Ana Sayfa Blog Sayfa 430

Tuncer: Ergin Aktaş’a karşı intikamcı bir anlayış söz konusu

Cezaevinde sağlık durumu ağırlaşan tutuklulardan olan ve iki eli bulunmayan Ergin Aktaş’ın durumuna dair bilgi veren avukatı Gülizar Tuncer, ‘Özellikle Aktaş gibi tutuklulara yönelik intikamcı bir anlayış söz konusu’ dedi

Keyfi uygulamaların arttığı cezaevlerinde özellikle hasta tutukluların sağlık durumu giderek kötüleşiyor. Durumu ağırlaşan tutuklulardan biri ise İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) ağır hasta tutuklular listesinde yer alan tutuklu Ergin Aktaş.

Her iki eli de yok

2011 yılında tutuklandıktan sonra 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Aktaş, şu an Metris R Tipi Cezaevi’nde tutuluyor. Aktaş, her iki eli bileklerinden itibaren olmadığı için kişisel ihtiyaçlarını karşılayamıyor.

Başvurular sonuçsuz kaldı

Cezaevindeki kötü koşulları nedeniyle tüberküloz hastalığına yakalanan Aktaş, aynı zamanda KOAH ve zatürre hastası. Adli Tıp Kurumu (ATK) bugüne kadar hakkında 6 kez “cezaevinde tek başına yaşamını idame edemez” yönünde rapor vermesine rağmen Aktaş’ın tahliyesi, “Toplum güvenliği için tehlike teşkil ediyor” iddiasıyla engellendi. Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvurulardan da sonuç çıkmadı.

18 kez başvuru yapıldı

Aktaş’ın durumuna ilişkin bilgi veren avukatı Gülizar Tuncer, Aktaş’ın 2011 yılında henüz 18 yaşında iken “Emniyet Müdürlüğü’ne bomba attı” iddiasıyla tutuklandığını belirtti. Tuncer, “Bir eli bilekten diğer kolu da dirsekten ampüte (kesik) olmuş vaziyette. Dolayısıyla engelli konumda olduğu için tek başına yaşamını idame ettiremeyeceğine dair ATK’nin verdiği raporlar var. Toplam da 18 kez başvuru yaptık. Ancak tüm başvurular ret edildi” diye belirtti.

İlk olarak Öcalan için uygulandı

Ceza İnfaz Yasası’nın 16’ncı maddesine göre ATK’den “Tek başına yaşamını idame ettiremeyeceğine” dair rapor alındığında hükümlünün serbest bırakılması gerektiğine dikkat çeken Tuncer, buna rağmen Aktaş’ın bırakılmadığını belirtti. Aktaş’ın serbest bırakılmama nedeninin ağırlaştırılmış hapis cezası alanlara özgü şartla salıverme yasağına dayandırıldığını belirten Tuncer, “Bu yasa Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirildikten sonra çıkarılan bir yasadır. Daha önce idam cezası almış olanlar bir kereye mahsus şartla salıverme ile 10 yıl yatıyorlardı. Sonraki süreçlerde de 36 yıldı yani belli bir süre vardı. Şartla salıverme yasağı diye bir şey yoktu. Ama Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesinden sonraki süreçte bu ölünceye kadar hapse dönüştürüldü ve ağır hasta konumunda olsa bile ‘cezaevinde öleceksin’ denildi. Kesinlikle dışarıya çıkarılmıyorlar” dedi.

İntikamcı bir anlayış söz konusu

ATK’nin siyasi otoriteye bağlı olduğunun altını çizen Tuncer, ATK’nin taraflılığını defalarca kez açık bir şekilde açıkladığını dile getirdi. ATK’nin hasta tutuklular için “Cezaevinde kalamaz” raporunu vermesinin istisnai bir durum olduğunu belirten Tuncer, ” Özellikle Aktaş gibi tutuklulara yönelik intikamcı bir anlayış söz konusu. Bu zihniyet yargı organlarının verdikleri kararlara da yansıyor” diye belirtti.

