Ana Sayfa Blog Sayfa 450

İzmir Barosu: İkinci turda daha fazla avukatla hazır olacağız

Seçimlerde İzmir genelinde birçok hukuksuzlukla karşılaştıklarını ve anında müdahale ettiklerini vurgulayan İzmir Barosu, ikinci tur için daha fazla avukatla hazır olacaklarını belirtti

İzmir Barosu, 14 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde yaşanan ihlal ve usulsüzlüklere ilişkin baro binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya İzmir Barosu Seçim Güvenliği Koordinasyonu üyesi avukatların yanı sıra seçimlerde görev alan çok sayıda avukat katıldı.

Okullara kolluk yığıldı

Toplantıda ilk olarak söz alan İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Gamze Şimşek, seçim günü ilk olarak karşılaştıkları sorunun okullara yığınla kolluk kuvveti gelmiş olması olduğunu vurguladı. Normal şartlarda sadece görevli polislerin okul bahçesinde bulunabileceğini belirten Şimşek, TOMA’ların bile okullara yanaştırılmış olduğunu söyledi. Bu durumun İzmir’de yaşanmasının Türkiye’nin diğer bölgeleri için endişe verdiğini kaydeden Şimşek, “Yine sandık kurulu başkanlarını üyeler gelmeden oy torbaları açmıştı. Buna müdahale eden avukatlar ve müşahitler içeri alınmak istenmedi. Bu sorunun yaşanmış olması başlı başına seçim güvenliğini tehlikeye atıyor” diye belirtti.

Usülsüz oy kullanımı

Yine bazı sandıklarda sandık kurulu üyelerinin eksik olduğunu tutanak defterlerinin getirlmediğini dile getiren Şimşek, “Kolluk kuvvetleri sandık kurulları oluşturulduktan sonrada içeri girdi. Yine çok fazla mükerrer oy kullanılması durumu ile karşılaştık. Bir çok sandıkta iki zarf verilerek oy kulandırıldı. 142 Nolu belgesi olmayan bir çok görevli istedikleri sandıklarda oy kullanabildi. Ayrıca sandık görevinden ayrılan kişiler, hem seçmen listesinde hem de görevli olduğu yerde oy kullanamadı. Yani bir kısım seçmen iki oy kullanırken bir kısım seçmen ise hiç oy kullanamadı” ifadelerini kullandı.

Tutanaklar tutuldu

Sayım sırasında da sorunlar yaşandığını belirten Şimşek, oy pusulalarının katlanamayacak kadar büyük olduğu için zarfların içinden çıkmasının sorunlar yarattığını söyledi. Normalde önce zarfların sonra oyların sayıldığını fakat bu sefer hemen oy sayımına geçildiğini kaydeden Şimşek, “Zarf sayısı seçmenden fazla çıkabilir ama oy pusulası fazla çıkamaz. Fazla çıkan pusulalarda oy sayımına dahil edildi. Sandık kurulu tutanakları tutarken yanlışlıklar yaptı. Sandıkların taşınması sırasında kolluk kuvvetleri sandıkları tek başına taşımak istemesi, sandık kurulu görevlilerini almak istememesi gibi durumlarla karşılaştık. Yaşanan tüm bu durumlara karşı tutanaklarımızı tuttuk. İzmir Barosu avukatları tarafsız olarak güvenliği sağlamak için elinde geleni yaptı” diye konuştu.

‘Daha hazırlıklı olacağız’

Ardından konuşan İzmir Barosu eski başkanı Özkan Yücel ise bir kısım görevlinin seçim günü yaşanan hukuka aykırılıkları görünmez kılmak için ellerinden geleni yaptıklarını vurguladı. Ancak ikinci tur için daha hazırlıklı olacaklarını belirten Yücel, “Sorun yaşadığınız okullara daha erkenden giderek çalışmaya oralardan başlamak gibi bir hedefimiz var. Bizler siyasi parti değil hukukçusuz ve hukuk egemen olsun istiyoruz. Tek bir oyun bile çalınmayacağına emin olabilirsiniz. İlk seçimin sonuçlarından sonra bir çok arkadaşımız görev almak istedi. Daha hazırlıklı olacağız” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#İzmir #Barosu #İkinci #turda #daha #fazla #avukatla #hazır #olacağız

