Ana Sayfa Blog Sayfa 422

Suriye Dışişleri Bakanı, Türkiye ile normalleşme için ‘çekilme’ koşulunu yineledi

Suriye Dışişleri Bakanı Mikdad, ‘Şam, Suriye’de geniş toprakları işgal eden Türkiye ile ilişkileri normalleştiremez’ diyerek, Türkiye’nin tamamen çekilmesi şartını yineledi

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, ülkesinin Arap Birliği’ne geri dönmesinin ardından Rus basını ile gerçekleştirdiği söyleşide, Türkiye ile normalleşme için “çekilme” koşulunu yineledi. Mikdad, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile  Erdoğan arasında olası bir görüşmenin, “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinden tamamen çekilmesi” şartına bağlı olduğunu belirtti.

Rusya’nın resmi haber kanalı Russia Today (RT) ile pazar günü Şam’da bir söyleşi gerçekleştiren Mikdad, Esad’ın Suriye’deki Türk askerleri tamamen çekilmeden Erdoğan’la görüşmeyeceğini söyleyerek, “Şam, Suriye’de geniş toprakları işgal eden Türkiye ile ilişkileri normalleştiremez” ifadelerini kullandı.

Esad: İşgal son bulmadan görüşmem anlamsız

Esad da mart ayında, Türkiye ile beliren yumuşama sinyallerine ilişkin değerlendirmesinde “Türkiye’nin yasadışı işgali son bulmadan Erdoğan’la görüşmesinin bir anlamı olmadığını” söylemişti. Rus medyasına konuşan Esad, “Türkiye’nin Suriye topraklarından tamamen çekilmesi, terörizme desteğine son vermesi ve Suriye’deki savaşın başlamasından önceki durumun yeniden tesis edilmesi” şartlarını koşmuştu. Erdoğan’la görüşmem ancak böyle bir durumda mümkün olabilir diyen Esad, “Bunun dışında, böyle bir görüşme yapmanın kıymeti nedir ve Suriye’deki savaş açısından nihai sonuca ulaşamayacaksak bunu niçin yapalım?” demişti.

Ne olmuştu?

Suriye ile Türkiye arasında ilk temas Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve MİT Başkanı Hakan Fidan, Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ve Muhaberat Başkanı Ali Memlük ile Rus mevkidaşlarının da katılımıyla 28 Aralık’ta Moskova’da gerçekleşmişti. Bu toplantıda Suriye’deki silahlı grupların, sığınmacıların ve “terörle mücadelenin” görüşüldüğü açıklanmıştı.

Erdoğan ise ilerleyen haftalarda Suriye ile Türkiye dışişleri bakanları arasında bir toplantının da planlandığını, bu temasların ardından kendisinin de Esad ile “duruma göre” görüşebileceğini söylemişti.

Ancak İran’ın da dahil edildiği süreçte Şam yönetimi, normalleşme için Türkiye’nin tamamen çekilmesi şartından geri adım atmadı. Ankara ise Suriye’deki ihtilafa siyasi çözüm bulunmadan tam çekilmenin gerçekleşmeyeceği yanıtını verdi.

İki ülkenin dışişleri bakanlarını biraraya getiren toplantı ise 10 Mayıs’ta, Moskova’da gerçekleşti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Mikdad’ın Rus ve İranlı mevkidaşlarıyla birlikte katıldığı toplantıdan somut bir sonuç çıkmadı; “Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için taslak bir yol haritası hazırlanması” üzerinde uzlaşıldı.

Kaynak: ArtıGerçek

#Suriye #Dışişleri #Bakanı #Türkiye #ile #normalleşme #için #çekilme #koşulunu #yineledi

Iraklı güçler Mexmur’a giriş ve çıkışları kapattı

Irak ordusu zırhlı araçlarla Mexmur kampına giriş ve çıkışları kapatırken, gazetecileri de engelledi

Irak ordusu, 20 Mayıs’ta Mexmur kampını tel örgüler ve kulelerle kuşatmak için alana askeri güç kaydırdı.

