Ana Sayfa Blog Sayfa 519

Yurt dışında oy kullanan seçmen sayısı 1 milyonu aştı

Yurt dışında 27 Nisan’da başlayan oy kullanma işlemlerinde şimdiye kadar 1 milyonu aşkın yurttaş oy kullandı

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için yurt dışında 27 Nisan’da başlayan oy verme işlemi sürüyor.

Buna göre, yurt dışında seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerden 1 milyon 7 bin 165’i oy kullandı. Gümrük kapılarında oy verme işlemi 14 Mayıs saat 17.00’de, yurt dışı temsilciliklerinde ise 9 Mayıs’ta sona erecek.

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler, tatil günleri dahil 24 saat süreyle oy kullanılabiliyor. Yurt dışında 3 milyon 416 bin 98 seçmen oy kullanacak. Yurt dışında ilk kez oy kullanacak seçmen sayısı ise 277 bin 646.

Yeşil Sol Parti Yurt Dışı Seçim Koordinasyonu seçmenlere çağrıda bulunarak, sandık başlarına gitmelerini istedi.

HABER MERKEZİ

#Yurt #dışında #kullanan #seçmen #sayısı #milyonu #aştı

Amed’in Peyas ilçesinde Yeşil Sol şöleni

Yeşil Sol Parti Amed İl Örgütü, Amed’in Peyas (Kayapınar)ilçesinde şölen gerçekleştirdi. ‘Yeni Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz’ mesajı verildi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed İl Örgütü, seçim çalışmaları kapsamında Peyas (Kayapınar) ilçesine bağlı Diclekent seçim bürosunda şölen düzenledi. Şölene Amed vekil adayları ile il Eş Sözcüleri, Pınar Sakık Tekin, Abbas Şahin, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Amed İl Eşbaşkanları, Tevgera Jınen Azad (TJA), Rosa Kadın Derneği, sivil toplum örgütleri ve yüzlerce kişi katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Milletvekili adayı Samet Mengüç, insanlık tarihinden beri burada var olduklarını söyleyerek, “Bu halkı ayakta tutan yegane şeyde bu kadim kültürün üzerinde yaşıyor olmasıdır. Bu kadim kültür iyilik taraftarlarıdır kötülüğü reddeder. Boyun eğmeyi reddeder. Onurlu yaşamı savunan bir duruştur. Bugünde böylesine tarihsel bir süreçten geçiyoruz. Yüzyıldır dili, kültür, eğitimi hakkından yoksun bırakıldı. Dili olmayan bir insan eğitim alamaz. Bunlar yüzyıldır yapılıyor. Buna rağmen bu halk onuruyla direnişiyle dimdik ayaktadır” diye konuştu.

‘Bunları seçimde sandığa gömeceğiz’

Mengüç, 21 yıldır iktidarda olan ve son 8 yıldır da oluşturduğu koalisyonla Kürt halkının kazanımlarını ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirterek, “Asimilasyon ve inkar politikalarıyla bir yüzyılı daha götürmeye çalışan, ceberut bir iktidar var. Onun karşında da insanı, insanca yaşatan, yaşam hakkı, sağlık hakkı, barınma hakkı, beslenme hakkı, ekonomik kazanımlar hakkı, çalışma hakkı ve insanca yaşama haklarını savunan bir taraf var. O nedenle bu iki taraftan birini tercih etmekle karşı karşıyayız. Bu nedenle bunları seçimde sandığa gömeceğiz. Yeni Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz” dedi.

Ardından söz alan Yeşil Sol Parti Amed İl Eşbaşkanı Pınar Sakık Tekin, “Bizler 50 yıldır kadın öncülüğünde yürüttüğümüz mücadelemizle bugün, ‘Jin Jiyan Azadi’ kürdün sesiyle ışık oldu ses oldu. Bizim mücadelemiz sadece kürt halklarını aydınlatmadı. Kürt halklarıyla birlikte ortadoğu halkları, bütün Türkiye halklarını aydınlattı” şeklinde konuştu.

‘Biz o kalemleri yerde bırakmayız

Son günlerde yapılan siyasi soykırım operasyonlarına değinen Tekin, “Korktukları için basın emekçilerine avukatlarımızı, sanatçılarımızı tutukluyor. Ama unuttukları bir şey var. Biz o kalemleri yerde bırakmayız. Biz o cüppeleri boş bırakmayız, biz o tiyatro sahnelerini bırakmayız. Bizim 14 Mayıs’ta 3 görevimiz var. Vekil oyları Yeşil Sol Parti’ye, Cumhurbaşkanlığı oyları Kemal Kılıçlaroğlu’na ve son olarak da en önemli görevimiz kullandığımız oyların sandıklarına sahip çıkmalıyız. Hırsızı var, arsızı var. O yüzden sandıklarımıza sahip çıkıyoruz” ifadelerini kullandı.

Yapılan konuşmaların ardından buluşma Kürt sanatçı Dilbirîn Ezîz ve Ahmet Kaptan’ın seslendirdiği şarkılarla sona erdi.

AMED

#Amedin #Peyas #ilçesinde #Yeşil #Sol #şöleni

HDP PM üyesi Bağcık serbest bırakıldı

Amed’de gözaltına alınan HDP PM üyesi Mesut Bağcık ve Doktor Ronay Erdinç adli kontrolle serbest bırakıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 25 Nisan’da Amed merkezli 21 ilde yürütülen soruşturma kapsamında Amed’de Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclis üyesi Mesut Bağcık ve Doktor Ronay Erdinç gözaltına alıdı. Emniyet’teki ifade işlemleri ardında adliyeye sevk edildi. Savcılık tarafından Bağcık ve Erdinç’in ifadesi alındıktan sonra savcı “Örgüt üyeliği” iddiasıyla Erdinç hakkında tutuklama, Bağcık hakkında ise adli kontrol şartıyla Sulh Ceza Mahkemesine sevk etti. Mahkeme, Erdinç için hafta bir adli kontrol ve Bağcık için ise ayda bir adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında seçime sayılı günler kala açık tanık Ümit Akbıyık beyanlarıyla yapılan baskınlarda gözaltına alınan 144 kişiden 48’i tutuklanmış, 91’i serbest bırakılmıştı.

HABER MERKEZİ

#HDP #üyesi #Bağcık #serbest #bırakıldı

İnsanlar yalan değil çözüm istiyor

Yeşil Sol Parti’nin İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı oyuncu Kerem Fırtına gazetemize konuştu: Adalet diye sadece yasalardaki adaletten söz etmiyorum. Hakkaniyet duygusu kayboldu ülkede. Öfkelendiren bir şey bu ama öfkeli olmayalım demekle de olmaz. Öfkeli olmamak için hakkaniyetsizliği ortada kaldırmak gerek

Hüseyin Kalkan

Fırtına soyadı bizim için hiç yabancı değil. O soyadını, fırtına gibi hak savunucusu Leman Fırtına’dan dolayı bütün devrimciler bilir. Onu 8 yıl önce kaybettik. Eren Keskin 8. ölüm yıldönümü dolayısı ile bir yazı yazdı. (5 Nisan 2023 Yeni Yaşam) Leman ablayı yakında tanıyan Keskin’in güzel yazısı üzerine bir şey koymak mümkün değil. Şimdi onun torunu Kerem Fırtına, Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge’de milletvekili adayı. Fırtına ile adaylığını, seçim kampanyasını ve sahayı konuştuk. Söyleşimize doğal olarak Leman ablayı konuşarak başladık.

  • Leman Fırtına ile aynı evde büyümeniz sizi nasıl etkiledi?

