Ana Sayfa Blog Sayfa 360

İHD’den sınırdışı edilmek istenen 103 kişi için çağrı

Kapıkule sınır kapısında gözaltına alınan 103 Ahmedi Mezhebi üyesinin sınırdışı edilecek olmalarına tepki gösteren İHD İstanbul Şubesi, uluslararası mekanizmaları acil göreve çağırdı

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Kapıkule’ sınır kapısından gözaltına alınan ve ülkelerine geri iade edilecek olan 103 Ahmedi Mezhebi üyesine dair yazılı açıklama yaptı.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Madde 14’ün 1’inci fıkrasının hatırlatıldığı açıklamada, mülteciliğin bir hak olduğu ifade edildi. Açıklamada zulüm tehlikesi ile karşılaşabilecek kişilerin topraklarına geri gönderilmesinin yasak olduğu vurgulanarak Cenevre Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) gibi Türkiye’nin imzaladığı sözleşmeler hatırlatıldı.

Yetkililer göreve çağrıldı

Türkiye devletinin uluslararası, ulusal mevzuat ve insan hakları belgeleri çerçevesinde korumadan yararlanma hakkı olan kişiler hakkında geri gönderme kararı veremeyeceği ifade edilen açıklamada, “24 Mayıs günü gözaltına alınan Ahmediler hakkında verilen geri gönderme kararının Geri Gönderme Yasağı İlkesinin ihlali olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, henüz telafisi olmayan bir zarara neden olmadan evvel bu kararın geri çekilmesi ve söz konusu gruba uluslararası koruma sağlanması için Göç İdaresi Başkanlığı ve Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği başta olmak üzere mültecilere dair ulusal ve uluslararası mekanizmaları acil göreve çağırıyoruz” denildi.

HABER MERKEZİ

#İHDden #sınırdışı #edilmek #istenen #kişi #için #çağrı

Ankara Barış Nöbeti’nde demokratik açılım talebi

İHD’nin Ankara’daki Barış Nöbeti eyleminde, Kürt halkının seçimlerde ‘güvenlikçi’, şiddet politikalarına karşı büyük bir tavır koyduğu belirtilerek ‘İktidarın, Kürt meselesi konusundaki tavrından bir an önce vazgeçmesini ve demokratik açılım yapmasını talep ediyoruz’ denildi

İnsan Hakları Derneği (İHD), her ayın ilk Cuma günü gerçekleştirdiği Barış Nöbeti eylemini Ankara’da da sürdürdü.

Nöbetin 11’inci ayına, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Ankara il yöneticileri, Alınteri ve Düşünceye Özgürlük Girişimi temsilcileri katıldı. Nöbette konuşan İHD Ankara İl Eşbaşkanı Sevil Turgut, fırsat eşitliğinin ve demokratik koşulların oluşturulmadığı ortamda yapılan seçimin sonucunda AKP’li Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiğini belirtti.

İstanbul Sözleşmesi

Seçimlerde demokratikleşme talebinin öne çıktığını ifade eden Turgut, “İnsan hakları savunucuları olarak iktidarın, coğrafyanın yarı çoğunluğunun demokratikleşme istediği gerçekliğini kabul etmesi gerektiğini görüyoruz. Yeni dönemde artık gerek iç hukuka gerekse uluslararası hukuka uygun bir pratiğin sergilenmesini talep ediyoruz. İfade özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılmasını ve düşünceleri nedeniyle cezaevinde tutulanların, gazetecilerin ve insan hakları savunucularının serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Yine nüfus sayısının yarı oranındaki kadınlar, büyük bir mücadeleyle kazandıkları İstanbul Sözleşmesi’nin geri gelmesini arzulamaktadır. Özellikle kadına yönelik şiddet konusunda Avrupa Konseyi (AK) tarafından hazırlanan ve bugüne kadar hazırlanmış en yeterli sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden imzalanmasını talep ediyoruz. İktidarın muhaliflere yönelik kullandığı ötekileştirici, hatta nefret dili olarak tanımlayabileceğimiz dil mutlaka değişmelidir. İnsanların güven içinde yaşamaya ihtiyaçları ve hakları var. Bu nedenle, iktidarın muhalifleri hedef haline getirmekten vazgeçmesini talep ediyoruz” diye belirtti.