3,5 yaşındaki Dora’yı katleden polislerin yargılandığı dava görüldü

Seyhan’da annesinin kucağındayken vurulan 3 buçuk yaşındaki Tevriz Dora’nın ölümüne dair yargılanan 3 polis, olay günü eylem olduğunu ve uyarı amaçlı havaya uyarı ateş açtıklarını iddia etti

Adana’nın Seyhan ilçesinde 11 Ekim 2015’te Ankara Katliamı yıl dönümü dolayısıyla gerçekleştirilen protesto eylemlerinde annesi Kamile Dora’nın kucağındayken vurulan 3 buçuk yaşındaki Tevriz Dora’nın ölümüne ilişkin polis memurları A.Ü., Ö.G. ve S.T. hakkında açılan davanın ikinci duruşması görüldü. 3 polis, “olası kastla adam öldürme” ve “yaralama” suçlamalarıyla Adana 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısında çıktı. Dora’nın anne ve babası Kamile ile Azem Dora ile avukatları Yasemin Dora Şeker ve Zelal Demiray duruşmaya katıldı. Tanıklar, polis memuru S.A.T. ile mahalle sakinlerinden Ö.G. ve M.E.G. ile sanık polis memurları S.T. A.Ü. ve Ö.G ile avukatları da duruşmada hazır bulundu.

‘Havay bir kez ateş açtım’

Sanık polis memuru S.T. o dönem TEM şube görevli olup, o gün yaşanan toplumsal olaya müdahale ettiklerini, bindikleri Ural tipi zırhlı aracın bir lastiği sıkılan kurşunla patladığını iddia etti. S.T., “Biz Mithat Paşa Bulvarı üzerinde bulunduğumuzda ara sokaklardan yaşı küçük çocukların olay yerinin 100-150 metre kadar bize yakın kısmında müdahalenin olmadığı güvenli bölge dediğimiz yerde başlarını çıkartarak bakındıklarını gördük. Oradan çocuklara başlarını uzatmamaları konusunda bağırdık ancak başlarını çekmediler, ben de ekipteki en kıdemsiz kişi olduğumdan şefimiz olan Z.Ö. ki kendisi sonradan vefat etmiştir, bana ‘oraya doğru orta refüj üzerinden git, çocukları uyar, dinlemezlerde havaya bir el ateş et, zaten korkar giderler’ dedi. Ben de bunun üzerine orta refüj üzerinde çocukların başlarını uzattığı refüj üzerinde, 4 sokak beri tarafında yaklaşık 100-150 metre mesafede çocuklara caddeye çıkmamaları, başlarını uzatmamaları konusunda bağırdım, ama beni dinlemeyince ben de MP5 tabanca ile havaya bir el ateş ettim, bu silah ekibe ait bir silah olmayıp TEM Şube İdari Büroya ait bir silahtır. Benim havaya ateş etmemden sonra çocuklar gittiler. Ben de bunun üzerine ekip arkadaşlarımın yanına döndüm, bu arada biz aracın da lastiğinin patlak olmasından dolayı geride bekliyorduk. Ön tarafımızda ise diğer ekipler olaya müdahale ediyorlardı, geriden bir gösterici grup gelirse müdahale etmek için beklemekteydik, olaylar yatıştıktan sonra da diğer ekip arkadaşlarımla beraber Denizli Polis Merkezi’ne çekildik. Ben akşamki olay sonrasında küçük bir çocuğun silahla vurularak öldüğünü orada öğrendim. Daha öncesinde bize böyle bir bilgi ulaşmamıştı, olayın olduğuyere biz 21.00 sıralarında gitmiştik, benim orta refüj üzerinden havaya ateş etmem ise 22:00-22:30 sıralarında olmuştur. Olayların yatışması ise gece 24:00 sıralarındaydı, olay günü ben sadece bir el MP5 tabanca ile çocukları olay yerinden uzaklaştırmak amacıyla uyarı mahiyetinde ateş ettim. Bunun dışında silahla ateş etme eylemim olmamıştır, benim içinde bulunduğum ekipten başkaca kimse uyarı mahiyetinde ateş etmemiştir. Ancak bizim ön tarafımızda olan doğrudan olaya müdahale eden ateş eden oluyordu. Ayrıca benim havaya ateş ettiğim yer ile yargılamaya konu olay nedeniyle hayatını kaybeden çocuğun sokağın arasında tahminen 100-150 metre kadar mesafe bulunmaktaydı ve 3-4 sokak aramızda mesafe vardı, suçlamaları bu sebeple kabul etmem, beraatimi isterim, mahkeme aksi düşüncede ise ve şartları oluşursa da HAGB kararı verilmesini isterim” dedi.