AİHM ile Türkiye aynı zihniyet

Aktaş’ın tek başına hücrede kaldığını anımsatan Tuncer, “Sonraki süreçte kolları olmayan Aktaş’ı, ayakları olmayan felçli hasta tutsağın yanına verildi. 2 ağır hasta konumundaki tutsak, birbirlerine bakmaya mahkum edildi. Böyle bir acizlik içindeydi devlet. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesindeki işkence yasağının ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduk ancak AİHM başvuruyu ret etti. Yine Anayasa Mahkemesi (AYM) ve İdari Mahkemesi de başvurumuzu ret etti. Türkiye’deki anlayışla, Avrupa’nın anlayışı çok fark etmiyor” dedi.

Cezaevleri toplumsal mücadelenin bir parçası

Tüm muhalif kesimlere seslenen Tuncer, “Toplumsal mücadeleden bahsedilecekse o toplumsal mücadeleyi en direngen haliyle cezaevinde yaşıyorlar ve yaşatıyorlar. Yani tutuklulara toplumsal mücadelenin parçası olarak bakıp sahip çıkılması gerekiyor” dedi.

İSTANBUL

#Tuncer #Ergin #Aktaşa #karşı #intikamcı #bir #anlayış #söz #konusu

Mexmur halkı 7’den 70’e direniyor

Irak ordusunun ablukasına karşı Mexmûr halkının direnişi, 90 yaşındaki Xanê Benek ile sembol oldu. O anı ölümsüzleştiren 13 yaşındaki Xurbet İlhan, ‘Onu 7 yaşındaki kardeşimle çektim. Mexmur 7’den 70’e direniyor’ dedi

Türkiye’nin baskısı nedeniyle 1994 yılında köylerinden Federe Kürdistan Bölgesi’ne göç etmek zorunda kalan Botan halkı, Bihêrê, Şeraniş, Bêrsîvê, Geliyê Qiyametê, Etrûş, Nînova ve Nehdaran gibi 7 kampta kaldıktan sonra Mexmûr Kampı’na yerleştiler.

1998 yılında Mexmûr ilçesine bağlı Qareçox dağının eteklerinde yılan ve akreplerle dolu bir çöle yerleşen halk, o kurak çölde çadırlar kurarak yoktan var ettiler. Çölü bir yaşam alanına dönüştüren Botanlıların, 30 yıldır her anı direnişle geçirdi. Ne KDP’nin yıllardır uyguladığı ambargo ne de Türkiye’nin saldırıları sonuç almadı.

Irak ilk kez denemiyor

Irak ordusu ilk olarak 27 Aralık 2021’de Mexmûr’a girmek ve tüm kampı tel örgülerle çevirmek istedi. Ancak bu girişime karşı Mexmûr halkı büyük bir direniş göstererek, Irak ordusunun kamp çevresini kuşatmasına izin vermedi.

Ancak yine 2023 yılının 20 Mayıs sabahı erken saatlerde Irak ordusu büyük bir askeri güçle kampı tellerle çevrelemek ve kampın etrafına noktalar koymak istedi. Yaşları 7 ile 70 arasında değişen kamp sakinleri, olay yerine gelerek bu girişimi protesto etti.

Fotoğrafı dijital medyada yayılan ve Mexmûr’un kuşatılmasına karşı direnişin simgesi haline gelen kadınlardan biri de 90 yaşındaki Xanê Benek.

Xurbet İlhan babasını Türkiye’nin hava saldırısında kaybetti

Xanê Benek’in sembol olan anını ise bu çölde dünyaya gelen 13 yaşındaki Xurbet İlhan ölümsüzleştirdi.

Türkiye’nin hava saldırısı sonucu babasını kaybeden Xurbet İlhan, Irak’ın son kuşatma girişiminde direnen halk arasındaydı. Burada yaşanan direnişi dijital medya aracılığıyla dünyaya aktarmak isteyen Xurbet İlhan’ın çektiği Xanê Benek’e ait fotoğraf direnişin simgesi oldu.

30 yıldır baskılara karşı mücadele eden Xanê Benek’in 2 çocuğu PKK’de yaşamını yitirdi.