Hasta tutuklular

Cezaevlerinde çok sayıda hasta tutuklu bulunduğunu hatırlatan Turgut, “Adli Tıp raporlarıyla maalesef ölüm derecesinde hasta olan mahpuslar, cezaevinde kalmaya mahkum ediliyor. Bu konuda insancıl hukuku ve uluslararası sözleşmeleri temel alan yeni bir yaklaşım bekliyoruz. Özellikle LGBTİ+lara yönelik nefret dilinin değişmesi ve bu konuda Türkiye’nin altına imza attığı özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14’üncü maddesinde tanımlanan ayrımcılık yasağına uygun davranmasını talep ediyoruz” dedi.

Demokratik açılım talebi

Seçim sonuçlarından Kürt halkının “güvenlikçi”, şiddet politikalarına karşı büyük bir tavır içerisinde olduğunun çıkarılması gerektiğinin altını çizen Turgut, şöyle dedi: “Kürt halkı, artık savaşın tüm yorgunluğunu üzerinden atmak ve çocuklarını güvenli ve barışçıl ortamda yetiştirmek istediğini bu seçim sürecinde ortaya koydu. İktidarın, Kürt meselesi konusundaki tavrından bir an önce vazgeçmesini ve demokratik açılım yapmasını talep ediyoruz. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durumun ne kadar kötü olduğu, toplumun tüm kesimlerince biliniyor. İşçi ve emekçilerin haklarının güvence altına alınmasını, daha güvenli bir çalışma ortamı içinde yaşamalarının acilen sağlanması talep ediyoruz.”

Halkın yarısı iktidardan memnun değil

Sandıktan çıkan oy oranlarının bu coğrafyada yaşayan insanların yarısının iktidardan memnun olmadığını gösterdiğini vurgulayan Turgut, “Bizler insan hakları savunucuları olarak, siyasal iktidarın bu gerçeği de dikkate alarak; ayrımcı politikalardan, nefret söyleminden, çatışmacı dilinden vazgeçerek, bir an önce sandığın ortaya koyduğu demokratikleşme ve değişim talebine uygun adımlar atmasını talep ediyoruz ve tüm toplumsal muhalefeti; insan hakları, demokrasi ve barış mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

ANKARA

#Ankara #Barış #Nöbetinde #demokratik #açılım #talebi

Dersim Katliamı’nın tanıkları Çiçe ve Duman yaşamını yitirdi

Dersim Tertelesi’nde sağ kurtulan Eşliye Çiçe ve Necef Duman, yaşamını yitirdi

Dersim Katliamı’nın tanıklarından Xozat (Hozat) ilçesine bağlı Zimek (Çığırlı) köyünden Eşliye Çiçe (Fecire Erol) ile aynı köyün Hopik mezrasında kurşuna dizilen annesi Besi’nin cansız bedeninin altında kalarak hayatta kalan 94 yaşındaki Necef Duman yaşamını yitirdi. Dün yaşamını yitiren Duman ve Çiçe, Zimek köyünde toprağa verildi.

Daha önce Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) konuşan Çiçe, tanıklık ettiği katliama dair şunları belirtmişti: “Herkesi toplayıp harman yerine götürdüler. Orada makineli silah kurulmuştu. Herkes, bağırmaya başladı, kaçanlar oldu. Kadın ile erkekleri ayırarak dağa çıkartıp ‘sizin resminizi çekeceğiz’ demişlerdi. Bizi dağa götürdüler çocuğuz ağlıyoruz açız, ekmek ve su istiyoruz. Annem beni bacaklarının arasına koydu, kardeşimi de göğsüne koyup yüzüstü uzanarak bizi sakladı. Bir süngü sırtıma geldi onu elimle çıkardım, bir diğerini elimle çıkarınca elim hareketsiz kaldı, onlarda öldüğümü sanıp gittiler. Akşam çöktüğünde bir genç kadın gelip ‘Askerler gitti kim yaşıyorsa kalksın’ diye bağırıyordu. Bizleri Hopik’te (Beyaz Dağ) katlettiler, ölülerimizi kıyafetlerinden tanıyorduk.”