Babaannemle olmayı çok severdim. Birlikte çok zaman geçirdik. Zaten belli bir yaşa kadar biz ailecek babaannemin evinde kaldık. Biz, amcalarım, üç aile aynı evde yaşadık. Doğan amcamı bilirsiniz, Doğan Fırtına’yı. Yaşım çok küçüktü tabii. Ama bendeki izlenimi çok cesur, çok dirençli, çok mücadeleci, çok kavgacı bulurdum babaannemi. Dışarda sistemle, evde televizyona çıkan politikacılarla. Onlara cevap yetiştirir ve yüksek sesle eleştirirdi. Hep öyle özledim onu. Çok cesur bulurdum. Öykünmüşümdür mutlaka. Çok kalben bağlıydım. Küçükken konuları anlamaya çalışırdım. Hep ‘sonra’ derlerdi bana. Hiç anlatmaya çalışmadılar. Büyüdükçe anladım gerçekte. Onların yolununun çok onurlu bir yol olduğunu anladım.

  • Siyasete girmenizde insan hakları konusunda duyarlı bir ortamda büyümenizin ne kadar etkisi var?

Bunun ne kadar etkisi var bilemem. Ama benim için hayatın kendisi bizzat siyasettir. Hep böyle baktım. Dolayısı ile siyasete girdiğim bir yaş, girdiğim bir olay diye bir şey söyleyemem. Zaten siyasetin içine doğdum. Hayatı zaten siyaset olarak gören biriyim ve zaman içerisinde daha aktif rol almaya başladım. Bu benden ziyade içinde yaşadığımız ülkenin durumu ile bağlantılı. Ülkemizdeki koşullar özgürlükler ve demokrasi alanında her gün daha geri gidince, bizim gibi insanlara da siyasette daha ileri gitmek düştü. Benim için içgüdüsel bir durum.

  • Seçimlere gelirsek, kampanya nasıl gidiyor?

Çok canlı ve heyecanlı. Seçim bürosu açılışlarına gidiyoruz. Seçim bürosu açılışları gerçekten mitinge dönüşüyor. Yeni seçmen sayısı yüksek. Buralarda çok büyük bir coşku ile karşılaşıyoruz. İnsanlar baskının, zulmün farkında. İnsanlar insan haklarına, en temel değerlerine susamış vaziyette. Bu, insanların Yeşil Sol Parti ile büyük bir coşkuyla buluşmasına neden oluyor. İnsanlar ezberden sıkıldılar. Yalandan dolandan sıkıldılar. Sorunların çözümüne odaklanan bir siyaset istiyorlar. Sorunların etrafından dolanılmasını istemiyorlar. Yeşil Sol Parti’ye bağlanmış büyük bir umut var, Yeşil Sol Parti’den büyük beklentiler var. Bu, seçim kampanyalarına da yansıyor.

  • Halklarla buluşmalarda ilginç olaylarla karşılaşıyor musunuz?

İnsanlarda onları hayal kırıklığına uğratacağıma dair endişeler vardı. Ya da mevziyi terk edeceğime dair endişeler… Yeşil Sol Parti seçmeni veya Kürt tabanı hayal kırıklığına uğramak istemiyor. Bunu çok net, doğrudan söylüyorlar. Geçen dönem yaşanan bazı gelişmeler böyle bir endişeye neden olmuş.

Kampanya sürecinde en çok hissettiğim şey, sevgi, ilgi ve merak dışında, benimle ilgili hayal kırıklığı endişesinin (vekil seçilirsem Yeşil Sol Parti’den ayrılır mıyım endişesi) yavaş yavaş yerini güvene bırakmasıdır. Beni daha yakından tanıma fırsatı buldukça, daha yakınlaştıkça, ben de kendimi daha iyi ifade etmeye başladıkça, bu endişenin güvene, sevince, gülümsemeye, morale dönüştüğünü görebiliyorum. Sanırım şimdiye kadar üç tane büro açılışına katıldım. Mahalle sakinleri ile buluşuyoruz. Yöre dernekleri ile buluşuyoruz. Geçmiş döneme dair sorunları ve şikâyetleri dinliyoruz. Gelecek döneme dair talep ve beklentiler üzerine konuşuyoruz.

  • Kampanya sırasında hangi talepler daha çok ön plana çıkıyor?

Eşit yurttaşlık. Demokrasi. Katılımcı demokrasi. Eşitlik, adalet. Adaleti hakkaniyet olarak diye de açabilirim. Adalet diye sadece yasalardaki adaletten söz etmiyorum. Hakkaniyet duygusu kayboldu ülkede. Bunun tekrar tesis edilmesi gerekiyor. Bu kırıcı bir şey çünkü. İnsanı kıran bir şey hakkaniyetsizlik. Öfkelendiren bir şey. Biz öfke olsun istemiyoruz ama öfkeli olmayalım demekle olmaz. Öfkeli olmamak için hakkaniyetsizliği ortada kaldırmak lazım ki, dönüp sen neden öfkelisin diyebilesin.

  • Bu ilginç. Hayat pahalılığına dair şikâyetlerin önplana çıkması beklenirken, özgürlük ve demokrasi taleplerini dillendirilmesi.

Belki yaşanan ekonomik sıkıntıların gündemden düşmesi için baskı ve zulmün arttığını düşünüyorum. O kadar bir tekçi zihniyet hapsediyor ki, sen nefes almanın peşinde koşarken, kuru soğanın fiyatını unut istiyorlar

İnsanların yaşadığı ekonomik sıkıntıyla, özgürlük sıkıntısı birbiri ile yarışır hale geldi. O kadar ağır bir baskı var ki AKP-MHP iktidarında, her türlü özgürlüğe her türlü çoğulculuğa karşı. Tek tip düşünmeni istiyor. Bu belli. Hatta belki yaşanan ekonomik sıkıntıların gündemden düşmesi için baskı ve zulmün arttırıldığını düşünüyorum. Sizi o kadar bir tekçi zihniyet hapsediyor ki, sen nefes almanın peşinde koşarken kuru soğanın fiyatını unut istiyorlar belki de.

  • Yeşil Sol Parti’nin Meclis’e güçlü bir şekilde girmesi neden önemli?

Her şeyden önce bu, demokrasi, özgürlük, çoğulculuk, ekolojik bir düzen için önemli. Eşit yurttaşlık için önemli. Eşit yurttaşlık derken, sadece etnik kimlik üzerinden tarif etmiyorum. Her türlü inanç, mezhebin eşitliğinden söz ediyorum. Bütün bunlar için en ciddi çalışmayı yapan Yeşil Sol Parti. Bizi artık temsili demokrasi karşılamıyor. 2023 yılındayız, halkın kendi yaşamına etki eden olaylara direk katılabildiği, söz sahibi olabildiği bir sisteme geçiş ihtiyacı var. Mutlak güçlerle donatılmış bir merkeziyetçi yönetimin, mozaik dediğimiz bir ülkede ihtiyaca cevap veremediği açık. Söylem olarak mozaik bir ülke olduğumuzu söylemekten gurur duyuyoruz. Mozaik, farklı renkteki parçaların birbirine yapıştırılması ile oluşturulan bütündür. Kelimenin anlamına göre davransak iş çözülecek zaten. Mozaik ülke olmakla övünüyorsun, olsan zaten sorun çözülecek. Adı üzerinde farklı renklerden oluşan bir bütün. Tamam işte, farklı renklerin hakkını tanısan, onların farklı renk olduğunu kabul etsen, sorun çözülür. Ama herkesin rengini Ankara’nın rengine boyamaya çalışıyorsun. Mozaik mi oluyor öyle? Olmuyor. Tek renk oluyor.

