Ana Sayfa Blog Sayfa 51

2. Uluslararası Alevi Sinema Günleri İstanbul’da sanatseverlerle buluşuyor

2. Uluslararası Alevi Sinema Günleri, 20-22 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek. Etkinlik, Alevi kültürünü ve inancını sinema aracılığıyla anlatmayı amaçlıyor. Farklı ülkelerden gelen yapımlar, Alevi toplumunun değerlerini ve tarihini ekranlara taşıyacak.

Bu yılki etkinlikte, Alevi sinemasının önemli temsilcileri ve yönetmenleri de yer alacak. Katılımcılar, film gösterimlerinin yanı sıra paneller ve söyleşilerle Alevi kültürünün sinemadaki yansımalarını tartışma fırsatı bulacaklar. Böylece, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık konularında farkındalık oluşturulması hedefleniyor.

Etkinliğin açılışında, Alevi sinemasının geçmişi ve geleceği üzerine konuşmalar yapılacak. Ayrıca, izleyicilere Alevi kültürünün zenginliklerini keşfetme imkanı sunulacak ve bu kültürün sinemadaki yansımaları daha geniş kitlelere ulaştırılacak.

2. Uluslararası Alevi Sinema Günleri, sinemaseverler için kaçırılmayacak bir fırsat sunarken, Alevi toplumu için de önemli bir buluşma noktası olacak. Bu etkinlik, Alevi sinemasının daha fazla görünür olmasına katkı sağlayacak.

Suriye’de Alevi Katliamı Araştırılmalı: DEM Parti’ye Destek Çağrısı

Suriye’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamların araştırılması için Alevi kurumları, Demokrasi ve Emek Partisi (DEM Parti) tarafından verilen önergeye destek çağrısında bulundu. Alevi toplumu, inançları nedeniyle maruz kaldıkları ayrımcılığın ve şiddetin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Alevi kurumları, Suriye’deki Alevi nüfusuna yönelik sistematik saldırıların ve katliamların uluslararası alanda sorgulanması gerektiğini belirtiyor. Bu bağlamda, DEM Parti’nin önergesi, Alevi toplumunun haklarının korunması ve inanç özgürlüğünün sağlanması açısından büyük önem taşıyor.

Alevi toplumu temsilcileri, önergenin kabul edilmesi halinde, Suriye’deki Alevilere yönelik yaşanan insan hakları ihlallerinin uluslararası platformlarda daha fazla gündeme geleceğini umuyor. Bu durum, inanç ve kimlik temelinde eşit yurttaşlık anlayışının güçlenmesine katkı sağlayabilir.

Alevi kurumları, önergenin Meclis’te kabul edilmesi için tüm siyasi partilere çağrıda bulunarak, Suriye’deki Alevilerin yaşadığı zulmün durdurulması ve adaletin sağlanması için ortak bir çaba gösterilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Bu süreçte, Alevi kurumlarının sesinin duyulması ve destek bulması, toplumların barış içerisinde bir arada yaşama iradesini güçlendirecektir. Alevi toplumu, haklarının tanınması ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınması için mücadele etmeye devam edecektir.

Alevilere yönelik saldırılar durmalı, barbarca katliamlar son bulmalı!

Hatay Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği Başkanı Necati Oğural, Suriye’deki Alevilere yönelik süregelen katliamları “Alevi soykırımı” olarak tanımladı. Oğural, Alevilerin inançları nedeniyle barbarca öldürüldüğünü vurgulayarak, bu barbarlığın durmaması halinde durumun daha da kötüleşeceği uyarısında bulundu. Alevi toplumu olarak Suriye’deki gelişmeleri büyük bir kaygıyla izlediklerini belirten Oğural, bu süreçte Alevi kimliğinden kaynaklanan şiddet ve insan hakları ihlallerinin devam ettiğini ifade etti.

Oğural, Suriye’deki çatışmaların başlamasından bu yana Alevi aileleriyle sürekli iletişimde olduklarını aktararak, bu kaygıların devam ettiğini dile getirdi. Alevilerin yalnızca dini inançları yüzünden yerinden edilme, öldürülme ve çeşitli insan hakları ihlallerine maruz kaldığını belirten Oğural, yaşananları bir insan katliamı değil, bir soykırım olarak nitelendirdi.

Türkiye hükümetinin bu duruma müdahale edebileceğini ifade eden Oğural, AKP’nin Suriye’deki katliamları durdurma gücüne sahip olduğuna inandıklarını söyledi. Oğural, Türkiye’nin müdahalesinin, bölgede yaşayan Alevi, Hristiyan, Dürzi ve İsmaili toplulukların korunmasına yardımcı olabileceğini vurguladı. Alevi kurumları olarak, konunun siyasi bir perspektifle ele alınmasını beklediklerini dile getirdi.