‘Uyarı amaçlı 3-4 el ateş açtım’

Sanık polis memuru A.Ü. ise savunmasında olay öncesinde gündüz saatlerinde Dağlıoğlu Güney Kuşak Bulvarı ve Hürriyet Mahallesi’ndeki gösterilere müdahale ettiklerini ardından tekrardan olayın meydana geldiği yere takviye ekip istenmesi üzerine Ural11 zırhlı araçla olay yerine intikal ettiklerini belirtti. A.Ü., “Ural11 zırhlı araçla olay yerine intikal etmek isterken Denizli Mahallesine gidelim diye anons yaptım, bize vilayet tarafından kanal üzerinden gelmemiz söylendi. Olay yerine vardığımızda gösteriler sırasında bende bulunan MP5 silahla uyarı mahiyetinde havaya 3-4 el ateş ettim. Daha sonra bu gösteriler yatıştı olay yerinden ayrıldık. Gece 00:30-01:00 sıralarında Seyhan Emniyete geldiğimiz sırada küçük bir çocuğun vurulduğunu öğrendim, olay yerine ise ya olayın ertesi günü ya da bir sonraki günü Cumhuriyet Savcısının keşfi sırasında güvenlik tedbiri amacıyla olay yerine gittim. Olay yerini ilk defa gördüm, buna göre de olay sırasında benim uyarı mahiyetinde havaya ateş ettiğim yer maktulün vurulduğu sokağın 3-4 sokak ilerisindeki bir sokaktadır. Ayrıca ben diğer sanık S.T.’ın ekibinin bulunduğu yerin daha ön kısmında, ön safta olaylara diğer ekiplerle beraber müdahale eden ekibin içerisinde bulunuyordum, benim bulunduğum ekip içerisinde A.K., M.G., Y.D. başkomiser bulunmaktaydı, diğer ekipteki görevlilerin isimlerini hatırlayamıyorum. Ayrıca ben olay sırasında ekip şefi konumundaydım ve araçtan inmedik, Ural 11 araçlarının tepesinde açıklık bir yer bulunmakta olup buradan uyarı mahiyetinde havaya 3-4 el ateş etmiştim, yine bu zırhlı araçların ani hareket etme kabiliyeti düşüktür. Bundan dolayı sokak içlerine girmeyiz, çünkü girildiği taktirde dönüşü hemen yapamaz birkaç manevrayla dönmesi gerekir, bu sırada da göstericiler tarafından araç üzerine molotof kokteyli atılmaktadır, bu nedenle cadde üzerinde bulunmaktadır, olay sırasında da biz cadde üzerinde kaldık sokak içerisine girmedik. Atılı suçlamayı kabul etmem, beraatimi isterim, mahkeme aksi düşüncede ise HAGB kararı verilmesini isterim” diye savunma yaptı.

‘Yoğun bir şekilde silah sesleri geldi’