  • Kemal Kılıçdaroğlu, Kürt sorununun Meclis’te çözülebileceğini söyledi. Size göre bunun için ne gibi adımlar atılmalıdır?

Her şeyden önce diyalog kurmak lazım. O parlamentoya giren hiçbir siyasetçinin artık çözüme ihtiyaç duyulan konularda, “Ben konuşmam, ben o kişi ile masaya oturmam” deme hakkı yok. Her birimizin birlikte masaya oturmak istemediği insan çok ama siyasetçinin görevi uzlaşmaktır. Meclis muhabbet değil sorunların çözüm yeridir. Kutsal değildir. O kadar kutsalla zaten hareket edemezsin. Hareket etmezsen de ilerleyemezsin. Herkes geçmişten getirdiği ezberleri gözden geçirmek durumunda. Otuz sene önceden getirdiğin cümleler bugüne uyuyor mu? Ülkenin canlı bir organizma gibi ilerlemesi gerekiyor. İlerliyor. Senin otuz sene önceki cümlelerinle ilerleyemez. Sen ilerleyeceksin ki ülke ilerlesin, sen değişeceksin ki ülke değişsin. Bugüne kadar söylediğin şeyler bir işe yaramadıysa, bir zahmet söylediğin şeyleri gözden geçireceksin. Hepimize düşen görev bu. Hepimiz getirdiklerimizi, biriktirdiklerimizi, söylemlerimizi önümüze koyup bu memleketin yararına, bu toplumun yararına gözden geçirmek zorundayız. Çoğulculuk bunu gerektirir. Her bir ses ne diyor kulak vermek durumundayız. Sonra da bir genel uzlaşı cümlesi kurmalıyız. Bir arayıştır siyaset. Parlamento sorunların üstünü kapatma yeri değildir. Çözüm arayışı yeridir. Elbette parlamentoda çözülmek zorunda. Sırrı abi (Süreyya Önder) bu konuda özeleştiri yaptı bir söyleşisinde. “Çözüm sürecini topluma yayamadık” dedi. Şimdi elimizde böyle bir deneyim de var. Zaten HDP’nin en sevdiğim özelliklerinden biri de özeleştiri yapıyor olması, bu şekilde ilerliyor olmasıdır. Biz ileri götürecek olan da budur. Bunu bir zahmet ülkedeki herkes söyleyebilse neyi değiştirebileceğimizi de görürüz.

  • Erdoğan, sanatta iktidar olamadık demişti bir seferinde.

Sanat devletin gölgesinde olmaz. Erdoğan’ın yerine başkası olsa da olmaz. Sanatın özgür olması için sanatçının özgür olması gerek. Maddi kaynaklar bakımında da özgür olması gerekir, kimseye bağlı olmaması gerekir

Siparişle sanat olmaz. Erdoğan’ın söylediği zaten bir itiraftır. Hatta bir tespit bile olabilir. Sanat devletin gölgesinde olmaz. Tayyip Erdoğan’ın yerine başkası olsa da olmaz. Hiç fark etmez. Sanatın özgür olması için sanatçının özgür olması gerek. Sadece siyasi özgürlükler yetmez, sanatçının maddi kaynaklar bakımından da özgür olması gerekir, kimseye bağlı olmaması gerekir. Bu yine bizim partimizin programında yer alan madde. Bir özgür sanat kurulunun oluşması ve sanatçıya destek için özel kaynaklı bütçelerin oluşturulması programlandı. Başka türlü özgür sanatın olması mümkün değil. Sen Kültür Bakanlığı’na bağlı kal, onun vereceği paraya bağlı kal, sonra da özgür sanat yap. Bu mümkün değil.

  • Kendine bir soru sorsan ne sorardın ve ne cevap verirdin?

Neyin acil olduğunu sorardım… Acil olan insanların çekinmeden, korkmadan her şeyi tartışabilmesidir. Biz sorunlara çözüm arıyoruz. Hepimiz, her birimiz. Ama sorunlara çözüm bulabilmek için gerekli olan giriş kısmı şu an bizde iptal edilmiş durumda. Tartışma, müzakere etme yok. Burası kapalıyken hiçbir şeye çözüm bulamazsınız. Sıkıldım bundan. Bir konuşmanın nesi tedirgin edici olabilir? Bir düşüncenin nesi korkutucu olabilir? Varsa bir sözün sen de söylersin. Artık bu korku ikliminden sıkıldım. İnsanların gözlerinin önündeki şeyleri görmezden gelmesi üzüyor. Hayal kırıklığı yaratıyor. Her baskıya aynı tepkiyi veriyor muyuz? Vermiyoruz. Hakkaniyet ve adalet bekliyoruz da, biz vicdanen öyle davranıyor muyuz? O yüzden diyorum. Bize rağmen olmuyor. Bizimle oluyor.

Gözaltılar seçim için

Kerem Fırtına ile söyleşimizi tam Kürtlere yönelik büyük gözaltı ve tutuklama operasyonunun ertesi günü yapıyoruz. Fırtına, bunun seçime bir müdahale olduğunu söylüyor. AKP-MHP İktidarının yapacak bir şeyi kalmadığını, hiçbir soruna çözüm öneremediğini belirtiyor ve şunları ekliyor:

“Seçim arifesinde AKP-MHP iktidarının pek yapacak bir şeyi kalmadı. Ne ekonomik sıkıntılarla ilgili sorulara cevap verebiliyorlar, ne anti-demokratik uygulamalarla ilgili sorulara cevap verebiliyorlar. Halka vaat edebilecekleri herhangi bir şey de kalmadı. Yapacak bir şey kalmayınca kendi seçim propagandalarını bu düzleme kurdukları anlaşılıyor. Benim anladığım bu. Bu korku ikliminde, bu kutuplaştırma ikliminde ısrar ediyorlar. Yine en kolay saldırdıkları yere saldırarak bir seçim kampanyası sürdürmek istiyorlar. Bunu AKP-MHP iktidarının seçim çalışması olarak görüyorum. Yeşil Sol Parti kadrolarının, seçim çalışmalarındaki örgütlülüğü, seçim güvenliğindeki örgütlülüğü, çalışkanlığı, tecrübesi herkesin malumu. Bu kadroları tutuklayarak, cezaevlerine koyarak burada bir boşluk yaratmak istiyorlar. Ama bu boşuna bir çabadır. Bu kadroların bu sıkıntıları aşma deneyimi de var.”

#İnsanlar #yalan #değil #çözüm #istiyor

Erzirom’da iki vekil çıkaracağız

Yeşil Sol Parti Erzirom vekil adayı Meral Danış Beştaş, AKP’nin yarattığı karanlığı Erzirom’da yıkacaklarını ve hedeflerinin bir değil iki vekil olduğunu söyledi

Selman Çiçek

Yeşil Sol Parti Erzirom adayı Meral Danış Beştaş, geçirdiği trafik kazasının ardından bir yandan tedavi sürecini diğer yandan da seçim çalışmasını yürütüyor. Aday gösterilmeyen HDP vekilleri ile seçim çalışmasını yürüten Beştaş ile Erzirom’da yürüttükleri seçim çalışmaları ve hedeflerini konuştuk.

  • Üzücü bir trafik kazası geçirdiniz. Sağlığınız nasıl şimdi?

