Ana Sayfa Blog Sayfa 394

Buldan: Bizim için esas olan Kılıçdaoğlu’nun verdiği sözler

Amed’de kanaat önderleri ile bir araya gelen HDP Eş Genel Başkanı ervin Buldan, bizim için esas olan Kılıçdaroğlu’nun söyledikleridir diyerek halkı sandığa çağrıda bulundu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Kürt siyasetçi Ahmet Türk ve bölge milletvekillerinin, Amed’de 2’nci tur cumhurbaşkanlığı seçimi temasları sürüyor. Eş Genel Başkan Buldan ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekilleri Cengiz Çandar, Sevilay Çelenk, Mehmet Kamaç, Georga Aslan, Rezan ilçesinde bulunan Farqîn Yas Evi’nde kentteki kanaat önderleri ile bir araya geldi.

Buldan konuştu

28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı 2’nci tur seçimleriyle ilgili açıklamalarda bulunan Buldan, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile protokol imzalayan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın daha önce partilerine yönelik söylemlerine dikkat çekerek, “Ben Ümit Özdağ’ın da, Sinan Oğan’ın da iki ittifak arasında ve iki ittifak içerisine girerek birçok oyunu bozmak adına böyle bir hamle gerçekleştirdiğini ifade etmek istiyorum. O yüzden biz Ümit Özdağ’ın ne dediğine bakmıyoruz. Ümit Özdağ’ın ırkçı ve faşist söylemlerine asla takılmıyoruz. Bizim için esas olan Sayın Kılıçdaroğlu’nun topluma vermiş olduğu sözlerdir. Sayın Kılıçdaroğlu’nun daha önce yapmış olduğu açıklamalardır. İkinci turda kazanabilmek için Ümit Özdağ ile bir protokol imzalamış olabilirler. Ama bizim için esas olan Sayın Kılıçdaroğlu’nun daha önce topluma yapmış olduğu açıklamalar, vermiş olduğu sözlerdir” dedi.

Sandık çağrı

Vatandaşları oy kullanmaya ve oylarına sahip çıkma çağrısında bulunan Buldan, “14 Mayıs tarihinde yapılan seçimlerin çok eşit şartlarda demokratik bir ortamda yapılmadığını biliyoruz. Ancak bütün bunlara rağmen Yeşil Sol Parti olarak, bütün bu engellemelere rağmen bir başarı elde ettiğimizi düşünüyoruz. Tarihi bir kavşaktır aslında, 28 Mayıs tarihinde yapılacak olan cumhurbaşkanı seçimi, biz Yeşil Sol olarak birinci turda sürdürmüş olduğumuz tutumumuzu ikinci turda da devam ettireceğimizi, 2 gündür yapmış olduğumuz açıklamalarla birlikte zaten kamuoyuyla paylaştık. Diyarbakır halkına bir kez daha şu çağrıyı yapıyorum. İkinci turda oylarımızı kullanalım. Sandığa gidelim. Birinci turdaki irademizi ve kararlılığımızı bir kez daha ikinci turda da gösterelim” diye konuştu.

Daha sonra söz alan Kürt siyasetçi Ahmet Türk de,  milliyetçi tartışmaların kırgınlık yarattığını belirterek, şunları söyledi:

“Son dönemlerde milliyetçi tartışmalar ister istemez halkımıza bir kırgınlık yarattı. Bunun farkındayız. Halkımıza gençlerimize şu mesajı iletmek istiyorum. Sakın oyuna gelmeyin. Protesto etmeniz sandık başına gitmemeniz durumunda Erdoğan iktidarının değirmenine su taşımış olacaksınız. Bu bilinçle hareket etmeniz gerekmektedir. Elbette tercihimiz Kılıçdaroğlu’ndan yana olacaktı. Bu nedenle milliyetçi söylemlerin sonucunda halkımızda bir kırgınlık olduğunu görüyoruz. Aynı kırgınlığı biz de yaşıyoruz. Ama oyuna gelmemek lazım. Bu seçimde bir bütün olarak sandık başında olmamız lazım. Ümit Özdağ’ın bizim için kayyumla ilgili ortaya koyduğu protokolün bizim için hiçbir anlamı ve önemi yok. Biz bu ülkede demokrasinin kalıcı olması için mücadelesini veriyoruz. Bütün anti demokratik gelişmeler karşısında tutumumuz aynı olacak. Kim olursa olsun tutumumuz demokrasiden yana olacak Kürt siyasetçileri cezaevinde, dokunulmazlıkları kaldırıldı. Elbette muhalefet de sütten çıkmış bir şey değil ama biz 2 tercihten yana kaldığımız için Kılıçdaroğlu’nun yanında kalıyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Buldan #Bizim #için #esas #olan #Kılıçdaoğlunun #verdiği #sözler

Devlet yetkilisi düşen telefonunu bulmak için baraj suyunu boşalttı

Hindistan’da bir kamu görevlisi selfie çekerken suya düşürdüğü cep telefonunu geri almak için barajın suyunu boşaltırken, boşaltılan suyun 6 kilometrekarelik bir tarım arazisini sulamaya yetecek kadar su olduğu belirtildi

Hindistan’da bir hükümet görevlisi selfie çekerken suya düşürdüğü cep telefonunu geri almak için üç gün boyunca barajın suyunu boşalttı. Şikayet üzerine bir başka hükümet yetkilisi girişimi durdururken, görevli, hakkındaki soruşturma tamamlanana kadar açığa alındığı öğrenildi.

