Yeşil Sol Parti’nin Erxanî’de yapmak istediği halk buluşması öncesi alanlara girişler öncesi herkesin GBT’den geçirilmesine karşı, partililer ve yurttaşlar oturma eylemi başlattı
14 Mayıs’ta yapılacak seçimler için Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Amed’in Erxenî (Ergani) ilçesinde halk buluşması gerçekleştirmek istedi. Otogar alanında düzenlenen buluşmaya, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kaya, Yeşil Sol Parti Amed milletvekili adayı Halide Türkoğlu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşil Sol Parti yöneticileri ve binlerce kişi katıldı.
Gençler alana alınmadı
Buluşmanın yapılacağı alan, polis bariyerleriyle çevrilirken, halk alana Genel Bilgi Taraması’ndan (GBT) geçirilerek alındı. Aynı zamanda alana 18 yaşından küçüklerin girişine de izin verilmedi.
Buluşma iptal edildi
Bu uygulamalara tepki gösteren partililer, kontrol noktasının dışında bırakılanlar için buluşmayı iptal ederek, Erxenî merkezdeki seçim bürosuna doğru “Baskılara bizi yıldıramaz” sloganlarıyla yürümek istedi. Ancak polisler yürüyüşü de engellemek isteyince partililer ve yurttaşlar, Amed-Erxenî yolunu trafiğe kapatarak, oturma eylemi başlattı.
Sandık kurullarında görev almak için başvuru yapan KESK üyelerinin isimlerinin listelerden silindiğini iddia edildi
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Amed 1 No’lu Şube Eşbaşkanı Zülküf Güneş, Amed’in Sur ve Yenişehir ilçelerinde, sandık kurullarında görev almak için başvuran Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyelerinin listelerden çıkarıldığını söyledi.
Konuya ilişkin KESK Amed Şubeler Platformu’nun Eğitim Sen Amed 1 No’lu Şube’de düzenlediği basın toplantısında konuşan Güneş, Sur ve Yenişehir ilçelerinde başvuru yapan üyelerinin listelerden adının çıkarıldığını kaydederek, “Görev verilenlerin sayısı cüzi düzeyde kalıyor. 40 bine yakın kamu görevlisinin bulunduğu kentimizde 20 bin KESK üyesi arasında görev verilen üye sayısı yüzleri bulmuyor. Biz bu nedenden dolayı sandık güvenliğinin gerçekten risk altında olduğunu buradan bir kez daha belirtmek istiyoruz” diye konuştu.
Adil olmayan süreç
Büro Emekçileri Sendikası (BES) Amed Şubesi Kadın Sekreteri Güneş Özel ise tüm partilerin eşit koşullarda rekabet etmediğini ifade ederek, “Maalesef; iktidar partisinin tüm seçim sürecini kendi kontrolüne almaya çalıştığını, kamu gücünü seçimleri kazanmaları yönünde kullanarak kamunun imkânlarını suiistimal ettiklerini ve adil olmayan koşullarla seçim sürecinin yürütüldüğünü görüyoruz” dedi.
Seçim öncesi gazeteci, siyasetçi, avukat, sivil toplum örgütü temsilcisi, sanatçılara yönelik kapsamlı operasyonlar yapıldığını hatırlatan Özel, bunun seçim güvenliğine gölge düşürdüğünün altını çizerek, baskılara son verilmesi çağrısı yaptı.
KESK’liler listelerde yok
Seçim kurullarında görev almak için başvuran üyelerinin listelere alınmadığını kaydeden Güneş, “Bölgede ve Diyarbakır’da KESK’e üye olan emekçilere sandık kurulu görevlendirilmesinde, tüm üyelerimizin görev almak istemelerine rağmen çok az bir kesimine görev verilmiştir. Oluşturulan yedek listelere bile üyelerimizin ismi yazılmamıştır” şeklinde konuştu.
Seçim Gözlem Merkezi kuruluyor
Güneş, bileşenleri arasında yer aldıkları Kent Koruma ve Dayanışma Platformu tarafından Seçim Gözlem Merkezi oluşturacağını açıkladı.