Büyük bir talihsizlik yaşadım. Erzurum’da seçim çalışmalarına başlamıştık. 13 Nisan’da ciddi bir kaza geçirdim. Omuriliğimde ciddi kırıklar oluştu ve sinir hasarı yüksek. Bu nedenle ameliyat oldum. Belimde 12 platin var. Bugün 16 gün, galiba tedavi daha da sürecek. Başta doktorların felç olma kaygısı baya yüksekti. Bel en çok bacakları etkiliyor. Şimdi o risk yok ama sinir hasarı çok yüksek olduğu için tedavinin çok ciddi yürümesi gerekiyor. Artık basabiliyorum. En azından yürüyebiliyorum. Bundan sonra yaşama böyle devam edeceğiz. Türkiye, Kurdistan ve diasporadan çok insan arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. Halkın ve özelde Erzurum halkının desteği ile iyileşiyorum. Birlikte iyileşeceğiz. Yataktayım ama seçimden kopmadım. Elimden geldikçe olanaklarım el verdiği sürece dahil oluyorum.

  • Erzirom’dan aday gösterildiniz. Duygu ve düşünceleriniz ne oldu?

Erzurum bizim için önemli bir yer. Orada güçlü bir halk desteğimiz var. Bugüne kadar sadece 7 Haziran’da vekil çıkarabildik. Yeşil Sol ve HDP olarak geçmişte de merkezi kadrolarımızı başka illerde görevlendirdiğimiz oldu. Erzurum, herkesin gözünden ters, coğrafya olarak soğuk, ideolojik olarak farklı bir eğilimi ağır bastığı bilinir. Milliyetçilik ve AKP’nin ezici çoğunluğu olarak bilinir. Ama aslında öyle değil. Erzurum’a bizim daha çok gidip gelmemiz gerekiyor. Aday olduğumu öğrendiğimde orayı kazanacağız mantalitesi ile gittim. Mutlaka vekil çıkaracağız. Bu benim kişisel tutumum değil, toplumsal ve siyasal partimizin genel mücadele hattı açısından her yere uzanmamız ve halkı bizsiz, partisiz, desteksiz ve adaysız bırakmamak, birlikte değiştirme irademizi her yere, en geniş çeperde ifade etmek açısından önemli idi. Merkezi bir kadro olduğum için böyle bir öneri geldi ve kabul ettik. Oraya gittikten sonra hakikaten Erzurum muazzam bir sahiplenme gösterdi. Sanki ben orada on yıllardır yaşıyorum. Herkes ile birebir tanışıyorum. Herkes ile temas etmişim gibi bir sevgi seli oluştu. Karşılamada da, büro açılışında da bunu gördük. Horasan, Karayazı, merkez, Yakutiye’ye gittim. Müthiş bir sahiplenme oldu, bu enerjiyi iliklerime kadar hissetim. Erzurum çok fazla dışarıya göç veren bir il. Hem Avrupa hem de Türkiye’nin batı illerine göç veriyor. Diaspora ve illerden de inanılmaz bir destek geldi. Bu mutluluk verici. Bu kazadan sonra Erzurum halkının sahiplenmesi daha da büyüdü. Erzurum’da başaracağız. Buna inanıyorum.

  • Şu an sizin yerinize orada aday gösterilmeyen HDP vekilleri çalışma yürütüyor. Erzirom’dan ne gibi tepkiler alıyorsunuz. Gelen tepkiler sonucu Meclis’e vekil göndereceğinizi düşünüyor musunuz?

Aday olmayan vekillerimiz dönüşümlü üçer gün Erzurum’da çalışıyorlar. Çokta iyi bir çalışma yürütüyorlar. İl merkezi, ilçeler, köyler ve mezralara kadar uzanan bir çalışma yürütüyorlar. Erzurum’da bir vekil değil vekiller çalışıyor. Diğer değerli adaylarımızın da çalışmaları devam ediyor. Günlük sağlığım el verdiği oranda görüşüyoruz. İyi gittiğini söylüyorlar. Biz iki vekil çıkaracağız. Hedefimiz iki vekildir. Biz gittiğimizde de o potansiyeli de gördük. Orada olmadığım için hakikaten üzülüyorum. Hayatım boyunca bir seçim sürecini ilk defa yatakta geçiriyorum. Bu çok ağır geliyor bana. Çalışmaların çok iyi olduğunu söylüyor arkadaşlar: gittikleri her yerde Erzurum halkı beni ve sağlığımı soruyormuş. “O iyi olsun biz onun yerine çalışırız” gibi güç veren mesajlarda geliyor. Bu çalışma son gününe kadar devam edecek.

  • Erzirom halkına mesajınız nedir?

Erzurum halkına şunu söylemek istiyorum; fiziki olarak orada olmamak benim için de onlar için de alışılmış bir durum değil. Ama ben bir soluk mesafesindeyim. Her gün onlara sesimle, yazılarımla ya da başka yöntemlerle ulaşmaya çalışıyorum. Onlar da bana ulaşıyor. Bu süreci birlikte götüreceğiz. Ve başaracağız. 15 Mayıs’ta Erzurum’da halayımızı çekeceğiz. Şartlar el verirse ve doktor izin verirse son birkaç gün Erzurumluları görmek isterim. Son ana kadar bunu zorlayacağım. Erzurumlular bu seçimde bu karanlığı yırtacak. Bütün olumsuzluğa rağmen, iktidarın engellemelerine rağmen kazanmak bizim elimizde. Bizim vereceğimiz bir oya bağlı. Ve bu oyu herkes verebilir. Herkesin en az iki kişiyi Yeşil Sol yönünde oy vermesi için ikna edeceğine inanıyorum. Bu anlayışla çalışırsak iki vekili kesinlikle çıkaracağız. Onların sevgisi ve dayanışmasını iliklerime kadar hissediyorum. Benden de aynı duyguları onlara gönderiyorum. 15 Mayıs’tan sonra Erzurum’un yaşadığı sorunlara karşı güçlü bir şekilde çalışacağız. Ankara’da da onları en iyi temsil edeceğimize inanıyorum.

  • Son dönemde Kürtlere dönük tutuklama furyası var, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, ’14 Mayıs siyasi darbedir’ açıklamasını da birlikte değerlendirdiğimizde AKP ne planlıyor?

AKP, aslında klasik AKP. Her seçimde seçimi kaybetmemek için kutuplaştırmayı, ötekileştirmeyi, cezai soruşturmaları, mahkemeleri birer seçim aracı olarak kullanıyor. Son bir haftadır yaşadıklarımız bizim siyasi olarak örgütlemeden sorumlu arkadaşlarımız, gazeteciler, sanatçılar ve hukukçuların gözaltına alınması doğrudan seçime müdahaledir. Seçimin sonuçlarını etkilemeye dönük, insanlara gözdağı vermek istiyorlar. Gazetecilere yönelik tutumla şunu hedefliyorlar; A Haber gibi kendi yandaş kanallarındaki safsataları, yalanları, o rezaleti ortaya çıkaran gerçek gazetecileri susturmaya çalışıyorlar. Bunun başka bir açıklaması yok. Kurdistan illerinde, Türkiye’nin her tarafından Yeşil Sol Parti’nin, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın ve muhalefetin bir bütün olarak çalışmaların görünmez kılmak istiyorlar, manipüle etmek istiyorlar. Gazetecilere yönelik ihlaller gözaltılar yeni değil, geçmişte de birçok operasyon oldu. En büyük suçlu onlar. Onlar gazetecilere yönelik bu tutuklamalarla büyük suç işliyorlar. Seçim güvenliği ile ilgili çalışan, savunmayı temsil eden avukatların bu şekilde gözaltına alınması, tutuklanması yine sandıklara müdahale etmek isteklerinden kaynaklıdır. Doğrudan siyasi örgütümüze, beynimize bir operasyon ve manipülasyon var. Şunu söylemek istiyorum; AKP bir seçim yarışında değil, AKP kendini anlatmak ihtiyacı duymuyor. AKP 20 yıldır iktidarda ve bu ülkeyi tam anlamıyla bir enkaza çevirmiş durumda. “Bu enkazı ben kaldıracağım” diyor. Enkazı bu şekilde büyütenler enkazı kaldıramazlar. Onların tartışmasız gitmesi gerekiyor ve göndereceğiz. Ne olursa olsun bu halk onları gönderecek.