İçinde bilgi olduğunu iddia etti

Olay ülkenin Chhattisgarh eyaletindeki Kherkatta Barajı’nda gerçekleşirken, müfettişi olan Rajesh Vishwas adlı hükümet görevlisi geçen pazar günü selfie çekerken cep telefonunu suya düşürdü. Telefonun içinde hükümete ait hassas bilgiler olduğunu öne süren yetkili telefonun bulunması için önce dalgıçlar görevlendirildi ancak dalgıçlar telefonu bulamadı.

Önce dalgıçlara arattı

Ardınan bir başka yetkiliden bir miktar suyu boşaltabileceği konusunda “sözlü izin” aldığını iddia eden Vishwas barajın suyunun pompayla boşaltılmasını istedi, pompanın yakıt parasını da cebinden ödedi.

Sonra barajı boşalttı

Üç gün boyunca barajdan 2 milyon litre yakındaki bir kanala boşaltıldı. Telefon sonunda bulundu ancak su geçirdiği için kullanılamaz durumdaydı.

Şikayet üzerine görevden alındı

Boşaltılan suyun 6 kilometrekarelik bir tarım arazisini sulamaya yetecek kadar olduğu açıklanırken şikayet üzerine bölgeye giden bir başka hükümet yetkilisince barajın boşaltılması işlemi durduruldu. Vishwas hakkında”yetkisini kötüye kullanmaktan” soruşturma başlatıldı ve soruşturma tamamlanana kadar açığa alındı.

DIŞ HABERLER

#Devlet #yetkilisi #düşen #telefonunu #bulmak #için #baraj #suyunu #boşalttı

‘Siyasiler oy toplamak için mültecilere karşı nefret dili kullanıyor’

Mültecilerin geri dönmesi için Türkiye’nin Suriye’den çekilmesi gerektiğini söyleyen Konak Mülteci Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevher Tosun mültecilere karşı nefret dilinin körüklendiğini söyledi

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalması sonrasında milliyetçi oyları kendilerine çekebilmek için Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı çalışmalara ve anlaşmalara başladı. Konak Mülteci Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevher Tosun, seçim sürecinde kullanılan dilin çeşitli şiddet olaylarını körüklemesi ve mültecilere dönük nefretin artmasına ilişkin JİNNEWS’ten Melike Aydın’a konuştu.

‘İki aylı bebeğe tecavüz eden başka ülkeden gelmedi’

Mültecilerin Türkiye’de en alt katmanda yer aldığını ve bir yandan en zor ekonomik koşullarla baş etmeye çalışırken diğer yandan da ırkçılık saldırısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Tosun, “İşyerinde beraber çalıştığı arkadaşının daha altında ücret alıyor. İkisi de aynı sömürüye maruz kalıyor ama ne yazık ki ülkedeki yoksulluğun işsizliğin tacizlerin, ahlaksızlığın, tecavüzlerin, çocuk cinayetlerinin nedeni olarak da mülteciler öne sürülüyor. Oysa daha iki gün önce iki aylık bebeğe tecavüz eden Zonguldak’ta yaşıyordu, başka ülkeden gelmedi. Bunun mültecilikle ilgisi yok. Kendi ülkemizin ahlaksızları da mülteci sorunuyla mülteci sorunuyla birleştirilmiş durumda” dedi.

‘Mülteciler seçimi belirleyecek bir noktada değiller’

Tosun, mülteci nüfusunun 6 milyon olduğunu, bunların 3 buçuk milyonun Suriyeli olduğunu belirtti. Tosun, bunların da 200 bin civarının oy kullanabildiğini dile getirerek, “Yani seçimi belirleyen bir noktada değiller. İşsizliğin ve yoksulluğun nedenini ucuz emek gücü olarak görüldükleri için bu siyasiler tarafından pazarlık konusu haline getirildi. Sanki onlar giderse patronlar işçilere daha fazla ücret verecek, işsizlik sorunu kalkacak veya yoksulluk sorunu ortadan kalkacak gibi bir algı yaratılıyor. Bunun mültecilerle hiçbir ilgisi yok” ifadelerini kullandı.

‘Bize reva görülen bu yaşam tarzının bizim değil’

“Önce Suriyelilerden başlayacak sonra diğer etnik gruplara yönelecekler” diyen Tosun, “Zaten Türkiye gibi ülkelerde bu konular her zaman gündemde tutulur. Bu onların işine gelir. Nasıl durdurulur? Ülke insanları olarak bu yoksulluğun işsizliğin, bize reva görülen bu yaşam tarzının bizim değil, sermayenin kapitalizmin doymak bilmeyen kar hırsından dolayı olduğunun farkına varmalıyız. Bunu algılayamadığımız sürece faşizme doğru gideceğiz. Bize görev düşüyor, bu gerçekleri gören siyasi örgütlere, kitle örgütlerine, derneklere sendikalara görev düşüyor. Özellikle sendikalarda işyerlerinde bunun işlenmesi gerekiyor, düşük ücret ve işsizliğin nedeninin Suriyeliler olmadığını anlatması gerekiyor” dedi.

