Ana Sayfa Blog Sayfa 515

Tutuklu Hizbullah yöneticisi Erdoğan tarafından affedildi

Erdoğan imzasıyla müebbet hapis cezasına çarptırılan Hizbullah yöneticisi Mehmet Emin Alpsoy’un cezası kaldırıldı

Recep Tayyip Erdoğan, çeşitli suçlardan cezaevinde bulunan 4 hükümlünün cezasını kaldırdı

Resmi Gazete’de yer alan kararla, 28 Şubat Davası kapsamında müebbet hapis cezasına çarptırılan eski Korgeneral Çetin Saner ile Hizbullah Davası kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Mehmet Emin Alpsoy’un cezaları ‘kocama hali’ nedeniyle kaldırıldı.

Kararla ayrıca, kasten öldürme suçundan cezaevinde bulunan Nihat İliman ile uyuşturucu ticareti nedeniyle cezaevinde bulunan Sedat Çelik’in cezaları da sakatlık hali nedeniyle kaldırdı.

Cezaevlerinde yüzlerce hasta tutuklu ATK raporları ile serbest bırakılmayı beklerken verilen bu karara kamuoyu tepki gösterdi.

Öte yandan bu kararın seçim döneminde Hizbullah’a yakınlığı ile bilinen HÜDA-PAR’ın AKP’yi destekleme kararı sonrası gelmesi de eleştirilerin odağı oldu.

HABER MERKEZİ

#Tutuklu #Hizbullah #yöneticisi #Erdoğan #tarafından #affedildi

Çevreciler: Oyumuz direnişimizin yanında duran Yeşil Sol Parti’ye

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere az bir süre kalırken, seçimlere dair konuşan İkizköy ve Deştin direnişçileri, ‘Oyumuz direnişimizin yanında duran Yeşil Sol Parti’ye dedi

APK döneminde talan edilmedik alan kalmadığı gibi, doğal alanlar ise bir bir sermayeye peşkeş çekildi. Doğa talanından en çok etkilenen kentlerden biri de Muğla oldu. Mevcut termik santrallerin yanı sıra kentin kıyıları imara, dağları ve zeytinlikleri de çimento fabrikaları ve maden ocaklarının talanına açıldı. Yaşanan orman yangınları sonrasında küle dönen yerlere yapılan büyük oteller, kıyı işgalleri, Sit Alanlarının talan edilmesiyle Muğla’da birçok alanda büyük bir tahribat yarattı. Yaşam alanlarının tahrip edilmesiyle köylüler bölgeden göçe zorlanırken, bu politikalara karşı birçok direniş de yaşanıyor.

Doğaları için direnişteler

Milas İkizköy’de Akbelen Ormanı maden ocağına karşı direnen köylüler ile Menteşe ve Yağatan’ın Bayır ve Deştin mahallelerine yapılan çimento fabrikasına karşı direnen yurttaşlar, talana geçit vermemek için büyük bir mücadele örüyor.
Çevre sorunlarına dikkat çeken köylüler aynı zamanda 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere dikkat çekti.

Halka vekillik yapsınlar

İkizköy Çevre Komitesi üyesi Nejla Işık, herkesin seçime odaklandığını belirterek, direnişe başladıkları ilk günden bu yana AKP ve MHP dışında tüm partilerin kendilerini ziyaret ettiklerini dile getirdi. Işık, “Tüm partilere, ‘Yaşamımızı yok eden termik santrallere karşı net bir tavır koyacak mısınız?’ diye soruyoruz. Çünkü biz kim gelirse gelsin, yaşamımızı korumaya devam edeceğiz. Siyasi partilerin milletvekilleri sermayeye değil, halka vekillik yapsınlar istiyoruz” diye belirtti.

Akbelen’in sesi duyulsun

Doğanın, toprağın ve insanların emeğinin değerini bilenlerin vekil olarak seçilmesini isteyen Işık, “Akbelen’in sesinin duyulması için, soru önergelerinin verilmesi için ilk başta Yeşil Sol Parti hareket etti. Yeşil Sol’un doğa mücadelelerinin, çevreye karşı duyarlılığının daha fazla olduğunu görüyorum. Biz, direnişimizin yanında olanlardan yana oyumuzu kullanacağız” diye konuştu.