Kamp halkı, zaten yıllardır uygulanan ambargo ile üstü açık bir cezaevine dönüştürülen kampın daha fazla nefessiz bırakılmasını reddederek direnişe geçti.

Aynı gün akşam saatlerinde Iraklı güçlerin saldırısı sonucu iki Mexmurlu yaralandı.

Halk, askeri güçlerin kampa girişini ve tel örgülerle kampın kuşatılmasını önlemek için direniş çadırları kurarken, gerilimin sona erdirilmesi için yetkililerle görüşme girişimleri başlattı.

Ancak direnişin üçüncü gününde Irak ordusu zırhlı araçlarla kampın giriş ve çıkışlarını tamamen kapattı. Gazetecilerin de yaşananları takip etmesi engellendi.

12 bin dolayında mültecinin yaşadığı kampın kapatılması, ciddi bir hayati tehlike oluşturuyor. Zira kampta ağır hasta birçok kişi var.

Mexmur kampı zaten 17 Temmuz 2019’dan bu yana KDP’nin ağır bir ambargosu altında bulunuyor. Kamp halkının Güney Kurdistan kentlerine girişleri ve dışarıdan kampa temel ihtiyaçların girişlerine izin verilmiyor. Bu ambargodan dolayı şimdiye kadar birçok kişi hayatını kaybetti.

Kaynak: ANF

#Iraklı #güçler #Mexmura #giriş #çıkışları #kapattı

Tribünlerde ‘Meclis’te Hizbullah istemiyoruz’ sloganı

Beşiktaş Adana Demirspor maçı sırasında tribünlerden ‘Meclis’te Hizbullah istemiyoruz’ sloganları yükseldi

Adana’da oynanan Adana Demirspor-Beşiktaş maçında Beşiktaş taraftarları “Mecliste Hizbullah istemiyoruz” tezahüratı yaptı.

Trabzonspor-Fenerbahçe maçında da HÜDA_PAR’ın Meclis’e girmesini protesto eden taraftar benzer slogalar atmış, slogan sebebiyle TFF, Fenerbahçe’yi PFDK’ya sevk etmişti.

HABER MERKEZİ

#Tribünlerde #Mecliste #Hizbullah #istemiyoruz #sloganı

Yunanistan seçimleri: Miçotakis birinci fakat hükümet kurulamıyor

Yunanistan’da düzenlenen seçimlerin galibi muhafazakar YDP oldu. Sol parti Syriza oy kaybederken sosyal demokrat PASOK ve Yunanistan Komünist Partisi oylarını arttırdı

Yunanistan’da seçimin galibi Başbakan Kiryakos Miçotakis’in partisi muhafazakar Yeni Demokrasi Partisi (YDP) oldu. Radikal sol Syriza ise YDP’nin oldukça gerisinde kaldı. Miçotakis zaferini, “siyasi deprem” olarak yorumladı.

Fakat seçimler nisbi seçim sistemi ile yapıldığından YDP, tek başına hükümet kurabilmesi için gerekli olan yüzde 46 oranını tutturamadı.

Bu durumda seçimlerin Haziran sonu ya da Temmuz başına yeniden yapılması söz konusu.

Syriza oy kaybetti, PASOK arttırdı

Aleksis Çipras liderliğindeki Radikal Sol Koalisyon’un (Syriza) yüzde 20’lerde kalması parti taraftarları arasında büyük bir hayal kırıklığı yaratırken, sosyalist PASOK oylarını artırarak yüzde 11,5 oranı ile üçüncü büyük parti konumundaki yerini korudu.

Komünistler oylarını arttırdı

Oylarını arttıran Yunanistan Komünist Partisi (KKE) yüzde 7,2 ile dördüncü ve milliyetçi LISY partisi 4,5 ile beşinci parti olarak parlamentoya girme hakkı kazandı.

Eski Ekonomi Bakanı Yanis Varoufakis’in MERA25 partisinin ise yüzde 3 barajını zorladığı gözleniyor.

YDP ve PASOK koalisyon yapabilir mi?

YDP, parlamentoda çoğunluk için gereken 150 sandalyeden beş sandalye eksik. Açıklanan oy oranları itibarıyla YDP’nin, PASOK ile bir hükümet kurabileceği tartışmalar arasında.