‘Mülteci sorunun çözümü için barışın sağlanması’

Mülteci sorununun çözülmesi için en önemli şeyin barışın sağlanması olduğunun altını çizen Tosun, “Suriye’nin üzerine ülkemiz tarafından gönderilen, kimler olduğu belli olmayan ÖSO gibi gruplar bomba yağdırırken burada sessiz kalanların, burada alkışlayanların bugün mülteci sorununu gündeme getirmemeleri gerekiyor. Bizim ülkemizdekiler bu sonuca neden oldu. Bunun nedeni ülkelerimizin Ortadoğu üzerindeki paylaşım pazarlıklarıydı. Bunun sonucu halk savaşa maruz kaldı. Onlar sonuç olarak canlarını kurtarmak ve daha iyi koşullarda yaşamak için harekete geçtiler” diye belirtti.

‘Sorunun çözümünü bulun’

“Siyasiler oy toplamak için ırkçı ve insan dışı bir topla oynuyor” vurgusu yapan Tosun ,“Bu top ellerinde bomba olacak ve patlayacak. Kendileri bile nasıl o noktaya geldiklerini gördüklerinde şaşıracak. Lütfen geri adım atın ve evrensel insan hakları çerçevesinde bu sorunun çözümünü bulun. Her şeyden önce o bölgeden askerlerimizi çekelim sonra o insanların geriye dönüşünü isteyelim” şeklinde konuştu.

İZMİR

#Siyasiler #toplamak #için #mültecilere #karşı #nefret #dili #kullanıyor

Irak ordusu Mexmur halkına doğrudan ateş açtı

Günlerdir kuşatmaya karşı direnen Mexmur halkına Irak ordusu tarafından doğrudan ateş edildiği anların görüntüleri ortaya çıktı

Irak ordusu 20 Mayıs’ta Mexmur mülteci kampını onlarca zırhlı araç ve ağır silahlarla kuşattı. Kuşatma girişimiyle Mexmur mülteci kampı tel örgülerle çevrilerek esir alınmaya çalışılıyor.

Mexmur halkının kuşatma girişimine karşı geliştirdiği direniş 8’inci gününde devam ediyor. Mexmur halkı, Türkiye’nin isteği üzerine geliştirilen kuşatma ve esir alma girişimlerini reddediyor.

Irak ordusu ise 7’den 70’e direnen Mexmur halkına doğrudan ateş etmekten geri durmadı. İlk günlerde halkın ortaya koyduğu iradeye silahla karşılık veren Irak ordusu bir genci yaraladı. Rojnews, Irak ordusunun halka doğrudan ateş ettiği anların görüntülerine ulaştı.

Halka doğrudan ateş edildiği net bir şekilde görülen görüntülerin sonunda bir genç yaralanarak yere düşüyor.

Irak ordusunun halka doğrudan ateş ettiği birçok defa belgelenmesine rağmen Irak ordusu adına yapılan resmi açıklamalarda bu durum inkar ediliyor.

DIŞ HABERLER

#Irak #ordusu #Mexmur #halkına #doğrudan #ateş #açtı

Katledilen abisi ve tüm hak arayanlar için sandığa gidiyor

2017 de Katledilen abisi Ozan Utku Taşkın için 28 Mayıs günü oy kullanarak AKP-MHP iktidarını göndermek isteyen Çağla Taşkın, ‘Kadınların sandığa gitmesini ve hükümetin değişmesini istiyorum’ dedi

28 Mayıs’ta yapılacak İkinci tur seçimleri için her kesimden halklar bir kez daha sandıklarda iradelerini ortaya koymaya hazırlanıyor. Adalet, yoksulluk, kadın katliamları, tecrit gibi AKP iktidarının 22 yıllık iktidarlığında büyük bir kriz ve çöküşe yol açan politikalar karşısında halklar da AKP-MHP iktidarını göndermekteki kararlılığını büyük bir umut ve inançla sürdürüyor.

İlk kez oy kullanan ve katledilen abisi Ozan Utku Taşkın’ın adaletinin sağlanması için sandığa giden üniversite öğrencisi Çağla Taşkın da “artık yeter” diyor. Şebnem Vergili, 25 Nisan 2017 tarihinde Samsun’da kullandığı otomobil ile önünde motosikletle hareket halinde olan özel harekat polisi Emre Bağcı’ya arkadan çarpmış ve daha sonra önce yol kenarındaki çöp konteynerine, ardından da kaldırıma çıkarak o sırada kaldırımda yürüyen Çağla’nın abisi üniversite öğrencisi Ozan Utku Taşkın’a çarparak katledip, 3 kişiyi yaraladı. Kaza sonrası “kontrol” için özel bir hastaneye götürülen Vergili’nin ifadesi orada alındı ve savcının kararı sonrasında karakola dahi gitmeden haftada bir imza vermesi şartıyla serbest bırakıldı. 11 Ağustos’ta ise Samsun 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi, Vergili hakkında tutuklama kararı çıkarttı. Ancak Vergili, bu kararının ardından da bir daha karakola gidip imza vermedi.

