Ana Sayfa Blog Sayfa 419

Mexmur’un direnişi sonuç verdi, müzakere masası kuruldu

Günlerdir süren direnişin ardından Irak Ordusu Mexmur heyeti ile görüşmek zorunda kaldı. Görüşmeye katılan heyet, ‘Hükümeti bu aşamaya getiren halkın kendi özgücüdür. Nihayi sonuç yarın belli olacak’ açıklaması yaptı

Mexmur halkının Irak Ordusunun ablukasına karşı 3 gündür geliştirdiği direniş, Irak Hükümetini müzakereye mecbur bıraktı. Mexmur adına Irak Ordusu ile görüşen heyet, görüşmenin sonuçlarına ilişkin açıklama yaptı.

Rojnews’te yer alan habere göre açıklamayı Mexmur Demokratik Halk Meclisi Eşbaşkanı Filiz Budak yaptı. Budak, şunları söyledi: “3 gündür buradayız ve direniyoruz. Bunun sonucunda bazı görüşmeler gerçekleştirdik. Şüphe yok ki her şey bitti diyemeyiz. Bugün Mexmur ilçesine doğru akan halk, hükümeti müzakere masasına oturmaya mecbur bıraktı.”

Nihai sonuç yarın belli olacak

Irak ordusunun birinci gün hiçbir şekilde diyaloga açık olmadıklarını ifade ettiklerini aktaran Budak, “Halkın 3 gündür ortaya koyduğu direniş gücü, onları masaya oturmaya zorunlu kıldı. Bu girişimi hayata geçirmek için her şeyi yaptılar ancak başaramadılar. Sonuç olarak hendek kazmayı durduracaklar. Onlara isteklerimizi ilettik. Hiçbir şekilde kuleler kurulmasını, tel örgüler çekilmesini ve hendekler kazılmasını kabul etmiyoruz. Kimi isteklerimiz kabul edilmiştir. Şu an hendek kazılması kararı gündemimizdedir. Bu kararı da durdurmak ve diğer isteklerimizin de yerine getirilmesi için taleplerimizi Bağdat’a ulaştıracaklar. Ardından bir görüşme gerçekleştireceğiz. Nihai sonuçları yarın belli olacak” şeklinde konuştu.

Nöbet eylemi sürecek

Budak, devamında şunları dile getirdi: “İyi biliyoruz ki hükümeti bu aşamaya getiren halkın kendi özgücüdür. Kimse hükümetlerin ve devletlerin gücünün halk gücünden büyük olduğunu düşünmesin. Halkın belki tank ve topları yoktur ancak onları durduran bir irade ve örgütlülükleri vardır. Nöbet eylemimiz devam edecek. Onlar da hendek kazmayı durduracaklar. Yarın görüşme gerçekleşene dek böyle devam edecek. Öyle inanıyoruz ki onları yarın da durduracağız. Yaşasın örgütlü halk, yaşasın Önder Apo’nun fikir ve felsefesi!”

HABER MERKEZİ

#Mexmurun #direnişi #sonuç #verdi #müzakere #masası #kuruldu

Silivri Demokrasi Platformu’ndan sandığa gitme çağrısı

Silivri Demokrasi Platformu seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada, Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine şaibe karıştığına dikkat çekerken 28 Mayıs’ta halkı seçimlere katılmaya, sandıklara sahip çıkmaya çağırdı

Silivri Demokrasi Platformu 28. Dönem Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ve seçimlerde yaşanan şaibelere ilişkin açıklama yaptı. Daha öncekilerde olduğu gibi bu seçimlere de şaibe ve hile karıştırıldığı iddialarında derin endişe duyulduğu belirtilen açıklamada, “Ülkemizin son 21 yılının tek parti yönetimi ve son 10 yıldan beri Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi diye adlandırılan tek adam rejimi, ülkeyi beklendiğinin ve iddiaların tam aksine daha da kutuplaştırmasının yanında, ekonomik ve siyasi derin krizlerinin dizginlenemez bir yoksullaşmaya ve gelir adaletsizliğine yol açtığı saklanamaz hale gelmiştir” ifadelerine yer verildi.