‘Duruşundan çok etkilendim’

Xanê Benek’in Irak ordusuna karşı gösterdiği mücadelenin fotoğrafını çekerek, ölümsüzleştiren Xurbet İlhan o anları şu sözlerle anlattı:

“Irak ordusunun etrafımızı sardığını duyunca herkes harekete geçti. Halk çadırlar kurarak eyleme geçti. Ben de askerlerin olduğu yere gittim. Kampın kuşatılmasını kabul etmeyen Xanê Benek’in Irak ordusunun önünde oturduğunu görünce bu anı çekmek istedim. Xanê Benek yaşlı bir kadın ancak duruşundan çok etkilendim. Saldırı günü askerlere karşı oturmuş, özgürlüğünü savunuyor ve kampın kuşatılmasına izin vermiyordu. Onun fotoğrafını çekerken 7 yaşındaki kardeşimin de fotoğrafını çekmişim. Ve Mexmûr halkının 7’den 70’e direndiği ve kimseye boyun eğmediği bir kare ortaya çıkmış oldu.”

Haber: Nûpelda Deniz / NuJinha

#Mexmur #halkı #7den #70e #direniyor

Ahmet Türk: Sandığa daha güçlü gitmeliyiz

Türkiye’nin demokratik olmayan bir seçim süreci yaşadığını belirten Kürt siyasetçi Ahmet Türk, halkı oy vermeye çağırdı

14 Mayıs’ta gerçekleştirilen Parlamento seçimleri tamamlanırken, ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimleri 28 Mayıs’ta gerçekleştirilecek.

MA’dan Ahmet Kanbal’a konuşan Kürt siyasetçi Ahmet Türk,  halkı sandıklara sahip çıkmaya ve oy vermeye çağırdı.

Türk, “Demokrasiden yana olan herkes bu tehdidi ortadan kaldıracak bir davranış içinde olmazsa bizim için büyük bir eksiklik demektir” ifadelerini kullandı.

Sandıklara sahip çıkalım

14 Mayıs seçimlerine giderken iktidar partisinin 16 bakanının istifa etmemesinin Anayasa’ya aykırı bir süreç olduğuna dikkat çeken Ahmet Türk, “Demokratik bir seçimden bahsetmek mümkün değil. Yapmış olduğumuz bütün araştırmalarda birçok yerde fazla oyların kullanıldığını ve oyların değiştirildiğini görüyoruz. 28 Mayıs’tan sonra elbette bunlara dair değerlendirmelerimiz olacak. Burada gerçekten sandıklara sahip çıkabilirsek ve sandıklarda oynamalar olmazsa 28 Mayıs’taki sonucun Kemal Kılıçdaroğlu lehine gelişeceğini düşünüyorum” dedi.

Erdoğan meşrulaştırılıyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 14 Mayıs gecesi gerçekleştirdiği balkon konuşmasında “çok endişeli” olduğuna dikkat çeken Türk, “Erdoğan seçimler bitinceye kadar çok endişeli duruyordu. Sonuçlar ortaya çıktığı zaman 14 Mayıs öncesindeki Erdoğan’dan başka bir Erdoğan ortaya çıktı. Şuna inanıyorum; 49 buçuk oyu alan 50’yi de tamamlayabilirdi. Bence devletin bütün imkanlarını devreye koyarak, Kılıçdaroğlu’na çok büyük bir fark atarak seçimleri tamamlamak istediklerini düşünüyorum. Ama bu hesaplar çok farklı da sonuçlar ortaya çıkarabilir. Ama yine de bana göre; demokratik olmayan bir seçim sonucunda ikinci tura giderken, Kılıçdaroğlu’nun halen aday olması Erdoğan’ı meşrulaştırmanın ötesine geçmiyor” ifadelerini kullandı.

Sandığa daha güçlü gitmeliyiz

Sandığa gitmenin çok önemli olduğunu kaydeden Ahmet Türk, şunları söyledi:

“Demokrasiden yana mı olacağız yoksa bugüne kadar ırkçı, milliyetçi, tekçi, Kürt halkının inkarı üzerinde kendini var eden, Kürt halkına baskı yapan bir anlayışa mı destek vereceğiz. Halkımız bir tehdit altında kalmayı mı seçecek yoksa nefes alacak bir demokratik ortama mı destek verecek. Demokrasiden yana olan herkes bu tehdidi ortadan kaldıracak bir davranış içinde olmazsa bizim için büyük bir eksiklik demektir. Seçimden sonra yaşanan kırıklığı, moralsizliği bir tarafa bırakarak, 14 Mayıs’tan daha güçlü, daha büyük bir inançla bu seçimi kazanacağımızı ifade ederek, sandık başına gitmemiz lazım”