Çağla Taşkın abisinin katledilmesi sonrası sürdürdükleri mücadele ve bu mücadeleyi sandığa taşımasına dair JİNNEWS’ten Marta Sömek’e  konuştu.

‘Abimi öldüren kadın hala dışarda’

2017 yılında Sinop Ayancık’ta okuyan ve lise eğitimi için Samsun’a gitmek istediğini söyleyen Taşkın, abisi Ozan Utku Taşkın’ın da o dönem Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Harita Mühendisliği son sınıf öğrencisi olduğunun bilgisini verdi. Abisinin 25 Nisan 2017’de katledildiğini ifade eden Taşkın, “Bir kişinin ceza alması gerekiyorsa benim bildiğim o gün hemen gider ve sonra hapse atılır. Bu ülkede üniversite öğrencilerinin evlerinin basıldığını biliyoruz. Ben iki kişiyi öldürsem, birkaç kişiyi yaralasam direkt gelir alırlar beni. Çünkü beni koruyan, arkamda biri yok. Ama öyle olmadı. Abimi öldüren kadın hala dışarıdaydı” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.

‘Dava sürecinde çok yıprandık’

Samsun’da abisinin katledilmesinden bir ay sonra 25 Mayıs’ta olayın yaşandığı yerde davanın ağır işlemesine dair bir basın açıklaması yaptıklarını paylaşan Taşkın , “Basın açıklamasına sadece bir yer geldi. Ortada bir korku var, insanlar artık neyden çekiniyorsa gelemediler ve biz orada kendi imkanlarımızla basın açıklaması yaptık. Yine bir şey değişmedi çünkü o yine dışarıdaydı” dedi.

‘Güçlü olanlar ezsin…’

Fail Vergili’nin arabada yanında iki çocuğunun da olduğunu aktaran Taşkın , “Hatta kazadan sonra artık nasıl olduysa özel bir araba almış ve onları özel bir hastaneye götürmüş. Hastane odasının kapısında da koruma bulunuyormuş. Ben böyle bir şey yapsam beni kimse almaz, koruma da gelmez. Benim öyle bir gücüm yok. Ama o zaman gücü olanlar ezsin, yargı da olmasın, mahkeme de olmasın, avukatlık diye bir meslek de olmasın. Ülkenin buraya doğru gittiğini düşünüyorum, formaliteden bir şeyler. Kadının tipini bilmiyoruz, kimseyi tanımıyoruz. Çünkü internette araştırdığımızda nasıl olduysa hiçbir bilgi yok. Bunlar nasıl temizlendi, kim temizledi? Hala hiçbir görsel, bir şey çıkmıyor. Mahkemenin ilk günü de çevik kuvvet gördük. Anladık zaten kim için geldiklerini. Her tarafta yine sivil polisler vardı. Sonra mahkeme başladı. İlkinde güya üç dört hafta bir hapis yattı, sonra çıkarıldı. Her ay bizim mahkemeye gittiğimiz oluyordu, her ay biz bunu yaşıyorduk. Ve ben abimin, annemle babam oğlunun katilini görüyordu. Bu psikolojik olarak da biyolojik olarak da çok zor bir şey” ifadelerini kullandı.

‘Yargının bağımsız olmadığını anladık’

Mahkemelerde üzerlerinde çok fazla psikolojik baskı uygulandığını ve taciz edildiklerini belirten Taşkın, “Suçlu bizmişiz gibi, sanki biz onlardan birini öldürdük gibi kötü kötü bakıyorlardı. Avukatımız kadının sicil kaydına baktı. İkametgah adresinde MİT lojmanında oturduğunu öğrendik. Demek ki bu insanların MİT’le bir bağlantısı var. Kesinlikle yargının bağımsız olmadığını anladık. Özellikle son birkaç yılda herkes çok adaletsizliğe uğruyor. Abimi öldüren kadın frenler tutmadı, arabada hata var, ben katil değilim’ demişti. Ama sonra karşı tarafın avukatı bir daha bilirkişi raporu istedi ve iki – üç kere başka bilirkişilere gitti. Onlar da, kazanın üstünden süre geçtiği için böyle bir şeye bakamayız, frenlerde aksama olup olmadığını anlayamayız’ gibi şeyler söyledi raporda” dedi.

Adalet talebi ile sandığa gitti

Yıllarca anlatamadığı yaşadıklarını şimdi anlatmasına teşvik eden nedenin 14 Mayıs’ta gerçekleşen seçim sonucu olduğunu vurgulayan Taşkın, “Oy kullanmaya giderken motivasyonum gerçekten bir hak arayışıydı. Özellikle kadınların, abimin ve çocukların hakları. Herkesin hakkı için oy kullanmaya gittim ama sonuç pek hoşuma gitmedi. Bir şekilde bunun değişmesine vesile olacak kişiler bizi yönetmeli ve ben bu kişilerin şu anki hükümet olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden 14 Mayıs’tan sonra içim içimi yedi ne olacak diye. Bizim mahkeme bitti artık, haklarımız bitti. Ben de bir kadınım ve sahiplendirilmek istemiyorum. Ya da çocuklara tecavüz edilmesi, birilerinin serbest kalması beni gerçekten çok rahatsız ediyor. Bu bile hükümetin değişmesi için yeterli diye düşünüyorum” dedi.

