Ana Sayfa Blog Sayfa 44

Maraş Katliamı’nın 47. Yılında Adalet ve Yüzleşme Talebi

Karlsruhe’de, Alevilere yönelik tarihsel katliamların en ağır örneklerinden biri olan Maraş Katliamı’nın 47. yılı dolayısıyla bir anma etkinliği gerçekleştirildi. Karlsruhe Alevi Kültür Merkezi tarafından düzenlenen etkinlikte, katliamların münferit olmadığı, Alevilere ve diğer ötekileştirilen toplumsal kesimlere yönelik sistematik bir yok sayma ve imha politikasının ürünü olduğu vurgulandı. Anma, sadece geçmişte yaşanan bir acıyı hatırlamakla kalmayıp, günümüzdeki benzer olayların önünü almak için bir yüzleşme çağrısı olarak da önem taşıdı.

Etkinlik, saygı duruşu ile başladı ve ardından Maraş Katliamı’nın tarihsel arka planı hatırlatıldı. Konuşmalar, Alevilere yönelik saldırıların süreklilik arz eden bir devlet zihniyetiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Katliamların sadece Alevileri değil, devrimcileri ve toplumun tüm ötekileştirilen kesimlerini hedef aldığı ifade edildi. Cemevi Başkanı Enver Uzungeliş, “artık olmaz” demenin gerçekçi olmadığını vurgulayarak, Suriye’deki Alevilere yönelik katliamların devam etmesinin bu zihniyetle hâlâ yüzleşilmediğinin bir göstergesi olduğunu belirtti.

Programda, Metin Öner’in bağlaması eşliğinde seslendirdiği ağıtlar ve kelamlar, ortak hafızanın yeniden üretilmesine katkı sağladı. Ayrıca, sinevizyon gösterimi ile kolektif hafızanın canlı tutulmasının önemi ve tarihsel sorumluluk vurgulandı. Anma etkinliği, katliamların unutulmaması gerektiği ve yüzleşilmeyen her katliamın yeni katliamların zeminini hazırlayacağı gerçeğinin altını çizen bir kapanış ile sona erdi. Bu etkinlik, geçmişle yüzleşmenin ve adalet arayışının önemini bir kez daha hatırlattı.

Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi Antep’te güç birliği yaptı!

Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi’nin ilk hazırlık toplantısı, 4–5 Ekim 2025 tarihlerinde İstanbul’daki Garip Dede Dergâhı’nda gerçekleştirilen Alevi Çalıştayı’nda alınan kararlar doğrultusunda Antep Cemevi’nde başladı. Toplantıya, Alevi kurumlarının başkan ve yöneticileri geniş katılım gösterdi.

Toplantıda, Alevi toplumunun güncel sorunları, ortak mücadele başlıkları ve kurumlar arası eşgüdüm konuları değerlendirildi. Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi’nin, Alevi toplumunun ortak sesi ve kalıcı bir temsil mekanizması olması gerektiği vurgulandı.

Toplantıya Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri ve Arap Alevileri Federasyonu’nun temsilcileri katıldı. Temsilciler, Alevi toplumunun inançsal, siyasal ve toplumsal sorunlarına karşı ortak tutum geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

İstanbul’daki çalıştayda alınan kararların hayata geçirilmesi açısından Antep’teki toplantının önemli bir adım olduğu ifade edildi. Toplantı sonucunda yapılacak görüşmelerin ve alınacak kararların kamuoyuyla paylaşılacağı bildirildi.

Maraş Katliamı’nın 47. yılı: Aleviler sürgün edildi, katiller ödüllendirildi!

Maraş Katliamı’nın 47. yılı dolayısıyla Hatay Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği, Samandağ Cemevi Derneği ile Alevi Kültür Dernekleri Samandağ Şubesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamın bir soykırım olduğu vurgulandı. Devletin bu yaşananlarla yüzleşmesi ve sorumluluğunu kabul etmesi gerektiği ifade edildi. Açıklamada, katliamda çoluk çocuk, genç, yaşlı ve hamile kadınların da aralarında bulunduğu yüzlerce Alevinin hayatını kaybettiği hatırlatıldı.

