Ana Sayfa Blog Sayfa 523

Türkiye basın özgürlüğünde 16 sıra geriledi: Durum ‘vahim’

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla basın özgürlüğü endeksi açıklayan RSF, Türkiye’nin 180 ülke arasında 165’e çıktığını ve özellikle Kürt gazetecilere yönelik saldırıların arttığını belirtti

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni yayınlayan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, basın özgürlüğünün “vahim” durumda olduğunu belirtti.

180 ülke arasında 165’e çıktı

Endekse göre Türkiye, 180 ülke arasında 165’inci sırada yer alırken, Türkiye’nin düşük notuna “Gazetecilere yönelik baskıya hız verilmesi”, “Özellikle Kürt gazetecilere yönelik toplu tutuklamalar” ve “Medya özgürlüğünü tehdit eden sosyal faktörler” gerekçe gösterildi.

‘Vahim’ kategoride yer aldı

2022 yılında 149’uncu sırada yer alan Türkiye, 16 sıra gerileyerek, endekste en sert gerileme gösteren ülkelerden biri oldu. Endeks kapsamında, basın özgürlüğünün durumunu 31 ülkede “vahim”, 42 ülkede “kötü”, 55 ülkede “sorunlu” ve 52 ülkede ise “çok iyi” veya “iyi” olarak sınıflandırılıyor. Türkiye, bu çerçevede, “sorunlu” kategorisinden “vahim” kategorisine geriledi.

Saldırılar arttı

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, yaptığı açıklamada, “Sıralamadaki önemli ilerleme ve gerilemeler var. Örneğin Brezilya’nın 18 sıra yükselmesi veya Senegal’in 31 sıra gerilemesi, söz konusu beklenmedik değişiklikleri gösteriyor. Bu istikrarsızlığa, birçok ülke yönetimlerinde artan agresif tutum ve gazetecilere yönelik sosyal ağlar ve fiziki alanda gözlenen düşmanlık neden oluyor. Söz konusu savrulma, habere şekil veren, dezenformasyon yayan veya buna araç sağlayan görüntü endüstrisindeki gelişmelerin bir sonucu olarak da görülebilir” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Türkiye #basın #özgürlüğünde #sıra #geriledi #Durum #vahim

DAD: Gönlümüz Yeşil Sol Parti’den yana

DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada ‘Gözümüz de aklımız da eğilimimiz de Yeşil Sol Parti’den yana’ dedi

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine sayılı günler kaldı. Partilerde seçim beyannamelerini açıklayıp politikalarını Türkiye’ye duyurdu.

Seçimde belirleyici olan kesimler arasında Aleviler de bulunuyor. Siyasi partiler Alevilere ilişkin projelerini açıklarken Yeşil Sol Parti Alevi seçmenden oy olmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Parti Seçim Beyannamesi’nde de inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık gibi başlıklara yer vererek Alevilerin oylarına talip.

MA’dan Eylem Akdağ’a konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın Alevilere yönelik tutumunu eleştirerek, ‘Gönlümüz de eğilimimiz de Yeşil Sol Parti’de’ dedi.

Erdoğan’ın söylemleri

Alevilere yönelik saldırı ve söylemleri değerlendiren Doğan, bunun en yakın örneğinin Cumhurbaşkanlığı aday açıklanması sırasında Kemal Kılıçdaroğlu’na uygulanan tavırda ortaya çıktığını belirtti. Doğan, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı gündeme geldiğinde, Alevi kimliğinin sorun olması ve bunun üzerinden sürekli aşağılanması, ‘o kimlikle olmaz’ vurgusu, çok yaygın bir şekilde dillendirildi. Hatta Cumhurbaşkanlığı tarafından da bu vurgu tekrar yapıldı. Biz Alevilere yönelik, Alevi olmayanlar tarafından, hoş olmayan bazı kelimelerin ve yargıların olduğunu biliyoruz. Buna ek olarak tekrar tekrar bu söylemler bizi yaralıyor” dedi.

