Ana Sayfa Blog Sayfa 357

29 yıldır haber yok: Yaralı halde gözaltına aldılar

İHD Amed ve kayıp yakınları, 29 yıl önce gözaltında kaybedilen Salih Çalık ve Sinan Fidan’ın akıbetini sorulurken, açıklamada seçimlere değinilerek, Kürt meselesinin seçimlerle çözülebilecek bir mesele olmadığı ifade edildi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 747’inci haftasında 1994 yılında Amed’in Karaz (Kocaköy) ilçesi Şahlat köyünde gözaltında kaybettirilen Salih Çalık ve Sinan Fidan’ın akıbeti soruldu.

Kürt meselesi sadece seçim meselesi değil

Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya gelen grup adına konuşan İHD Amed Şube Sekreteri Yakup Güven, Kürt meselesinin seçimlerle çözülebilecek bir mesele olmadığını ifade etti. Güven, “Kayıplarımızın ve faili meçhul cinayetlere kurban giden insanlarımızın akıbetlerinin ortaya çıkarılması ile faillerden hesap sorulmasını, salt bir seçim gündemi içerisine sıkıştırılmamasını haykırıyoruz. Bu, seçim gündeminden daha önemli” dedi.

Ev baskınıyla alındılar

Ardından söz alan İHD Amed Şubesi yöneticilerinden Derya Güven, Çalık ve Fidan’ın hikayesini okuyarak, “Operasyon sırasında askerler köyün merkezine gelerek uzun namlulu silahlarla köyü taramaya başlar. Tarama esnasında iki köylü yaşamını yitirir. Olayda Sinan Fidan’da ayağından yaralanmıştı. Yaralı olduğu için köyden çıkamayınca Süleyman Muntaş’ın evine sığınmıştı. Ancak askerler kaldığı evi tespit ederek, eve baskın düzenler. Yapılan baskın sonucunda ev sahibi Süleyman Muntaş, yaralı Sinan Fidan ve Fidan’ı tedavi etmek için evde bulunan Salih Çalık, askerler tarafından gözaltına alınır. Ev sahibi Süleyman Muntaş, 25 gün sonra askerler tarafından serbest bırakılır. Serbest bırakılan Muntaş, yalnızca iki gün Salih ve Sinan ile birlikte gözaltında tutulduklarını, sonrasında ikisini onun yanından götürüldüklerini ve günden sonra bir daha kendilerinden haber almadığını anlatır” dedi.

Bir daha haber alınamadı

O günden sonra Çalık ve Fidan’dan haber alınamadığını belirten Güven, ailelerin yaptıkları başvuruların ise, “‘Bu şahısları biz almadık, gidin örgütten sorun’ diyerek ailelerin talebini geri çevirir. Aileler, çocuklarının akıbetini ortaya çıkarmak için verdiği tüm çabalardan bir sonuç elde edemezler. O tarihten itibaren Salih Çalık ve Sinan Fidan’dan bir daha haber alınamaz” dedi.

Açıklama, oturma eylemiyle son buldu.

AMED

#yıldır #haber #yok #Yaralı #halde #gözaltına #aldılar

Cumartesi Anneleri’ne polis saldırısı: Ters kelepçlei gözaltı

Cumartesi Anneleri eylemlerinin 949’uncu haftasında AYM kararına rağmen yine gözaltına alındı

Cumartesi Anneleri eylemlerinin 949’uncu haftasında yine Galatasaray Meydanı’ndaydı.

AYM, Cumartesi Anneleri’ne yönelik polis saldırısına ilişkin ikinci kez ihlal kararı vermesine rağmen Cumartesi Anneleri’nin 949. hafta eylemine yine polis saldırdı.

Cumartesi Anneleri, yakınları ve insan hakları savunucusu 13 kişi ters kelepçe ile gözaltına alındı. Gözaltına alınanların isimleri şu şekilde: Hanife Yıldız, İrfan Bilgin, Besna Tosun, Ali Ocak, Ali Tosun, Eren Keskin, Gülseren Yoleri, Leman Yurtsever, Nazım Dikbaş, Cihan Kaplan, Aslı Takanay, Hünkar Hüdai Yurtsever, Taylan Bekin.

Gözaltına alınanlara ters kelepçe yapılmasına tepki gösteren Avukat Jiyan Tosun, “Müvekkilimle görüşeceğim, ters kelepçe yapamazsınız. Böyle bir şey mevzuatta yok” demesi üzerine polis, “Mevzuat falan yok artık, biz varız” dediği aktarıldı.