Kaynak: MA

#Dersim #Katliamının #tanıkları #Çiçe #Duman #yaşamını #yitirdi

AP Raportörü: Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci devam edemeyecek

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ‘Vize serbestisi yoksa, bunun nedeni Türkiye hükümeti’ dedi

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor  sçeimler sonrası yaptığı değerlendirmede “Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin devam edemeyeceği açıktır” ifadelerini kullandı.

Turkey Recap’ten Diego Cupolo’ya konuşan Sanchez AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçildikten hemen sonra LGBT+ bireylere saldırması ve Avrupa Birliği’ne vize serbestisi konusunda başka bir saldırgan açıklamada bulunduğunu belirterek “Açık konuşayım vize serbestisi yoksa, bunun nedeni Türk hükümetinin uymayı taahhüt ettiği bir kıstasa uymamasıdır” dedi.

‘Terör mücadele kanunu’na gönderme yapan Amor, AB’ye üyelik sürecine ilişkin ise “Türkiye’de iktidardaki elitlerin daha demokratik olma gibi bir siyasi iradesi olmadığı, iradeleri daha otoriter bir hükümet modeli oluşturmak olduğu sürece demokratik standartları uygulamanın bir yolu yok.” İfadelerini kullandı.

Üyelik sürevi devam edemeyecek

Amor, tıkanan üyelik sürecine ilişkin ise “Üyelik sürecinin devam edebileceğini düşünmüyorum çünkü Erdoğan’ı iç politikalarına değiştirmeye itebilecek bir faktör görmüyorum. Görünüşe göre Türk seçmeni Erdoğan’ın politikalarını onayladı” dedi.

Demirtaş ve AİHM kararı

“Amacı tam üyelik olan, ama ancak asla o sonuca ulaşmayan bu sinik süreci sürdüremeyiz” diyen Amor, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’a ilişkin AİHM kararlarının uygulanmaması konusunda da görüş belirtti.

HABER MERKEZİ

 

#Raportörü #Türkiyenin #ABye #üyelik #süreci #devam #edemeyecek

Operasyonlara katılmadıkları için korucuların silahına el konuldu

Şirnex’te 8 korucunun silahına Federe Kurdistan’da devam eden saldırıları katılmadıkları gerekçesiyle el konulduğu belirtildi

Şirnex’in (Şırnak) Basa (Güçlükonak) ilçesine bağlı Taroniye (Düğünyurdu) köyünde 8 korucunun silahına İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından el konuldu.

Saldırılara katılmamaları gerekçe yapıldı

Korucuların silahlarına el konulma gerekçesinin, korucuların Federe Kurdistan Bölgesi’nin Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerindeki devam eden saldırılara katılmaması olduğu belirtildi.

Daha önce de bölgede birçok korucu, saldırılarda yer almayı reddederek, silah bırakmıştı.

ŞIRNEX

#Operasyonlara #katılmadıkları #için #korucuların #silahına #konuldu

Barış nöbetinden seslendiler: Krizlerin nedeni baskılar

İHD’nin her ayın ilk haftasında sürdürdüğü barış nöbetinde bu ay seçimleri gündemine alarak, yaşanan krizlerin temel nedenin hak ihlalleri ve iktidarın muhaliflere uyguladığı baskıdan kaynaklandığı vurgulandı

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi her ayın ilk haftasında, “Herkes İçin Barış” talebi ile sürdürdüğü barış nöbetini, dernek binasında bu ay da devam ettirdi. Nöbete İHD Eş Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Bataray Saman ile İHD Yöneticileri, Amed Tabip Odası Başkanı Elif Turan, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Amed Şubesi ve Eğitim-Sen Amed Şubesi katılırken, açıklamayı İHD Amed Şube Sekreteri Yakup Güven okudu.

