Ana Sayfa Blog Sayfa 367

İran ve Rojhilat’ta ‘Jin jiyan Azadî’ eylemleri devam ediyor

İran ve Rojhilat’ın birçok kentinde dün gece halk sokaklara çıkarak ‘Ya özgürlük ya özgürlük’, ‘Diktatöre ölüm’, ‘Jin jiyan azadî’ sloganlarını bir kez daha haykırdı

İran ve Rojhilat’ta Jîna Emînî’nin katledildiği 16 Eylül 2022 tarihinden bu yana kadınların öncülüğünde yaşamın her alanına yayılan ayaklanmalar devam ediyor. Birçok kentte dün gece de sokağa çıkan halk, özgürlük taleplerini dillendirdi.

Tahran, İsfahan, Karaj, Gohardasht, Sarableh, Şiraz, Qazvin, Kirmanşah, Sine kentlerinde, İslam Cumhuriyeti’ne karşı halk sokağa çıkarak eylem yaptı. “Ya özgürlük ya özgürlük”, “Diktatöre ölüm”, “Jin jiyan azadi” sloganları atan eylemcilere, sürücüler araçlarından korna çalarak destek verdi. Ayrıca eylemciler idamın kaldırılmasının talep edildiği bildiriler dağıttı.

İran hükümetine bağlı polisler, eylemcilere gaz sıkarak saldırdı. Geri adım atmayan eylemciler, özgürlük taleplerinde kararlı.

DIŞ HABERLER

#İran #Rojhilatta #Jin #jiyan #Azadî #eylemleri #devam #ediyor

Berkin Elvan karikatürüne beraat

Karikatürist Carlos Latuff’un Berkin Elvan’ın parmak uçlarıyla Erdoğan’ı kaldırdığı karikatürünü paylaştığı için yargılanan avukat Efkan Bolaç hakkında beraat kararı verildi

Brezilyalı karikatürist Carlos Latuff’un Berkin Elvan karikatürünü paylaştığı için hakkında Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla dava açılan avukat Efkan Bolaç’ın karar duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 52’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Bolaç ve avukatları katıldı.

Savcı, esas hakkındaki mütalaasında, paylaşımın ağır eleştiri mahiyetinde olduğunu ve temenni içerdiğini belirterek, Bolaç’ın beraatını talep etti. Bolaç’ın avukatları da beraat talebinde bulundu. Erdoğan’ın avukatı ise ceza talebinde bulundu.

Mahkeme, suça konu edinen paylaşımın hakaret niteliği taşımadığını, kaba ve nezaket dışı paylaşım olduğuna hükmetti. Mahkeme, Bolaç’ın beraatına karar verdi.

İSTANBUL

#Berkin #Elvan #karikatürüne #beraat

YSK Cumhurbaşkanı seçiminin kesin sonuçlarını açıkladı

Yüksek Seçim Kurulu, Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinin kesin sonuçlarını açıkladı

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi ikinci oylama kesin sonuçlarının ilan edilmek üzere Resmi Gazete’ye gönderildiğini açıkladı.

Yener, Cumhurbaşkanı Seçimi ikinci oylaması kesin sonuçlarına göre Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzde 52,18, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüzde 47,82 oranında oy aldığını açıkladı.

HABER MERKEZİ

#YSK #Cumhurbaşkanı #seçiminin #kesin #sonuçlarını #açıkladı

Muhsin Melik’in katledilişinin üzerinden 29 yıl geçti: Mücadele hâlâ devam ediyor

‘Muhsin hiçbir zaman geri adım atmadı, bütün mücadelesi halkı içindi’ diyen kuzeni Sait Aydoğdu katledilen Kürt siyasetçi Muhsin Meliki anlattı

Riha’da (Urfa) 2 Haziran 1994 tarihinde uğradıkları silahlı saldırıda Kürt siyasetçi Muhsin Melik ve arkadaşı Mehmet Ayyıldız’ın katledilişinin üzerinden 29 yıl geçti.