‘Yaşam hakkımız için oy kullanmalıyız’

Havuz medya ile halkın iktidarın gerçek yüzünü görmediğine dikkat çeken Taşkın, “A Haber izleyerek mevcut hükümetin yanlışlarını görmüyorlar. Bu seçimin kadınların seçimi olduğunun farkında olmaması normal. Bizim o insanlara ulaşmamız lazım. Biz özgürlük istiyoruz. Mevcut hükümetin değişmesini istiyorum. İnsanlar bu yüzden her şeyden önce yaşam hakları için oy kullanmaya gitmeli. Kadınların sandığa gitmesini istiyorum. Ben bu sistemin değişmesini istiyorum, bu da benim hakkım. Ben artık susamam, bir şekilde bu mücadeleyi devraldım” diye konuştu.

İSTANBUL

#Katledilen #abisi #tüm #hak #arayanlar #için #sandığa #gidiyor

Kadın örgütleri: Erdoğan’a oy yok

Kadın örgütleri Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde ‘Kadın düşmanı ittifakın karşısında sandığa giderek oy kullanacağız’ dedi

Cumhurbaşkanlığı seçimi için ikinci tura sayılı saatler kalırken, toplumun birçok kesiminden sandık çağrıları devam ediyor. MA’dan Esra Solin Dal’a konuşan kadın örgütleri temsilcileri de, kazanılmış hakları ve gelecekleri için tüm kadınları yarın sandığa giderek oy vermeye çağırdı.

Kadın düşmanları

Kadın Zamanı Derneği’nden Berivan Saruhan, AKP-MHP’nin kurduğu ittifakta yer alan HÜDA PAR ve Yeninden Refaha Partisi’nin kadın düşmanı politikalarına karşı mücadele edeceklerini söyledi. AKP’nin 21 yıllık iktidarı boyunca kadın kazanımlarına yönelik saldırılarını arttırdığını vurgulayan Saruhan, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın pazarlık konusu yapanların Meclis’te yer almasının kadın düşmanlığından başka bir şey olmadığının altını çizdi.

Ölüm kalım meselesi

“Kendi gücümüze güveniyoruz” diyen Saruhan, “Mevcut haliyle bu Meclis’i kadınları eve hapseden, kategorize ederek, sadece annelik rolüne mahkum etmek isteyen bir anlayış var. Bu anlayışa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu anlamda Pazar günü yapılacak seçim çok önemli. Belki bu seçimden sonra kadın cinayetleri ortadan kalkmayacak ya da ülke gül bahçesine dönmeyecek ama bir değişim olacak ve toplum nefes alabilecek. Bu yüzden bizim için ölüm kalım meselesi” çağrısında bulundu.

Sokaklar bizim

Mor Dayanışma Kadın Derneği’nden Beril Hepgoncalı, erkek egemen zihniyete karşı kadınların yüzyıllardır mücadele ettiğini vurgulayarak, “Bu ataerkil düzen içerisinde haklarımızı, özgürlüklerimizi dayanışma ile sokaklarda kazındık ve böyle olmaya devam edecek. Bu noktada Meclis çoğunluğunun AKP’de olması fark etmiyor.  Sokaklardan geri durmayacağız” diye belirtti.

Erdoğan’a oy yok

Seçim sürecine dikkat çeken Hepgoncalı, şöyle dedi: “Seçim sürecine giderken gördük ki; iktidar kadınları ve yaşam haklarını seçim pazarlığı yapacak kadar sıkışmış durumda. Bu süreçte kadınların temel yaşam hakkına dönük saldırılar, taciz, tecavüz, katliam ve cezasızlık politikasıyla kadınlar baskı altına alınmak istendi. Kadınlar bu yüzden 28 Mayıs’ta ‘Erdoğan’a oy yok’ diyerek, sandığa gidiyorlar. Hem kendi yaşamlarına ve özgürlüklerini hem de ülkenin demokratik noktaya geçiş adımını kadınlar, oluşturdukları ağ ve örgütlülükleriyle sağlayacaklar. Mor Dayanışma olarak da seçim sürecini ‘Erdoğan’a oy yok, değiştirecek sensin’ şiarıyla örgütledik.”

Sandıklarda olalım

Kırkyama Kadın Dayanışması Derneği’nden Elif Baysal ise, mevcut iktidarın yanı sıra HÜDA PAR gibi kadın ve LGBTİ+ düşmanı partilere karşı mücadelelerinin süreceğinin altını çizdi. Baysal, şöyle devam etti: “Mevcut anlayışa geleceğimiz için ‘hayır’ demek hala elimizde. 28 Mayıs’ta sandıklara gidelim ve tek adamı gönderelim. Sonuç ne olursa olsun mücadelemize devam edeceğiz. Mücadelemizden aldığımız güçle, birbirimizden ve hayatlarımızdan vazgeçmemek için 28 Mayıs’ta sandıklarda olalım.”