‘Seçimlere şaibe karışması seçmeni sandıktan soğutur’

Seçimlerin eşit şartlarda yapılmaması halk iradesine indirilmiş bir darbe olarak değerlendirilen açıklamamın devamında şu ifadelere yer verildi:

“Elbette seçim sandıkları demokrasinin ve güçler ayrılığı ilkesi çerçevesinde devlet kurumlarının bağımsız güvencesinde olması beklenirdi. Maalesef sandık güvencesi erozyona uğratılmış ve yurttaşların oy verme işleminden, sonuçların ilan edilmesi süresi içindeki zamanlarda neler olduğu kuvvetli şüphesi, “ yine neler oluyor” tartışmalarına sebep olmuştur. Oyların çalınma, değiştirme, çöpe atma gibi, “oyu verene değil sayana bak” sözünün olumsuz algısı yurttaşların oyunu itibarsızlaştırdığı, sandıktan soğuma duygusunun oluşması riski, seçim sonuçları ne olursa olsun toplumsal barışımızı tehdit eder hale dönüşmesinden kuvvetli endişe duymaktayız.

Milletvekilliği seçimleri yukarda saydığımız şüphe ve şaibelerin gölgesinde geride bırakılmış olmakla birlikte, 2. tura kalan Cumhurbaşkanlığı için 28 Mayısta tekrar iki adaylı bir seçim den çok, seçimlere katılan iki adayın şahsında nasıl bir ülkede yaşayacağımıza karar vereceğiz. İki adaydan bağımsız olarak 28 Mayıs seçimi bir referanduma dönüşmüştür. Demokrasi mi? Tek adam rejimi mi? Barış mı? Çatışma mı? Cumhuriyetin ikinci yüzyılının başında çoğulcu demokratik laik bir cumhuriyet mi, yoksa aile hanedanlığına giden otoriter bir Ortadoğu rejimi mi?

Kadın özgürlüğüne düşman, Taliban rejimi gibi tarikat yapılarının koalisyonu mu? Yoksa, cinsiyet eşitliği başta olmak üzere, ” İnsanlık ailesinin bütün üyelerinin doğal yapısındaki onuru ile eşit ve devredilemez haklarını tanımanın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğu” mu?
Ağır zamlar, yolsuzluk, rüşvet, yalan, talan ve sefalet sarmalından çıkacak mıyız, yoksa “zamlarda Allahtan” diyecek kadar kutsal değerleri kullananların kötülüğüne ortak mı olacağız?

Ülkeyi böldürmeyeceğiz diyenlerin, bölünmesi için her türlü kıyım ve ötekileştirmenin en katısını uygulayan, ırkçı milliyetçi yapı ve iktidarların zulmüne ortak mı olacağız? Yoksa Ortak vatan, demokratik cumhuriyet, eşit yurttaşlık taleplerini bayraklaştıran bir halkın birlikte yaşam iradesine saygı mı göstereceğiz?

İktidar sahiplerinin, beşli sermaye düzeninin, serbest piyasa soyguncularının, borsa, döviz ve uyuşturucu çeteleri, kara paracıların, yurt dışına sermaye kaçıranların düzeni mi? Yoksa tamda onların düzenine çomak sokmak için en alttan gelen ezilen milyonların iş, ekmek, adalet taleplerini, toplumsal barış ve kardeşliğinin garantisi için mi oy kullanacağız.

Amerikancı Büyük Orta Doğu Projeli ılımlı siyasi İslamcıları 21 yılda ülkeyi bölünmenin ve iflasın eşiğine getirdi. Bütün ülkenin geleceğini tamiri imkânsız kaosa karşı; çıkış yolu “birlik, barış, demokrasi, adalet, adil paylaşım”sa; “adil ve eşit olmayan” bir seçime zorlanmış olmak ülkenin 21 yıldan beri tek parti ve lideri tarafından yönetiliyor olması, dibe vurmuş ekonomik yıkımın faturasını dünden, bu güne ve gelecek kuşakların hayatlarını zehirleyen, ülkeyi dünya ailesi içinde son sıralara düşüren kötülüğün örgütlü halinin sonlandırılması artık herkes için bir görevdir.

