Ana Sayfa Blog Sayfa 40

Hamit Karaoğulları: Suriye’deki Alevi soykırımına karşı sessiz kalmayacağız

AHAD-DER Başkanı Hamit Karaoğulları, Suriye’de Alevilere yönelik devam eden soykırıma dikkat çekmek için 3 Ocak’ta gerçekleştirilecek eyleme katılım çağrısında bulundu. Yayladağı Sınır Kapısı’nda yapılacak eylemde, HTŞ ve ona bağlı çetelerin Alevi halkına yönelik saldırılarının soykırım boyutuna ulaştığına vurgu yapıldı. Karaoğulları, dünya kamuoyunun sessizliğine karşı seslerini yükseltmek için herkesin bu eyleme destek vermesi gerektiğini belirtti.

Karaoğulları, “Suriye’deki Alevi katliamını dillendirmek, hak ve hakikati haykırmak için görmeyen, duymayan ve konuşmayan dünya kamuoyuna bir kez daha seslenebilmek adına Yayladağı sınır kapısında olalım” ifadelerini kullandı. Alevi kurum ve örgütlerinden gelen çağrılarla birlikte, eyleme katılımın artması bekleniyor.

Bu eylem, Alevilerin maruz kaldığı katliamlar karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini vurgulamak amacıyla düzenleniyor. Alevi toplumu, dünya genelinde bu konuyla ilgili duyarlılığın artırılmasını talep ediyor. Eylem, Cumartesi günü saat 14.00’te gerçekleştirilerek, Alevi halkının haklarının korunması adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Suriye’de Alevilere Yönelik Katliamlar Protesto Edilecek 3 Ocak Cumartesi günü saat 17.00’de İstanbul Kadıköy’de bulunan Kalkedon Meydanı’nda

0

Suriye’de Alevilere yönelik süren saldırılar ve katliamlar kamuoyunda derin bir tepki yaratırken, Alevi kurumları İstanbul’da ortak bir eylem çağrısı yaptı. Yapılan çağrıda, Suriye’de Alevi halkının sistematik şiddet, katliam ve zorla yerinden edilme politikalarıyla karşı karşıya olduğu vurgulanarak, uluslararası kamuoyunun sessizliğine dikkat çekildi.

Kadıköy’de Ortak Eylem

Aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu,  İstanbul Arap Alevi Meclisi, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği  ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’’nın da bulunduğu Alevi kurumları, 3 Ocak Cumartesi günü saat 17.00’de İstanbul Kadıköy’de bulunan Kalkedon Meydanı’nda bir araya gelerek basın açıklaması ve protesto gerçekleştirecek. Eylemde, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların son bulması, faillerin yargılanması ve Alevi halkının can güvenliğinin sağlanması taleplerinin dile getirilmesi bekleniyor.

“Katliamlara Sessiz Kalmayacağız”
Alevi kurumları, Suriye’de yaşananlara karşı sessiz kalmayacaklarını belirterek, tüm duyarlı kesimleri Kadıköy’de yapılacak eyleme katılmaya ve Alevi halkıyla dayanışmayı büyütmeye çağırdı.

İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan Crans-Montana’daki Facia İçin Açıklama Alevitische Union Europa E.V

İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu, İsviçre’nin Wallis kantonunda bulunan Crans-Montana’da yılbaşı gecesi meydana gelen patlama ve yangına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, yaşanan olayın derin bir üzüntüyle karşılandığı belirtildi.

Yaklaşık 40 Kişi Hayatını Kaybetti
Basında ve resmi kaynaklarda yer alan bilgilere dikkat çekilen açıklamada, patlama ve ardından çıkan yangında yaklaşık 40 kişinin yaşamını yitirdiği, 100’den fazla kişinin ise yaralandığı ifade edildi. Yaralıların büyük bölümünün durumunun ağır olduğu vurgulanırken, olayın halen yetkililer tarafından tüm yönleriyle araştırıldığı kaydedildi.

“Ailelere Sabır, Yaralılara Acil Şifa”
İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu, açıklamasında hayatını kaybedenlerin ailelerine sabır dileklerini iletirken, yaralılara acil şifalar temennisinde bulundu. Bu tür acı olayların toplumları derinden sarstığına dikkat çekildi.