Alevi kurumları, katliamı gerçekleştiren zihniyetin günümüzde de Ortadoğu’da varlığını sürdürdüğünü belirterek, IŞİD ve El Kaide gibi selefi-vahabi örgütlerin emperyalist güçlerin desteğiyle çeşitli ülkelerde halkları hedef aldığını vurguladı. Özellikle kadınlar ve çocukların ağır bedeller ödediği, farklı inanç ve kimliklerin sistematik saldırılara maruz kaldığı kaydedildi.

Açıklamada, Maraş’ta yaşayan Alevi toplumunun 1978 yılında can güvenliği gerekçesiyle yerini terk etmek zorunda kaldığı ve pek çok kişinin başka ülkelere göç ettiği belirtildi. Bugün ise Alevilerin boşalttığı topraklara Suriye’den getirilen El Kaide ve IŞİD bağlantılı grupların yerleştirildiği ifade edildi. Ayrıca, Maraş şehir merkezinde yıllardır anma etkinliklerine izin verilmediği, sivil toplum kuruluşları ve Alevi kurumlarının bu konuda engellendiği aktarıldı.

Alevi kurumları, Türkiye’nin geçmişte yaşanan acılarla yüzleşmeden toplumsal barışın sağlanamayacağını belirterek, soykırımın yaşandığı alanlara barış anıtları dikilmesi ve toplumun tüm kesimlerinin bu anmalara katılması gerektiğini ifade etti. Devletin sorumluluğunu kabul ederek özür dilemesi ve gerekli adımları atmasının, yaraların iyileşmesi için zorunlu olduğu vurgulandı. Açıklama, “Maraş’ta katledilen Alevi canları unutmadık, unutturmayacağız” ifadesiyle sona erdi.

Aleviler eşitlik ve barış için mücadeleye kararlı: Mercan Gül ve Zeynel Kete

Demokratik Alevi Dernekleri’nin (DAD) 5. Olağan Genel Merkez Kongresi, 20 Aralık 2025 tarihinde Dersim’de gerçekleştirildi. Eş Genel Başkanlığa seçilen Mercan Gül ve Zeynel Kete, kongrenin sonuçlarını değerlendirerek Alevilerin eşit yurttaşlık ve barış mücadelesinin önemine dikkat çekti. Kongrede “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” vurgusu öne çıkarken, Gül, Alevilerin hak ettiği eşit statüye ulaşma amacını ifade etti.

Gül, yeni dönemde Alevi kültürü, dili ve inancına sahip çıkmayı öncelikli hedef olarak belirlediklerini belirtti. Devletin Alevi inancına yönelik asimilasyon politikalarının geçmişten günümüze devam ettiğini söyleyen Gül, bu durumun Alevi toplumunun varlığını tehdit ettiğini dile getirdi. Alevilerin kültürel kimliklerini korumasının önemine vurgu yaptı.

Zeynel Kete ise kongrenin sadece bir teknik toplantı olmadığını, aynı zamanda Alevi inancı ve kültürüne duyulan bağlılığın bir ifadesi olduğunu belirtti. Kete, kongredeki yüksek katılımın Alevi toplumunun bu süreçteki sahiplenmesini yansıttığını ifade etti. Ayrıca, kadınlara ve gençlere yönelik özel bir savaş yürütüldüğünü dile getirerek, bu kesimlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kete, “Barış ve Demokratik Toplum” perspektifinin Alevi inancıyla paralel olduğunu ve bu sürecin Alevilerin haklarını güvence altına alacak kapsayıcı bir hukuk anlayışı gerektirdiğini belirtti. Devletçi Alevilik ile komünal Alevilik arasındaki çelişkinin, mücadele alanlarının başında geldiğini ifade eden Kete, Cem Evlerinin Alevi değerlerinin yaşatıldığı mekânlar olması gerektiğini kaydetti.

