köylüsü Cemal Bektaş ikisini aracın içinde gördü ama 28 yıldır kayıplar” dedi.

Cenazeleri bulundu ama verilmedi

JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan’ın itiraflarına dikkati çeken İncin, Cingöz ve Aksoy’un işkence edildikten sonra Cizîr-Silopiya karayolunda bulunan Cudi Dağı tarafındaki dere kenarına gömüldüğünü kaydetti. İncin, “İHD heyeti 06 Temmuz 2005 tarihinde Silopi ilçesi Kortik köyünde Edip Aksoy ve Ahmet Cingöz’ün gömüldüğü belirtilen yere ulaştı. Olay yerinde incelemelerde bulundu, çevrede yaşayanların bilgisine başvurdu, topladığı bilgiler ışığında Silopi Cumhuriyet savcısı ile görüşme yaptı. Silopi Cumhuriyet Savcılığının aynı tarihlerde belirtilen köyün Bozemir Dere’si kenarında kimliği tespit edilemeyen iki ceset için dosya tanzim edildiğini, görevsizlik kararı ile birlikte dosyanın 31 Haziran 1995’de Silopi Kaymakamlığına gönderildiğini söyledi. Silopi Belediye Başkanlığının mezarlıklardan sorumlu birimi ile yapılan görüşmede de 28 Haziran 1995 tarihinde Silopi Savcılığınca defnetmek üzere 2 kimliği belirsiz cesedin teslim edildiğini, bu cesetlerin aynı gün 38-39 nolu kabirlere defnedildiğini söyledi. Ama Edip Aksoy’un ve Orhan Cingöz’ün cenazeleri ailelerine teslim edilmedi. Buradan bir kere daha sesleniyoruz; Kaç yıl geçerse geçsin kayıplarımızı aramaktan vazgeçmeyeceğiz. Her koşulda ‘kayıplar bulunsun failler yargılansın’ demeye devam edeceğiz” diye konuştu.

İZMİR

#Aksoy #Cingözün #akıbetini #sordular

Afşin-Elbistan Termik Santrali’nde yangın

Afşin-Elbistan B Termik Santrali’nde yangın çıktı yangına müdahale edilirken soğutma çalışmaları sürüyor

Mereş merkezli 6 Şubat’taki depremlerden etkilenen ve 10 Mayıs’ta yapılan bakım ve onarım çalışmalarının ardından yeniden üretime başlayan Afşin-Elbistan B Termik Santrali’nde çıkan yangına itfaiye ekiplerince müdahale ediliyor.

Alınan bilgiye göre, yaklaşık 20 yıldan beri elektrik üreten her biri 360 megavat kurulu güce sahip 4 üniteden oluşan Afşin-Elbistan B Termik Santrali’nde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Bölgeye çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Santrale gelen ekiplerin yangını söndürme çalışmaları sürüyor.

MEREŞ

#AfşinElbistan #Termik #Santralinde #yangın

KHK eylemi 63’üncü haftada

KESK Amed Şubeler Platformu, 63’üncü haftada da KHK’lilerin işlerine geri dönmesi çağrısı yaptı

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Amed Şubeler Platformu, Yenişehir ilçesine bağlı Ofis semtindeki Hazal Park’ta, “KHK’ler gidecek, biz kalacağız” talebiyle açıklama yaptı. Eylemin 63’üncü haftasında konuşan Eğitim Sen 2 Nolu Şube Eşbaşkanı Volkan Tuncer, “Bir gecede binlerce arkadaşımız hukuksuz bir şekilde görevden alındı. Bu eylemin 63’ncü haftasında da buradayız ve arkadaşlarımız için ne gerekiyorsa yapacağız. Son arkadaşımız görevine dönene kadar eylemlerimize devam edeceğiz” diye konuştu.

“Bijî berxwedana karkeran” sloganının atıldığı eylem, alkış ve zılgıtlarla son buldu.

AMED

#KHK #eylemi #63üncü #haftada

Licê’de çatışma

Licê ilçesinde operasyona çıkan askerler ile HPG’liler arasında çatışma çıktığı belirtildi

Amed’in Licê ilçesine bağlı Barah Mahallesi’nin Hemza ve Antîxan mezraları kırsalında askeri operasyon başlatıldı. Hava destekli operasyonda çatışma çıktığı kaydedildi. Çatışmalar devam ediyor.

