Ana Sayfa Blog Sayfa 402

Mithat Sancar: Tereddüt etmeyin sandığa gidin

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, birinci turda rejimi durduklarını ikinci turda ise yapılacak olan şeylerin belli olduğunu herkesin mutlaka sandığa gitme çağrısını yaptı

Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Seçim Özel programında Artı TV Genel Yayın Yönetmeni Ali Duran Topuz ve Kemal Avcı’nın sorularını yanıtladı.

Rejimi durdurduk

Birinci turda rejimi durdurmayı başardıklarını söyleyen Sancar: “Böyle bir sistemde ilk turda rejimi durdurmak kimsenin küçümsenmemesi gereken bir sonuçtur. Karşınızda 21 yıldır iktidarda olan bir yapı var” dedi. Sandığa eksiksiz gitme çağrısı yapan Sancar, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu bir referandum olduğunu, bu refarandum da oylanacak şeylerin ortada olduğunu söyledi..

Tereddüt etmeyin sandığa gidin

Sandığa herkesin mutlaka gitmesini de isteyen Sancar, seçmenlere net bir çağrı yaparak mutlaka herkesin eksiksiz ve tereddüt etmeden sandığa gitme çağrısı yaptı. Bütün seçmenlere “Sandığa ne olursa olsun mutlaka gidin” çağrısı yapan Sancar, “Bunların varlığı tereddütleri arttırmasın. Sandığa gitsem de bu YSK varken sonuç değişmeyecektir gibi bir duyguya kimse kapılmasın. Bu bir referandumdur. YSK’nin yapabileceği çeşitli manipülasyonlara karşı da en etkili tedbir, her bir seçmenin aynı zamanda bir sandık görevlisi olarak hareket etmesidir” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

 

#Mithat #Sancar #Tereddüt #etmeyin #sandığa #gidin

Budak: Türkiye, Irak ve KDP kuşatmasının ortak noktası Kürt düşmanlığı

Mexmur kampına yönelik ablukaya karşı direniş sürerken, yaşananları değerlendiren Mexmûr Demokratik Halk Meclisi Eşbaşkanı Filiz Budak, Türkiye, Irak ve KDP kuşatması ile karşı karşıya olduklarını ancak özgürlükleri için direneceklerini vurguladı

Irak ordusu 20 Mayıs’tan bu yana Mexmûr Kampı’nı (Şehîd Rüstem Cudî Kampı) ablukaya alarak tel örgü ile çevirip kuleler yapmak için halka saldırmayı sürdürüyor. Ablukaya karşı halkın direnişi de devam ediyor.
JINNEWS’ten Melek Avcı’ya konuşan Mexmûr Demokratik Halk Meclisi Eşbaşkanı Filiz Budak saldırılara ve sergilenen direnişi değerlendirdi.

30 yıldır direniyoruz

Saldırıların 20 Mayıs’ta başladığını belirten Budak, saldırılara karşı halkın çadırlar kurarak direndiğini ifade etti. Kamptaki halkın baskı altına alınarak bir esir alma politikasının işletilmeye çalışıldığını söyleyen Budak, buna karşı 30 yıldır direndiklerini ifade etti.

Türkiye-KDP- Irak kuşatması

Kuşatmaya karşı direnen halkın bir bütün olarak Türkiye, Irak ve KDP işbirliği etrafında esir alınmaya çalıştığının altını çizen Budak, “Tabi bu da Türk devletinin isteği üzerine yapılan bir girişim ve saldırıdır. Ayrıyeten Mala Barzani dediğimiz KDP güçlerinin isteğidir. Çünkü 94’ten 98’e kadar KDP eliyle yapmak isteği her şeyi yaptırdı. Değiştirdiğimiz bütün kamplar 94-98 döneminde yaşandı. Şimdi de yarım bıraktığı işi Irak hükümetinin eliyle yaptırmak istiyor. Irak hükümeti de son 3 yıldır bu isteklerine cevap vermeye çalışıyor, kampı kuşatma girişiminde bulunuyorlar. Onlar zırhlı araçlarla ve silahlarla saldırırken Mexmûr halkı sadece taşlarla onları kovalamaya çalıştı, kovaladılar da çünkü inşa etmek istedikleri kuleler Mexmûr’un dibindeydi. Halkın onları kovalamasıyla 100- 100 metre kampın aşağısına gittiler” diye konuştu.

