Ana Sayfa Blog Sayfa 395

Şam hükümetinin ambargosunu üreterek kırıyorlar

Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’de yaşayan kadınlar, Şam hükümetinin mahallelerine uyguladığı ambargoyu yoğurt projesi ile kırıyor

Suriye’de Şam hükümetinin Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik ambargosu 9 aydır sürüyor. Ambargodan dolayı mahallelere gıda başta olmak üzere temel ihtiyaç malzemesi ve yakıtın girmesine izin verilmiyor. Şêxmeqsûd’da yaşayan kadınlar, kısıtlı imkanlarla yaptıkları yoğurt vb. ürünleri satarak bir yandan yaşamlarını sürdürüyor bir yandan da insanlara destek olmaya  çalışıyor. Kongreya Star Ekonomi Komitesi’nden Kurdistan Elîko, ambargoya karşı yürüttükleri projeye ilişkin JINNEWS’e değerlendirmelerde bulundu

Ambargoya karşı kaynatılmış yoğurt projesi

Şêxmeqsûd Mahallesi Kadın Ekonomi Komitesi olarak, Efrînli kadınların rengi ile yeni bir proje geliştirmek istediklerini belirten Kurdistan, kaynatılmış yoğurt projesi ile hem mahalledeki kadınlara destek olmaya çalıştıklarını hem de ambargoya karşı kendi üretimlerini sağladıklarını söyledi. Şam hükümetinin çıkardığı engellere de değinen Kurdistan, “Rejimin çıkardığı engellemelerden dolayı yaptığımız yoğurtları büyük zorluklarla buraya ulaştırıyoruz.  Şam hükümetinin kurduğu kontrol notlarından birçok aramadan geçiriliyoruz. Bu mahalleye yaptığımız yoğurtları geçirinceye kadar büyük zorluklar yaşıyoruz. Ancak halka yardım etmek için bunu yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber: Mîdye Miqted/Jinnews

#Şam #hükümetinin #ambargosunu #üreterek #kırıyorlar

Hakim polislerin mahkemeye geleceğini düşünerek az ceza vermiş!

Nisêbîn’de ulusal kıyafet giyen biri çocuk iki kişiyi darp eden polislere verilen para cezasının ertelemesine ‘sanıkların geleceği’ gerekçe yapıldı

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesine bağlı Dicle Mahallesi’nde, 31 Aralık 2022 tarihinde ulusal kıyafet giyen 16 yaşındaki B.K. ile 18 yaşındaki Hüseyin G.’nin, özel harekat polisleri tarafından darp edilmesine ilişkin görülen davada kararını veren Nusaybin 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi, sanıklara “Görevi kötüye kullanmak suretiyle silahla yaralama” suçlamasından en alt ceza sınırı uygulayarak 18’er bin lira para cezası verdi.

Ceza düşürüldükçe düşürüldü

Ardından cezada indirime giden mahkeme, cezayı her bir mağdur yönünden 7 bin 500 lira olarak belirleyerek, her bir sanığın cezasını 15’er bin lira para cezasına çevirdi. Mahkeme ardından bu cezayı 20 taksit ile ödenmesine karar verse de, Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması (HAGB) kararı ile cezayı 5 yıl erteledi.

Polislerin ekonomik durumu yokmuş

Mahkemenin indirim gerekçesi ise pes dedirtti. Buna göre mahkeme kararının gerekçesinde, “cezanın sanıkların geleceği üzerindeki olası etkilerini” dikkate alarak, indirim yapıldığını belirtti. Mahkeme, cezanın alt sınırdan uygulanmasına ilişkin ise, “sanıkların ekonomik ve sosyal durumunu” gerekçe gösterirken, “Sanıkların kişiliği göz önüne alındığında yeniden suç işlemeyecekleri hususunda mahkememizde olumlu kanaat oluşması” diyerek, HAGB uygulanmasına karar verildiği belirtildi.

Ayrımcılık suçudur

Mahkemenin kararını değerlendiren Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mêrdîn Şube Eşbaşkanı Av. Lokman Emen, iki ismin giydikleri kıyafetlerden dolayı darp edildiğini sanıkların da kabul ettiğine dikkat çekerek, “Yöresel kıyafetler insanın kimliğidir. Bir kimliğin suç olarak ya da şüphe nedeni olarak görülmesi açıkça nefret ve ayrımcılık suçudur. Mahkeme bilerek bunu bağlamından koparmaya çalıştı. Sadece sonuç endeksli yaklaşıldı ve öyle karar verdi” ifadelerini kullandı.