Yaşamını insan hakları mücadelesine adayan Melik, uğradığı saldırının faillerine dair “Saldırganları şahsen tanıyorum. Çünkü uzun süreden beri beni izliyorlardı. Çeşitli kereler yüz yüze geldiğim kişilerdi. Yani bize kurşun sıkanlar, önceden beni izleyen sivil polis ekibinden kişilerdi” demesine rağmen olaya ilişkin açılan soruşturma zaman aşımı gerekçesiyle rafa kaldırıldı. Melik’i unutmayan sevenleri, her yıl katledilişinin yıldönümünde Harran Kapı Mezarlığı’nda üzerinde “Vurulduk ey halkım, unutma bizi” yazılı kabrini ziyaret ederek anıyor.

‘Baskılara boyun eğmedi’

Muhsin Melik’i, katledilişinin 29’uncu yıl dönümünde kuzeni ve iş ortağı Sait Aydoğdu, Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer Akın’a anlattı. O dönem kurdukları bir inşaat firmasının ortaklığını yaptığını belirten Aydoğdu, Melik’in hayatını halka göre düzenlediğini ve sistemin baskılarına boyun eğmeyen, demokrat bir kişiliğe sahip olduğunu söyledi. Aydoğdu, “90’larda siyaset yapmak çok ağır bir şeydi. Faili meçhul cinayetlerin yaşandığı bir dönemdi ve hepimiz her an vurulabilirdik. Muhsin hiçbir zaman geri adım atmadı. Demokrat, şahsiyetli bir adamdı. Halkı çok seviyordu. Bütün mücadelesi halkı içindi. Halkın ne sorunu varsa, gelip ‘Benim bu sorunum var’ diyerek Muhsin’e anlatıyordu. Bu sorunlar sadece siyasi değil, aile içi bir sorunu da Muhsin’e anlatıp çözüm isterdi” dedi.

‘Kaçırılmak istendi’

Melik’in katledilmeden öncede kaçırılmak istendiğini ifade eden Aydoğdu, “Bir gün Wêranşar’dan (Viranşehir) geliyordu. Meliki kaçırmak istiyorlar. Bizim büroya geldi ve ‘Beni arıyorlar, kaçıracaklar’ dedi. Onu üst katımızda bulunan bir avukatın bürosuna gönderdim. Daha sonra bizim büroya kim olduğunu bilmediğimiz 3-4 kişi geldi ve ‘Muhsin nerede?’ diye sordular.  Muhsin’in büroya gelmediğini söyleyerek, onları gönderdik” şeklinde anlattı.

‘Halkı için canını ortaya koydu’

Melik’in yaşanacakların farkında olduğunu dile getiren Aydoğdu, “Muhsin, mücadelesini halk için sürdürüyordu. Halkı için canını ortaya koydu. Herkes bunu yapamazdı. Düşman tarafından bile saygı görüyordu. Çok saygın bir kişiliği vardı. Muhsin’in çok değişik bir kişiliği vardı. Onurlu bir şekilde gitti” diye konuştu.

Katledildiği gün

Muhsin Melik’in katledildiği günü anlatan Aydoğdu, “Bir ara büroya gittim. Baktım polis büronun önünde. ‘Ne olmuş?’ diye sordum. ‘Muhsin vurulmuş’ dediler. Büroya uğramadan hastaneye gittim. Baktım yerde duruyor. Ben yalnızdım, karşıdaki eczacıyı çağırdım. O da arkadaşımızdı, geldi yardım etti. Film çekme yerine götürdük. Filmini çekerken konuşuyordu. Sedyede kaldırınca, kanı su gibi akmaya başladı. Yüz yüze geldik, ‘Xatire we/ (Allah’a ısmarladık)’ dedi. Orada sedye elimden düştü, bayıldım. Sonrasını hatırlamıyorum. Cenazesine büyük bir kitle katıldı. Çok kalabalıktı. Herkes kendisini seviyordu. ‘Bu adama nasıl kıyılır?’ diyorlardı. Bir gariban düşse, cebindeki bütün parayı verirdi. Dik duruşu vardı. O dik duruşu sayesinde millet seviyordu kendisini. Ölümü göze alıp, başkanlığı bırakmadı. Son dakikaya kadar da bırakmadı” ifadelerini kullandı.

O dönem devrede olan karanlık güçlerin bölgede öne çıkan önemli şahsiyetleri katlederek ortadan kaldırmaya çalıştığını söyleyen Aydoğdu, “Bölgede siyasi olarak öne çıkan kişileri katlederek, mücadeleyi bitirmek istediler ama mücadele hala devam ediyor ve bitmeyecek” dedi.

