Ana Sayfa Blog Sayfa 362

Karayılan’dan Kamuran İnan hatırlatmalı seçim yorumu

Seçim sonuçlarını değerlendiren PKK Yürütme Konseyi Üyesi Murat Karayılan, esas sorunun Kürt sorunu ve bunun muhatabının partiler değil devlet olduğunu belirtti. Karayılan, Kılıçdaroğlu2nun adayalığı ile ilgili de ‘Kimlik ve sosyoloji’ vurguları yaptı

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, 14-28 Mayıs seçimleri ve Kürt sorununa dair verdiği röportajda, Kılıçdaroğlu’nun seçilmeme nedenleri, Kürt sorununa dair başlıkları değerlendirdi.

Karayılan’ın Stêrk TV’ye yaptığı konuşmayı veren Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan habere göre; seçimlerin adil ve eşit olmadığını belirtti.

Karayılan konuşmasında, bir tarafın devletin tüm imkanlarını kullandığını, tutuklamalar dahil çok yönlü baskıların geliştiğini, hile-çalma olayların yaşandığını vurguladı. “Bu seçimin sonuçları meşru değildir” diyen Karayılan, “21 yıllık bir iktidar, devletin elinde olan bütün gücünü kullanıyor, hem de bunu ölçülü ve kanunları hesap ederek değil, sınırsız bir biçimde kullanarak bu sonucu alıyor. Dolayısıyla bu meşru bir sonuç değildir” dedi.

‘Kürt halkının tutumu takdir edilecek bir tutum’

Kürt halkının tutumunu ortaya koyduğunu, demokrasi ve değişimden yana olduğunu dile getiren Karayılan, “Öncekine göre oylarda azalma vardır ama o kadar saldırı yapılmasına rağmen, o kadar tutuklamaya ve tehdide rağmen önemli bir tutum ortaya koymuştur. Şimdi bakıyorum, kimileri bunun üzerine bol bol konuşuyor ama hele bir kendilerini halkımızın yerine koysunlar ya da bu kadar kişinin zindanlara atıldığı, bu kadar tehdidin olduğu bir ortamda çalışma yürütsünler. Bu kadar yönelime rağmen iradeni ortaya koymak kolay bir şey değil. İşte bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda halkımızın tutumu takdir edilecek bir tutumdur ve anlamlıdır” diye konuştu.

‘Kılıçdaroğlu’nun kimliği reddedildi’

Karayılan, Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmesine dair olarak, artık gerçekleri açık bir biçimde dile getirmenin ve “kral çıplak” demenin zamanının geldiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Erdoğan’ın karşısındaki rakibi bir Kürt’tü ve bir Alevi’ydi. Bunun için oy verilmedi. Açık ki, Türkiye Cumhuriyeti sisteminin biçimlendirdiği sosyoloji, bir Alevi Kürt’ün cumhurbaşkanı olmasına yol vermiyor. Doğru; belki devlet içerisinde de birileri değişim olmasını istemiş olabilir ama burada devletin o kadar gücünün kullanılması bir plan ve projenin sonucudur. AKP-MHP-Ergenekon’un öncülüğündeki bu cumhuriyet sistemi bir sosyoloji yaratmıştır. Bu sosyoloji Sünni ve ırkçı bir sosyolojidir. Türk-İslam sentezine dayalı dinci-ırkçı eğilimi yoğurmuşlardır. Esas önemli nokta burasıdır. Böyle olmasaydı Erdoğan’ın bundan 21 yıl önce verdiği sözler vardı. ‘Adalet getireceğim, yasakları kaldıracağım, fakirliği yok edeceğim’ diyordu. Hani bunları yaptı mı? Tersine açlığı getirdi. Ancak buna rağmen tercih edildi. Niye? Çünkü yalana dayalı bir propagandayla çalıştılar.

Bir çalışma yürüttü (Kılıçdaroğlu). Aslında diyalogları ile birçok kesimi bir araya da getirmeyi başardı. Bu konuda kişiliği hakkında denilecek bir şey yok. Ama kimliği reddedilmiştir. Bu bir gerçektir.”