AMED

#Licêde #çatışma

Ortadoğu Uzmanı Rencüzoğulları: Dengeler değişiyor, Türkiye zorda

Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri değerlendiren Ortadoğu uzmanı yazar Hamide Yiğit Rencüzoğulları dengelerin değiştiğini ifade ederek, ‘Türkiye’de ne zaman bir sınır ötesi harekât sesleri yükselirse, itirazlar gelir. Yani davul AKP’nin elinde ama tokmak ABD ve Rusya’nın elindedir’ dedi

Çin’in Suudi Arabistan ile İran arasında arabuluculuğu, Rusya’nın Suriye ve Körfez bölgesindeki etkin diplomasi trafiği, Ortadoğu’da yeni değişimleri de beraberinde getirdi. Geçtiğimiz hafta Arap Birliği Dışişleri Bakanları’nın yaptıkları toplantıda, Kasım 2011’den bu yana üyeliği askıya alınan Şam yönetimini yeniden kabul edilmesi anlaşmaya varıldı. Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde “Yenilenme ve değişim” başlığıyla yapılan toplantıda öne çıkan en önemli başlıklar, Suriye’de bulunan yabancı güçlerin ülke dışına çıkarılması, İhvan olarak bilinen Müslüman Kardeşler Cemiyeti’nin varlığı, Suriyeli mültecilerin geri dönüşlerinin sağlanması oldu. Toplantıda Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın bölgesel sorunların çözümünde, “İhvan desteği ile Osmanlı yayılmacılığının önünde durulması” çağrısı dikkat çekti.

Herkes bölgeye oynuyor

Yaşanan bu gelişmeleri, Ortadoğu uzmanı yazar Hamide Yiğit Rencüzoğulları değerlendirdi. Son Arap Birliği toplantısından sonra Ortadoğu’da dengelerin değiştiğine dikkat çeken Rencüzoğulları, 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşla birlikte bölgede daha çok Rusya’nın etkili olduğunu ancak ABD bölgede kurduğu koalisyonlarla sahada iki kutuplu bir yarışın başladığını söyledi. Savaşın yoğunlaşmasıyla Arap ülkelerinin farklı politikalara yöneldiğini kaydeden Rencüzoğulları, Ukrayna-Rusya savaşından sonra Çin’in de ABD’nin egemenliğine karşı Ortadoğu’da yeni ortaklıklar kurarak bölgedeki etkisini artırmak istediğini belirtti. Çin’in özellikle iki ezeli düşman olan İran ve Suudi Arabistan arasında arabuluculuk rolü üstlendiğini sözlerine ekleyen Rencüzoğulları, yaşanan son gelişmelerle birlikte Ortadoğu’da ABD’nin rolünün azaldığını, Çin’in rolünün ise arttığını ifade etti.

Türkiye’ye tepkiler artıyor

Suudi Arabistan ile İran arasında yapılan anlaşmadan sonra Rusya ve Çin’in yeni roller kaptığını söyleyen Rencüzoğulları, “Suudi Arabistan, hedeflediği 2030 vizyonu doğrultusunda adımlar attı. Kendi ulusal çıkarları için bu adımları attı ama bölgesel dönüşümün liderliğini de üstlenmiş gibi duruyor. En son yapılan toplantıda, Suriye’nin toprak bütünlüğü, egemenliği, yabancı güçlerin oradan çekilmesi, İhvan dosyası ve Suriye’nin yeniden dizaynı, Astana görüşmelerinde ilk altı çizilen şeylerden biriydi ve Arap ülkeleri bunu kabul etti. Arap birliğinde olan ülkeler, Astana görüşmelerinden sonra Suriye Dışişleri Bakanı’nı bizzat davet ettiler ve kendisiyle görüştüler. Bu görüşmeler neticesinde bütün dengeleri ve aktörleri ilgilendiren önemli bir karar alındı. O da şuydu; Şam hükümetini davetlisi dışındaki bütün yabancı güçlerin, militanların Suriye topraklarından çıkarılması konusunda iş birliğine varıldı. Burada yabancı güç olarak Suriye hükümetinin davetlisi olmayan ve yabancı güç olarak belirtilen ülkeler Türkiye ve ABD’yi işaret ettiler” diye konuştu.