TEM Şube’de komiser olarak görev yapıp, şortlantları ve TOMA’ları yönlendirdiğini ifade eden Ö.G., “Normal müdahale tarzımız bu tür araçlarla gaz ve su kullanılmak suretiyle göstericileri dağıtıp yolu açmaya yöneliktir. Ayrıca bu tür olaylarla öne çıkıp sivrilen göstericileri tespit ettiğimizde genellikle gündüz vakti bu şahsı şortlantla takip edip yakalamaya çalışmaktayız, yine hatırladığım kadarıyla bu tarz bir takip olması gerekir bana ait beretta tabanca ile yine gündüz vakti ateş etmişliğim olmuştur. Birkaç defa bu şekilde gerek göstericiyi yakalamak gerekse grubu dağıtmak amacıyla havaya uyarı ateşi açmıştım, çünkü birkaç defa mermi takviyesi aldığımı hatırlıyorum, normal şartlarda olayların devam ettiği süreçte sabah 08:00’den gece 01:00’a kadar görev yapmaktaydık. Ben şortlant araç içerisinde bulunmaktaydım, yine diğer zırhlı araçlar ve TOMA’ları yönlendirmeye çalışıyordum, ayrıca olay günü şortlantlara daha iri olan ve göstericileri ürkütebilecek olan urallar daha ön saflara yönlendirilmiştir, benim içinde bulunduğum şortlant geride kalmıştır, olay günü ben kendi beylik silahımla uyarı mahiyetinde de olsa havaya uyarı ateşi etmedim, ayrıca o gece silah seslerini de duydum. Ayrıca olay gecesi gösterici grubun sayısı oldukça artmıştı, bundan dolayı da takviye ekip talebinde bulunmuştuk, ben geri planda bulunduğumdan dolayı göstericilerin elinde ateşli silah mahiyetinde bir silah bulunduğunu görmedim, ancak silah seslerini yoğun bir şekilde duydum, olaylar göstericilerin saat 23:00 sıralarında çekilmesinden dolayı yatıştıktan sonra saat 00:00-01:00 sıralarında yerde olduğunu düşündük, çünkü o saate kadar tarafımıza böyle bir bilgi gelmemişti, atılı suçlamaları bu sebeple kabul etmem, mahkeme aksi düşüncede ise HAGB kararı verilmesini isterim” dedi.

‘Polis bize doğru ateş açtı’

Olay tarihinde 22:00-22:30 sıralarında evinin bahçesinde Kamile Dora, Bediha Dora ve Mesude Dora ile birlikte oturduklarını söyleyen tanık Ö.G., Tevriz bebeğin annesinin kucağında olup, sokağın aydınlık olup, sokağın caddeye çıkan kısmının olduğu yerde bir panzer ışığının geldiğini gördüğünü anlatarak, “Tam sayısını hatırlamıyorum, bize doğru silah sıkılmaya başlandı panzerin bulunduğu taraftan, biz de bunun üzerine kendimizi evimin avlusuna atmaya başladık. Kamile Dora geride kaldı, ardından da kucağındaki çocuğun vurulduğunu fark ettik. Ardından dışarıda polislerin bizim evin bulunduğu sokağın içerisine girdiklerini fark ettik, bundan dolayı evimizin ışıklarını söndürdük, sokağa giren insanların ellerinde fenerler vardı zannedersem mermi kovanı arıyorlardı. Yalnız çocuk vurulduktan sonra çocuğu hastaneye götürmek üzere birisi arabayla geldi ancak kim geldi, hatırlamıyorum. Panik hali vardı, eşim M.E.G. de oradaydı, daha sonra çocuk hastaneye götürüldükten sonra polislerin sokağa girmesi söz konusudur, ayrıca gelen polisler benim evimin avlusunun içerisine de girmişlerdi. Bizim evin avlusuna giren ben iki kişiyi gördüm, gelen kişiler maskelilerdi ve ellerinde fener vardı, zannedersem giren polisler özel harekat polisleriydi, hatırladığım kadarıyla polislerin gelmesi çocuğun hastaneye götürülmesinden hemen sonrasıydı, vurulmayla polislerin gelmesi arası yarım saati bulmamıştır, bir 10 dakika kadar gelen kişiler avluyu fenerlerle aradılar, daha sonra da çıktılar. Sokakta bulunan ancak sayısını bilmediğim kişiler kalabalıktı, onlar bağırıp çağırıp küfür ediyorlardı, ancak avlunun içindekiler konuşmamışlardır, hatırladığım kadarıyla avluyu arayanlar avlu içinde bir şey bulamamışlardı. Meydana gelen olay esnasında cadde üzerinde herhangi bir olay yoktu, olay olsa biz de sokağa çıkmazdık, bu olay olduğu esnada çevreden silah sesleri gelmiyordu, sadece az önce ifademde belirttiğim panzerin olduğu taraftan silah sesi gelmişti, ben çevreden kaçan veya kovalanan birilerini görmedim” diye belirtti.