Kamuran İnan hatırlatması

Süleyman Demirel hükümetleri döneminde bakanlık yapan Bitlisli Kamuran İnan hatırlatması yapan Karayılan şöyle devam etti:

Bakın; belki gençler bilmez ama yetişkinler bilir. Eskiden Adalet Partisi’nde Kamuran İnan isimli birisi vardı. Sürekli Demirel’le olan, Adalet Partisi’nin önde gelen isimlerinden birisiydi. Bitlisli, tanınan bir aileden gelen bir kişiydi. Kürt’tüler ama “biz Kürt’üz” demiyorlardı. Aslında Kılıçdaroğlu da “Aleviyim” dedi ama Kürt olduğunu söylemedi. Ancak herkes Dersimli bir Kürt olduğunu biliyordu. Kamuran İnan, 7-8 dil bilen birisiydi. İhtisası diplomasi üzerineydi. Demirel hükümetleri her kurulduğunda o da bakanlar kurulunda yer alırdı. Ama beklentisi olan dışişleri bakanlığı değil de enerji bakanı, vb. farklı bakanlıklara veriliyordu. Özcesi Süleyman Demirel zamanında ne kadar hükümet kurulmuşsa o hep bakandı ama hiçbir zaman dışişleri bakanı olmadı. Onun beklentisi ise dış işleri bakanı olma yönündeydi. Çünkü uzmanlığı o alandaydı. Sonuç itibarıyla ölmeden önce Kamuran İnan şöyle söyledi: ‘Türkiye anayasasında yazılmamış bir yasa vardır. O da bir Kürt’ün dış işleri bakanı olamayacağı yasasıdır. Nokta!’

Eğer bir Kürt dışişleri bakanı olamıyorsa, o zaman bir Kürt cumhurbaşkanı da olamaz. Bu böyledir. Evet, belki ABD’de Obama gibi melez-siyahi birisi başkan oldu ve bu bir gelişmeydi. Eğer ki Türkiye’de Kılıçdaroğlu seçilseydi, bu Türkiye’de devrim niteliğinde bir gelişme olurdu. Fakat Türkiye’de bir proje olarak oluşturulan sosyoloji yol vermediği için kaybetmiştir. Kaybetmesinin esas nedeni budur.”

‘Kürt sorunun muhatabı partiler değil devlettir’

Kürt halkının demokrasi ve özgürlük mücadelesinin daha da gürleşeceğinin altını çizen Karayılan, “Bizim açımızdan esas sorun, Kürt sorununun çözümü sorunudur. Bu sorunun çözümü için de demokrasi gereklidir. Kürt sorununun muhatabı partiler değil, devlettir. Yani muhatabımız Türk devletidir. Bunun için sistem içerisindeki partilere düşmanlık ya da dostluk yapma gibi bir sorunumuz yoktur. Çünkü muhataplarımız bellidir. Mesela iktidar değişmiş olsaydı da önümüzde aynı şey olacaktı. Çünkü bu bir devlet siyasetidir. Bunun için biz çok büyük bir fark görmüyoruz ve mücadelemiz çok daha güçlü devam edecektir. Eğer aklıselim hakim gelir de bir değişim olursa Önder Apo İmralı’dadır. Bundan 27 ay önce kendisiyle görüşme oldu ve önceki bir görüşmesinde bu sorunu bir haftada çözebileceğini belirtti. Yani çözüm istiyorlarsa Önder Apo oradadır. Ama Kürt gençlerini öldürerek sonuca gitmek istiyorlarsa biz buna geçit vermeyeceğiz ve onları yeneceğiz. Şimdiye kadar nasıl düşmanı durdurduysak bundan sonra da kazanacağız.”

Kaynak: ANF

#Karayılandan #Kamuran #İnan #hatırlatmalı #seçim #yorumu

Yeşil Sol Parti’nin Meclis Başkanlığı adayı Tülay Hatimoğulları

Yeşil Sol Parti Meclis Başkanlığı’na Tülay Hatimoğulları’nı aday gösterecek

Yeşil Sol Parti ve HDP”nin tanışma ve yeni dönemi değerlendirme toplantısında partinin grup yönetimi de belirlendi.

Oluç ve Beştaş kongreye kadar başkanvekili

Yeşil Sol Parti, Meclis Başkanlığı için Tülay Hatimoğulları’nı aday gösterecek. Önceki dönem grup başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç’un grup başkanvekilliğine devamı yönünde karar verildi. Beştaş ve Oluç, görevlerini kongre sürecine kadar sürdürecek.