Herkes direnmekte kararlı

Abluka sonrası Irak hükümeti ile görüşme yaptıklarını ve bu görüşmelerin sonuç vermediğini belirten Budak şunları söyledi: “Hiçbir şey ama hiçbir şey bizim özgürlüğümüzden daha önemli değil biz 30 yıldır Türk devletine karşı, KDP’ye karşı direniyoruz. DAİŞ’e karşı direndik, bir sürü güce karşı direnmiş bir halkız. Buna karşı da direniriz, gerekirse bedel öderiz ama geri adım atmayacağız. Fakat Irak ordusu yaptığı hataları bile kabul etmedi, yaraladığını, ateş açtığını kabul etmedi ve ısrarla, ‘biz devletiz, bunu yapacağız, karar verdik’ dediler.”

Kürt düşmanlığı ortak noktaları

“Her ne kadar Kurdistan’da federe hükümet varsa da bu hükümet bugün Irak hükümetinin istemediği hiçbir şeyi yapamayacak durumdadır” diyen Budak, “Özellikle söz konusu petrol, Kurdistan toprağı olduğunda birinci derece söz sahibi Irak hükümetidir. Kurdistan sömürgecisi olduğu için Türk devletiyle ortak yönleri budur. Ayrıca misakı milli sınırlarını gerçekleştirmek isteyen AKP-MHP faşizmi burada Irak hükümetini kullanarak Şengal-Mexmûr-Kerkük hattını bir yapmaya çalışıyor. Burada ikisinin ortak noktası budur, ortak noktaları Kürt düşmanlığıdır, özgür Kürde olan öfkeleri ve nefretidir. Elbette direniş devam edecek, bu halk böyle bir yaptırıma boyun eğmeyecek, geri adım atmayacaktır. Çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle bu yaptırıma karşı biz direneceğiz diyorlar. Başarana kadar ısrarcılar” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Budak #Türkiye #Irak #KDP #kuşatmasının #ortak #noktası #Kürt #düşmanlığı

‘Sonuç ne olursa olsun mücadele kaçınılmaz’

28 Mayıs’ta herkesin oy kullanmaya çağıran DAD İzmir Şubesi Eşbaşkanı Nebahat Çelik ‘Seçimden sonra mücadele kaçınılmaz’ dedi

14 Mayıs’ta gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı ve 28’inci Dönem Milletvekilliği Genel seçimlerinde Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldı. Bu süreçte adaylar destek için siyasi partilerle ve siyasetçilerle görüştü. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın ikinci turda Kemel Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıklaması üzerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun sık sık mültecilerin geri gönderilmesi konusundaki söylemleri ve reklam afişleri birçok kesim tarafından tepki aldı. JİNNEWS’ten Nazlıcan Yıldız’a konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Eşbaşkanı Nebahat Çelik mülteci karşıtlığıyla siyaset yürütüldüğünü, bu ayrıştırıcı dilin kullanılmaması gerektiğinin mesajını verdi.

 ‘Mücadele konusunda kadınlara daha çok çaba düşüyor’

İkinci turda herkesin oy kullanması gerektiğini belirten Çelik , ikinci turda her iki adayın vadettiği sistemin çok farklı olmadığına dikkat çekerek üçüncü yolun varlığına işaret etti. Çelik, hegemonyayı bir nebze de olsa yıkmak için Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verileceğini ifade ederek, “Fakat ‘biz destek verdik, demokrasi gelecek, evlerimizde oturalım’ böyle bir şeyin de olmayacağını biliyoruz. Bizim için çok güllük gülistanlık olmayacağının bilincindeyiz. Baktığımızda AKP ile beraber HÜDA-PAR ve Yeniden Refah Partisi’nin gelmesi, kadınlara bakış açıları, HÜDA-PAR’ın kadınları sahiplendireceğiz söylemleri kadınlar açısından bakıldığında aşağılık bir söylemdir. Kabul edilir bir yanı yok. Mevcut sisteme baktığımızda zaten hepsi erkek, sistem gittikçe erkleşiyor. Bu kadınlar açısından çok vahim bir şeydir. Bu yüzden özellikle kadınların bu süreçte hem oy kullanma konusunda hem de mücadele konusunda daha çaba gösterip sarılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

‘Mülteciler üzerinden siyaset yapılıyor’