Kaynak: Sendika.org

#Cumartesi #Annelerine #polis #saldırısı #Ters #kelepçlei #gözaltı

Amediyê’ye hava saldırısı

Türkiye’ye ait savaş uçakları, Amediyê kırsalını bombaladı

Rojnews’in haberine göre; Türkiye, sabah saatlerinde savaş uçaklarıyla Amediyê’nin Sêgirê köyü ile Garê dağını bombaladı. Bombardıman sonrası bölgede yangın çıktı.

Türkiye, Sêgirê köyünü son bir haftada 3 defa hedef bombaladı.

HABER MERKEZİ

#Amediyêye #hava #saldırısı

Mahkemeden faile ‘iyi hal’ indirimi: Tak kravatı al indirimi

Eril yargının “pişmanlık” ve “iyi hal indirimden” yararlananlardan biri de Hasip Akbulut oldu

Seçimlerle tekrardan iktidara gelen cinsiyetçi, dinci, milliyetçi, ayırımcı ve ötekileştirici erkek ittifakı yeni dönemde kadınların nasıl bir mücadele yürütümesi gerektiğininin parametrelerini de ortaya koyuyor. 21 yıldır iktidar da olan AKP ve ortağı MHP döneminde günde en az 4 kadın katledilirken, eril yargı da iktidarın güdümünde hareket ederek failleri koruyan kararlar, kadınlara karşı kullanılan eril ve cinsiyetçi dil, şiddetin artmasına neden olurken, failler cezasızlık politikası ile ödüllendirilerek yeni kadın katliamların önü açılıyor. Katliamlara, şiddet ve nesneleştirmeye ve kazanımlarını korumak için sokağa çıkan kadınlar  şiddet, gözaltı, tutuklama ve polisler tarafından tacizle karşı karşıya kalıyor.

Eril yargının ödülü

Eril yargının “pişmanlık” ve “iyi hal indirimden” yararlananlardan biri de Hasip Akbulut oldu. Amed’in Bismil ilçesi Altıok Mahallesi’nde yaşayan Hasip Akbulut, 3 Kasım 2019 tarihinde evli olduğu Muhterem Akbulut’u katletti. Aynı tarihte gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak cezaevine gönderilen Hasip Akbulut hakkında “eşi kasten öldürmek” suçlamasıyla başlatılan dava geçtiğimiz günlerde sonuçlandı. 32 yıl boyunca Muhterem Akbulut’a sistematik şiddet uygulayıp işkenceyle katleden Hasip Akbulut hakkında mahkeme “pişman olması” ve “geleceğini etkilememesi” gerekçeleriyle iyi hal indirimi uyguladı. Duruma tepki gösteren Muhterem Akbulut’un kızı Sultan Coşkun, “Anneme 32 yıl boyunca çektirmediği kalmadı” diye konuştu.

Bildik savunma bildik aklama

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “eşi kasten öldürmek”, “canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmek” suçlarından hakkında iddianame hazırlanan fail Hasip Akbulut’un yargılanması 4 yıl sürdü. Mahkeme daha önceki davalardan da kadınların bildiği failin kendisini aklamak için yaptığı savunmaları dikkate aldı. Failin savunmasını göz önüne alan mahkeme heyeti karar vermek için çocuklardan kan örneği ve DNA testi talep etti.

Haksız tahrik yok ama…

“Deliyim” savunmasına başvuran fail hakkında cezai ehliyet raporu da istendi. 12 Mayıs’ta Diyarbakır 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması görüldü. Duruşmada 32 yıl boyunca Muhterem Akbulut’a şiddet uygulayan ve kesici aletle katleden fail Hasip Akbulut’a mahkeme “Eşi kasten öldürmek” suçlamasıyla önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Heyet, “sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları ile verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri” gerekçeleriyle verilen cezada ‘iyi hal’ indirimi uygulayarak faile müebbet hapis cezası verildi. Mahkemenin verdiği gerekçeli kararda haksız tahrik indiriminin uygulanmasına yer verilmemesi gerektiği ifadeleri yer alırken, ‘iyi hal indirimi’ uygulandı.