Mücadelemiz sürecek

İkizköy Çevre Komitesi Sözcüsü Hasan Yorulmaz da yaşam alanlarının kömürle kirlenmesini istemediklerini belirterek, “Hangi siyasi parti iktidara gelirse gelsin, ben mücadeleme devam edeceğim. İktidar değişse de değişmese de bizler; doğamızı, kuşumuzu, kurdumuzu, bahçemizi ve yaşamı korumaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Seçimlerde oylarını doğayı ve yaşamı koruyanlara yana kullanacaklarını belirten Yorulmaz, “Bizim sorunumuzu anlamayan, görmezden gelen siyasi partilerle bir ilişkimiz olamaz” dedi.

Oyumuz yanımızda duranlara

Deştin Çevre Platformu’ndan Raziye Özdemir ise, “Kim bizim direnişimize destek verdiyse, oyumuzu da onlardan yana kullanacağız. Bizler yaşlılarımızı zor da olsa oy vermeye götürdük. Fakat o oy verdiklerimiz direnişimizin yanında olmadılar. Muğla Büyükşehir Belediyesi bizim yanımızda yoktu, Menteşe Belediye Başkanı ise şirketin ruhsatını verdi. Gözaltına alındığımız gün kendisi maça gitmiş. Biz halkız, onların oturdukları koltuklar bizim koltuğumuzdur. Köylü milletin efendisidir. Bize sahip çıkmayana biz de çıkmayız. Şu anda yanımızdakilerleyiz, oyumuz yanımızda olanlardan yana olacaktır” dedi.

MUĞLA

#Çevreciler #Oyumuz #direnişimizin #yanında #duran #Yeşil #Sol #Partiye

Bedlîs’in tek kadın aday Semra Çağlar Gökalp:Kadınlarla birlikte çalışma yürütüyor

Bedlîs’in tek kadın milletvekili adayı olan Yeşil Sol Partili Semra Çağlar Gökalp muhafazakar bir yapıya sahip olan kentte kadınlarla çalışma yürütüyor

AKP iktidarının kadınları evlere mahkum ettiği Bedlîs’in tek kadın adayı Yeşil Sol Parti’den Semra Çağlar Gökalp. Yeşil Sol Parti’nin adayı etrafında kenetlenen kadınlar, seçim çalışmalarına öncülük ediyor. Bedlîsli kadınlar, kentte ve ilçelerinde köy köy dolaşarak Yeşil Sol Partili Gökalp için oy istiyor.

Başaracağız

Kadınların kentteki seçimlerde öncü rol oynadığını belirten Barış Annesi Saadet Çaçan, “Bir dönem kadınlar sadece evlerdeydi, dışarı çıkmıyorlardı. Kadınların bulunduğu alanlarda yaptığı çalışmalar ve konuşmalar çok etkili oluyor. Gittiğimiz her yerde kadınların neden özgür olmalarını anlatıyoruz. Kadınlar ne zamana kadar baskı altında olacak. Ne zamana kadar erkeklerin kölesi olacak. Tüm kadınlara meydanlara çıkın diyoruz. Bu seçimde kadınların çalışması çok iyi oluyor ve şu an her yerde kadınları görüyoruz. Köylerde, şehirde, mahallelerde ve evlerde seçim çalışması yürüten kadınlarla başaracağız” dedi.

Semra Çağlar Gökalp

Kadınların desteği önemli

Kentte seçim çalışmalarına öncülük ettiklerini belirten Süreyya Aydın, “Ama Bedlîs genelinde muhafazakar bir yapı var. Biz de kadınların seçim çalışmalarına katılması ve evlerden çıkması için çalışmalar yapıyoruz. Özellikle köylerde yaptığımız seçim çalışmalarda kadınların yoğun ilgisiyle karşılaşıyoruz. Kadınlar köylerde bizi zılgıtlarla, zafer işaretiyle büyük bir coşkuyla karşılıyor ve destek veriyor. Kadınların bu destekleri bizlere güç, moral ve motivasyon veriyor. Özellikle Bedlîs’in bazı ilçelerinde kadınlar dışarı çıkmak istiyor ve bir şeyler yapmak istiyorlar. Ama o muhafazakâr, erkek zihniyeti izin vermiyor. Kadınlar, Kürt Özgürlük Hareketi ile beraber bir adım değil, birkaç adım ilerledi” diye belirtti.