Baskıcı politikalarda ortaklaşıldı

Açıklamada ülkenin gündeminin uzun bir süredir seçimler olduğunu belirten Güven, “Yapılan her iki seçimin ardından da İHD olarak seçim sürecine ve seçim gününe ilişkin tespit ve değerlendirmelerimizi kamuoyu ile paylaşmıştık. Seçim sonuçlarına ilişkin olarak hem iktidarın hem de muhalefetin dikkatini çekmek istediğimiz husus; seçime katılan yurttaşların yarısının, otoriter yönetimin ağır baskısına rağmen başka bir düşünceyi benimsediği, mevcut gidişattan memnun olmadığı şeklindedir. Muhalefetteki her siyasal partinin farklı görüşü olsa da özelikle 2015 yılından bu yana başlayan ve artarak devam eden baskıcı politikalara karşı demokratik bir itiraz konusunda ortaklaşıldı görülmektedir” dedi.

Başta Kürt meselesinin demokratik yol ve yöntemlerle çözülmesi gerektiğine değinen Yakup, kadın hakları, ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Krizden daha çok demokrasi ile çıkılır

Halkın giderek yoksullaştığına da dikkat çeken Güven, “Siyasi iktidarın uygulayacağı politikalarda salt belli bir düşünceyi esas alarak çalışma yürütme konusunda ısrar etmesi halinde bu durumun toplumsal hayata çok derin zararlar vereceği kuşkusuzdur. Son olarak defalarca tekrar ettiğimiz bir hususu bir kez daha vurgulamakta yarar görüyoruz. Türkiye’nin içinde bulunduğu kötü ekonomik durumun en önemli sebeplerinden biri insan hakları alanında yaşanan ihlaller ve siyasi iktidar tarafından muhaliflere uygulanan baskı ortamıdır. Toplumun tüm kesimlerini derinden etkileyen bu ekonomik buhrandan çıkışın en kesin ve hızlı yöntemi daha fazla insan hakları ve daha fazla demokrasi ile sağlanacak toplumsal barıştır” sözlerine yer verdi.

Nöbet okunan açıklamanın ardından saat 17.00’de son bulacak.

AMED

#Barış #nöbetinden #seslendiler #Krizlerin #nedeni #baskılar

Akademisyenlerden kayyum rektöre kitlesel yanıt: Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri ve öğrencileri kayyum rektörün tehditlerine karşı kitlesel nöbet tuttu

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri ve öğrencileri kayyum rektör yardımcısı Fazıl Önder Sönmez’in 2911 sayılı yasayı birimlere göndererek üniversite bileşenlerini tehdit etmesinin ertesi gününde akademisyenler ve öğrenciler direnişin 880. Gününde 599. kez rektörlük binasına sırt dönerek “Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz” dedi. Öğrenci Temsilciliği Kurulu’nun çağrısıyla nöbete çok sayıda öğrenci de katıldı. Akademisyenler bu hafta okudukları bültenlerinde atanmış yönetimin gönderdiği yazının ifade özgürlüğünü tehdit ettiğini söyleyerek tepki gösterdi.

‘Özgürlüklerimizden vaz geçmeyeceğiz’

Evrensel’de yer alan habere göre; Nöbetin ardından yaşanılan hukuksuzlukların belgelendiği bülten yerine zorunlu bir açıklama yaptıklarını ifade eden akademisyen Ahmet Ersoy, açıklamaya “Bugün 2 Haziran Cuma. Nöbetimizin 599., direnişimizin 880. günündeyiz. Sizlere basının hâlen alınmadığı, çevresinde polisin ağır silahlarla devriye gezdiği, her köşesinin kameralarla, özel güvenlik güçleri ve sivil polislerce denetlenmeye çalışıldığı, girişlerine yüksek demir parmaklıkların yerleştirildiği kampüsümüzden sesleniyoruz” diyerek başladı.

Barışçıl protesto

Anayasasının ifade özgürlüğü ve barışçıl protesto düzenleme hakkındaki 26. ve 34. Maddelerini hatırlatarak açıklamaya devam eden Ersoy, “Boğaziçi Üniversitesi yönetimi anayasanın güvencesi altındaki temel hak ve özgürlüklerimizi ihlal etmekte, bizleri, öğrencilerimizi ve mezunlarımızı alenen tehdit etmektedir. Özgür, özerk, demokratik üniversite mücadelemizden de, temel hak ve özgürlüklerimizden de vazgeçmediğimizi basına ve kamuoyuna saygı ile duyurunuz. Türkiye’de özgür, özerk, demokratik ve katılımcı ilkelere dayalı bir üniversite ideali gerçekleşene kadar; kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz” diyerek açıklamayı sonlandırdı.