32 yıl sistematik şiddet

Verilen iyi hal indirimine tepki gösteren Muhterem Akbulut’un kızı Sultan Coşkun, “Benim annem kendi halinde evi ve çocukları için çabalayan biriydi. Babam sürekli anneme iftira edip, şiddet uyguluyordu. Bizim gözümüzün önünde sürekli annemizi darp ediyordu. Benim annemin gözleri sürekli mordu. Bir keresinde gördüğü şiddet nedeniyle annemin çenesi kırıldı. Yaşadığım sürece o adamın ne anneme ne de bize çektirdiklerini asla unutmam. Bizim yaşadıklarımızı Allah kimseye yaşatmasın” şeklinde konuştu.

“Kravatlı” işkence

Failin daha çok ceza alması gerektiğini sözlerine ekleyen  Coşkun, “Bir kravat takıp indirim alıyorlar” diyerek verilen iyi hal indirimine tepki gösterdi. Coşkun, “Onun yaptıklarına rağmen indirim almasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Bu karara da itiraz edeceğiz. Kadın cinayetleri son dönemde daha çok artmaya başladı. Bu artışın nedeni bu cezasızlık, bir kadını çocukları gözü önünde katlediyorlar ama bunu yapan indirim alabiliyor. Onlarda kendilerine güveniyor. Mahkemeye çıkıp kravat takınca onlarda indirim alacaklarını biliyorlar. Bunun kadar korkunç bir şey yok. Benim annem 24 yerinden bıçaklandı. 24 kere canı yandı benim annemin ben onu morgda gördüğümde tanıyamadım. Bir insanı katledip ‘Bana indirim verin’ demek ne demek?” ifadelerini kullandı.

Susmayacağız

Erkeklerin ve toplumun kadınları katledip buna da ‘namus’ kılıfı uydurduklarını kaydeden Coşkun şunlara söyledi: “Kadın katileri en fazla ceza neyse onu almalı. ‘Biz öldürdük namus için’ diyorlar, kesinlikle yalan. İftira atarak her şeyi yapıyorlar. Bu erkeklerin kötülükleri yüzünden kadınlar katlediliyor, çocukları da arkalarında annesiz kalıyor. Benim annemin çekmediği şey, görmediği zulüm kalmadı. Artık bunlara yeter diyelim, susmayalım. Biz sustukça başka kadınlar katledilecek.”

Kaynak: Medine Mamedoğlu / Amed-NUJINHA

#Mahkemeden #faile #iyi #hal #indirimi #Tak #kravatı #indirimi

Yusif: Çözüm Özerk Yönetim’dir

Suriye’de yaşanan gelişmelere dair değerlendirmelerde bulunan PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Foza Yusif,  ‘Özerk Yönetim olmadan bir çözümün başarılı olamayacağı apaçık ortadadır. Özerk Yönetim tüm Suriye halklarına yanıt olabilecek tek modeldir. Arap ülkeleri için de önemli bir rol oynamaktadır’ dedi 

Suriye’de 2011’den bu yana devam eden kriz, gün geçtikçe derinleşiyor. Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Foza Yusif, krize ilişkin ANF’ye konuştu. Yusif, 2011 öncesi başlayan ve sonrasında çatışmalara evrilen Suriye sorununun büyümesinin nedeni olarak Şam hükümeti ve uluslararası güçlerini gösterirken, çözümün tek adresinin Özerk Yönetim olduğuna işaret etti.

Krizin 12 yılda çok büyük acılara ve yıkımlara neden olduğunu ifade eden Yusif, “Milyonlarca insan göç etti, yüz binlerce insan öldürüldü ve yüz binlercesi yaralandı. Suriye’nin altyapısında büyük yıkımlar meydana geldi ve bazı kentler tamamen imha oldu. DAİŞ savaşı ve Suriye sorununun uzaması Suriyelileri olumsuz etkileri ve yerlerinden göç etmesine neden oldu. Yine yoksulluk bunu daha da artırdı. Suriye’de yaşayan halkların yarısından fazlası yoksulluk içindedir. Aynı şekilde bilim ve eğitim alanlarında da büyük tahribat yarattı. Tüm bu tahribatlar yaralı bir toplum ortaya çıkarmıştır. 12 yıldır bu sorunlarla yaşıyorlar ve tüm bunlar daha büyük krizlere yol açıyor” dedi.