Ancak PASOK lideri Nikos Androulakis, böyle olası bir koalisyon hükümetinin başına Kiryakos Miçotakis’in gelmesini reddediyordu.

İkinci kez seçim ihtimali

Miçotakis’in sözleri de iktidarı başka bir partiyle paylaşmayacağı ve ikinci kez seçime gideceğinin göstergesi olarak yorumlandı.

Hükümetin kurulamaması halinde seçimlerin, anayasanın öngördüğü üzere 60 gün sonra yani Haziran sonu ya da Temmuz ayı başlarında yeniden yapılması söz konusu olacak.

Seçimlerin tekrar yapılmasına kadar geçici hükümeti, yüksek yargıçlar ve teknokratlar oluşturacak.

DIŞ HABERLER

#Yunanistan #seçimleri #Miçotakis #birinci #fakat #hükümet #kurulamıyor

Ankara merkezli 5 kentte Newroz operasyonu: 19 gözaltı

Ankara’da merkezli 5 kentte başlatılan operasyonda Newroz kutlaması gerekçe gösterilerek aralarıdna HDP PM üyelerinin de olduğu 19 kişi gözaltına alındı

Ankara’da Newroz kutlamasına katılanlara yönelik başlatılan bir soruşturma gerekçe gösterilerek birçok adrese polislerce baskınlar düzenlendi.

5 kentte yapılan ev baskınlarında, 19 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

Gözaltına alınanlar arasında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM) Üyesi Bedriye Irmak ile Nebahat Çalpan, Halil Güzel, Barış güzel, Ahmet Güzel, Aykut Bozkuş, Cahit Gümüş, Mert Üstündağ, Yasin Bahçivan, Samet Ayataç ve Kadir Aytaç bulunuyor.

Gözaltına alınan kişilerin Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.

ANKARA

#Ankara #merkezli #kentte #Newroz #operasyonu #gözaltı

Emine Şenyaşar: Direneceğiz ve kazanacağız

İki yılı aşkındır Urfa Adliyesi önünde mücadele eden Emine Şenyaşar, ‘devletin adalet ve vicdanın olmadığını’ bu nedenle ‘direnerek kazanacaklarını’ söyledi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti eylemi iki yılı aşkın süredir devam ediyor. Bir taraftan ailenin nöbet eylemi sürerken, diğer taraftan Ferit Şenyaşar’ın milletvekili olarak Meclis’e girmesi ile adalet talebi Ankara’ya da taşınırken, Emine Şenyaşar adliye önündeki direnişini sürdürecek.

Devletin ne hukuku ne vicdanı var

Jinnews’e değerlendirmede bulunan Emine Şenyaşar, oğlu Fadıl Şenyaşar’ın suçsuz şekilde cezaevinde tek kişilik hücrede tutsak edildiğini, kendisi ve oğlu Ferit’in de hem katliama hem de bu tutsaklığa karşı nöbet eylemini başlattıklarını hatırlattı. Sıcak, soğuk, kar, kış demeden nöbete devam ettiklerini belirten Şenyaşar, “Vicdanları olsaydı oğlumu bırakırlardı ama bu devletin ne vicdanı, ne hukuku ne de kendisi var. Doğru düzgün bir devlet olsaydı bu katliamı gerçekleştirenler tutuklanırdı. Yeter artık bitirin bu zulmü. Oğlumu bıraksınlar, ben de evime torunlarımın yanına gideyim” dedi.

Adalet gelecek

Adliye önünde olmaya devam edeceğini söyleyen Şenyaşar, “Bir ölümüm olacaksa da adliye önünde olacak” sözleri ile artık gerçek adaletin sağlanmasını ve ülkenin biraz da olsa “nefes” almasını istedi. Şenyaşar, oğlu Ferit Şenyaşar’ın Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nden milletvekili olması için de “O Ankara’da ben de burada mücadelemizi sürdüreceğiz, adaletin peşinde olacağız” sözlerine yer verdi.