Yetkililere Önlem Çağrısı
İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu, facianın tüm ayrıntılarıyla aydınlatılmasının önemine vurgu yaparak, benzer felaketlerin bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınmasını umut ettiklerini ifade etti. Açıklamada, resmi makamların yapacağı açıklamaların dikkatle takip edildiği belirtildi.

Dayanışma Mesajı
Açıklamanın sonunda, İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu’nun yaşanan acı karşısında dayanışma içinde olduğu vurgulanarak, kamuoyuna saygıyla duyuruda bulunuldu.

Haber alevihaberagi.org adresinden alınmıştır.

Pir Hasan Kılavuz: 2026, barış ve kardeşliğin yılı olsun!

2026 Yılı Barış ve Kardeşlik Yılı Olsun

Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, yeni yıl mesajında 2026 yılının barış, birliktelik ve kardeşlik dolu bir yıl olmasını diledi. Kılavuz, 2025 yılında yaşanan sıkıntıların ve öfkenin 2026’da sona ermesini temenni etti.

Kılavuz, Gağan ayının önemine vurgu yaparak, “Gittiğimiz her ziyarette bir mum yakarız. Yoksulluk, dargınlık ve kırgınlık bitsin; topraklarımız bereketli, pınarlarımız dolu olsun” dedi. Bu dileklerin tüm insanlık için huzur getirmesi umudunu paylaştı.

Yeni yılın, insanların barınaksız ve doğanın yoksul kalmadığı bir yıl olmasını temenni eden Kılavuz, Hızır’ın tüm insanlığa huzur getirmesi dileğiyle yeni yılını kutladı. Barış ve kardeşlik vurgusu ile toplumsal birliğin önemini bir kez daha hatırlattı.

Suriye’deki Alevi Katliamlarına Karşı Ses Veriyoruz!

Suriye’de Alevilere yönelik artan saldırılar ve katliamlar, Alevi kurumlarının İstanbul’da ortak bir eylem çağrısı yapmasına neden oldu. Yapılan açıklamalarda, Alevi halkının sistematik şiddet, katliam ve zorla yerinden edilme politikalarına maruz kaldığına dikkat çekildi. Ayrıca, uluslararası kamuoyunun sessizliğine vurgu yapılarak, bu duruma karşı harekete geçilmesi talep edildi.

İstanbul Arap Alevi Meclisi, Türkiye Alevi Federasyonu ve Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu gibi çeşitli Alevi kurumları, “Suriye’de Alevi Soykırımını Durdurun” ifadeleriyle bir görsel çağrı yayımladı. Bu çağrıda, yaşananların insanlığa karşı bir suç olduğu belirtildi.

Kurumlar, 3 Ocak Cumartesi günü saat 17.00’de İstanbul Kadıköy’de bulunan Kalkedon Meydanı’nda bir araya gelecek. Eylemde, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların sona ermesi, faillerin yargılanması ve Alevi halkının can güvenliğinin sağlanması gibi talepler dile getirilecek.

Alevi kurumları, uluslararası insan hakları kuruluşlarına yönelik de çağrıda bulundu. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, Suriye’deki durumu yerinde inceleyerek acil koruma mekanizmalarının devreye sokulması gerektiği ifade edildi. Açıklamada, sessiz kalmanın suça ortak olmak anlamına geldiği vurgulandı.

Son olarak, Alevi kurumları, Suriye’de yaşananlara karşı duyarlı kesimleri Kadıköy’deki eyleme katılmaya ve Alevi halkıyla dayanışmayı büyütmeye davet etti. Bu eylem, Alevi halkının yaşadığı trajediye dikkat çekmenin yanı sıra, uluslararası kamuoyunun da sürece dahil edilmesi açısından büyük önem taşıyor.

Aykol’un cenaze töreni detayları belli oldu!

Yaşamını yitiren gazeteci Hüseyin Aykol için cenaze töreni 2 Ocak’ta Ankara’da gerçekleştirilecek. 14 Ekim 2025’te geçirdiği beyin kanaması sonrasında 1 Ocak’ta hayata veda eden Aykol, özgür basın mücadelesinin önemli isimlerinden biriydi.