HABER MERKEZİ

#Ahmet #Türk #Sandığa #daha #güçlü #gitmeliyiz

Hastanede çocuğa cinsel istismar

Amed’in Bismil ilçesinde hastane personeli Ahmet Beydağı adlı erkek alı koyduğu 16 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulundu

Amed’in Bismil ilçesinde, Bismil Devlet Hastanesi’nde Acil Bölüm sorumlusu olarak görev yapan 41 yaşındaki Ahmet Beydağı hastanenin acil bölümünde alıkoyduğu16 yaşındaki bir çocuğa cinsel saldırıda bulundu.

‘Sargı bezi vericem’ diye kandırdı

19 Mayıs Cuma günü, kardeşi ve babası ile birlikte hastanenin acil bölümüne giden çocuk, Beydağı tarafından “sana sargı bezi vereceğim” bahanesiyle personellerin soyunma odasına götürülerek, burada alıkonuldu. Burada çocuğa cinsel saldırıda bulunan Beydağı, çocuğun yakınlarının onu araması üzerine çocuğu serbest bıraktı.

Aile şikayetçi oldu

Çocuğun yaşadıklarını babasına anlatmasıyla ortaya çıkan olay sonrası aile Baydağı hakkında aynı gün şikayetçi oldu. Çocuğun ailesinin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunması üzerine psikolog eşliğinde Çocuk İzlem Merkezi’nde (ÇİM) çocuğun ifadesine başvuruldu.

Adli kontrolle serbest bırakıldı

Şikayetin ardından 19 Mayıs Cuma günü gözaltına alınan Baydağı, emniyet ifadesinin ardından sevk edildiği mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Evli ve iki çocuk babası olan Beydağı’nın hala görevinin başında olduğu ve hastane yönetimi tarafından birkaç gün kendisine izin verildiği öğrenildi.

AMED

#Hastanede #çocuğa #cinsel #istismar

PADÊ: Şengal ve Mexmûr saldırıları planlı, geçit vermeyeceğiz

PADÊ üyesi Qehtan Xelîl, Şengal ve Mexmûr’a yönelik saldırıların bağlantılı planlar olduğunu bu plana geçit vermeyeceklerini söyledi

Türkiye’nin baskısıyla Irak Hükümeti ve Federe Kurdistan Bölgesel hükümeti arasında 9 Ekim 2020’de imzalanan “Şengal Anlaşması” sonrası Êzidîlere yönelik başlayan saldırılar devam ediyor.

Söz konusu anlaşmayı uygulamak isteyen KDP’ye bağlı güçler ve Irak Ordusu, Şengal’e dönük saldırılarını sürdürürken Êzidîler, kendi iradeleri dışında imzalanan bu anlaşmaya karşı 2 yıldır direniyor. Hewlêr ve Bağdat’ın saldırıları sonuçsuz kalmasıyla devreye giren Türkiye, bölgeye dönük hava saldırılarına başladı. 16 Mayıs’ta Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) ile bölgeyi hedef alan Türkiye, 23 Mayıs’ta da Şengal’in Xelef köyüne saldırdı.

Êzidî Özgürlük ve Demokrasi Partisi (PADÊ) üyesi Qehtan Xelîl, Şengal’e dönük planlar ve Türkiye’nin saldırılarına dair değerlendirmelerde bulundu.

Êzidîlerin dışında bir anlaşma

Irak ve Federe Kurdistan Bölgesel hükümeti arasında imzalanan ‘Şengal Anlaşması’nın amacına ulaşmadığını, bunun üzerine farklı politikaların devreye konulduğunu söyleyen Xelîl, Êzidîlerin iradesi dışında bir anlaşma olduğunu söyledi. . 2014’te Irak ve Kurdistan hükümetinin gözleri önünde büyük bir kırımdan geçirildiklerini hatırlatan Xelîl, “Kurdistan hükümeti çok açık bir şekilde Êzidîlere sırtını döndü, koruyamadı ve buna bütün dünya şahitlik etti. 3 bin Êzidînin ölümüne sebep olan bu insanları bizler nasıl burada kabul edebiliriz? Êzidîlerin bunlardan uzak durması ve bunlara karşı kendilerini koruması gerekiyor” dedi.