İki yılı aşkındır Urfa Adliyesi önünde mücadele ettiği için hakkında onlarca soruşturma açıldığına işaret eden Emine, şöyle konuştu: “İnanıyorum ki adalet gelecek, bu hükümet değişecek. Sadece kendim için değil herkes için adalet istiyoruz. Oğlum bırakılana kadar burada oturacağım. Direneceğiz ve kazanacağız.”

Haber: Jinnews/Gülüstan Dursun

 

#Emine #Şenyaşar #Direneceğiz #kazanacağız

Darp edilen dengbêj Axin Biro’nun suç duyurusuna takipsizlik

Manavgat S Tipi Cezaevi’ne sevk edildiği sırada darp edilen dengbêj Axin Biro’nun avukatları aracılığıyla yaptığı suç duyurusu takipsizlikle sonuçlandı

Dengbêj Axin Biro (İbrahim Ertaş), bir program için gittiği İzmir Gaziemir’de, 10 Kasım 2015 araçla seyir halinde olduğu sırada gözaltına alındı.

İktidar medyasının “Bombayı toprak altından çıkarırken yakalandılar” başlıklı haberlerle hedef gösterdiği Axin Biro, çıkarıldığı mahkemece “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. İktidar medyasının aksine polis yakalama tutanağında Axin Biro’nun araçla seyir halinde olduğu sırada gözaltına alındığı belgelendi.

Ertaş’ın yıllardır kullandığı sahne adı da kod adı olarak kabul edildi. Yargılamalar sonucunda sanatçı Axin Biro’ya, 20 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Tutuklandıktan sonra İzmir Şakran Kapalı Cezaevi’ne, yargılama devam ederken Alanya L Tipi Cezaevi’ne sevk edilen Axin Biro, prostat ve şeker hastalığına rağmen 6 Ekim 2022’de Manavgat S Tipi Cezaevi’ne sevk edildi.

Sağlık sorunlarına rağmen tek kişilik hücrede tutulan Biro, cezaevinde hak ihlallerine maruz kalıyor.  Axin Biro’nun avukatı Selvi Toprak Fırat, yargılamaya dair değerlendirmelerde bulunarak, müvekkilinin tutulduğu S Tipi Cezaevi koşullarını Mezopotamya Ajansı’na anlattı.

‘İstihbari bilgi denilerek ceza verildi’

Fırat, Axin Biro’ya istihbari bilgiye dayanılarak cezalandırıldığını belirterek, ancak yargılama aşamasında istihbarı bilginin kaynağı açıklanmadığını söyledi. Fırat, müvekkilinin suça konu edilen olay yerinden uzakta seyir halinde olduğu sırada gözaltına alınmasına rağmen “suçüstü” denilerek hedef gösterildiğini ve bu durumun cezaya gerekçe gösterildiğini kaydetti.

 ‘Şüpheli, kolluğun oyununa geldiğini itiraf etti’

“İsmini vermek istemeyen kişinin” iddiaları üzerine soruşturmanın, müvekkili ile gözaltına alınan bir kişinin polis ile anlaşması üzerine yürütüldüğünü aktaran Fırat, “Ancak daha önce de etkin pişmanlıktan faydalanan, kendisin polis tanıtım kartı dahi bulunan diğer şüpheli kolluğun oyununa geldiğini ifade sonrasında serbest bırakılmamasıyla anlamıştır. Cezaevinden yazdığı mektuplarla ve celselerde gerçek durumu açıklamışsa da diğer tüm hususlar gibi sanığın gerçek beyanları da göz ardı edilmiştir. Kovuşturma aşamasında da somut delillerle tüm iddiaları çürütülen bir başka sanığa aynı görev yüklenerek yargılama sürdürülmüştür” diye belirtti.