Büyük Sahra Çölü’nde Türkiyeli şirket Dekinsan Grup, buğday hasadını yaptığı övgülerle aktardı. Diğer taraftan buğday coğrafyası Konya Karapınar çölleşiyor gerekçesiyle enerji şirketlerine peşkeş çekilirken dünyada mutlak aç sayısı 258 milyona ulaştı
Cezayir’in Büyük Sahra Çölü’nde bulunan Adrar kentinde Türkiyeli Dekinsan Grup bünyesinde faaliyet gösteren Sarl Dunaysır Şirketi, ilk buğday hasadını yaptı. Cezayir yönetiminin, ülkenin stratejik kalkınma planları arasına aldığı tarım projelerinde Sarl Dunaysır Şirketi’nin çölde başlattığı projede Cezayir’de ilk defa kullandığı belirtilen biçerdöverlerle hasat yapıldığı duyuruldu.
Çölde buğday verimi!
AA’nın övgüler dizdiği şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Kösen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Adrar kentindeki 4 bin hektar arazi üzerinde geçen yıl başladıkları tarımdan çok ciddi verim aldıklarını söyledi. Kösen, hasadı yapılan buğdayın çok kaliteli olduğuna dikkati çekti. Dönüm başına 700, hektar başına da 7 ton gibi bir rekolte elde ettiklerini belirtirken Türkiye’de rekolte seviyesi 400 kilogram olması dikkat çekici. Kösen, Adrar’da başladıkları projenin sadece yüzde 30’luk bir kapasiteyle hizmette olduğunu, bir yıl sonra yüzde 60, 2025 itibarıyla da projeyi yüzde 100’lük kapasiteye ulaştırmayı hedeflediklerini kaydetti.
Türkiye buğday ithalatında 3’üncü sırada
Diğer taraftan Türkiye’nin buğday ambarı olarak nitelenen Konya havzasında toprakların çölleşmeye başladığı iddiasıyla araziler amaç dışı kullanılıyor. Geçtiğimiz gün açılışı yapılan 20 bin dekar tarım arazisi üzerine güneş enerji santrali ‘tarlası’ haline getirilmesi tarımın Türkiye’de nasıl önemsizleştiğini ortaya koymakta. 2021 yılında yurt dışında 11 milyon ton buğday ithal edilmesi en temel gıda gereksinimlerinin ithalata bağlandığını gösteren önemli bir veri. Ayrıca Birleşmiş Milletler’in (BM) 2022 yılı Haziran ayında yayımladığı gıda görünümü raporunda Türkiye en çok buğday ithal eden ülkeler arasında 3. sırada yer alıyor.
Nüfus ikiye katlandı, üretim aynı
Türkiye’de 2021 yılı buğday toplam üretimi 17.7 milyon ton olarak gerçekleşirken 1977 yılında da aynı oranda buğday üretiminin yapılabiliyor olması dikkat çekici. 1977 yılında Türkiye’nin nüfusu 41 milyon iken elde edilen buğdayın 2021 yılında nüfusun 85 milyona ulaşması Türkiye’deki tarım politikalarının durumunu ortaya koymakta. TÜİK verilerine göre buğday üretiminde ilk 10 il sırasıyla: Konya, Riha, Ankara, Amed, Yozgat, Sêvas, Tekirdağ, Çorum, Kayseri ve Mêrdîn yer alıyor. Yine TÜİK’in son 11 yıllık buğday üretim rakamlarına göre, Türkiye’de 2000 yılında 9.4 milyon hektar olan buğday ekim alanı günümüzde 6.7 milyon hektara gerilemiş durumda.
Diğer yandan temel gıda ürünlerinde üretim alanları ve üretim potansiyeli gerilerken enerji üretimlerinde ise devasa arz fazlası oluşmuş durumda. Türkiye’de elektrik üretim kapasitesinin 103 bin MW seviyesindeyken elektrik üretim düzeyi ise 25 bin MW seviyesinde. Bu durum mevcut iktidarın enerji üretimlerinde şirketlere verdiği yer tahsisi, vergi indirim ve istisnaları ile alım garantileri iktidarın ekonomi politikalarını ortaya koymakta. Bunun yanında arz fazlası nedeniyle elektik üretimi yapan şirketlere üretmedikleri elektriğin bedeli için ‘kapasite mekanizması’ adı altında her yıl 250-350 milyon TL ödeme yapılıyor olması soygunun enerji, maden, inşaat üzerinden yürütüldüğünü gösteriyor.