Soylu’nun söyledikleri yenilir yutulur değil. Darbe ne demek. Onlar 20 yıldır seçimi kazanıyorlar. Ki birçok hile ve hurda ile kazanıyorlar. Demek ki darbe ile ayaktalar. Bu sefer halkın eğiliminin onları göndermeye yönelik olduğunu anladıkları anda “bu bir darbe girişimidir” diyorlar. Soylu’nun kendisi en büyük darbecidir. Ondan büyük darbeci mi olur? İçişleri Bakanı olarak “Yok kolunu, yok elini kırın” diyen, muhalefeti her gün tehdit eden, partimize, Kürt halkına yönelik kesintisiz bir darbe var. Biz şu an ayaktaysak, bu çok büyük bir mücadele ve direnişin sonucudur. Bizim yerimizde Soylu, AKP olsaydı çoktan yerlerinde yeller eserdi. Bence kendileri psikolojik bir hazırlık yapıyorlar. “Biz kaybedeceğiz, bari bunu şimdi söyleyelim” diyorlar. Tabi birileri de şöyle okuma yapıyor; kendilerince bir müdahale zemini hazırlıyorlar. Yapabilecekleri her şeyi yapıyorlar zaten. Daha fazla ne yapacaklar. Ne yapabilirler ki. Herkes birlikte bir arada el ele bu seçimde dik durursa onların yapabileceği hiçbir şey yok. O oylar sandığa girecek ve çıkacak. Onlar da gidecek ve hesap verecekler. Bu yarattıkları karanlığı, büyük hak ihlallerini, katliamları, işkenceleri bir bütün unutacak değiliz. Büyük bir korku ve panik içerisindeler. Canhıraş bir şekilde sağa sola saldırıyorlar. Siyaset yapmıyorlar. Faşizmi bütün olanakları ile devlet aygıtları ile birlikte kullanıyorlar.

  • Son olarak ne söylemek istersiniz?

Parti çalışanları, tabanımıza ve halkımıza şu çağrıyı yapmak istiyorum: Çok büyük bir mücadele geleneğinden geliyoruz. Bütün baskılara rağmen hiçbir zaman halk geri adım atmadı. Bu son iki haftada herkes işlerini bir kenara bıraksın. Hayati değilse hastane randevularını bile iptal etsinler. Sadece seçime odaklansınlar. Çünkü ancak böyle yarını inşa edebiliriz. Temel sloganımız zaten; Birlikte değiştireceğiz, birlikte başaracağız. Onlarla birlikteyiz ve her yerde çok güçlü bir enerji açığa çıkıyor. Vekil sayımızı çok güçlü bir şekilde artıracağız. Halktan isteğim, bu son günleri daha çok çalışarak geçirsinler. 15’inde zafer halayını tutmak için biraz daha dişlerini sıksınlar. Başaracağız. Biz kazanacağız.

#Erziromda #iki #vekil #çıkaracağız

Konya’da GES tarlası açılışı ve ardındaki gerçekler

İktidara yakınlığı ile bilinen Kalyon Holding, Karapınar’da 20 bin dekar tarım arazisi üzerine ‘Güneş Tarlası’ kurdu. Erdoğan resmi açılışını yaptığı GES’e övgüler düzerken, Kalyon’un kazandığı, halkın ve ekosistemin ise kaybettiği gerçeğini örtmesi imkânsız

Yusuf Gürsucu / İstanbul

Konya Karapınar’da Enerji üretimi amaçlı olarak kurulan İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde ‘Yenilenebilir Güneş Enerjisi’ (GES) ‘tarlaları’ oluşmaya başladı. İktidarın bu yatırımlara desteği havuz şirketlerle sınırlıyken, havuz şirketlere verilen destek ise sınırsız düzeyde. Kalyon AŞ’nin Ankara’da Çin’in en büyük devlet şirketlerinden biri olan CTEC ile birlikte kurduğu entegre güneş paneli fabrikası açılmıştı. Geçtiğimiz gün ise Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan tarafından Kalyon’un Karapinar’daki GES tarlasinin resmi açılışı yapıldı.

Dünyanın önemli ekolojik bölgesi

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak kabul edilen Konya Havzası aynı zamanda biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın en önemli 200 ekolojik bölgesinden birisidir. Tarımsal açıdan önemli bir üretim bölgesi olan Konya Kapalı Havzası aynı zamanda 15 önemli bitki alanı ile 6 önemli kuş alanını barındırmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin en büyük tatlısu kaynağı olan Beyşehir Gölü, Türkiye’nin en büyük Özel Çevre Koruma Alanı olan Tuz Gölü ve Türkiye’nin Ramsar Alanları olan ve kuruyan Meke Gölü ile Kızören Obruğu gibi doğal oluşumların en güzel örneklerin e ev sahipliği yapıyor. Meke Gölü’nün çok yakınındaki Acıgöl de ise büyük çekilmeler başlamış durumda.

Kalyon’a şahsen teşekkür

Böylesi değerli bir bölgede 20 bin dekar alanda tarımdan vazgeçilip ‘Güneş Tarlası’ haline getirilmesi geleceğimizi yerle bir eden bir uygulama olarak büyük desteklerle geliştiriliyor. Geçtiğimiz gün Konya’da AKP’li Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan resmi açılışı yapılan ve Kalyon Enerji tarafından kurulan Güneş Enerji Santrali, iktidarın büyük destekleri ve İngiltere tefecilerinden şirketin aldığı kredilere kefil olunarak inşa edilen GES tarlasının şirketin çıkarları dışında hiçbir şeye hizmeti olamayan yatırımdır. Erdoğan’ın “Kalyon’a şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. İşte muhteşem özellikleriyle Karapınar GES!” sözleri birçok anlam içeriyor.

Temiz enerji-ekolojik yıkım

20 milyon metrekare alanın üzerinde yine Kalyon’un ürettiği 3 milyon 256 bin 038 güneş paneli kullanılarak toprak adeta betona dönüştürülüyor. Santralin kurulduğu Acıgöl Havzası’nın çölleştiği iddiaları eşliğinde işgal edilen tarım arazileri, kurulan barajlar, madenler, elektrik santralleri ile işgal edilirken, tarımsal sulamada yeni yöntemlerin desteklenmemesi ve salma sulamaya göz yumulması sonucu bölgedeki yeraltı suları kurumaya ve yerini obruklara bırakmaya başladı. Adeta taammüden işlenen bir ekolojik katliamın yerine ‘temiz enerji’ masallarıyla halkta rıza oluşturulmaya çalışılırken, tarım tüm Türkiye’de olduğu gibi katledildi ve en temel gıda gereksinimleri dahi ithalata bağlanarak şirketler kazandırıldı.

Üretimi yüzde 1 artıracakmış

Santralin tam kapasite devreye alınmasıyla, Türkiye’nin kurulu güneş enerjisi payını tek başına yüzde 20 artıracağı ülke genelinde ise enerji üretim kapasitesini yüzde 1 arttıracağı övgüleri yapılırken, aynı zamanda Akbelen Ormanı’nı yok etmeye çalışan YK Enerji gibi termik santrallere verilen desteklerle ‘temiz enerji’ süslemesi anlamsız hale geliyor. Yapılan açıklamalarda 2 milyon kişinin elektrik ihtiyacının karşılanacağı iddia edilirken, Türkiye’de elektrik üretim kapasitesinin ihtiyacın 4 katı olduğu gündeme gelmiyor.