Şengal Mexmûr ve Kerkük planı

Türkiye, Irak ve Federe Kurdistan Bölgesel hükümetinin Şengal, Mexmûr ve Kerkük üzerinde anlaştıklarını, “Şengal Anlaşması”nın da üç bölge üzerinde uygulanmak istendiğini belirten Xelîl, “Mexmûr, Kerkük ve Şengal hattını kendi çıkarları doğrultusunda sattılar. Bu üç hat, aynı zamanda Rojava ile bağlantılı bir hattır. Rojava ile köprüdür. Bu bölgeler üzerinde son günlerde geliştirilen saldırılar, bu anlaşmadan bağımsız değildir. Bir kaos ortamı çıkartmak istediklerinde, bu üç bölge üzerinden çıkartıyorlar. Çünkü bu üç bölgeyi kontrolleri altına alırlarsa, planlarını çok rahat gerçekleştireceklerini biliyorlar. Ama bizler onların bu planlarına geçit vermeyeceğiz” diye konuştu.

Şengal’e bir ay içerinde 4 hava saldırısı olduğunu hatırlatan Xelîl, hava saldırısı, provokasyonlarla sonuç almak istediklerini ama bunların sonuç almadığını bu nedenle şimdi de Mexmûr’a yöneldiklerini söyledi.

Mexmûr halkının yanındayız

Mexmûr’da devam eden halk direnişine değinen Xelîl, “Mexmûrlular da yıllardır bu politikalara karşı mücadele ediyor ve hakkını talep ediyor. Mexmûr ve Şengal direndikleri için daha fazla zulme maruz kalıyorlar. Mexmûr halkının yanındayız ve direnişlerine destek veriyoruz. Bunun yanında şimdi de Şengallilerin kendi topraklarına dönme zamanıdır. Evleri yıkılmış olabilir ama onlar gelip burada kendi topraklarında çadır açarak yaşayabilirler. Bu saldırılar ve müdahaleler halkımız topraklarına dönmesin diye yapılıyor. Bu saldırıların Irak ve Kurdistan hükümetinden habersiz bir şekilde yapıldığını da düşünmüyoruz. Bu nedenle kamplarda yaşayan Êzidîlerin Şengal’e dönmeleri gerekiyor. Ne olursa olsun bizler birlikte direnmeliyiz” diye konuştu.

KAYNAK/MA

#PADÊ #Şengal #Mexmûr #saldırıları #planlı #geçit #vermeyeceğiz

Seçimden sonra 230 yeni ‘talan’ projesi yolda

İktidarı sürecinde birçok ekoloji talan projelerine imza atan AKP, seçimden sonra 230 projenin duyurusunu yaptı. Bu projelerden 70’i için ÇED gerekli olmadığı kararı verildi

İktidarı boyunca ekoloji alanında talan ve ranta imza atan AKP, Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlerin yapıldığı 14 Mayıs ile ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gerçekleştirileceği 28 Mayıs arasında da bu politikalarını sürdürüyor. AKP iktidarları döneminde “enerji ihtiyacı” adı altında derelere Hidroelektrik Santral (HES), orman ve meralara Rüzgar Enerjisi Santrali (RES), tarım arazilerine ise Jeotermal Enerji Santrali (JES) ve termik santraller inşa edildi. Özellikle enerji ve maden şirketlerine büyük imtiyazlar tanınırken, oyulmadık dağ, talan edilmedik sit alanı, kıyı, orman, tarım arazisi kalmadı. Bu talan ise parlamento seçimlerinde AKP’den İstanbul Milletvekili seçilen Murat Kurum’un başında olduğu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı eliyle yürütülüyor. Tüm talan projelerine “olur” veren bakanlık, adeta şirketlerin onay kurumu haline geldi.