100 yıldır işlenen bir suç

Sanıkların olayın başından itibaren tutuklanması gerektiğini ancak buna rağmen tutuklama kararı verilmediğini kaydeden Emen, “Bu karar 100 yıllık bir devlet politikasının son örneği maalesef. Bugün de Ankara JİTEM davasında verilen karar bunların bir silsile olduğunu gösteriyor. Düşman hukuku uygulanıyor. Ceza Kanununun kendisi uygulansa… Ortada ikircikli bir yapı var. Bir Türkiye’de bir de bölgede uygulanan hukuk var. İkinci aşaması ise Kürtlere, ötekileştirilen sınıflara karşı uygulanan hukuk ile diğer sınıflara uygulanan hukuk var. Kimlik farkı var. 100 yıldır Kürtlere karşı işlenen suçlarda açık bir şekilde cezasızlık politikası var” diye belirtti.

Haber: Ahmet Kanbal / MA

#Hakim #polislerin #mahkemeye #geleceğini #düşünerek #ceza #vermiş

Güney : Oy kişiye değil, rejimi değiştirme meselesidir

’20 yıldır başımızda çöreklenmiş bu otoriter rejimin devamlılığına karar verip vermeme seçimi’ diyen siyaset bilimci Atilla Güney, ‘Güçlü bir irade ve katılımla bu seçimlerde oy kullanılması gerekiyor’ dedi

Türkiye’de tarihi olarak nitelendirilen 14 Mayıs seçimleri geride kalırken, kadınlara yönelik politikaları ile gündeme gelen Cumhur İttifakı bileşenlerinden HÜDA-PAR ve Yeniden Refah Partisi, Meclis’te koltuk sahibi oldu. Seçim kararının Resmi Gazetede yayınlanmasının ardından Mart ayında başlayan maraton, 14 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 50 artı bir oy oranının elde edilmemesiyle ikinci tura uzadı. Milyonlarca seçmen, yarın bir kez daha sandığa giderek, Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhur İttifakı adayı Tayyip Erdoğan arasında tercih yapacak.

Siyaset bilimci Atilla Güney, 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerine dair Mezopotamya Ajansı’dan Dilan Akyol’a konuştu.

 ‘İttifaka uyulmadı’

Geçmiş 14 Mayıs seçim sonuçlarına bakıldığında ittifak siyasetinin anlamlı ve doğru bir strateji olmadığını belirten Güney, seçim sonuçlarına göre ideolojik olarak farklı kulvarlarda olan toplumsal tabanların ortak ittifak altında bir karşılığının olmadığını ifade etti. Millet ittifakına bakıldığında parti tabanları arasındaki uyuşmazlıkların seçim sonuçlarına yansıdığını kaydeden Güney, “İYİ Parti’nin seçim sonuçlarına baktığımızda milletvekili seçimlerinde kendi partisine verip cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise Kemal Kılıçdaroğlu’na vermediğini gözlemledik. Her 10 İYİ Partili seçmenden 4’ü Sinan Oğan’a oy vermiş. Seçimlerde Millet İttifakı’na baktığımızda pazarlıktan öteye gidememişler. En başından beri Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin hiçbir şekilde ittifaka uymayacaklarını söylemiştim ve seçim sonuçları doğrulamış oldu” diye anlattı.

‘İkinci tur pazarlık ittifakı’

Oy pusulasında bulunan 26 partiden 20’sinin ırkçı, milliyetçi ve faşizan anlayışa sahip olduğunu vurgulayan Güney, “Seçim sonuçlarına baktığımız da her iki ittifakın içerisindeki milliyetçi oylar çok fazla. Ne yazık ki seçmenin yüzde 60’ı milliyetçilik ve Irkçı bir zihniyetle hareket ediyor. Son günlerde yaşanan mülteci karşıtlığı ve nefret söylemleri bunun göstergesi. Ülkenin bu kadar ekonomik ve toplumsal geleceğe yönelik sorunları varken kalan adayın da yabancı düşmanlığı üzerinden propaganda yürütmeleri korkunç bir şey. Bunu kimse onaylamıyor. İkinci turda yüzde birlik dilimlerle bir adayın seçimi kazanacağı maratona dönüşmüş durumda. Birinci turdaki ittifak anlayışından çok daha gayri ahlaki bir pazarlık ve ittifak anlayışı sürüyor. Tabanla lider arasında örtüşme görmüyorum. Zafer Partisi’nden CHP’ye gelecek oylar belli değilken bu mülteci karşıtlığı söylemler sosyalistler ve Emek ve Özgürlük İttifakı açısından bir kırgınlık yaratmış durumda” dedi.