Meclis İdare Amirliği görevini Siirt Milletvekili Tuncer Bakırhan, Meclis Başkanvekilliğini ise İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in yürütmesi kararlaştırıldı.

Sırrı Süreyya Önder üç haftada bir Meclis’i yönetecek vekillerden biri olacak. Öte yandan Yeşil Sol Meclis grubu yaz aylarında siyasi perspektifi tartışacakları bir kamp gerçekleştirileceği öğrenildi.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Partinin #Meclis #Başkanlığı #adayı #Tülay #Hatimoğulları

Boğaziçi Üniversitesi’nin ‘kayyum rektörü’, akademisyenleri tehdit etti

Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanan Fazıl Önder Sönmez eylemde olan akademisyenleri hapis cezasıyla tehdit etti

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum rektör atanmasından sonra öğrenciler ve akademisyenlerin başlattığı eylem 2 yılını geride bıraktı. Akademisyenler, iki yıldır her gün rektörlük binası önünde sırt çevirme eylemi düzenliyor.

Erdoğan tarafından üniversiteye kayyum rektör olarak atanan Fazıl Önder Sönmez, rektörlüğe sırt çeviren akademisyenlerin bu tutumunun “adli ve idari işlemlere” konu olabileceğini kaydetti.

Tehdit etti

Rektör Fazıl Önder Sönmez tarafından yapılan açıklamada, “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu”na aykırı olduğu ifade ederek, “Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanların, fiil daha ağır bir cezası gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu davranışları sergileyenlerin, mevzuat çerçevesinde, adli ve idari işlemlere konu olacağını bilgilerinizi rica ederim” ifadeleri kullandı.

Akademisyenler tepki gösterdi

Akademisyenler, rektör Sönmez’in bu duyurusuna şu tepkiyi gösterdi: “Kayyum kadro, iki buçuk yıldır devam eden direnişimizi gösteri ve eylem yasağını bahane edip üniversite bileşenlerini hapis cezasıyla tehdit ederek bitirmeye çalışıyor. Baskılar ve tutuklamalar bizi yıldıramaz!”

İSTANBUL

#Boğaziçi #Üniversitesinin #kayyum #rektörü #akademisyenleri #tehdit #etti

‘Mayıs ayında 8 kez yasaklı silah kullanıldı’

Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerinde Mayıs ayında 8 kez yasaklı bomba ve kimyasal silah kullanıldığı açıklandı.

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerine dönük saldırılar sürerken, Mayıs ayı bilançosu açıklandı.

Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan HPG açıklamasında, bölgenin havanın ve karadan yüzlerce kez bombalandığı belirtildi. Çatışmalarda 54 asker ve korucunun yaşamını yitirdiği belirtilen açıklamada 13 HPG ve YJA-Star üyesinin hayatını kaybettiği aktarıldı. Açıklamada, 8 kez yasaklı bomba ve kimyasal silah kullanıldığı, 126 kez savaş uçakları, 11 kez saldırı helikopterleri, 435 kez havan, obüs, tank ve ağır silahlarla bombalama gerçekleştirildiği ifade edildi.

Kaynak: ANF

#Mayıs #ayında #kez #yasaklı #silah #kullanıldı

MHP Eskişehir adayına silahlı saldırı

MHP’den Eskişehir 3. sıra milletvekili adayı olan Doç. Dr. Muhammet Bahadır Ayas, aracının önünü kesen iki kişinin silahlı saldırısı sonucu yaralandı

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammet Bahadır Ayas, uğradığı silahlı saldırı sonucu yaralandı.

Eskişehir Tepebaşı ilçesi Boyacıoğlu Mahallesi yakınında Ayas’ın kullandığı otomobilin önü iki kişi tarafından kesildi.

Henüz bilinmeyen nedenle şüphelilerin açtığı ateş sonucu bacağından yaralanan Ayas, ihbar üzerine olay yerine gelen 112 Acil Sağlık ekiplerince Eskişehir Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Doç. Dr. Ayas’ın hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi.

İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kimliği tespit edilen şüpheliler Z.E.E. ve B.E’nin yakalanması için kent genelinde geniş çaplı çalışma başlattı.

Doç. Dr. Muhammet Bahadır Ayas’ın, 14 Mayıs’taki seçimlerde MHP’den Eskişehir 3. sıra milletvekili adayı olduğu öğrenildi.

ESKİŞEHİR

#MHP #Eskişehir #adayına #silahlı #saldırı

Kızına tecavüz eden babaya ‘iyi hal’ indirimi

Zonguldak’ta 11 yaşındaki kızına sistematik olarak tecavüzde bulunan fail Murat V.’ye önce ceza verildi. Sonra mahkemedeki ‘tutumundan’ kaynaklı ‘iyi hal’ indirimi uygulandı

Zonguldak’ta, 11 yaşındaki kızı E.V.’ye (11) sistematik tecavüzde bulunan ve tutuklu yargılanan 41 yaşındaki baba Murat V.’nin yargılandığı davada karar çıktı.

İstismarı annesine anlattı

Geçen yıl E.V.’nin annesine durumu anlatması üzerine anne karakola giderek şikayetçi oldu. Ardından fail Murat V., çalıştığı yerde yakalanarak gözaltına alındı. Kızına sistematik cinsel istismarda bulunduğu belirtilen fail Murat V., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Murat V. hakkında Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada önceki duruşmada mütalaasını veren savcı, sanığın 47 yıla kadar hapis ile cezalandırılmasını istedi.

‘Suçsuzum’ dedi

Davanın karar duruşmasına tutuklu sanık Murat V., SEGBİS ile katılırken, mütalaaya karşı, “Ben suçsuzum. Ben yapmadım hepsi iftira. Beni olay günü ocaktan getirdiler. Beni iş yerinden getirirken jandarmalar bana demediklerini bırakmadılar. Bana küfrettiler. Ben suçsuzum, hepsi iftira” dedi.

İtirafını ret etti

Mahkeme başkanı, daha önce jandarmada, savcılıkta ve sorgu hakimliğindeki ifadelerinde suçunu itiraf ettiğini hatırlatarak “Niye daha önce kabul ettin” diye sordu. Fail ise buna karşı, “Ben ilk defa böyle şeyler yaşadım. Jandarmaları da görünce elim ayağım tutuldu. Savcıya da ifade verirken iddiaları kabul etmiştim. Daha önce suçlamaları kabul etmiş olsam da şimdi etmiyorum. İddialar doğru değil, hepsi iftira” diye cevap verdi.

ATK raporu kesin değilmiş!

Failin avukatı da benzer bir savunma yaparak, çocuğun verdiği ifadelerde çelişki olduğunu adli tıp kurumu raporunun da kesin bir delil içermediğini iddia etti.

Avukat anneyi suçladı

Avukat, sanığın eşi F.V.’nin, kendisine cinsel istismar olayını dayanak göstererek boşanma davası açtığını, bu suçlamanın boşanma gerekçesi olarak kullanılmak için uydurulduğunu öne sürerek müvekkilinin beraatını istedi. Karardan önce son sözü sorulan fail de “Borcum var. Çalışmadan borcumu ödeyemiyorum, biriktikçe birikiyor. Suçsuzum, tutuklu kalmam mağduriyetime sebep olacaktır” diye konuştu.

Önce ceza verdiler

Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti Murat V.’ye kendi kızına cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle 27 yıl, suçun zincirleme şekilde işlendiği gerekçesiyle artırım uygulayarak 33 yıl 9 ay hapis cezasına hükmetti.

Sonra cezayı indirdiler

Heyet, sanığın yargılama sırasındaki tutum ve davranışları sebebiyle iyi hal indirimi uygulayarak cezayı 28 yıl 1 ay 15 güne düşürdü. Sanığın cezasını tutuklu olarak çekmesine karar verilirken, fail karara karşı “Ben mağdurum burada asıl suçu, karşı tarafın çekmesi lazım” ifadelerini kullandı.