‘Polis ateş açtı’

Tanık M.E.G. ise, “Ben olayın meydana geldiği 58308 sokak içerisinde oturmaktaydım, olay günü saat 22:00-22:30 sıralarında eşim Ö.G. yanında Bediha, Mesude ve Kamile Dora ile bizim evin ön kısımnda oturuyorlardı, Tevriz’de annesinin kucağındaydı, ben de kendilerinden birkaç adım ötede sokak içinde sigara içiyordum. Birden caddeden sokak içerisine akrep türü bir polis aracının far ışıklarını gördüm ve silah sesi duydum. Ben de bunun üzerine eşim ve diğer kadınları bizim avlunun içerisine doğru girmelerini sağlamak için onlara doğru koşturdum, bu arada kadınların yanında benim çocuklarımda bulunmaktaydı. Bir anda çığlık sesi geldi. Benim çocukların vurulması ihtimali aklıma geldi, sonradan Tevriz Dora’nın vurulduğunu anladık, bunun üzerine sokak üzerinde evin önünde bulunan maktulün amcası Y.D.’nın aracıyla Y.D. ben ve Kamile Dora ile birlikte Tevriz Dora’yı hastaneye götürdük, hastaneye giderken de aracı akrebin bulunduğu cadde üzerine doğru değil ters istikametten gittik, biz giderken de sokağın başına daha önce gelen akrep aracını görmedik, olay sırasında ateş edilirken bir sürü silah sesi duydum. Ayrıca bu olay yaşandığı esnada ana cadde üzerinde herhangi bir olay yoktu, ben gündüz çalıştığımdan dolayı olay günü akşam saat 20:00 sıralarda eve geldim, dolayısıyla daha önceki saatlerde olay olup olmadığını bilemiyorum. Ben eve geldikten sonra da olay meydana gelmemişti, yaşanan bu olay öncesinde ben çevreden herhangi bir silah sesi de duymadım, kaldı ki mahallede olay olduğu taktirde ben ailemi ve çocukları dışarı çıkartmıyorum, zaten olsaydı dışarı çıkartmazdım” dedi.

Rapor talebi

Tanık polislerde, sanık polislerinin beyanlarını tekrarladı. Av. Şeker, tanık ve sanıkların beyanlarına karşı yazı beyanda bulunmak için üzere talep etti. Av. Şeker, “Sanıklar müdafinin susturucu ile ilgili sorularını kabul etmiyoruz, şöyle ki müşteki Bediha Dora olay esnasında silah sesi duymadığını susturucu takıldığını söyleyerek kanaatini belirtmiş, olayın şoku ve paniği içerisinde duymamış bulunmaktadır. Kendisine sorularak açıklığa kavuşturulabilir, telsiz kayıtları gelmiş olup olay yerinde görev yapan ekiplere ait olayın geldiği zaman dilimini kapsayacak şekilde bu telsiz kayıtları ile ilgili konuşma dökümleri ile ilgili bilirkişiden rapor aldırılmasını istiyoruz. Ayrıca yine olay günü olay yerinde bulunan kolluk kuvvetlerine ait TOMA, şortlant ile Ural 7-10-11 marka araçlara ait kamera kayıtlarının araştırılarak temin edildikten sonra buna ilişkin bağımsız bir bilirkişi veya heyetten görüntü içerikleri ile ilgili rapor aldırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

Savcı ise dinlenmeyen tanıkların dinlenmesini istedi.Sanık avukatları da tanık beyanlarına karşı süre talep ederek, “İdari büroya ait zimmetli MP5 silahın etkili mesafesi 200-400 metre arasında değişmekte olup sanığın bulunduğu yer ile maktulün vurulduğu yer dikkate alındığında bu mesafeden ve açıdan eylemi gerçekleştirmesi mümkün bulunmamaktadır, yine mermi çekirdeği bulunamamış olup yine silahın kim tarafından ateşlendiği bilinmemektedir. Dolayısıyla şüpheden sanık yararlanır ilkesi dikkate alınarak müvekkil sanığın beraatini, mahkeme aksi düşüncede ise lehine olan hükümlerin uygulanmasını isteriz” dedi.

Mahkeme, avukatların taleplerini kabul ederek, duruşmayı 14 Kasım 2023’e erteledi.