‘Oy kişiye değil, rejimi değiştirme meselesidir’

Güney, son günlerde tartışılan boykot meselesine ilişkin ise şunları ekledi: “Bu işin bir kişiye oy verme meselesi olmadığını bir rejim değiştirmek olduğunu bilmemiz gerekiyor. 20 yıldır başımızda çöreklenmiş bu otoriter rejimin devamlılığına karar verip vermeme seçimi. Birinci turda Kılıçdaroğlu’na veren sol sosyalist ve Yeşil Sol Parti kitlesinin büyük bir kısmının yine ikinci turda Kılıçdaroğlu’na oy vereceğini düşünüyorum” dedi.

‘Kürtler toplumsal tabanla ittifak yaptılar’

Güney, “Bu seçimde oy alma bazında bakıldığında en yara alan partilerden biri Yeşil Sol Parti oldu. Bunun daha uzun zamanda tartışılacak toplumsal temel nedenleri var. Bunu seçimlerden sonra konuşmak tartışmak gerekiyor. Bütün bu eleştirilere rağmen bu seçimde izlenilen stratejinin çok doğru bir strateji olduğunu düşünüyorum. Kendi adaylarıyla girselerdi, bu kadar oy kaybedilir miydi tartışması yürüyor. Bu oy kaybının salt bu seçim sürecinde izlenen stratejiyle alakalı değil, tam tersine aday çıkarmamak çok doğru bir stratejiydi. Varsayalım ki Yeşil Sol Parti birinci turda kendi adayıyla çıktı. Bu durumda birinci turda Erdoğan’ın çıkma ihtimali çok yüksek olacaktı. O zamanda Türkiye’de sol demokrat cenahı Kürt seçmenini suçlayacaktı, ‘bu rejimi siz ayakta tutuyorsunuz’ diye. Yeşil Sol Parti bu süreçte çok doğru bir strateji izledi. Kürt seçmeni yapılan bütün pazarlıkları ellerinin tersiyle iterek toplumsal tabanda bir ittifak yaptılar. Bunun bir rejim meselesi olduğunu düşünerek oy vermiş. CHP’yle bir taban yakınlaşması var. 2019 seçimlerinde de benzer şeyler yaşandı. HDP ve CHP seçmenin gündelik yaşamda gündelik siyasal mücadelede bir ortaklaşma içerisine girdiğini gördük. Özellikle Kürt seçmeni partinin alacağı kararları kendisine dikte edilen bir emir komuta zinciri içerisinde değil kendi refleksi ve siyasal bilinciyle hareket ettiği için böyle bir karar alıyor” diye konuştu.

 ‘Biz Kürtler olarak hata yapmadık’

Ülkede siyasal bilinci en yüksek ve politik saiklerle hareket eden seçmen tabanını Kürt seçmeni olduğunu ifade eden Güney, “Bu Pazar günü de benzer bir refleksle onca yanlış bilgiye rağmen sandığa gidileceğini düşünüyorum. Özellikle son birkaç gündür boykot çağrıları yapan sahte hesaplar, trollere rağmen HDP tabanın büyük bir kısmının sandığa gideceğini düşünüyorum. Biz Kürtler olarak hata yapmadık. Bu seçimin sandık ve oy oranlarına bakıldığında tek kaybedeni Yeşil Sol Parti görünüyor ama özgürlük demokrasi ve toplumsal yaşamın geleceği açısında bu seçimin tek kazananı Yeşil Sol Parti ve Kürtler. Seçim sonuçları ne olursa olsun, Pazar günü kim kazanacak olursa olsun Kürtler bu seçimlerde Türkiye demokrasisinin, Türkiye toplumunun özgürleşmesinin temel toplumsal teminatı olduğunu bir kere daha bize ve dünyaya göstermiş oldu” şeklinde konuştu.