ZONGULDAK

#Kızına #tecavüz #eden #babaya #iyi #hal #indirimi

Rosa Kadın Derneği’ne günde ortalama iki şiddet başvurusu yapılıyor

Rosa Kadın Derneği, AKP-MHP iktidarında kadına yönelik şiddetin verilerini açıklarken derneklerine günde ortalama iki kadının şiddet başvurusu yaptığını açıkladı

Rosa Kadın Derneği, AKP-MHP iktidarında kadına yönelik şiddetin yüzde 400 arttığını, derneklerine günde iki kadının başvuru yaptığını açıkladı. Çalışmalarını hukuki, psikolojik hem de ekonomik anlamda devam ettiren Rosa Kadın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Raife Camcı Nujinha’dan Medine Memedoğlu’na değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de kadına şiddette büyük bir artış var

AKP-MHP döneminde kadın katliamı ve şiddette ciddi bir artışın yaşandığına dikkat çeken Raife Camcı, 21’inci yüzyılda kadın haklarının artması gerekirken tam tersi bir durumla karşı karşıya olduklarını söyledi. Kadınların kazandıkları haklarına dair saldırılar gittikçe arttığına dikkat çeken Camcı, “Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet vakalarında ciddi bir artış gözlemliyoruz. Yapılan araştırmalara baktığımızda dünyada yüzde 20 bandında olan veriler 21 yıllık AKP-MHP sürecinde ayyuka çıkmış durumda. Bu süreçte yüzde bin 400’lük bir artış olduğunu biliyoruz” dedi.

Günde ortalama 2 şiddet başvurusu alıyoruz

Artan şiddete karşı alanlarda olup kadınlarla destek içerisinde olduklarını aktaran Camcı, Rosa Kadın Derneği olarak günde ortalama 2 şiddet başvurusu aldıklarını söyledi. Aldıkları başvuruların fiziki, psikolojik ve ekonomik şiddet olduğunu belirten Camcı, bu noktada kadınlara destek sunduklarını ifade etti. Şiddetin son bulması için de çalışma yürüttüklerine belirten Camcı, “Kadınların kendine güvenmesi için değişim ve dönüşüm yaratabilmek için her zaman alandayız. Bu şiddet sadece Amed’te değil Türkiye’nin dört bir yanında artıyor. Amed özeline inecek olursak son bir haftada 3 kadın cinayeti yaşandı. Biz her ne kadar şiddetin artmaması için mücadele yürütsek de maalesef toplumda ciddi bir muhafazakârlaşma ile karşı karşıyayız. Bir taraftan kadın mücadelesi bir taraftan da artan bir muhafazakârlaşma durumu söz konusu. Bu çelişkiler sonucunda çok fazla kadın cinayeti yaşanmaya başladı” dedi.

‘Kayyum döneminde kadın şiddeti arttı

Kadınların katledilmesindeki artışın bir nedeninin kayyumlar olduğunu aktaran Camcı, bölgede kapatılan kadın kurumları ve sığınma evlerinin artan kadın katliamı oranında etkili olduğunu vurguladı.

Son olarak alınabilecek önlemlere dikkat çeken Camcı, “Bu artışın nedenleri ne diye sorduğumuzda söyleyeceğimiz ilk şey mevcut yasaların uygulanmaması olur. 6284 ve İstanbul Sözleşmesi kadınları, kadın haklarını koruyan yasalar ama bugün sahada hiçbiri uygulanmıyor. Kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin son bulmasını istiyorsak, bütün yasaların uygulanması gerekiyor. Var olan cezasızlık politikası da artan kadın cinayetlerinde önemli bir neden. Biz kadın örgütleri hem 6284 hem de TCK’daki yasaların uygulanması için mücadelemize devam edeceğiz. Kazanımlarımızın peşini bırakmayacağız” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

 

#Rosa #Kadın #Derneğine #günde #ortalama #iki #şiddet #başvurusu #yapılıyor

Mexmur’da diyalog kanalları açıldı: Halk ablukanın kalkmasını istiyor

Ablukanın sürdüğü Mexmur’a dair konuşan Mexmur Halk Meclisi Eşbaşkanı Yusuf Kara, bu saldırıların Türkiye’nin baskısıyla olduğunu vurgulayarak buna rağmen direniş yoluyla diyalog kanallarını açtıklarını ifade etti

Irak ordusunun 20 Mayıs’ta Mexmûr Kampı’nı yönelik başlattığı tel örgülerle abluka altına alma saldırıları sürüyor. Saldırılara karşı halk direnişi sürerken, son duruma dair bilgi veren Mexmûr Halk Meclisi Eşbaşkanı Yusuf Kara