Değiştireceğiz

İktidarın Bedlîs’te ciddi baskısı olduğunu dile getiren Aydın, “AKP’nin toplum, adalet ve demokrasi üzerindeki baskısını 14 Mayıs seçimleriyle ortadan kaldıracağız. Biz kadınlar; canla, başla çalışıyoruz. Özellikle Yeşil Sol Parti’nin mahalle ve köy çalışmaları adeta miting havasında geçiyor. Biz kentimizde kadınların gücüyle AKP ve sistemini 14 Mayıs’ta değiştireceğiz. O güç biz kadınlarda var” vurgusunda bulundu.

BEDLÎS

#Bedlîsin #tek #kadın #aday #Semra #Çağlar #GökalpKadınlarla #birlikte #çalışma #yürütüyor

Aylardır konteyner verilecek diye bekliyorlar

Deprem kentlerinden Semsûr’da aylardır çadırlarda kalan yurttaşların tek talebi konteyner kent. Yurttaşlar sula altında kalan çadırlarda hijyen olmadığına dikkat çekti

Mereş ( Maraş) Merkezli 6 Şubat’ta peş peşe yaşanan depremlerde yerle bir olan kentlerden olan Semsûr’da (Adıyman) resmi rakamlara göre 11 binden fazla insan hayatını kaybetti.
Günlerce müdahalenin yapılmadığı kentte depremzedeler günlerce soğuk kış şartlarında çadır bekledi. 10’uncu günden sonra kente ulaşan çadırları alabilen depremzedeler, yaklaşık 3 aydır soğuk ve yağmura karşı korunaklı olmayan, hijyen sorunlarının olduğu çadır kentlerde yaşama tutunmaya çalışıyor.

Çadır koşulları hijyen değil

Yaşadıkları sorunları anlatan depremzedeler tek isteklerinin insanca yaşayabilecekleri konteynerler olduğunu belirtti. Depremde evi hasar gördüğü için çadırda yaşamak zorunda kalan depremzedelerden Mehmet Murat Güler, “Çadırlarda hijyen sorunu var, aynı şekilde yağmur yağdığında çadırların içi su doluyor. Çocuklar soğuktan ve hijyen koşullarından dolayı hasta oluyor” diye anlattı.

Bir çadır bulduk o da sular altında kaldı

Konteyner ihtiyaçları olduğunu sözlerine ekleyen Güler, “Uzun süreli konteyner da sorun olur, ancak kısa vadede konteynerler yapılıp insanların çadır kentlerden konteynerlere geçmesi gerekiyor” dedi. Depremde evlerinin yıkıldığını ifade eden depremzede Fidan Asnuk da, 10 gün boyunca çadır yardımı yapılmadığı için soğuk kış şartlarında ve yağmurlu havada dışarda kaldıklarını söyledi. Yaşadıklarını “Ölseydik daha iyiydi” sözleriyle dile getiren Asnuk, “Zar zor bir çadır bulduk, ancak yağmur yağdığında çadırın içi dolu su oluyor. Konteyner için ismimizi yazdıklarını söylediler ama şimdiye kadar bir şey çıkmadı” diyerek yaşadıklarını dile getirdi.

Tek isteğimiz bir konteyner

Çadırların barınma ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirten Ayten Ozçelebi ise, “Konteyner sorunumuzun çözülmesini istiyoruz. Diğer taraftan, ev sahipleri daha önce bin lira olan kira fiyatlarını 5 bine kadar çıkarmışlar. Ev sahiplerinin kiracılara yaptığı zulümdür, bu sorunun da çözülmesi gerekiyor” dedi.

Haber: Mahmut Altıntaş / MA

#Aylardır #konteyner #verilecek #diye #bekliyorlar

Gazeteci Yılmaz ve Mütftüoğlu tutuklandı

Gazeteciler Sedat Yılmaz ve Dicle Mütftüoğlu hakkında tutuklama kararı verildi

Ankara merkezli soruşturma kapsamında 15 kentte düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 19 kişiden Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz tutuklandı.

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Yılmaz #Mütftüoğlu #tutuklandı

Ahmet Türk: Çözüm demokratik değerler etrafından birleşmek

Yeşil Sol Parti’nin Mersin’de düzenlediği toplantıda konuşan Ahmet Türk, “Halkımız bu seçimlerde bugüne kadar yürütülen baskı ve inkar politikalarına gereken cevabı verecektir’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mersin İl Örgütü, Kürt siyasetçi Ahmet Türk’ün de katılımıyla seçim çalışmalarına ilişkin sivil toplum örgütleri ve kanaat önderleri ile toplantı düzenledi. Akdeniz ilçesi Nobel Hotel’de düzenlenen toplantıya, Türk’ün yanı sıra Yeşil Sol Parti milletvekili adayları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe yöneticileri ve çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi ile kanaat önderi katıldı.