Kalyon Holding

Konya Karapınar’da şu an 1’i lisanslı, 6 güneş enerji santraliyle elektrik üretimi yapıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın açtığı ve 20 Mart 2017’de gerçekleştirdiği ‘Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Güneş Enerji Santralleri’ (YEKA GES-1) ihalesini, kilovatsaat başı 6,99 dolar/cent teklif vererek kazanan Kalyon Enerji, ‘Kalyon Güneş Teknolojileri Fabrikası’nda üretilen panellerin, Karapınar’da YEKA-1 GES projesi kapsamında kurulacak güneş enerjisi santralinde (GES) kullanılacağı belirtildi. Konya Karapınar’da GES için 1 milyar dolar yatırım yapılacağı duyuruldu. Kalyon, Karapınar’da 1000 MW’lık güneş enerji tarlasını hiçbir ücret ödemeden elde etti. Burada üreteceği elektriğe kilowat başı 6,99 dolar/cent’e alım garantisi verildi.

Devlet desteği 2019’da açıklandı

Konya Karapınar’da bin megavat kapasiteli güneş enerjisi santrali ve 500 megavat kapasiteli entegre panel üretim fabrikası için 2019’da Resmi Gazete’de yayınlanıp yürürlüğe giren büyük bir destekle Kalyon AŞ’nin adeta elini cebine sokmadan devletin garantörlüğünde bankalardan ve İngiliz tefecilerinden aldığı kredilerle yatırımlarını gerçekleştirdi. Proje Bazlı Teşvik Sistemi’ ile Kalyon Enerji’nin iştiraki Kalyon Güneş Teknolojileri Üretim A.Ş. tarafından kurulacak güneş paneli üretim tesisi de bulunuyordu. Projeye verilen desteklerde; gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, KDV iadesi, yatırıma yüzde 100 vergi indirimi, 10 yıl boyunca sigorta primi işveren ve gelir vergisi stopaj desteği yer aldı.

Destek ayrıntıları

Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği: Azami tutar sınırı olmaksızın 10 yıl Gelir Vergisi Stopajı Desteği: 10 yıl Nitelikli Personel Desteği: 57 milyon lira Faiz veya Kâr Payı ya da Hibe Desteği: 10 yıl 300 milyon lira. Fabrikaya verilecek Enerji Desteği: İşletmeye geçiş tarihinden itibaren 10 yıl boyunca 240 milyon liraya kadar enerji tüketim harcamalarının yüzde 50’si. Yatırım Yeri Tahsisi, Kamu Alım Garantisi, Altyapı Desteği gibi ayrıntılar Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmişti.

Çatı GES’lere düşmanlık

Piyasa şartlarına uygun maliyetten elektrik üretemediği veya ihtiyaç olmaması nedeniyle şirketlerin beklentisi altında kalan enerji alımları gerekçesiyle yılın büyük bölümünde çalışmayan ya da çalıştırılmayan santrallere verilen destek kamu geliri üzerinden yapılan anlaşmalara dayanılarak gerçekleşiyor. 103 bin MW’ı aşan enerji üretim kapasitesine rağmen bu kapasitenin 1/4’ünün piyasalaştığı Türkiye’de, yapılan ödemelerin gerekçesini enerji arz güvenliğine bağlamaları bir yalandan ibaret. Şirketlere üretmedikleri enerji için her ay 250-350 milyon lira ödeme yapılırken GES’ler de YEKDEM kapsamında verilen dolar bazlı alım garantileriyle Kalyon gibi şirketler halkın cebinden çalınanlarla besleniyor.

Tercihleri sermaye yararı

EPDK’nin işletmelerde kurulan güneş enerjisi santrallerine yönelik yaptığı düzenlemeyle daha önce güneş enerjisinden elde edilen elektriğin, işletmenin kullandığı kısmı mahsup edildikten sonra kalanı, dağıtım şirketleri tarafından satın alınıyordu. Ancak geçtiğimiz yaz sonu iktidarın aldığı kararla, ‘Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği’nde değişikliğe gidildi. Yapılan yeni düzenlemeyle, üretilen enerjinin sadece tüketilen kısmı kadarı satın alınacak olması ve geriye kalan miktarın ücretsiz olarak sisteme aktarılma kararı çatı GES’i kuran işletmeleri adeta isyana sürükledi. Tarım arazileri işgal edilerek ‘Güneş Tarlaları’ kurmak yerine yüzbinlerce çatının panellerle kaplanması mümkünken, tarla uygulaması sermaye iktidarının sadece bir tercihi.

Çatı GES desteği iptal edildi

2021 yılı Aralık ayı başında, ‘Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmesiyle birlikte ‘Enerji Piyasası Kanunu’ yeniden düzenlenerek enerji ve maden şirketlerine özel imtiyazlar, teşvikler, kamudan kaynak aktarılması gibi uygulamalar sınırsızca yürürlüğe kondu. Kanun ile 21 dağıtım şirketi, YEKDEM’den faydalanan 818 enerji üretim şirketi ve diğer 1722 enerji üretim şirketleri ile çok sayıda maden şirketi bu desteklerden yararlanması sağlandı. Bu kanunda yer alan çatı GES’leri ise yönetmelikle ortadan kaldırıldı.

#Konyada #GES #tarlası #açılışı #ardındaki #gerçekler

Müzisten Aymaz, ırkçı saldırıda katledildiği yerde anıldı

Kadıköy’de ırkçı bir saldırıyla katledilen sokak müzisyeni Cihan Aymaz katledildiği yerde anıldı. Aymaz’ın dayısı İbrahim Rıfatoğlu, ‘Cihan ait olduğu kimlik ve söylediği Kürtçe türküden dolayı paramiliter güçler tarafından katledildi’ dedi

Emek ve Özgürlük İttifakı, dün Kadıköy’de ırkçı bir saldırıyla katledilen sokak müzisyeni Cihan Aymaz’ın öldürülmesini protesto etmek için Kadıköy Rıhtım’da basın açıklaması düzenledi. Açıklamada Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri ve çok sayıda kişinin yanı sıra Cihan Aymaz’ın yakınları da katıldı.

‘Faşist ve tekçi zihniyeti biz yerle bir edeceğiz’

Açıklama öncesi konuşan Yeşil Sol Parti Kadıköy İlçe Eşbaşkanı Koray Türkay, yaşanan cinayetin tekçi anlayış sonucu meydana geldiğini belirterek, Kürt halkının 40 yıldır bu tekçi anlayışa karşı mücadele ettiğini vurguladı. Bu mücadele de Kürt halkının çok bedel verdiğini kaydeden Türkay, “Aramızdan ayrılan Cihan sokak müzisyeniydi. Özellikle Kadıköy’de herkesin tanıdığı Kürtçe müzikler söyleyen bir arkadaşımızdı. Kürtçe müzikleri sokaklarda duymamızı sağlayan biriydi. Bu anlamıyla ve tekçi anlayışa meydan okuyan biriydi. Cihan’da baş eğmedi, düşenlerde baş eğmedi, bizde baş eğmeyeceğiz. Ama bu faşist ve tekçi zihniyeti biz yerle bir edeceğiz. Yaşattıkları acıları, katliamların hesabını tek tek hesabını soracağız” diye konuştu.