Son olarak, Alevi toplumuna seslenen Kete, tarihsel bir dönüm noktasında olunduğunu belirterek güçlü bir örgütlenmenin gerekliliğine dikkat çekti. Alevilik inancının yeniden canlandırılması için ocak sisteminin önemine vurgu yaparak, bu süreçte Alevi toplumunun birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

Britanya Alevi Federasyonu’ndan Devletle Yüzleşme Çağrısı: “Maraş, Planlı Bir Alevi Katliamıdır” “Yüzleşme Olmadan Eşit Yurttaşlık Mümkün Değil”

Aralık 1978’de Maraş’ta yaşanan ve resmi tarih tarafından yıllardır “çatışma”, “provokasyon” ya da “kontrolden çıkmış olaylar” olarak tanımlanmaya çalışılan katliama ilişkin Britanya Alevi Federasyonu’ndan (BAF) sert bir açıklama geldi. BAF, Maraş’ta yaşananların rastlantısal ya da kendiliğinden gelişen olaylar olmadığını vurgulayarak, katliamın doğrudan Alevi toplumunu hedef alan, önceden planlanmış ve devlet eliyle hayata geçirilmiş organize bir Alevi katliamı olduğunu belirtti. Açıklamada, Maraş Katliamı’nın yalnızca geçmişe ait bir acı olmadığına dikkat çekilerek, Alevilere yönelik inkâr, imha ve asimilasyon politikalarının sürekliliğinin en açık örneklerinden biri olduğu ifade edildi. Federasyon, yüzleşme olmadan adaletin, adalet olmadan da eşit yurttaşlığın mümkün olmayacağını vurguladı.

“Bu Bir Çatışma Değil, Devlet Eliyle Uygulanan Katliamdır”

Britanya Alevi Federasyonu, Maraş’ta yaşananların bir “çatışma” ya da “provokasyon” olarak tanımlanamayacağını belirterek, katliamın doğrudan Alevi toplumunu hedef aldığını ifade etti. Açıklamada, günler öncesinden hazırlanan saldırılarda Alevilerin evlerinin işaretlendiği, mahallelerin kuşatıldığı, kadınların, çocukların ve yaşlıların katledildiği vurgulandı. Faşist MHP–Ülkü Ocakları çetelerinin sahada saldırıları örgütlediği, güvenlik güçlerinin ise ya seyirci kaldığı ya da fiilen katliamın parçası olduğu kaydedildi. Devletin Maraş’ta Alevileri korumadığı, aksine Alevileri hedef haline getirdiği belirtildi.

Sistemli Ve Süreklilik Gösteren Bir Eylemler Zinciri

Açıklamada, Maraş’ta yaşananların tekil bir olay olmadığına dikkat çekilerek, bunun sürekli ve sistemli biçimde yürütülen bir eylemler zinciri olduğu ifade edildi. Katliamın önceden planlandığı, devlet eliyle organize edildiği ve bir Alevi soykırımı niteliği taşıdığı vurgulandı. Saldırıların günlerce sürdüğü, üç gün boyunca kolluk kuvvetlerinin bilinçli şekilde müdahale etmediği hatırlatıldı.

Katliamın Siyasal Hedefleri

BAF açıklamasında, katliamın amacının yalnızca can almak olmadığı belirtilerek şu hedeflere işaret edildi:
Alevi kimliğini sindirmek,
toplumsal muhalefeti bastırmak,
devrimci-demokrat güçleri dağıtmak
ve Alevi toplumunu yurdundan koparmak.

Ekonomik Çıkarlar, Gasp Ve Mülksüzleştirme

Maraş’ta Alevilere yönelik saldırının arka planında yalnızca inançsal nefretin değil, ekonomik çıkarların ve ticari dengelerin yeniden kurulmasının da bulunduğu vurgulandı. 1970’li yıllara gelindiğinde Maraş’ta Alevilerin küçük sanayi, zanaat, ticaret ve emek yoğun alanlarda güçlendiği, kent ekonomisinde belirgin bir ağırlık kazandığı ifade edildi.

Bu durumun yerel egemenler ve devlet aklı tarafından bir “tehdit” olarak görüldüğü belirtilirken, Alevilerin ekonomik olarak güçlenmesinin mezhepsel düşmanlıkla birleştiği ve sınıfsal bir hınç ile mülksüzleştirme arzusunun faşist şiddetle hayata geçirildiği kaydedildi. Yakılan evlerin, yağmalanan dükkânların ve el değiştiren işyerlerinin tesadüf olmadığı vurgulandı.