Hükümet çözüm olamadı

Bu krizin iki tarafı olduğunu ifade eden Yusif, bunları şu şekilde dile getirdi: “Birincisi, Suriye için hiçbir çözüm iradesi koymayan Şam hükümet güçleri ve Suriye içerisinde bulunan güçler. Şam yönetimi her zaman çözümden kaçmıştır ve kendilerini muhalif olarak tanımlayan güçler tüm ağırlığını dış güçlere vermiştir. Ve dış güçlerin inisiyatifi altına girdiler. Ortaya çıkan Suriye koalisyonu, muhalif güçler, Ceyşul Hur ve çete grupların çoğu dışarı çıktı ve kişisel politikaların peşine takıldılar. Suriye krizinin demokratik çözümü için en çok Kuzey ve Doğu Suriye’deki güçler çabaladı. Ancak bu her zaman kulak ardı edildi, görmezden gelindi. Suriye’nin tartışıldığı hiçbir uluslararası platforma dahil edilmedi. Bu da çözüm için Suriye gücü ve iradesinin ortaya çıkmamasına neden oldu.

Menfaatler ön planda

İkinci taraf ise Suriye dosyasını kendi menfaatleri için kullanan uluslararası güçlerdir. Krizi krizle çözmek istediler. Suriye sorununda uluslararası ve yerel güçlere büyük sorumluluk düşüyor. Cenevre’de yapılan müzakereler doğru stratejide olmadığı için çöktü. Astana da çözmedi, Soçi de… Birçok girişim gelişti, ancak uluslararası güçlerin menfaatleri nedeniyle Suriye krizinin çözülmesini istemediler ve süresini uzattılar. Bunlar Suriye’yi bugün böyle bir durumla karşı karşıya bıraktı. Suriye’deki aktörler ve mevcut iradesizlik yüzünden çözüm iradesi ortaya çıkmadı. Diğeri ise uluslararası güçlerin rolüydü, Suriye’de daha fazla kargaşa yaratmak istediler.”

Çözüm modeli
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin çözüm inisiyatifi geliştirdiğini aktaran Yusif, “Özerk Yönetim sadece Kuzey ve Doğu Suriye halkına karşı değil, tüm Suriye halkına karşı sorumlu olduğunu bir kez daha ifade etmiştir. Ayrıca kendilerinin de Suriye topraklarından yaşadığını belirtmek istediler. Suriye sorununun çözme noktasında iradelerini öne çıkartıyorlar. Özerk Yönetim gelişmiş bir yönetim modeli ortaya çıkardı. Ancak bu her zaman kulak ardı edildi, görmezden gelindi. Burada Özerk Yönetim olmadan bir çözümün başarılı olamayacağı apaçık ortadadır. Özerk Yönetim tüm Suriye halklarına yanıt olabilecek tek modeldir. Arap ülkeleri için de önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü şimdiye kadar bu konuda yapılan tüm girişimler ve faaliyetler nedeniyle özerk yönetim Astana ve Soçi’de yapılan hatalara bir daha düşürmemesi noktasında uyarmıştır” şeklinde konuştu.

QAMİŞLO

#Yusif #Çözüm #Özerk #Yönetimdir

İnsan hakları aktivistleri: BM Mexmur kuşatmasına göz yumuyor

Mexmûr Kampı’nın sorununun önce BM sonra da Irak hükümetini doğrudan ilgilendiren siyasi ve insani bir sorun olduğunu belirten insan hakları aktivistlerii BM’nin sessizliği ile kuşatmaya göz yumduğunu söyledi

Irak Ordusu, 20 Mayıs’tan bu yana Mexmûr’da bulunan Şehit Rustem Cudi Mülteci Kampı’nı tel örgülerle ve gözetleme kuleleriyle kuşatmaya çalışıyor. Irak Ordusunun 20 Mayıs’ta akşam saatlerine doğru kamp sakinlerine yönelik doğrudan ateş açtı. Irak Ordusunun doğrudan ateş etmesi sonucu Ehmed Emer Mijini isimli bir genç sırtından ağır yaralanarak hastaneye sevk edildi. Mexmûr Kampı yurttaşlarının Irak Ordusunun kuşatma girişimlerine karşı direnişi 20 Mayıs’tan bu yana büyük bir kararlılıkla devam ediyor.

Irak Ordusunun Mexmûr Kampı’na yönelik düzenlediği saldırı ve kuşatma girişimlerine karşı Birleşmiş Milletler(BM), Irak ve Kürdistan Bölgesi insan hakları örgütleri, Irak Parlamentosu ve Kürdistan Bölgesi Parlamentosu’ndaki insan hakları komitelerinden herhangi açıklama gelmedi. Mexmûr halkının haklarını savunması gereken söz konusu kurumlar, Mexmûr’da yaşanan durumu görmezden gelerek adeta üç maymunu oynuyorlar.