‘Tek kamera kaydı’

Müvekkilinin gözaltına alındığı İzmir’de bir ormanlık alanda gömülü olduğu iddia edilen patlayıcı maddelerden sorumlu tutulduğunu ifade eden Fırat, “Ormanlık alan içerisinde tek kamera kaydı gömülen patlayıcıları görmektedir. Ancak ne hikmetse bu kamera kaydı patlayıcı maddelerin ne zaman ve kim tarafından gömüldüğü esnada mevcut olmayıp, sonrasında büyük ormanlık alanda yalnızca maddelerin bulunduğu yerin görüş açısına kurulmuştur. Söz konusu maddelerin çıkartıldığı esnada müvekkilin ters kelepçe yapılmak suretiyle maddelerin hemen yanında saatlerce yatırılarak bekletilme görüntüleri, delil sayılmıştır. Bekletilirken ellerinin toprağa değmesi böylelikle belirli bir mesafeye kadar yayılan barut izlerinin ellerinde çıkması da yine mahkumiyete gerekçe sayılmıştır” diye konuştu.

Sanatçı ismi kod ismi sayıldı

Müvekkilinin tutuklu bulunduğu dosyanın yanı sıra Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Axin Biro’nun ses ve görüntülerinin kaydedilerek incelenmesine, fiziki ve teknik takiplerin yapılmasına 3 haftalık süre ile karar verildiğini ve bu kararın 5 kez daha uzatıldığını dile getiren Fırat, “Bu durumda suç tarihlerinde dahi taciz boyutuna varan takiplerinde suçüstü yapılma imkânı mevcutken ve olağan hayatın dışında hiçbir durum olmadığı rapor edilmiş olması ve tüm bu hususların dosyaya kazandırılması göz ardı edilerek, neticeten 20 yıl 4 ay hapis cezası ve 20 bin TL adli para cezasına hükmedilmiştir. Ayrıca mahkûmiyet hükmüne bir gerekçe de Kürt kamuoyunca tanındığı, yine dosyaya kazandırdığımız albüm kapağında dahi yazılı ismi de Axin Biro ‘nun kod adı kabul edilmesidir” dedi.

 Cezaevi girişinde darp edildi

Axin Biro’nun yargılamalar boyunca duruşmalara bizzat katılmak ve ailesinin görüşe gelmesi için Amed, Mêrdîn ve Riha’da bulunan cezaevlerine nakil talebinin reddedildiğini söyleyen Fırat, müvekkilinin Alanya L Tipi Cezaevi’ne sürgün edildiğini kaydetti. Biro’nun bu süreçte hastaneye götürülmediğini, insanlık onuruyla bağdaşmayan muamelelerle birçok temel hakkının ihlal edildiğini belirten Fırat, devamında 6 Ekim 2022 gecesi bilgi verilmeden Manavgat S Tipi Cezaevi’ne sürgün edildiğini aktardı. Sevk sırasında Biro’nun tutuklu arkadaşlarıyla birlikte darp edildiğini ifade eden Fırat, cezaevi girişinde de çıplak aramaya maruz kaldıkları bilgisini paylaştı.

Takipsizlik kararı

Biro’nun iki hafta sonra ailesiyle yaptığı telefon görüşmesiyle Manavgat S Tipi Cezaevi’ne sürgün edildiği bilgisine ulaştıklarını dile getiren Fırat, iki hafta sonrasında dahi müvekkilinin vücudunda darp izlerinin olduğunu, başvuruları üzerine İnsan Hakları Derneği Antalya Şubesi ve Antalya Barosu İnsan Hakları Merkezinin raporlarıyla doğrulanmasına rağmen Alanya ve Manavgat Cumhuriyet Başsavılığı’na yaptıkları suç duyurularının takipsizlikle sonuçlandığını kaydetti. Dengbêj Axin Biro’nun enstrümanlarının kırıldığını söyleyen Fırat, ilk olarak tek enstrümanın verildiğini, defalarca yapılan başvurular üzerine diğer enstrümanların hasarlı olarak verildiğini ifade etti.

Hak ihlaleri sürüyor

Manavgat S Tipi Cezaevi’nde müvekkili Biro ve diğer tutuklulara yönelik baskıların her geçen gün arttığını vurgulayan Fırat, cezaevinde yaşanan hak ihlallerini şöyle anlattı: “Bazen günde iki kez, hatta gece saatlerinde dahi arama yapılmakta, aramalarda eşyalara zarar verilmektedir. Mahpusların kurumda barındıkları odalarda tuvalet, banyo ve yatma birimlerini izleyecek şekilde kameraların olması, enstrüman kısıtlılığı dayatması, diyabet hastası olmasına rağmen beslenme planına aykırı davranılması, personel baskı ve onur kırıcı davranışları bunlardandır.”