 

‘B u vahşeti kınıyoruz

Basın açıklamasını Emek ve Özgürlük İttifakı adına Özlem Özdemir okudu. Cihan Aymaz’ın, katledilmesini kınayan Özdemir, “Dün Aymaz’ın yanında bulunan ses sistemiyle müzik çalıp şarkı söylerken, görgü tanıklarının aktardığına göre, kendisine yaklaşan Mehmet Caymaz isimli kişinin ‘Ölürüm Türkiyem’ adlı sarkıyı söylemesini istemiş. Yıllardır Kadıköy’de sokak sanatçısı olan ve genelde Kürtçe şarkılar söyleyen Cihan Aymaz, tekçi anlayışın ve faşizmin sembolü olmuş bu şarkıyı söylemeyi reddedince, tartışma çıkmış ve katil cebinde önceden hazır ettiği bıçağı çıkarıp Cihan’ın kalbine saplayarak müzisyen Cihan Aymaz’ın yaşamını yitirmesine neden olmuştur. Gencecik hayatlara mal olan iktidarın nefret siyasetinin tezahürü olan bu vahşeti kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklamanın ardından kitle “Faşizme karşı omuz omuza“ , “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarıyla Aymaz’ın katledildiği yere kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş ardından konuşan Aymaz’ın müzisyen arkadaşı Ahmet Bedirhan, Aymaz’ın çok sevdiği “Rındamın” türküsünü seslendirdi.

Öfkeliyiz adalet istiyoruz

Aymaz’ın amcasının oğlu Mehmet Günhan ise “Söylenecek çok şey var ama şunu söylemek istiyorum. Biz emek ve ekmek için metropollere sığınmışız. Ama görüyoruz ki bir bir gençlerimizi kaybediyoruz. Gerek sistem tarafından katlediliyorlar ya da çalışken ölen gençlerimiz var. Öfkeliyiz adalet istiyoruz. Kadıköy gibi bir yerde insanlar kesici bir aletle dolaşıyor ve birini çok rahat öldürülüyor. Burada güvenlik yok mu? Bu sistemin boşluğundan yararlanıp nasıl olsa fazla ceza alamayacağım deyip insan canına kolay kıyabiliyorlar. Halkın kendi adaletini sağlamaması gerekiyor. Biz demokrasiye inanıyoruz ve bu işin peşini bırakmayacağız” diye aktardı.

Kimliği nedeniyle katledildi

Aymaz’ın dayısı İbrahim Rıfatoğlu da, “Bu çocuk burada katledildi. Biz sadece şunu bekliyoruz. Dünyanın en büyük metropollerin birinde, bütün dünyanın güzü önünde bu kaldırımda kesici bir aletle direk öldürmeye teşebbüs edilmiş. Biz aile olarak şöyle düşünüyoruz. Ait olduğu kimlik ve söylediği dilden dolayı bu gencimiz maramiliter güçler tarafından katledilmiştir başka bir izahı yok” dedi. Rıfatoğlu’nun konuşması, polisin “attığınız slogan kanuna aykırıdır” denilerek kesilmek istendi. Kitle, polisin Rıfatoğlu’nun konuşmasının kesilmesine yuhalama ve sloganlarla tepki gösterdi.

‘Bu işin peşini bırakmayacağız’

Dayısı Bayram Günhan ise “Acımız çok büyük. Maalesef bu ülkede tekere teker vuruluyoruz, kimin tarafından, ne için vuruluyoruz ondan da haberimiz yok. Ama Cihan’ın öncünü alacağız biz bu işin peşini bırakmayacağız” dedi.

Konuşmalardan ardından Aymaz için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra Aymaz’ın katledildiği yere karanfil bırakıldı.

İSTANBUL

#Müzisten #Aymaz #ırkçı #saldırıda #katledildiği #yerde #anıldı

Gazeteci Aygül’e ‘Kızılay etleri’ haberi nedeniyle hapis cezası

Gazeteci Sinan Aygül’e 3 yıl önce yaptığı ‘Kızılay etleri AKP’li vekilin otelinde görüntülendi’ haberinden dolayı 6 ay hapis cezası verildi

Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sinan Aygül’e 3 yıl önce yaptığı “Kızılay etleri AKP’li vekilin otelinde görüntülendi” haberinden dolayı hapis cezası verildi. Aygül’e tebliğ edilen 20 Nisan tarihli gerekçeli karara göre “İşyeri Dokunulmazlığını İhlal Etme” suçundan 6 ay hapis cezası verildi. Verilen cezanın “Basit Yargılama Usulü”ne tabi olması sebebiyle cezadan 4’te 1 indirim yapılarak 4 ay 15 güne düşürüldü. Verilen cezanın onanması durumunda Aygül, daha önce yaptığı haberlerden aldığı cezalardan dolayı, tekerrürü düzenleyen TCK 58. Madde gereği aldığı cezanın tamamını kapalı cezaevinde geçirecek.

‘Haber yapmak izne tabi değil’

Konuyla ilgili açıklama yapan Aygül, “Haber yapmak izne tabi değil, biz de haber yapmak için izin almıyoruz.” dedi. Aygül “Yaptığım haber bu ülkede gelinen durumu en güzel özetleyen haberlerden biriydi. O dönemde bütün erişim engelleme, tekzip talepleri mahkemeler tarafından reddedilmişti. Habere ve haber içeriğine ilişkin bir itiraz ne şahıslar ne Kızılay nezdinde söz konusu değildi ve içeriğe ilişkin ne Kızılay’ın ne de şahısların doyurucu bir karşı çıkışları olmadı. Çıkıp net bir dille ‘Bu haber doğru değil’ diyemediler onun yerine ‘İşyerimize izinsiz girmiş’ dediler. İşyerine izinsiz girdiğim için hakkımda dava açıldı, ceza aldım. Yine söylüyorum birincisi orası bir otel restoranı, herkese açık bir yer, giriş izne tabi değil. İkincisi ve en önemlisi haber yapmak izne tabi değil. Hele ki böyle bir haber için, haberin öğelerine ulaşmak için izin alınmaz. Orası özel bir alan mı? Eğer özel bir alansa kamusal bir malın usule aykırı şekilde orada ne işi var? Bu soruyu sormak için oraya girdim. Kamunun kendisine ait olan bir mal hakkında haber alma hakkı anayasal ve evrensel bir haktır, ben o hakkı yerine getirdim. Normal şartlarda üstün kamu yararı olan bu durumlarda, bu ve benzeri yasalar basın ve ifade özgürlüğü lehine özgürlükçü yorumlanır.” dedi.

Karara itiraz edilecek

Yasal süreçle ilgili bilgi veren Aygül’ün avukatı Diyar Orak da davanın “Basit Yargılama Usulü”ne göre yapıldığı için dosyanın mahkeme huzurunda tartışılmadığına dikkati çekti. Orak, “Biz yasal süresi içerisinde karara itiraz ederek duruşma açılmasını talep edeceğiz. Duruşmada mahkeme huzurunda fiil, iddia ve delilleri tartışacağız. Kamuoyu tarafından da yakından takip edilen ve haber yapılırken üstün kamu yararının gözetildiği tartışmasız olan bu davada müvekkilim lehine sonuç çıkmasını umuyoruz. Zira aksi yönde bir karar kamu vicdanını rahatsız edeceği gibi itirazen geri döneceği de açıktır” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

Bitlis’te gazeteci Sinan Aygül’ün 25 Ağustos 2020’de Bitlis News’te yayımlanan Kızılay etleri AKP’li vekilin otelinde görüntülendi” başlıklı haberinde, Kızılay’ın yoksullara dağıtılmak üzere hazırladığı etlerin Kızılay Tatvan Şube Başkanı Battal Taşar ve abisi AKP Bitlis Milletvekili Cemal Taşar’a ait otelde kullanıldığına dair görüntüler paylaşmış, hakkında dava açılmıştı.