Sessiz kaldılar
Rojnews, Kürdistan Bölgesi Parlamentosu İnsan Hakları Kurulu ile Kürdistan Bölgesi İnsan Hakları Komitesi üyeleriyle konuya ilişkin temasa geçti. Ancak söz konusu kurumlar Mexmûr Kampının Kürdistan Bölgesi sınırları dışında ve Irak hükümetinin kontrolünde olması nedeniyle Mexmûr duruma ilişkin herhangi bir tutum ve tavır sergilemediler. Mexmûr Kampı’nı kuşatma girişimleriyle ilgili olarak Irak Birleşmiş Milletler yetkilileriyle telefon ve e-mail yoluyla temasa geçen Rojnews’e herhangi bir yanıt verilmedi.

Su kesilmek isteniyor
Irak ordusu tel örgülerle ve gözetleme kuleleriyle kuşatmanın yanı sıra Mexmûr Kampı halkının içme suyunu da kesmeye çalışıyor. Bu da yaşam hakkının ihlalidir. Mexmûr Kampı halkını bu saldırı ile kuşatmayı kabul etmeye ve kararı uygulamaya zorlamak istiyorlar. Ancak Mexmûr Kampı halkı, Irak Ordusunun bu çabasına güçlü ve kararlı bir şekilde karşı çıkarak içme sularının kesilmesine izin vermedi.

İnsanlık dışıdır

Konuyla ilgili Rojnews’e konuşan Irak Parlamentosu İnsan Hakları Komitesi üyesi ve insan hakları aktivisti Hibe Qeys, “Mexmûr Kampı’nın durumu insanların kafasında soru işaretleri uyandırıyor. Neden Mexmûr Kampı halkını kuşatmak ve onlara baskı uygulamak istiyorlar? İnsani yardımın Mexmûr Kampı’na geçişini engellemeye çalışmak insanlık dışı bir uygulamadır ve insan hakları ihlalidir. Çünkü ülke genelinde mültecilerin durumu çok zor” dedi.

Kirli plan devrede

Maxmûr Kampı halkının tehlikeli bir planın ortasında olduğunu belirten Qeys, insan hakları raporlarında Mexmûr’da KDP ve bazı mülteci karşıtı tarafların öncülüğünde kirli planların devreye sokulmasının endişe verici olduğunu vurguladığını söyledi. Türkiye’nin Maemûr Kampı halkına zulüm, baskı ve haksızlık yaşattığını hatırlatan Qeys, mültecilerin korunmasına yönelik uluslararası yasalar olmasına rağmen, bu yasaların mültecilerin haklarının çiğnenmesi, onlara zarar verilmesi ve onlara yardım gönderilmesinin engellenmesi konularında uygulanmadığını dile getirdi.

BM’yi ilgilendiriyor

İnsan hakları aktivisti Mustafa Ali de Maxmûr Kampı sorununun önce BM sonra da Irak hükümetini doğrudan ilgilendiren siyasi ve insani bir sorun olduğunu belirtti. Ali, devamında,”Bu nedenle Birleşmiş Milletlerin ve Irak hükümetinin bir araya gelmesi, tartışması ve soruna iyi bir çözüm bulması gerektiğini’ belirterek Mexmûr Kampı halkına tek taraflı olağanüstü hal dayatılmaması gerektiğini ifade etti.

Hiçbir gerekçe yok

Maxmûr kampının Irak’taki diğer kamplardan bağımsız olduğuna dikkati çeken Ali, şöyle devam etti: “Mexmûr Kampı’ndaki mültecilerin durumu, Mücahidlerin veya militarist mültecilerin kamplarından veya diğer normal kamplardan farklı. Çünkü Mexmûr halkı sivil ve silahsız bir halktır. Yıllarca Irak’ta mülteci olarak yaşıyorlar ve şu ana kadar ne Irak’a ne de başka bir ülkeye karşı olağandışı bir eylem veya kötülük yapmamıştır. Bu nedenle onları kuşatma altına alacak herhangi bir gerekçe yoktur.”

