Ana Sayfa Blog Sayfa 412

Kürt Sanatçılar: Faşizmi yenmek için sandığa gidin

Aralarında Şivan Perwer, Xelil Xemgin ve Deniz Deman gibi isimlerin olduğu Kürt sanatçılar, 28 Mayıs’ta oy kullanma çağrısı yaparak, ‘Faşizmi yenilgiye uğratmak için sandıklara gidin’ dedi

Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerine kısa bir süre kalırken Medya Haber TV’de Erdal Er’in sunduğu seçim özel programına katılan Kürt sanatçılar, AKP-MHP iktidarının ne Kürtlere ne de Türklere demokrasi vaat etmediğini, faşizmi daha çok kurumsallaşmayı vaat ettiğini söyledi. Bu nedenler herkesin 28 Mayıs’ta faşizmi yenilgiye uğratmak için sandıklara gitme çağrısında bulundu.

Şiwan Perwer: Kürtler birleşmeli

Şivan Perwer, sandığa gitme çağrısı yaparak, “Türklerin hakkı var mı ki Kürtlerin bu tarihsel toplumsal güzelliklerini yok etmeye. Bu bir kere insani bir şey değil. Ahlak dışı bir şeydir. Böyle bir ülke gelişemez, demokrasiye de kavuşamaz” diye konuştu.

Kürtlerin, ulusal bir temelde bir araya gelmesinin önemli olduğuna işaret eden Perwer, “Bu olmazsa Kürt halkının geleceği perişandır. Kuzey Kurdistan, dört parçanın anasıdır. Kuzeyde gerçekleşen demokrasi dört parçayı da etkileyecektir. Kürtleri yok edemezler, alt edemezler. Mümkün değil. Kürt halkı artık uyanmıştır. Sadece uyanma ile değil, hareket haline de gelmelidir. Kürt halkı birleşmeli, kaynaşmalı ve büyük bir hareket haline gelmelidir. Bizim liderlerimiz, değerli insanlarımız halen hapiste. Ziyaretlerine bile gidemiyoruz. Hani Türkiye’de demokrasi nerede. İnsan dışı bir yönetim vardır. Kürtler hangi düşüncede olursa olsun birleşmelidir” dedi.

Xelil Xemgin: Seçim değil referandum

Xelil Xemgin de bu seçimlerin normal bir seçim olmadığını bir referandum olduğunu söyledi. AKP-MHP’nin 21 yıllık iktidarında 100 yıllık devleti ellerine geçirdiklerini belirten Xemgin, “Devlet kökünden değiştirildi. Faşizm şu an Türkiye’de yaşanıyor. 21 yıldır adım adım hayata geçirilen faşizm şimdi ise kurumsallaştırılmak isteniyor. Kalıcı hale getirilmek isteniyor. Bu da kendisi ile beraber daha çok savaş ve ölüm getiriyor. Faşizm halklara karşıdır, hak ve adalete karşıdır. Faşizmin kurumsallaşması için bir referandumdur.  Kürt ve Kürtlük adına herşeyi yok etmek istiyorlar. Seçim çalışmalarında yaptıkları propaganda tamamıyla Kürtler üzerinedir. Bu seçim referandumdur. Biz hangi tarafta duracağız. Kürtler birliğini sağlamalı, uyanık olup el ele vermelidir” dedi.

Ozan Diyar: 28 Mayıs’ta da gidip stratejik oyumuzu kullanalım

Ozan Diyar ise, Kürtlerin ‘gelen gideni aratır mı’ gibi soruları sorma gibi bir lüksünün olmadığını söyledi.. Kürtlere reva görülen, zindan, ölüm ve inkar iken Türklere de ekonomik soykırım reva görüldüğüne dikkat çeken Diyar, “Bu iktidar 21 yıldır denenmiş ve kendi dar çevresi dışında herkese zarar vermiş, krize sokmuştur. Kılıçdaroğlu gelse elinde sihirli bir değnek yok. Kürtler bunu da biliyor. Kürtler, 21 yıldır kendisine dayatılan faşizmi yenilgiye uğratmak istiyor. Bizim üzerimizden oyunlar kurarak yada pazarlıklar yaparak Kürtlerin motivasyonunu ahlaklı onurlu duruşundan bir adım geri atmamalı 28 Mayıs’ta da gidip stratejik oyumuzu kullanmamız gerekir.