 

#Kadın #örgütleri #Erdoğana #yok

‘Eşine bir şans daha ver’ denilip gönderildiği evde uykusunda katledildi

Ergani’de evli olduğu Deniz Ertürk tarafından uykusunda katledile Vezire Ertürk’ün yıllarca sistematik şiddet gördüğü öğrenilirken, son şiddet olayında akrabaları tarafından ‘son bir şans’ var denilen ikna edildiği ve kendisinin de ‘Çocuklarım için’ diyerek eve döndüğü ortaya çıktı

Amed’in Ergani ilçesinde 25 Mayıs günü 32 yaşında 3 çocuk annesi Vezire Ertürk evli olduğu Deniz Ertürk adlı erkek tarafından katledildi. Olaydan sonra kaçıp hastaneye giden ve burada gözaltına alınan fail tutuklanırken, Vezire Ertürk ise yapılan otopsi işlemlerinin ardından toprağa verildi.

15 yıl boyunca işkence

Yaşanan kadın cinayetine dair konuşan Vezire Ertürk’ün evli olduğu 15 yıl boyunca sistematik şiddet gördüğünü söylerken şiddete dayanamayarak açtığı boşanma davasını ise Deniz Ertürk ve erkek kardeşlerinin ölüm tehdidi nedeniyle geri çektiğini belirtti.

Fail hastaneye gitti

Vezire Ertürk’ü uykusunda katleden fail Deniz Ertürk olaydan sonra kaçarken, gittiği devlet hastanesinde, “Eşimi öldürürken elimi kestim beni tedavi edin” diyen fail hastanede bulunan polisler tarafından gözaltına alındı. Kısa süre sonra tutuklanan failin ifadesinde, “Ben deliyim” savunmasına başvurduğu ancak ifadesini doğrular bir raporunun olmadığı tespit edildi.

Akrabaları eve gönderdi

Gördüğü şiddet nedeniyle sık sık aile evine giden 3 çocuk annesi Vezire Ertürk’ün olaydan önce de gördüğü şiddet nedeniyle aile evine giden Vezire Ertürk’ün katledilmeden iki gün önce, “Çocuklarımı bırakamam” diyerek akrabalarının “Bir şans daha ver” sözleri sonrası yeniden eve döndüğü belirtildi. Öte yandan failin ise katliamdan önce, “Bu sefer geldiğinde onu öldüreceğim” sözlerini sarf ettiği belirtildi.

Fail hasta falan değil

“Ben deliyim” diyerek gittiği hastanede polise teslim olan Deniz Ertürk’ün herhangi bir deli raporu olmadığını belirten Vezire Ertürk’ün kardeşi Gurbet Demir ise failin bu kılıf arkasına sığınarak olaydan kurtulmaya çalıştığını söyleyerek, “Vezire evlendiği günden bu yana şiddet görüyordu. Bu sefer ablam çocukları için eve gitti. Gidiyorum dedi gitti iki sonra benim ablam öldü” dedi.

Bütün ailesinden şikayetçiyiz

Failin akli dengesinin yerinde olduğunu anlatan Gurbet Demir, “Sadece o adamdan değil annesinden, babasından, amcasından herkesten şikâyetçiyim. Ben ablamı evime aldığımda ‘onu neden eve alıyorsun’ diye soruyorlardı bana. Deli değildi, hiçbir şekilde bir raporu yoktu” diye konuştu.

Ben kurtuldum ablam kurtulamadı

Kendisinin de şiddet mağdurunu olduğunu söyleyen Gurbet Demir, “Ben de şiddet gördüm ben hemen boşandım. Ben boşanmasaydım ya o beni öldürecekti ya da ben onu öldürecektim. Aynı şey olacaktı yine. Ben kurtuldum ama ablam kurtulamadı. O adam hak ettiği cezayı alsın” diye ifade etti.

Haber: Medine Mamedoğlu / NuJINHA

#Eşine #bir #şans #daha #ver #denilip #gönderildiği #evde #uykusunda #katledildi

Mithat Sancar: Tereddüt etmeyin sandığa gidin

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, birinci turda rejimi durduklarını ikinci turda ise yapılacak olan şeylerin belli olduğunu herkesin mutlaka sandığa gitme çağrısını yaptı

Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Seçim Özel programında Artı TV Genel Yayın Yönetmeni Ali Duran Topuz ve Kemal Avcı’nın sorularını yanıtladı.

Rejimi durdurduk

Birinci turda rejimi durdurmayı başardıklarını söyleyen Sancar: “Böyle bir sistemde ilk turda rejimi durdurmak kimsenin küçümsenmemesi gereken bir sonuçtur. Karşınızda 21 yıldır iktidarda olan bir yapı var” dedi. Sandığa eksiksiz gitme çağrısı yapan Sancar, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu bir referandum olduğunu, bu refarandum da oylanacak şeylerin ortada olduğunu söyledi..