Aykol’un cenaze töreni, 2 Ocak’ta saat 10.30 ile 12.30 arasında Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde yapılacak. Törenin ardından, Aykol saat 14.00’te Karşıyaka Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlanacak.

Cenaze töreninin ardından İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde taziye kabul edilecektir. Aykol, 70 yaşında hayata veda ederken, geride bıraktığı eserleri ve mücadeleleriyle anılmaya devam edecektir.

Almanya’da Tele2 Haber ve Merdan Yanardağ İçin Dayanışma Kampanyası

Almanya’da yaşayan demokrasi güçleri, Tele2 Haber ve haksız yere tutuklu bulunan kanalın Genel Yayın Yönetmeni Dr. Merdan Yanardağ ile dayanışma amacıyla bir bağış kampanyası başlattı.

Kampanya, daha önce Köln’de Dom Katedrali önünde yaklaşık 200 kişinin katılımıyla düzenlenen Tele1 dayanışma eylemini organize eden “Tele1 ve Merdan Yanardağ ile Köln Dayanışma Platformu” ile partiler ve inançlar üstü bir yapı olan Fikir Atölyesi Derneği tarafından birlikte yürütülüyor. Aynı yapı, 2025 yılı içinde Oberhausen ve Köln’de Merdan Yanardağ’ın katılımıyla konferanslar da düzenlemişti.

Dayanışma çağrısında, Merdan Yanardağ’ın 70 gündür mahkeme kararı olmaksızın özgürlüğünden mahrum bırakıldığı, henüz sorgulanmadan Tele2 Haber’e el konulduğu vurgulandı. Bu sürecin anayasal hak ihlali olduğu belirtilirken, çok sayıda basın emekçisinin işsiz bırakıldığına dikkat çekildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Merdan Yanardağ yurtsever bir gazetecidir. Toplumu aydınlatmaktan başka bir şey yapmamıştır. Bu bir zulümdür. Yanardağ ve Tele2 emekçileri yalnız değildir. Gerçekleri halkla buluşturmaya devam eden Tele2 Haber’e sahip çıkıyoruz.

Yetkililer, YouTube ve sosyal medya üzerinden zor koşullarda yayınlarını sürdüren Tele2 Haber’e destek çağrısı yaparak, tutsak gazeteciler, siyasetçiler ve aydınlar için özgürlük talebini yineledi. Yeni yılın, Merdan Yanardağ ve tüm yol arkadaşlarının özgürlüğüne kavuştuğu bir yıl olması temenni edildi.

Bağış Bilgileri:
Banka: Sparkasse Mülheim an der Ruhr
IBAN: DE56 3625 0000 0175 1894 32
Alıcı: Ideen Werkstatt e.V
Açıklama: Tele2 Dayanışma / Köln Platformu

Bağışlarla ilgili detaylı bilgiye sosyal medya hesapları üzerinden ulaşılabileceği belirtildi.

Aleviler İçin Yeni Bir Eşik: 2025’in Acıları, 2026’nın Umudu HURİYE KABAYEL

2025’i Bıraktıkları, 2026’da Beklentiler: Artık Aynı Acıları Taşımak İstemiyoruz, Aynı Kaderi Kabul Etmiyoruz — Türkiye’de, Suriye’de ve Avrupa’da Aleviler İçin Yeni Bir Eşik

2025’i geride bırakırken yalnızca bir takvim yılını kapatmadık. Hepimizin yüreğinde biriken ağır bir yükle, bitmeyen bir sorguyla, yorulmuş ama hâlâ direnen bir umutla girdik 2026’ya. Ekonomik krizin, siyasal baskıların, toplumsal adaletsizliğin ve kimlik inkârının yoğunlaştığı bir yılı geride bırakırken bir kez daha gördük ki: Böyle devam edemeyiz. Aynı acıları taşımaya, aynı haksızlıklara boyun eğmeye mecbur değiliz.

Biz Aleviler — Kürt Aleviler, Türk Aleviler, Arap Aleviler, Bektaşiler ve farklı ocakların bütün canları — bu coğrafyanın vicdanını, barış umudunu ve adalet arayışını taşıyan kadim bir inanç topluluğuyuz. Fakat 2025 bize bir kez daha şunu hatırlattı:
Eğer demokrasi güçlenmezse,
Eğer eşit yurttaşlık sağlanmazsa,
Eğer devlet halkını gerçekten kucaklamazsa,
acılar ders olmaktan çıkar, kader olarak dayatılmaya devam eder.