İktidarın bakış açısı değişmiyor

Alevilerin hassasiyetlerine dikkat edilmediğini dile getiren Doğan, “Aleviler bir şeyi talep ettiği zaman ‘aman toplumun hassasiyetleri’ derler. Ama nedense hiçbir zaman Alevi hassasiyetleri asla göz önünde bulundurulmaz. Oysa bu toplumun gerçek anlamda aydınlık yüzü olan Aleviler, son derece hoşgörülü, hiç kimseyi incitmeyen, ötekileştirmeyen yerde bulunmalarına rağmen ötekileştirilmeye maruz kalıyor. Osmanlı döneminde Şeyhülislam artığı zihniyetlerle karşımıza çıkmaktan tereddüt etmiyorlar. Ne yazık ki 21 yıllık iktidarlıklarında akıllarının dibinde, zihniyetlerinde ve icraatlarında Alevi’ye bakış açılarında bir değişiklik görmedik. Son noktada da zaten en ağırını Kılıçdaroğlu şahsında ‘inanç üzerinden asla politika yapmayacağım’ demesine rağmen o kadar zorladılar ki ‘ben Aleviyim’ demek durumunda kaldı.”

Gönlümüz Yeşil Sol Parti’de

Emek ve Özgürlük İttifakı ile Yeşil Sol Parti’nin Seçim Beyannamesi ve Kadın Seçim Beyannamesi’nin Alevilere ve eşit yurttaşlığa cevap olabilecek nitelikte olduğunu vurgulayan Doğan, “Bizim talebimizi gören yerde olması oldukça kıymetli. Gözümüz de aklımız da eğilimimiz de Yeşil Sol Parti’den yana. Onların bizi görme halini, bizim de onları görme halimiz olarak tecelli etmesini beklerim. Biz tavrımızı oradan yana koyacağız. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın demokrasi ve özgürlük arayışının, bizim arayışımızla paralel olduğunu görüyoruz. Gönlümüz Yeşil Sol Parti’de” dedi.

DERSİM

#DAD #Gönlümüz #Yeşil #Sol #Partiden #yana

‘Amaç Êzidî cemaatini toplum düşmanı olarak göstermek’

KDP ve Türkiye’nin saldırıları ile Irak’ın 30 Sünni Arap ailenin Şengal’e geri gönderilmesi kararını değerlendiren gazeteci İbrahim Êzidî, KDP medyası tarafından yaydırılan ‘camii yaktılar’ provokasyonuna değinerek, amacın Êzidî cemaatini toplum düşmanı olarak göstermek istediğini belirtti

Türkye ve KDP’nin yanı sıra DAİŞ’in saldırıları altında bulunan Êzidî Kürtler yeni bir saldırı ile karşı karşıya. Irak’ın 30 Sünni Arap ailenin Şengal’e geri gönderilmesine karar vermesinin ardından Êzidîler, söz konusu ailelerin fermanda yer aldıklarını belirtti. Bunun üzerine bu ailelerin dönüşü kararı durduruldu. Bu ailelerin dönüşünü isteyen KDP ve medyası ise, Êzidîlerin Rehman Camisi’ni yaktığını yönünde provokatif haberler yaymaya başladı. Şengal halkı ise iddiaları yalanladı ve paylaşılan videoların 2016 yılına ait olduğunu ve caminin DAİŞ tarafından yakıldığını belirtti.

Kongre sonrası olması dikkat çekici

KDP’nin bölge üzerindeki politikaları ve saldırılarına ilişkin bölgede gelişmeleri yakından takip eden gazeteci İbrahim Êzidî, saldırıların Şengal Özerk Yönetiminin yaptığı kongre sonrası gelmesinin dikkat çekici olduğunu ifade etti.