13 ailenin mülk ve serveti 44.5 milyon yurttaşın mülk ve servetine eşit hale getirilmişse orada her bir oy iyiliğin ya da kötülüğün ortağıdır. Siz iyiliği mi yoksa kötülüğü mü seçiyorsunuz? Tercih halkımıza aittir.

Tüm halkımızı 28 Mayıs’ta seçimlere katılmaya, sandıklara sahip çıkmaya, sandık gözetmeni ve müşait olmaya, her bir oyun namusuna sahip çıkmaya, doğru, hilesiz, şaibesiz bir seçim için görev üstlenmeye, sonucu ne olursa olsun demokratik olgunlukla kabul etmeye çağırıyor, tüm halkımıza saygılar sunuyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Silivri #Demokrasi #Platformundan #sandığa #gitme #çağrısı

Berlin’de BM’ye Mexmur çağrısı

Berlin’de Mexmur için düzenlenen eylemde, Êzidî halkına ve kadınlarına yönelik DAİŞ saldırısı hatırlatılarak, BM’ye ‘Sorumluluklarınızı yerine getirin’ çağrısı yapıldı

Irak ordusunun Mexmur Kampı’na yönelik abluka, Almanya’nın başkenti Berlin’deki Breitscheidplatz’da protesto edildi. Dest-Dan Kadın Meclisi öncülüğünde düzenlenen protesto eyleminde Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) adına yapılan açıklamada, “Faşist AKP hükümeti ve bölgedeki hegemonik güçler, Maxmur tecridine son ver” çağrısında bulunuldu.

Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı: “1990’lı yıllarda Türk devletinin uyguladığı köy boşaltma, Kürt halkına yönelik işkence ve baskı, bölgeyi insansızlaştırma politikası nedeniyle sürgüne zorlanan Maxmur halkına yönelik bu saldırılar kabul edilemez. Bu nedenle Irak hükümetine bu saldırılara karşı bir an önce üzerine düşen sorumluluğu üstlenip Türk devletine yaptırım uygulamaya ve kampı kuşatma ve tecrit politikasına son vermeye çağırıyoruz.
Kürt halkı, nerede yaşarsanız yaşayın, yıllardır iktidarı alma siyasetine boyun eğmemiş, mücadelesini geliştirmiş ve bu kirli hesapları bozmuştur. Bugün Kürt anneleri, iktidarların yazmak istediği tarihi değiştirmiş, Kürdistan’da savaşa izin vermeyeceklerini, ülkelerinden vazgeçmeyeceklerini bir kez daha ilan etmiştir.”

Açıklamanın ardından Êzidî Kadın Meclisleri Çatı Örgütü (SMJÊ) Sözcüsü Nure Alkış söz aldı. Alkış, “Maxmur halkı direniyor, bizler de Berlin’den Maxmur halkının direnişini selamlıyoruz. Maxmur, Birleşmiş Milletler’in (BM) sorumluluğundadır. Kürt kadınları olarak buradan tekrardan sesleniyoruz; sorumluluklarınızı yerine getirin. 2013 tarihinde KDP, Şengal halkını DAİŞ barbar zihniyetinin eline bıraktı. Bugüne kadar da Êzidî kadınlar pazarlarda satılıyor. Bugün Maxmur Kampı’na yönelik yaklaşımları da bu yöndedir. Yalnız bu hayali kurmasınlar. Otuz senedir halkımız Maxmur’da kendi kendini yönetiyor. Hiç kimse Maxmur Kampı’nı kuşatamaz” diye vurguladı.

Eylem boyunca “Berxwedan jiyan e”, “Jin jiyan azadî”, “Bê Serok jiyan nabe” sloganları atıldı.