 Oy kullanma çağrısı

Güney, Türkiye’yi ekonomik anlamda ciddi bir yıkım beklediğini ifade ederek, “Seçim atmosferine girildiğinden bu yana özellikle enflasyon döviz kurları artışında üzerinde seçimden dolayı bir baskı uygulanmış durumda, Pazartesi’den itibaren bir patlamayla karşı karşıya kalabiliriz. Bütün bu karamsar tabloya rağmen bu ekonomideki kötü gidişe rağmen yine de 14 Mayıs’taki güçlü irade duruşunu 28 Mayıs’ta da devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu seçim kimin kazanacağı değil, boykot ya da sandığa gitmeme çağrılarına kulak asılmaması gerektiği, güçlü bir irade ve katılımla bu seçimlerde oy kullanılması gerekiyor.”

MERSİN

 

 

#Güney #kişiye #değil #rejimi #değiştirme #meselesidir

‘Kürt halkı gelip oyunu kullanmalı’

Wanlılar, 28 Mayıs’ta oy kullanma çağrısı yaparak ‘Bu ucube sistemi değiştirelim’ dedi. İstanbul’dan çağrı yapan Yeşil Sol Parti vekili Özgül Saki ‘Erdoğan’ı göndermek bir eşlik’ dedi

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği değişiklik ile 14 Mayıs seçimlerinde yüzde 50 artı bir oy oranının elde edilmemesiyle ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir gün kaldı. Yarın sandık başına gidecek olan milyonlarca seçmen, Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhur İttifakı adayı Tayyip Erdoğan arasında tercih yaparak, 13’üncü Cumhurbaşkanını belirleyecek.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) Wan’da gerçekleştirdiği halk buluşmasına katılan yurttaşlar, 28 Mayıs seçimlerinde oy kullanma ve sandıklara sahip çıkma çağrısı yaparak, “Bu ucube sistemi değiştirelim” dedi.

İstanbul’da ise çağrı yapan Yeşil Sol Parti Milletvekili Özgül Saki, Erdoğan’ı göndermenin bir eşik olduğunu ifade etti.

Wan’dan seslendiler

Sandıklara giderek düzeni değiştirme çağrısı yapan Abdülkerim Yıldırım Çakar, “Bu faşist ve faşizan düzeni irademizin üstünden kaldıralım. Özgür olalım artık, bu baskı ve zulüm çatısı altından kalkalım. Ülkede çoklu krizin sebebi mevcut hükümettir. Herkes var gücüyle el ele verip, bu faşist düzeni yıkmalı. Oyumuza, sandığımıza ve varlığımıza sahip çıkmalıyız. Kazanacağız ve başaracağız” diye konuştu.

Söz bitti

Her bir oyun önemine vurgu yapan Abdurrahman Balbal, “Oy kullanarak ancak bu zalimler yönetimden çekilir. Kürt halkı gelip oyunu kullanmalı. Bizim oyumuzla bu zalimler ve bu sistem değişmelidir. İlk seçimin nasıl alındığını hepimiz biliyoruz. Şimdi sözün bittiği yerdeyiz. Bunlarda ne adalet ne ahlak ne usul ne de Allah korkusu var. Sözde kendilerini dindar gösteriyorlar, fakat dinle bir alakaları yok. Onların bahsettiği din İslam dini değil. Onların dini zulüm dinidir. Eğer insanlar sandığa gidip oylarını kullanmazsa, Kürtler de Türkler de büyük sıkıntılar yaşayacak. İnsanlardan rica ediyoruz, herkes sandığa gitsin” şeklinde konuştu.

İstanbul’dan çağrı

Yarın gerçekleştirilecek oylama için İstanbul seçmenini sandık başına gitmeye çağıran Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Milletvekilli Özgül Saki, değişimin önemli bir eşik olacağını vurguladı.

Kadınlara çağrı

Saki, tüm kadınlara Meclis’teki eril çoğunluğa karşı sandık başına giderek oy kullanma çağrısında bulundu. Seçim sonuçları beklentilerin altında olsa da mücadeleye devam edeceklerinin altını çizen Saki, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 14 Mayıs seçimlerine göre daha farklı bir sonuç alacaklarını söyledi. Meclis’te sağ ve milliyetçi bir ittifak oluştuğuna dikkat çeken Saki, “22 yıllık AKP iktidarı artık siyasi bir parti konumunda değil, bir çıkar ve rant örgütü olduğu için varlık, yokluk savaşı veriyordu. Bu yüzden iktidar seçim sürecinde her türlü usulsüzlüğü mubah gördü. Baskı, gözaltı, yalan dolan her şeyi seçim faaliyeti yaptı. Buna karşılık sol muhalefet cephesinde yeterince bir hazırlık yapılmadı ve halkta yeterince bir güven duygusu yaratılmadı. ‘Nasıl olsa gidecekler’ gözüyle bakılması bizi bu sonucu götürdü” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Kürt #halkı #gelip #oyunu #kullanmalı

Tutuklu 4 yıldır sevk talebine cevap bekliyor!

