Ana Sayfa Blog Sayfa 514

Tutuklu gazeteci Alağaş’ın iddianamesi: İktidara dokunan her haber suç!

Tutuklu gazeteci Safiye Alağaş hakkında hazırlanan iddianamede, hak ihlalleri, yapılan açıklamalar ve işkenceye dair yapılan haberlerin tümü suç sayıldı

Amed merkezli soruşturmada 16 Haziran 2022’de 15 gazeteci ve basın çalışanı ile birlikte tutuklanan JINNEWS Müdürü Safiye Alağaş hakkında “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla iddianame hazırladı.

383 sayfadan oluşan iddianame Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Alağaş, 25 Haziran’da ilk kez hakim karşısına çıkacak.

Yayınlanan tüm haberler suç sayıldı

JINNEWS’in haberine göre; PKK tarihiyle başlayan iddianamede, haber ajansının “örgütün ideolojisi doğrultusunda ve güdümünde hareket ettiği” iddia edildi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit, hasta tutukluların durumu, açlık grevleri ve yaşanan hak ihlallerine dair yapılan haberler suçlama konusu yapıldı. Sivil toplum örgütleri ve siyaseti partilerin yaptığı açıklamaların haberleri suç sayıldı. Öcalan’a dair eylem ve etkinlikler, Efrîn’e dönük saldırılara karşı yapılan yürüyüş, “TSK’nın kimyasal silah kullanımı Alman Meclisi’ne taşındı” başlıklı haber, halk buluşmaları, kadınların gerçekleştirdiği konferanslar, “Newaya Jin” dergisinin çıkardığı yeni sayıya dair haber, Newroz ve Jineolojî haberleri de iddianamede yer aldı.

İşkence haberi de var

İddianamede, “Bilgisayar incelemelerinde bilgisayarlarda bulunan ‘Word sayfalardaki’ haberlerin suç unsuru olabileceği” ihtimaline yer verildi. Yine Alağaş’ın yaptığı haberler arasında yer alan; açlık grevine giren tutukluların annelerinden aldığı röportaj, tutsakların pandemide gördüğü baskılar, hasta tutsak Şivekâr Ataş’ın mektubunu haberleştirmek, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Cizîr bodrumlarında katledilen Berjin Demirkaya soruşturmasında, “Katledilen KJA üyesi Berjin Demirkaya’nın Dosyasına Takipsizlik Kararına İtiraz” haberleri dosyada suç olarak yerini aldı.

Suçlama konusu yapılan bir haber ise, Dersim’de çatışmada yaşamını yitiren oğlu Agit İpek’in cenazesi kendisine kargo ile teslim edilen anne Halise Aksoy’un evine yapılan baskın haberi oldu. Haberde Halise Aksoy’un gördüğü işkence suçlama konusu yapıldı.

Kaynak: MA

 

#Tutuklu #gazeteci #Alağaşın #iddianamesi #İktidara #dokunan #haber #suç

Jîna’nın katledilmesini duyuran gazeteci Hamedi’ye ödül

Alman Gazeteciler Derneği 2023 Kalem Özgürlüğü Ödülü’nü nu yıl İran’da katledilen Jîna Emînî’n haberini ilk duyuran tutuklu gazeteci Nilüfer Hamedi’ye verdi

İran’da geçtiğimiz Eylül ayında “Ahlak polisi” tarafından saçının görüldüğü gerekçesiyle katledilen Kürt kadın Jîna Emînî’nin katledilmesini dünyaya duyuran gazeteci Nilüfer Hamedi’ye 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla ödül.

Tutuklu gazetecilere veriliyor

Alman Gazeteciler Derneği (DJV) 2023 yılı Kalem Özgürlüğü Ödülü bu yıl Hamedi’ye verdi. Ödül her yıl dünyanın farklı ülkelerinde tutuklu olan gazetecilere veriliyor.