Suriye’deki durumun sadece fiziksel şiddetle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda nefret söylemleriyle şekillenen bir gelecek inşa edilmeye çalışıldığını belirten Oğural, özellikle çocuklara yönelik nefret öğretilerine dikkat çekti. Oğural, bu nefretin sadece Alevilere değil, diğer inanç gruplarına da yöneltildiğini ve toplum yapısının büyük bir tehdit altında olduğunu ifade etti.

Oğural, Suriye’deki katliamların durdurulması için hem bölgesel hem de uluslararası kamuoyunun baskı yapması gerektiğini savundu. Alevi kimliğinin, inancının ve halkının orada öldürüldüğünü belirten Oğural, bu duruma sessiz kalmanın mümkün olmadığını vurgulayarak, katliamların bir an önce durdurulmasını talep etti.

Alevi Kurumları: Suriye’deki Sistematik Yok Oluşa Dikkat Çekiyor

Alevi kurumları, Suriye’nin kuzeybatısında HTŞ ve Colani yönetiminin uygulamalarını sert bir dille eleştirerek, bölgede bir yıldır süregelen sistematik bir yok ediliş sürecine dikkat çekti. Alevi Bektaşi Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, yaşananları soykırım, zorunlu göç ve inanç temelli yok ediliş olarak tanımladı. Kurumlar, uluslararası toplumu acil olarak harekete geçmeye çağırdı.

Yapılan ortak açıklamada, son bir yılın, bölgede yaşayan halklar için soykırım, açlık ve zorunlu göçle anıldığı vurgulandı. Alevi toplumunun, kasıtlı ve sürekli bir yok etme saldırısına maruz kaldığı belirtildi. Alevilerin tarih boyunca hedef alındığı hatırlatılarak, HTŞ ve Colani’nin temsil ettiği radikal zihniyetin bölgeden Alevileri silmeyi amaçladığı ifade edildi.

Açıklamada, Colani güçlerinin Alevilere ait evleri gasp ettiği, tarım arazilerini yakıp yok ettiği ve insanların işsiz bırakıldığı aktarıldı. Ayrıca, kadınların sistematik saldırılara maruz kaldığı ve binlerce çocuğun yetim kaldığı bilgisi verildi. İnanç merkezlerine yönelik saldırılar ve kültürel varlıkların yok edilmesi de eleştirildi.

Alevi kurumları, Colani yönetiminin inanç çeşitliliğini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir zihniyetin ürünü olduğunu belirtti. Uluslararası toplumu, Suriye’de yaşayan toplulukların güvenlik, eşitlik ve özgürlük temelinde yaşama haklarını korumaya davet etti. Ayrıca, soykırımın durdurulması ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınması talep edildi.

Alevi kurumları, barışın, çoğulculuğun ve insan onuruna dayalı bir düzenin ancak laik ve demokratik bir hukuk devleti ile mümkün olabileceğini ifade ederek, Suriye’de yaşam hakkı için direnen Alevilerin mücadelesine destek verdiklerini belirtti.

Alevi Kurumları Eğitim İçin Bir Araya Geliyor!

Almanya Göksunlular Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Temsilciliği’ni ziyaret etti. Bu buluşmada, özellikle gençlere yönelik eğitim çalışmaları ve burs destekleri üzerinden kurumlar arası dayanışmanın güçlendirilmesi hedeflendi.

Görüşmede, Almanya Göksunlular Derneği’nin öğrencilere yönelik burs destekleri hakkında bilgi paylaşımı yapıldı. Eğitim alanında gerçekleştirilen projelerin desteklenmesi ve geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu tür işbirliklerinin, gençlerin eğitim hayatına katkı sunan projeler açısından önem taşıdığı ifade edildi.

AABK tarafından yapılan bilgilendirmede, Avrupa genelinde Alevi toplumunun demokratik haklarının korunması, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık konularına yönelik projelerin desteklenmesi için yürütülen çalışmalar aktarıldı. Bu tür temastan elde edilen çıkarımların, Alevi toplumunun ortak değerlerine ve geleceğine katkı sağladığı belirtildi.

AABK, eğitime erişimi güçlendiren her dayanışma adımının büyük bir önem taşıdığını vurguladı. Ziyaretten duyulan memnuniyet dile getirilirken, Almanya Göksunlular Derneği’ne teşekkür edildi.

2026 FUAF Alevi Takvimleri: Kültürel Mirası Geleceğe Taşıyan Adım

Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), 2026 Alevi Takvimleri’ni yayımladı. Bu takvimler, sadece tarihleri içeren bir ajanda olmanın ötesinde, Alevi inancı ve kültürüne dair temel değerleri gelecek kuşaklara aktaracak kapsamlı bir çalışmayı temsil ediyor.