Dünyada 258 milyon mutlak açlık
Birleşmiş Milletler’in (BM) verilerine göre dünya genelinde gıda yardımına muhtaç olan insan sayısı geçen yıl 258 milyona yükseldi. Ancak bu rakam mutlak açlığı ifade etmekte. Yeterli besine ulaşamayan insanların sayısı 2 milyarlara ulaşmış durumda. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 258 milyon rakamının “İnsanlığın açlığı bitirme, gıda güvenliğini sağlama ve herkesin beslenmesini iyileştirme konusundaki beceriksizliğine karşı bir dava” olduğunu dile getirdi. BM, 2021 yılında, dünya çapında gıda yardımına muhtaç insan sayısını 193 milyon olarak açıklamıştı.
‘Kabul edilemez seviye’ BM’nin açıkladığı veriler, küresel gıda güvensizliğinin üst üste dördüncü yılda arttığını ortaya koyuyor. Hâlihazırda gıda güvenliğinin en kötü durumda olduğu ülkeler ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Etiyopya, Afganistan, Nijerya ve Yemen olarak sıralanırken bu ülkelerdeki durumun ‘kabul edilemez seviyelerde’ olduğu vurgulandı. Dünyada açlık çeken insanların yüzde 40’ının bu beş ülkede yaşadığı bilgisinin yer aldığı raporda, geçen yıl doğrudan açlık nedeniyle ölüm tehlikesi altında yaşayan insan sayısının ise 376 bin olduğu aktarılıyor.
Kongo ve Etiyopya’da 50 milyon aç!
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde 26.4 milyon insanın günlük asgari kalori ihtiyacını çok zor koşullar altında karşılayabildiği ya da aşırı yetersiz beslenmeden muzdarip olduğu, raporun sunduğu çarpıcı bilgilerden biri. Bir başka Afrika ülkesi olan Etiyopya’da bu rakamın 23.6 milyon olduğu belirtiliyor. BM raporunda ayrıca açlığın felaket seviyesinde olduğu ülkelerden Somali’de 214 bin, Güney Sudan’da 87 bin, Yemen’de 31 bin ve Afganistan’da 20 bin 300 kişinin açlık nedeniyle ölüm tehlikesi ile karşı karşıya olduğu aktarılıyor. Haiti, Nijerya ve Burkina Faso’da da binlerce kişinin benzer şartlar içinde hayatta kalmaya çalıştığı belirtiliyor.
Göç İzleme Derneği’nin (GÖÇİZDER) yönetici ve üyelerinin dernek faaliyetleri nedeniyle yargılandığı davanın 2’inci duruşmasının 2’nci oturumu, Silivri Kapalı Cezaevi Kampüsü’nde görüldü. İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz yargılanan 23 kişi ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatların yanı sıra Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) temsilcileri, Hafıza Merkezi üyeleri ve çok sayıda hukukçu katıldı.
İnsan hakları savunucuları ve sanatçılar da dayanışma amacıyla duruşmayı izledi.
Yargılananların savunmalarının tamamlanması ardından ara kararını açıklayan mahkeme, GÖÇİZDER eski Eşbaşkanı Ramazan Kırkpınar hakkında beyanlarda bulunan tanıklar Celal Özdemir ve Vedat Şorli’nin dinlenilmesine karar verdi.
Kırkpınar’a dair bir sonraki duruşmada tanık dinleme kararı verilmesi nedeniyle vareste talebi reddedildi. Diğer yargılananların ise savunmalarının alınmış olması nedeniyle vareste talepleri kabul edildi.
Yargılananların ve avukatlarının, tanık dinleme ve kurumlara müzekkere yazılması talepleri reddedildi. Mahkeme, duruşmayı 12 Ekim’e erteledi.
Asrın Hukuk Bürosu müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan ile Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş ile görüşmek için başvuruda bulundu
Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İbrahim Bilmez, Raziye Öztürk, Emran Emekçi ve Cengiz Yürekli, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvuruda bulundu. Avukatlar, İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş için de hem savcılığa hem cezaevi müdürlüğüne başvurdu.
