Ana Sayfa Blog Sayfa 41

Zeynel Kete: Barış, sözden öte eylem gerektirir!

Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, barışın yalnızca sözle gerçekleşmeyeceğini belirterek, “Barışın toplumsallaşması gerekiyor. Meclis’te yayımlanacak rapor, toplumun hakikatini esas almalı ve somut adımlar atmalıdır” dedi. Kete, Xızır ayının önemine dikkat çekerek, bu dönemde Alevi inancının toplumsal hafızası ve özgürlük bilincine sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.

Kete, Xızır’ın birey, toplum ve doğa arasındaki ilişkiyi güçlendiren bir barış kültürünü temsil ettiğini ifade etti. “Xızır, zorda kalana el uzatmak, umutsuzluğu kabul etmemek ve toplumsal varoluşu sağlamak için bir arayış içinde olmaktır” diyen Kete, Rojava’da yaşanan zulme karşı Alevi toplumunun dayanışma içinde olması gerektiğini belirtti.

Alevi inancının kültürel soykırıma maruz kaldığını söyleyen Kete, ana akım medyada Alevi ulularının nefeslerinin çarpıtılmasının bu soykırımın bir parçası olduğunu vurguladı. Kete, “Alevi nefesleri, yaşam bulma ve varoluşu ifade etme anlamındadır. Bu nefesler, özgürlük mücadelesinin en önemli aletleridir” dedi.

Cemevlerinin imar planlarında ‘ibadethane’ olarak tanınmamasını eleştiren Kete, Alevi toplumu olarak bu duruma karşı duruş sergilemenin önemine işaret etti. “Cemevleri, Alevi toplumsal hakikatin inşa edildiği mekanlardır. Devlet, Aleviliği tanımadığı sürece bu tür tasarruflar yapabilir” şeklinde konuştu.

Kete, ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin önemine de değinerek, bu sürecin Türkiye’deki tüm halkların ihtiyacı olduğunu ifade etti. “Barış, yalnızca bir kavram değil; toplumsal bir gerçeklik olmalıdır. Bu nedenle, barışın inşasında herkesin sorumluluğu büyük” dedi.

Fribourg Alevi Kültür Merkezi’nde Hızır Cemi Coşkuyla Gerçekleşti

Fribourg Alevi Kültür Merkezi tarafından düzenlenen Hızır Cemi, İsviçre’nin Fribourg kentinde yerel basında geniş bir yankı buldu. La Liberté gazetesinde yayımlanan haberde, Cem erkânı ve Alevi inancının temel değerleri ele alındı. Haberde, Alevi öğretisinin dayanışma, eşitlik ve paylaşım gibi toplumsal yönleri vurgulandı.

Fribourg Alevi Kültür Merkezi Başkanı Elif Çalışkan’ın değerlendirmelerine de yer verilen haberde, Cem’in yalnızca bir ibadet değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir buluşma olduğu ifade edildi. Ayrıca, Cem erkânını yönetmek üzere katılan inanç önderi Dertli Divani’nin deyişleri ve saz eşliğinde icrası, etkinliğin önemli unsurları arasında yer aldı.

Haberde, Fribourg’daki Alevi toplumunun Hızır inancının manevi boyutu ve insan merkezli yaklaşımı da aktarıldı. Farklı kuşakları bir araya getiren Cem geleneğinin toplumsal dayanışmaya katkısı ön plana çıkarıldı. Bunun yanı sıra, İsviçre’de yaşayan Alevilerin inanç ve kültürlerinin doğru bir dille kamuoyuna aktarılmasının birlikte yaşam kültürünü güçlendirdiği vurgulandı.

Fribourg Alevi Kültür Merkezi, emeği geçen tüm canlara ve Alevi yolunu sevgi, barış ve hakikat anlayışıyla yaşatan herkese teşekkür etti.

İngiltere’de Tilkiler Toplumu Derneği yeni binasını hizmete açtı

İngiltere’nin başkenti Londra’da, İngiltere Tilkiler Toplumu dernek binasının açılışı gerçekleştirildi. Açılışa çeşitli derneklerin temsilcileri ve çok sayıda topluluk üyesi katıldı. Etkinlik, bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

Açılışta konuşan Tilkililer Toplum Merkezi eşit başkanı Fatma Avcıl, dernek binasının sadece bir mekân olmadığını vurgulayarak, “Burası dostlukların kurulacağı, kültürümüzün yaşatılacağı, gençlerimizin kendini geliştireceği bir buluşma noktası olacaktır. Her yaştan insanın kendine yer bulabileceği bir kurum olmasını diliyoruz” dedi.