70 proje için ‘ÇED gerekli değil’ kararı

14 Mayıs seçimlerden sonra da bu politikaları sürdüren bakanlık, Türkiye ve Kurdistan’ın dört bir yanında 230 proje duyurusu yaptı. Bu projelerin 70’i hakkında “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değil”, 8’i hakkında ise “ÇED olumlu” kararı verildi. Bakanlık hiç bir proje hakkında ise “ÇED olumsuz” kararı vermedi. Yine bu projelerin 56’sı enerji, 75’i ise maden projelerinden oluşurken, diğer projeler ise sanayi, turizm, konut, kimya ve ulaşım gibi sektörlere ait.

 Projelerin 42’si Kürdistan’da

Söz konusu talan, en çok Ege, Marmara ve Kurdistan kentlerinde yoğunlaşırken, Ege’de 59, Marmara’da 42, Kurdistan bölgesinde ise 39 proje için duyuru yapıldı. En çok projenin askıya çıktığı kent 13 proje ile İstanbul olurken, bunu 12 ile Uşak, 10’ar proje ile İzmir, Manisa ve Hatay izledi. Uşak’ta 12 projenin 8’i enerji sektörü, Ege bölgesindeki projelerin büyük kısmı Güneş Enerji Santralleri’nden oluşuyor. Bu projeler arasında yer alan İzmir Urla ilçesinde yapılmak istenen JES ise doğal sit alanı içerisinde bulunuyor. Demircili Mahallesi’nde yapılmak istenen santral için açılmak istenen sondaj kuyuları, arkeolojik sit alanı olan Demircili Koyu’nda bulunuyor.

Deprem bölgesinde ekolojik talan

Öte yandan 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde büyük yıkım yaşanan 9 kentte de ekolojik talan devam etti. Amed, Dîlok, Mereş, Meletî, Riha, Osmaniye, Kîlîs, Adana ve Hatay kentlerinde toplam 38 proje için duyuru yapıldı. Hatay’da 10, Mereş’te 7 proje için duyuru yapılırken, Hatay’daki 10 projenin 8’i için “ÇED gerekli değildir” kararı verildi. Ayrıca Mereş’in Türkoğlu ilçesinde açılmak istenen atık tesisi için de “ÇED gerekli değil” kararı verildi. Bu tesisin yapılmak istendiği alana 770 metre mesafede Öznecik Deresi, 860 metre mesafede kurutma kanalı ve kuzey yönde yaklaşık 515 metre mesafede ise Cumhuriyet Mahallesi konutları, 350 metre mesafede Gaziosmanpaşa Mahallesi konutları ve yaklaşık 20 metre mesafede konut yer alıyor. Yine proje sahası ve çevresinde akışı mevsimsel olarak değişiklik gösteren dereler de bulunuyor. Konut ve su kaynaklarına bu kadar yakın bir çöp tesisinin kurulmasında ÇED istenmedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı dışında alınan kararlarla da ekolojik talan sürdürüldü. 18 Mayıs’ta Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Niğde Ulukışla ilçesinde 55 hektarlık bir alan Uluslararası Özel Endüstri Bölgesi ilan edildi.

Haber : Tolga Güney / MA

 

 

#Seçimden #sonra #yeni #talan #projesi #yolda

Av. Kertiş: Tecrit bireysel değil, toplumsal bir sorun

ÖHD’li Leyla Kaplan Kertiş, İmralı tecridinin ‘bireysel bir tecrit değil toplumsal bir sorun’ olduğunu belirtti

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecrit, iki yılı aşkın bir süredir devam eden aile ve avukat görüş yasağı ile birlikte haber alınamama haline dönüştü. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Leyla Kaplan Kertiş, İmralı’da uygulanan tecrit politikasını Mezopotamya Ajansı’na değerlendirdi.

Tecrit bireysel değil toplumsal

Kertiş, ÖHD olarak sürekli Öcalan ile görüşme talebinde bulunduklarını ancak bu taleplerine henüz olumlu bir cevap alamadıklarını söyledi. Öcalan’a uygulanan durumun bir tecrit durumu ve insanlık dışı muamele olduğuna dikkat çeken Kertiş, “Bu tecridin bireysel olduğunu düşünmüyoruz. Bunun toplumsal bir sorun olduğunu düşünmekteyiz. Öcalan’ın kasti bir şekilde toplumla bağının kesilmesi amaçlanmaktadır. Kürt halkı ve avukatlarıyla iletişimi engellenmektedir. Bu da aslında siyasi bir amaçtır. Gerek iç hukuk mevzuatında gerek uluslararası hukukta hiçbir karşılığı bulunmamaktadır” dedi.