Abluka Türkiye’nin talebi

Kampı ablukaya alma fikrinin Türkiye’nin isteği üzerine geliştiği belirten Kara, “Irak ordusu, Mexmûr Kampı’nı ablukaya alıp izole etmeye çalışıyor. Tabi bu izole girişimi Türk devletinin ortaklığıyla yapılıyor. Mexmûr halkının geçmişten beri bir direniş geleneği var ve hiç bir zaman baskılara karşı diz çökmedi. Bu yüzden bu iradeyi ablukaya alarak, kırmak istediler. Ancak muazzam bir direnişle karşı karşıya kaldılar” diye konuştu.

Direniş diyalog yolunu açtı

Irak hükümetiyle sorunun çözülmesi için görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktaran Kara, direnişle diyalog yolunun açtıklarını ifade ederek şunları söyledi:

“Bizler kapılarımızı Irak hükümetine açık tutmak istedik ve müzakereyle çözmek istedik. Yaklaşık 28 yıldır Irak topraklarında yaşıyoruz ve bugüne kadar Irak bize olması gerektiği gibi bir yaklaşım sergilemedi. Bu yüzden tepkilerimiz farklıydı. Irak hükümetinin KDP ve Türkiye’nin talebi üzerine böyle bir girişimde bulunacağını beklemiyorduk. Bu diyalog sonucunda sorunun tam anlamıyla çözüme kavuştuğunu söyleyemeyiz. Ama bu sorunun çözümü için aydınlığın göründüğünü söyleyebilirim. Irak hükümeti ve yetkililerinin de bu sorumlulukla bize yaklaşacağını umut ediyoruz. Çünkü bizler de bu sorumlulukla yaklaşıyoruz. Irak hükümetiyle bu sorunu çözmek istiyoruz. Bu ablukanın bir an önce kalkmasını istiyoruz.”

Kaynak : MA

#Mexmurda #diyalog #kanalları #açıldı #Halk #ablukanın #kalkmasını #istiyor

Asoyên Jinan dergisi Rojava devriminde kadınların mücadelesini belgeleyecek

Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadınların çıkardığı Asoyên Jinan dergisi, 19 Temmuz devriminden bu yana kadınların mücadelesini belgelemeyi hedefliyor

Kuzey ve Doğu Suriye’deki 19 Temmuz Devrimi’ne öncülük eden kadınlar, Rojava’daki kadın mücadelesini belgeleyen  “Asoyên Jinan” Dergisi’ni çıkardı. ‘Asoyên Jinan’ kadın davalarını ve siyaseti konu alan, kadın savaşçıları, aydınları ve sanatçıları , gerçeği bulmak için mücadele eden kadınları, tüm kadınlara tanıtan siyaset, düşünce ve kültürel bir dergi olarak okuyucu ile buluştu.

2 ayda bir Kürtçe ve Arapça olarak yayınlanan ‘Asoyên Jinan’ dergisinde, Kuzey ve Doğu Suriye’deki tüm kadın faaliyetlerini ve bölgede çalışan kişilerle yapılan röportajları öne çıkarırken dergide ayrıca PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kadın ve toplumla ilgili değerlendirmelerine özel bir bölümde yer veriyor.

İlk sayı Arapça

Derginin yazı işleri bölümü başkanı Nêrgiz Îsmaîl, “Kuzey ve Doğu Suriye’deki duruma ve özellikle çocuklar ve kadınlar için askeri, siyasi ve toplumsal zorluklar nedeniyle yılın başında bir derginin Arapça olarak yayınlanmasını tartıştık ve buna göre hazırlığımızı yaptık” dedi. Îsmaîl, derginin yayımlanmasındaki ilk adımın, görevi grameri düzeltmek ve resim çizmek olan kadınlardan oluşan bir ekip oluşturmak olduğunu belirtti.