Cezaevi sanatının önüne geçemedi

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla HDP’li belediyelere kayyum atadığı açıklamalarına atıfta bulunan Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Erdoğan’ın rahatsız olduğunu dile getirmesiyle bölge belediyelerine nasıl kayyum atandıysa, eşbaşkanlar tutuklandıysa, sanatçı Axin Biro’nun da Kürt müziği alanındaki çalışmaları rahatsızlık uyandırdı, müziği bırakması için kendisini defalarca uyaran kolluk marifetiyle mahkûm edildi. Ancak 7 yılı aşkın cezaevi koşullarında ne mücadeleyi ne de anadilde müzik çalışmalarını bırakmadı. Haftalık 10 dakikalık telefon görüşmelerinde dahi kendi yönlendirmeleriyle müzisyen olan çocuklarına yeni bestelerini dinletmekte, Kürt müziğindeki çalışmaları takip etmekte, çocuklarına ve müzisyen arkadaşlarına mektuplarla şarkı sözleri ve notalar göndermektedir. Avukat görüş kabinin camlarını titretecek şekilde bana da çalışmalarını dinletmiştir.”

AMED

 

#Darp #edilen #dengbêj #Axin #Bironun #suç #duyurusuna #takipsizlik

İzlandalı eski bakan: İmralı adası baskı ve şiddet laboratuvarı

İzlanda eski Adalet ve İçişleri Bakanı Ögmundur Jónasson, İmralı Adası’nın baskı ve şiddet laboratuvarı olduğunu belirti

PKK Lideri Abdullah Öcalan, uluslararası komployla 15 Şubat 1999’da getirildiği Türkiye’de, 24 yıldır İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşullarında tutuluyor. Haber alınamama haline dönüş tecride karşı harekete geçen 3 farklı ülkeden 3 kişilik Uluslararası İmralı Barış Delegasyonu, Türkiye’ye ziyarette bulundu. Delegasyon, İmralı tecridine karşı Asrın Hukuk Bürosu başta olmak üzere sivil toplum örgütleri ile tecrit gündemli görüşmeler gerçekleştirdi. Heyette yer alan İzlanda eski Adalet ve İçişleri Bakanı Ögmundur Jónasson, Mezopatamya Ajansı’na değerlendirme de bulundu.

İmralı baskı ve şiddetin laboratuvarı

Jónasson, delegasyonun PKK Lideri Abdullah Öcalan’a odaklandığını belirterek, çalışmalarını da bu kapsamda sürdürdüklerini kaydetti. Jónasson, İmralı Ada Cezaevi’nin bir laboratuvar gibi işlediğini vurgulayarak,  “Türkiye’deki baskı ve şiddetin laboratuvarı. İmralı, barışın ve demokrasinin laboratuvarı da olabilir. Öcalan’ın bu konudaki önemini anlamak için ‘barış’ sürecine gidebiliriz. O dönemde kapılar bir süre açıldığında, Öcalan’ın Kürt meselesi ile ilgili çözüm ve demokratikleşme ile ilgili söz hakkı vardı. Bunu iyi kullandı. Bu hem Kürtlere hem de Türkiye’deki halklara umut verdi. Bu çok önemli. Tekrardan bir barış sürecinden bahsedeceksek eğer, İmralı’nın kapıları tekrardan açılmalı. Bizim talebimiz tam olarak budur” dedi.

Öcalan’ın paradigması dünyada yayılabilir

Jónasson, İmralı tecrit sistemine işaret ederek, “İmralı’da ortaya çıkan yeni sistemler, Türkiye’deki geri kalan cezaevlerine yayılıyor. Bunu gözlemiyoruz, Avrupa Konseyi ile paylaşacağız” diye belirtti.  Abdullah Öcalan’ın “Kadın özgürlükçü, ekolojik ve demokratik” paradigmasına değinen Jónasson, Abdullah Öcalan’ın demokratik konfederalizm, toplumsal cinsiyet eşitliği ve çevreye dair yaklaşımları hem Ortadoğu’da hem de dünyada uygulanabilir olduğunu söyledi.