Kaynak: MA

#yaşındaki #Dorayı #katleden #polislerin #yargılandığı #dava #görüldü

Kayyumdan gazeteci Kanbal’a ölüm tehdidi

Nusaybin Kaymakamı Ercan Kayabaşı, gazeteci Ahmet Kanbal’ı sanal medya hesabından ölümle tehdit etti

AKP’den Mêrdîn milletvekili seçilen Faruk Kılıç’ın Nisêbîn (Nusaybin) Kaymakamı ve ilçe belediyesine kayyum olarak atanan Ercan Kayabaşı’nı ziyaretine ilişkin Kaymakamlık sanal medya hesabından kimi fotoğraflar paylaşıldı. Fotoğrafların birinde duvarda yer alan Mustafa Kemal fotoğrafının olmaması dikkat çekti. Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Ahmet Kanbal da Mustafa Kemal’in duvarda duran fotoğrafının neden yerinde olmadığı yönünde Kayabaşı’na sanal medya hesabından soru yöneltti.

Kanbal’ın paylaşımının altına yorum yapan Kayabaşı, Kanbal’ı ölümle tehdit etti. Kayabaşı, Kanbal’ın paylaşımının altına fotoğrafın “Aynı anda çekilen fotoğrafta fotoğraf makinesi flaşı ile parlayan görüntüyü aklınızca propaganda yapıyorsunuz” ifadelerini kullandıktan sonra “Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve şanlı bayrağımızı ne duvardan ne gönülden ne de gönderden inmesine müsade ederiz. Senin dağ farelerin zamanında denemişti. Sonuç Sarı torba” sözleriyle ölüm tehdidinde bulundu.

Kanbal, Kayabaşı hakkında “tehdit” suçlamasıyla şikayetçi olacağını bildirdi.

HABER MERKEZİ

#Kayyumdan #gazeteci #Kanbala #ölüm #tehdidi

İtalya’da sel felaketi: 8 kişi hayatını kaybetti

İtalya’da yaşanan sel felaketinde 5 bin kişi tahliye edilirken en az 8 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi

İtalya’nın Emilia-Romagna bölgesinde şiddetli yağışlar nedeniyle sel felaketleri yaşandı. Yetkililer 5 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Yetkililer 14 ırmağın yatağından taştığını ve 23 komünü sular altında bıraktığını bildirdi.

Bölgedeki belediye başkanları, yurttaşları yüksek yerlere sığınmaya çağırdı. Sivil Savunma Bakanlığı’na göre 5 bin dolayında kişi tahliye edildi.
Şiddetli yağışlar, haftalarca süren ve toprağın su emme kapasitesini etkileyen kuraklıktan sonra geldi.

HABER MERKEZİ

#İtalyada #sel #felaketi #kişi #hayatını #kaybetti

Ankara’da kadın cinayeti: Katil yine haneden

Ankara’nın Mamak ilçesinde, Songül Şaşırmaz erkek kardeşi tarafından işkence ederek katledildi

Meleti’den depremzede olarak iki kardeşiyle Ankara’nın Mamak ilçesine yerleşen Songül Şaşırmaz, kardeşlerinden biri tarafından işkence edilerek katledildi. Daha sonra balkondan atlayarak kaçmaya çalışırken, mahalleli tarafından yakalanan fail linç edildi. Olay yerine gelen polis, faili gözaltına alarak karakola götürdü.

Edinilen bilgilere göre Songül Şaşırmaz, erkek tarafından sistematik şiddete uğruyordu. Duruma tepki gösteren mahalleli, defalarca polisi aramalarına rağmen fail hakkında herhangi bir işlem yapılmadığını ve kadının koruma altına alınmadığını belirtti.

Öte yandan Şaşırmaz’ın katledilmeden önce evinin balkonundan yardım istemesine rağmen ne polisin ne de başka birinin yardıma gitmediği ifade edildi.

HABER MERKEZİ

#Ankarada #kadın #cinayeti #Katil #yine #haneden

Kadınlar seçim sonrası intihar eden Ergin’i andı

Kadın Savunma Ağı, Yenikapı Marmaray’da seçim sonrası arkasında bıraktığı mektupla yaşamına son veren Kübra Ergin’i çiçeklerle andı

Kadın Savunma Ağı, 14 Mayıs seçimlerinden bir gün sonra Yenikapı Marmaray’da “Yoruldum, gençliğimi çaldılar. Bir kadın olarak hiçbir zaman özgür hissetmedim” diyerek bıraktığı mektupla intihara sürüklenen Kübra Ergin için Yenikapı Marmaray’a çiçek bıraktı. Marmaray’da bulunan çok sayıda güvenlik, kadınların bu eylemini engellemeye çalıştı. Engellemelere rağmen kadınlar, Ergin’in katledilmesinde iktidarın rolü olduğunu belirterek, çiçekleri yere bıraktı.