Ailesi uzakta olan ve ekonomik olarak da zorlanan Sincan 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu Ferit Ak’ın 4 yıldır ailesine yakın bir cezaevine sevk talebine cevap verilmiyor

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz tutuklu bulunduğu Sincan 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nden yaşanan hak ihlallerini haberleştirmeye devam ediyor.

4 yıldır cevap bekliyor

Yılmaz’ın haberine göre, Riha’nın(Urfa) Pîrsus (Suruç) ilçesinde 4 yıl önce tutuklanarak “örgüt üyeliği” iddiasıyla 7 buçuk yıl hapis cezası verilen tutuklu Ferit Ak’ın ailesinin ikamet ettiği Riha ve yakın bir kente talep ettiği sevk isteğine yanıt verilmiyor.

Yol masrafı çok fazla

Masraflarını karşılamak şartıyla şimdiye kadar başvurmadığı kurum ve yetkilinin kalmadığını söyleyen Ak, “kapasite dolu” gibi gerekçelerle sevk edilmediğini dile getirdi. Dört çocuk babası Ak, hem ekonomik zorluk çektiğini hem de görüş için kilometrelerce yol kat eden ailenin her seferinde kaza riskiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Yakın bir kente sevk istiyor

Hem ruhsal hem de ekonomik olarak dayanma gücü kalmadığını belirten Ak, bu süre içerisinde tükendiğini söyledi. Duyarlı kamuoyuna seslenen Ak, ailesinin ikamet adresi olan Riha’ya Mereş (Maraş), Dîlok (Antep), Adana, Osmaniye gibi kentlerdeki bir cezaevine sevk edilmesini istedi.

ANKARA

#Tutuklu #yıldır #sevk #talebine #cevap #bekliyor

Gemlik Yürüyüşü nedeniyle yargılanan 25 kişiye beraat

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin son bulması için düzenlenen Gemlik Yürüyüşü’nden dolayı yargılanan 25 isim beraat etti

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması ve özgürlüğüne kavuşması için 12 Haziran 2022’de Kadıköy’de yapılan Gemlik Yürüyüşünde gözaltına alınan 25 isim hakkında, “toplantı ve gösteri kanuna muhalefet etmek” iddiasıyla Anadolu 9’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın karar duruşması görüldü.

Duruşmada söz verilen iddia makamı, önceki celsede verdiği beraat talepli mütalaasını tekrarladı. Avukatlar da beraat talebinde bulundu. Gerekçeleriyle birlikte kararını açıklayan hakim, bilirkişi raporuna işaret etti ve söz konusu eylemin Anayasa’nın 34’üncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Kadıköy Kaymakamlığı’nın eylemin “kamu düzenini” bozabilecek mahiyette olabileceğini ileri sürerek, yasak kararı verdiğini ancak dosyada bu doğrultuda bir delilin olmadığını, eylemin insan ve araç trafiğini kapatacağına dair iddianın da asılsız olduğunu ve alternatif güzergahların mevcut olduğunu, haliyle eylemin barışçıl toplanma hakkı kapsamında kaldığını ve suç unsuru teşkil etmediğini belirterek, bu iddia yönünden yargılan 25 kişi hakkında beraat kararı verdi.

3 bin TL para cezası

Hakim, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadıköy İlçe Örgütü Eşbaşkanı Koray Türkay’ın eylem sırasında polise sarf ettiği, “10 bin liraya vicdanını satmışsın bir de burada utanmazlık yapıyorsun. Paraya satmışsın kendini paraya, 10 bin liraya, alçak seni” şeklindeki sözleri nedeniyle “hakaretten” cezalandırılmasının istendiğini, ancak bu sözlerin hakaret içermediğini ve rencide edici boyuta ulaşmayan “kaba” sözler olduğunu, bu nedenle bu bağlamda da beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtti. Türkay’a yönelik “Görevi yaptırmamak için direnmek” suçlamasını da karara bağlayan hakim, Türkay’ın bu bağlamda 6 ay hapis cezası verdi. Hakim, bu cezayı ise 3 bin TL para cezasına çevirdi.