Eylemler sürüyor

Derneğin 2 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, “Bu genç muhabirin haberiyle alevlenen protestolar halen devam ediyor. İslami rejim bunu durduramadı” denildi. Duyuruda, Hamedi adına ödülü Alman ulusal haber kanalı program sunucusu Ingo Zamperoni alacağı ifade edildi.

HABER MERKEZİ

#Jînanın #katledilmesini #duyuran #gazeteci #Hamediye #ödül

AK Ocaklar’da uyuşturucu trafiği ve suikastler ile bilinen Kemal Ürün tutuklandı

Nisêbîn’de AK Ocaklar organizasyonunda iş insanlarına dönük suikastlerde yer alan ve ilçedeki uyuşturucu trafiğini organize eden Kemal Ürün yıllar sonra yakalandı

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde iş insanı Oktay Mungan’ın öldürülmesi ve birçok iş insanına dönük silahlı saldırı ile AKP’ye yakınlığıyla bilinen AK Ocaklar bünyesindeki uyuşturucu trafiğini kontrol eden Kemal Ürün yıllar sonra yakalandı.

İstanbul’da “Barış Boyun organize suç örgütü” suçlamasıyla yapılan operasyonlar kapsamında, Bolu’da yakalandığı öğrenilen Ürün, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İstanbul’da bir gece kulübünde güvenlik görevlisinin öldürülmesi bir başka kulübe dönük silahlı saldırıya ilişkin başlatılan soruşturmalar kapsamında yakalandığı öğrenilen Ürün’ün Nisêbîn’de de Oktay Mungan’ın öldürülmesi olayının azmettiricisi suçlamasıyla hakkında yakalama kararı bulunuyordu.

Nisêbînli olan Kemal Ürün, Mezopotamya Ajansı (MA) tarafından Mart 2021 yılında iş insanlarına dönük cinayetlerle gündeme getirilmişti.

İlçe Emniyet Müdürlüğü, Jandarma Komutanlığı ve AKP’li yöneticiler ile görüşmeleri ile “hayırsever işadamı” olarak tanıtılan Ürün, aynı zamanda ilçedeki uyuşturucu trafiği ile de MA’nın gündeme getirdiği isimler arasındaydı.

Jandarma Genel Komutanı Arif Çetin ile de Ürün’ün ilişkisi olduğu belirtiliyor.

Kaynak: MA

#Ocaklarda #uyuşturucu #trafiği #suikastler #ile #bilinen #Kemal #Ürün #tutuklandı

AKP, Xarpêt’te 13 Mayıs’a kadar tüm meydanlara miting için başvurdu

AKP, Xarpêt’te Yeşil Sol Parti’nin yapmayı planladığı miting gününe ve yerine de başvurmasının yanı sıra 13 Mayıs’a kadar tüm günlere miting için başvurdu

AKP’nin yaptığı mitinglerde muhalefeti hedef göstermesi yer yer muhalefet partilerine yönelik saldırılar gerçekleşirken, bazı kentlerde muhalefetin miting yapacağı günleri seçerek olası gerginliği tırmandırmaya neden oluyor. CHP’nin İstanbul mitingi tarihini belirmesinden sonra AKP, CHP’nin İstanbul’da 7 Mayıs Pazar gününde yapmayı planladığı mitingle aynı gün İstanbul’da miting yapma kararı aldı. CHP, mitingini başka bir tarihe ertelerken, AKP bu sefer Xarpêt’te (Elazığ) Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) yapmayı planladığı mitingle aynı gün için başvuru yaptı.

Yeşil Sol Parti’nin Xarpêt İstasyon Meydanı’nda 10 Mayıs’ta miting yapmak için 25 Nisan’da başvuru yaptı. Ancak AKP de Yeşil Sol Parti’nin başvurusundan 4 gün sonra AKP, 29 Nisan’da aynı alanda aynı günde miting yapmak için başvuru yaptı. AKP bununla yetinmeyerek 4 Mayıs ile 13 Mayıs tarihleri arasında kentteki tüm meydanlarda miting yapmak için başvuru yaptı.