Tereddüt etmeyin sandığa gidin

Sandığa herkesin mutlaka gitmesini de isteyen Sancar, seçmenlere net bir çağrı yaparak mutlaka herkesin eksiksiz ve tereddüt etmeden sandığa gitme çağrısı yaptı. Bütün seçmenlere “Sandığa ne olursa olsun mutlaka gidin” çağrısı yapan Sancar, “Bunların varlığı tereddütleri arttırmasın. Sandığa gitsem de bu YSK varken sonuç değişmeyecektir gibi bir duyguya kimse kapılmasın. Bu bir referandumdur. YSK’nin yapabileceği çeşitli manipülasyonlara karşı da en etkili tedbir, her bir seçmenin aynı zamanda bir sandık görevlisi olarak hareket etmesidir” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

 

#Mithat #Sancar #Tereddüt #etmeyin #sandığa #gidin

Budak: Türkiye, Irak ve KDP kuşatmasının ortak noktası Kürt düşmanlığı

Mexmur kampına yönelik ablukaya karşı direniş sürerken, yaşananları değerlendiren Mexmûr Demokratik Halk Meclisi Eşbaşkanı Filiz Budak, Türkiye, Irak ve KDP kuşatması ile karşı karşıya olduklarını ancak özgürlükleri için direneceklerini vurguladı

Irak ordusu 20 Mayıs’tan bu yana Mexmûr Kampı’nı (Şehîd Rüstem Cudî Kampı) ablukaya alarak tel örgü ile çevirip kuleler yapmak için halka saldırmayı sürdürüyor. Ablukaya karşı halkın direnişi de devam ediyor.
JINNEWS’ten Melek Avcı’ya konuşan Mexmûr Demokratik Halk Meclisi Eşbaşkanı Filiz Budak saldırılara ve sergilenen direnişi değerlendirdi.

30 yıldır direniyoruz

Saldırıların 20 Mayıs’ta başladığını belirten Budak, saldırılara karşı halkın çadırlar kurarak direndiğini ifade etti. Kamptaki halkın baskı altına alınarak bir esir alma politikasının işletilmeye çalışıldığını söyleyen Budak, buna karşı 30 yıldır direndiklerini ifade etti.

Türkiye-KDP- Irak kuşatması

Kuşatmaya karşı direnen halkın bir bütün olarak Türkiye, Irak ve KDP işbirliği etrafında esir alınmaya çalıştığının altını çizen Budak, “Tabi bu da Türk devletinin isteği üzerine yapılan bir girişim ve saldırıdır. Ayrıyeten Mala Barzani dediğimiz KDP güçlerinin isteğidir. Çünkü 94’ten 98’e kadar KDP eliyle yapmak isteği her şeyi yaptırdı. Değiştirdiğimiz bütün kamplar 94-98 döneminde yaşandı. Şimdi de yarım bıraktığı işi Irak hükümetinin eliyle yaptırmak istiyor. Irak hükümeti de son 3 yıldır bu isteklerine cevap vermeye çalışıyor, kampı kuşatma girişiminde bulunuyorlar. Onlar zırhlı araçlarla ve silahlarla saldırırken Mexmûr halkı sadece taşlarla onları kovalamaya çalıştı, kovaladılar da çünkü inşa etmek istedikleri kuleler Mexmûr’un dibindeydi. Halkın onları kovalamasıyla 100- 100 metre kampın aşağısına gittiler” diye konuştu.

Herkes direnmekte kararlı

Abluka sonrası Irak hükümeti ile görüşme yaptıklarını ve bu görüşmelerin sonuç vermediğini belirten Budak şunları söyledi: “Hiçbir şey ama hiçbir şey bizim özgürlüğümüzden daha önemli değil biz 30 yıldır Türk devletine karşı, KDP’ye karşı direniyoruz. DAİŞ’e karşı direndik, bir sürü güce karşı direnmiş bir halkız. Buna karşı da direniriz, gerekirse bedel öderiz ama geri adım atmayacağız. Fakat Irak ordusu yaptığı hataları bile kabul etmedi, yaraladığını, ateş açtığını kabul etmedi ve ısrarla, ‘biz devletiz, bunu yapacağız, karar verdik’ dediler.”

Kürt düşmanlığı ortak noktaları

“Her ne kadar Kurdistan’da federe hükümet varsa da bu hükümet bugün Irak hükümetinin istemediği hiçbir şeyi yapamayacak durumdadır” diyen Budak, “Özellikle söz konusu petrol, Kurdistan toprağı olduğunda birinci derece söz sahibi Irak hükümetidir. Kurdistan sömürgecisi olduğu için Türk devletiyle ortak yönleri budur. Ayrıca misakı milli sınırlarını gerçekleştirmek isteyen AKP-MHP faşizmi burada Irak hükümetini kullanarak Şengal-Mexmûr-Kerkük hattını bir yapmaya çalışıyor. Burada ikisinin ortak noktası budur, ortak noktaları Kürt düşmanlığıdır, özgür Kürde olan öfkeleri ve nefretidir. Elbette direniş devam edecek, bu halk böyle bir yaptırıma boyun eğmeyecek, geri adım atmayacaktır. Çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle bu yaptırıma karşı biz direneceğiz diyorlar. Başarana kadar ısrarcılar” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Budak #Türkiye #Irak #KDP #kuşatmasının #ortak #noktası #Kürt #düşmanlığı

‘Sonuç ne olursa olsun mücadele kaçınılmaz’