HABER MERKEZİ

#Gemlik #Yürüyüşü #nedeniyle #yargılanan #kişiye #beraat

Agirî’de gözaltına alınanlar serbest bırakıldı

Agirî’de sabah saatlerinde ev baskınlarıyla gözaltına alınan çok sayıda kişi emniyet ve jandarma ifadelerinin ardından serbest bırakıldı

Sabah saatlerinde Agirî’nin Dutax (Tutak) ilçesinde de birçok eve asker ve polisler tarafından baskın düzenlendi. Baskınlarda birçoğu genç 35 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. “Örgüt propagandası yapmak” suçlaması yöneltilen ve gözaltına alınan bazı isimler şöyle: “Nevzat Dağ, Celalettin Karataş, Sadık Reşat İyi, Ahmet Öztaş, Bekin Polat, Mehmet Uçar, İbrahim Öztaş, Adem Balta, Cemil Vural, Celal Altun, Kasım Yıldırım, Kerem Artiş, Muhammed Emin Dırbaş, Halit Turan, Şakir Akici, Veysel Uçar, ve Aydın Porsuk.”

Gözaltına alınan kişilerin 2014 yılında bir mitingte PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın posterini açtığı ve pankartlar taşıdığı için haklarında “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla soruşturma açıldı. Gözaltına alınan kişiler emniyet ve jandarma ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

HABER MERKEZİ

#Agirîde #gözaltına #alınanlar #serbest #bırakıldı

‘JİTEM Davası’nda 11 yılda 41 hakim değişti’

JİTEM Davası’nda 11 yıllık süreçte 41 hakim değiştiğini vurgulayan katledilen Abdülmecit Baskın’ın oğlu Avukat Eren Baskın, ‘Hesap sormaya, katillere katil demeye devam edeceğiz’ dedi

Ankara ve çevre kentlerinde 1993-1996 yılları arasında Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ın da aralarında olduğu 19 kişinin ölümüyle ilgili açılan “JİTEM” davasının 7’nci duruşmasında tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildi.

Katledilen Baskın’ın oğlu Avukat Eren Baskın, karara tepki gösterdi. Sanal medya hesabından açıklama yapan Baskın, “Ankara 1. Ağır C. M görülen ve katledilenler arasında Babam Mecit Baskın’ın da bulunduğu ‘Faili meçhul cinayetler’ davasında tüm delillere rağmen sanık Mehmet Ağar, Korkut Eken, İbrahim Şahin ve özel harekat polisleri hakkında bu gün yine beraat kararı çıktı! Çok üzgünüm” ifadelerini kullandı.

11 yılda 41 hakim değişti

Mahkeme sürecinin 11 yıldır devam ettiğini hatırlatan Baskın, “Mahkemede onlarca delil ve tanıklık olmasına rağmen bir hukuk katliamı işlenerek tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildi. 11 yılda tam 41 hakimin değiştiği, 16 savcının görev aldığı mahkeme sürecinde ‘yüz yüzelik, alenilik’ normları hiçe sayıldı. Sanıklarla yüz yüze gelip soru sorma hakkımız elimizden alındı. Savcı çok ilginç bir biçimde tüm sanıkların vareste tutulması için talepte bulundu ve bu kabul gördü. Evet yanlış duymadınız; Bunu sanıklar değil savcı talep etti” bilgilerini paylaştı.

UZİ marka silahlar

Fikri Sağlar, Kutlu Savaş, Tuncay Özkan, Mehmet Eymür, Uğur Dündar ve bir çok ilgilinin vermiş olduğu ifadelerde ; bu cinayetlerin gerçek olduğu ve devlet içinde devlet adına bu cinayetleri işleyenlerin var olduğunu beyan ettilerini de anımsatan Baskın, “İsrail’den alınan UZİ VE GLOCK marka silahlar envantere kaydedilmeden Antalya’da İbrahim Şahin ve Korkut Ekene teslim edildi. Bu silahlardan 10 tanesi kaybedildi. Bu davadaki maktullerin bir çoğunun vücudundan çıkan mermi çekirdekleri incelendiğinde atışların UZİ VE GLOCK marka silahlardan çıktığı belirlendi. Yine kaybolan bir silah Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı’nın üzerinden çıktı” diyebelirti.