Türkiye’nin talebi

Bu talebin Türkiye tarafından yapıldığını ifade eden Ali, Irak ve Kürdistan Bölgesi Hükümetini sert bir şekilde eleştirerek, “Irak Ordusunun Mexmûr Kampı’na yönelik kuşatma girişimleri ile ilgili herhangi bir tutum ve tavır sergilemeyen Irak ve Kürdistan Bölgesi insan hakları örgütlerinin sessiz kalmasından dolayı çok endişeliyim” şeklinde konuştu.

MEXMUR

#İnsan #hakları #aktivistleri #Mexmur #kuşatmasına #göz #yumuyor

Kılıçdaroğlu: Görevime devam edip etmeyeceğime parti karar verecek

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun partinin başında kalıp kalmayacağı sorusu gündem oldu. Kılıçdaroğlu ‘Ona parti karar verir’ dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından gündeme dair açıklamalar yaptı.

Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin ahlaki meşruiyet sorunu var. Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan kişinin ahlaki meşruiyet sorunu var” diye konuştu.

Partisinin başında olup olmayacağına dair ise Kılıçdaroğlu, “Ona parti karar verir tabi doğal olarak” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

Siyasal meşruiyet sorunu

“İki siyasal meşruiyet sorunu var. Siyasetçi ahlaklı olmak zorundadır. Siyasetçi elbette belli konuları abartabilir, bunda hiçbir mahsur yoktur. Abartırsınız, eksecere edersiniz ama yalan söylemezsiniz, iftira atmazsınız karalama yapmazsanız. Eğer yalan söylüyorsanız, iftira atıyorsanız ve bunu da çıkıp kendiniz itiraf ediyorsanız o zaman siz cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturamazsanız. Çünkü sizin ahlaki meşruiyetiniz tartışılır. Şu an Türkiye’de ahlaki meşruiyet sorunu var.

Seçim sonrası toplantılar

CHP Parti Meclisi üyeleri her seçimden sonra olduğu gibi, bu seçim sonrası da doğal olarak kendileri istifa dilekçelerini verdiler. Daha önceki seçimlerde de veriyorlardı. Bu partimizde geleneksel bir durum. Parti Meclimiz de bugün (Cumartesi) toplanacak. Doğal olarak seçim sürecini konuşacağız. MYK da arkadaşlar görüşlerini ifade ettiler. Partimizin seçim süreci, yapılan harcamalar ve diğer konularla ilgili Merkez Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşlara bilgi verildi”

Parti karar verir

Hakkındaki eleştiriler nedeniyle partinin başında kalıp kalmayacağı sorusuna Kılıçdaroğlu “Ona parti karar verir tabi doğal olarak. Partinin kendi gelenekleri vardır. O gelenekler içerisinde hareket edilir” karşılığını verdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile görüşmeleriyle ilgili soruyu da şöyle cevaplandırdı: “Canan Hanım, İstanbul’daki gelişmeleri aktarmak için ayda bir gelirdi. Ekrem İmamoğlu da büyükşehir belediye başkanımız. O da geliyordu. Dolayısıyla o çerçevede zaman zaman Mansur Yavaş Bey’le de bir araya geliriz. Artılar, eksiler sorun varsa nasıl çözeriz konuşuyoruz. Bunlar olağanüstü olay değil bildiğimiz rutin, sıradan olan gelişmeler bu olağan. Oturup, konuştuk.”

ANKARA

#Kılıçdaroğlu #Görevime #devam #edip #etmeyeceğime #parti #karar #verecek

Kılıçdaroğlu: Bırakıp bırakmayacağıma parti karar verecek

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun partinin başında kalıp kalmayacağı sorusu gündem oldu. Kılıçdaroğlu ‘Ona parti karar verir’ dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından gündeme dair açıklamalar yaptı.

Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin ahlaki meşruiyet sorunu var. Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan kişinin ahlaki meşruiyet sorunu var” diye konuştu.

Partisinin başında olup olmayacağına dair ise Kılıçdaroğlu, “Ona parti karar verir tabi doğal olarak” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

Siyasal meşruiyet sorunu

“İki siyasal meşruiyet sorunu var. Siyasetçi ahlaklı olmak zorundadır. Siyasetçi elbette belli konuları abartabilir, bunda hiçbir mahsur yoktur. Abartırsınız, eksecere edersiniz ama yalan söylemezsiniz, iftira atmazsınız karalama yapmazsanız. Eğer yalan söylüyorsanız, iftira atıyorsanız ve bunu da çıkıp kendiniz itiraf ediyorsanız o zaman siz cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturamazsanız. Çünkü sizin ahlaki meşruiyetiniz tartışılır. Şu an Türkiye’de ahlaki meşruiyet sorunu var.