Meral Alkan: Seçimin galibini kadınlar belirleyecek

Sanatçı Meral Alkan ise, ilk turda yaşanan hilelere dikkat çekerek ikinci turda sandık güvenliğinin daha iyi sağlanması gerektiğinin altını çizdi.  Faşizminin geriletilmesi için Erdoğan’ın ne olursa olsun seçilmemesi gerektiğini belirten Alkan, “seçimin galibini kadınlar belirleyecek. AKP’nin 21 yıldır evlere hapsetmeye çalıştığı kadınlar Erdoğan’ı gönderecektir” dedi.

Deniz Deman: Kadınlar hesap soracak

Deniz Deman, Demokrasi ve özgürlük talebi olan herkesin bu iktidar ile bir sorunu olduğunu söyledi. Türkiye’nin bir kadın mezarlığına döndüğünü hatırlatan Deman, “Bu rejimle sorunu olan en haklı kesim kadınlardır. Kadına reva görülenleri kadınlar çok iyi biliyor. Kadınlar mutlaka sandıktan hesap soracaktır” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Kürt #Sanatçılar #Faşizmi #yenmek #için #sandığa #gidin

‘Milliyetçiliğin, ırkçılığın zirve yaptığı bir dönemdeyiz’

Türkiye’de işkencenin sistematik bir hal aldığını söyleyen hukukçular, ‘İşkencenin bir yönetim biçimi haline geldiğini’ söylediler

Kadıköy’de bulunan Moda sahilinde Kürtçe şarkı eşliğinde halay çeken gençlere dönük polis saldırısında, şiddete maruz kalan 4 genç gözaltına alındı. Polisin şiddetini görüntüleyen bir genç daha gözaltına alındı. Darp edilerek İskele Karakolu’na götürülen gençler, burada ters kelepçeli bir şekilde yüzükoyun yere yatırıldı. İşkenceyi sürdüren polis, mehter marşı çalınan anlara dair görüntüler sanal medyada paylaştı.

Emniyet işlemlerinin ardından Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi’ne sevk edilen gençler, “Görevi yaptırmamak için direnmek” ve “Polise mukavemet etmek” iddiasıyla ifadelerinin alınmasının ardından sevk edildikleri mahkemece adli kontrol şartıyla bırakıldı.

Kamuoyunda büyük tepkiye neden olan işkenceye dair  Mezopotamya Ajansı‘na değerlendirmelerde bulunan hukukçular, 90’lı yılları hatırlatarak, işkencenin yönetim biçimi haline geldiğini söyledi.

‘Türkiye’de iktidar Kürt karşıtlığı üzerinden şekilleniyor’

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Eren Keskin, gençlere yönelik işkenceye dikkat çekerek, “90’lar devlet aklının iktidarda olduğunu gösteriyor” dedi. Seçim süreci boyunca sarf edilen kutuplaştırıcı dilin şiddet ve işkenceye yol açtığını ifade eden Keskin, Türkiye’de ittifakların “Kürt karşıtlığı” üzerinden şekillendiğini söyledi. Keskin, bu nedenle milliyetçilik ve ırkçılığın zirve yaptığı bir döneme girildiği uyarısında bulunarak, “Bu gençlere bu tür işkence olaylarını bunlarla birlikte düşünmek lazım. Ters kelepçe, işkence ve kötü muamele yöntemidir. Şu anda tüm muhaliflere uyguluyorlar. Gençlere işkence uygulanması, mehter marşı dinletilmesi, aynı zamanda işkencenin ırkçı saikle yapıldığı anlamına geliyor” diye konuştu.