‘Bu intihar politiktir’

Eylemde güvenlik ile tartışan kadınlar, çiçeklerini bırakarak şu sözlerle tepkilerini dile getirdi: “Bu çiçekler intihar eden Kübra için, hesap sormak isteyen kadınlar için, bu çiçeği çalınan gençliğimiz buraya bırakıyoruz, demokratik bir ülkede yaşama umudundan asla vazgeçmeyeceğiz, bu karanlık her birimizi boğuyor. Bu intihar politiktir, cinayettir. Bu intihar ilk değil, bu depresyon bu kadar yaygın bir şey ise kimsenin kişisel sorunu değildir. Bu intihar hala oyları çalarak kendi iktidarını koruyanların yüzündendir.”

‘İntihar değil cinayet’

Yapılan eyleme dair sanal medya hesabından paylaşımda bulunan Kadın Savunma Ağı, Kübra Ergin’i andıklarını ifade ederek, “Kübra’nın ölümünün bir intihar değil cinayet olduğunu biliyoruz. Depresyonun bu toplumda bu denli yaygın olmasının nedeni tek tek bizler değiliz, iktidarın kadınları, hayatlarını, haklarını, varoluşlarını hedef alan politikalarıdır. Bir kadını daha kaybetmeye tahammülümüz yok. Eşit, özgür, demokratik bir ülke kurana kadar, erkek egemenliğine ve diktatörlüğe karşı mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

HABER MERKEZİ

#Kadınlar #seçim #sonrası #intihar #eden #Ergini #andı

Erdoğan usulsüzlükleri görmedi, muhalefeti suçladı

Seçimdeki usulsüzlükleri görmezden gelen Tayyip Erdoğan, muhalefeti ‘suyu bulandırmak’ ile suçladı

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinden partisinin il başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları ve milletvekilleriyle yaptığı toplantıya online bağlandı.

Seçim sonuçlarına değinen Erdoğan, yaşanan usulsüzlükleri görmezden gelerek muhalefete yüklendi. Erdoğan, “Karşımızdakileri görüyorsunuz. Seçimi açık ara geri bitirdikleri halde suyu bulandırmak adına her şeyi yapıyorlar. Şayet biz sağlam durmaz faaliyetlerimizi aynı şekilde yürütmezsek karşı tarafın bu nobran tavırlarıyla sandıkların üzerine çökeceğinden şüpheniz olmasın” dedi.

Seçimlerin ikinci turuna da değinen Erdoğan,”28 Mayıs seçimlerini bu şekilde suhuletle tamamlayarak ülkece önümüze bakacağız. Bu seçimin en önemli sonuçlarından biri de muhalefet cenahındaki büyük değişim olacaktır” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Erdoğan #usulsüzlükleri #görmedi #muhalefeti #suçladı

Silopiya’da bir kişi katledildi

Silopiya’da aralarında husumet olduğu iddia edilen bir kişi, Hasan Özek’i sokak ortasında katletti

Şirnex’in Silopiya (Silopi) ilçesinde yer alan Sanat Sokağı’nda Seyithan Gezme adlı kişi, husumetli olduğu iddia edilen 50 yaşındaki Hasan Özek’e silahlı saldırı düzenledi. Olay yerinde vurduğu Özek’in başında bir süre bekleyen Gezme, polislerin gelmesiyle gözaltına alındı.

Özek’in cansız bedeni ise olay yerine çağrılan ambulansla Silopi Devlet Hastanesi’ne morguna kaldırıldı.

HABER MERKEZİ

#Silopiyada #bir #kişi #katledildi

Dîlok’ta seçimlerin iptali için YSK’ya başvuru

Yeşil Sol Parti Dîlok İl Örgütü, Dîlok milletvekilliği seçimlerinin iptali ve yenilenmesi için YSK’ye dilekçe verdi. Kentte 4 binin üzerinde seçmen bilgileri dışında Vatan Partisi’e üye yapıldığı için oy kullanamamıştı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Dilok İl Örgütü, seçim günü Vatan Partisi’nin 4 binin üzerinde seçmeni kendi iradeleri dışında sandık görevlisi olarak gösterip, oy kullanmalarına engel olduğu gerekçesiyle Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK), Dîlok’taki milletvekilliği seçimlerinin iptali ve yenilenmesi yönünde dilekçe verdi.