AKP’nin Xarpêt’teki tüm alanlar için 13 Mayıs’a kadar yaptığı miting başvuruları kabul edilirse, muhalefet Xarpêt’te miting yapacak meydan ve gün bulması imkansızlaşacak.

Kaynak: MA

#AKP #Xarpêtte #Mayısa #kadar #tüm #meydanlara #miting #için #başvurdu

Silopiya’da ev baskınları: Gözaltılar var

Silopiya’da sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma gerekçe gösterilerek Silopiya (Silopi) ilçesine bağlı Nur, Barbaros ve Cumhuriyet mahallelerinde bazı evlere polislerce baskınlar düzenlendi. Evlerde yapılan aramaların ardından Mehmet D. Rıdvan D., Özcan K., Umut Ö. ile isimleri öğrenilemeyen çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanların genç olduğu belirtilirken, gözaltına alınanların Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü  belirtildi.

ŞİRNEX

#Silopiyada #baskınları #Gözaltılar #var

Türkdoğan: İktidarlar Abdullah Öcalan’ı muhatap almak zorunda

Seçimlere ve tecride dair değerlendirmelerde bulunan Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili adayı Öztürk Türkdoğan, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, ‘iktidara kim gelirse gelsin muhatap alınmak zorunda’ olduğunu belirtti

İmralı Cezaevi’nde 25’inci yılına giren tecrit altında bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 2 yıldır haber alınamadığı gibi sağlık durumuna ilişkin endişeler de artmış durumda.

İmralı Cezaevi’nde uygulanan bu politika ülkedeki kriz ve kaosun temel nedeni olurken, AKP ve devlet yetkilileri ulusal ve uluslararası kamuoyunun tepkisine rağmen sessizliğini sürdürüyor. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Milletvekili adayı ve aynı zamanda İnsan Hakları Derneği (İHD) eski Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan tecride dair Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Mehmet Aslan’a değerlendirmelerde bulundu.

Kanunsuzluk ile karşı karıyayız

İmralı Cezaevi’ndeki uygulamalara işaret eden Türkdoğan, insan hakları ihlalinin başlangıç noktası olduğunu belirtti. Abdullah Öcalan’ın konumu itibariyle önemli bir kişilik olduğunu vurgulayan Türkdoğan, “Avukatı ile hiçbir şekilde görüştürülmeyen bir mahpusa, avukat görüşü nedeniyle ceza veriliyor” dedi. Aile ve vasi görüşlerinin yanı sıra haberleşme hakkının da engellendiğini ifade eden Türkdoğan, “Nereden baksanız tamamen kanunsuzluk hali ile karşı karşıyayız” diye belirtti.

İktidar zarar göreceğini düşünüyor

Türkiye’nin insan haklarını araçsallaştırdığını ifade eden Türkdoğan, “Anladığım kadarıyla avukatları ile görüştürülürse ve avukatları da bu söylediği şeyleri kamuoyu ile paylaşırsa iktidar buradan zarar göreceğini düşünüyor. Kişinin hakları vardır. Bu haklara hiçbir şart altında dokunulamaz. Kişinin temel haklarını vereceği siyasi mesajlara yeğliyorsunuz. Böyle bir şey olamaz” dedi.

Türkiye insan haklarından çıkıyor

Abdullah Öcalan’ın avukatlarının Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi’ne yaptığı başvurunun ardından BM’nin İmralı’da mutlak iletişimsizlik halini tespit ettiği ve bunun durdurulması için geçici tedbir kararı aldığı ancak Türkiye’nin bu karara uymadığını hatırlatan Türkdoğan, “Türkiye, insan hakları sisteminden çıkmaya doğru gidiyor” dedi.