Mülteci karşıtlığıyla siyaset yürüttüğü bilinen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklamasıyla birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’nun mülteciler hakkındaki söylemlerinin artmasıyla ilgili de konuşan Çelik, mülteciler üzerinden siyaset yapmanın kabul edilemez olduğunu belirterek, “Biz Aleviler olarak 72 millete aynı nazarda bakıyorsak mültecilere de aynı gözle bakmamız gerekiyor. Mevcut sisteme karşı yanına almış olabilir ama yanlarına aldıkları kişinin de diğerlerinden bir farkı yok. Onlar da mülteciler üzerinden siyaset yapıyor, kayyum politikalarını destekliyor. O yüzden Aleviler açsından da ötekiler açısından da bunları kabul etmiyoruz. Çünkü mevcut iktidarın bu söylemleri yüzünden bir an önce gitsin diyerek destek vermeye çalışıyoruz ama aynı söylemlerde bulunulduğu zaman ister istemez biz de farklı şeyler düşünüyoruz. O zaman ‘biz oy verirsek değişen bir şey olmayacak mı’ diye düşünüyoruz. Bu yüzden dilin biraz daha yumuşatılması gerekiyor” dedi.

‘Onları göndermemiz lazım’

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ikinci tura kalan seçimler sonrası dilinin değiştiğine dikkat çeken Çelik, “Bu bizim açımızdan da tehlikelidir. Kadınlar, Aleviler, ötekiler açısından da tehlikelidir. Bir insan olarak bunu kabul etmek doğru değildir. Mültecilerin nasıl koşullarda yaşadıklarını biliyoruz, ne koşullarda geldiklerini biliyoruz ama onların üzerinden de kirli siyaset yapmak doğru değil. Biz oyumuzu kullanacağız ama bunun sadece oyla bitmemesi lazım. İlerisi için ne yapabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor. Özellikle kadınlar açısından düzen yıkılmazsa korkunç şeyler olacak. Onları göndermemiz lazım. Seçim sonuçları nasıl olur bilmiyorum ama bizim mücadelemiz devam edecek. Bu söylemlerden kurtulmak gerekiyor çünkü bu bir Alevi dili değil, bir insan dili değil” diye ifade etti.

‘Kadınlar mücadele etmeye devam edecekler’

Sonuç ne olursa olsun kadınlar ve Aleviler için değişen bir şey olmayacağını kaydeden Çelik, mücadelenin kaçınılmaz olduğunu vurgulayarak “Ötekiler, Aleviler, kadınlar için de mücadele kaçınılmazdır. Bizim mücadelemiz devam edecek. Özellikle kadın mücadelesi son yıllarda daha da yükseldi. Kadınlar yan yana, omuz omuza geldi bundan sonra da mücadele etmeye devam edecekler. Mevcut iktidar ne kadar katılaşırsa ve faşistleşirse kadınların mücadelesi o denli büyük olur” diye belirtti.

İZMİR

 

 

#Sonuç #olursa #olsun #mücadele #kaçınılmaz

Şam hükümetinin ambargosunu üreterek kırıyorlar

Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’de yaşayan kadınlar, Şam hükümetinin mahallelerine uyguladığı ambargoyu yoğurt projesi ile kırıyor

Suriye’de Şam hükümetinin Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik ambargosu 9 aydır sürüyor. Ambargodan dolayı mahallelere gıda başta olmak üzere temel ihtiyaç malzemesi ve yakıtın girmesine izin verilmiyor. Şêxmeqsûd’da yaşayan kadınlar, kısıtlı imkanlarla yaptıkları yoğurt vb. ürünleri satarak bir yandan yaşamlarını sürdürüyor bir yandan da insanlara destek olmaya  çalışıyor. Kongreya Star Ekonomi Komitesi’nden Kurdistan Elîko, ambargoya karşı yürüttükleri projeye ilişkin JINNEWS’e değerlendirmelerde bulundu

Ambargoya karşı kaynatılmış yoğurt projesi

Şêxmeqsûd Mahallesi Kadın Ekonomi Komitesi olarak, Efrînli kadınların rengi ile yeni bir proje geliştirmek istediklerini belirten Kurdistan, kaynatılmış yoğurt projesi ile hem mahalledeki kadınlara destek olmaya çalıştıklarını hem de ambargoya karşı kendi üretimlerini sağladıklarını söyledi. Şam hükümetinin çıkardığı engellere de değinen Kurdistan, “Rejimin çıkardığı engellemelerden dolayı yaptığımız yoğurtları büyük zorluklarla buraya ulaştırıyoruz.  Şam hükümetinin kurduğu kontrol notlarından birçok aramadan geçiriliyoruz. Bu mahalleye yaptığımız yoğurtları geçirinceye kadar büyük zorluklar yaşıyoruz. Ancak halka yardım etmek için bunu yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber: Mîdye Miqted/Jinnews

#Şam #hükümetinin #ambargosunu #üreterek #kırıyorlar

Hakim polislerin mahkemeye geleceğini düşünerek az ceza vermiş!