Doğrudan saldırı yerine farklı sorunlar üretiyorlar

“Fermandan önce de bu planlar Êzidî toplumun üzerinde yürütülüyordu” diyen Êzidî, “Ama KDP’nin son dönemlerde Şengal’e dönük provokasyonları arttı. Burada istedikleri şekilde planlarını uygulayamadıkları için ve Şengal’e müdahale edemedikleri için farklı yollardan Şengal’de sorun çıkartmak istiyorlar. Çok uzun zamandır Şengal’de büyük bir sessizlik vardı ve bu sessizlikle ilgili çok yorum yapıldı. Ama bu sessizliği Şengal Özerk yönetimi kırdı. Bunlardan biri, Ezîdxan Asayişinin konferansının yanı sıra Şengal Demokratik Özyönetim Konseyi’nin 5’inci kongresi ve Êzidî toplumunun örgütlendiği ulusal demokratik sistem olan TAJÊ öncülüğündeki çalıştayın düzenlenmesiydi. Gerçekleştirilen bu kongrede önemli mesajlar verildi. Bu kongre hem Şengal hem Ninova Ovası ve genel olarak Irak için önemliydi. Çünkü Sayın Öcalan’ın Ortadoğu’da ve dünyada geliştirdiği Demokratik Ulus sistemi çatısı altında ilk defa bölgede böylesi bir çalışma yapıldı. Irak’ta ilk kez Şengal Özyönetim liderliğinde, tüm inançların, kesimlerin bu sistem üzerinde birlikte yaşadığı ve kendisini yönettiği ulusal demokratik bir sistem kuruldu. Şengal’de toplumun tüm renkleri ve toplumun güçleri bir arada yaşıyor. Bu provokasyonların özellikle KDP ve Türk devleti tarafından gerçekleştirileceğini biliyorduk. Ama amaçladıkları planlar ellerinde patladı. Bu planlar buradaki inançların birliğiyle boşa çıkartıldı” dedi.

Hazırlanmış bir plandı

Gazeteci Êzidî, KDP’nin bu tür provokasyonlarla Êzidî cemaatini toplum düşmanı olarak göstermek istediğini belirterek, “Elleri Êzidî toplumunun kanına bulanmış bu insanların Şengal’e geri dönmesi zaten hazırlanmış bir plandı. Buradaki halklar, inançlar kimsenin dönüşüne karşı değil. Şii, Sünni, Türkmenler Şengal’in tüm bileşenleri Şengal’e dönebilir. Şengal Özerk Meclisi de bütün bileşenlerin topraklarına dönmesini ve bu inançlar arasında bir ittifak kurmak istiyor” diye belirtti.

Birlikte yaşama karşılar

Êzidî, KDP’nin Şengal’de din üzerinden provokasyon çıkarmak istediğini belirterek, “KDP sadece Şengal’de değil bulunduğu her yerde kriz çıkartıyor. Bu Şengal’de ki provokasyonları açığa çıkınca imamlar aracılığıyla bu süreci götürmek istediler. Bunu yaparken de DAİŞ ailelerini de buraya tekrar yerleştirmek istedi. Artık şu net bir şekilde anlaşılıyor ki; KDP din adamları ve medya kuruluşları aracılığıyla demokratik ulus sistemine karşı, birlikte yaşama düzenine karşı hamle geliştirmek istiyor ama bu hamleleri sonuçsuz kalacaktır” dedi.

Amaçlarına ulaşmaları imkansız

Gazeteci Êzidî, saldırılara karşı Şengal’de bulunan inançların ortak duruşunun önemli olduğunu kaydederek, “KDP burada kurulan demokratik ulus sistemini dağıtmak istiyor. Ama artık sadece Êzidî toplumu değil, Başur Kurdistan halkı da KDP’nin bu politikalarını biliyor. KDP, Türk devleti ile birlikte bölgede kaos çıkarmak istiyor. Fakat bu güçler artık teşhir oldular ve burada amaçlarına ulaşmaları imkansızdır” dedi.

Kaynak: MA

#Amaç #Êzidî #cemaatini #toplum #düşmanı #olarak #göstermek

Tutuklanan gazeteci Yılmaz: Harami düzen yıkıldı yıkılacak

Ankara merkezli operasyonda gözaltına alınan 5 kişi tutuklandı. Tutuklananlardan gazeteci Sedat Yılmaz, ‘Harami düzen 10 gün sonra bitiyor, yıkıldı yıkılacak’ dedi

Ankara merkezli soruşturma kapsamında 15 kentte düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan, aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz’ın bulunduğu 5 kişi tutuklandı.

29 Nisan’da yapılan operasyona gözaltına alınan 19 kişiden 15’i tutuklama 3’ü adli kontrol şartı talebiyle sevk edildikleri Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nde gazeteciler Sedat Yılmaz, Dicle Müftüoğlu, Erol Balcı, Abdurrahim Tanyeli ve Ramazan Debe hakkında tutuklama kararı verdi.