Mehmet Ağar’ın yargılanma süreci

Baskın, devamında şunlara yer verdi: “Türkiye’nin ilk telefon dinleme tapelerinden elde edilen ses kayıtlarında cesedi bulunamayan Tarık Ümit ile Korkut Eken, katledilen insanlarınızın üzerinden çıkan değerli eşyalar için kavga ediyordu. Mehmet Ağar’ın daha önce de suç işlemek için kurulan silahlı örgüt faliyetleri sebebi ile cezası Yargıtayda kesinleşmiş ve cezaevine girmişti. Normal şartlarda denetim ile dışarı çıkan Mehmet Ağar hakkında 2011 yılında yeni bir soruşturma açılınca ve konusu da aynı suç tipi olunca denetimi bozulduğundan tutuklanması gerekirken eski suçu hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yapılmış ve ilk suçu hakkında inanılmaz bir biçimde beraat kararı alınmıştı.

Ağar’a özel celse

11 yıllık mahkeme süresince Mehmet Ağar’ı mahkeme salonuna getiremedik. Hiç bir zaman kendisine soru soramadık. Bir pazar günü adliye kendisine özel olarak açıldı. Bir ara karar ile kendisine özel bir celse açıldı ve üç satırlık bir savunma alındı. Pek tabi biz maktul yakınlarına ve avukatlarına haber verilmedi.

Adalet mücadelemiz yeni başlıyor

Bizler uzun zamandır adalet talep ediyoruz. Her ne kadar bugün tüm deliller ve daha sayamadığım yüzlerce hukuksuz uygulamaya rağmen beraat kararı verilsede bizim adalet mücadelemiz daha yeni başlıyor. Sokaklarda failimeçhul cinayete giden sevdiklerimizin hesabını sormaya ve bu katillere katil demeye devam edeceğiz. Umutluyuz ve cesaretliyiz.”

HABER MERKEZİ

#JİTEM #Davasında #yılda #hakim #değişti

Kılıçdaroğlu: Tümüyle karartma altındayım

Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Tümüyle karartma altındayım’ notuyla paylaştığı videoda, telekomünikasyon şirketlerinin SMS atmasını engellediğini duyurdu

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sanal medya hesabından “Tümüyle karartma altındayım” notuyla bir video paylaştı.

Son günlerde kendisine yönelik gündeme getirilen söylemler ve yasaklara değinen Kılıçdaroğlu, “Sürekli itiraflar, yalanlar, komplolar, sandıklarda tuhaflıklar, müşahitleri yasaklama çabaları, Babala TV ile ilgili korkunç bir yalan kampanyası, montaj videolar, ayrıca mobil ekranlarımızı yasaklamalar, şimdi de gazetecilere programımızı duyuracağım mesajı atamıyorum. Telekomünikasyon şirketleri gazetecilere SMS atmamı engelliyor. Tümüyle karartma altındayım” diye konuştu.

Erdoğan’a seslendi: Seçime mi girmeyeyim?

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a seslenen Kılıçdaroğlu, “Soruyorum Erdoğan, seçime mi girmeyeyim? Bu mu istediğin? Türkiye’de seçim yapılamıyor. Korkak bu adam korkak. Bir korkak yüzünden ülke gidiyor seçim yapılamaz duruma geliyor. Ne istiyorsun bu ülkeden korkak adam” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlu #Tümüyle #karartma #altındayım

Şirnex’te 7 kişi tutuklandı

Şirnex’te gözaltına alınan 25 kişiden 7’si tutuklandı

Şirnex’in Hezex ilçesi ile Cizîr’de yapılan eş zamanlı baskınlarda Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı.

Hezex’te yapılan ev baskınlarında Ümit Geçgel, Yusuf Karagöl, İbrahim Güngör, Civan Karaviş, Rojhat Pişkin, Resul Çin, Muhammed Kaşbaş, İsak Dalmış gözaltına alınırken, Cizîr’de ise 16 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 25 kişi emniyetteki ifadeleri ardından bugün savcılığa sevk edildi. Savcılıkta ifadesi alınan 18 kişi adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, 7 kişi ise “Örgüt üyesi” oldukları iddiasıyla tutuklanarak Şırnak Cezaevi’ne gönderildi.

HABER MERKEZİ

#Şirnexte #kişi #tutuklandı