Nisêbîn’de ulusal kıyafet giyen biri çocuk iki kişiyi darp eden polislere verilen para cezasının ertelemesine ‘sanıkların geleceği’ gerekçe yapıldı

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesine bağlı Dicle Mahallesi’nde, 31 Aralık 2022 tarihinde ulusal kıyafet giyen 16 yaşındaki B.K. ile 18 yaşındaki Hüseyin G.’nin, özel harekat polisleri tarafından darp edilmesine ilişkin görülen davada kararını veren Nusaybin 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi, sanıklara “Görevi kötüye kullanmak suretiyle silahla yaralama” suçlamasından en alt ceza sınırı uygulayarak 18’er bin lira para cezası verdi.

Ceza düşürüldükçe düşürüldü

Ardından cezada indirime giden mahkeme, cezayı her bir mağdur yönünden 7 bin 500 lira olarak belirleyerek, her bir sanığın cezasını 15’er bin lira para cezasına çevirdi. Mahkeme ardından bu cezayı 20 taksit ile ödenmesine karar verse de, Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması (HAGB) kararı ile cezayı 5 yıl erteledi.

Polislerin ekonomik durumu yokmuş

Mahkemenin indirim gerekçesi ise pes dedirtti. Buna göre mahkeme kararının gerekçesinde, “cezanın sanıkların geleceği üzerindeki olası etkilerini” dikkate alarak, indirim yapıldığını belirtti. Mahkeme, cezanın alt sınırdan uygulanmasına ilişkin ise, “sanıkların ekonomik ve sosyal durumunu” gerekçe gösterirken, “Sanıkların kişiliği göz önüne alındığında yeniden suç işlemeyecekleri hususunda mahkememizde olumlu kanaat oluşması” diyerek, HAGB uygulanmasına karar verildiği belirtildi.

Ayrımcılık suçudur

Mahkemenin kararını değerlendiren Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mêrdîn Şube Eşbaşkanı Av. Lokman Emen, iki ismin giydikleri kıyafetlerden dolayı darp edildiğini sanıkların da kabul ettiğine dikkat çekerek, “Yöresel kıyafetler insanın kimliğidir. Bir kimliğin suç olarak ya da şüphe nedeni olarak görülmesi açıkça nefret ve ayrımcılık suçudur. Mahkeme bilerek bunu bağlamından koparmaya çalıştı. Sadece sonuç endeksli yaklaşıldı ve öyle karar verdi” ifadelerini kullandı.

100 yıldır işlenen bir suç

Sanıkların olayın başından itibaren tutuklanması gerektiğini ancak buna rağmen tutuklama kararı verilmediğini kaydeden Emen, “Bu karar 100 yıllık bir devlet politikasının son örneği maalesef. Bugün de Ankara JİTEM davasında verilen karar bunların bir silsile olduğunu gösteriyor. Düşman hukuku uygulanıyor. Ceza Kanununun kendisi uygulansa… Ortada ikircikli bir yapı var. Bir Türkiye’de bir de bölgede uygulanan hukuk var. İkinci aşaması ise Kürtlere, ötekileştirilen sınıflara karşı uygulanan hukuk ile diğer sınıflara uygulanan hukuk var. Kimlik farkı var. 100 yıldır Kürtlere karşı işlenen suçlarda açık bir şekilde cezasızlık politikası var” diye belirtti.