‘Bu harami düzen 10 gün sonra bitiyor’

Sedat Yılmaz’ın eşi Selma Yılmaz ile Cahit Kanbay, Cihan Güneş, İsmail Adanmış, Cahit Ablay, Mahmut Doğu, Devran Ak, Şemsettin Toprak, Mehmet Emin Yıldırım ve Cevdet İsmailoğulları, Hasan Özhan, Evin Özbek ve Suat Karagöz imza ve yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Hakkında tutuklama kararı verilen Yılmaz, mahkeme kapısı önünde, “Harami düzen 10 gün sonra bitiyor, yıkıldı yıkılacak” dedi.

ANKARA

#Tutuklanan #gazeteci #Yılmaz #Harami #düzen #yıkıldı #yıkılacak

Tutuklu Hizbullah yöneticisi Erdoğan tarafından affedildi

Erdoğan imzasıyla müebbet hapis cezasına çarptırılan Hizbullah yöneticisi Mehmet Emin Alpsoy’un cezası kaldırıldı

Recep Tayyip Erdoğan, çeşitli suçlardan cezaevinde bulunan 4 hükümlünün cezasını kaldırdı

Resmi Gazete’de yer alan kararla, 28 Şubat Davası kapsamında müebbet hapis cezasına çarptırılan eski Korgeneral Çetin Saner ile Hizbullah Davası kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Mehmet Emin Alpsoy’un cezaları ‘kocama hali’ nedeniyle kaldırıldı.

Kararla ayrıca, kasten öldürme suçundan cezaevinde bulunan Nihat İliman ile uyuşturucu ticareti nedeniyle cezaevinde bulunan Sedat Çelik’in cezaları da sakatlık hali nedeniyle kaldırdı.

Cezaevlerinde yüzlerce hasta tutuklu ATK raporları ile serbest bırakılmayı beklerken verilen bu karara kamuoyu tepki gösterdi.

Öte yandan bu kararın seçim döneminde Hizbullah’a yakınlığı ile bilinen HÜDA-PAR’ın AKP’yi destekleme kararı sonrası gelmesi de eleştirilerin odağı oldu.

HABER MERKEZİ

#Tutuklu #Hizbullah #yöneticisi #Erdoğan #tarafından #affedildi

Çevreciler: Oyumuz direnişimizin yanında duran Yeşil Sol Parti’ye

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere az bir süre kalırken, seçimlere dair konuşan İkizköy ve Deştin direnişçileri, ‘Oyumuz direnişimizin yanında duran Yeşil Sol Parti’ye dedi

APK döneminde talan edilmedik alan kalmadığı gibi, doğal alanlar ise bir bir sermayeye peşkeş çekildi. Doğa talanından en çok etkilenen kentlerden biri de Muğla oldu. Mevcut termik santrallerin yanı sıra kentin kıyıları imara, dağları ve zeytinlikleri de çimento fabrikaları ve maden ocaklarının talanına açıldı. Yaşanan orman yangınları sonrasında küle dönen yerlere yapılan büyük oteller, kıyı işgalleri, Sit Alanlarının talan edilmesiyle Muğla’da birçok alanda büyük bir tahribat yarattı. Yaşam alanlarının tahrip edilmesiyle köylüler bölgeden göçe zorlanırken, bu politikalara karşı birçok direniş de yaşanıyor.

Doğaları için direnişteler

Milas İkizköy’de Akbelen Ormanı maden ocağına karşı direnen köylüler ile Menteşe ve Yağatan’ın Bayır ve Deştin mahallelerine yapılan çimento fabrikasına karşı direnen yurttaşlar, talana geçit vermemek için büyük bir mücadele örüyor.
Çevre sorunlarına dikkat çeken köylüler aynı zamanda 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere dikkat çekti.

Halka vekillik yapsınlar

İkizköy Çevre Komitesi üyesi Nejla Işık, herkesin seçime odaklandığını belirterek, direnişe başladıkları ilk günden bu yana AKP ve MHP dışında tüm partilerin kendilerini ziyaret ettiklerini dile getirdi. Işık, “Tüm partilere, ‘Yaşamımızı yok eden termik santrallere karşı net bir tavır koyacak mısınız?’ diye soruyoruz. Çünkü biz kim gelirse gelsin, yaşamımızı korumaya devam edeceğiz. Siyasi partilerin milletvekilleri sermayeye değil, halka vekillik yapsınlar istiyoruz” diye belirtti.