Mungan: İlginç bir durum

Nöbetin ardından gazetemize konuşan akademisyen Esra Mungan, “Biraz önce açıklamada vurguladığımız gibi bu bir anayasal hak, herkesin kendi fikri ve düşüncesini kamusal alanda ifade etme hakkı vardır. Bunu tek başına ya da topluluk olarak yapabilir. Mevcut kayyumluk farklı bir yasa ile karşımıza geldi, kendi hukuk müşavirinden gelen bir madde olsa gerek. Çok ilginç bir durumla karşı karşıyayız” dedi.

Mungan 17 hoca hakkında bir buçuk sene önce 2911 sayılı yasadan savcılıkta bekleyen bir soruşturma olduğunu, “Tam bir buçuk yıldır davaya dönüşemedi. Biz 17 hoca, aynı öğrencilerimiz gibi, işimiz gücümüz yokmuşçasına Çağlayan’a gide gele ifade verdik, hala davaya dönmedi” diyerek hatırlattı.

İSTANBUL

 

#Akademisyenlerden #kayyum #rektöre #kitlesel #yanıt #Kabul #etmiyoruz #vazgeçmiyoruz

Özerk Yönetim’den Sudan açıklaması: Şam tahliyeleri engelliyor

Sudan’da mahsur kalan yurttaşların tahliyesi için yaptıkları çalışmaların Şam hükümeti tarafından engellendiğini belirten Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim’i, tahliye için anlaştıkları şirketin de uçuşlarının yasaklandığını belirtti

İç savaşın sürdüğü Sudan’da yapılan ateşkesle birlikte tahliyeler de başladı. Ancak Sudan’da mahsur kalan Suriyelileri tahliye etme çabaları süren Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Şam hükümetinin kendisiyle anlaşmayı imzalayan havayollarının uçuşlarını engellediğini kaydetti.

Kuzey ve Doğu Suriye Dış İlişkiler Dairesi tarafından yapılan açıklamada, şimdiye kadar 369 kişinin tahliye edilmediği ifade edildi. Açıklamada, Özerk Yönetim’e bağlı özel komitelerin Sudan’da mahsur kalan yurttaşları Qamişlo’ya tahliye etmeye çalıştıklarını ancak oluşturulan engeller nedeniyle bunu gerçekleştiremedikleri kaydedildi.

Yurttaşlara baskı yapıldı

Öte yandan, açıklamada Şam hükümetinin yetkililerinin Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerine gelecek olan yurttaşlara baskı yaptığını ve anti propaganda yaptığına işaret edildi.

Şam hükümeti doğru söylemiyor

Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan bir diplomat, Şam hükümetinin “Ecnihet Şam” şirketi aracılığıyla 2 ücretsiz uçuş seferi yaptığını ve en son 179 kişinin Şam Havaalanı’na ulaştığı kaydetmişti. Bu konuya da açılık getiren Özerk Yönetim, gerçeğin bunun tam tersi olduğunu oluşturdukları ilgili komitenin yurttaşları Qamişlo Havaalanı’na getirmek için Ecnihet Şam şirketiyle sefer düzenlediğinin altını çizdi.

Uçuşlar yasaklandı

Açıklamanın devamında Şam hükümeti yetkililerinin şirketin Sudan’da mahsur kalan kişilerin Qamişlo’ya getirmesine izin vermediği ve insani durum üzerinden propaganda yapmak için mahsur kalan yurttaşları Şam’a indirdiği ve şirketin diğer uçuşlarını yasakladığına da dikkat çekildi.

Açıklamada son olarak engel olmak yerine Şam hükümetinin kapıları açması gerektiği ve mahsur kalan yurttaşlara karşı ahlaki görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye bağlı olunduğu belirtildi.