Yasak üstüne yasak
Abdullah Öcalan ile görüşmek için haftada 2 kez yaptıkları başvurulara olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmeyen avukatlar, bu nedenle 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulundu. Hakimlik, Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.
AYM’ye taşındı
Aile görüş yasağı ise 18 Kasım 2021’de son buldu. Buna rağmen ailelerin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurulara herhangi bir yanıt verilmedi. Avukatlar, hakimliğin ret kararı sonrası 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar, AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”ya dikkat çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti.
Cevapsız başvurular
Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 3 Şubat’ta müvekkillerine disiplin cezası iddiasıyla verilen 3 aylık aile görüş yasağının 7 Haziran’da sona ermesiyle geçtiğimiz günlerde Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvurdu. Avukatlar, yaptıkları başvuruda, disiplin cezası süresinin bittiğini, bundan kaynaklı da aile görüşleri için koyulan tüm engellerin kaldırılmasını ve varsa yeni disiplin cezalarının taraflarına iletilmesini talep etti. Avukatların başvurusuna bir gün sonra cevap veren İnfaz Hakimliği, disiplin cezalarının fiili olarak halen sürdüğünü öne sürerek, avukatların başvurusunu yine reddetti.
İnfaz Hakimliği’nin ret kararı üzerine avukatlar, bu kez 15 Haziran’da Bursa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu.
Yapılan itiraza 23 Haziran’da cevap veren mahkeme, Abdullah Öcalan ve diğer tutuklarla ilgili İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 31 Mayıs’ta 3 aylık yeni bir disiplin cezası verildiğini gerekçe göstererek, itirazı reddetti.
Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.
Son 8 yıl içerisinde Asrın Hukuk Bürosu tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapılan başvurulardan 23’üne ilişkin Adalet Bakanlığı’ndan görüş istendi. Bakanlık, avukat yasakları, aile disiplin yasakları, telefon hakkı, Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde İmralı’daki yasaklara ve benzer pek çok konuya dair AYM’ye görüş sundu.
Bakanlığın, avukat ve aile görüşlerinin engellenmesine dair yapılan başvuruya dair 24 Mart’ta AYM’ye sunduğu görüşte, İmralı’da “kötü muamelenin” olmadığını, görüşmelerde “elde olmayan sebeplerden” dolayı aksaklıklar yaşandığını ve bu durumun “makul” olduğunu ileri sürdü.
Şirnex’in (Şırnak) Hezex (İdil) ilçesine bağlı Werzik, Bakwan, Hespist, Belen köyleri ile Newala Qoriyê (Cehennem Deresi) bölgesinde askeri operasyon başlatıldı. Operasyona çok sayıda asker ve korucunun katıldığını belirtildi.
Fransa’nın Bağdat Büyükelçiliği, Êzidilere yönelik Irak’ta gelişen kin ve nefret söylemlerini kınadı
Bir grup Êzidi Kürt, Irak hükümetinin 30 ailenin Şengale gönderilmesi kararına karşı 27 Nisan’da Şengal ilçe merkezinde “DAİŞ’e yardım ettiklerini” belirttikleri Arap ailelerin ilçeye geri gönderilmesine karşı çıkarak gösteri düzenlemişti.
İlçe merkezinde yaşanan gerginlik sırasında bir “camiye saldırıldığını” öne sürülmüş ancak Êzidi Miri Hazım Tahsin Beg, bu iddiaları ret etmişti. KDP ve medyası tarafından yaydırılan “Camiye saldırılması” iddiaları üzerine birçok kesimden Êzidi Kürtleri hedef alan açıklamalar yapıldı. Sosyal medya platformlarında da Êzidilere yönelik nefret söylemi içeren çok sayıda video ve mesaj yayımlandı.
Fransa olayı kınadı
Fransa’nın Bağdat Büyükelçiliği, Êzidi halkına yönelik kin ve nefret söylemlerini kınadıklarını belirterek Êzidi halkının onurlu yaşam hakkına sahip olduğunu söyledi.
Fransa’nın Bağdat Büyükelçiliği, bir açıklama yaparak kin ve nefret söylemleriyle Êzidi halkını hedef alan açıklamaları kınadıklarını söyledi.