Akbelen’in sesi duyulsun

Doğanın, toprağın ve insanların emeğinin değerini bilenlerin vekil olarak seçilmesini isteyen Işık, “Akbelen’in sesinin duyulması için, soru önergelerinin verilmesi için ilk başta Yeşil Sol Parti hareket etti. Yeşil Sol’un doğa mücadelelerinin, çevreye karşı duyarlılığının daha fazla olduğunu görüyorum. Biz, direnişimizin yanında olanlardan yana oyumuzu kullanacağız” diye konuştu.

Mücadelemiz sürecek

İkizköy Çevre Komitesi Sözcüsü Hasan Yorulmaz da yaşam alanlarının kömürle kirlenmesini istemediklerini belirterek, “Hangi siyasi parti iktidara gelirse gelsin, ben mücadeleme devam edeceğim. İktidar değişse de değişmese de bizler; doğamızı, kuşumuzu, kurdumuzu, bahçemizi ve yaşamı korumaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Seçimlerde oylarını doğayı ve yaşamı koruyanlara yana kullanacaklarını belirten Yorulmaz, “Bizim sorunumuzu anlamayan, görmezden gelen siyasi partilerle bir ilişkimiz olamaz” dedi.

Oyumuz yanımızda duranlara

Deştin Çevre Platformu’ndan Raziye Özdemir ise, “Kim bizim direnişimize destek verdiyse, oyumuzu da onlardan yana kullanacağız. Bizler yaşlılarımızı zor da olsa oy vermeye götürdük. Fakat o oy verdiklerimiz direnişimizin yanında olmadılar. Muğla Büyükşehir Belediyesi bizim yanımızda yoktu, Menteşe Belediye Başkanı ise şirketin ruhsatını verdi. Gözaltına alındığımız gün kendisi maça gitmiş. Biz halkız, onların oturdukları koltuklar bizim koltuğumuzdur. Köylü milletin efendisidir. Bize sahip çıkmayana biz de çıkmayız. Şu anda yanımızdakilerleyiz, oyumuz yanımızda olanlardan yana olacaktır” dedi.

MUĞLA

#Çevreciler #Oyumuz #direnişimizin #yanında #duran #Yeşil #Sol #Partiye

Bedlîs’in tek kadın aday Semra Çağlar Gökalp:Kadınlarla birlikte çalışma yürütüyor

Bedlîs’in tek kadın milletvekili adayı olan Yeşil Sol Partili Semra Çağlar Gökalp muhafazakar bir yapıya sahip olan kentte kadınlarla çalışma yürütüyor

AKP iktidarının kadınları evlere mahkum ettiği Bedlîs’in tek kadın adayı Yeşil Sol Parti’den Semra Çağlar Gökalp. Yeşil Sol Parti’nin adayı etrafında kenetlenen kadınlar, seçim çalışmalarına öncülük ediyor. Bedlîsli kadınlar, kentte ve ilçelerinde köy köy dolaşarak Yeşil Sol Partili Gökalp için oy istiyor.

Başaracağız

Kadınların kentteki seçimlerde öncü rol oynadığını belirten Barış Annesi Saadet Çaçan, “Bir dönem kadınlar sadece evlerdeydi, dışarı çıkmıyorlardı. Kadınların bulunduğu alanlarda yaptığı çalışmalar ve konuşmalar çok etkili oluyor. Gittiğimiz her yerde kadınların neden özgür olmalarını anlatıyoruz. Kadınlar ne zamana kadar baskı altında olacak. Ne zamana kadar erkeklerin kölesi olacak. Tüm kadınlara meydanlara çıkın diyoruz. Bu seçimde kadınların çalışması çok iyi oluyor ve şu an her yerde kadınları görüyoruz. Köylerde, şehirde, mahallelerde ve evlerde seçim çalışması yürüten kadınlarla başaracağız” dedi.