Haber: Ahmet Kanbal / MA

#Hakim #polislerin #mahkemeye #geleceğini #düşünerek #ceza #vermiş

Güney : Oy kişiye değil, rejimi değiştirme meselesidir

’20 yıldır başımızda çöreklenmiş bu otoriter rejimin devamlılığına karar verip vermeme seçimi’ diyen siyaset bilimci Atilla Güney, ‘Güçlü bir irade ve katılımla bu seçimlerde oy kullanılması gerekiyor’ dedi

Türkiye’de tarihi olarak nitelendirilen 14 Mayıs seçimleri geride kalırken, kadınlara yönelik politikaları ile gündeme gelen Cumhur İttifakı bileşenlerinden HÜDA-PAR ve Yeniden Refah Partisi, Meclis’te koltuk sahibi oldu. Seçim kararının Resmi Gazetede yayınlanmasının ardından Mart ayında başlayan maraton, 14 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 50 artı bir oy oranının elde edilmemesiyle ikinci tura uzadı. Milyonlarca seçmen, yarın bir kez daha sandığa giderek, Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhur İttifakı adayı Tayyip Erdoğan arasında tercih yapacak.

Siyaset bilimci Atilla Güney, 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerine dair Mezopotamya Ajansı’dan Dilan Akyol’a konuştu.

 ‘İttifaka uyulmadı’

Geçmiş 14 Mayıs seçim sonuçlarına bakıldığında ittifak siyasetinin anlamlı ve doğru bir strateji olmadığını belirten Güney, seçim sonuçlarına göre ideolojik olarak farklı kulvarlarda olan toplumsal tabanların ortak ittifak altında bir karşılığının olmadığını ifade etti. Millet ittifakına bakıldığında parti tabanları arasındaki uyuşmazlıkların seçim sonuçlarına yansıdığını kaydeden Güney, “İYİ Parti’nin seçim sonuçlarına baktığımızda milletvekili seçimlerinde kendi partisine verip cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise Kemal Kılıçdaroğlu’na vermediğini gözlemledik. Her 10 İYİ Partili seçmenden 4’ü Sinan Oğan’a oy vermiş. Seçimlerde Millet İttifakı’na baktığımızda pazarlıktan öteye gidememişler. En başından beri Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin hiçbir şekilde ittifaka uymayacaklarını söylemiştim ve seçim sonuçları doğrulamış oldu” diye anlattı.

‘İkinci tur pazarlık ittifakı’

Oy pusulasında bulunan 26 partiden 20’sinin ırkçı, milliyetçi ve faşizan anlayışa sahip olduğunu vurgulayan Güney, “Seçim sonuçlarına baktığımız da her iki ittifakın içerisindeki milliyetçi oylar çok fazla. Ne yazık ki seçmenin yüzde 60’ı milliyetçilik ve Irkçı bir zihniyetle hareket ediyor. Son günlerde yaşanan mülteci karşıtlığı ve nefret söylemleri bunun göstergesi. Ülkenin bu kadar ekonomik ve toplumsal geleceğe yönelik sorunları varken kalan adayın da yabancı düşmanlığı üzerinden propaganda yürütmeleri korkunç bir şey. Bunu kimse onaylamıyor. İkinci turda yüzde birlik dilimlerle bir adayın seçimi kazanacağı maratona dönüşmüş durumda. Birinci turdaki ittifak anlayışından çok daha gayri ahlaki bir pazarlık ve ittifak anlayışı sürüyor. Tabanla lider arasında örtüşme görmüyorum. Zafer Partisi’nden CHP’ye gelecek oylar belli değilken bu mülteci karşıtlığı söylemler sosyalistler ve Emek ve Özgürlük İttifakı açısından bir kırgınlık yaratmış durumda” dedi.

‘Oy kişiye değil, rejimi değiştirme meselesidir’

Güney, son günlerde tartışılan boykot meselesine ilişkin ise şunları ekledi: “Bu işin bir kişiye oy verme meselesi olmadığını bir rejim değiştirmek olduğunu bilmemiz gerekiyor. 20 yıldır başımızda çöreklenmiş bu otoriter rejimin devamlılığına karar verip vermeme seçimi. Birinci turda Kılıçdaroğlu’na veren sol sosyalist ve Yeşil Sol Parti kitlesinin büyük bir kısmının yine ikinci turda Kılıçdaroğlu’na oy vereceğini düşünüyorum” dedi.