En büyük sorun: İhvan

Arap dünyasında değişim ve normalleşme dalgası sürerken Suriye’nin yeniden Arap Birliği’ne kabul edilmesinin Türkiye’ye yansımalarının olacağını ifade eden Rencüzoğulları, şöyle devam etti: “Suriye’yle normalleşme sürecinde Arap liderlerinin masaya yatırdıkları en önemli dosya ‘İhvan’ dosyasıdır. Birleşik Arap ülkelerinde yasaklı hale gelen İhvan üyeleri, yani Müslüman Kardeşlerin üst düzey siyasi kimlikleri, mesken olarak Türkiye’yi tuttular. Türkiye onlara kol kanat geriyor. Türkiye, özellikle Kürtleri sınırdan uzaklaştırmak için kurduğu Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) kemik yapısı İhvan’dan oluşuyor. Dolayısıyla İhvan’ın hamisi durumundaki Türkiye’nin, Suriye’yle normalleşmesinde Arap liderlerinin birinci kıstası ‘İhvan’ dosyasını çözmek olacaktır. Arap Birliği toplantısında ‘yabancı militanların da ülke dışına çıkarılması’ denildi. Bazı Türk gazeteciler, ‘YPG’yi mi kastediyor’ diye yazdı. Hayır. Suriye ve Rusya bugüne kadar YPG ve Suriye Demokratik Güçleri (QSD) için ‘yabancı’ güç ya da ‘terörist’ demedi. Türkiye ısrarla ‘terörist’ diyor. Mesela Türkiye, yanı başımızdaki El Kaide, IŞİD’in yavrusu diyebileceğimiz El Nusra cephesinden türeme olan Tahrir el-Şam (HTŞ), Türkiye için terör sayılmıyor. Bu konulara dair bir çatışma ve anlaşmazlık olduğunda, bunun muhatabı sadece Şam yönetimi olmayacak, aynı zamanda İhvancıları yasaklayan bütün Arap ülkeleri ‘İhvan’ dosyasının muhatabı olacak.”
Suudi Arabistan’ın ev sahipliği yaptığı toplantıda Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ülke ismi vermese de Türkiye ve ABD’yi işgalci güç olarak gördüğünün altını çizen Rencüzoğulları, “En son Cezayir’de yapılan toplantıda, çok açıkça deklarasyona isim yazıldı ve bu deklarasyonda ‘Türkiye’nin işgalci konumu sonlandırılmalıdır’ denildi. Yani Arap Birliği’nin tutumları epeydir bu yönde” dedi.

Rusya’nın ağırlığı

Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin Kürtleri nasıl etkileyeceğine Rencüzoğulları, şu değerlendirmede bulundu: “Rusya’nın Suriye’deki ağırlığı hala stabil. Rusya’nın Şam hükümeti ve oradaki Özerk Kürt Yönetimi arasında nasıl bir projeyi hayata geçirmek istediğini defalarca izledik. Rusya, Suriye ve Rojava yönetimini barıştırmak, uzlaştırmak istiyor ve bunu Suriye’nin iç meselesi olarak görüyor. Defalarca bir araya geldiler, metinler üzerinde anlaşıldı. Ne zaman Türkiye’nin Suriye’ye ilişkin operasyon tehdidi yükseldi, o zaman hep masaya oturuldu ama sonuç alınamadı. Son gelişmelerle birlikte bu durum Kürtlere nasıl yansır diye baktığımızda, Türkiye’nin ikna edilmesi Arap ülkeleri için mümkün değil; aslında umursadıkları da yok. Burada Rusya faktörü önemli. Çünkü hem Türkiye’yi ikna ediyor hem de Kürtleri Amerika’nın çizgisi dışında bir barış yoluna çekmek istiyor.”
Gelecek dönemde de Türkiye’nin denge politikalarına devam edeceğini aktaran Rencüzoğulları, “Türkiye ne Rusya’nın ne de ABD’ni taleplerini reddeden bir yerde değil. Her ikisinin isteklerini yerine getirmeye çalışan stratejik hamleler yapıyor. Kendi stratejisi değil aslında. Bu işgaller de her iki tarafın ortaklaşa sunduğu yol haritasıdır. Rusya, Kürtleri hizaya getirmek için politikalar geliştiriyor. ABD de Suriye’de Türkiye’nin kontrolündeki militan güçlerin varlığını sürdürmesi için politika izliyor. Türkiye’de ne zaman bir sınır ötesi harekât sesleri yükselirse, itirazlar gelir. Yani davul AKP’nin elinde ama tokmak ABD ve Rusya’nın elindedir. Her iki gücün de Türkiye üzerinden Suriye’de menfaatleri var, bunu korumaya çalışıyorlar” diye belirtti.

Rojava’ya saldırı tehlikesi

AKP’nin kendini çıkmazda hissettiği her dönemde sınır ötesi operasyona sarıldığını vurgulayan Rencüzoğulları, “Erdoğan’ın fetihçilik hayali var. Bu yüzden her şey olabilir, çünkü sıkıştıkları anda kendi tabanlarını konsolide etmek için sürekli kutuplaştırdıkları ve düşmanlaştırdıkları bir Kürt toplumu var. Seçim öncesi Rojava’ya yönelik çok fazla söylemleri olmadı ama AKP, sıkışmışlığı çok boyutlu bir savaşa götürmesin diye Mahmur’a yönlendirilmiş olabilir. Önümüzdeki süreçte Kürtleri bekleyen en büyük tehlike, orada AKP’nin donattığı 90 binin üzerinde militanı olan devasa cihadist bir ordu var. Bence Kürtlerin öncelikli meselesi bu olacak diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Erdoğan için sona mı geliniyor?

Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmayla birlikte Erdoğan’ın fetihçi planlarının sonunun geldiğine işaret eden Rencüzoğulları, şöyle devam etti: “Arap Emirlikleri’nin birleşmesinin bir nedeni de aslında Türkiye’nin elindeki İhvancıları Ortadoğu’ya salmasına izin vermemek üzere kendilerince bir önlem alma ve Türkiye’ye karşı hareket etme planları var. Arap Emirlikleri’nin birleşmelerinin bir nedeni ise Suriye’nin bir an önce iç barışına kavuşmasıdır. Suriye iç barışının Ortadoğu’da barış ve istikrarın kapılarını açacağı görüşündeler. Suudi Arabistan’ın öncelik verdiği şey budur. Şimdi Türkiye’nin tehditleri devam ettiği sürece tabi ki barışın kapıları açılamaz. Suudi Arabistan, bana göre 2030 projesini hayata geçirmek istiyor. Artık Türkiye’yi durdurmak sadece Şam’ın görevi olmayacak, aynı zamanda Suudi Arabistan öncülüğünde Arap Birliği’nin görevidir.”

Kimi kimin evine yerleştiriyorlar?

Türkiye’nin Ortadoğu’da Kürtlerin mevcut konumunu kaybettirecek bir kozu ve yeteneği kalmadığının altını çizen Rencüzoğulları, şunları söyledi: “Ama Kürtlerle ilgili çatışmayı üst düzeyde tırmandırmaya, dillendirmeye ve gerilimi yüksek tutmaya devam edeceklerdir. Türkiye’de şu anda iç siyasetteki bataklık AKP’yi aşan durumdadır. Hem ekonomik zayıflık hem siyasi gerilim hem de argümanlarıyla zayıflamış ve iddiasını kaybetmenin verdiği bir gerilemeden dolayı AKP, konsolidasyonu Kürtler üzerinden savaş söylemlerini sertleştirerek sağlıyor. AKP olduğu sürece Kürtlere yönelik bu tehdit devam edecek. Hatta daha büyük bir tehditten bahsedecek olursak, Suriye’ye mültecilerin gönderilmesi konusu var. Türkiye, ‘550 bin Suriyeliyi evlerine yerleştireceğiz’ diyor. Evleri dediği ise işgal edilen bölgeler. Türkiye, ‘güvenli bölge’ dediği yeri, 43 fraksiyonla oluşan SMO aracılığıyla sağladığını iddia ediyor. Türkiye, ‘O güvenli bölgeyle terörün sınırlarımızdan uzak tutulduğu bölgedir ve Suriyelileri oraya yerleştireceğiz’ diyor. Kim kimi evine yerleştiriyor? O evler Suriyelilerin değil. Orada yerinden edilen Suriyeliler yerine Türkiye’nin getirdiği mülteciler var. Türkiye’nin yerleştirdiği mülteciler ise radikal İslamcıların aileleridir.

Cihatçı koridoru yaratıyorlar

Erdoğan her fırsatta ‘konut yapımına devam ediyoruz’ diyor. ‘Bir milyon mülteciyi yerine yerleştireceğiz’ diyor. Yani HTŞ, Afrin’de yerinden edilenlerin yerini aldı. Bu sefer de işgal edilmeyen yerler Cerablus, İdlib’in güneyine kadar işgal edip bu mültecileri oraya yerleştirmeyi amaçlıyor. Oraların alt yapı ve kamu hizmetlerini vererek, ‘biz Suriyelileri Suriye’ye yerleştirdik, göndermiş olduk’ diyecekler. Bu gönderme değil, aslında Suriye’de kalıcı hale gelmenin planıdır. Çünkü Türkiye kendini Suriye’de kalıcı olarak görüyor. Yine sınır hattı boyunca Kürtleri, Özerk Yönetimi sınırdan uzak tutmak için cihatçı koridoru oluşturmak istiyor. AKP bunun planını yapıyor. Bunun dışında mültecilerle ilgili hangi planı kurarsa kursun, hiçbir gerçekliği yoktur, hiç kimse şu an yaratılan mülteci bataklığından kurtulamaz.”

Haber: Esra Solin Dal / MA

#Ortadoğu #Uzmanı #Rencüzoğulları #Dengeler #değişiyor #Türkiye #zorda