Biz tarihin yükünü taşıyoruz.
Maraş’ın ateşi, Çorum’un karanlığı, Sivas’ın külü, Gazi’nin yarası hâlâ içimizde.
Her siyasal gerilimde bu acılar yeniden canlanıyor, yeniden hatırlatılıyor.
Bu yüzden 2025’e sadece bir yıl olarak değil; uzun bir tarihsel yüzleşmenin devamı olarak bakıyoruz.

Ve açıkça söylüyoruz:
Artık aynı şeylerin tekrarlanmasını istemiyoruz.
Acılarımız hafızamızda kalacak, ama geleceğimizi acıya teslim etmeyeceğiz.
Bu gerçek Türkiye sınırlarının çok ötesinde.

Suriye Alevileri/Nusayriler, yıllardır savaşın gölgesinde kimliklerini, yaşamlarını ve güvenliklerini korumaya çalışıyor. Onların barış, onur ve huzur talebi bizim kalbimizde yankılanıyor. Bölgenin geleceği planlanırken Alevilerin sesi, korkuları ve beklentileri hesaba katılmadan kurulacak hiçbir düzen gerçek ve kalıcı olamaz. Çünkü Aleviler bu coğrafyanın hem hafızasıdır hem de geleceğidir.
Ve bir başka önemli alan: Avrupa.
Avrupa’da yaşayan yüzbinlerce Alevi var.
Göçle yoğrulmuş, gurbetle büyümüş, kimliğini ve inancını yaşatmak için emek veren güçlü bir diaspora var.
Avrupa’daki Aleviler yalnızca Türkiye’den uzaklaşmış insanlar değil; kimliğini savunan, çocuklarının kimliksizleşmesine izin vermek istemeyen, örgütlü bir mücadeleyi sahiplenen toplumsal bir güç. Cemevleri kurdular, kurumlar inşa ettiler, köklerini korurken yeni bir yaşam kurdular. Avrupa bir nefes alanı sundu; ama mücadele bitmedi.
Avrupa’daki Aleviler hâlâ asimilasyonla, kültürel erozyonla, aidiyet sorunlarıyla boğuşuyor. Gençlerin kimlikten kopma riski, Aleviliğin sadece folklorik bir unsur gibi görülmesi ve siyasal dayanışmanın zaman zaman zayıflaması ciddi sorunlar olarak karşımızda duruyor.

Ama bunun yanında çok güçlü bir gerçek var:
Avrupa’daki Aleviler, sahip oldukları demokratik deneyim, örgütlü yapı ve uluslararası dayanışma gücüyle; Türkiye’deki ve Suriye’deki Aleviler için önemli bir ses, önemli bir destek ve büyük bir moral kaynağıdır.

Bu nedenle 2026, Avrupa’daki Aleviler için de büyük bir çağrı yılıdır:
Sesi büyütmek, kimliği güçlendirmek, daha güçlü bir ortak söz üretmek ve coğrafyamızdaki Alevilerle daha derin bağlar kurmak…
Peki, 2026’dan ne bekliyoruz?
Göğe bakıp boş bir umut değil,
somut ve geciktirilmeyen adımlar bekliyoruz.
Türkiye’de:
* Cemevlerinin Dergahlar ibadethane olarak tanınmasını,
* İnancımızın anayasal güvenceye kavuşmasını,
* Eğitimde ayrımcılığın son bulmasını,
* Eşit yurttaşlık hakkının gerçek anlamda tanınmasını,
* Kadınların ve gençlerin daha güçlü söz sahibi olmasını istiyoruz.
Suriye’de:
Alevilerin güvenliğinin, eşitliğinin ve onurlu yaşam hakkının güvence altına alınmasını istiyoruz.
Avrupa’da:
Alevi kurumlarının daha güçlü olmasını, gençlerin ve kadınların ön saflarda yer almasını, Aleviliğin bir hatıra değil; yaşayan, nefes alan bir değer olarak korunmasını istiyoruz.
Ve en çok şunu istiyoruz:
Gerçek barış.
Lafta değil, kâğıtta değil;
adaletle gelen, eşitlikle büyüyen, halkların kardeşliğiyle güçlenen bir barış.
2026’ya girerken içimizde büyük bir soru ve büyük bir kararlılık var:
Bu coğrafyada hep aynı hikâyeyi mi yaşayacağız?
Yoksa artık kendi kaderimizi değiştirecek cesareti mi göstereceğiz?
Biz Aleviler olarak cevabımız net:
Artık aynı yaraları taşımak istemiyoruz.
Artık aynı kaderi kabul etmiyoruz.
Artık ertelenmiş demokrasiyi, ötelenmiş eşitliği ve susturulmuş barışı kabul etmiyoruz.