Zorunlu Göç Ve Organize Tasfiye

Açıklamada, Maraş’ta yaşanan zorunlu göçün yalnızca bir güvenlik sonucu olmadığı, örgütlü bir ekonomik tasfiye ve gasp politikası olduğu belirtildi. Alevilerin hem canlarından hem de yılların emeğiyle oluşturdukları ekonomik varlıklarından koparıldığı, boşaltılan mahallelerin ve terk edilen iş alanlarının katliam sonrasında el değiştirdiği ifade edildi. Devletin bu yağmayı durdurmadığı, aksine bu düzenin kurulmasına göz yumduğu vurgulandı. Bu yönüyle Maraş Katliamı’nın Alevi emeğine ve birikimine yönelik organize bir gasp operasyonu olduğu kaydedildi.

“Maraş Kapanmayan Bir Yaradır”

Britanya Alevi Federasyonu, Maraş Katliamı’nın Alevi toplumunun kolektif hafızasında kapanmayan bir yara olduğunu belirtti. Devletin yıllardır bu katliamı inkâr ettiği, üstünü örttüğü, failleri koruduğu ve katliamın adını ideolojik olarak yeniden ürettiği vurgulandı. Açıklamada, “Bu topraklarda kahramanlık değil, Alevi kanı vardır. Adı Maraş’tır ve bir katliamdır” denildi.

“Maraş, Çorum’dur, Sivas’tır, Gazi’dir”

Açıklamada, Maraş’ın yalnızca geçmişte kalmış bir acı olmadığı belirtilerek, Çorum, Sivas ve Gazi Katliamları ile aynı devlet aklının ve aynı inkâr politikalarının sürekliliğine işaret edildi. Bu nedenle Maraş’ı anmanın yalnızca yas tutmak değil, yüzleşme talep etmek olduğu ifade edildi.

“Yüzleşme Olmadan Eşit Yurttaşlık Mümkün Değil”

Britanya Alevi Federasyonu açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı:
Devletle yüzleşmeden toplum özgür olamaz.
Katliamlarla yüzleşilmeden adalet kurulamaz.
Alevilere reva görülen bu tarih kabul edilmeden eşit yurttaşlık mümkün değildir.

Maraş Katliamı’nın Türkiye tarihine sürülmüş kara bir leke olduğu belirtilerek, bu leke temizlenmedikçe ülkenin vicdanının da temizlenemeyeceği vurgulandı. Açıklamada, Maraş’ın unutulmayacağı ve unutturulmayacağı belirtilerek, katliamda yaşamını yitirenler saygıyla anıldı ve katliamcı devlet aklıyla yüzleşilene kadar susulmayacağı ifade edildi.

Maraş: Devletin Planladığı Bir Alevi Katliamı Değil, Çatışma!

Britanya Alevi Federasyonu (BAF), 1978 Maraş Katliamı’nın bir çatışma ya da provokasyon değil, devlet eliyle planlanmış bir Alevi katliamı olduğunu vurguladı. Açıklamada, saldırıların doğrudan Alevi toplumunu hedef aldığı ve bu olayların önceden planlandığı belirtildi. Alevi evlerinin işaretlendiği, mahallelerin kuşatıldığı ve kadınlar, çocuklar ile yaşlıların katledildiği ifade edildi. Faşist grupların saldırıları organize ettiği, güvenlik güçlerinin ise ya seyirci kaldığı ya da katliamın bir parçası olduğu vurgulandı.

Açıklamada, Maraş’ta yaşananların tekil bir olay olmadığı, sürekli ve sistemli bir eylemler zinciri olarak kabul edilmesi gerektiği dile getirildi. Katliamın amacının yalnızca can almak değil, Alevi kimliğini sindirmek, toplumsal muhalefeti bastırmak ve Alevi toplumunu yurdundan koparmak olduğu belirtildi. Ayrıca, Maraş’taki ekonomik çıkarlar ve ticari dengelerin yeniden kurulmasının da bu saldırıların arka planında yattığı ifade edildi.