Toplantıda, 14 Mayıs seçimleri, siyasal gündem ve Kürt sorunu gibi başlıklar değerlendirilerek, çözüm önerileri tartışıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan HDP İl Eşbaşkanı Hoşyar Sarıyıldız, Kürt halkının yüzyıllardır katliam ve imha politikaları ile yüz yüze olduğunu belirterek, yaklaşan 14 Mayıs seçimlerinin de bu nedenle tarihi bir öneme sahip olduğuna işaret etti.

‘Türkiye’de bir bütün olarak demokrasi sorunu var’

Ardından söz alan Kürt siyasetçi Ahmet Türk, salonda bulunanları selamlayarak konuşmasına başladı. 14 Mayıs seçimlerinin önemine değinen Türk, bu seçimlerin aynı zamanda ezilen halklar içinde tarihi bir fırsat taşıdığına dikkati çekti. Türk devamla, “İnanıyorum ki, halkımız bu seçimlerde bugüne kadar yürütülen siyaseti, baskı ve inkar politikalarını ortadan kaldırmak için gereken cevabı verecektir. Bugün baktığımızda Kürt sorunu elbette Türkiye’nin en büyük sorunu ama Kürt sorunun yanında emekçilerin de sorunu var. Aslında Türkiye’de bir bütün olarak demokrasi sorunu var. Eğer bu ülkede demokrasiyi kalıcı hale getiremezsek, demokratik bir düzeni oluşturamazsak inan ki ne Kürt sorunu, ne de demokrasi sorunu çözülür” diye belirtti.

Çözüm demokratik değerler etrafından birleşmek

İktidarın, toplumsal kesimlere yönelik baskıları giderek daha da arttırdığına işaret eden Türk, çözümün demokratik değerler etrafında buluşmaktan geçtiğini kaydetti. Türk şöyle konuştu: “Yıllardır siyaset yapıyoruz. Özellikle Kürt halkı bu noktada çok büyük bedeller ödedi ve hala da bu bedelleri ödemeye devam ediyor. Newrozları biliyorsunuz. 1994-1995 dönemlerinde kendi bayramını kutlamak isteyen ne çok insanımız alana çıktığı için katledildi. Bugün de bu siyaset devam ediyor. Bugün 10 bin siyasetçi yoldaşımız sadece fikirlerini dile getirdiği ve inkar edilen halkların haklarını talep ettiği için zindanlarda. Yine bu baskıların Türkiye genelinde demokrasi güçleri ve devrimciler üzerinde de oluştuğunu görüyoruz. O zaman hedefimiz ve mücadelemiz, bir bütün olarak faşizme karşı çıkmak, demokratik bir gelecek için ortak demokratik değerler etrafında buluşmak olmalıdır.”

Toplantı, sivil toplum örgütü temsilcileri ve kanaat önderlerinin konuşmaları ile devam etti.

HABER MERKEZİ

#Ahmet #Türk #Çözüm #demokratik #değerler #etrafından #birleşmek

Barış, özgürlük ve değişimin anahtarı da Yeşil Sol Parti’dir

0

İnanç özgürlüğümüz, halkların eşitliği, kardeşliği, insan hakları ve demokrasinin sağlanabilmesi için, adaletin ve hukukunun üstünlüğü, mafya ve sermaye çetelerin devlet içindeki varlığına son verilmesi, yoksulun, işçinin, köylünün, emekçinin hakkı için Erdoğan AKP-MHP rejimini göndermenin zamanı gelmiştir.

Rantı, kara parayı, kayıt dışı ekonomi, faili meçhul cinayetleri organize suç örgütleriyle dizayn edenler, Alevilerin kapılarını işaret koyanlar, bizleri korkutamadılar, korkutamazlar.

Bunların saltanatına da, sultasına da mutlaka son vereceğiz.

Türkiye’de değişimin önünü açmak için, demokratik bir ülke için amasız ve fakatsız Yeşil Sol Parti’de birleşmemiz gerektiğine inanıyorum. Bizim tek bir oyumuzu riske atacak durumumuz olmamalıdır. Yeşil Sol Partinin mecliste temsiliyetini ne kadar güçlü kılarsak, haklarımızı o oranda teminat altına alabiliriz.