HABER MERKEZİ

#Berlinde #BMye #Mexmur #çağrısı

HDP’den Kobanê Davası videosu: Bizden dinleyin

HDP, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçim çalışmalarında sürekli dile getirdiği Kobanê Davası’na ilişkin video paylaştı: ‘6-8 Ekim’i kumpasçılardan değil bizden dinleyin’

Halkların Demokratik Partisi (HDP), seçim kampanyasını DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleştirilen eylemler gerekçe gösterilerek açılan Kobanê Davası üzerinden yürüten AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yanıt verdi.

HDP, resmi sanal medya hesabından, “Kobanî Davası – Meral Danış Beştaş, Saruhan Oluç anlatıyor” başlıklı video linkini, “Kazanmak için her türlü yalana, iftiraya sarılarak Kobanî Kumpas Davasını gündeme taşıyanlara cevabımızdır: Kobanî olaylarında suç işlediniz. Önceki dönem Eş Genel Başkanlarımızı ve vekillerimizi rehin alarak suç işlediniz. Kumpaslarınız tutmadı tutmayacak. 6-8 Ekim’i kumpasçılardan değil bizden dinleyin” notuyla paylaştı.

Söz konusu videoda HDP Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç, Kobanê Davası’nın ne olduğunu, DAİŞ’in saldırılarını sürdürdüğü 2014 yılında yaşananları, Türkiye’nin tavrını anlatıyor.

HABER MERKEZİ

#HDPden #Kobanê #Davası #videosu #Bizden #dinleyin

Demirtaş’tan seçmene: Sen halksın, ayağa kalk!

Selahattin Demirtaş, pazar günü yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci turu öncesinde seçmenlere seslendi: ‘Sen bu saraydan hesap soracak halksın, halk! Ayağa kalk!’

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sanal medyadan yaptığı paylaşımda seçmenlere çağrıda bulundu.

Demirtaş, eşbaşkanlığı dönemindeki Meclis grup toplantısındaki açıklamalarından bir bölümü paylaştığı tweetinde “Sen bu saraydan hesap soracak halksın, halk! Ayağa kalk!” sözlerine yer verdi.

HABER MERKEZİ

#Demirtaştan #seçmene #Sen #halksın #ayağa #kalk

Amed Emek ve Demokrasi Platformu’ndan ikinci tur çağrısı

İkinci tur seçimlerinde halkı sandıktan uzaklaştıranlara itibar edilmemesi uyarısında bulunan Amed Emek ve Demokrasi Platformu, ‘Tüm halkımızı oy vererek iradesine sahip çıkmaya davet ediyoruz’ dedi

Amed Emek ve Demokrasi Platformu, 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin Amed’in Yenişehir ilçesi Ofis semtinde bulunan Hazal Park’ta açıklama yaptı. “Oyunu Ver İradene Sahip Çık” pankartının açıldığı açıklamaya platform üyeleri katıldı. Platform adına açıklamayı Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası Birliği (TMMOB) üyesi Jiyan Karakaş okudu.

Bu seçimde oy kullanmamanın bir sürü sorunu da beraberinde getireceğinin altını çizen Karakaş, şöyle devam etti: “Yıllardır kayyum siyasetiyle halkın iradesinin gaspına, cezaevlerinde sağlığa erişim hakkı engellen hasta tutsaklara uygulanan hukuksuzluğa, bir halkın dili, kültürü üzerinde ki baskıcı ve yok sayan tekçiliğe, haksız ve hukuksuz KHK’lerle işinden edilen on binlerce emekçiye uygulanan adaletsizliğe, yandaş basın ordusu kurup cezaevlerini basın emekçileri ile doldurarak toplumun haber alma özgürlüğünü engelleyen, inanç özgürlüğünü yok sayan, cezaevlerini ve mahkemeleri ifade özgürlüğüne karşı silah olarak kullanan otoriter rejime cesaret vermektir.”