BAF, yaşanan zorunlu göçün sadece bir güvenlik sonucu olmadığını, aynı zamanda örgütlü bir ekonomik tasfiye ve gasp politikası olduğunu belirtti. Alevilerin yıllar süren emekleriyle oluşturdukları ekonomik varlıklarından koparıldığı, boşaltılan mahallelerin ve terk edilen iş alanlarının katliam sonrası el değiştirdiği kaydedildi.

Maraş Katliamı’nın, Alevi toplumunun kolektif hafızasında kapanmayan bir yara olduğu vurgulandı. Devletin bu katliamı inkâr ettiği ve failleri koruduğu ifade edilerek, Maraş’ın unutulmayacağı ve unutturulmayacağı belirtildi. BAF, katliamda hayatını kaybedenlere saygı gösterilerek, bu acıların yüzleşilmeden adaletin sağlanamayacağını belirtti.

Dersim Gazeteciler Platformu: Cihan Berk’in derhal özgürleşmesi şart!

Dersim Gazeteciler Platformu, PİRHA muhabiri Cihan Berk’in tutuklanmasına yönelik tepkisini Sanat Sokağı’nda düzenlediği basın açıklaması ile dile getirdi. Açıklamada, Cihan Berk’in derhal serbest bırakılması çağrısı yapıldı. Berk, 19 Aralık 2025 tarihinde evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alınmış ve “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanmıştı.

Açıklamayı okuyan Dersim Gazeteciler Platformu temsilcisi Hıdır Yıldız, Cihan Berk’in tutuklanmasının yalnızca bir gözaltı süreci olmadığını belirterek, gazetecilerin uzun süredir polis takibi ve baskı altında olduğunu vurguladı. Ayrıca, Dersim’deki eylem ve basın açıklamalarında gazetecilerin kolluk güçleri tarafından hedef gösterildiği ifade edildi.

Basın açıklamasında, gazetecilere yönelik sistematik baskıların artış gösterdiğine dikkat çekilerek, ülkede birçok gazeteci, siyasetçi ve hak savunucusunun gözaltı ve tutuklama tehdidiyle karşı karşıya kaldığı belirtildi. Ayrıca, yargı sürecine dair gizlilik kararlarının kamuoyunun bilgiye erişimini kısıtladığına vurgu yapıldı.

Dersim Gazeteciler Platformu, Cihan Berk’in derhal serbest bırakılmasını, yargı sürecinin tutuksuz olarak yürütülmesini ve gazetecilere yönelik baskıların sona ermesini talep etti. Açıklama, “Meslektaşımız Cihan Berk’in yanındayız” mesajıyla son buldu.

Kenanoğlu: Hubyar Sultan Tekkesi, inancımızın ortak merkezidir!

HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Hubyar Sultan Tekkesi’ne yönelik yeniden açtığı davaya dair önemli açıklamalarda bulundu. Kenanoğlu, daha önce benzer gerekçelerle açılan davaların kesinleşmiş yargı kararlarıyla sonuçlandığını hatırlatarak, sürecin sadece hukuki değil, siyasi bir boyutu da olduğunu vurguladı. Hubyar Sultan Tekkesi’nin, Alevi inancı açısından sıradan bir mekan olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Kenanoğlu, tekkenin tarihsel ve toplumsal özellikleri ile Alevi inancındaki önemine dikkat çekti.

Hubyar Sultan Ocağı’nın, hem ocak hem de tekke işlevini birlikte yürüten nadir inanç merkezlerinden biri olduğunu dile getiren Kenanoğlu, bu tekkenin Dersim’deki Kürt ocaklarıyla olan ilişkisini ve Alevi inancı içindeki rolünü de vurguladı. II. Mahmut döneminden itibaren sistematik bir baskıya maruz kalan Hubyar Sultan Ocağı, tarih boyunca çeşitli müdahalelerle karşılaşmış ve bu süreç Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir.