‘Kürtler toplumsal tabanla ittifak yaptılar’

Güney, “Bu seçimde oy alma bazında bakıldığında en yara alan partilerden biri Yeşil Sol Parti oldu. Bunun daha uzun zamanda tartışılacak toplumsal temel nedenleri var. Bunu seçimlerden sonra konuşmak tartışmak gerekiyor. Bütün bu eleştirilere rağmen bu seçimde izlenilen stratejinin çok doğru bir strateji olduğunu düşünüyorum. Kendi adaylarıyla girselerdi, bu kadar oy kaybedilir miydi tartışması yürüyor. Bu oy kaybının salt bu seçim sürecinde izlenen stratejiyle alakalı değil, tam tersine aday çıkarmamak çok doğru bir stratejiydi. Varsayalım ki Yeşil Sol Parti birinci turda kendi adayıyla çıktı. Bu durumda birinci turda Erdoğan’ın çıkma ihtimali çok yüksek olacaktı. O zamanda Türkiye’de sol demokrat cenahı Kürt seçmenini suçlayacaktı, ‘bu rejimi siz ayakta tutuyorsunuz’ diye. Yeşil Sol Parti bu süreçte çok doğru bir strateji izledi. Kürt seçmeni yapılan bütün pazarlıkları ellerinin tersiyle iterek toplumsal tabanda bir ittifak yaptılar. Bunun bir rejim meselesi olduğunu düşünerek oy vermiş. CHP’yle bir taban yakınlaşması var. 2019 seçimlerinde de benzer şeyler yaşandı. HDP ve CHP seçmenin gündelik yaşamda gündelik siyasal mücadelede bir ortaklaşma içerisine girdiğini gördük. Özellikle Kürt seçmeni partinin alacağı kararları kendisine dikte edilen bir emir komuta zinciri içerisinde değil kendi refleksi ve siyasal bilinciyle hareket ettiği için böyle bir karar alıyor” diye konuştu.

 ‘Biz Kürtler olarak hata yapmadık’

Ülkede siyasal bilinci en yüksek ve politik saiklerle hareket eden seçmen tabanını Kürt seçmeni olduğunu ifade eden Güney, “Bu Pazar günü de benzer bir refleksle onca yanlış bilgiye rağmen sandığa gidileceğini düşünüyorum. Özellikle son birkaç gündür boykot çağrıları yapan sahte hesaplar, trollere rağmen HDP tabanın büyük bir kısmının sandığa gideceğini düşünüyorum. Biz Kürtler olarak hata yapmadık. Bu seçimin sandık ve oy oranlarına bakıldığında tek kaybedeni Yeşil Sol Parti görünüyor ama özgürlük demokrasi ve toplumsal yaşamın geleceği açısında bu seçimin tek kazananı Yeşil Sol Parti ve Kürtler. Seçim sonuçları ne olursa olsun, Pazar günü kim kazanacak olursa olsun Kürtler bu seçimlerde Türkiye demokrasisinin, Türkiye toplumunun özgürleşmesinin temel toplumsal teminatı olduğunu bir kere daha bize ve dünyaya göstermiş oldu” şeklinde konuştu.

 Oy kullanma çağrısı

Güney, Türkiye’yi ekonomik anlamda ciddi bir yıkım beklediğini ifade ederek, “Seçim atmosferine girildiğinden bu yana özellikle enflasyon döviz kurları artışında üzerinde seçimden dolayı bir baskı uygulanmış durumda, Pazartesi’den itibaren bir patlamayla karşı karşıya kalabiliriz. Bütün bu karamsar tabloya rağmen bu ekonomideki kötü gidişe rağmen yine de 14 Mayıs’taki güçlü irade duruşunu 28 Mayıs’ta da devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu seçim kimin kazanacağı değil, boykot ya da sandığa gitmeme çağrılarına kulak asılmaması gerektiği, güçlü bir irade ve katılımla bu seçimlerde oy kullanılması gerekiyor.”

MERSİN

 

 

#Güney #kişiye #değil #rejimi #değiştirme #meselesidir

‘Kürt halkı gelip oyunu kullanmalı’

Wanlılar, 28 Mayıs’ta oy kullanma çağrısı yaparak ‘Bu ucube sistemi değiştirelim’ dedi. İstanbul’dan çağrı yapan Yeşil Sol Parti vekili Özgül Saki ‘Erdoğan’ı göndermek bir eşlik’ dedi

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği değişiklik ile 14 Mayıs seçimlerinde yüzde 50 artı bir oy oranının elde edilmemesiyle ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir gün kaldı. Yarın sandık başına gidecek olan milyonlarca seçmen, Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhur İttifakı adayı Tayyip Erdoğan arasında tercih yaparak, 13’üncü Cumhurbaşkanını belirleyecek.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) Wan’da gerçekleştirdiği halk buluşmasına katılan yurttaşlar, 28 Mayıs seçimlerinde oy kullanma ve sandıklara sahip çıkma çağrısı yaparak, “Bu ucube sistemi değiştirelim” dedi.