2026 Alevi Takvimi, Alevi yol ve erkânına dair kültürel, tarihsel ve eğitici unsurları bir araya getirerek, yıl boyunca canlar için önemli bir rehber olmayı amaçlıyor. FUAF, bu çalışmayı “kültürel belleğimizi canlı tutan kolektif bir emek” olarak tanımlıyor ve bu sayede Alevi kimliğinin daha görünür hale gelmesini sağlamak istiyor.

FUAF yöneticileri, takvimlerin her haneye ulaşmasının birlik duygusunu güçlendireceğini ve Alevi kültürel değerlerinin yaşatılmasına katkıda bulunacağını vurguluyor. Her canın bu takvimlerden edinmesinin, yeni yıl planlamasında pratik bir kolaylık sağlayacağı ifade ediliyor.

Takvimler, Fransa genelindeki Alevi Kültür Merkezleri (AKM) aracılığıyla temin edilebilir. FUAF, tüm canları bu kültürel çalışmaya sahip çıkmaya ve dayanışmayı büyütmeye davet ediyor.

Lazkiye’de Alevilere Yönelik Saldırılar Artıyor

Lazkiye’de Murad Mahrez isimli 22 yaşındaki gencin, dün akşam saatlerinde silahlı bir grup tarafından durdurulması ve dini inancı sorulmasının ardından göğsünden vurularak hayatını kaybetmesi Alevi toplumunu derin bir üzüntüye boğdu. Mahrez’in “Aleviyim” yanıtını vermesi üzerine gerçekleştirilen bu saldırı, Alevilere yönelik sistematik tehditlerin ve şiddetin bir kez daha gün yüzüne çıkmasına neden oldu.

Olay, Suriye’de Baas rejiminin yıkılışının yıl dönümünde geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara destekçilerinin sokaklara çıkarak kutlamalar yapması sırasında meydana geldi. Kutlamalarda, Alevi, Dürzi ve Kürt topluluklarına karşı düşmanca söylemlerin dile getirilmesi dikkat çekti. Mart ayında yaşanan Alevi katliamlarının ardından Lazkiye’deki tehditler, bir kez daha fiili saldırı boyutuna ulaştı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre, Mahrez’in vurulması, Alevilere yönelik gerçekleştirilen bir dizi saldırının en son halkası oldu. Genç, hastaneye kaldırılmasına rağmen yapılan müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi. Bugün düzenlenen cenaze törenine yüzlerce Alevi katılarak Mahrez’in anısını yaşattı.

Öte yandan, Alevi toplumunun liderlerinden Şeyh Gazal Gazal, iktidarı devralan geçici hükümetin, geçmişteki yönetimlerden daha zalim olduğunu belirterek, 8-12 Aralık tarihlerinde genel grev çağrısında bulundu. Bu çerçevede, birçok şehirde Alevi esnaflar kepenk kapama eylemleri gerçekleştirdi. Gazal, Esad rejiminin yıkılışının “adaletin yok olduğu bir döneme” dönüştüğünü vurguladı.

Bu olaylar, Alevilerin maruz kaldığı ayrımcılığın ve baskının bir yansıması olarak öne çıkarken, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

Avrupa Alevi Kadınlar Birliği: “Bu, Örgütlülüğümüze Yönelik Saldırıdır!”

Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, 6 Şubat depremleri sonrası Alevi kurumlarının sergilediği dayanışmanın ardından, bu örgütlülüğe yönelik tartışmaların bir müdahale olduğunu vurguladı. Yazılı açıklamada, özellikle Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) üzerinde yoğunlaşan eleştirilerin, Alevi örgütlülüğünü hedef alan sistematik bir saldırı olarak değerlendirildiği ifade edildi.

Alevi Kadınlar Birliği, deprem sürecinde Alevi kurumlarının gösterdiği dayanışmanın, toplumsal gücün bir göstergesi olduğunu belirtti. Açıklamada, AABF Disiplin Kurulu üyelerinin kamuoyunda yaptığı açıklamaların meşruiyetinin olmadığını ve bu tür girişimlerin Alevi örgütlülüğünü içeriden zayıflatmaya yönelik olduğunu vurguladı.

Birlik, AABF’nin deprem sürecine ilişkin iddiaları kapsamlı bir şekilde ele aldığını ve çoğunluğun sürecin doğru yürütüldüğünü teyit ettiğini hatırlattı. Ancak, Disiplin Kurulu üyelerinin konuyla ilgili ortaya koyduğu söylemlerin artık masum bir itirazı aşarak açık bir saldırı haline geldiği belirtildi.

Alevi Kadınlar Birliği, bu tutumun Alevi örgütlülüğünü zayıflatmaya yönelik bir hamle olduğu konusunda uyarıda bulunarak, Alevi kurumlarının demokratik iradesinin sorgulanamayacağını ifade etti. Birlik, Avrupa Alevi hareketinin bütünlüğünü korumak adına her türlü girişime karşı duracaklarını vurguladı.