Sistematik bir tecrit altında

Disiplin cezaları gerekçesiyle aile ve avukat görüşü ile iletişim haklarının engellenmesinin hak ihlali olduğunu vurgulayan Kertiş, “Birleşmiş Milletlerin asgari standart kurallarında, ‘Kısıtlamalar veya disiplin yaptırımları hiçbir koşulda işkenceye varan bir ağırlıkta olamaz’ deniliyor. Yani bu kısıtlamalar ve disiplin yaptırımlar olabilir ama bunun uygulaması işkenceye varmaması gerekir. Bu uygulama sistematik bir işkenceye dönüşmüştür. Disiplin cezaları gibi bahanelerle Sayın Abdullah Öcalan’ın ailesi ve Kürt halkıyla bağının koparılması amaçlanmaktadır. Aslında Sayın Öcalan tutuklandığından bu yana sistematik bir tecrit altındadır” diye belirtti.

Tecride karşı mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Kertiş, seçimden sonra gelecek yönetim kim olursa olsun öncelikli taleplerinin Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması olacağını söyledi.

KAYNAK/MA

 

#Kertiş #Tecrit #bireysel #değil #toplumsal #bir #sorun

Şên köyünün suları seçimden sonra kesildi

Seçimden sondan Xizan’a bağlı Şên köyünün suları kesildi. Yurttaşlar, suyun kesilmesini seçim sonuçlarına bağlıyor

Bêdlis’in Xîzan (Hizan) ilçesine bağlı Şên köyünün suları günlerdir akmıyor. Köyün yakınındaki dereden su taşıyan köylülerin başvuruları ise yanıtsız kaldı. Yetkili mercilere başvuru yapmalarına rağmen günlerdir köydeki su sorunun çözülmediğini belirten köylüler, seçim nedeniyle “cezalandırıldıklarını” ifade ediyor. Su kesintisi aynı zaman köyde yaklaşık 80 öğrencinin okuduğu köy okulunu da etkiliyor. Günlerdir su verilmeyen okulda, öğrenciler hijyenik olmayan bir ortamda eğitim görüyor.

Köyün sandık sonuçları

Köyde günlerdir su kesintisi nedeniyle dereden su taşıyarak temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan köylüler, seslerinin duyulmasını istiyor. Köyde yaşayan yurttaşlar, sularının kesilmesinin nedenin ise AKP ve Tayyip Erdoğan’a oy vermemeleri olduğunu söylüyor. 14 Mayıs genel seçimlerinde köyden Kemal Kılıçdaroğlu’na 169 oy, Tayyip Erdoğan’a ise 18 oy çıktı. Yine köyden Yeşil Sol Parti’ye 105, AKP’ye 10 ve İYİ Parti’ye 77 oy çıkmıştı.

BEDLÎS

#Şên #köyünün #suları #seçimden #sonra #kesildi

Depremzedelerden çağrı: Değişimden yana oy kullanın

Semsûrlu depremzedeler ‘Komşularımız bizi enkazın altından çıkardılar. Ancak yanımızda devleti görmedik’ diyerek değişimden yana oy kullanacaklarını söyledi.  

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği değişiklikle 14 Mayıs seçimlerinde yüzde 50 artı bir oy oranının elde edilmemesiyle 28 Mayıs’ta ikinci tur seçimleri gerçekleştirilecek. Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde binlerce cay kaybının ve ağır bir tablosuyla karşı karşıya kalan Semsûrlular da 28 Mayıs’ta gerçekleştirilecek ikinci tur seçimlerini bekliyor.

MA’dan Mahmut Altıntaş’a konuşan depremzedeler, deprem sonrası yaşadıkları mağduriyeti anlatarak, değişimden yana oy kullancaklarını söyledi.

Konteynerde bekliyoruz

Depremde evinin büyük bir bölümü yıkılan ve 3 ayı aşkındır çadırda kalan Yusuf Akgül, deprem sürecinde devlet yetkililerini yanlarında görmediklerini belirtti. Halkın dayanışma ile kendilerine yardım eli uzattığının altını çizen Akgül, şunları söyledi: “3 aydır bir konteyner bekliyoruz, hala ortada yok. Depremzedelerin çoğu enkaz altında kaldı, günlerce kimse müdahale etmedi. Birçok akraba ve yakınımızı müdahale olmadığı için enkaz altında ölüme terk ettik, yardım olsaydı kurtulabilirlerdi.”