Kurdele kesiminin ardından İAKM ve Cemevi Eş Başkanı Kazım Kılıç ile birlikte diğer konuşmacılar sırayla söz alarak düşüncelerini paylaştılar. Tilkililer Toplum Merkezi Eş Başkanı Ali Gültutan ve iş insanı İbrahim Avcıl gibi isimler, derneğin topluma katkı sağlayacağına inandıklarını ifade ettiler.

Açılışta ayrıca Enfield Belediye Meclis Üyesi Bektaş Özer ve eski Başkan Mustafa Kendir de birer konuşma yaparak, derneğin önemine dikkat çektiler. Bu etkinlik, Londra’daki Tilki topluluğu için bir dayanışma ve birliktelik platformu oluşturma amacı taşımaktadır.

Alevi Kurumlarından Milli Eğitim’e Ramazan Genelgesi Tepkisi!

Alevi kurumları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 11 Şubat’ta valiliklere gönderdiği ve okul öncesi ile ilkokul, ortaokul öğrencilerinin katılımını öngören “Ramazan Ayı Genelgesi”ne sert tepki gösterdi. Bu genelgenin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda belirtilen laiklik ilkesine açıkça aykırı olduğunu belirten Alevi temsilcileri, laik ve eşit yurttaşlık temelli eğitim haklarının ihlal edildiğini vurguladı.

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) ve diğer Alevi kuruluşları, genelgenin pedagojik bir düzenleme değil, siyasi iktidarın dini-ideolojik anlayışını dayatmayı amaçlayan bir müdahale olduğunu ifade etti. Açıklamada, “Bu uygulama, Alevi çocukları başta olmak üzere, farklı inanç gruplarını yok sayan tekçi bir anlayışın dayatılmasıdır” denildi.

Alevi kurumları, devletin topluma eşit mesafede durması gerektiğini belirterek, bu tür genelgelerin çocukların zihinlerini belirli bir inanç kalıbına göre şekillendirmeye yönelik olduğunu dile getirdi. “Bu, bir inanç meselesi değil; hak, hukuk ve özgürlük meselesidir” ifadeleriyle, Alevi toplumunun yıllardır maruz kaldığı dışlanma ve asimilasyon politikalarına dikkat çekildi.

Alevi kurumları, genelgenin derhal iptal edilmesini ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adlı müfredatın gözden geçirilmesini talep ederek, laik, bilimsel ve eşit eğitim hakkından vazgeçmeyeceklerini belirtti. Açıklamalarında, “Okullar, bilim ve sanat yuvası olmalıdır; cemaat ve tarikatların kontrolüne terk edilmemelidir” vurgusunda bulunuldu.

Altınova Cemevi’nde Hızır Cemi: Birlikte Hızır Olma Vurgusu!

Altınova Cemevi’nde gerçekleştirilen Hızır Cemi, yoğun katılımla gerçekleşti. Cem erkanını, Hasan Dede Ocağı’ndan Hüseyin Doğan ve Kızıldeli Sultan Ocağı’ndan Dede Mustafa Sazcı yürüttü. Hızır’ın Alevi Bektaşi inancındaki anlamına değinen Hüseyin Doğan, bu kavramın birlik, beraberlik, dayanışma ve merhamet sembolü olduğunu vurguladı.

Doğan, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekerek, “Birlikte toplumsal barışı pekiştirirsek, kimse bizi yere getiremez” dedi. Hızır olmanın, insanların önce kendilerine Hızır olmaları gerektiğini ifade eden Doğan, “Eğer siz mazluma, yetime, açta kalana Hızır olmazsanız, Hızır da sizin yanınızda olmaz” şeklinde konuştu.

PSAKD Altınova Şube Cemevi Başkanı Adnan Arslan, cemevlerinin sadece ibadet yerleri olmadığını, dayanışma ve birlik oluşturmanın önemini vurguladı. Alevilerin karşı karşıya kaldığı asimilasyon politikalarına dikkat çeken Arslan, bu duruma karşı direnmenin gerekliliğini ifade etti.

Arslan, Suriye’de Alevilerin maruz kaldığı zulme dikkat çekerek, birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini kültürel merkezler olarak görmesini eleştirdi. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerektiğinin altını çizen Arslan, Alevi inancının dışındakilerin bu inancı tanımlama hakkının olmadığını ifade etti.