Sevgili Canlar;

Yüz yıllardır Alevi inancımız yasaklandı. Osmanlı’da kuyulara atılarak katledildik. Koçgiri ve Dersim’de acımasızca kırımdan geçirildik.

Biz, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de, Gezi’de katledilen canlarımızın özgürlük mücadelesini Yeşil Sol Parti’de sürdürüyoruz.

Örgütlü Alevi mücadelesinin son otuz-kırk yıllık birikimi Türkiye’de siyasetin doğru yönde değiştirilmesi gücüne kavuşmuştur. Bu birikim ve gücü doğru kullanmamız Alevilere ve Türkiye toplumuna kazandıracaktır.

Bütün Alevilerin, örgütlü mücadelemizin zaferle sonuçlandırılması için, Yeşil Sol Parti’de yürüteceğimiz siyasal mücadeleye omuz vereceğine, 14 Mayıs’ta Yeşil Sol Patiye zafer kazandıracağına inancım tamdır.

Yeşil Sol Parti’nin hakkı olan Cumhurbaşkanlığına aday göstermekten feragat etmesi, bugünde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme açıklaması bu iktidardan kurutulmak için atılmış önemli bir adım oldu.

Barış, özgürlük ve değişimin anahtarı da Yeşil Sol Parti’dir.

Yeşil Sol Parti’nin siyasi mücadele geleneği, tüm ötekileştirilmişlerin, inançların ve kimliklerin kendilerini özgürce ifade ettiği tek alandır.

İnancını özgürce yaşamak için, kimliğini özgürce haykırmak için, korkmadan, özgürce fikrini beyan etmek için tek tek herkesin desteğinizi istiyoruz.

“Allah’ın lütfu” denilen bir darbe üzerinden kurulan baskıcı sisteme son vermek için, cezaevlerinin boşaltılması, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Gülten Kışanak yani on binlerce siyasi tutuklunun özgürlüğüne kavuşması, sürgünde yaşamak zorunda bırakılan yüzbinlerce insanımızın geri dönebilmesi için, Yeşil Sol Parti’de birleşmeliyiz.

Bunun için sevgili canlar doğru yerdeyiz.

Dik duracağız, doğrudan şaşmayacağız.

Kadim coğrafyamızda farklılıkları çatıştıran, kendisiyle uzlaştırmaya zorlayan ve bu amaçla ikiyüzlü diyaloglar geliştiren ve kendine biat edenlerle ittifak kuran, gerici zihniyete karşı, tüm haklarla birlikte yürüyerek değişimi getireceğiz.

Ve sözümüz var!

Hakka, hakikate olan bağlılığımızı ve doğaya olan saygımızı adalet üzerinden yürüten bunları sözleriyle sazının teline dökme cesareti gösteren ozanlarımıza şairlerimize,

Can için yalvarmam diyen ve bu uğurda darağacına giden Seyit Rıza’mıza, Pir Sultanlarımıza, Hallacı Mansurlarımıza, Nesimilerimize ve nicesine

Toplumların Zihnine, yüreğine ve vicdanına adaleti ve cesareti yerleştiren yoldaşlarımıza

Bu topraklara sevgi, hoşgörü ve sadakati aşılayan Hacı Bektaş’ı Veliye, Mevlâna ve Yunusa

Acımasız şeyhülislam fetvalarına boyun eğmeyen adil ve adaletli bir yaşam adına canlarını feda eden canlarımıza sözümüz var diyor.

Saygılarımı sunuyorum

Dersim Katliamı’nın 86. yılında yapılacak anmaya katılım çağrısı

Dersim Katliamı’nın 86. yılında İstanbul Kadıköy ve Gazi Mahallesi’nde 4 Mayıs’ta saat: 19.37/38’de anma etkinlikleri düzenlenecek. Dersim dernekleri, tüm Dersimlileri ve Dersimlilerin dostlarını anmaya davet etti. 

Dersim Katliamı’nın 86. yılında Türkiye ve dünyanın birçok yerinde anma programları düzenlenecek. İstanbul’daki anma etkinlikleri ise Kadıköy ve Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilecek.

Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) 4 Mayıs 2023 günü Kadıköy’e çağrı yaparken, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Gazi Cemevi önünde anma programı yapacağını duyurdu.