Muhsin Melik kimdir?

Halkın Emek Partisi (HEP) kurucularından, Demokrasi Partisi (DEP) Urfa İl Başkanlığı ve Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Genel Merkez (GM) yöneticiliği görevlerinde bulunan Melik, ilk, orta ve lise öğrenimini Riha’nın çeşitli okullarında okuyarak, en son 1970 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ne girer ve başarı ile bitirir.

Üniversiteden sonra Amed’e yerleşen Melik, 68 kuşağının rüzgârıyla Devrimci Demokratik Kültür Ocakları (DDKO) afişlerini astığı sırada yakalanır ve iki ay Diyarbakır Cezaevi’nde kalır. Cezaevinden çıktıktan sonra Çankırı’ya sürgün edilen Melik, sürgünden sonra Riha’ya dönerek burada çalışmalarını sürdürür. Urfa Ziraat Mühendisleri Odası’nın (ZMO) kuruluşunda yer alan Melik, yine İnsan Hakları Derneği (İHD) Riha Şubesi’nin kuruluşunda da aktif görev aldı.

Siyasal anlamda mücadelesini aralıksız sürdüren Melik, 80’li yılların sonunda Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Riha İl Genel Meclis üyesi seçilir, fakat SHP’nin listelerinde yer alan 7 milletvekilinin ihraç edilmesi üzerine bu partiden ayrılarak Halkın Emek Partisi (HEP) kurucuları arasında yer alır. 1991 yılında SHP ve HEP arasında kurulan ittifakta Riha’da milletvekili adayı olan Melik, 114 oy ile seçimi kaybeder. Demokrat Partisi’nin (DEP) kapatılması gündeme gelince, Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kurucuları arasındaki yerini alır. Melik, 2 Haziran 1994’te sabah evden çıkıp işyerine giderken, saat 08.30’da çapraz ateşe tutulur ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirir.

RİHA

#Muhsin #Melikin #katledilişinin #üzerinden #yıl #geçti #Mücadele #hâlâ #devam #ediyor

Günay: Büyük Kongre sürecini başlattık

HDP Sözcüsü Ebru Günay son günlerde yaşanan siyasi tartışmalara ilişkin yaptığı açıklama ile HDP’nin kongre sürecini başlattığını duyurdu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay HDP Genel Merkezimizde partinin yeniden yapılanma sürecine gelişen takvime ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Günay yaptığı açıklamada partinin Büyük Konferans ve Büyük Kongre sürecinin başladığını duyurdu. Yeniden yapılanma toplantılarına ilişkin de konuşan Günay, “Bu toplantıları hızla tamamlayacağız. Siysal örgütlsel ve politik eleştirilerimizi yapacağız. Yeniden buluşma, tazelenmiş bilinç yüksek bir motivasyon ile buluşacağız” dedi.

Algı operasyonlarına prim vermeyeceğiz diyen Günay, “Siyasal örgütsel yeniden yapılanmayı tamamlamak üzere halklarımızla değerlendirmeler yapacağız” ifadelerini kullandı.

Ayrıntılar geliyor…

#Günay #Büyük #Kongre #sürecini #başlattık

Stoltenberg Türkiye’ye geliyor

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İsveç’in NATO üyeliği için demokrasi ve insan haklarından taviz verdiğini itiraf ederek Türkiye’ye geleceğini ve yakın zamanda İsveç’in NATO üyesi olacağına inandığını söyledi

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İsveç’in NATO üyeliğini görüşmek üzere yakında Ankara’yı ziyaret edeceğini söyledi.

Stoltenberg, Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen gayriresmi nitelikli dışişleri bakanları toplantısı öncesi gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye ile işbirliği hızlandırıldı

İsveç’in NATO’ya üyeliğiyle ilgili soru üzerine Stoltenberg, hafta başında Erdoğan ile telefon görüşmesi yaptığını belirterek, İsveç’in 1 Haziran’da yürürlüğe giren “Terör yasası” ile ‘NATO üyeliğinin onaylanacağını’ söyleyerek demokrasi ve insan haklarından taviz verildiğini itiraf etti.