‘Abdullah Öcalan’a başvurulmak zorunda’

BM’nin esassa ilişkin vereceği kararda aleyhine bir karar çıkması halinde Türkiye’nin BM nezdinde teşhir olacağını ifade eden Türkdoğan, “Türkiye ekonomide bazı sıçramalar yapmak istiyorsa, öncelikle insan haklarına uymak zorundadır” şeklinde konuştu. Türkiye, Suriye, Irak, İran ve dünyada yaşayan Kürtlerin büyük bir bölümünün Abdullah Öcalan’ı kendi liderleri olarak gördüğünün altını çizen Türkdoğan, “Abdullah Öcalan halk lideri olarak görülüyor. İkincisi; Türkiye, Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklı olarak uzun yıllardır PKK ile silahlı mücadele halinde. PKK’nin Lideri ise Abdullah Öcalan’dır. KCK sisteminde de yeri çok net. Yarın Kürt sorununun çözümüne dair olumlu ya da olumsuz bir adım atarsanız, bir şekilde Abdullah Öcalan’ın görüşlerine başvurmak zorundasınız. Bu iki sebep nedeniyle doğal olarak Abdullah Öcalan ile muhatap olmak zorundasınız” dedi.

‘Abdullah Öcalan doğal muhataptır’

Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözümünden yana olduğunun altını çizen Türkdoğan,”Kim iktidar olursa olsun hem Yeşil Sol Parti ile muhatap olmak zorunda kalacaklar hem de Kürt sorununun bütün boyutları ile çözümü noktasında Abdullah Öcalan ile diyalog ve müzakere etme zorunda kalacaklar. Abdullah Öcalan doğal bir muhataptır. Çünkü halk ve örgütsel yapı adres olarak Abdullah Öcalan’ı gösteriyor. O zaman kim irade olarak ortaya çıkıyorsa, o irade ile muhatap olmak zorundasınız” dedi.

Barış olursa rahatlama dönemi başları

Kürt sorununun çözümünde her yolun Abdullah Öcalan’a çıktığını vurgulayan Türkdoğan, “Dolayısıyla diyalog ve müzakere yürütecekseniz, bunun koşullarının sağlanması gerekir. Bu gerçekleştiği taktirde o zaman gerçekten Türkiye inanılmaz bir şekilde rahatlayacaktır. Türkiye’nin çatışma ve savaşa ayırdığı 4 trilyon doların sonuçları yavaş yavaş giderilecektir. Türkiye, komşu ülkelerle ekonomik ilişkilerini daha da geliştirecektir. Bir rahatlama dönemi yaşanacaktır. İnsani bakımdan kayıpları sona erecektir. Bu koşullar ortaya çıktığı takdirde toplumsal barış sağlanacak, yerelde yaşanan problemler sona erecektir” dedi.

İSTANBUL

#Türkdoğan #İktidarlar #Abdullah #Öcalanı #muhatap #almak #zorunda

Türkiye basın özgürlüğünde 16 sıra geriledi: Durum ‘vahim’

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla basın özgürlüğü endeksi açıklayan RSF, Türkiye’nin 180 ülke arasında 165’e çıktığını ve özellikle Kürt gazetecilere yönelik saldırıların arttığını belirtti

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni yayınlayan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, basın özgürlüğünün “vahim” durumda olduğunu belirtti.

180 ülke arasında 165’e çıktı

Endekse göre Türkiye, 180 ülke arasında 165’inci sırada yer alırken, Türkiye’nin düşük notuna “Gazetecilere yönelik baskıya hız verilmesi”, “Özellikle Kürt gazetecilere yönelik toplu tutuklamalar” ve “Medya özgürlüğünü tehdit eden sosyal faktörler” gerekçe gösterildi.

‘Vahim’ kategoride yer aldı

2022 yılında 149’uncu sırada yer alan Türkiye, 16 sıra gerileyerek, endekste en sert gerileme gösteren ülkelerden biri oldu. Endeks kapsamında, basın özgürlüğünün durumunu 31 ülkede “vahim”, 42 ülkede “kötü”, 55 ülkede “sorunlu” ve 52 ülkede ise “çok iyi” veya “iyi” olarak sınıflandırılıyor. Türkiye, bu çerçevede, “sorunlu” kategorisinden “vahim” kategorisine geriledi.