“KOCA BİR NESİL ANASIZ-BABASIZ BIRAKILDI”

DEDEF, ADEF ve DAM tarafından yapılan çağrı şöyle:

“Tunceli tenkil harekatı’ adıyla bilinen Dersim halkına yönelik soykırım, imha kararı 4 Mayıs 1937’de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında alınmıştır. Aynı gün Dersim toprakları bombalanarak; yüzlerce, kadın, erkek, yaşlı, genç, çoluk çocuk demeden halktan binlerce insan öldürülmüştür.

Askeri operasyon yaklaşık iki yıl sürmüş ve bu operasyonlarda on binlerce Dersimli katledilmiş, bir o kadarı da bilinmedik yerlere sürgün edilmiş, aileler parçalanarak, tek tek köylere, ilçe ve vilayetlere dağıtılmıştır. Zorla sürgün edilmişlerdir.

Dersim 38 Katliamı ile koca bir nesil anasız-babasız bırakıldı. Çok sayıda Dersimli yakın akrabasını tanıma olanağından mahrum edildiler. Çoğumuz dede, nene, hala, kardeş, amca, dayı, duygusundan yoksun büyüdüler.Bir insanın annesiz, babasız, yakın akrabasız yaşamasının ne demek olduğunu belki de Dersimliler kadar kimse bilemez. Bu duyguyu ancak benzeri soykırımlara uğramış topluluklar bilir ve anlarlar.

Bu yaraların bir nebze iyileştirilmesi ve toplumsal barışın sağlanması için 4 Mayıs’ın (Roza Şae/ Kara Gün) Dersim 38 Tertelesi’nin anma günü olarak kabulu gerekmektedir.

Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Dersimde katledilen on binlerce masum insanı anmak ve başka 4 Mayısların yaşanmaması için 4 Mayıs 2023 (Saat: 19.37/38 ) Kadıköy Rıhtımda Buluşuyoruz. Anmaya (Roza Şae / Kara Gün ) tüm Dersimli ve Dersim Dostlarını bekliyoruz.”

PİRHA/İSTANBUL

Gençler kararlı: PSAKD Türkiye Gençlik Meclisi’ni oluşturacağız

İç Anadolu Gençlik Meclisi Sorumlusu Arif Can Koçer ve Marmara Gençlik Meclis üyesi Berk İğdeli, gençlik meclisinin çalışmalarını anlattılar. Üniversitelerde örgütleneceklerini, Alevi inancını yaşamak ve yaşatmak için çeşitli çalışmalar yürüteceklerini söyleyen gençler, Türkiye Gençlik Meclisi’ni oluşturacaklarını kaydettiler. 

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD 16. Olağan Genel Kurulu’nda tüzük değişikliği sonucu Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölge Gençlik Meclisleri oluşturuldu. İç Anadolu Gençlik Meclisi Sorumlusu Arif Can Koçer ve Marmara Gençlik Meclis üyesi Berk İğdeli gençlik meclisinin çalışmalarına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

İç Anadolu Bölge Gençlik Meclis Sorumlusu Ali Can Koçer, bölge temsilcilerini belirlediklerini söyleyerek, “Biz gençlik Meclisi olarak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) çatısı altında örgütlenebilmek için tartışmalar yürüttük. Önümüzdeki döneme ilişkin plan ve programlar yaptık, bölge temsilcilerimizi belirledik. Bu arkadaşlarla beraber bütün bölgeleri ortaklaşa çalıştırarak Türkiye Gençlik Meclisi’ni oluşturup örgütlenme ve eğitim faaliyetlerini yürüteceğiz. Şubelerimizden katılım eksikti. Adana’dan, Mersin’den arkadaşlar gelemedi. Adana’da depremden sonra oluşan bir problemden kaynaklı bölgede kalmaları gerekiyordu, gelemediler” dedi.

“MECLİS BÖLGE TEMSİLCİLERİ TEPEDEN MÜDAHALE İLE SEÇİLMİYOR”

Koçer, bölge temsilciliklerin seçiminin nasıl belirlendiğine dair de şunları kaydetti:

“Bizim meclisteki temsilci seçimi şöyle oluşuyor: Şubelerdeki genç üyelerimiz bir araya gelerek kendi aralarında bunu kararlaştırıyorlar. Herhangi bir atama veya tepeden bir müdahale değil. Oradaki arkadaşlarımız kendi aralarında tartışıp, uygun buldukları arkadaşı temsilci olarak belirliyorlar.”