Stoltenberg, “PKK da dahil olmak üzere, terörle mücadeleyi hızlandırmak için yeni adımlar attığını gösteriyor. Bu nedenle, hem İsveç’te 1 Haziran’da yürürlüğe giren daha güçlü yasaları hem de İsveç ile Türkiye arasındaki işbirliğinin güçlenmiş olmasını memnuniyetle karşılıyorum. Bu, aynı zamanda İsveç’in Madrid’de imzalanan bu Üçlü Muhtıra’dan kaynaklanan yükümlülüklerini de yerine getirdiğinin kanıtı olacak. İsveç’in katılım protokolünün yakında onaylanacağından eminim” dedi.

İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili yürütülen tartışmalarda Türkiye, ‘terörle mücaadele’ adı altında İsveç’te bulunan Kürtlerin iadesini istemiş ve üyelik için bu konuda pazarlık yürütmüştü.

HABER MERKEZİ

#Stoltenberg #Türkiyeye #geliyor

Erdoğan yeni kabineyi cumartesi açıklayacak

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan Meclis’te yemin ettikten sonra cumartesi günü yeni kabineyi açıklayacak

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın cumartesi günkü yemin töreni programı netleşti.

Erdoğan, cumartesi saat 14.00’te önce Meclis’te yemin edecek. Daha sonra saat 15.00’te Anıtkabir’i ziyaret edecek ve ardından atlı birliklerle Anıtkabir’den Beştepe’ye gidecek. Saat 17.00’de Beştepe’de tebrikleri kabul edecek olan Erdoğan, akşam Çankaya Köşkü’nde devlet başkanlarının da katıldığı yemekli bir program düzenleyecek.

Erdoğan’ın cumartesi saat 22.00 sularında da yeni kabineyi açıklaması bekleniyor.

HABER MERKEZİ

#Erdoğan #yeni #kabineyi #cumartesi #açıklayacak

Avukatlar Abdullah Öcalan ile görüşmek için başvurdu

Avukatlar haber alamadıkları müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvurdu

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İbrahim Bilmez, Raziye Öztürk, Emran Emekçi ve Cengiz Yürekli, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için yeni yasağın ardından tekrar Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu.

Avukatlar, İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş için de hem savcılığa hem cezaevi müdürlüğüne başvuruda bulundu.

Avukatlar 4 yıldır görüşemiyor

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

Kaynak: MA

#Avukatlar #Abdullah #Öcalan #ile #görüşmek #için #başvurdu

AYM’den bekçilerin silah kullanmasına onay

AYM, bekçilere verilen silah kullanma ve kimlik kontrolü yapma gibi yetkilerin olduğu maddeleri onayladı

Anayasa Mahkemesi (AYM), Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’ndaki yedi ayrı madde ve fıkranın iptaline karar verirken bekçilerin silah kullanmasını onayladı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) milletvekilleri, Haziran 2020’de yürürlüğe giren Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’ndaki sekiz ayrı düzenlemenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması için AYM’ye başvurmuştu.

AYM başvuru sonrası verdiği kararı bugünkü Resmi Gazete’de yayınlandı.

İptal edilen maddeler

Resmi Gazete’de yayımlanan kararın gerekçesinde, kanunun 6/Ç. Maddesi uyarınca bekçilere, “Kamu düzenini bozacak mahiyetteki gösteri, yürüyüş ve karışıklıkların önlenmesi amacıyla genel kolluk kuvvetleri gelinceye kadar önleyici tedbirleri alma” yetkisi veren düzenlemenin, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sınırlama getirdiği belirtildi.

Kararda, kanunda, kamu düzenini bozacak eylem ve durumların mahiyeti, boyutu ve sınırları ile bekçilere tanınan görev ve yetkilerin neler olduğunun belirlenmediğine hükmedildi.

Kanunun 7. maddesinin 6. fıkrasında yer alan ve bekçilere “el ile dıştan kontrol” yetkisi veren düzenleme de Anayasa’ya aykırı bulundu.

T24’ün haberine göre, AYM ayrıca, kanunda bekçilere verilen, “Halkın sükûn ve istirahatini bozanları ve başkalarını rahatsız edenleri engelleme” yetkisine ilişkin kuralı da iptal etti

AYM’nin iptal ettiği maddeler arasında, bekçilere, “Görev bölgeleri içinde bulunan konut, iş yeri ve araçlar gibi malların korunmasında sahipleri tarafından noksan alınan tedbirleri tamamlattırma” yetkisi de yer aldı.