Saldırılar arttı

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, yaptığı açıklamada, “Sıralamadaki önemli ilerleme ve gerilemeler var. Örneğin Brezilya’nın 18 sıra yükselmesi veya Senegal’in 31 sıra gerilemesi, söz konusu beklenmedik değişiklikleri gösteriyor. Bu istikrarsızlığa, birçok ülke yönetimlerinde artan agresif tutum ve gazetecilere yönelik sosyal ağlar ve fiziki alanda gözlenen düşmanlık neden oluyor. Söz konusu savrulma, habere şekil veren, dezenformasyon yayan veya buna araç sağlayan görüntü endüstrisindeki gelişmelerin bir sonucu olarak da görülebilir” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Türkiye #basın #özgürlüğünde #sıra #geriledi #Durum #vahim

DAD: Gönlümüz Yeşil Sol Parti’den yana

DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada ‘Gözümüz de aklımız da eğilimimiz de Yeşil Sol Parti’den yana’ dedi

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine sayılı günler kaldı. Partilerde seçim beyannamelerini açıklayıp politikalarını Türkiye’ye duyurdu.

Seçimde belirleyici olan kesimler arasında Aleviler de bulunuyor. Siyasi partiler Alevilere ilişkin projelerini açıklarken Yeşil Sol Parti Alevi seçmenden oy olmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Parti Seçim Beyannamesi’nde de inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık gibi başlıklara yer vererek Alevilerin oylarına talip.

MA’dan Eylem Akdağ’a konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın Alevilere yönelik tutumunu eleştirerek, ‘Gönlümüz de eğilimimiz de Yeşil Sol Parti’de’ dedi.

Erdoğan’ın söylemleri

Alevilere yönelik saldırı ve söylemleri değerlendiren Doğan, bunun en yakın örneğinin Cumhurbaşkanlığı aday açıklanması sırasında Kemal Kılıçdaroğlu’na uygulanan tavırda ortaya çıktığını belirtti. Doğan, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı gündeme geldiğinde, Alevi kimliğinin sorun olması ve bunun üzerinden sürekli aşağılanması, ‘o kimlikle olmaz’ vurgusu, çok yaygın bir şekilde dillendirildi. Hatta Cumhurbaşkanlığı tarafından da bu vurgu tekrar yapıldı. Biz Alevilere yönelik, Alevi olmayanlar tarafından, hoş olmayan bazı kelimelerin ve yargıların olduğunu biliyoruz. Buna ek olarak tekrar tekrar bu söylemler bizi yaralıyor” dedi.

İktidarın bakış açısı değişmiyor

Alevilerin hassasiyetlerine dikkat edilmediğini dile getiren Doğan, “Aleviler bir şeyi talep ettiği zaman ‘aman toplumun hassasiyetleri’ derler. Ama nedense hiçbir zaman Alevi hassasiyetleri asla göz önünde bulundurulmaz. Oysa bu toplumun gerçek anlamda aydınlık yüzü olan Aleviler, son derece hoşgörülü, hiç kimseyi incitmeyen, ötekileştirmeyen yerde bulunmalarına rağmen ötekileştirilmeye maruz kalıyor. Osmanlı döneminde Şeyhülislam artığı zihniyetlerle karşımıza çıkmaktan tereddüt etmiyorlar. Ne yazık ki 21 yıllık iktidarlıklarında akıllarının dibinde, zihniyetlerinde ve icraatlarında Alevi’ye bakış açılarında bir değişiklik görmedik. Son noktada da zaten en ağırını Kılıçdaroğlu şahsında ‘inanç üzerinden asla politika yapmayacağım’ demesine rağmen o kadar zorladılar ki ‘ben Aleviyim’ demek durumunda kaldı.”