Türkiye’de, Suriye’de ve Avrupa’da;
Aleviler artık daha güçlü, daha bilinçli ve daha kararlı bir sözün peşindedir
Ve bu söz şudur:
Biz bu coğrafyanın yükü değil vicdanıyız.
Biz nefretin değil barışın mirasçılarıyız.
Ve biz artık insanca, onurlu ve eşit bir yaşam istiyoruz.
Aşk ile.
Huriye. Kabayel.

Alevilere Yönelik Saldırılar: HDK, İnsanlığa Karşı Suç Dedi

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Suriye’nin Lazkiye bölgesinde Alevilere yönelik artan saldırıların artık münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. HDK, bu durumun insanlığa karşı suç kapsamında ele alınması gerektiğini ifade etti. Yapılan yazılı açıklamada, Lazkiye’de yaşananların bir güvenlik sorunu olarak geçiştirilemeyecek kadar ciddi olduğu belirtildi.

Açıklamada, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve Suriye Geçici Şam Yönetimi ile bağlantılı güvenlik güçlerinin bölgeye konuşlandırılmasının ardından, Alevilerin yoğun yaşadığı alanlarda inanç temelli sistematik şiddet uygulandığına dair ciddi bilgiler paylaşıldı. Sivil ölümler, zorla yerinden etmeler ve mülklerin yakılıp yağmalanmasının hedefin Aleviler olduğunu gösterdiği kaydedildi.

HDK, Alevilerin yaşadığı bölgelerdeki şiddet ve zorla yerinden etme olaylarının görmezden gelinemeyeceğini vurguladı. Sivillerin yaşam hakkının ihlaline neden olan her türlü müdahalenin kabul edilemez olduğu belirtildi. Uluslararası toplumun sessizliğinin, bu suçların zeminini genişlettiği ve şiddeti artırdığı ifade edildi.

Açıklamada, Türkiye’nin Suriye’de yaşanan bu vahşete sessiz kalmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Türkiye’nin, hem bölgesel sorumluluğu hem de taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri gereği sivillerin korunması konusunda açık ve etkili bir tutum alması gerektiği dile getirildi.

Son olarak, HDK, Alevilerin yaşadığı bölgelerdeki sivil ölümler ve hak ihlallerinin açığa çıkarılması için Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası mekanizmaların acilen harekete geçirilmesi gerektiğini belirtti. Saldırılar karşısında sessiz kalmanın, bu suçları normalleştirmek anlamına geleceği ifade edildi.

Hüseyin Mat: “Yeni Yıl, Barış ve Kardeşliğin Yılı Olsun”

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yeni yıl dolayısıyla yayımladığı mesajında barış, adalet ve dayanışma temalarını öne çıkardı.

2025 yılının zorlu geçtiğini belirten Mat, 2026 yılının umutların yeniden yeşerdiği bir dönem olmasını diledi. Barışın, adaletin ve dayanışmanın güçlendiği bir yıl temennisinde bulundu.

Başkan Mat, herkesin sevdikleriyle birlikte sağlık, huzur, mutluluk ve başarı dolu bir yıl geçirmesini dileyerek yeni yılı en içten duygularla kutladığını ifade etti.

Yeni yılın kötülüklerin azaldığı, iyiliklerin çoğaldığı; sevgi, anlayış ve umudun yol gösterdiği bir yıl olmasını isteyen Mat, mesajını “Aşk ile” sözleriyle sonlandırdı.