“ÜNİVERSİTELERDE ÖRGÜTLENMEYE ÇALIŞACAĞIZ”

PSAKD İç Anadolu Gençlik Meclis Sorumlusu Arif Can Koçer, hangi projeler için çalıştıklarını da anlattı.

“Bölgemizde üniversite gençliğine yönelik faaliyetler başlatacağız. Üniversitelerin açılması ile beraber üniversitelerde örgütlenmeye çalışacağız. Çünkü üniversite gençliği özellikle Ankara bölgesinde çok fazla. Üniversite öğrencisi başka şehirlerden geliyor. Onlara yönelik faaliyetler yürüteceğiz. Yaz boyunca da gençlik meclislerİ ile beraber eğitim kamplarımız olacak. Ankara’da eğitimlerle, panellerle devam ettireceğiz. İnancımızı, yolumuzu doğru bir şekilde, asimilasyona uğratmamak için çalışmalar yürüteceğiz. Örneğin bir arkadaşımız Ankara’ya geliyor, 9 ay okuyor, 3 ay ay İstanbul’a veya İzmir’e dönüyor. Onunla irtibatı kesmemek için bölgelerle koordinatı sağlayacağız.”

Marmara Gençlik Meclis üyesi Berk İğdeli de, “Uzunca bir dönemdir PSAKD çatısı altında örgütsel bir mücadele veriyorum. Ben de diğer yoldaşlarım gibi inancımız, birliğimiz, beraberliğimiz, toplumsal mücadelemizle ilgili uzunca bir zamandır çaba sarf ettiğimiz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gençlik Meclisi’ni oluşturduk ve bunu hayata geçirdik” dedi.

“TOPLUMUMUZ İÇİN, İNANCIMIZ İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”

Yaklaşık 7-8 ay önce ilk oluşumu İstanbul’da başlattıklarını belirten İğdeli, şöyle devam etti:

“Aynı zamanda PSAKD Kadıköy Şubesi’nin bir genciyim. Marmara şubemizin aynı zamanda Marmara bölge temsilcisiyim. Kadıköy şubemizde başlatmış olduğumuz bir kahvaltı etkinliğimizin ardından sırasıyla Sultanbeyli, Kartal, Pendik, Alibeyköy şubesi İstanbul’daki şubelerimizde birlikte her hafta döngü halinde buluşmalar gerçekleştirdik. Buluşmaların ardından da önce İstanbul Gençlik Meclisimizi kurduk, ardından da Marmara Gençlik Meclisimizi hayata geçirdik.

“Bugün de burada Akdeniz Gençlik Meclisimiz için toplanmış bulunmaktayız. Akdeniz Gençlik Meclisi hayırlı olsun.  Öncelikle Akdeniz Bölgesi’ne önümüzdeki süreçte de Ege Bölgesi için çaba sarf edip daha sonra Türkiye Gençlik Meclisi’ni hayata geçireceğiz.

PSAKD çatısı altında da örgütsel bir mücadele verip elimizden ne geliyorsa toplumumuz için, milletimiz için, ibadethanelerimiz için, inancımız ve yaşamımız için bu sürekliliğimizi koruyacağız. Faaliyetlerimiz ile beraber kamplarımızda olacak.”

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

Açılın Kapılar Şah’a Gidelim

“Siyaset Günleri Gelip Çatmadan
Açılın Kapılar Şah’a Gidelim”!..

Aleviler bin yıldır bu coğrafyada barışı kendine rehber ederek, kinden, kibirden, hasetten, nefretten uzak durarak Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’i, Ermeni’si, Ezidi’si, Süryani’siyle kardeşçe yaşamaya çalıştı.

Kadim Alevi inancının derin felsefi öğretisinin rehberliğinde eline, beline, diline düsturuyla yaşamış bu engin gönüllü canlarımız; 72 milleti aynı nazarda görmüştür. Eri erden, canı candan ayırt etmeden toplumun tüm kesitlerine kucak açmıştır.

Erenlerin, evliyaların, enbiyaların himmetiyle Hakk-Muhammed-Ali yolunun yolcuları ikrar ile ölmeden önce ölümü tadarak tarikata girerler. Bu yolun erdemlerini yaşamının çizgisi haline getirirler. Ne acıdır ki İnsan-ı Kamil olma ilkesiyle yola revan olan Aleviler, yüzyıllar boyunca hep haksızlığa, zulme, katliamlara maruz kalmışlardır.