Gönlümüz Yeşil Sol Parti’de

Emek ve Özgürlük İttifakı ile Yeşil Sol Parti’nin Seçim Beyannamesi ve Kadın Seçim Beyannamesi’nin Alevilere ve eşit yurttaşlığa cevap olabilecek nitelikte olduğunu vurgulayan Doğan, “Bizim talebimizi gören yerde olması oldukça kıymetli. Gözümüz de aklımız da eğilimimiz de Yeşil Sol Parti’den yana. Onların bizi görme halini, bizim de onları görme halimiz olarak tecelli etmesini beklerim. Biz tavrımızı oradan yana koyacağız. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın demokrasi ve özgürlük arayışının, bizim arayışımızla paralel olduğunu görüyoruz. Gönlümüz Yeşil Sol Parti’de” dedi.

DERSİM

#DAD #Gönlümüz #Yeşil #Sol #Partiden #yana

‘Amaç Êzidî cemaatini toplum düşmanı olarak göstermek’

KDP ve Türkiye’nin saldırıları ile Irak’ın 30 Sünni Arap ailenin Şengal’e geri gönderilmesi kararını değerlendiren gazeteci İbrahim Êzidî, KDP medyası tarafından yaydırılan ‘camii yaktılar’ provokasyonuna değinerek, amacın Êzidî cemaatini toplum düşmanı olarak göstermek istediğini belirtti

Türkye ve KDP’nin yanı sıra DAİŞ’in saldırıları altında bulunan Êzidî Kürtler yeni bir saldırı ile karşı karşıya. Irak’ın 30 Sünni Arap ailenin Şengal’e geri gönderilmesine karar vermesinin ardından Êzidîler, söz konusu ailelerin fermanda yer aldıklarını belirtti. Bunun üzerine bu ailelerin dönüşü kararı durduruldu. Bu ailelerin dönüşünü isteyen KDP ve medyası ise, Êzidîlerin Rehman Camisi’ni yaktığını yönünde provokatif haberler yaymaya başladı. Şengal halkı ise iddiaları yalanladı ve paylaşılan videoların 2016 yılına ait olduğunu ve caminin DAİŞ tarafından yakıldığını belirtti.

Kongre sonrası olması dikkat çekici

KDP’nin bölge üzerindeki politikaları ve saldırılarına ilişkin bölgede gelişmeleri yakından takip eden gazeteci İbrahim Êzidî, saldırıların Şengal Özerk Yönetiminin yaptığı kongre sonrası gelmesinin dikkat çekici olduğunu ifade etti.

Doğrudan saldırı yerine farklı sorunlar üretiyorlar

“Fermandan önce de bu planlar Êzidî toplumun üzerinde yürütülüyordu” diyen Êzidî, “Ama KDP’nin son dönemlerde Şengal’e dönük provokasyonları arttı. Burada istedikleri şekilde planlarını uygulayamadıkları için ve Şengal’e müdahale edemedikleri için farklı yollardan Şengal’de sorun çıkartmak istiyorlar. Çok uzun zamandır Şengal’de büyük bir sessizlik vardı ve bu sessizlikle ilgili çok yorum yapıldı. Ama bu sessizliği Şengal Özerk yönetimi kırdı. Bunlardan biri, Ezîdxan Asayişinin konferansının yanı sıra Şengal Demokratik Özyönetim Konseyi’nin 5’inci kongresi ve Êzidî toplumunun örgütlendiği ulusal demokratik sistem olan TAJÊ öncülüğündeki çalıştayın düzenlenmesiydi. Gerçekleştirilen bu kongrede önemli mesajlar verildi. Bu kongre hem Şengal hem Ninova Ovası ve genel olarak Irak için önemliydi. Çünkü Sayın Öcalan’ın Ortadoğu’da ve dünyada geliştirdiği Demokratik Ulus sistemi çatısı altında ilk defa bölgede böylesi bir çalışma yapıldı. Irak’ta ilk kez Şengal Özyönetim liderliğinde, tüm inançların, kesimlerin bu sistem üzerinde birlikte yaşadığı ve kendisini yönettiği ulusal demokratik bir sistem kuruldu. Şengal’de toplumun tüm renkleri ve toplumun güçleri bir arada yaşıyor. Bu provokasyonların özellikle KDP ve Türk devleti tarafından gerçekleştirileceğini biliyorduk. Ama amaçladıkları planlar ellerinde patladı. Bu planlar buradaki inançların birliğiyle boşa çıkartıldı” dedi.