Suriye’de barış, Türkiye’de de huzurun kapısını aralar

Tahtacı Araştırmacı-Yazar Celal Necati Üçyıldız, Suriye’de Alevi, Hristiyan, Dürzi, Ezidi ve Kürt topluluklarına yönelik devam eden saldırılara dikkat çekerek, “Suriye’de barış sağlanmadan Türkiye’de de barış sağlanamaz” dedi. Üçyıldız, Türkiye’deki Alevilerin, Suriye’deki kardeşlerinin yanında durmasının önemine vurgu yaptı ve Avrupa’daki Alevi örgütlerine ve sosyal demokrat partilere sessizliklerini bozma çağrısında bulundu.

Üçyıldız, Suriye’deki toplulukların baskı altında olduğunu belirterek, “Aleviler, Ezidiler, Kürtler şu anda korku ve zulüm altında yaşıyor. Alevi örgütlerinden gelen tepkiler yetersiz kalıyor” dedi. Avrupa’daki sosyal demokrat partilerin de bu duruma sessiz kalmaması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, Suriye’deki güvenlik sorunlarının çözümünde bölgedeki toplulukların kendi inisiyatifleriyle hareket etmelerinin önemine dikkat çekti.

Üçyıldız, Kürtler, Hristiyanlar, Dürziler, Ezidiler ve Alevilerin ortak hareket etmesinin, IŞİD sonrası dönem için kritik olduğunu vurguladı. Bu süreçte Avrupa’daki Alevi örgütlerinin de devreye girerek, ilgili ülkelerin dikkatini çekmesi gerektiğini ifade etti.

Barışın bölgeyi ve Avrupa’yı doğrudan etkilediğini belirten Üçyıldız, “Eğer Suriye’de barış sağlayamazsak, Türkiye’de de barış sağlayamayız” dedi. Avrupa’nın Suriye’den Türkiye’ye gelen insanlara maddi destek sağlamakla meşgul olduğunu hatırlatan Üçyıldız, Suriye ve Türkiye’de barışın sağlanmasının Avrupa’nın da rahatlamasına katkıda bulunacağını söyledi.

Üçyıldız, Avrupa devletlerine seslenerek, “Kendimde barış, benden uzakta” düşüncesinden uzak durmalarını ve barışı önemsemeleri gerektiğini vurguladı.

İlyas Şimşek: Alevi katliamları sürerse Türkiye’nin geleceği karanlık!

Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların ardında tek tip bir inanç ve millet yaratma hedefinin yattığını belirtti. Şimşek, Türkiye ve Avrupa’nın acilen bu duruma müdahil olması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer iktidar bu katliamı durdurmazsa bu savaş Hatay’a kadar gelecek” dedi. Alevi kurumlarının, kitlesel mitingler düzenleyerek bir araya gelmesi gerektiğinin altını çizen Şimşek, “Suriye’deki Alevi katliamı sürdükçe buradaki Aleviler de sıkıntı görecek” ifadelerini kullandı.

Emperyalizmin Suriye’ye müdahalesinin özgürlük getirmekten ziyade bir paylaşım savaşı olduğunu söyleyen Şimşek, bu süreçte Alevilerin en büyük mağdurlar arasında bulunduğunu ifade etti. Savaşın, yerel halklar ve inanç toplulukları üzerinde yarattığı acılar gözler önüne serilirken, geçmişte Esad yönetiminde daha kapsayıcı bir demokrasi olduğunu da hatırlattı. Şimşek, emperyalizmin Alevilere karşı yürüttüğü politikaların sonuçlarının yıkıcı olduğunu vurguladı.

Türkiye’deki Alevi toplumu için tehlikelerin arttığını belirten Şimşek, Hatay’daki Alevilerin de bu durumdan olumsuz etkileneceği konusunda uyarıda bulundu. HTŞ’nin göçerttiği insanların büyük bir kısmının Samandağ bölgesine sıkıştığını ifade eden Şimşek, bunun Aleviler için büyük bir tehdit oluşturduğunu dile getirdi. Alevi kurumlarının, birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Şimşek, geçmişteki güçlü mitinglerin yeniden organize edilmesi gerektiğini belirtti.

Yeni anayasa sürecine de dikkat çeken İlyas Şimşek, Alevi örgütlerinin taleplerini masaya koyma konusunda yetersiz kaldığını ifade ederek, önce kendi aralarında birlik oluşturmaları gerektiğinin altını çizdi. Suriye’deki Alevilere yönelik saldırıların medyada yeterince yer bulmadığını belirten Şimşek, Avrupa’daki Alevilerin de bu konuda daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Şimşek, “Bu katliamın durması için meydanlarda toplanmak gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.