Cem sırasında gülbenglerin okunmasının ardından semah dönüldü ve çerağların sırlanmasıyla lokmalar pay edildi. Bu etkinlik, Alevi inancının ve toplumsal dayanışmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Ali Sizer: Hakk deyişlerinin şiddetle anılması kültürel bir ihanet!

Müzisyen Ali Sizer, Alevi nefesleri ve deyişlerinin şiddet ve çatışma temalı sahnelerde kullanılmasının kültürel bir imha olduğunu belirtti. Sizer, bu eserlerin ruhunu ve geleneğini yok saymanın inanç ve emeğe saygısızlık olduğunu vurguladı. Özellikle son yıllarda popüler dizi ve filmlerde Alevi deyişlerinin çete başı karakterlerinin sahnelerinde yer alması, eleştirilere neden oldu.

Pir Sultan Abdal’ın zalime karşı durduğu için idam edildiğini hatırlatan Sizer, onun deyişlerinin çete sahnelerinde kullanılmasıyla ilgili, “Bu, yeniden bir idamdır. Fiziksel bir ölüm değil; kültürel ve manevi bir yok etmedir” dedi. Alevi nefeslerinin, zulmü durdurmak amacıyla söylenmiş sözler olduğunu belirten Sizer, bu sözlerin zulmün fonuna dönüştürülmesinin büyük bir tahribat olduğunu ifade etti.

Sizer, Alevi inancında nefeslerin “Hakk sözü” olarak kabul edildiğini ve bu değerlerin popüler kültürle araçsallaştırılmaması gerektiğini dile getirdi. Alevi nefeslerinin, bir inancın barış felsefesi olarak saygı görmesi gerektiğini savunan Sizer, bu tür eserlerin şiddetin arka planı olmaması gerektiğini belirtti. Alevi kültürünün kolayca harcanmaması gerektiğini vurguladı.

Son olarak, Sizer, inanç ve kültüre saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, bu konuda daha seçici olunması gerektiğini ifade etti. “Bu büyük bir ihanet olur ve bunun hesabı mutlaka sorulur” diyen Sizer, Alevi nefeslerinin ve geleneklerinin korunması için herkesin dikkatli olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Hızır Cemi Paris Alevi Kültür Merkezi’nde Coşkuyla Gerçekleştirildi

13 Şubat 2026 tarihinde Paris Alevi Kültür Merkezi’nde Hızır Cemi gerçekleştirildi. Cem, Hasan Ali İçlek, Hüseyin Topal ve Metin Doğan dedelerin rehberliğinde yapıldı. Zakirler Cangül Kanat ve Dilara Yüce, nefesleri ve deyişleriyle ceme eşlik etti.

Birlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi olan Hızır Cemi’nde katılımcılar bir araya gelerek niyaz etti, dualarda buluştu. Cem esnasında lokmalar paylaşıldı ve herkes aynı duaya “Hak” diyerek gönüllerini birleştirdi. Hızır’ın umut ve kardeşlik mesajlarının bir kez daha yaşatıldığı bu etkinlik, toplumsal bağların güçlenmesine katkı sundu.

Etkinlikte, lokmalarıyla gelen, hizmet eden ve emeğini ortaya koyan tüm canlara teşekkür edildi. Yapılan hizmetlerin Hak katında kabul olması temenni edildi. PAK Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, birlik ve muhabbetin daim olması dileği vurgulandı.

Celal Fırat: “Hızır Cem, Eşitliğin ve Birliğin Zeminidir”

Celal Fırat, Hızır günleri kapsamında Garip Dede Cemevi’nde gerçekleştirilen Cem buluşmasında önemli açıklamalarda bulundu. Hızır Ceminin, tüm canlıların eşitlendiği ve bir araya geldiği bir eşik olduğunu vurgulayan Fırat, bu özel günlerin anlamını derinlemesine ele aldı.

Fırat, Cem sırasında canlarla birlikte olmanın önemine değinerek, Hızır günlerinde gönüllerin birbirine açıldığını ifade etti. Cem meydanında hakikati arayan canlara selam göndererek, bu birlikteliğin değerine dikkat çekti.

Açıklamasında, sözün özle, gönlün Hak ile buluştuğu yolda yoldaş olan tüm canlara teşekkür eden Fırat, lokmaların kabul olması ve niyetlerin Hak katına ulaşması temennisinde bulundu. Ayrıca, dara duran canlara aşk olsun dileğinde bulunarak, Hakk’ın Hızır lokmalarını paylaşanların dileklerini kabul etmesi için dua etti.