Kimlik kontrolü yapabilmeleri onaylandı

AYM, bekçilere, “suç işlenmesi, suçun faillerinin ya da aranan kişilerin kimliklerini tespiti ile mevcut ve muhtemel tehlikeleri önleme” amacıyla kişileri durdurma ve kimlik tespiti yetkisi veren düzenlemenin iptal talebini ise reddetti.

Silah kullanma yetkisi verdi

Mahkeme, bekçilere silah kullanma yetkisi verilen düzenlemenin iptali talebini de reddetti. Ret kararının gerekçesinde, bekçilere bu yetki verilirken Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na atıfta bulunulduğu belirtildi:

“Saldırıları etkisiz kılmak ve hakkında tutuklama, gözaltına alma zorla getirme veya yakalama emri verilmiş kişileri ya da suç üstü halinde şüphelileri yakalamak amacıyla silah kullanılabileceğinin hüküm altına alındığı, böylece yetkinin veriliş amacına aykırı ve orantısız şekilde kullanılmasını engelleyecek güvenceye yer verildiği görülmektedir.”

HABER MERKEZİ

#AYMden #bekçilerin #silah #kullanmasına #onay

Gever’de gözaltına alınan Bor: Hayati tehlikem var, sürekli baskı altındayım

Gever’de ev baskınında elleri ve ayakları plastik kelepçeyle bağlanarak ve saatlerce işkence gördüğünü anlatan Mustafa Bor, ‘Hayati tehlikem var, sürekli baskı altındayım’ dedi

Colemêrg’in (Hakkari)  Gever (Yüksekova) ilçesinde 29 Mayıs’ta polisler tarafından yapılan ev baskınlarında D.K. (15), A.Y. (16), Rahmi Terzioğlu, İsa Terzioğlu, Diyar Şedal, Uğur Şedal ve Mustafa Bor adlı gençler gözaltına alındı. “Örgüt üyeliği” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 7 kişiden Mustafa Bor’un, maruz kaldığı polis şiddetine dair fotoğraflar ortaya çıktı.

Ayrıca Bor ile birlikte diğer 6 kişinin de polislerce gözaltında darp edildiği belirtildi. Yüksekova Emniyet Müdürlüğü’nde ifadeleri alınan 7 kişi, serbest bırakıldı.

Polis şiddeti sonucunda kafası kırılan, vücudunun birçok yerinde yara, morarma ve darp izleri olan Mustafa Bor, Mezopotamya Ajansı’ndan Mazlum Engindeniz’e konuşarak, söz konusu durumun son 5 yıldır sistematik hale geldiğini söyledi.

İşkence saatlerce sürdü

Polis baskını sırasında yaşananları anlatan Bor, polislerin kapıyı hiç çalmadan ve camlarla birlikte kırarak kendi odasına doğru yöneldiğini belirterek, odasına yüzü maskeli 2 özel harekat polisinin girdiğini, elleri ve ayaklarının plastik kelepçeyle bağlayarak saatlerce işkence ettiğini söyledi.

Polislerin ellerini ve ayaklarının bağlamasının ardından bir duvardan diğer duvara vurduğunu, daha sonra havaya kaldırarak yere vurduklarını dile getiren Bor, “Beni odaya kilitleyip, dakikalarca üzerimde tepinip silah dipçiğiyle kafama vurdular. Yaklaşık 1 buçuk 2 saat süren işkence bitene kadar tek kelime etmediler. Mustafa ben miyim, değil miyim diye hiç bir soru sormadılar. Belki beni değil, başkasını alacaklardı, o zaman ne olacaktı? Yapılan işkencelerden kaynaklı halen kendimde değilim. Bana yapılanlar haksızlıktır. Hiç bir suçum olmamasına rağmen beni bu hale getirdiler” dedi.