‘Eskiden inkar ediyordu şimdi yapıyoruz diyor’

“Kürt’ün diline, halayına, avukatına, doktoruna, insan hakları savunucusuna, gazetesine, gazetecisine ve Kürt varlığına karşılar” diyen Keskin, “Kürtçe şarkılar eşliğinde halay çekmek nasıl bir suç oluşturuyor?” diye sordu. Keskin, “Eskinden devlet inkar ediyordu ve ‘yapmadım’ diyordu. Ancak şu anda açıkça ‘yaptık, yapıyoruz, yapacağız’ diyor” ifadelerinde bulundu.

‘İçişleri Bakanı ‘Üzerinize çökeceğiz’ diyemez’

Keskin, AKP’den milletvekili olmasına rağmen hala İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Süleyman Soylu’nun tehdit ve hedef göstermelerini anımsatarak, bu durumun Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu söyledi. Keskin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiçbir yerde bir İçişleri Bakanı ‘Üzerinize çökeceğiz’ diyemez. Ancak bu ülkede yapılıyor. 90’larda bile bu yapılmıyordu. Çünkü toplumu da buna hazır hale getirdiler. Bunu destekleyen bir çoğunluk var.”

‘İşkence açık mesaj içeriyor’

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Eşbaşkanı Gürkan İstekli, işkencenin açık bir mesaj içerdiğini dile getirdi. Kürt gençlerine yönelik saldırıların “münferit” olmadığını dile getiren İstekli, bu durumun sistematik bir hal aldığını vurguladı. “Her gün yeni bir saldırı ile gözümüzü açıyoruz” diyen İstekli, şunları söyledi: “Kürt gençleri gözaltına alınıp, işkenceye maruz kalıyor. Kürt gençlerinin sindirilmesine, geri tutmaya yönelik olarak okumak gerekiyor. Halay ve şarkı nedeniyle yaşanan işkence, bize inşa edilmek istenen faşist rejiminin boyutunu gösteriyor.”

İstekli, işkenceye karşı suç duyurusunda bulunacaklarını belirterek, “Polisin bu kadar pervasızca, toplumun gözü önünde, kameraların çektiği bir anda bu işkenceyi yapması, ardından ise işkence ettiği gençlere mehter marşı dinlettirmesi ve bunu yayınlaması ancak faşizmin sıradanlaştığı ve topluma hükmetmeye başladığını gösteriyor” diye belirtti.

‘İşkencenin izleri yok edilmeye çalışılıyor’

ÇHD’li avukat Ezgi Önalan, işkenceye uğrayan gençlerin cezalandırılmak istendiğini ifade ederek, “İşkencenin izleri yok edilmeye çalışılıyor. Kendisini mağdur olarak göstermeye çalışıyor. Karşıdakini kriminalize etmeye çalışıyor. İşkenceyi buradan meşrulaştırmaya çalışıyor. Ve bu sürekli oluyor. Bu bir devlet politikasıdır. İşkenceye uğrayan kişiyi marjinalleştirmeye çalışıyor, tutuklamaya sevk ediyor ve ceza da vermeye çalışıyor” diye konuştu.

İSTANBUL

#Milliyetçiliğin #ırkçılığın #zirve #yaptığı #bir #dönemdeyiz

Colemêrg’te seçim operasyonları: Onlarca gözaltı

Colemêrg’te ikinci tur seçimler öncesi yapılan ev baskınlarında onlarca kişi gözaltına alındı

Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi Yeşil Sol Parti’nin yüksek oy aldığı kentlerde gözaltı operasyonları hız kesmeden sürüyor. Yeşil Sol Parti’nin 14 Mayıs seçimlerinde 3’te 3 yaptığı Colemêrg’te sabah saatlerinde birçok eve baskın düzenlendi. Baskınlarda en az 30 kişinin gözaltına alındığı belirtiliyor. “Örgüt propagandası” ve “örgüt üyeliği” suçlaması yöneltilen kişiler il ve ilçe emniyet müdürlüklerinde tutuluyor.