Hazırlanmış bir plandı

Gazeteci Êzidî, KDP’nin bu tür provokasyonlarla Êzidî cemaatini toplum düşmanı olarak göstermek istediğini belirterek, “Elleri Êzidî toplumunun kanına bulanmış bu insanların Şengal’e geri dönmesi zaten hazırlanmış bir plandı. Buradaki halklar, inançlar kimsenin dönüşüne karşı değil. Şii, Sünni, Türkmenler Şengal’in tüm bileşenleri Şengal’e dönebilir. Şengal Özerk Meclisi de bütün bileşenlerin topraklarına dönmesini ve bu inançlar arasında bir ittifak kurmak istiyor” diye belirtti.

Birlikte yaşama karşılar

Êzidî, KDP’nin Şengal’de din üzerinden provokasyon çıkarmak istediğini belirterek, “KDP sadece Şengal’de değil bulunduğu her yerde kriz çıkartıyor. Bu Şengal’de ki provokasyonları açığa çıkınca imamlar aracılığıyla bu süreci götürmek istediler. Bunu yaparken de DAİŞ ailelerini de buraya tekrar yerleştirmek istedi. Artık şu net bir şekilde anlaşılıyor ki; KDP din adamları ve medya kuruluşları aracılığıyla demokratik ulus sistemine karşı, birlikte yaşama düzenine karşı hamle geliştirmek istiyor ama bu hamleleri sonuçsuz kalacaktır” dedi.

Amaçlarına ulaşmaları imkansız

Gazeteci Êzidî, saldırılara karşı Şengal’de bulunan inançların ortak duruşunun önemli olduğunu kaydederek, “KDP burada kurulan demokratik ulus sistemini dağıtmak istiyor. Ama artık sadece Êzidî toplumu değil, Başur Kurdistan halkı da KDP’nin bu politikalarını biliyor. KDP, Türk devleti ile birlikte bölgede kaos çıkarmak istiyor. Fakat bu güçler artık teşhir oldular ve burada amaçlarına ulaşmaları imkansızdır” dedi.

Kaynak: MA

#Amaç #Êzidî #cemaatini #toplum #düşmanı #olarak #göstermek

Tutuklanan gazeteci Yılmaz: Harami düzen yıkıldı yıkılacak

Ankara merkezli operasyonda gözaltına alınan 5 kişi tutuklandı. Tutuklananlardan gazeteci Sedat Yılmaz, ‘Harami düzen 10 gün sonra bitiyor, yıkıldı yıkılacak’ dedi

Ankara merkezli soruşturma kapsamında 15 kentte düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan, aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz’ın bulunduğu 5 kişi tutuklandı.

29 Nisan’da yapılan operasyona gözaltına alınan 19 kişiden 15’i tutuklama 3’ü adli kontrol şartı talebiyle sevk edildikleri Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nde gazeteciler Sedat Yılmaz, Dicle Müftüoğlu, Erol Balcı, Abdurrahim Tanyeli ve Ramazan Debe hakkında tutuklama kararı verdi.

‘Bu harami düzen 10 gün sonra bitiyor’

Sedat Yılmaz’ın eşi Selma Yılmaz ile Cahit Kanbay, Cihan Güneş, İsmail Adanmış, Cahit Ablay, Mahmut Doğu, Devran Ak, Şemsettin Toprak, Mehmet Emin Yıldırım ve Cevdet İsmailoğulları, Hasan Özhan, Evin Özbek ve Suat Karagöz imza ve yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Hakkında tutuklama kararı verilen Yılmaz, mahkeme kapısı önünde, “Harami düzen 10 gün sonra bitiyor, yıkıldı yıkılacak” dedi.

ANKARA

#Tutuklanan #gazeteci #Yılmaz #Harami #düzen #yıkıldı #yıkılacak