Kenanoğlu, mülkiyet meselesinin Alevi inancı üzerinde derinleşen sorunlara yol açtığını ifade etti. Tekke ve zaviyelere ait taşınmazların, Vakıflar Genel Müdürlüğü aracılığıyla hazineye veya özel mülkiyete devredildiğini belirterek, bu durumun inançsal otorite oluşturarak sağ siyasetin işine yaradığını kaydetti. Gerekçeleri ve önceki yargı süreçlerini hatırlatarak, 2017 yılında muhtarlığa geçen tekke tapusuna rağmen Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yeniden dava açtığını belirtti.

Kesinleşmiş yargı kararına rağmen aynı konuda yeni bir dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu vurgulayan Kenanoğlu, bu durumun Alevi kamuoyu için kritik bir öneme sahip olduğunu ifade etti. 30 Aralık’ta Tokat’ta görülecek duruşmanın, Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık mücadelesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

Dersim’de DAD 5. Olağan Kongresi: Barış ve Demokrasi Mücadelesi Devam Ediyor!

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), 5. Olağan Genel Merkez Kongresi’ni Dersim’de gerçekleştirdi. Opa Restaurant’ta düzenlenen kongreye çok sayıda kurum temsilcisi, siyasi parti yöneticisi ve yurttaş katıldı. Kongrede barış, demokrasi ve Reya Hak inancı etrafında yürütülen mücadeleler ön plana çıktı.

Kongre, Beser Develi ve Berk Şenlik’in müzik dinletisiyle başladı. Ardından, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşunun ardından yapılan öneriler doğrultusunda divan başkanlığına Mehmet Ali Bul, Aysel Öztürk ve Melek Ruşen seçildi. Divan Başkanı Bul, açılış konuşmasında kongrenin tarihsel bir süreçte yapıldığını ve barış ile demokratik toplum sürecinde önemli bir rol oynayacağını vurguladı.

Mevcut DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, mücadelelerinin barış eksenli olduğunu belirterek, görevini devredeceğini açıkladı. Doğan, “Ülkemizin geleceği, umudumuz ve dileğimiz barışın gerçekleşmesidir” dedi. Ardından söz alan diğer Eş Genel Başkan Zeynel Kete, Dersim’in tarihi direniş ve insanlık mücadelesi olduğunu vurguladı ve Reya Hak inancının bu süreçteki önemine dikkat çekti.

Kongrede, faaliyet ve mali raporlar okunarak delegelerin onayına sunuldu ve her iki rapor oy birliğiyle kabul edildi. Gerçekleştirilen seçimde Zeynel Kete ve Mercan Gül, DAD’ın yeni eş genel başkanları olarak seçildi. Seçim sonrası, yeni eş başkanlar ve yönetim kurulu üyeleri katılımcılara selam durarak kongreyi sonlandırdı.

Maraş’ta Alevi örgütlerinden yürüyüş: Katliamı unutmayacağız!

Alevi örgütleri, Maraş Katliamı’nın 47. yılında Yörükselim Mahallesi’nde bir araya gelerek katliamı anma ve yüzleşme çağrısı yaptı. Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Dernekleri Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun öncülüğünde düzenlenen yürüyüşte, “Maraş’ı Unutma, Unutturma” mesajı öne çıktı. Katılımcılar, “Maraş’ın hesabı sorulacak” ve “Katil devlet hesap verecek” sloganları attı.

Yürüyüşün ardından Erenler Cemevi önünde bir araya gelen kalabalık, katliamda yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulundu. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, anma etkinliklerine yönelik yasakları eleştirerek, “Bu ülkeyi yönetenlerin ayıbıdır” dedi. Aslan, katliamların hesabı sorulmadıkça barışın gelmeyeceğini vurguladı.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Suriye’deki Alevi katliamlarına dikkat çekerek, “Aleviler, zulmün hedefi haline getirilmiştir” dedi. CHP Maraş Milletvekili Ali Öztunç, Maraş Katliamı’nın hâlâ aydınlatılmadığını, arşivlerin açılmadığını belirtti ve sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Maraş Katliamı’nın devletin isteğiyle gerçekleştirildiğini ifade ederek, bu tür katliamların faillerinin toplumun demokrasi ve barış arzusuyla ortaya çıkabileceğini belirtti. Anma etkinliği, katliamda yaşamını yitirenler için lokma dağıtılması ve çerağların sırlanmasıyla sona erdi.