Gözaltına alınan bazı isimleri şöyle: “Ömer Çıtak, Rojbin Şahinoğlu, Yusuf Şahinoğlu, Ferhat Toregün, Remziye Ürgün, Bedran Öğmen, Bedran Özdel, Vedat Doğan, Barış Kameri, Musa Yiğit, Naif Beyter ve Bünyamin Seven.”

Kaynak: MA

#Colemêrgte #seçim #operasyonları #Onlarca #gözaltı

Çocuğa tecavüz davasında tutuklama çıkmadı, aile can güvenliğinden endişeli

Berwarî’de 2 yıl boyunca çocuklarının iki erkeğin tecavüzüne uğramasına rağmen davada tutukluma çıkmamasına tepki gösteren aile, ‘Biz bu cezasızlığı kabul etmiyoruz’ diyerek davayı sahiplenme çağrısı yaptı

Sêrt’in (Siirt) Berwarî (Pervari) ilçesine bağlı bir köyde 2 yıl boyunca 65 yaşındaki Hüseyin Tapar ve 35 yaşındaki Abdulhamit Şermet adlı erkeklerin tecavüzüne uğrayan çocuğun 23 Mayıs’ta görülen davasında tutuklama çıkmazken, aile yaşanan duruma tepkili.

Sürekli ölümle tehdit etmişler

JINNEWS’ten Sema Çağlak‘a konuşan anne, çocuğunun yaşadığı süreci “Sürekli ölümle tehdit edilmiş ve artık kızımın psikolojisi kaldıramaz bir duruma gelmiş. Bir süre sonra oraya gitmek istemedi. Nedeni sorduğumuzda korktuğunu ve başına gelenleri anlattı.Hem Hüseyin hem de Abdulhamit planlar yapmış, tehditle kızımı istismar etmişler. İlk duyduğumuzda inanmak istemedik. Ancak çocuğum kendisi söyledi, geceleri ağlıyordu. Ardından karakola gidip şikayet ettik” sözleriyle anlattı.

İfadesi yeniden alınsın

Çocukların güvende olmadığını söyleyen anne, “İkisinin de tutuklanmasını istiyoruz. Ceza almalarını istiyoruz. 5-6 aydır kızımı göremiyoruz. Sadece kızım değil diğer çocuklar da rahat dolaşamıyor. Bu dava kızımın ilk ifadelerine göre yürütülüyor. Ancak kızım korku ve tehditten dolayı yaşadığı her şeyi anlatamadı. Bu yüzden de ifadesinin yeniden alınmasını istiyoruz” dedi.

Kendi aralarında pazarlık yapıyorlar

Davanın ikinci duruşmasını çok uzun zaman sonraya ertelendiğini dile getiren anne, “Dava ertelendi, bu süre içerisinde ne yapacakları belli değil. Biz bu cezasızlığı kabul etmiyoruz. Abdulhamit, Hüseyin’in yaptıklarını biliyorum, söylersem ceza alır diyor. İkisi de arasında pazarlık yapıyor” diye konuştu.

Dava için duyarlılık çağrısı yapan anne, “Kızımın yalnız bırakılmasını istemiyorum” dedi.

Ne olmuştu?

Sêrt’in Berwarî ilçesine bağlı köyde bir çocuk, Hüseyin Tapar ve Abdulhamit Şermet’in sistematik tecavüzüne uğradı. Olayın ortaya çıkmasının ardından çocuğun ailesi karakola giderek suç duyurunda bulundu. Suç duyurusunun ardından 8 Kasım 2022’de her iki fail hakkında dava açıldı. Ancak ses kayıtları ve ifadelere rağmen 11 Kasım 2022’de Pervari Savcılığı tarafından takipsizlik kararı verildi. Aile ve ailenin avukatları takipsizlik kararı üzerine savcılığa itirazda bulundu. İtiraz Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kabul edildi ve Hüseyin Tapar hakkında iddianame hazırlandı.