28 Mayıs’ta herkesin oy kullanmaya çağıran DAD İzmir Şubesi Eşbaşkanı Nebahat Çelik ‘Seçimden sonra mücadele kaçınılmaz’ dedi

14 Mayıs’ta gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı ve 28’inci Dönem Milletvekilliği Genel seçimlerinde Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldı. Bu süreçte adaylar destek için siyasi partilerle ve siyasetçilerle görüştü. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın ikinci turda Kemel Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıklaması üzerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun sık sık mültecilerin geri gönderilmesi konusundaki söylemleri ve reklam afişleri birçok kesim tarafından tepki aldı. JİNNEWS’ten Nazlıcan Yıldız’a konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Eşbaşkanı Nebahat Çelik mülteci karşıtlığıyla siyaset yürütüldüğünü, bu ayrıştırıcı dilin kullanılmaması gerektiğinin mesajını verdi.

 ‘Mücadele konusunda kadınlara daha çok çaba düşüyor’

İkinci turda herkesin oy kullanması gerektiğini belirten Çelik , ikinci turda her iki adayın vadettiği sistemin çok farklı olmadığına dikkat çekerek üçüncü yolun varlığına işaret etti. Çelik, hegemonyayı bir nebze de olsa yıkmak için Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verileceğini ifade ederek, “Fakat ‘biz destek verdik, demokrasi gelecek, evlerimizde oturalım’ böyle bir şeyin de olmayacağını biliyoruz. Bizim için çok güllük gülistanlık olmayacağının bilincindeyiz. Baktığımızda AKP ile beraber HÜDA-PAR ve Yeniden Refah Partisi’nin gelmesi, kadınlara bakış açıları, HÜDA-PAR’ın kadınları sahiplendireceğiz söylemleri kadınlar açısından bakıldığında aşağılık bir söylemdir. Kabul edilir bir yanı yok. Mevcut sisteme baktığımızda zaten hepsi erkek, sistem gittikçe erkleşiyor. Bu kadınlar açısından çok vahim bir şeydir. Bu yüzden özellikle kadınların bu süreçte hem oy kullanma konusunda hem de mücadele konusunda daha çaba gösterip sarılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

‘Mülteciler üzerinden siyaset yapılıyor’

Mülteci karşıtlığıyla siyaset yürüttüğü bilinen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklamasıyla birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’nun mülteciler hakkındaki söylemlerinin artmasıyla ilgili de konuşan Çelik, mülteciler üzerinden siyaset yapmanın kabul edilemez olduğunu belirterek, “Biz Aleviler olarak 72 millete aynı nazarda bakıyorsak mültecilere de aynı gözle bakmamız gerekiyor. Mevcut sisteme karşı yanına almış olabilir ama yanlarına aldıkları kişinin de diğerlerinden bir farkı yok. Onlar da mülteciler üzerinden siyaset yapıyor, kayyum politikalarını destekliyor. O yüzden Aleviler açsından da ötekiler açısından da bunları kabul etmiyoruz. Çünkü mevcut iktidarın bu söylemleri yüzünden bir an önce gitsin diyerek destek vermeye çalışıyoruz ama aynı söylemlerde bulunulduğu zaman ister istemez biz de farklı şeyler düşünüyoruz. O zaman ‘biz oy verirsek değişen bir şey olmayacak mı’ diye düşünüyoruz. Bu yüzden dilin biraz daha yumuşatılması gerekiyor” dedi.

‘Onları göndermemiz lazım’

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ikinci tura kalan seçimler sonrası dilinin değiştiğine dikkat çeken Çelik, “Bu bizim açımızdan da tehlikelidir. Kadınlar, Aleviler, ötekiler açısından da tehlikelidir. Bir insan olarak bunu kabul etmek doğru değildir. Mültecilerin nasıl koşullarda yaşadıklarını biliyoruz, ne koşullarda geldiklerini biliyoruz ama onların üzerinden de kirli siyaset yapmak doğru değil. Biz oyumuzu kullanacağız ama bunun sadece oyla bitmemesi lazım. İlerisi için ne yapabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor. Özellikle kadınlar açısından düzen yıkılmazsa korkunç şeyler olacak. Onları göndermemiz lazım. Seçim sonuçları nasıl olur bilmiyorum ama bizim mücadelemiz devam edecek. Bu söylemlerden kurtulmak gerekiyor çünkü bu bir Alevi dili değil, bir insan dili değil” diye ifade etti.

‘Kadınlar mücadele etmeye devam edecekler’

Sonuç ne olursa olsun kadınlar ve Aleviler için değişen bir şey olmayacağını kaydeden Çelik, mücadelenin kaçınılmaz olduğunu vurgulayarak “Ötekiler, Aleviler, kadınlar için de mücadele kaçınılmazdır. Bizim mücadelemiz devam edecek. Özellikle kadın mücadelesi son yıllarda daha da yükseldi. Kadınlar yan yana, omuz omuza geldi bundan sonra da mücadele etmeye devam edecekler. Mevcut iktidar ne kadar katılaşırsa ve faşistleşirse kadınların mücadelesi o denli büyük olur” diye belirtti.

İZMİR

 

 

#Sonuç #olursa #olsun #mücadele #kaçınılmaz