Semra Çağlar Gökalp

Kadınların desteği önemli

Kentte seçim çalışmalarına öncülük ettiklerini belirten Süreyya Aydın, “Ama Bedlîs genelinde muhafazakar bir yapı var. Biz de kadınların seçim çalışmalarına katılması ve evlerden çıkması için çalışmalar yapıyoruz. Özellikle köylerde yaptığımız seçim çalışmalarda kadınların yoğun ilgisiyle karşılaşıyoruz. Kadınlar köylerde bizi zılgıtlarla, zafer işaretiyle büyük bir coşkuyla karşılıyor ve destek veriyor. Kadınların bu destekleri bizlere güç, moral ve motivasyon veriyor. Özellikle Bedlîs’in bazı ilçelerinde kadınlar dışarı çıkmak istiyor ve bir şeyler yapmak istiyorlar. Ama o muhafazakâr, erkek zihniyeti izin vermiyor. Kadınlar, Kürt Özgürlük Hareketi ile beraber bir adım değil, birkaç adım ilerledi” diye belirtti.

Değiştireceğiz

İktidarın Bedlîs’te ciddi baskısı olduğunu dile getiren Aydın, “AKP’nin toplum, adalet ve demokrasi üzerindeki baskısını 14 Mayıs seçimleriyle ortadan kaldıracağız. Biz kadınlar; canla, başla çalışıyoruz. Özellikle Yeşil Sol Parti’nin mahalle ve köy çalışmaları adeta miting havasında geçiyor. Biz kentimizde kadınların gücüyle AKP ve sistemini 14 Mayıs’ta değiştireceğiz. O güç biz kadınlarda var” vurgusunda bulundu.

BEDLÎS

#Bedlîsin #tek #kadın #aday #Semra #Çağlar #GökalpKadınlarla #birlikte #çalışma #yürütüyor

Aylardır konteyner verilecek diye bekliyorlar

Deprem kentlerinden Semsûr’da aylardır çadırlarda kalan yurttaşların tek talebi konteyner kent. Yurttaşlar sula altında kalan çadırlarda hijyen olmadığına dikkat çekti

Mereş ( Maraş) Merkezli 6 Şubat’ta peş peşe yaşanan depremlerde yerle bir olan kentlerden olan Semsûr’da (Adıyman) resmi rakamlara göre 11 binden fazla insan hayatını kaybetti.
Günlerce müdahalenin yapılmadığı kentte depremzedeler günlerce soğuk kış şartlarında çadır bekledi. 10’uncu günden sonra kente ulaşan çadırları alabilen depremzedeler, yaklaşık 3 aydır soğuk ve yağmura karşı korunaklı olmayan, hijyen sorunlarının olduğu çadır kentlerde yaşama tutunmaya çalışıyor.

Çadır koşulları hijyen değil

Yaşadıkları sorunları anlatan depremzedeler tek isteklerinin insanca yaşayabilecekleri konteynerler olduğunu belirtti. Depremde evi hasar gördüğü için çadırda yaşamak zorunda kalan depremzedelerden Mehmet Murat Güler, “Çadırlarda hijyen sorunu var, aynı şekilde yağmur yağdığında çadırların içi su doluyor. Çocuklar soğuktan ve hijyen koşullarından dolayı hasta oluyor” diye anlattı.

Bir çadır bulduk o da sular altında kaldı

Konteyner ihtiyaçları olduğunu sözlerine ekleyen Güler, “Uzun süreli konteyner da sorun olur, ancak kısa vadede konteynerler yapılıp insanların çadır kentlerden konteynerlere geçmesi gerekiyor” dedi. Depremde evlerinin yıkıldığını ifade eden depremzede Fidan Asnuk da, 10 gün boyunca çadır yardımı yapılmadığı için soğuk kış şartlarında ve yağmurlu havada dışarda kaldıklarını söyledi. Yaşadıklarını “Ölseydik daha iyiydi” sözleriyle dile getiren Asnuk, “Zar zor bir çadır bulduk, ancak yağmur yağdığında çadırın içi dolu su oluyor. Konteyner için ismimizi yazdıklarını söylediler ama şimdiye kadar bir şey çıkmadı” diyerek yaşadıklarını dile getirdi.

Tek isteğimiz bir konteyner

Çadırların barınma ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirten Ayten Ozçelebi ise, “Konteyner sorunumuzun çözülmesini istiyoruz. Diğer taraftan, ev sahipleri daha önce bin lira olan kira fiyatlarını 5 bine kadar çıkarmışlar. Ev sahiplerinin kiracılara yaptığı zulümdür, bu sorunun da çözülmesi gerekiyor” dedi.