23 Mayıs’ta görülen ilk duruşmada Hüseyin Tapar’ın tutuklanmasını reddeden mahkeme heyeti, Abdulhamit Şermet’in duruşmada hazır bulundurulması, yeni tanıkların ve ses kaydının dinlenmesi için duruşmayı 5 Ekim’e erteledi.

SÊRT

#Çocuğa #tecavüz #davasında #tutuklama #çıkmadı #aile #güvenliğinden #endişeli

Beş yaşında bir ulu çınar

Beş yıl önce, 25 Mayıs 2018 günü yola çıkmıştık. Yeni gazeteye başlamak bizde hep bir heyecandır. Alışkınız gerçi birini geride bırakıp diğerine başlamaya ama yine de hepimize iyi gelir ilk günün gazetesi ve başka hiçbir nesnede rastlanamayacak o kâğıt kokusu.

Beş yıl geçmiş aradan. “Zorlu bir beş yıldı” diyeceğiz ama kolay bir tek gün yaşamadığımız için gereksiz bir cümle olacak diye korkarız. Özgür Basın, tarihin sahnesine ilk çıktığı günden bu yana, otuz yıldan fazladır, Ece Ayhan’ın “Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim” dediği gibi, “Tüzüklerle çarpışarak” ve “Devlet dersinde öldürülen” çocuklarımızın anılarını sırtımızda taşıyarak geldi bugünlere. Biz hep o “küçük generaller” ya da Ferhat Tepe ya da Nazım Babaoğlu kaç yaşındaysa o yaşta kaldık, büyüyoruz ama hiç yaşlanmıyoruz; olgunlaşıyoruz ama hiç ehlileşmiyoruz, düşüp tökezliyoruz ama hiç uslanmıyoruz.

Gazetemizin tarihi de partilerin tarihine benziyor bu açıdan. Biri kapatılıyor, öteki açılıyor, sonra diğeri, bir diğeri… Halkı hiçbir zaman seçeneksiz bırakmamaya ant içmiş olanlar nasıl her darbeden sonra hemen işçi karıncalar gibi yeniden yola koyuluyorsa, Özgür Basın da halkı habersiz bırakmamak için otuz yılı aşkın süredir onlarca isimle her sabah halkla buluşuyor. Bunun nasıl bir ağır sorumluluk olduğunu biz biliyoruz, halk da biliyor.

Geçmişte yaşananların yanında bugün yaşadığımız eziyetlerden söz etmekten utanırız. Köşe başlarında katledilen dağıtımcı çocuklarımızdan, kemikleri bile hala bulunamamış olan muhabirlerimizden, 70 yaşındayken katline ferman verilen Apê Musa’dan utanırız. Halk için çırılçıplak yola çıktık, sözcüklerden başka cephanemiz yok. Bu halka layık olmak için gereken bedel neyse onu da ödemekten çekinmiyoruz.

Neşemizden de bir şey kaybetmiyoruz ama. Neşemiz, hüznümüz, öfkemiz, her neyimiz varsa halka benziyor; halktan ayrı bir şey değiliz çünkü, onunla varız, onunla yaşıyoruz.

Gerçeği, yalnızca gerçeği bulup ortaya çıkarmak, halka ulaştırmak bizim işimiz.

Hep birlikte, nice yeni yıllara!

YENİ YAŞAM

#Beş #yaşında #bir #ulu #çınar

Irak ordusu yine Mexmur Kampı’nı kuşatmaya çalışıyor

Halkın direnişi karşısında geri çekilmek zorunda kalan Irak ordusu, bugün bir kez daha Mexmur Kampı’nı kuşatmak için harekete geçti

Irak ordusu bugün sabah saatlerinde bir kez daha Mexmur Kampı’nı kuşatmak için harekete geçti.

Irak askerleri, Şehid Robar semtinde kampa suyun taşındığı kuyuları kuşatmaya çalışıyor.

Halk kuşatmaya karşı direniyor.