İstanbul’da ise çağrı yapan Yeşil Sol Parti Milletvekili Özgül Saki, Erdoğan’ı göndermenin bir eşik olduğunu ifade etti.

Wan’dan seslendiler

Sandıklara giderek düzeni değiştirme çağrısı yapan Abdülkerim Yıldırım Çakar, “Bu faşist ve faşizan düzeni irademizin üstünden kaldıralım. Özgür olalım artık, bu baskı ve zulüm çatısı altından kalkalım. Ülkede çoklu krizin sebebi mevcut hükümettir. Herkes var gücüyle el ele verip, bu faşist düzeni yıkmalı. Oyumuza, sandığımıza ve varlığımıza sahip çıkmalıyız. Kazanacağız ve başaracağız” diye konuştu.

Söz bitti

Her bir oyun önemine vurgu yapan Abdurrahman Balbal, “Oy kullanarak ancak bu zalimler yönetimden çekilir. Kürt halkı gelip oyunu kullanmalı. Bizim oyumuzla bu zalimler ve bu sistem değişmelidir. İlk seçimin nasıl alındığını hepimiz biliyoruz. Şimdi sözün bittiği yerdeyiz. Bunlarda ne adalet ne ahlak ne usul ne de Allah korkusu var. Sözde kendilerini dindar gösteriyorlar, fakat dinle bir alakaları yok. Onların bahsettiği din İslam dini değil. Onların dini zulüm dinidir. Eğer insanlar sandığa gidip oylarını kullanmazsa, Kürtler de Türkler de büyük sıkıntılar yaşayacak. İnsanlardan rica ediyoruz, herkes sandığa gitsin” şeklinde konuştu.

İstanbul’dan çağrı

Yarın gerçekleştirilecek oylama için İstanbul seçmenini sandık başına gitmeye çağıran Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Milletvekilli Özgül Saki, değişimin önemli bir eşik olacağını vurguladı.

Kadınlara çağrı

Saki, tüm kadınlara Meclis’teki eril çoğunluğa karşı sandık başına giderek oy kullanma çağrısında bulundu. Seçim sonuçları beklentilerin altında olsa da mücadeleye devam edeceklerinin altını çizen Saki, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 14 Mayıs seçimlerine göre daha farklı bir sonuç alacaklarını söyledi. Meclis’te sağ ve milliyetçi bir ittifak oluştuğuna dikkat çeken Saki, “22 yıllık AKP iktidarı artık siyasi bir parti konumunda değil, bir çıkar ve rant örgütü olduğu için varlık, yokluk savaşı veriyordu. Bu yüzden iktidar seçim sürecinde her türlü usulsüzlüğü mubah gördü. Baskı, gözaltı, yalan dolan her şeyi seçim faaliyeti yaptı. Buna karşılık sol muhalefet cephesinde yeterince bir hazırlık yapılmadı ve halkta yeterince bir güven duygusu yaratılmadı. ‘Nasıl olsa gidecekler’ gözüyle bakılması bizi bu sonucu götürdü” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Kürt #halkı #gelip #oyunu #kullanmalı

Tutuklu 4 yıldır sevk talebine cevap bekliyor!

Ailesi uzakta olan ve ekonomik olarak da zorlanan Sincan 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu Ferit Ak’ın 4 yıldır ailesine yakın bir cezaevine sevk talebine cevap verilmiyor

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz tutuklu bulunduğu Sincan 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nden yaşanan hak ihlallerini haberleştirmeye devam ediyor.

4 yıldır cevap bekliyor

Yılmaz’ın haberine göre, Riha’nın(Urfa) Pîrsus (Suruç) ilçesinde 4 yıl önce tutuklanarak “örgüt üyeliği” iddiasıyla 7 buçuk yıl hapis cezası verilen tutuklu Ferit Ak’ın ailesinin ikamet ettiği Riha ve yakın bir kente talep ettiği sevk isteğine yanıt verilmiyor.