Dergi kadınların hakikatini temsil ediyor

Nêrgiz Îsmaîl, 19 Temmuz 2012 Devrimi’nin başlangıcından itibaren kadın mücadelesinin mirası olduğunu, özellikle zor durumlarda iletişim alanı başta olmak üzere her alana kadınların katılmasına büyük olanaklar sağladığını vurguladı. Nêrgiz Îsmaîl, bu sayının çalışmasında yer alan kadınların çoğunun ne yazar ne de eğitimli olduğunu, ancak 19 Temmuz Devrimi’nde kazandıkları derin bir bilince sahip olduklarına dikkat çekerek, “Derginin, kendi hakikatini ve toplumunu arayan kadınların bilincini ve ruhunu temsil etmesi için çalışıyoruz” diye belirtti.

Derginin internet sitesi yayına hazırlanıyor

Kuzey ve Doğu Suriye dışındaki kadın yazarların da derginin sayısına katılabilecekleri bilgisini paylaşan Nêrgiz Îsmaîl, “Her kadının ajanstaki konuları okuyabilmesi amacıyla derginin internet sitesini açmak için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Yaklaşık bir hafta önce derginin ilk sayısını çıkardık ve Kuzey ve Doğu Suriye’nin geneline hatta Minbiç’teki göçebe kadınlarına kadar dağıttık ve onlarda buna çok sevindi. Toplumsal gerçeklikle ilgili davaları da gündeme getirmeye çalışıyoruz ve derginin Kürtçe bir sayısını da çıkarmak için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Çünkü tarih yazıyoruz” dedi.

KAYNAK/ANHA

 

 

 

#Asoyên #Jinan #dergisi #Rojava #devriminde #kadınların #mücadelesini #belgeleyecek

Birçok öğrencinin YKS sınav yerleri farklı şehirlere verildi: Yanlıştan dönün

ÖSYM, birçok öğrencinin YKS sınav yerleri farklı şehirlere verdi. Bu duruma karşı çıkan Eğitim-Sen Amed 1 Nolu Şubesi ‘Zaman varken bu yanlıştan dönülsün’ dedi

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 17-18 Haziran’da yapılacak olan 2023 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek öğrencilerin sınav yerlerini belirledi. Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerden etkilenen Amed’te, birçok öğrencinin sınav yerleri farklı şehirlere verildi. Söz konusu duruma “kapasite azlığı” gerekçe gösterildi. Depremde sadece 6 köy okulunun hasar gördüğü kentte böylesi bir uygulamaya gidilmesi tepkilere neden oldu.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Amed 1 No’lu Şubesi Eşbaşkanı Emine Akşahin, karardan vazgeçilmesi çağrısı yaptı.

Kapasitemiz var

Akşahin, uygulamanın sadece Amed’e özgü olduğuna işaret ederek, “Bu durumun MEB ve YÖK tarafından derhal gerekçeleriyle açıklanmasını talep ettik. Alanda yapılan hasar tespitinde sadece 3 okulun ağır hasarlı olduğu tespit edildi. Depremden sonra öğrenciler okullardan uzak kaldı. Haliyle öğlenciler üzerinde büyük bir baskı oluştu. Buna rağmen talepleri olmadan bulundukları yerden 500-1500 kilometre uzakta sınava girmeleri isteniyor. Bu kabul edilemez” diye konuştu.

Öğrencilerin ikametgahları dışında sınava girmelerinin psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik sonuçları olacağını söyleyen Akşahin, “Bu durum neden sadece Diyarbakır’da uygulanıyor? Bugüne kadar böyle bir şey söz konusu değildi” diye konuştu.

Yanlıştan dönün

Akşahin, öğrencilerin birinci sınavdan sonra geceyi orada geçirmek zorunda kalacaklarına işaret ederek, şöyle devam etti: “Tanıdık bir ortamdan uzaklaşmaları kendilerinde ayrıca bir stres, heyecan, gerginlik ve psikolojik travma yaratacaktır. Alınan kararlarda öğrencilerin yararı gözetilmelidir. İstekleri ve talepleri göz önünde bulundurulmalı. Öğrencilerimiz dünden bu yana yüzlerce mesaj attılar, itirazda bulundular ve bunu kabul etmediklerini dile getirdiler. Hala zamanımız varken bu yanlıştan dönülsün” çağrısı yaptı.

AMED

#Birçok #öğrencinin #YKS #sınav #yerleri #farklı #şehirlere #verildi #Yanlıştan #dönün