Şimdi kendi öz benliğimize sahip çıkmanın daha zaruri olduğu gün gibi aydınlık. Hani “Siyaset günleri” demişti ya Ozan Ata Pir Sultan’ımız. İşte o siyaset günleri gelip çatmıştır. Önümüzde iki seçenek var. Ya zalimden, arsızdan, haksızdan, adaletsizden, hırsızdan, kul hakkı yiyenden, oligarşik faşist düzenden yana olup “kader” deyip boynumuzu büküp tüm bu haksızlıklara katlanacağız. Ya da Adaletten, demokrasiden, özgürlükten, insan haklarından, eşit yurttaşlıktan, yana olup yeni bir düzen-sistem ile yönetilen ve eşitçe hakça bir paylaşımdan yana mücadele edip; bize kurulan tüm tuzakları alt üst edeceğiz.

Peki, bu direnişi kimlerle birlikte yapacağız?

“Bir olun, İri olun, Diri olun” diyen Anadolu’nun ulu bilgesi Hacı Bektaş Veli’nin işaret ettiği gibi, bize benzeyenlerle, bizimle aynı kaderi paylaşanlarla birleşeceğiz, kucaklaşacağız ve direncimizi sinerjiye dönüştürerek siyaset kurumunun içinde kendimizi var kılacağız.

Kısacası siyaset günleri gelip çatmıştır.

Yeniden inşa edileceği vaadedilen demokratik cumhuriyet savunucularıyla gücümüz birleştirmeliyiz. Ezilen, sömürülen halklarla gücümüzü birleştirmeliyiz. İşçi sınıfı ve tüm emekçilerle, tüm demokratik kitle örgütleriyle gücümüzü birleştirmeliyiz. İlkeli birlikler hep kazandırır. O zaman Alevi çatı örgüt temsilcileri buna öncülük etmelidir. Toplumda bize benzeyen etnik ve siyasi yapılarla istişare yoluyla, samimi olarak oturmak zorundayız.

Aleviler olarak tek başımıza becerdiğimiz, başardığımız elbette ki önemli işler yapıldı, yapılıyor. Lakin eşit yurttaşlık için birliğimizi diğer kesimlerle pekiştirmeliyiz. Sesimizin siyaset kurumunda gür çıkabilmesi için bu birliğe dünden daha çok ihtiyacımız var.

Bunun için bir an önce diplomasimizi yürütecek bir yapıya ihtiyacımız var. Geçmişte bazı kanaat önderlerinin meydanlarda haykırdığı “Ey Yezit”, Ey Muaviye dölü” tarzında söylemlerden kurtulmamız gerekmektedir. Aynı masaya oturup hak talep edeceğimiz siyasi iradeye bu türden desteksiz saldırılar bizim hanemize negatif olarak döner. Bugüne kadar döndü de..

Alevi çatı örgütlerimiz aralarındaki kişisel hırslarından sıyrılıp toplumu kucaklayacak projeler ortaya koymalıdır. Ve bunun sürekliliği sağlanmalıdır. 25 Aralık 2022’de önemli bir ortak çalışmaya imza atan çatı örgütlerimiz bu tarihten sonra kabuğuna çekilip, mücadele çıtasını bir üst boyuta çıkarmayı bir kenara bıraktı. Mücadelenin sürekliliği makbuldür. Toplumun enerjisini hep diri tutmak zorundayız.

Gelelim bu seçimde ne yapacağız?

Cumhuriyetin tüm kurum ve kuruluşlarını kendi yandaşlarıyla tarumar eden ve içini boşaltan; dikta rejimi oluşturan bir siyasi iradeyle karşı karşıyayız.

Bu yapının karşısında galip gelebilmek için tüm demokrasi güçleriyle bütünleşmeliyiz. 14 Mayıs’ta sandık başına gittiğimizde hiç tereddüt etmeden milletvekili pusulasında Emek ve Özgürlük İttifakı’na, Millet İttifakı’nda CHP’ye oy vererek TBMM’ne çoğunluğu taşımamız zaruridir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise elbette ki sakin ve kararlı güç, insanoğlu insan olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vererek Çankaya’ya göndereceğiz.

Barışla Kalın… Sevgiyle Yaşayın…