Kılıçdaroğlu’na oy verelim

28 Mayıs seçimlerinde değişimden yana oy kullanacağının altını çizen Akgül, “Artık bu iktidarın gitmesini istiyoruz. 22 yıldır AKP iktidarı var, artık istemiyoruz. Ekonomik kriz var, geçimimizi sağlayamıyoruz. Semsûr halkına çağrımdır; gelin el ele verelim ve oyunuzu Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yana kullanın. Eğer Kılıçdaroğlu da iyi bir performans sergilemezse, onu da değiştiririz” şeklinde konuştu.

Artık yeter

Depremde binlerce kişinin enkaz altında kaldığını hatırlatan Hıdır Çekim, 28 Mayıs’ta oy kullanacak yurttaşların depremi unutmaması gerektiğini belirtti. Kendilerini enkaz altında ölüme terk eden iktidara oy vermeyeceklerini vurgulayan Çekim, “22 yıldır devleti yönetiyorlar. Artık yeter, değişsinler. Depremde günlerce yardım alamadık, halkımız elini vicdanına koysun” ifadelerini kullandı.

Değişimden yana oy

Depremde çocukları ile birlikte enkaz altında kalan Müslüm Ersönmez, depremde eşinin hayatını kaybettiğini söyledi. Depremde kurtulan çocuğunun sakat kaldığını dile getiren Ersönmez, “Günlerce hastanede kaldık. Komşularımız bizi enkazın altından çıkardılar. Ancak yanımızda devleti görmedik. Bu rejimin değişmesi için ikinci turda oyumuzu Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yana kullanacağız. Bu rejim değiştiğinde, her açıdan durumumuz iyileşecek. Semsûr halkına çağrım; birlik olun, depremi unutmayın ve oyunuzu değişimden yana, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yana kullanın” diye seslendi.

SEMSÛR

#Depremzedelerden #çağrı #Değişimden #yana #kullanın

Mêrdîn ve Şirnex’te ev baskınları: 12 kişiye gözaltı

Mêrdîn’in merkez Artuklu, Kerboran ilçeleri ile Şirnex’in Hezex ilçesinde sabah saatlerinde birçok eve baskın yapıldı. Baskınlarda 12 kişi gözaltına alındı

Mêrdîn’in Artuklu ilçesi Saraçoğlu Mahallesi’nde yapılan ev baskınında aynı evden Ramazan, Agit ve Heja Kalkan isimli 3 kardeş ile Hividar ve Berivan Taş isimli iki kardeş gözaltına alındı. Yine Fırat Akar ile Rojhat Altaş da Artuklu ilçesinde gözaltına alındı.

Amed’e götürülecekler

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından HDP Gençlik Meclisi’nin kongresine ilişkin başlatılan bir soruşturma kapsamında gözaltına alındıkları öğrenildi. Gözaltına alınan kişilerin, Amed’e götürüleceği belirtildi.

17 kişi hala gözaltında

Kerboran’da (Dargeçit) ise Merve Oğuz ile ismi öğrenilemeyen 1 kişi daha gözaltına alındı. Gözaltının Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan bir soruşturmadan kaynaklı olduğu belirtildi.

Öte yandan Mêrdîn’de dün farklı bir soruşturma kapsamında yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 17 kişinin Jandarma’daki ifade işlemleri ise sürüyor.

Hezex’te de ev baskınları

Şirnex’in (Şırnak) Hezex (İdil) ilçesinde yapılan ev baskınlarında ise Civan Karaviş, Ümit Geçgel ve Yusuf Kargol isimli gençler gözaltına alındı. Gözaltına alınan 3 kişinin ilçe emniyet müdürlüğüne götürüldüğü belirtilirken, gözaltı gerekçesi öğrenilemedi.
Öte yandan kentte gözaltı sayısının artabileceği belirtildi.

 

HABER MERKEZİ

#Mêrdîn #Şirnexte #baskınları #kişiye #gözaltı