Amed Emek ve Demokrasi Platformu olarak halkı, sandıktan uzaklaştırmaya çalışanlara itibar etmemeye çağıran Karakaş, “Tüm halkımızı oy vererek iradesine sahip çıkmaya davet ediyoruz”

HABER MERKEZİ

#Amed #Emek #Demokrasi #Platformundan #ikinci #tur #çağrısı

Dikmece Mahallesi’nde kamulaştırmaya karşı yürüyüş

Antakya ilçesine bağlı Dikmece Mahallesi’nde yurttaşlar, tapulu arazilerinin kamulaştırılmasına karşı yürüyüş yaparak, tepki gösterdi

Mereş merkezli depremlerde en çok yıkımın yaşandığı Hatay’da TOKİ, hastane ve belli kurumlar için alınan Acele Kamulaştırma kararları sürüyor. Gülderen, Orhanlı, Ballıöz gibi mahallelerin ardından Antakya ilçesine bağlı Dikmece Mahallesi’nde de yurttaşların tapulu arazileri ve zeytinliklerinin TOKİ yapımı için Acele Kamulaştırmaya alınmasına karşı yüzlerce kişi Dikmece Mahallesi’nde bir araya geldi.

Ellerinde “Dikmece satılık değildir”, “Gitmiyoruz buradayız” yazılı dövizler bulunan yurttaşlar mahalle meydanına kadar “Dikmece halkı yalnız değildir”, “Sermaya defol bu mahalle bizim” sloganlarıyla yürüdü. Yürüyüşün ardından mahalleler konuşma yaptı.

‘Buradayız burada kalacağız’

Mahallilerden Ayşe Olğun, “Biz burada çocuklarımıza bu toprakları miras bırakmak istiyoruz. Kamulaştırılmasını istemiyoruz. Kamulaştırmaya hayır diyoruz. Buradayız burada kalacağız. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Burada olan olmayan herkes bilsinki bugün benim yerim gidiyor, yarın hepsi gidebilir” diyerek dayanışma çağrısında bulundu.

Ardından konuşma yapan diğer mahalleliler de acele kamulaştırmaya tepki göstererek, hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

Açıklama atılan sloganlarla son buldu.

HABER MERKEZİ

#Dikmece #Mahallesinde #kamulaştırmaya #karşı #yürüyüş

ÖHD: İşkencenin karşısında, halkımızın yanındayız

Halay çektikleri için darp edilerek gözaltına alınan gençlerin avukatlığını üstlenen ÖHD İstanbul Şubesi, polisin suç işlediğini belirterek, ‘İnsanlığa karşı suç olan işkenceye karşı sessiz kalmayacağız’ dedi

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi, Kadıköy’de bulunan Moda sahilinde Kürtçe şarkılar eşliğinde halay çeken gençlerin müzik hoparlörüne polisin el koyması ve havaya silah sıkılarak gözaltına alınan gençlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Polisin keyfi bir biçimde müzik aletine el koyduğu, bu duruma yurttaşların da tepki gösterdiği, tepki gösteren yurttaşların da “gözaltı” ile tehdit edildiği belirtilen yazılı açıklamada, polisin gençlerin boğazını sıktığı ve biber gazı kulandığı anımsatıldı.

Gençlerin tepki göstermesi üzerine polisin zor kullanma yetkisini aştığını ve saldırıda bulunduğuna işaret edilen açıklamada, “3 müvekkilimizi işkence ile gözaltına almıştır. Daha sonra olayı görüntüleyen bir yurttaş ve arbedeyi izleyen bir yurttaş da gözaltına alınmıştır” diye kaydedildi.