Irak ordusu geçtiğimiz günlerde kamppın etrafını tel örgütlerle kuşatma girişiminde bulunmuş günler süren halkın direnişi sayesinde geri çekilmek zorunda kalmıştı.

Tevgera Azadî, Irak hükümetinin Mexmur’daki kuşatma girişimine ilişkin olarak, Irak Parlamentosu’na bir mektup teslim etmiş, ‘Türkiye, Mexmur Kampının dağıtmaması durumunda Irak’a akan suları kesme tehdidinde bulunmuştur’ demişti.

DIŞ HABERLER

#Irak #ordusu #yine #Mexmur #Kampını #kuşatmaya #çalışıyor

Hatay’da 28 Mayıs’ta sandığa gitme çağrısı

Yaşanan deprem sonrası Hatay’ı terk etmek zorunda kalan seçmene ‘Tek adamdan kurtulmak için son şans’ diyen partililer ‘Sandığa gidin’ çağrısı yaptı

Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri için dört bir yanda çalışmalarını sürdüren Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), seçmene 28 Mayıs’ta sandığa gitme çağrısı yaptı. HDP İl Eşbaşkanı Kerem Nalbant, seçimlerin ilk turunda AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı durdurduklarını ifade etti. Deprem sonrası Hatay’ı terk etmek zorunda kalan seçmenlere çağrıda bulunan Nalbant, “Depremde binalar yerle yeksan oldu, binlerce insanımız öldü. Cenazesine ulaşılamayan azımsanmayacak sayı mevcudiyetini korurken, kalkıp bu kenti terk etmek yada sandığı boykot etmek, küsmek, olsa olsa bu iktidarın kendisine hizmet eder. Her şey bitmiş değil, lütfen bu fedakarlığı, bu kararlılığı 28 Mayıs’ta gösterin ve oyunuzu değişimden yana kullanalım. Yeni bir sayfa açtığımız zaman, bu statükocu anlayışı bertaraf etmenin zemini de doğacaktır. Türkiye’nin neresinde olursanız olun, memleketinize, Hatay’a dönün ve tercihlerinizi değişimden yana kullanın. Birlikte umudu büyütelim” diye konuştu.

‘Bu düzenin gitmesi lazım’

Yeşil Sol Parti Hatay İl Eşsözcüsü Hasan Nurlu, ikinci tur seçimlerde oy kullanmanın önemine değinerek, “Gençlerimiz, kendi geleceğinizi kendiniz belirleyin. Kadınlar üzerinde büyük baskılar var. Özellikle kadınların oy kullanmalarını istiyoruz. Bu düzenin gitmesi lazım. Demokrasiye açılımın sağlanması için mutlaka oyunuzu kullanın” diye seslendi.

‘Demokrasiye geçmemiz lazım’

HDP Defne İlçe Eşbaşkanı Vahil Çelik ise, seçimin iktidardan kurtulmak için son şans olduğunu söyledi. Demokrasi, özgürlük ve halkın birliği için 28 Mayıs’ta bir olunması gerektiğini vurgulayan Çelik, “Bütün oylarımızı Kemal Kılıçdaroğlu’na verelim. Artık demokrasi diye bir şey olmayacak. Bütün halklar ötekileştirilmiş, ayrıştırılmıştır. Tek kişilik yönetimden kurtulup, demokrasiye geçmemiz lazım” şeklinde konuştu.

Haber: Müjdat Can / MA

 

#Hatayda #Mayısta #sandığa #gitme #çağrısı

‘Dosso Dossi konserleri asimilasyon politikalarının bir parçası’

Dosso Dossi konserlerini, asimilasyon politikalarının bir devamı olarak değerlendiren MKM sanatçılarından Engin Cengiz ‘Konserler Dosso Dossi’ye serbest MKM‘ye yasak’ hatırlatması yaptı

Kürt dili ve kültürüne yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının en yoğun yaşandığı AKP iktidarı döneminde, özellikle kültürel dejenerasyonla gençleri hedef alan politikalar festival adı altındaki konser ve programlarla devam ediyor. Son yıllarda Kürt kültürünü, tarihini ve hafızasını yok etmeyi amaçlayan politikalar ise, Dossi Dossi Holding’in organizasyonuyla Kurdistan kentlerinde hayata geçirilmeye çalışılıyor.