Haber: Mahmut Altıntaş / MA

#Aylardır #konteyner #verilecek #diye #bekliyorlar

Gazeteci Yılmaz ve Mütftüoğlu tutuklandı

Gazeteciler Sedat Yılmaz ve Dicle Mütftüoğlu hakkında tutuklama kararı verildi

Ankara merkezli soruşturma kapsamında 15 kentte düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 19 kişiden Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz tutuklandı.

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Yılmaz #Mütftüoğlu #tutuklandı

Ahmet Türk: Çözüm demokratik değerler etrafından birleşmek

Yeşil Sol Parti’nin Mersin’de düzenlediği toplantıda konuşan Ahmet Türk, “Halkımız bu seçimlerde bugüne kadar yürütülen baskı ve inkar politikalarına gereken cevabı verecektir’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mersin İl Örgütü, Kürt siyasetçi Ahmet Türk’ün de katılımıyla seçim çalışmalarına ilişkin sivil toplum örgütleri ve kanaat önderleri ile toplantı düzenledi. Akdeniz ilçesi Nobel Hotel’de düzenlenen toplantıya, Türk’ün yanı sıra Yeşil Sol Parti milletvekili adayları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe yöneticileri ve çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi ile kanaat önderi katıldı.

Toplantıda, 14 Mayıs seçimleri, siyasal gündem ve Kürt sorunu gibi başlıklar değerlendirilerek, çözüm önerileri tartışıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan HDP İl Eşbaşkanı Hoşyar Sarıyıldız, Kürt halkının yüzyıllardır katliam ve imha politikaları ile yüz yüze olduğunu belirterek, yaklaşan 14 Mayıs seçimlerinin de bu nedenle tarihi bir öneme sahip olduğuna işaret etti.

‘Türkiye’de bir bütün olarak demokrasi sorunu var’

Ardından söz alan Kürt siyasetçi Ahmet Türk, salonda bulunanları selamlayarak konuşmasına başladı. 14 Mayıs seçimlerinin önemine değinen Türk, bu seçimlerin aynı zamanda ezilen halklar içinde tarihi bir fırsat taşıdığına dikkati çekti. Türk devamla, “İnanıyorum ki, halkımız bu seçimlerde bugüne kadar yürütülen siyaseti, baskı ve inkar politikalarını ortadan kaldırmak için gereken cevabı verecektir. Bugün baktığımızda Kürt sorunu elbette Türkiye’nin en büyük sorunu ama Kürt sorunun yanında emekçilerin de sorunu var. Aslında Türkiye’de bir bütün olarak demokrasi sorunu var. Eğer bu ülkede demokrasiyi kalıcı hale getiremezsek, demokratik bir düzeni oluşturamazsak inan ki ne Kürt sorunu, ne de demokrasi sorunu çözülür” diye belirtti.

Çözüm demokratik değerler etrafından birleşmek

İktidarın, toplumsal kesimlere yönelik baskıları giderek daha da arttırdığına işaret eden Türk, çözümün demokratik değerler etrafında buluşmaktan geçtiğini kaydetti. Türk şöyle konuştu: “Yıllardır siyaset yapıyoruz. Özellikle Kürt halkı bu noktada çok büyük bedeller ödedi ve hala da bu bedelleri ödemeye devam ediyor. Newrozları biliyorsunuz. 1994-1995 dönemlerinde kendi bayramını kutlamak isteyen ne çok insanımız alana çıktığı için katledildi. Bugün de bu siyaset devam ediyor. Bugün 10 bin siyasetçi yoldaşımız sadece fikirlerini dile getirdiği ve inkar edilen halkların haklarını talep ettiği için zindanlarda. Yine bu baskıların Türkiye genelinde demokrasi güçleri ve devrimciler üzerinde de oluştuğunu görüyoruz. O zaman hedefimiz ve mücadelemiz, bir bütün olarak faşizme karşı çıkmak, demokratik bir gelecek için ortak demokratik değerler etrafında buluşmak olmalıdır.”

Toplantı, sivil toplum örgütü temsilcileri ve kanaat önderlerinin konuşmaları ile devam etti.

HABER MERKEZİ

#Ahmet #Türk #Çözüm #demokratik #değerler #etrafından #birleşmek