AB Türkiye üzerine baskı kurmalı

Uluslararası komploda Avrupa’nın rolüne de değinen Jónasson, “Uluslararası bir kurum olarak Avrupa, Öcalan’ı ve Kürt halkını hayal kırıklığına uğrattı. Bunu yapmaya da devam ediyor. AB’nin, dünyanın tüm haklarından özür dilemesi gerekiyor. Onları hayal kırıklığına uğratmaması, yarı yolda bırakmaması gerekiyor. AB, Türkiye üzerinde baskı kurup, bütün insan hakları ihlallerinin kaldırılmasını sağlamalıdır. Abdullah Öcalan’ın da haklarına erişimini sağlaması gerekiyor. Özellikle bu konuda büyük bir baskı uygulaması gerekiyor” diye konuştu.

Halkların baskısı ile değişim mümkün

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Abdullah Öcalan ile ilgili 18 Mart 2014 tarihli kararını hatırlatan Jónasson, “Türkiye’nin NATO üyesi olması ve AB ülkelerinin müttefiki olması nedeniyle bu karar uygulanmıyor. Ben Kürt hareketlerini destelemeye devam edeceğim. Çünkü halkların devletlere uyguladığı baskı ile değişim mümkün. Biz de bunu desteklemek için buradayız” şeklinde konuştu.

Direniş başarıya ulaşacak

Jónasson, değişimin kaçınılmaz olduğunun altını çizerek, “Kürt hareketinin uzun yıllardır gösterdiği cesaret, tutarlılığı, ısrarı nedeniyle mutlaka bir değişim olacağına inanıyorum. Ne zaman Avrupa Konseyi’nin önünden geçsem, mutlaka bir grup Kürt’ün, tecridin kaldırılmasıyla ilgili sloganlar attığını görüyorum. Bu bana umut veriyor. Değişim olup olmayacağı artık merak konusu değil. Değişimin ne zaman olacağı artık önemlidir. Kürt halkının politik direnişine büyük bir hayranlık duyuyorum. Eninde sonunda başarılı olacaklarına inanıyorum” sözlerini kullandı.

Değişim halklarla olacak

Değişimin de halkla olacağını vurgulayan Jónasson, “Benim AB ülkelerine hiçbir güvenim yok. NATO’ya ya da uluslararası kurumların hiçbirine güvenim yok. Asıl güvendiğim şey; Türkiye halklarının büyük değişim yaratabileceği. Bu değişim olduğunda farklı şeyler olacaktır. Dünyanın hiçbir yerinde devletler halkın tutarlı direnişi ve baskısı olmadan değişime açık olamazlar. Bu yüzden halka güveniyorum. Ancak halkın öz, yerelden örgütlenmesi ile bu değişimin sağlayacağına inanıyorum” dedi.

Haber: MA / Mehmet Aslan

 

#İzlandalı #eski #bakan #İmralı #adası #baskı #şiddet #laboratuvarı

Halay çektikleri için gözaltına alınan gençler adliyeye sevk edildi

Halay çekerken polisin engellemesine karşı çıktıkları için yaşanan arbedede ters kelepçeli bir şekilde yüz üstü yatırılıp mehter marşı dinletilerek gözaltına alınan 4 genç adliye sevke edildi

Kadıköy Moda sahilinde Kürtçe müzik eşliğinde halay çeken gençlerin müzik hoparlörüne el koyan polise, gençler karşı çıktı. Bunun üzerine polis havaya ateş açarak, 4 genci gözaltına aldı.

Gözaltına alınan gençlerin akıbeti hakkında bilgi edinmezken, gece geç saatlerde sanal medyada birçok hesap tarafından gözaltına alınan ve ters kelepçeli bir şekilde yüz üstü yatırılmış gençlerin görüntüleri paylaşıldı. Görüntülerde polis arabasından da mehter marşının çaldığı ve gençlere zorla dinlettirildiği görüldü.

Nerede tutulduğu öğrenilmeyen gençlerin Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi’ne sevk edildiği öğrenildi.