Yol masrafı çok fazla

Masraflarını karşılamak şartıyla şimdiye kadar başvurmadığı kurum ve yetkilinin kalmadığını söyleyen Ak, “kapasite dolu” gibi gerekçelerle sevk edilmediğini dile getirdi. Dört çocuk babası Ak, hem ekonomik zorluk çektiğini hem de görüş için kilometrelerce yol kat eden ailenin her seferinde kaza riskiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Yakın bir kente sevk istiyor

Hem ruhsal hem de ekonomik olarak dayanma gücü kalmadığını belirten Ak, bu süre içerisinde tükendiğini söyledi. Duyarlı kamuoyuna seslenen Ak, ailesinin ikamet adresi olan Riha’ya Mereş (Maraş), Dîlok (Antep), Adana, Osmaniye gibi kentlerdeki bir cezaevine sevk edilmesini istedi.

ANKARA

#Tutuklu #yıldır #sevk #talebine #cevap #bekliyor

Gemlik Yürüyüşü nedeniyle yargılanan 25 kişiye beraat

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin son bulması için düzenlenen Gemlik Yürüyüşü’nden dolayı yargılanan 25 isim beraat etti

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması ve özgürlüğüne kavuşması için 12 Haziran 2022’de Kadıköy’de yapılan Gemlik Yürüyüşünde gözaltına alınan 25 isim hakkında, “toplantı ve gösteri kanuna muhalefet etmek” iddiasıyla Anadolu 9’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın karar duruşması görüldü.

Duruşmada söz verilen iddia makamı, önceki celsede verdiği beraat talepli mütalaasını tekrarladı. Avukatlar da beraat talebinde bulundu. Gerekçeleriyle birlikte kararını açıklayan hakim, bilirkişi raporuna işaret etti ve söz konusu eylemin Anayasa’nın 34’üncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Kadıköy Kaymakamlığı’nın eylemin “kamu düzenini” bozabilecek mahiyette olabileceğini ileri sürerek, yasak kararı verdiğini ancak dosyada bu doğrultuda bir delilin olmadığını, eylemin insan ve araç trafiğini kapatacağına dair iddianın da asılsız olduğunu ve alternatif güzergahların mevcut olduğunu, haliyle eylemin barışçıl toplanma hakkı kapsamında kaldığını ve suç unsuru teşkil etmediğini belirterek, bu iddia yönünden yargılan 25 kişi hakkında beraat kararı verdi.

3 bin TL para cezası

Hakim, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadıköy İlçe Örgütü Eşbaşkanı Koray Türkay’ın eylem sırasında polise sarf ettiği, “10 bin liraya vicdanını satmışsın bir de burada utanmazlık yapıyorsun. Paraya satmışsın kendini paraya, 10 bin liraya, alçak seni” şeklindeki sözleri nedeniyle “hakaretten” cezalandırılmasının istendiğini, ancak bu sözlerin hakaret içermediğini ve rencide edici boyuta ulaşmayan “kaba” sözler olduğunu, bu nedenle bu bağlamda da beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtti. Türkay’a yönelik “Görevi yaptırmamak için direnmek” suçlamasını da karara bağlayan hakim, Türkay’ın bu bağlamda 6 ay hapis cezası verdi. Hakim, bu cezayı ise 3 bin TL para cezasına çevirdi.

HABER MERKEZİ

#Gemlik #Yürüyüşü #nedeniyle #yargılanan #kişiye #beraat

Agirî’de gözaltına alınanlar serbest bırakıldı

Agirî’de sabah saatlerinde ev baskınlarıyla gözaltına alınan çok sayıda kişi emniyet ve jandarma ifadelerinin ardından serbest bırakıldı

Sabah saatlerinde Agirî’nin Dutax (Tutak) ilçesinde de birçok eve asker ve polisler tarafından baskın düzenlendi. Baskınlarda birçoğu genç 35 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. “Örgüt propagandası yapmak” suçlaması yöneltilen ve gözaltına alınan bazı isimler şöyle: “Nevzat Dağ, Celalettin Karataş, Sadık Reşat İyi, Ahmet Öztaş, Bekin Polat, Mehmet Uçar, İbrahim Öztaş, Adem Balta, Cemil Vural, Celal Altun, Kasım Yıldırım, Kerem Artiş, Muhammed Emin Dırbaş, Halit Turan, Şakir Akici, Veysel Uçar, ve Aydın Porsuk.”

Gözaltına alınan kişilerin 2014 yılında bir mitingte PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın posterini açtığı ve pankartlar taşıdığı için haklarında “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla soruşturma açıldı. Gözaltına alınan kişiler emniyet ve jandarma ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

HABER MERKEZİ

#Agirîde #gözaltına #alınanlar #serbest #bırakıldı