Açıklamada, Irak’ta yaşayan diğer bileşenler gibi Êzidi halkının da onurlu bir yaşam hakkına sahip olduğu ve Fransa’nın Irak’ta yaşayan Êzidilerin haklarını elde edebilmesi için destek vermeye devam edeceği belirtildi.
Irak ve Kürdistan Bölgesi Hükümetinin Şengal’i yeniden inşa ve güvenlik çabalarının devam etmesi gerektiği de ifade edildi.
Açıklamada son olarak Fransa’nın Irak’ta yaşayan tüm bileşenler arasındaki barış müzakerelerini desteklediği vurgulandı.
İnançlar komisyonu açıklama yaptı
Mezopotamya İnançlar Platformu da, Şengal’de inanç temelli yapılan provokasyonlara karşı duyarlılık çağrısında bulundu.
Şengal’de dini inançları çatıştırma stratejisi çerçevesinde gerçekleştirilen provokasyonların direnişle kazanılan statüyü sabote etmeye yönelik olduğunun kaydedildiği platform açıklamasında bu olaylar Bağdat, Ankara, Hewlêr yönetimleri tarafından Şengal’e yönelik düşmanca yönelimin bir parçası olarak değerlendirildi.
Sokak müzisyeni Cihan Aymaz’ı ‘Ölürüm Türkiyem’ şarkısı çalmadığı için katleden Mehmet Caymaz, ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklandı
Kadıköy’de bulunan Rıhtım’da sokak müzisyenliği yapan Cihan Aymaz’ı, HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encu’nun açıklamasına göre “Ölürüm Türkiyem” şarkısını söylemediği için katleden Mehmet Caymaz çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Aymaz saldırının ardından hayatını kaybederken, ırkçı saldırgan Caymaz ise, polis tarafından gözaltına alınmış ve Kadıköy Rıhtım Karakoluna götürülmüştü. Caymaz, savcılık ifadesi için Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi’ne sevk edildi.
Cinayeti itiraf etti
Caymaz, savcılıkta Aymaz’dan şarkı çalmalarını istediğini ancak Aymaz’ın ve beraberindekilerin bu talebi reddettiğini kabul etti. Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen ırkçı saldırgan Caymaz, ırkçı saldırı yerine “kasten öldürme” iddiasıyla tutuklandı.
Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri ise cinayetin ardından dün yaptıkları basın açıklamasında cinayetin aydınlatılmasını istedi.
Ne olmuştu?
Kürt müzik yapan sokak sanatçısı Cihan Aymaz 2 Nisan akşamı Kadıköy’de bulunan Rıhtım’da şarkı söylediği sırada “Ölürüm Türkiyem” şarkısını çalmasını istediği Mehmet Caymaz’ın saldırısına uğradı. Caymaz sanatçıya şarkı söylemesi için ısrarda bulunurken, sanatçının bunu ret etmesi üzerine Aymaz’ı kalbinden bıçakladı. Saldırının etkisi ile Aymaz kendini denize atarken kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Encu duyurdu
Cinayetin ırkçı bir saldırı sonucu gerçekleştiğini sanal medya hesabı Twitter üzerinden duyuran Halkların Demokratik Partisi ( HDP) İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encu, “Bu basit bir isteğe verilen bir cevap üzerine gerçekleşen bir olay değil, zanlı bu arkadaştan ‘ölürüm Türkiye’ parçasını çalmadığı için bu saldırıyı gerçekleştirmiştir. Dolaysıyla bu bir ırkçı cinayettir. Cihan Aymaz bizim gönüllü parti çalışanımızdır. Olayın takipçisi olacağız” dedi.
Bu basit bir isteğe verilen bir cevap üzerine gerçekleşen bir olay değil, zanlı bu arkadaştan “ölürüm Türkiye” parçasını çalmadığı için bu saldırıyı gerçekleştirmiştir. Dolaysıyla bu bir ırkçı cinayettir. Cihan Aymaz bizim gönüllü parti çalışanımızdır. Olayın takipçisi olacağız. https://t.co/36lkJrFlUZ
Öte yandan Aymaz’ın Neşet Ertaş’ın “Yitiğim muhtaç olmuş kuru soğana” şarkı sözlerini AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a uyarladığı için hakkında soruşturma açıldığı ve ifade verdiği ortaya çıktı. Aymaz yaşadıklarını verdiği bir sokak röportajında anlatıyor.