Hızır, insanın vicdanında yeniden doğmalı – Ali Sizer

Ali Sizer, Hızır’ın yeniden anlamlandırılması gerektiğine dikkat çekerek, “Hızır, darda kalana yetişendir ama önce insanın kendi vicdanında dirilmelidir” ifadelerini kullandı. Savaşların, kadın cinayetlerinin ve çocuk istismarlarının artışıyla birlikte Hızır’ın anlamının daha da hayati bir önem kazandığını vurgulayan Sizer, Hızır’ın bir isim ya da mitolojik bir figür değil, vicdan ve varlık birliğiyle anlam kazanan bir inanç hali olduğunu belirtti.

Hızır Ayı’nda Alevilerin üç gün oruç tutarak, cem erkanları yürütüp lokmalarını paylaştığına dikkat çeken Sizer, Hızır’ın darda kalanın imdadı olduğunu ifade etti. Hızır’ın, doğanın kendisiyle bir bütün olduğunu belirten Sizer, “Hak insanın vicdanıdır; vicdanı yok edersen Hakkı da öldürmüş olursun” dedi. Bu bağlamda, kadına ve doğaya yapılan şiddetin Hızır’ın varlığını ortadan kaldırdığını vurguladı.

Modern sistemin doğayla olan ilişkisini eleştiren Sizer, doğanın kendini yenilemesinin Hızır’ın tecellisi olduğunu ancak insanların onu tahrip ettiğini dile getirdi. Kadınların kutsallığına vurgu yaparak, doğanın ve kadının üretkenliğinin, Hızır’ın doğasıyla özdeşleştiğini ifade etti. Hızır’ın yaşamla kavranması gerektiğini, bilgelik ve ilimle anlaşılacağını belirtti.

Hızır Ayı’nın sadece takvimsel bir zaman dilimi değil, aynı zamanda bir iç yolculuk çağrısı olduğunu söyleyen Sizer, “Hızır gönülde olmadıkça, lokma pay edilmedikçe, vicdan diri tutulmadıkça bu Yol yürümez” dedi. Oruç tutmanın sadece aç kalmak değil, aynı zamanda kötülüğe ve zulme karşı durmak olduğunu ifade ederek, Hızır’ın yeniden varlığın birliğine ermek, barışa ve hakikate niyaz etmek olduğunu vurguladı.

Hızır Oruçları’nda Avrupa Alevileri’nden Mesaj: “Hızır, Sessiz Rehberdir”

Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Hızır Oruçları vesilesiyle yayımladığı basın metninde, Anadolu Alevilerinin yüzyıllardır sürdürdüğü bu kadim geleneği kutladı. Federasyon, Hızır oruçlarının derin manevi anlamını saygı ve hürmetle paylaştıklarını ifade etti.

Açıklamada, Hızır’ın Alevi inancındaki yeri vurgulanarak, onun sadece mucizeler gösteren bir veli değil, aynı zamanda ilahi hikmetin diri şahidi olduğu belirtildi. Bozatlı Hızır’ın zor zamanlarda imdadına koştuğu ve umutsuz anlarda kapılar açtığına dair inançlar dile getirildi. Asıl değerin, görünmeyeni sezdiren bilgelikte yattığı ifade edildi.

Federasyon, Arap Alevi öğretisinde “Mana” kavramının önemine dikkat çekerek, ilahi hakikatin anlaşılabilir tezahürüne işaret etti. Bu hakikatin en berrak yansımasının İmam Ali olduğu vurgulandı.

Hızır sevgisinin Anadolu Aleviliğinde oruç, lokma, cem ve paylaşım yoluyla ifade edildiği belirtilirken, “Yetiş ya Hızır” çağrısının merhamet ve adalete duyulan güvenin sembolü olduğu kaydedildi. Kapıların açık bırakılması, sofraların paylaşılması ve yoksulların gözetilmesi, Hızır’ın temsil ettiği değerlerin toplumsal hayattaki karşılıkları olarak tanımlandı.

Federasyon, Hızır Oruçları dolayısıyla Anadolu Alevi canlarının oruçlarını kutlayarak, bu ibadetlerin Hakk katında kabul olması dileğinde bulundu. Mesaj, “Ali menzilimiz, Muhammed rehberimiz, Hızır yoldaşımız, Oniki İmamlar haldaşımız olsun” ifadeleriyle sonlandırıldı.