Seçim sonrası toplantılar

CHP Parti Meclisi üyeleri her seçimden sonra olduğu gibi, bu seçim sonrası da doğal olarak kendileri istifa dilekçelerini verdiler. Daha önceki seçimlerde de veriyorlardı. Bu partimizde geleneksel bir durum. Parti Meclimiz de bugün (Cumartesi) toplanacak. Doğal olarak seçim sürecini konuşacağız. MYK da arkadaşlar görüşlerini ifade ettiler. Partimizin seçim süreci, yapılan harcamalar ve diğer konularla ilgili Merkez Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşlara bilgi verildi”

Parti karar verir

Hakkındaki eleştiriler nedeniyle partinin başında kalıp kalmayacağı sorusuna Kılıçdaroğlu “Ona parti karar verir tabi doğal olarak. Partinin kendi gelenekleri vardır. O gelenekler içerisinde hareket edilir” karşılığını verdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile görüşmeleriyle ilgili soruyu da şöyle cevaplandırdı: “Canan Hanım, İstanbul’daki gelişmeleri aktarmak için ayda bir gelirdi. Ekrem İmamoğlu da büyükşehir belediye başkanımız. O da geliyordu. Dolayısıyla o çerçevede zaman zaman Mansur Yavaş Bey’le de bir araya geliriz. Artılar, eksiler sorun varsa nasıl çözeriz konuşuyoruz. Bunlar olağanüstü olay değil bildiğimiz rutin, sıradan olan gelişmeler bu olağan. Oturup, konuştuk.”

ANKARA

#Kılıçdaroğlu #Bırakıp #bırakmayacağıma #parti #karar #verecek

BM: İsrail 6 ayda 112 Filistinliyi öldürdü

BM’nin yayınladığı rapora göre; 1 Ocak-29 Mayıs 2023 tarihleri arasında, İsrail güçleri Doğu Kudüs de dahil Batı Şeria’da 112 Filistinliyi öldürdü

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), “İşgal altındaki Filistin toprakları: Sivillerin korunması” başlıklı iki haftalık bir rapor yayınladı. 16-29 Mayıs’ta yaşanan gelişmelere göre güncellenen rapor, İsrail güçlerinin 2023’ün başından bu yana Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da 112 Filistinliyi öldürdüğünü gösterdi.

OCHA’nın raporunda, “1 Ocak-29 Mayıs 2023 tarihleri arasında, İsrail güçleri Doğu Kudüs de dahil Batı Şeria’da 112 Filistinliyi öldürdü. Bu, ölü sayısının 53 olduğu geçtiğimiz yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında, iki kat daha fazla can kaybı demek” ifadeleri kullanıldı.

4 binden fazla insan yaralandı

Anadolu Ajansı’nın haberine göre, İsrail güçlerinin Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da sene başından 29 Mayıs’a kadar 107 Filistinliyi öldürdüğü kaydedilen raporda, 4 bin 229 Filistinlinin de yaralandığı aktarıldı. Fanatik Yahudi yerleşimcilerin, sene başından itibaren Filistinlilere yönelik 409 saldırı düzenlediği belirtilen raporda, söz konusu saldırılarda beş Filistinlinin öldürüldüğü ve 105 kişinin yaralandığı bilgisi de paylaşıldı. Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da 575 Filistinlinin evinin İsrail güçlerince yıkıldığı kaydedildi.

Raporda ayrıca, sene başından bu yana Filistinlilerin İsrail ve Filistin topraklarındaki eylemlerinde 18 İsraillinin öldüğü, 111 kişinin de yaralandığı bilgisi paylaşıldı.

DIŞ HABERLER

#İsrail #ayda #Filistinliyi #öldürdü

Mexmûr Kampı’nda direniş sürüyor

Mexmûr Kampı’nda ablukaya karşı direniş 15’inci gününde devam ediyor

Irak ordusu, 20 Mayıs’tan bu yana Mexmûr Kampı’nı tel örgü, hendek ve kulelerle abluka altına almaya çalışıyor. Mexmur sakinlerinin bu duruma karşı direnişi sürüyor. Irak ordusu kampı ablukaya almakta ısrar ederek, yurttaşlar geceyi kurdukları çadırlarda geçiriyor.

Kaynak: MA

#Mexmûr #Kampında #direniş #sürüyor