Daha önce Şirnex’in Cîzir (Cizre), Amed’in Sûr (Sur) ve Agirî’nin Bazîd (Doğubayazıt) ilçelerinde “festival” adı altında gerçekleştirilen organizasyonlar, yaz döneminin başlamasıyla bir kez daha gündemde. Ağrı Valiliği, Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) ihraç edilen Doğubayazıt Belediye Başkanı Yıldız Acar ve Dosso Dossi Holding’in sponsorluğunda 9 Temmuz’da gerçekleştirilecek Ağrı Dağı Müzik Festivali, bir kez daha söz konusu organizasyonlara çevirdi.

Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçılarından Engin Cengiz, Kürt toplumunu hedef alan asimilasyon politikaları ile Dosso Dossi Holding’in organizasyonlarını Mezopotamya Ajansı’na değerlendirdi.

‘Dosso Dossi iktidarın organizasyondur’

Kurdistan kentlerinde gerçekleştirilen bu organizasyonların iktidardan ve politikalarından bağımsız olmadığını belirten Cengiz, Dosso Dossi organizasyonunun da iktidarın yaratmış olduğu bir organizasyon olduğunu söyledi. Dosso Dossi ve benzer organizasyonların asimilasyon politikasının bir parçası olduğunu vurgulayan Cengiz, MKM’nin yapmış olduğu ya da yapmaya çalıştığı her türlü etkinliğin ise iktidarın engel ve yasaklamalarına takıldığını dile getirdi. Cengiz, “Oradaki sahneye çıkacak insanların tamamen popüler kültüre, asimilasyona hizmet ettiği çok açık ispatlanmış” dedi.

İktidarın amacının yozlaştırmak olduğunu belirten Cengiz, “İktidar Kürt halkına, sanatçılarına ‘Böyle olun, böyle olursanız size müsaade ederiz’ diyor. İktidar her şeyin kendi kontrolünde olmasını istiyor. İradeyi tanımayan bir iktidar var karşımızda, kendi dışında olan her şeye saldırmak, kontrol etmek istiyor” diye belirtti.

 ‘Tüm sanatçılar duyarlı olmalı’

Bu tarz organizasyonlara karşı sanatçıların duyarlı olması gerektiğinin altını çizen Cengiz, şöyle devam etti: “Şunu görmek gerekiyor, sistem bir politika izliyor. MKM Kürtlüğün hamisi falan değil. Neden sadece MKM açıklama yapıyor? İsterdim ki herkes buna karşı dursun ve açıklama yapsın. ‘Bu bizi asimilasyona uğratmaya çalışan insanların projesidir’ demelidir. Biz Kürt halkının bir bireyiyiz, bir parçasıyız. Fikir olarak ayrışma yaşayabiliriz, başka şekilde de düşünebiliriz ama biz Kürt halkının bir parçasıyız. Kürt halkına topyekun bir yönelim var. ‘Kürtçeyi asimile edeceğiz, yeryüzünde sileceğiz’ diyen bir iktidar var. Bunu bir tek MKM’ye söylemiyor, tüm Kürt toplumuna söylüyor.”

İSTANBUL

#Dosso #Dossi #konserleriasimilasyon #politikalarının #bir #parçası

Koçerler yayla yolculuğunu erteledi: Bir oy her şeyi değiştirir

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için yayla yolculuklarını erteleyen Koçerler, 28 Mayıs’ta herkesi oy kullanmaya çağırırken aynı zamanda sandıkları koruma çağrısı yaptı

İkinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimine üç gün kalırken, partiler çalışmalarına hız verdi. Seçmenler ise bütün planlarını seçim sonrasına ertelemiş durumda.