İSTANBUL

 

#Halay #çektikleri #için #gözaltına #alınan #gençler #adliyeye #sevk #edildi

Çiçek Otlu: Meclis’te kadın düşmanı politikalar artacak, sözümüzü söyleyeceğiz

Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, ‘Kadın düşmanı politikaların yükseltileceği görülüyor. Sokakta sözümü söylemeye devam edeceğiz’ dedi

Genel seçimler ile Meclis’in 28. Döneminde görev alacak milletvekilleri belirlenirken, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde maraton sürüyor.

Kadın kazanımlarını ve “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” olan 6284 Sayılı kanun karşıtı Cumhur İttifakı’nın seçim ortaklarından HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi de Meclis’te yer aldı.

Bu partiler kadınlar ve LGBTİ+’lar üzerinden ayrımcı politikalarla propaganda yapmaya devam ediyor. Bununla birlikte Meclis’te yer alan 600 vekilden 473’ü erkeklerden oluştu.

MA’dan Esra Solin Dal’ın haberine göre; 14 Mayıs sonrası oluşan siyasal gündemi değerlendiren ve 49 kadın vekil ile temsil edilen Yeşil Sol Parti listesinden İstanbul Milletvekili seçilen Çiçek Otlu, Meclis’te kadın düşmanı politikaların yükseltileceği görülüyor diyerek mücadele edeceklerini söyledi.

Çözümü sahiplenen bir kesim var

Kürtlerin 14 Mayıs seçimlerinde büyük önem verdiğini ve yoğun bir katılım gösterdiğini söyleyen Otlu, “Seçim sonuçlarıyla beraber şu gerçek açığa çıktı. Sonuç ne olursa olsun, bu ülkede Kürt sorununun çözümü, İmralı’da ağırlaştırılmış tecridin kaldırılması, cezaevlerindeki sorunların çözümü ile kadınların yaşadığı sorunlar ve Alevilerin bütün taleplerini sahiplenen bir kesim olduğunu görmek gerekiyor. Bu topraklarda mücadeleci ve direnişçi bir geleneğin olduğunu kimse unutmamalı” diye konuştu.

Faşizmi geriletmek için örgütlenmek gerek

Seçimlerle birlikte kitle örgütlenmesine ihtiyaç olduğunun açığa çıktığını kaydeden Otlu, “Biz mücadelemizi halkların talepleri üzerine kurmalıyız. Çünkü işçi ve emekçilerin, kadınların, gençlerin daha çok İslamcı, politik kesim arasında kaldığını görüyoruz. İşçi sınıfının ve emekçi halkımızı yeniden saflarımızda örgütlendirmeyi başardığımız koşullarda, faşist rejimi geriletmek ve onu yenmek mümkün olabilir” diye aktardı.

Meclis’teki aritmetik

Eşit temsiliyetin Yeşil Sol Parti’nin en önemli hedeflerden biri olduğunun altını çizen Otlu, “Meclis aritmetiğine baktığımızda, Meclis’e giren kadın sayısının 127 kadın olduğunu söyleyebiliriz. Bu sayıyı da yükselten, Yeşil Sol’un kadın vekilleridir. Son verilere baktığımızda, Meclis’te erkek siyasetinin daha fazla olacağı, eril dilin daha fazla konuşulacağı ve kadın düşmanı politikaların yükseltileceği görülüyor” şeklinde konuştu.

Sözümüzü söylemeye devam edeceğiz

Meclis’te kadın dili ve kadın siyasetinin öne çıkması gerektiğini vurgulayan Otlu, “Bunu en net Yeşil Sol Parti gösterecektir. Kadın özgürlük mücadelesinin ilkelerini sahiplenerek, sadece Meclis’te değil, sokak mücadelesinde örgütleyerek bunu yapmayı hedefliyor. Bu yüzden Meclis’te ve sokakta sözümüzü söylemeye devam edeceğiz” dedi.

HABER MERKEZİ

 

#Çiçek #Otlu #Mecliste #kadın #düşmanı #politikalar #artacak #sözümüzü #söyleyeceğiz