Konuya dair yazılı açıklama yapan Yeşil Sol Parti Dîlok Milletvekili adayları, sandık iradesinin tecelli etmesi önünde türlü engellemeler yaşandığına dikkat çekti. Seçmen listelerinde isimlerin karşısında, “Sandık kurulu görevlisi olduğu için oy kullanamaz” şeklinde bir şerh düşüldüğünün belirtildiği açıklamada, “Yaptığımız incelemelerde, seçmenlerin kimlik bilgilerine erişimi olan Vatan Partisi yöneticilerinin, binlerce seçmeni bilgisi ve rızası dışında sandık kurulu görevlisi olarak yazdığını gördük. Bu yurttaşlarımızın sandık kurulu görevlisi olarak oy kullanabilmelerini düzenleyen 142 belgesinin yine Vatan Partisi’ne teslim edildiğini öğrendik. Bu durumda yurttaşlarımızın oy kullanabilmesinin tek koşulu seçim kurullarına giderek bu belgeyi kendi çabalarıyla teslim almaktı. Diğer bir deyişle, anayasal bir hak olan seçme haklarını kullanabilmeleri için önce seçim kurullarına gitmeleri, buradan uzun kuyruklarda bekleyerek 142 belgelerini almaları, daha sonra bu belgede görevli yazıldıkları okullara gidip oy kullanmaları gerekti” diye belirtildi.

Seçme hakkı hileyle ellerinden alındı

Yaşananlar sonrası bu durumda olan tüm seçmenlere ulaşmaya çalıştıklarını, hukuki destek ve ulaşım ihtiyaçlarının karşılanması için çağrı yapılan açıklamada, binlerce seçmenin oy kullanmasını sağlamalarına karşın, yine binlerce seçmenin seçilme hakkının “hile ile gasp” edildiği kaydedildi. Açıklamada, seçimden sonraki gün Vatan Partisi yöneticileri, suçun işlenmesinde ihmali olan seçim kurulu başkanları ve memurlardan şikayetçi olunduğu aktarıldı.

Seçimin iptali için başvuru

Başvurulan bu “hilenin” daha çok Yeşil Sol Parti seçmenlerinin olduğu bölgelerde olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Seçimlerden birkaç gün önce Kürt halkına seslenirken ‘Ananızın ak sütü gibi helal olan haklarınızı size teslim etmek için büyük mücadeleler verdik’ diyen bir iktidarın yönetiminde, anayasal güvence altında en temel yurttaşlık hakkı olan seçme hakkı engellenmiştir. Kamuoyuna Antep’teki milletvekili genel seçimlerinin iptali ve yenilenmesi için başvuruda bulunduğumuzu bildiriyoruz. Hangi partiye oy veriyor olursa olsun tek bir seçmenin bile iradesinin gasp edilmesi suçtur. Yetkilileri bu suç karşısında anayasal görevlerini ifa etmeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

HABER MERKEZİ

#Dîlokta #seçimlerin #iptali #için #YSKya #başvuru

Manisa’da Yeşil Sol’un oyları MHP’ye yazıldı

Manisa Saruhanlı ilçesinde kurulan 1111 nolu sandıkta tüm siyasi partilerin ıslak imzalı tutanaktaki oyların sayısı ile YSK tutanağındaki sayılar birbirini tutmazken, MHP dışındaki tüm partilerin oyları eksik yazıldı

Manisa Saruhanlı ilçesindeki 1111 nolu sandıkta MHP hariç tüm siyasi partilerin oyları eksik yazılırken sadece MHP’nin oyları fazla yazıldı. Islak imzalı tutanağa göre Yeşil Sol Parti 140, AKP 97, MHP 16, CHP 36, İyi Parti ise 23 oy aldı. Ancak YSK sistemine geçirilen tutanakta ise Yeşil Sol Parti 114, AKP 95, MHP 25, CHP 33, İyi Parti ise 12 olarak geçirildi.

HABER MERKEZİ

#Manisada #Yeşil #Solun #oyları #MHPye #yazıldı