Kaynak: ANHA

#Özerk #Yönetimden #Sudan #açıklaması #Şam #tahliyeleri #engelliyor

Fatma Uğur’u işkence ile katleden fail Şükrü Koçak tutuklandı

Sistematik işkenceyle Fatma Uğur’u katlettikten sonra olay yerinden kaçarak izini kaybettiren dini nikahlı eşi Şükrü Koçak’ın iki gün önce tutuklandığı ortaya çıktı

Wan’ın Artemertan (Edremit) ilçesine bağlı Şabaniye Mahallesi’nde 27 Mayıs günü Fatma Uğur’u işkence ederek katleden dini nikahlı olduğu fail Şükrü Koçak tutuklandı.

Çarşı merkezde 30 Mayıs günü gözaltına alınan fail önce İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülerek ifadesi alındı. Ardından mahkemeye çıkarılan fail “Kasten öldürme” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sistematik şiddet uyguladı

Fatma Uğur’un henüz çocuk yaşta dini nikahla evlendirildiği fail tarafından sistematik işkenceye maruz bırakıldığı, aynı sistematik şiddete maruz kalan çocukları JINNEWS’e ulaşarak anlatmıştı.

Uyuşturucudan ceza 

Daha önce de Uğur’un katletme girişiminde bulunduğu ortaya çıkan failin sadece uyuşturucu madde temini ve ticareti nedeniyle hüküm aldığı da belirtilmişti.

WAN

 

#Fatma #Uğuru #işkence #ile #katleden #fail #Şükrü #Koçak #tutuklandı

Barolar Birliği’nden Atalay’ın tahliye edilmemesine tepki

Türkiye Barolar Birliği, TİP Milletvekili Can Atalay’ın mazbatasını almasına rağmen tahliye edilmemesine tepki gösterdi

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay milletvekili Can Atalay’ın mazbatasını almasına rağmen tahliye edilmemesine tepkiler sürüyor.

Gezi davasında 18 yıl hapis cezası verilerek 25 Nisan 2022’de tutuklanan avukat Can Atalay, 14 Mayıs Milletvekilli Seçimleri’nde Emek ve Özgürlük İttifakı içinden seçime giren TİP’ten Hatay milletvekili seçildi.

Milletvekili mazbatasını da alan Atalay’ın tahliye edilmesi için Yargıtay’a başvuru yapıldı ancak hala hapishanede tutuluyor. Türkiye Barolar Birliği (TBB) yaptığı açıklama ile Atalay’ın tahliye edilmemesine tepki gösterdi.

TBB’den yapılan yazılı açıklamada, “Atalay’ın tutukluluk hâlinin devamı, hukuka aykırı bir şekilde, kişi hürriyeti ve güvenliği, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma ve seçmenlerin temsil edilme haklarının ihlali anlamına gelmektedir” denildi.

Atalay’ın tahliyesine ilişkin, Mustafa A. Balbay’ın bavurusu üzerine verilen AYMkararına da atıf yapıldı:

“Seçilme hakkı sadece seçimlerde aday olma hakkını değil, aynı zamanda seçildikten sonra milletvekili olarak parlamentoda bulunma hakkını da ihtiva etmektedir. Bu da hiç kuşkusuz, kişinin seçildikten sonra milletvekili sıfatıyla temsil yetkisini fiilen kullanabilmesini gerektirir. Bu bağlamda seçilmiş milletvekilinin yasama faaliyetine katılmasına yönelik müdahale, sadece onun seçilme hakkına değil, aynı zamanda seçmenlerinin serbest iradelerini açıklama hakkına da yönelik bir müdahale teşkil edebilir.”

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Halihazırda milletvekili olan Sayın Ş. Can Atalay’ın, seçmenlerinin iradelerini temsilen parlamentoda fiilen çalışma yürütmesini sağlamak, hukukun ve demokratik hukuk devletinin en temel gereğidir. Bu gereğin yerine getirilmesi için sürecin takipçisi olduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunarız.”

İSTANBUL

#Barolar #Birliğinden #Atalayın #tahliye #edilmemesine #tepki