Aygül, haberi yaptığı tarihlerde AKP’li vekil ve kardeşi tarafından yapılan açıklamalarda kendisine hakaret edildiği ve Kızılay Şube Başkanı Battal Taşar’ın görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuş ancak hem Aygül’ün talebi hem de Taşar’ın hakaret ve iftira yapıldığına ilişkin şikayeti için kovuşturmaya yer yoktur kararı verilmişti.
Görüntülerin ardından Kızılay’ın başlattığı soruşturma sonucunda Tatvan Şube Başkanı Battal Taşar görevden alınmıştı. Meclis gündemine defalarca kez gelmesine rağmen konuyla ilgili hiç konuşmayan AKP’li vekil Cemal Taşar’ın Ağustos 2020 tarihli şikayet dilekçesi üzerine başlatılan soruşturmanın üzerinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra soruşturma sonucunda haberi yapan Sinan Aygül hakkında “İşyeri dokunulmazlığını ihlal” suçlamasıyla 12 Ocak 2023 tarihli iddianame hazırlanmıştı.

İddianamede Aygül hakkında sevk maddesine göre 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istenmiş, savcı TCK 53. ve 58. maddelerin uygulanmasını da talep etmişti.

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Aygüle #Kızılay #etleri #haberi #nedeniyle #hapis #cezası

Yeşil Sol’a Hatay’da yoğun ilgi

Yeşil Sol Parti’nin Hatay’daki halk buluşmasına konuşan depremzede bir kadın, Erdoğan’ın ‘helallik’ istemesini tepki göstererek, ‘Ölenlerin yakınları olarak hakkımızı helal etmiyoruz’ dedi

Yeşilller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mereş merkezli depremlerde en çok yıkımın yaşandığı Hatay’da seçim çalışmalarını aralıksız bir şekilde kalabalık halk buluşmalarıyla sürdürüyor. İlk olarak Ballıöz Mahallesi’nde yapılan halk buluşmasına Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce, Yeşil ve Sol Parti milletvekili adayı Kerem Nalbant ve HDP bileşenleri katıldı.

Ballıöz
Buradaki halk buluşmasında konuşan milletvekili adayı Kerem Nalbant, seçimlerin önemine işaret ederek iktidardan hesap soracaklarını söyledi. Ardından söz alan HDP’li Gülüm ise, kadınlar olarak iktidardan kurtulacaklarını ve 100 milletvekiliyle Yeşil Sol Parti’nin neden meclise girmesi gerektiğinin önemine değindi.

Gümüşgöze

Ardından partililer Gümüşgöze Mahallesi Spor Kompleksi’nde yardım sırası bekleyen yüzlerce kişi ile bir araya geldi. Burada Züleyha Gülüm’e sarılan bir depremzede, “Biz halk olarak arkanızdayız. Biz elimizden geleni yapacağız. Ama siz sandıklara sahip çıkın. İnşallah elektriğimizi yine kesmezler” dedi. Gülüm ise, “Yok öyle birşey. Sahip çıkacağız” dedi.

Depremzede: Gömdüğümüz canlardan helallik istesinler

Yine bir depremzede de Erdoğan’ın “helallik” istemesini tepki göstererek, “Bizim gömdüğümüz canlarımızı mezardan çıkarıp onlardan helallik istesinler. Bizim hellaliğimiz yok onlara. Dayım 40 yaşındaydı. 6 yaşında kızı paramparça çıkarıldı, hani nerede devlet? Gittiler kendi dayılarını Zonguldak’tan özel ekip getirip kendi yakınlarını sağ çıkardılar. Dayım ne yapsın, 6 yaşındaki kız çocuğunun suçu neydi? Sadece ‘oy verin’ diyor. O bu halkı nasıl öldürdüğünü yaşayarak görecek. 14 Mayıs’ta onun öldüğü gün. Biz arkadanızdayız, bunu bilin. İyiki varsınız. Elbette dünya düzelecek” dedi.

‘Yeşil Sol Parti yanımızda’

Konuşmasının ardından iktidara da seslenen depremzede kadın,” Siz değil Yeşil Sol Parti yanımızda, Kılıçdaroğlu yanımızda. Ölenlerin yakınları olarak hakkımızı helal etmiyoruz. Bunuda bilsinler. Yeşil Sol Parti’nin ve CHP iktidarının yanındayız. Bunu da bilsinler. Herkes bunu duysun” diye konuştu.

Uzun bir süre gözyaşlarına hakim olamayan kadınları dinleyen Züleyha Gülüm ise, “Çıkıp diyor ki hellaleşelim, helalleşecek miyiz bununla” diye sorduğu yurttaşlardan, “Hayır” cevabı aldı. Gülüm şöyle devam etti: “Biz bu kadar yakınımızı kaybetmişken o enkazın altında insanlar ‘Yardım edin’ çığlıklarıyla ölmüşken bunun hesabını sormayacak mıyız? Soracağız. Bu iktidarın suçlarından yargılanmasını da sağlayacağız. Öyle koltuklarında rahat oturmalarına izin vermeyeceğiz. Bizi şu sıralara mahkum edenlerden de hesap soracağız. Devlet ne için var? Devlet halk için çalışmaz mı? Hani nerede devlet?”

Gülüm: Sandıkta hesap soracağız ve bunları göndereceğiz

“Bir yurttaşın Arap Alevi olduğumuz için mi bizi görmüyor?” sorusuna da yanıt veren Gülüm, “Arap Alevi olduğumuz içinde, yoksul olduğumuz içinde, insan olduğumzu içinde bizi görmek istemiyorlar. Ama biz kaybettiğimiz insanlar içinde, geleceğimiz içinde bunlardan sandıkta hesap soracağız ve bunları göndereceğiz. Diyeceğizki yok öyle saraylarda oturup konuşmak. Gideceksiniz ama hesap vereceksiniz, yargılanacaksınız. Bizi depremin, enkazın altında bırakmanın hesabını verecekler. Bunun için 14 Mayıs önemli bir tarih. 14 Mayıs’ta bu Cumhurbaşkanından kurtulduğumuz gibi cumhurbaşkanlığı sisteminden de, tek adam rejiminden de, faşizimden de hep beraber kurtulacağız. Biz birlikteysek güçlüyüz. Yanyana gelirsek hepimiz güçüyüz. Herkesi o yüzden oyuna, iradesine, sandıklarına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Cumhurbaşkanlığı’nda Kılıçdaroğlu’na ama milletvekilliğinde Yeşil Sol Parti’ye oy verelim” diye konuştu.

Partililer yine kentin birçok noktasında temaslarını sürdürüyor.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sola #Hatayda #yoğun #ilgi

Tümen köyünde defnedildi

Nisêbîn’de hayatını kaybeden ve 7 yıl sonra cenazesi ailesine verilen Vakkas Tümen, köyünde defnedildi

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 2015-2016 yılları arasında ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında hayatını kaybeden Vakkas Tümen (Kawa Çekdar) defnedildi. 2016 yılının Mayıs ayında hayatını kaybeden Tümen’in cenazesi 7 yıl sonra bugün ailesine teslim edildi. Amed’te kimsesizler mezarlığında bulunan cenazeyi alan Tümen ailesi, Riha’nın Berecûk (Birecik) ilçesine bağlı kırsal Ayran mahallesine getirdi.

Aile, cenazeyi mahalleye getireceği sırada bütün mahalleyi ablukaya alan Jandarma, köye giriş çıkışlara izin vermedi. Cenaze mahalleye ulaştığı zaman, Jandarma sadece birinci derece yakınların defin işlemlerine katılmasına izin verdi.

Tümen’in cenazesi, dualar eşliğinde ailesi tarafından defnedildi.

HABER MERKEZİ

#Tümen #köyünde #defnedildi