Araçta işkence

Açıklamada, “Kolluk kuvvetleri aynı zamanda kamuya açık alanda, hiçbir suç unsuru mevcut değilken, kanuna aykırı olarak yüzlerce kişinin yaşamını tehlikeye sokacak şekilde silah kullanarak zor kullanma sınırını aşmıştır. Olay yerinde bir çok hukuka aykırı işlem ve suç teşkil eden fiilde bulunan kolluk ekibi, müvekkillere kolluk aracında da işkenceyi sürdürmüştür. Akabinde İskele Karakoluna götürülen müvekkiller yere yüz üstü yatırılarak postallarla üzerlerine çıkılmış; gözlerine tekrardan biber gazı sıkılmış ve o halde mehter marşı dinletilmiştir. Yine müvekkillere yüksek sesle ‘Tanrı Türk polisini korusun’ şeklinde ırkçı sloganlar attırılmaya çalışılmış, emniyetin içerisinde de işkence yapılmaya devam edilmiştir” denildi.

‘İşkence suçunun takipçiyiz’

Polisin işkence görüntülerini yaymasının cezasızlık politikasından kaynaklandığı belirtilen açıklamada, “Kamu görevlilerinin açıkça işlediği suçlara karşı bir devlet politikası haline gelmiş olan cezasızlık geleneği devam etmektedir. Ancak kamu görevlilerinin işledikleri suçlar sebebiyle yargılamadan muaf değillerdir. İşkence suçunun mağduru olan 5 müvekkilimiz hukuka aykırı olarak, savcılığın tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmiştir. İşkence suçunda zaman aşımı yoktur! Sokak ortasında işkence ve kötü muamelede bulunan kolluk görevlilerinin derhal görevden alınarak, haklarında soruşturma başlatılması gerekmektedir. Bizler özgürlükçü hukukçular olarak Kürt halkının diline ve kültürüne karşı gelişen her türlü ırkçı, şoven, saldırının ve işkencenin karşısında, halkımızın yanındayız. Müvekkillerimize karşı işlenen işkence suçunun takipçiyiz” ifadelerine yer verildi.

Soruşturma talebi

Konuya dair İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi de yazılı açıklama yaparak, tepki gösterdi. Açıklamada, şu ifadeler yer verildi: “Kürtçe müzik ve gençlerin eğlencesine yönelik bu tahammülsüzlüğün iktidarın düşmanlaştırma politikaları ile malum ilişkisi ve toplumun içine çekildiği tehlikeli ortamı kamuoyunun dikkatine sunuyor, iç hukuk ve taraf olunan uluslararası sözleşme ve belgeler ile mutlak şekilde yasaklanmış olmasına rağmen işkence uygulayan, keyfi olarak havaya ateş açarak halkın güvenliğini tehlikeye düşüren kolluk görevlileri hakkında soruşturma açılarak cezalandırılmaları için yetkilileri göreve çağırıyoruz. Bir insanlığa karşı suç olan işkenceye karşı sessiz kalmayacağız.”

HABER MERKEZİ

#ÖHD #İşkencenin #karşısında #halkımızın #yanındayız

Halay çektikleri için gözaltına alınan gençler serbest

Kadıköy’de Kürtçe halay çektikleri için polis tarafından ırkçı saldırıya uğrayan ve tutuklamaya sevk edilen gençler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

Kadıköy Moda sahilinde Kürtçe müzik eşliğinde halay çeken gençlerin müzik hoparlörüne el koyan polise, gençler karşı çıktı. Bunun üzerine polis havaya ateş açarak, 5 genci gözaltına aldı. Gözaltına alınan gençlerin akıbeti hakkında bilgi edinmezken, gece geç saatlerde sanal medyada birçok hesap tarafından gözaltına alınan ve ters kelepçeli bir şekilde yüz üstü yatırılmış gençlerin görüntüleri paylaşıldı. Görüntülerde polis arabasından da mehter marşının çaldığı ve gençlere zorla dinlettirildiği görüldü. Kadıköy’de bulunan İskele Karakol’da tutulduğu öğrenilen 5 genç, sabah saatlerinde savcılıkta ifadeleri alınmak üzere Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi’ne sevk edildi.

Gençlerin, gözaltında işkenceye maruz kaldığı, sırt ve kol bölgelerinde işkence izlerinin olduğu öğrenildi.