Şirnex’in (Şırnak) Hezex (İdil) ilçesinde yaşayan ve her yıl Mayıs ayının başından itibaren Wan, Sêrt (Siirt) ve Colemêrg (Hakkari) kentlerinde bulunan yayların yolunu tutan koçerler, seçin dolayısıyla yolculuklarını erteledi. Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Zeynep Durgut’a konuşan Koçer kadınlar, mevcut sistemin değişiminden yana oy kullanacaklarını ifade etti.

El ele verirsek başarırız

Koçerlerden Rihan Denker, mevcut iktidarın gideceğine dair büyük bir umut taşıdıklarını ifade ederek, “El ele verirsek, başarırız. Çocuklarımızı tutukladılar, katlettiler ve evlerimizi yaktılar, talan ettiler. Kadınlar ve gençler, oyunu kullanmalı, sandıklara sahip çıkmalı” diye seslendi.

Sadece bir oy ile her şey değişir

Halime Ete de, değişimden yana oy kullanacaklarını ifade ederek, “Erdoğan dönemi bitti. Ona oy verenler de elini vicdanına koymalı ve oyu öyle kullanmalıdır. Bütün halkımız ayağa kalkmalı ve seçimi sahiplenmelidir. Bulunduğumuz köylerde, mahallelerde ve şehirlerde oylarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Biz çok acı çektik ama umudumuz dipdiridir. Bu kadar acı çekmiş biz kadınlar olarak umutluysak, gençlerin daha fazla umutlu olması gerekiyor ve iradelerini korumalıdırlar. Kimse ‘benim oyum ile ne değişir?’ demesin. Sadece bir oy ile her şey değişir” diye konuştu.

Sandıklara sahip çıkacağız

Yıllardır yaşatılan acıların hesabını sormak için 28 Mayıs’ta tekrar sandığa gideceğini söyleyen koçer kadınlardan Fatma Ekinci ise, “Bizler 21 yılda işkencenin ve zulmün her türlüsünü gördük ve yaşadık. Bu yüzden sandığa gideceğiz. Oyumuzu kullandıktan sonra sandıklara da sahip çıkacağız” dedi.

Ülkeye huzurun gelmesi için herkes sandığa gitmeli

Koçer kadınlardan Asya Elçiçek, “Gitmesi için ve çocuklarımızın geleceği için oyumuzu Kılıçdaroğlu’na vereceğiz. Kazanacağız, inanıyoruz. Cezaevlerindeki, sürgündeki çocuklarımızın evlerine dönmesi için oyumuzu kullanmalıyız. Bu kanın durması ve ülkeye huzurun gelmesi için herkes sandığa gitmelidir” diye konuştu.

ŞIRNEX

#Koçerler #yayla #yolculuğunu #erteledi #Bir #şeyi #değiştirir

Yurt dışında oy kullanma işlemleri bitti

Yurt dışında oy kullanan seçmen sayısı 1 milyon 839 bin 470’e çıkarken, gümrüklerde oy verme işlemleri sürüyor

28 Mayıs’a kalan Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu için yurt dışındaki temsilciliklerde ve gümrüklerde oy kullanan seçmen sayısı açıklandı. Buna göre, sürenin 12 günden 5 güne inmesine rağmen katılım oranı tüm zamanların rekorunu kırdı. 20 Mayıs’ta başlayan oy verme işlemi dün itibariyle sona erdi. Yüksek Seçim Kurulu(YSK), saat 20.00 itibarıyla yurt dışında oy kullanan seçmen sayısının 1 milyon 856 milyon 968 olduğunu açıkladı.

İlk turda, yurt dışı ve gümrüklerde toplam 1 milyon 839 bin 470 kişi oy kullanırken, ikinci tur için ise gümrüklerde 28 Mayıs saat 17.00’ye kadar oy verme işlemi devam edecek.

HABER MERKEZİ

#Yurt #dışında #kullanma #işlemleri #bitti