‘Çete gibiydiler, farklı dille konuşuyorlardı’

Maruz kaldığı işkenceden kaynaklı kafasında kırıklar, dizinde çatlaklar ve vücudunun birçok yerinde ise yara izleri ve morarmaların oluştuğunu söyleyen Bor, darp edildiği sırada polislerin annesi ve kardeşlerini darp ettiğini ifade etti. “Beni niye darp ediyorsunuz?” diye sorduğu polislerin kendi aralarında yaptığı konuşmaların da anlaşılmadığını dile getiren Bor, “Çünkü ne Türkçe ne de Kürtçe konuşmuyorlardı. Farklı ve anlamadığımız bir dilde konuşuyorlardı. Beni darp ettikleri esnada annem daha fazla darp edilmeyeyim diye Kur’an-ı Kerim getirdi ama kutsal kitabı bile görmemezlikten geldiler. Anneme vurarak elindeki kutsal kitabı yere fırlattılar. Çete gibiydiler, ben onların polis olduklarına inanmıyorum. Bana yapılanları yapsa yapsa çeteler yapar ve onlar da çete gibiydi” ifadelerini kullandı.

Ölüm ve Ajanlık teklifi

Yüksekova İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen ve  kısa bir süre nezarette kaldıktan sonra iki polis tarafından çıkartılarak farklı bir odasına götürüldüğünü söyleyen Bor, ışıkları kapatan polislerin kendisini tehdit ettiğini ifade etti. Bor, odaya giren her 3 polisin de kendisine ajanlık dayatmasında bulunarak, “Sen bizim kardeşimizsin, bizimle çalışacaksın, biz sana karşılığında paranı vereceğiz” ifadelerinde bulunduğunu aktararak, “Ben de bu taleplerini reddederek hiç bir suçumun olmadığını belirttim. Kafama aldığım darbelerden dolayı kendimde değildim zaten. Polisler talebi reddettiğimde bana, ‘seni kuytu köşe bir yerde bulursak öldürürüz’ tehditlerinde bulundular. Teklifi reddettikten sonra beni geri nezarethaneye götürdüler. Bu ilk değil, defalardır aynı tehditler yapılıyor ve ajanlık dayatmasına maruz kalıyorum. Hayati tehlikem var, sürekli baskı altındayım” şeklinde konuştu.

‘Kuş uçsa benden biliyorlar’

Son 6 yıl içerisinde defalarca polisler tarafından keyfi olarak gözaltına alındığını vurgulayan Bor, evine de ayda bir baskın yapıldığını söyledi. Ailesine yönelik baskıların da sürdüğünü dile getiren Bor, “Aileme sürekli baskı uygulayıp, hakaret ve tehditlerde bulunuyorlar. Gever’de kuş bile uçsa, benden biliyorlar. Ben burada değilken bile eve baskın yaptıkları oluyor. İstanbul’da çalıştığımda Gever’de eylem olmuş, ben orada olmamama rağmen eylemin benim yaptığımı iddia ederek, eve baskın yaptılar. Eylem olduğu süreçte orada olmadığımı seyahat biletlerimi ve çalışma yerimdeki sigorta girişlerimi göstererek kanıtlamama rağmen beni gözaltına aldılar” dedi.

Bor, “Hiç bir arama izinleri olmadan her defasında evimizi basıp, kapıları ve camları kırıyorlar. Her eve geldiklerinde ve gözaltına aldıklarında, sürekli ajanlık dayatmasında bulundular. Teklifleri kabul etmediğimde ise polisler annemi tehdit ederek, ‘Oğlunun parçalarını evine göndeririz. Oğlunu öldüreceğiz’ gibi tehditlerde bulundular. Polisler yaklaşık bir ay boyunca evimin önünde nöbet tutarak, saat kaçta eve gelip gittiğimi takip ediyorlardı” dedi.

 ‘Hayati tehlikem bulunuyor’

“Bunu bana yapanlar devlet değil, çetedir” diyen Bor, “Eve gelerek başka dilde konuşanlar, bu ülkenin insanları değil, hep dışarıdan getirilen çetelerdir” ifadelerinde bulundu. Yapılan işkenceye karşı kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunan Bor, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yüzlerce kez gözaltına alınarak tehdit edildim ve hayati tehlikem bulunuyor. Tüm kamuoyuna bir daha sadece ben değil, hiçbir yurttaşın başına böylesi olayların gelmemesi için harekete geçmeleri yönünde çağrıda bulunuyorum. İnsan hakları savunucuları, hukukçular ve tüm siyasetçilerin bu tutum karşısında sessiz kalmamalarını, bize yapılan baskıları görmelerini ve buna bir müdahalenin yapılmasını talep ediyorum.”

COLEMÊRG

 

#Geverde #gözaltına #alınan #Bor #Hayati #tehlikem #var #sürekli #baskı #altındayım