Savcılıkta ifade veren Kadir Gülşen, Barış Gülşen, Seyithan Gülşen, İdris Akpınar ve Cahit Kurt, “Polise mukavemet etmek” suçlanıyor. Savcılık ifadeleri ardından 5 genç, tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderildi.

Gençler, Hakimlik sorgusu ardından adli kontrol şeklindeki ceza uygulaması ile serbest bırakıldı.

HABER MERKEZİ

#Halay #çektikleri #için #gözaltına #alınan #gençler #serbest

İzmir Barosu avukatları hedef gösteren Soylu’nun suç karnesini anımsattı

İzmir Barosu, Süleyman Soylu’nun suç karnesini anımsatarak, ‘Hedef gösteren açıklaması, mesleğimize yönelik ağır bir tehdittir’ sözleriyle tepki gösterdi

İzmir Barosu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Ne zaman PKK’nin avukatları içeri tıkılır, o zaman Türkiye’de PKK diye göreceksiniz bir şey kalmaz. Hedef onlardır. Bu kadar açık ve net” biçimindeki sözlerine dair yazılı açıklama yaptı.

Söz konusu söylemin avukatlık mesleğini kriminalize etme ve savunma hakkına yönelik ağır bir tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, İçişleri Bakanı’nın, başta Anayasa olmak üzere yasal düzenlemelere ve uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı tam kanunsuz ve tam hukuksuzlukla malul benzeri açıklamalarının yeni olmadığı hatırlatıldı.

Soylu’nun suç karnesi

Açıklamada, Soylu’nun yurttaşların hukuk güvenliğini ortadan kaldıran talimatları, uyuşturucu suçları ve mafyatik suçlar nedeniyle soruşturulan kişilerle fotoğraflarının olduğu anımsatılarak, “Hukuk dışı, denetimsiz ve keyfi yönetimde ısrar edenlerin; bilhassa yasa dışı yöntemlerinin ifşa olduğu dönemlerde, kendilerine yönelik eleştirileri bastırmak için ‘yeni operasyon’ ihtiyaçları, bilindik bir yöntemdir” ifadelerine yer verildi.

‘Seçim sürecinden bağımsız değil’

Seçim döneminde, “serbest seçim” ilkesini ortadan kaldıracak şekilde iktidar olanakları ile seçmen iradesinin manipüle edilmesi, oy kullanma, sayım süreçlerinde çok sayıda hukuksuz yöntemlerin uygulanması vb. hukuksuzluklar karşısında, avukatların ve baroların seçim güvenliğindeki rolünün büyük önem taşıdığı kaydedilen açıklada, demokratik hukuk devleti ilkelerini üstün tutan, halkın savunma hakkının taşıyıcısı olan barolar ve avukatlık mesleğine yönelik ‘operasyon’ söyleminin, bu süreçten bağımsız olmadığına yer verildi.

‘Mesleğimize yönelik ağır bir tehdittir’

Açıklamada, avukatların, iktidar tarafından sıklıkla hedef gösterilerek, baroların parçalanmasına kadar giden ağır saldırıların da AKP iktidarı eliyle gerçekleştirildiği belirtilerek, “İçişleri Bakanının, savunma mesleğini hedef gösteren bu açıklaması, mesleğimize yönelik ağır bir tehdittir. Avukatlar müvekkilleri ile özdeşleştirilemez, avukatlık mesleği kriminalleştirilemez, avukatlık görevini yapanlar her türlü hukuksuz müdahaleye ve bilhassa siyasi iktidarların hukuksuz müdahalelerine karşı mesleki güvence altındadırlar” diye belirtildi.

‘Kabul etmiyoruz”

Açıklamanın devamında, İzmir Barosu olarak yargının kurucu unsurlarından bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden, tüm yurttaşların adalete erişiminin ve adil yargılamanın güvencesi olan avukatlık mesleğine yönelik hedef gösterici söylemleri kabul etmedikleri vurgulandı.

HABER MERKEZİ

#İzmir #Barosu #avukatları #hedef #gösteren #Soylunun #suç #karnesini #anımsattı